EĞİTİM - 29 Temmuz 2022 Cuma 10:54

ÇAKÜ yönetimi rehber öğretmenlerle bir araya geldi

A
A
A
ÇAKÜ yönetimi rehber öğretmenlerle bir araya geldi

Çankırı Karatekin Üniversitesi yöneticileri ile Çankırı’da öğrencilerin üniversite bölüm seçimlerinde önemli ölçüde yol gösterici rolü bulunan rehber öğretmenlerin bir araya geldiği toplantıda konuşan Rektör Prof.

Çankırı Karatekin Üniversitesi yöneticileri ile Çankırı’da öğrencilerin üniversite bölüm seçimlerinde önemli ölçüde yol gösterici rolü bulunan rehber öğretmenlerin bir araya geldiği toplantıda konuşan Rektör Prof. Dr. Harun Çiftçi, “Üniversitemiz bünyesinde, Türkiye genelinde etkisi olan bazı önemli fakültelerimiz bulunmaktadır” dedi.


Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) yöneticileri, Çankırı sınırları içerisindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan ve öğrencilerin üniversite bölüm seçimlerinde önemli ölçüde yol gösterici rolü bulunan rehber öğretmenler ile kahvaltı programında bir araya geldi. Uluyazı Kampüsü’nde gerçekleştirilen programda, rehber öğretmenler aracılığı ile Çankırı ilinde yaşayan öğrencilerin tercih sürecinde ÇAKÜ’yü daha iyi tanımaları için çizilecek yol haritaları üzerinde duruldu.


ÇAKÜ’nün öğrenci odaklı ve her zaman paydaşları ile işbirliği içerisinde olan bir üniversite olduğunu, gerçekleştirilen bu toplantının da bu işbirliğinin örneklerinden biri olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Harun Çiftçi, “Biz, sadece üniversitemizin değil, aynı zamanda Çankırı’nın da gelişmesini istiyoruz. Bu vesile ile de öncelikli olarak Çankırı sınırları içerisinde yaşayan genç beyinlerimizi üniversitemize kazandırmak, ardından da bu gençlerimizi yine Çankırı’nın potansiyelinin ortaya çıkartılması adına en iyi şekilde yetiştirip mezun etmek istiyoruz. Bu gaye ile bölümlerimizi yeniden dizayn ediyor, Çankırı’nın bölgesel şartlarına uygun yeni bölümler açmak için çaba sarf ediyoruz. Son zamanlarda Çankırı’ya yatırım taleplerinde bir artış gözlemleniyor. Bu artan yatırım talepleri üzerine, öğrencilerimizi yönlendirebileceğimiz staj ve iş alanlarını araştırıyor, bu amaçla çeşitli firmalar ve kamu kuruluşlarıyla sık sık bir araya geliyoruz. Hem kariyer merkezimiz hem de teknoloji transfer ofisimiz de bu konuda yoğun bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor. Kısaca Çankırı’nın gençlerini Çankırı’ya kazandırmak arzusundayız. Bunun için de ilk olarak kendimizi öğrenci ve velilerimize anlatmamız gerektiğini düşünüyoruz. Tam da bu noktada asıl görev siz rehber öğretmenlerimize düşmektedir. Öğrencilerimizi en iyi tanıyan sizlersiniz. Onlara üniversitemizi tercih etmelerinin avantajlarını, onların da bizden taleplerini bilebilmemiz açısından bir köprü görevi görmektesiniz. Sizlerden gelecek önerileri de bu bağlamda oldukça önemsiyoruz” dedi.


