GENEL - 01 Kasım 2020 Pazar 09:51

Deprem profesöründen şok açıklama

A
A
A
Deprem profesöründen şok açıklama

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Mühendislik Fakültesi Dekanı Jeofizik Mühendisi Prof.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Mühendislik Fakültesi Dekanı Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Tolga Bekler, İzmir açıklarında meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremle ilgili açıklamalarda bulundu. Bekler, “1970’deki Gediz, 1992’deki yine Seferihisar ya da Manisa depremlerini yaşadık. Maalesef deprem konusunun her 10 senede bir yaşandığı bir ülkede yine benzer depremleri görmeye alışmamız gerekiyor” dedi.


Ege Bölgesi’nde meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremin yıkıcı özellikleri olduğunu belirten ÇOMÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Tolga Bekler, “Baktığımız zaman depremin yıkım özelliği oluşturabilecek nitelikte bir deprem. Özellikle de mühendislik hizmeti almamış binalarda veya belli bir mukavemet göstermiş, zayıflamış binalarda bu tür büyüklükteki depremlerin yıkım özellikleriyle karşılaşmamız muhtemeldir. Depremi üreten fay sistemleri sadece Sisam Adası’nın Kuzeyinde değil, yine aynı zamanda karada da devamı olan belli bir fay sistemleri var, farklı geometrilere sahip. Bakıldığı zaman bunların dönem içerisinde tarihsel ya da aletsel dönem diye tabir ettiğimiz, ölçülebilir niteliklere sahip İzmir çevresi; Aydın, Manisa’da olduğu gibi depremlerle karşı karşıya kalmışız” dedi.



“Ülkemizde her 10 yılda bir gördüğümüz depremlere alışmamız gerekiyor”


Büyük çaptaki depremlerin neredeyse her 10 yılda bir yaşandığına ve bu depremlere alışılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Bekler, “Ege Bölgesi’nin bu hareketlilik kapsamında bizim bu tektonik çerçevede, depremsellik kapsamı içerisinde çok küçük depremleri sıklıkla gördüğümüz, büyük depremleri daha seyrek gördüğümüz bir karaktere sahip. Özellikle Afrika Levhası ile Avrasya Levhası gibi çok büyük devasa levha arasında kalmış Anadolu bloğunun bu sıkışma zonları içerisindeki rahatlama evresinde Ege Bölgesi’ndeki açılma rejimi diye tabir ettiğimiz ve genelde de horst graben sınırlarını oluşturan faylar, bu tip depremleri oluşturabiliyor ve oluşturmaya da devam edecektir. 1970’deki Gediz, 1992’deki yine Seferihisar ya da Manisa depremlerini yaşadık. Maalesef deprem konusunun her 10 senede bir yaşandığı bir ülkede yine benzer depremleri görmeye alışmamız gerekiyor” diye konuştu.



“Ege depremi Marmara’yı etkilemez”


Ege Bölgesi’nde yaşanan depremin uzmanların devamlı tartıştıkları ve bekledikleri büyük Marmara depremini etkilemeyeceğini de sözlerine ekleyen Bekler, “Vücudunuzun herhangi bir yerinde oluşabilecek olan kırık ya da çatlağın, vücudunuzun başka bir bölümündeki başka bir kemiği harekete geçirmemesiyle hemen hemen aynı bir durum. Tektonizma dediğimiz bu yapı içerisindeki unsurların her birinin ayrı bir karakteri var, her biri ayrı bir kişilik. Marmara’dan geçen Kuzey Anadolu fayının farklı parçalarına ait geometrik sistemler ile Ege Bölgesi’ndeki geometrik sistemler birbirinden çok farklı. Ancak, birbirlerine çok yakın olan fayların gerinme aktarımı neticesinde yeni ve müstakil depremleri görme ihtimalimiz var. Ama dün meydana gelen deprem için söylememiz şu an için söz konusu görülmemekle beraber, ileri seviyede sismolojik, jeofizik ve jeodezik çalışmalarla daha net şekilde konuşulacağı net bir şekilde görülebilir. Özellikle yakın faylar için söylenebileceğini düşünüyorum. Şimdi yer içerisi oldukça karmaşık bir yapıya sahip ve bu yapı içerisinde bizim bildiklerimiz oldukça sınırlı. Ama şunu çok iyi biliyoruz ki hem bu fizik kanunudur. Yer içerisinde gelen basınç karşısında alan gerinmeye başlar, gerinme noktası belli bir aşamaya kadar devam eder ve yer bu aşamaya kadar olabildiğince mukavemet göstermeye çalışır, yenilmesi durumunda da kırılma oluşur. Ve bu bir yırtılma sürecidir. Bir kağıdın yırtılması gibi anlık bir süreç değildir ve bu sürecin içerisinde enerji yavaş yavaş azalmaya başlar, olağan durumuna geçer” şeklinde konuştu.



