KÜLTÜR SANAT - 27 Eylül 2025 Cumartesi 16:59

Troya’da 4 bin 500 yıllık altın broş ve yeşim taşı bulundu

A
A
A
Troya’da 4 bin 500 yıllık altın broş ve yeşim taşı bulundu

Çanakkale’de, 5 bin 600 yıllık geçmişe sahip Troya Ören Yeri’nde yürütülen kazı çalışmalarında Troya’da 4 bin 500 yıllık altın broş ve yeşim taşı gün ışığına çıkarıldı. Troya Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, yapmış olduğu açıklamada, "Bu tipolojik buluntuyla biraz tarihlendirme sorununu da çözmüş olacağız" ifadeleri yer aldı.


Çanakkale’de, 5 bin 600 yıllık geçmişe sahip Troya Ören Yeri’nde Tevfikiye köyü sınırlarında yer alan 5 bin yıllık medeniyete ev sahipliği yapan Troya Ören Yeri Kazılar 2025 yılı çalışmaları devam ediyor. Çalışmalar sırasında 4 bin 500 yıllık altın broş ve yeşim taşı gün ışığına çıkarıldı. Troya Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan ve Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Reyhan Körpe buluntular hakkında açıklama yaptı.


‘Troya’da çıkması ayrı bir önem taşıyor’


Kültür ve Turizm Bakanlığının ‘Geleceğe Miras Projesi’ çerçevesinde Prof. Dr. Rüstem Aslan başkanlığında yapılan kazılarda bulunan altın broş ve yeşim taşı hakkında açıklamalarda bulanan Kazı Başkanı Arslan; "Yaklaşık M.Ö. 2500 yılına tarihlenen küçük bir hazine buluntusu keşfedildi. Bu buluntunun önemine özellikle 19’uncu yüzyıldaki Heinrich Schliemann’ın bulup yasa dışı yollarla kaçırdığı hazinelerle birlikte değerlendirmek gerekiyor. O hazine buluntularının içinde bizim bulduğumuz altın iğne broş ve diğer yeşim taşı ve diğer bronz iğne tipolojisinde buluntular da var fakat altın broş tipindeki buluntunun 2-3 örneği söz konusu. Bir kere bu birçok tartışmayı birinci açıdan özellikle eserlerin çıktığı yerde sergilenmesi ilkesinin yani Troya Müzesi’nde sergilenmesi ilkesinin en somut örneğini oluşturuyor. İkincisi, özellikle kronolojik yani 19’uncu yüzyıldan itibaren kronolojik açıdan tam tarihlenememişti bunlar yani tartışılıyordu. Burada hem bu tipolojik buluntuyla biraz tarihlendirme sorununu da çözmüş olacağız. Gerçekten ender bir buluntu. Tabi Troya’da çıkması ayrı bir önem taşıyor diğer hazine buluntularıyla beraber. Bundan sonra da zaten yapılacak kazı ve çalışmalarda bu buluntuları destekeleyecek mimari ve diğer çanak çömlek gibi arkeolojik konteksiyle beraber diğer buluntularla beraber yayına hazırlayıp Troya Müzesi’nde sergilenecektir" ifadelerine yer verdi.