“Üniversitemiz bünyesinde, Türkiye genelinde etkisi olan bazı önemli fakültelerimiz bulunmaktadır” ifadelerine yer veren Çiftçi, “Bunlardan birisi Diş Hekimliği Fakültemizdir. Yeni binasına taşıdığımız bu fakültemizin kliniklerini de büyük ölçüde tamamladık. Güz dönemi gibi halkımıza hizmet vermeye başlamasını planlıyoruz. Diş üzerine yakın zamanda bir doktora programı açmak için de çalışmalarımızı başlattık. Doktora programının başlaması, sürdürülebilir bir akademik çalışmanın yapılmasına da imkan verecek. Hukuk Fakültemiz de öğrencilerin tercihlerinde ilgi gören bir diğer fakültemiz ve nüfus yoğunluğuna göre de ülkemizde en fazla öğrencisi bulunan hukuk fakültesi konumunda bulunuyor. Sağlık Bilimleri Fakültemiz ise aktif 11 tane bölümü olmakla birlikte Türkiye’deki sayılı sağlık bilimleri fakültesi arasında yer alıyor. Fakültelerimizin her biri, kendini her geçen gün geliştirmek için uğraş içerisinde ve gelişen iş imkânlarına göre öğrenci tercihlerindeki değişime ayak uydurmaya çalışıyor. Uluslararası ve ulusal düzeyde çok iyi üniversitelerde lisansüstü eğitim almış hocalardan oluşan kadromuz sayesinde bu değişime olabildiğince hızlı yanıt verdiğimizi düşünüyorum. Sizlerden gelen öneriler ile öğrencilerimizin isteklerini ve kaygılarını anlamaya çalışıyorken bir diğer yandan da iş alanlarındaki talepleri dengeleyebilecek bölümleri oluşturmaya özen gösteriyoruz. Bu amaç doğrultusunda akademik personelimizin yetkinlik alanlarına göre alternatifler üretmeye çalışıyoruz. Bu çalışmalarımız neticesinde bazı meslek yüksekokullarımızı yeniden yapılandırdık. Örneğin, üniversitemizde ziraat alanında yetkinliğe sahip yirmiye yakın akademisyenimizi değerlendirmek adına Gıda ve Tarım Meslek Yüksekokulu açtık. Bu meslek yüksekokulumuzu, bir anlamda da ziraat fakültesinin pek çok faaliyetini gerçekleştirebilecek bir birim olarak düşünebilirsiniz. Özellikle, Çankırı gibi tarım potansiyeli yüksek olan bir ilde açmış olduğumuz bu okulun çok yerinde bir karar olduğu yönünde geri dönüşler de alıyoruz. Meslek yüksekokulumuza bu yıl itibariyle de inşallah öğrenci almaya başlayacağız. Çiftçilik ile uğraşan Çankırılı ailelerin çocuklarını bu meslek yüksekokulumuzda görmek isteriz. Çünkü onların buradan mezun olduktan sonra, bilinçli tarım faaliyetleri yaparak hem ailelerine hem de Çankırı’ya faydalı olduğunu görmek bizleri oldukça mutlu edecektir. Üniversiteler bulundukları şehirlerin lokomotifi olmalıdır ve her ilimize üniversitelerimiz de bu hedef doğrultusunda açılmıştır. Biz bu bilinç ile açmış olduğumuz Gıda ve Tarım Meslek Yüksekokulu’nun Çankırı tarımının lokomotifi olacağına inanıyoruz. Yeni açmış olduğumuz meslek yüksekokullarımızın yanı sıra şehir merkezimizde çok aktif bir meslek yüksekokulumuz da var. Kökeni kurumsal bir yapıya dayanan bu meslek yüksekokulumuz ülkemizin en eski meslek yüksekokullarından biri olup üniversitemizin de bel kemiğini oluşturan pek çok hocamız burada görev yapmaktadır. Üniversitemiz, fen ve mühendislik alanında ise gelişmiş laboratuvarlarına sahip olmasıyla öne çıkmaktadır. ÇAKÜ’yü seçen öğrencilerimiz, bu laboratuvarları kullanabilme imkânından yakalayacaklarını da bilmelidirler” diye konuştu.


Üniversite yönetimi olarak öğrenci merkezli bir yönetim anlayışına sahip olduklarını kaydeden Çiftçi, “Bir özel eğitim kurumunda öğrencilerle nasıl ilgileniliyorsa, biz de aynı özveriyi burada yapmaya gayret gösteriyoruz. Çünkü öğrencilerimizi, geleceğimiz olarak görüyoruz. Bu maksatla da ulaşılabilir bir yönetim anlayışını benimsiyoruz. Öğrencilerimizi yakinen takip ediyor, onların düşünce ve önerilerini dikkate alıyoruz. Bu öğrenci odaklı yönetim anlayışımızı da tüm akademik birimlerimize yansıtmaya çalışıyoruz. Bunun yanında ÇAKÜ, öğrencilerin kendilerini ifade edebilecekleri, öne çıkarabilecekleri ve potansiyellerini keşfedebilecekleri ‘özel’ bir üniversitedir. Bunu desteklemek adına, sadece ders anlatan bir hoca profilinden ziyade, kendilerini geliştirebilmeleri adına bir anlamda öğrencilerimize yaşam koçluğu yapan bir hoca profilini oluşturmaya gayret ediyoruz. Bu noktada da, öğrencilerimizin akademik yetkinliklerinin artması ve proje kültürlerinin oluşturulması için önemli adımlarımız oldu ve meyvelerini de yavaş yavaş almaya başladık. Özellikle, bilimsel öğrenci projelerini bu duruma örnek olarak gösterebiliriz. Proje destek ofisimiz de bu konuda yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyor. Hocalarımız sadece üniversitemizin öğrencilerine yol göstermekle de yetinmiyor, Çankırı Fen Lisesi başta olmak üzere, Çankırı’daki ortaöğretim kurumlarında eğitim gören öğrencilere ve ayrıca öğretmenlere de proje danışmanlıkları yapıyorlar. Çankırımızın bu nitelikli ve genç yaşlarına rağmen projeler yapan öğrencilerini, üniversitemizde görmek ve sonrasında da Çankırımıza kazandırmayı istiyoruz. Bu öğrencilerimizin bizi neden tercih etmesi gerektiğini ise sizlerin en güzel şekilde anlatacağından ise hiç şüphemiz yok. Çankırı gerçekten güzel, şirin, kültürel potansiyeli yüksek, tarihin temelleri ve dinamikleri üzerine inşa edilmiş bir şehir. Çankırılı ve Çankırı’nın kültürel dokusunu teneffüs etmiş bilinçli gençlerimizi, Çankırı’daki bir üniversiteden mezun edip tekrar Çankırı’ya hizmet etmeye davet ediyoruz” şeklinde konuştu.