“Büyük depremin hemen ardından daha büyük bir deprem gördüğümüz bir durum değil”


İzmir açıklarındaki 6,6 büyüklüğündeki depremin ardından daha büyük bir deprem beklemediklerini de kaydeden Bekler, “Tabii daha büyük bir depremi, mevcut yırtılmanın sürecinden hemen sonra yaşamamız pek gördüğümüz bir durum değildir. Bu ne anlama geliyor? Aynı fayın kısa bir süre içerisinde deprem üretmesi oldukça zayıf görünmektedir ama bu ana şokun büyüklüğüne yakın bir depremin zaman içerisinde oluşması beklediğimiz bir durum. Bu söylemek hakikaten çok zor, orta büyüklükteki bir depremi yaşayabileceğimiz gibi çok daha fazla sayıda küçük depremlerle atlatabileceğimiz bir durum olur bu” dedi.



“Kanun ve yönetmelikler ne kadar fazla uygulanırsa risk o kadar azalır”


1999 yılında Gölcük’te yaşanan 7,5 büyüklüğündeki depremden bu zamana kadarki süreci de değerlendiren Prof. Dr. Bekler, “1999 yılına kadar olan depremlerin süreci içerisinde bina ve deprem yönetmelikleri mevcut ihtiyacı karşılayabilecek nitelikte değildi. Bu kadar ciddi anlamda yapısal hasar, ekonomik ve can kaybı yaşamamıştı Türkiye. 1912 Mürefte, 1939 Erzincan, 1967 Mudurnu ve 1953 Gönen depremlerinin olduğu zamanlarda bu kadar fazla nüfus, yerleşik düzen ve yapısal unsur fazla değildi. Dolayısıyla 1999 depreminden sonra meydana gelen tüm depremleri de kapsayan ve bunların etkilerini olabildiğince düşürmeye yönelik kanun, yönetmelik ve yönergeler ne kadar fazla yerinde uygulanırsa bu risklerden o kadar az etkileniriz diye düşünüyorum. Türkiye’nin en büyük eksiliği maalesef eğitimden ve bilimden uzak kalmasıdır. Ne kadar fazla uzak kalırsak, o kadar fazla zarar göreceğimiz aşikar” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Edremit’te "Vakti Kuşanmak" sergisi açıldı Balıkesir’in Edremit ilçesinde, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle hazırlanan "Vakti Kuşanmak Özgün Örnekler Sergisi" düzenlenen törenle kapılarını açtı. "Her Vakit Yeni Bir İmkândır" sloganıyla hazırlanan ve öğrencilerin sanatsal, kültürel ve bilimsel çalışmalarını içeren sergi, ziyaretçilerden tam not aldı. Edremit Turhan Dökmecioğlu İmam Hatip Ortaokulu ev sahipliğinde gerçekleştirilen anlamlı etkinliğe; Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş, Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Selahattin Kal, Edremit İlçe Milli Eğitim Müdürü Ramazan Esmen, Edremit Belediye Başkan Yardımcıları Metin Tuncer ve Coşkun Taşkın’ın yanı sıra okul müdürleri, öğretmenler, veliler ve çok sayıda öğrenci katılım sağladı. Kâbe ve Mescid-i Aksa maketleri dikkat çekti Öğrencilerin uzun süren emekleri sonucunda ortaya çıkan sergide, özellikle el emeğiyle hazırlanan sembolik Kâbe ve Mescid-i Aksa maketleri en çok dikkat çeken eserler arasında yer aldı. Kültürel ve dini değerlerin sanatla harmanlandığı organizasyonda; özgün resim çalışmaları, maketler sergilendi. Kaymakam Odabaş ve beraberindeki heyet, stantları tek tek gezerek projelerin detayları hakkında bilgi aldı. Dünya şampiyonlarına ödül yağmuru Etkinlik, sadece sergi açılışıyla sınırlı kalmadı; Edremit’in eğitimdeki uluslararası gururu da törende taçlandırıldı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uluslararası alanda düzenlenen robotik yarışmada dünya birinciliği elde ederek Türkiye’nin göğsünü kabartan başarılı öğrenci ve danışman öğretmenlere protokol üyeleri tarafından ödülleri ve başarı belgeleri takdim edildi. Öğrencilerin hem sanatsal becerilerini hem de kültürel birikimlerini yenilikçi projelerle ortaya koydukları "Vakti Kuşanmak" sergisi, toplu hatıra fotoğrafı çekimi ve okul idaresinin teşekkür konuşmalarıyla sona erdi.