‘Troya’nın dünyanın Tunç çağlarında önemli bir ticaret merkezi’


Troya Antik Kenti Kazı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Reyhan Körpe ise "Yaklaşık 160 yıldan bu yana devam eden Troya kazılarının en önemli buluntularından biri bu sene 2025 yılı kazılarında ele geçirildi. Bu sene ‘6M’ sarayının önündeki dolguda yapılan çalışmalarda bir adet altın broş, yeşim taşı ve çeşitli kemik aletler ortaya çıkartıldı. Özellikle bulunan bu altın broş, iğne, örneklerini Schliemann’ın 19’uncu yüzyılda yaptığı kazılarda bulduğu ve Troya Hazinesi olarak bilinen hazine buluntularından birine çok fazla benzemesi bu eserin Schliemann’dan sonra Troya’da bulunan en önemli buluntu olduğunu ortaya koymaktadır. Schliemann’ın bulduğu Troya Hazinesi içerisindeki altınlar uzun yıllar boyunca gerçekliği tartışılmış ama daha sonra yapılan çalışmalarda bu altınların Çanakkale bölgesindeki madenlerde çıkartılan altınlardan yapıldığı anlaşılmıştı. Bu seneki kazılarda bulunan bu broş, bu eserler içerisindeki eserler kadar kaliteli ve artistik bir yapıya, dokunuşa sahip. Ayrıca bu hazinenin gerçekten Troya’da yapılmış olduğunu gösteriyor. Diğer bulunan yeşim taşı ise Troya’ya yaklaşık binlerce kilometre doğudan, Çin’den, Afganistan’dan gelmiş bir taş. Bu da Troya’nın dünyanın Tunç çağlarında önemli bir ticaret merkezi olduğunu gösteriyor. Troya kazıları 2014yılından bu yana Prof. Dr. Rüstem Aslan başkanlığında ve benim onun yardımcılığımda devam etmekte. Bu kazılarda bu sene bulduğumuz bu broş, yeşim taşı ve çeşitli kemik aletler, Troya’nın hala sırlarını sakladığını, verecek şeylerinin hâlâ olduğunu bize göstermesi bakımından oldukça önemlidir" şeklinde konuştu.



Troya’da 4 bin 500 yıllık altın broş ve yeşim taşı bulundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Ramazan’da ete zam yok Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras, Ramazan ayında et fiyatlarının yükselmemesi için gerekli çalışmaların devlet tarafından yapıldığını söyleyerek, "Tüketicilerimiz Ramazan ayında etini ve kıymasını uygun şekilde yiyebilecek" dedi. 2025 yılının dünya genelinde hayvancılık ve üreticiler açısından sıkıntılı geçtiğini söyleyen Ercan Aras, "Tabi 2025 yılı üreticilerimiz için gerçekten sıkıntılı bir yıl oldu. Çünkü üreticilerimiz için 2025 yılı hastalıklarla mücadeleyle geçen bir yıl oldu ve girdi maliyetlerinin gerçekten yüksek olduğu bir yıl oldu. Üreticilerimizle 2025 yılını gerçekten çok büyük kayıplarla bitirdik ve üreticilerimiz için sıkıntılı bir yıl olarak geçti. Tabi şöyle de baktığınız zaman dünya geneline de baktığınız zaman aslında dünyaya genelinde de bu üreticiler ve hayvancılık yapan üreticiler için sıkıntılı bir yıl olarak geçti. Çünkü dünya genelinde artık hayvan sayısında hem kuraklığın verdiği etkiyle hem de hayvan sayısının azalması ile beraber gerçekten dünyanın her yerinde et fiyatlarında belli yükselmeler oluşuyor. Özellikle de Amerika’da bu çok yoğun şekilde oluşmaya başladı. Amerika’da oluşan bu kuraklıktan dolayı Amerika’da da çok yüksek şekilde ette sıkıntı oluşmaya başladı. Bu Avrupa’da da dünyanın her tarafında da ette sıkıntı olmaya başladı. İşte büyükbaş hayvan sayısında azalmalar oluşmaya başladı. Tabi bununla ilgili üretim planlamasını yapılması lazım. Bununla ilgili üretimde sıkılık verilmesi lazım. Tabi ülkemizde ne kadar ette yükselme