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, çocukları bilim ve çevreyle buluşturdu Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Çevre Eğitim ve Bilim Merkezi (ÇEBİM), mayıs ayı boyunca gerçekleştirdiği eğitim ve atölye programlarıyla çocukları bilim, çevre ve sürdürülebilirlik temaları etrafında bir araya getirdi. Farklı yaş gruplarına yönelik hazırlanan etkinliklerde öğrenciler hem eğlenerek öğrendi hem de çevre bilinci kazandı. Mayıs ayı programı kapsamında; su tasarrufu, su varlıkları, biyolojik çeşitlilik, orman ve toprak ekosistemi, sürdürülebilir yaşam ve döngüsel ekonomi gibi birçok farklı konuda eğitimler gerçekleştirildi. Ayrıca takımyıldızı tasarım, topaç yapımı ve akciğer modeli yapım atölyeleriyle öğrenciler uygulamalı etkinliklere katılarak bilimsel süreçleri deneyimleme fırsatı buldu. Çocuklar deneyimleyerek öğreniyor Programlar; Sürdürülebilirlik ve Çevre Eğitim Derneği (SÜRÇED), SİSKAD Derneği ve BASKİ iş birlikleriyle gerçekleştirildi. Eğitimlerde çevre farkındalığı, geri dönüşüm, sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları ve doğa sevgisi üzerine çeşitli uygulamalı çalışmalar yapıldı. Çevre Eğitim ve Bilim Merkezi’nde düzenlenen etkinliklerde öğrenciler interaktif düzeneklerle bilimsel konuları keşfederken aynı zamanda çevreyi korumanın önemi hakkında bilinç kazandı. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, çocukların erken yaşta bilim ve çevre bilinciyle yetişmesine yönelik eğitim çalışmalarını sürdürmeye devam edecek.
İzmir Diş hekimine haksız kazançtan tutuklama İzmir’in Torbalı ilçesinde, görev yaptığı kamu hastanesinde hastalardan özel tedavi vaadiyle para alarak haksız kazanç sağladığı öne sürülen diş hekimi tutuklandı. İddiaya göre Torbalı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde görev yapan diş hekimi F.İ., (45) hastalardan farklı miktarlarda para talep ederek devlet hastanesi dışında özel diş tedavisi yapma sözü verdi. Tedavileri gerçekleştirmeyerek çok sayıda vatandaşı mağdur ettiği öne sürülen şüpheli hakkında, hastaların hastane yönetimi ve savcılığa başvurması üzerine hukuki süreç başlatıldı. Şikayetlerin ardından gözaltına alınan şüpheli hekim, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. İdari soruşturma başlatıldı Yaşanan gelişmelerin ardından Torbalı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi yönetiminin gelen şikayetleri değerlendirerek şüpheli hakkında idari soruşturma başlattığı öğrenildi. Hastane idaresinin kamu zararının oluşmaması adına gerekli adımları attığı ifade edilirken, F.İ. hakkında başka şikayet dosyalarının da bulunduğu bildirildi. Tutuklanan şüphelinin memuriyetten çıkarılmasına yönelik hazırlanan dosyanın ise Sağlık Bakanlığı’na gönderildiği belirtildi. Öte yandan diş hekimi F.İ.’nin eşi olan ve aynı hastanede görev yapan M.İ.’nin ise 1 ay önce tutuklandığı öğrenildi.