varsa insanlar şikayetçi ise dünyanın her tarafında var. Ülkemizde de 2024-2025 yılları arasında yüzde 28 ile yüzde 35 arasında fiyatta bir yükseklik oldu ama girdi maliyetleri besili fiyatlarını hesapladığımız zaman bu yüzde 50’lerin üzerinde oldu. Tabi bu da üreticilerimiz için gerçekten sıkıntılı bir yıl oluşmasına sebep oldu. Çünkü enerji fiyatları, yem maliyetleri, işçilik maliyetleri ve girdi maliyetleri çok yüksek olunca bizim üreticilerimiz gerçekten çok büyük sıkıntı yaşamaya başladı. Şu anda da besilik hayvanda tedariğinde çok sıkıntı yaşanıyor. Besili hayvan gerçekten ülkemizde şu anda çok az. Devletimiz de bundan dolayı şu anda besilik angus getiriyor. Besilik hayvan getirmeye çalışıyor. Bu da tabii bizim kapasitelerimizin yüzde 7-8’ine tekamül etmektedir. Bu bizim üreticilerimizi şu anda besihanelerine, çiftliklerine şu anda pek fazla etki etmiyor ama piyasadan aldığımız normal yerli aldığımız besilik hayvanlar ve girdi maliyetleri gerçekten şu anda çok yüksek" dedi. "Ramazan’da ete zam yok" Aras, Ramazan ayında tüketicilerin uygun et ve kıymaya ulaşabilmesi için devlet tarafından gerekli çalışmaların yapıldığını söyleyerek, "Tabi gelecekte et fiyatları çok yüksek olacak. Yani dünyada nasıl yükseliyorsa bizde de yükselecek. Yani bunun yükselmemesinin bir ihtimali yok. Buna bizim hazırlıklı olmamız lazım yani et fiyatlarını biz dünyanın altında uyguna yiyeceğiz veya daha ucuz et tüketeceğiz diye bir kaide yok. Yükselecek ama şöyle bir şey var. Tabi mübarek Ramazan ayı yaklaşıyor. Ramazan ayında et fiyatları yükselecek mi dersek yükselmeyecek. Görüntü bu şekilde çünkü devletimiz tarafından bununla ilgili çalışmalar yapıldı. Kasaplık et, karkas et şu anda çok yoğun şekilde gelmekte. Et fiyatlarının yükselmesini de baskılamaktadır. Yani aslında bizim nihai tüketicimiz rahatlıkla Ramazan’ı daha uygun şekilde geçirecek. Daha uygun şekilde etlerini kıymalarını yiyecekler. Herhangi bir huzursuzluğa ve herhangi bir sıkıntı olmayacağını biz tahmin ediyoruz. Fakat bayramdan sonra ne olacak yani bana göre et fiyatları yükselecek ve yükselmesi de lazım. Çünkü maliyetler gerçekten çok yüksek. Her geçen gün şu anda yükselmektedir. Yani yem fiyatları, girdi maliyetleri yüzde 50-60’ın üzerine çıkmakta. Üreticimizi de şu anda bu maliyetler karşısında ezmememiz lazım. Ezdiğimiz zaman eti ucuz yedireceğiz deyip de fiyatları geriye çektiğimiz zaman bu sefer üretici kalmaz. Zaten şu anda anaç hayvanların çok kesilmesi, genç üreticilerin piyasaya girmemesi ve hali hazırlığı olan üreticinin piyasadan çekilmesi zaten şu anda piyasada bir dargınlık, bir daralma oluşturuyor. Bundan dolayı da çok büyük daralma olacak. İşte bu sebeplerden dolayı bizim şu anda üreticiye para kazandırmamız lazım. Yoksa üreticinin elindeki hayvanları ucuza alacağız diye, et fiyatlarını düşüreceğiz diye yaparsak baskılarsak o zaman üretici üzmüş oluruz. Gelecekte daha büyük sıkıntılar yaşarız. Zaten dünyada mal bulamıyoruz, mal fiyatları yükseliyor. Yani diğer ülkelerde, ithalat yaptığımız kendini şu anda sıkmaya başladılar vermemeye çalışıyorlar. Çünkü onlar da mal bulmakta sıkıntı yaşıyorlar. O yüzden bizim kendi üreticimizi çiftçimizi değerlendirmemiz lazım, korumamız lazım, para kazandırmamız lazım ve desteklememiz lazım ki bu ülkenin gıda güvenilirliğini oluşturmamız lazım" ifadelerini kullandı.
Bursa Belediye Başkanından yeşil alan talebine hızlı cevap Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Kızılcıklı ve 30 Ağustos Zafer mahallelerinde vatandaşlarla bir araya gelerek, mahalle sakinleri tarafından iletilen talepleri yerinde dinledi. Gerçekleştirilen saha ziyaretlerinde, iletilen taleplerin yalnızca not edilmekle kalmadığı; ilgili birimler ve kurumlarla birlikte çözüm sürecinin de sahada değerlendirildiği vurgulandı. Başkan Özsdemir Kızılcıklı Mahalle sakinlerinin yeşil alan talebine hızlıca cevap verip bölgede ağçalandırma çalışması başlattı. Nilüfer Belediyesi’nin katılımcı belediyecilik anlayışı doğrultusunda yapılan ziyaretlerde Başkan Şadi Özdemir’e, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları Zerrin Güleş ve Şirin Arıbaş da eşlik etti. Kızılcıklı Mahallesi sakinlerinin yeşil alan talebi doğrultusunda başlatılan ağaçlandırma çalışması, mahalledeki ortak dayanışma anlayışının güzel bir örneği oldu. Mahalle sakini Nadim Gül başta olmak üzere Kızılcıklı Mahallesi sakinlerinin talepleri, Mahalle Muhtarı Ülkü Celep aracılığıyla Nilüfer Belediyesi’ne iletildi. Bu talep doğrultusunda belediye ekipleri tarafından uygun alan belirlenerek ağaçlandırma çalışması başlatıldı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in de katıldığı çalışmada, fidanlar mahalle sakinleriyle birlikte toprakla buluşturuldu. Başkan Özdemir, küreği eline alarak mahalle halkıyla birlikte dikim çalışmasına katıldı. Muhtar Azası İsmail Osmanoğlu ve Mahalle Temsilcisi Şakir Öner Tüle’nin de yer aldığı ağaçlandırma çalışması, mahalledeki dayanışma ruhunu bir kez daha ortaya koydu. Gelişmekte olan mahallelerin ihtiyaçlarını yakından takip ettiklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, belediye bütçesinin halkın bütçesi olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Belediyenin bütçesi vatandaşa ait. Biz de sizlere hizmet eden, sizlerin memurlarıyız. Sizlerin talep etmesi, bizim de bu talepleri karşılamaya çalışmamız son derece doğal. Nilüfer’de çocuklarımızın ve gençlerimizin keyifle vakit geçirebileceği alanları birlikte oluşturmak istiyoruz." Mahalle sakinleri ise taleplerine kısa sürede karşılık verilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, dikilen ağaçlara çocuklarının isimlerini vereceklerini, fidanları sahiplenerek koruyacaklarını ifade etti. Kızılcıklı Mahallesi’ndeki çalışmanın ardından Başkan Şadi Özdemir, vatandaşlardan gelen talep üzerine 30 Ağustos Zafer Mahallesi’ni ziyaret etti. Nasrettin Hoca Bulvarı Kayapa Sanayi girişi civarında yapımı süren kaldırım çalışmaları nedeniyle iş yerlerine erişimde yaşanan sıkıntıların esnafı olumsuz etkilediğini belirten mahalle sakinlerinin çağrısı üzerine bölgeye giden heyet, konuyu sahada değerlendirdi. Başkan Özdemir, Bursa Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım Şube Müdürü İsmail Keskin ile birlikte bölgede incelemelerde bulunarak, yaşanan sorunların çözümüne yönelik görüş alışverişinde bulundu. Mahalle Muhtarı Halil Özçoban ve vatandaşlarla birebir görüşmelerin yapıldığı incelemede, sürecin esnafın günlük yaşamını ve ticari faaliyetlerini aksatmadan ilerlemesi için atılabilecek adımlar ele alındı. Belediye Başkanlığı görevini yalnızca yetki alanlarıyla sınırlı görmediklerini ifade eden Başkan Özdemir, vatandaşlardan gelen her talebi önemsediklerini belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Bir konunun hangi kurumun sorumluluğunda olduğundan önce, o konunun hemşehrilerimizin hayatını nasıl etkilediğine bakıyoruz. Bizim için önemli olan, vatandaşımızın derdinin sahipsiz kalmaması. Bu nedenle iletilen her talebi dinliyor, çözümle buluşması için ilgili kurumlarla birlikte süreci takip ediyoruz." Ziyaretin sonunda 30 Ağustos Zafer Mahallesi sakinleri, kendilerini dinlemek ve çözüm için sahaya gelen Başkan Şadi Özdemir’e sürpriz yaptı. Mahalleli, Başkan Özdemir’in doğum gününü pasta keserek kutladı. Bu içten jest karşısında duygulanan Başkan Özdemir, mahalle sakinlerine teşekkür ederek, her zaman vatandaşların yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti.