Ankara HAK-İŞ Genel Başkan Vekili Sert: "Sumud aktivistlerinin İsrail güçlerince alıkonulmasını protesto ediyoruz" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkan Vekili Devlet Sert, Küresel Sumud Filosu’nun alıkonulması hakkında, "HAK-İŞ Teşkilatı olarak umudun seferi olan Sumud aktivistlerinin İsrail güçlerince uluslararası sularda hukuksuz şekilde alıkonulmasını, fiziksel ve psikolojik işkenceler edilmesini, hapishanelere gönderilmesini protesto ediyoruz" dedi. HAK-İŞ, Küresel Sumud Filosu’nda yer alan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin ile alıkonulan tüm aktivistlerin serbest bırakılması üzerine ABD Ankara Büyükelçiliği önünde eylem düzenlendi. Burada açıklamalarda bulunan HAK-İŞ Genel Başkan Vekili Devlet Sert, İsrail’in uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalarına tepki gösterdi ve aktivistlerin güvenli şekilde ülkelerine dönmelerinin talep etti. İsrail’in hukuksuzluğuna bir yenisini daha eklediği belirten Sert; Genel Başkan Arslan ve Genel Sekreter Yardımcısı Zengin’in daima yanında olacaklarını sözlerine ekledi. "Sumud aktivistlerinin İsrail güçlerince alıkonulmasını protesto ediyoruz" İsrail’in, Küresel Sumud Filosu’nu hukuka aykırı bir şekilde ele geçirdiğini belirten Sert, "Kudüs davasını sırtlayan Filistin halkına kesilen cezaların en büyüğü Gazze’de yaşanan katliamdır. Gazze halkı, ümmetin namusu sayılan Kudüs’e ve Mescid-i Aksa’ya sahip çıktığı için, yeryüzünün en barbar katliamına maruz kalmıştır. 2 gündür HAK-İŞ Teşkilatı olarak umudun seferi olan Sumud aktivistlerinin İsrail güçlerince uluslararası sularda hukuksuz şekilde alıkonulmasını, fiziksel ve psikolojik işkenceler edilmesini, hapishanelere gönderilmesini protesto ediyoruz" diye konuştu. "Devletimizin başından beri olayları titizlikle takibi bizleri elbette gururlandırıyor" Genel Başkan Arslan’ın da bu filoda yer aldığını dile getiren Sert, "Ömrünü, Kudüs ve Filistin davasına adamış Konfederasyonumuzun Genel Başkanı Mahmut Arslan da bu aktivistlerden birisi. Büyük ve güçlü devletimizin başından beri olayları titizlikle takibi bizleri gururlandırıyor. Dün hepimiz psikolojik ve fiziksel şiddet içeren işkencelerin görüntüleri gördük. Bu görüntülerdeki Siyonist Bakan Ben Gvir, yere yatırdıkları Sumud aktivistlerine ‘İsrail’e hoş geldiniz’ diyor. Kendi ülkesinin dahi kabul etmediği, içlerine sindiremedikleri bu görüntüleri biz hiç kabul etmiyoruz. Biz sizi ve Siyonizm’in hiçbir temsilcisini kabul etmiyoruz. Yüzyıllardır Filistin toprağı olan o topraklara İsrail toprağı diyemezsin" şeklinde konuştu. "ABD’nin dış yardımlarının en büyük hamisi İsrail ve Yahudi lobisi" Sert, İsrail ve ABD’nin ortaklaşa birçok hukuksuzluk oluşturduklarını ifade ederek, "Ey Amerika. Gazzeli çocuklara ekmek götüren, ilaç götüren ve umut götüren Sumud filosuna uluslararası sularda saldıran İsrail’e söyleyeceğiniz bir şey var mı? Ama söylemezsiniz. Niye biliyor musunuz? Çünkü ABD’nin dış yardımlarının en büyük hamisi İsrail ve Yahudi lobisi. Sözde İsrail Devleti’ni ilk tanıyan ülke de ABD’dir" ifadelerine yer verdi.