İstanbul İşsizlik oranı Aralık ayında yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti İşsiz sayısı 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 286 bin kişi azalarak 2 milyon 736 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,8 puan azalarak yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aralık ayı İşgücü İstatistikleri’ni açıkladı. Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 286 bin kişi azalarak 2 milyon 736 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,8 puan azalarak yüzde 7,7 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,3 iken kadınlarda yüzde 10,5 olarak tahmin edildi. Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 49,1 oldu İstihdam edilenlerin sayısı 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 42 bin kişi azalarak 32 milyon 685 bin kişi, istihdam oranı ise aynı seviyede kalarak yüzde 49,1 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,8 iken kadınlarda yüzde 31,7 olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı yüzde 53,2 olarak gerçekleşti İşgücü, 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 328 bin kişi azalarak 35 milyon 421 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,5 puan azalarak yüzde 53,2 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,3 iken kadınlarda yüzde 35,5 oldu. Genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 14,1 oldu 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak yüzde 14,1 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 12,0, kadınlarda ise yüzde 18,2 olarak tahmin edildi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 43,1 saat oldu İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 0,8 saat artarak 43,1 saat olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış atıl işgücü oranı yüzde 28,6 oldu Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 28,6 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,1 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 19,5 olarak tahmin edildi.
Gaziantep Depremin yıktığı Nurdağı küllerinden doğdu Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde büyük yıkım ve derin acıların yaşandığı Gaziantep’in Nurdağı ilçesi küllerinden yeniden doğdu. Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli büyük depremlerin 3’üncü yıl dönümü yaklaşırken acılar hala tazeliğini koruyor. Gaziantep dahil 11 ilde, 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde meydana gelen depremlerde binlerce bina yerle bir oldu. Enkaz altında kalan 54 bin kişinin vefat ettiği, 107 bini aşkın kişinin yaralandığı ve binlerce kişinin uzuvlarını kaybettiği büyük depremlerde Gaziantep’in Nurdağı ilçesinin neredeyse tamamı enkaza döndü. Çalışmalar büyük oranda tamamlandı Depremden en çok etkilenen yerleşim yerlerinin başında gelen Nurdağı’nda neredeyse yıkılmayan ve hasar görmeyen ev kalmadı. Adeta enkaz alanına dönen Nurdağı’nda büyük ve unutulmaz derin acılar yaşandı. Depremin ardından enkaza dönen ilçenin yeniden ayağa kaldırılması için başlatılan çalışmalar büyük oranda tamamlandı. Depremin ardından devletin tüm imkanlarını seferber ettiği Nurdağı ilçesinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı öncülüğünde TOKİ tarafından depreme dayanıklı konutlar, çelik konstrüksiyondan köy evleri ve iş yerleri inşa edildi. Yeni konutlar drone ile görüntülendi Devletin 3 yılda yaptığı yatırımlarla adeta küllerinden yeniden doğan Nurdağı’nda tamamlanan evler ve iş yerleri ise sahiplerine teslim edildi. Depremde en büyük yıkım ve can kaybının yaşandığı Nurdağı ilçesinde yapılan yeni konutlar drone ile görüntülendi. Yürütülen inşa çalışmalarıyla ilçenin silueti değişirken, depremin ilk günlerinde havadan görüntülenen ilçede aradan geçen 3 yılda meydana gelen büyük değişim dikkat çekti. Depremin ilk günlerinde enkaz yığınına dönen ilçede bugün modern ve güvenli deprem konutları yükseldi. İlçede yürütülen dönüşüm çalışmaları kapsamında eski yapıların yerine de yeni yaşam alanları kazandırıldı. Depremden sonra enkaz yığınına dönen mahallelerde düzenli yerleşim alanları, yeni yolları ve konut blokları yükseldi. Gaziantep’te depreme ilişkin yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Vali Kemal Çeber, depremlerin ardından yürütülen çalışmaların sonuna yaklaşıldığını bildirdi. "Çalışmaların sonuna geldik" Depremin yaralarının büyük oranda sarıldığını söyleyen Vali Çeber, "Elhamdülillah diğer illerimizde olduğu gibi Gaziantep’te de önemli oranda toparlandık. Rabbim devletimize zeval vermesin, hayırseverlerimizi, yardımseverlerimizi ve dostlarımızı başımızdan eksik etmesin. Hem fiziken hem de manen ciddi anlamda toparlandığımızı, fiziki anlamda neredeyse çalışmaların sonuna geldiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim" dedi. "10 bin 500 hak sahibi evlerine taşındı" Depremlerin üzerinden geçen 3 yılda yapılan çalışmaları anlatan Çeber, "İl genelinde deprem anında yıkılan binalar ile depremden hemen sonra ağır hasarları nedeniyle yıkmak zorunda olduğumuz ve yıktığımız bina sayısı 19 bin 930’du. Bu rakam toplam 30 bin 130 konuta tekabül ediyordu. Bunun üzerine devletimiz hemen bu sayıyı dikkate alarak Gaziantep’te 29 bin 700 bina yapma kararı aldı. Peyderpey konutların inşaatlarına başladı. Gaziantep genelinde 15 bin 565 hak sahipliği oluştu. Son geldiğimiz noktada 12 bin 500 civarında vatandaşımız kura sonucu hak sahipliği elde etti. Bu hak sahiplerinden 10 bin 700 civarındaki vatandaşımızın anahtarını teslim ettik. 10 bin 500 vatandaşımız da bugün itibariyle evlerine taşınmış oldu. Toplam hak sahiplerinden neredeyse yüzde 75’ini evlerine yerleştirdik. Bugüne kadar biten bina sayımıza bakınca da inşaatına başlanan 29 bin 700 binadan hak sahipliği hakkını elde eden 15 bin 565 kişi tespit edildikten sonra 20 bin civarındaki bina bitti. Bunun 16 bin civarındaki bina depremden sonra yapımına başlanan deprem konutlarıdır. 4 bin binamız da rezerv alanında. Bu binalarda İslahiye ve Nurdağı’nda oluşturduğumuz alanlarda yapılan binalarımız ve binalarda çok küçük işler kaldı. Rezerv alanındaki binalarımız inşallah 2 ay içerisinde bitmiş olacak" ifadelerini kullandı. "Konteynerler kapatılıyor" Depreme ilişkin yürütülen çalışmaları 3-4 ay içerisinde tamamlamayı hedeflediklerini söyleyen Çeber, "Depremlerden sonra Gaziantep genelinde 23 tane konteyner kent vardı. Bu 23 konteyner kentte de neredeyse 70-80 bin civarında insan yaşıyordu. Bugün geldiğimiz son noktada sadece Nurdağı’nda 4 konteyner kentimiz kaldı. Nurdağı depremlerden en çok etkilenen ilçemizdi. İlçenin yapı stokunun da neredeyse yüzde 75’i yok oldu. Nurdağı’nda hak sahipliği yapılarımızda da sona geldi ama hak sahibi olamayanlar ve farklı nedenlerle ilçenin kendi yapı stokunun da tamamlanması sürecinde kısa bir süre daha konteyner kentler devam edecek. Ama onun dışında bütün ilçelerimizde konteyner kentlerimiz sona erdi" şeklinde konuştu. "Gaziantep genelinde hemen hemen işin sonuna geldik" Kırsal mahallelerde de yürütülen çalışmaların da büyük oranda tamamlandığını belirten Çeber, "Köy evleri’ olarak nitelendirilen o muhteşem evlerin yapımında da sona gelindi. Kırsal mahallelerde inşa edilen köy evleri, Gaziantep’e özgü olarak yapıldı ve yapılıyor. Özellikle altyapıda, kanalizasyon, atık su gibi alanlarda, yolların ve kaldırımların yapımında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile beraber çalıştık. Biz kaynağı onlara aktardık. Belediyede yapımı evleri bitirdiğimiz süreye endeksli olarak bitirdi. Hem konut hem de iş yerleri anlamında Gaziantep genelinde hemen hemen işin sonuna geldik" dedi. "Devletimiz tüm gücüyle sürekli alanda" Deprem bölgelerinde depremlerin acılarını ve kayıplarını azaltmaya yönelik manevi ve psikososyal destek gibi farklı alanlarda da faaliyetlerin devam ettiğini belirten Çeber, "Bu süreçte devletimiz zaten tüm gücüyle sürekli alandaydı. Özellikle de depremlerin ilk döneminde neredeyse birkaç haftada bir Cumhurbaşkanımız deprem bölgesindeydi. Bakanlarımız zaten sürekli buradaydı. Bu önem devlet nezdinde hiç azalmadı. Cumhurbaşkanımızın, deprem bölgelerinde görev yapan valilere talimatı, ‘son depremzede güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir şekilde yuvasına kavuşana kadar birinci ve öncelikli işiniz deprem işleriniz’ yönündedir. Biz de bu anlayışla çalışıyoruz. Gerçekten tüm mesai arkadaşlarım da fedakarca çalışıyor" diye konuştu.
Isparta Isparta’da bu çay ocağına stresli giren türkü söyleyerek çıkıyor Isparta’da kurduğu ‘Moral İstasyonu’ isimli çay ocağında hem çay demleyip hem de türküleriyle sohbet havası estiren mahalli ses sanatçı Ramazan Akden, müşterilerine sunduğu ortamla dikkat çekiyor. İçeri adım atan hem stresini kapıda bırakıyor hem de kendini mini bir konserin içinde buluyor. Isparta’da çay ocağı işletmeciliği yapan ve aynı zamanda mahalli ses sanatçısı olarak tanınan Ramazan Akden, çay servisinin yanında mini konserler veriyor. Yaklaşık 30 yıldır çay ocağı işleten Akden’in 15 yıl önce merkeze kurduğu "Moral İstasyonu" isimli çayevi, son yıllarda stres atmak isteyenlerin uğrak noktası oldu. Bağlama, cura ve darbuka gibi enstrümanlardan oluşan yedi kişilik mini orkestrasıyla müşterilerine adeta müzik şöleni sunan Akden, hem çay dağıtıyor hem de sevilen türküleri seslendiriyor. Giyim kuşamına özen göstererek müşterilerine saygısını her fırsatta gösteren Akden, günün stresinden uzaklaşmak isteyenlere adeta terapi gibi bir ortam sunuyor. Yerel halkın yanı sıra farklı ülkelerden yabancı ziyaretçiler de hem çay içmek hem de Akden’in türkülerini dinlemek için çayevini tercih ediyor. "Moral İstasyonu’nu sevgiyle kurduk" Ramazan Akden, Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Eyüpler köyünde doğduğunu belirterek, yıllardır bu işi sürdürdüklerini ifade etti. Kent merkezine 15 yıl önce geldiklerini anlatan Akden, "Bu çay ocağında ‘Moral İstasyonu’ olarak anılmamızda kardeşlerimizle birlikte yıllar boyunca ortaya koyduğumuz emeğin büyük payı var. Bu işi insanları severek yapıyoruz. Halkımıza hiçbir karşılık beklemeden destek olmak, çorbada bizim de tuzumuz olsun istedik" dedi. Eski yerlerinin oldukça küçük olduğunu söyleyen Akden, televizyonlardan gelenlerin "Burası neresi?" sorusuna hep "Moral istasyonu" diye yanıt verdiğini, ilginin artmasıyla birlikte gerçek bir moral istasyonu kurma kararı aldığını belirterek, "Böyle başladı her şey. Yıllar ise su gibi akıp geçiyor" şeklinde konuştu. "İnsanların sevgisi bize güç veriyor" Hayatın kısa olduğunu vurgulayan Akden, insanların birbirini sevmesi gerektiğini söyledi. "İnsanlara sevgiyle yaklaşırsak kötülük olmaz, her şey daha güzel yürür" diyen Akden, dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerin kendisine duyduğu sevgiyi, "Avustralya’dan, Amerika’dan, İngiltere’den, Almanya’dan gelenler var. Öyle güzel mesajlar yazıyor, öyle güzel şeyler söylüyorlar ki. ‘İyi ki varsın’ diyorlar. Yaptığımız türküleri dinleyip yıllar sonra bile bizi ziyarete gelenler oluyor. ‘Senin türkülerini dinledik, onlarla büyüdük’ diyorlar. Bu da bize mutluluk veriyor" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 15 şarkı yaptıklarını, bestelerin müziklerini arkadaşlarıyla birlikte hazırladıklarını, bunun insanlar için moral kaynağı olmasından gurur duyduğunu belirten Akden, "Her gün neredeyse program yapıyoruz, paylaştıkça büyüyoruz" ifadelerini kullandı. Moral İstasyonu’nun herkese açık olduğunu vurgulayan Akden, "Bizi izleyen, dinleyen, haber yapan tüm kardeşlerime, dünyanın dört bir yanındaki gurbetçilere selam olsun. Bizi izlemeye devam etsinler. Daha güzel şeyler yapacağız. Moral İstasyonu daima yanlarında" şeklinde konuştu. "Ramazan ağabeyimizin yanında büyüdük" Ramazan Akden’in türkülerini dinlemeye gelen 21 yaşındaki Emirhan Karataş, "Çocukluğumuzdan beri Ramazan ağabeyimizin yanına gelir, çayını, kahvesini içerdik. Aynı zamanda ondan çok şey öğrendik. Küçükken buradan geçerken içeriden gelen müzikleri duyar, büyüyünce buraya girmenin hayalini kurardık. Ama burası öyle bir yer ki, sadece çocuklar değil, 7’den 70’e herkes geliyor. Ramazan ağabeyimize sonsuz teşekkür ediyoruz. Bizi her zaman sıcak çayıyla, sıcak kahvesiyle ağırlıyor" dedi. "Türküleriyle bize yol gösterdi" Karataş, "Biz Neşet Ertaş ve Muharrem Ertaş’ın türküleriyle büyüdük. Aynı zamanda Ramazan ağabeyimizin türküleri ve müzikleriyle de büyüdük. Burada öğrendiklerimizi devam ettiriyoruz. Kendi arkadaşlarıma, yaşıtlarıma ve öğrenci kardeşlerime buraya gelmelerini tavsiye ediyorum. Buraya gelmek sadece çay içmek için değil; müzik dinlemek, Ramazan ağabeyin güler yüzünü görmek ve onun türkülerini duymak için geliyoruz. Kendisine sonsuz teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Buraya 11 yaşımda geldim, 9 yıldır çok şey öğrendim" "Ben buraya ilk kez 11 yaşımda geldim. Yaklaşık 9 yıldır buradayım ve bu süre içinde bana çok şey kattı" diyen Karataş, "Ramazan ağabey türküleriyle, müziğiyle, sazıyla, sözüyle bize örnek oldu. Umarım ben de ileride onun gibi büyük bir insan olurum. Burada sadece türkü değil, oyun havalarımız da var. Ramazan ağabeyimizin yaptığı oyun havalarını isteyenlere çalıp oynatıyoruz. Yörüğü de geliyor, uzaktan gelen de oluyor. Burada çalıp oynamak isteyen herkese kapımız açık" ifadelerini kullandı.