Her yıl en az 100’ün üzerinde faaliyet gerçekleştirildiğini ifade eden Rektör Çifrçi, “Hocalarımız ve öğrencilerimizin sosyal sorumluluk projelerinde oldukça gayretli olduklarının da altını çizmem gerekiyor. Kısaca üniversitemiz; öğrencilerine önem veren, öğrencilerine yurt içinde ve dışında staj imkânları sunan, Erasmus haraketlilikleri bakımında zengin, spor salonları ve sosyal alanlar bakımından yeterli olan bir üniversite olup sosyal, kültürel ve bilimsel faaliyetlere kadar her alanda varlık gösteren bir üniversitedir. Kendimizi ve imkanlarımızı aktarabilmek adına sizlerle bundan sonrası için de ara ara istişarelerde bulunacağız ve görüşlerinizi alacağız. Ayrıca, diğer paydaşlarımızdan bizlere gelen tüm talepleri de karşılamaya çalışıyoruz. Öğrencilerimiz için ne yapabileceğimizi belirlemek adına onlarla da istişarelerde bulunuyoruz. Örneğin Çankırı’daki organize sanayi bölgelerinde öğrencilerimiz için staj ve burs imkanları sağlamaya çalışıyoruz. Özetle biz, öğrencilerimizi sadece mezun etmiyor, aynı zamanda onların başta Çankırı’nın kalkınma hedefleri doğrultusunda, nitelikli bireyler olarak ülkemizin iş gücüne kazandırmaya gayret ediyoruz. İşte tam da bu nedenle, Çankırı’da yaşayan öğrencilerimizin üniversitemizi neden tercih etmesi gerektiğinin yanıtı ortaya çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.


Çankırı’nın sanayi potansiyeli başta olmak üzere; ÇAKÜ’nün akademik kadro potansiyeli, Uluyazı Kampüsü’nde bulunan merkezi laboratuvarın detaylı teknik bilgileri, üniversite bünyesinde yürütülen projeler ve bu projelerin desteklenmesi için kurulan ÇAKÜ Proje Destek Ofisi’nin faaliyetleri gibi konulara değinen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Erdem ise Çankırı’da bulunan sanayi kuruluşlarının ise ÇAKÜ öğrencileri için bir fırsat olduğunu ifade etti.


Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Odabaş dayaptığı konuşmasında, ÇAKÜ’de de bulunan ve ÇAKÜ’de sayısı az olmasına rağmen mezun olunduğunda iş imkanları açısından iyi bir potansiyele sahip olan Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü hakkında önemli ve detaylı bilgiler verdi. ÇAKÜ, Orman Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İslami İlimler Fakültesi, Ilgaz Turizm ve Otelcilik Yüksekokulu hakkında da birtakım bilgiler veren Odabaş, ÇAKÜ’nün hem akademik hem de öğrenci potansiyeli açısından hızla gelişen bir üniversite olduğunu ifade etti. Özellikle, öğretim elemanı sayısının öğrenci sayısına olan oranının diğer pek çok üniversiteye bakılarak ÇAKÜ’de oldukça fazla olduğunu ve bunun da aslında bir avantaj olduğunun öğrencilere anlatılması gerektiğini belirten Odabaş, hocası çok öğrenci az olan bir üniversitenin bir anlamda özel bir okul gibi olduğunu söyledi.


Ön lisans programlarının önemine değinen ÇAKÜ Akademik Birimler Koordinatörü Prof. Dr. Şebnem Kuşvuran; ara elaman olarak ifade edilen meslek yüksekokulu mezunlarının alanlarında teorik ve uygulamalı eğitimlerini alarak mezun olmalarını önemsediklerini ifade etti. Özellikle son dönemde yapılan düzenleme ile birlikte Gıda ve Tarım Meslek Yüksekokulu ve Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu olarak eğitim verecek birimlerin; Çankırı’nın tarımsal potansiyelini ortaya çıkarma, sanayi imkânlarını eğitim imkanları ile birleştirme ve Türkiye’nin yetişmiş ara eleman ihtiyacını karşılama noktasında nitelikli mezunlar vereceğine inandıklarını söyledi.


ÇAKÜ İletişim Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Salih Sarıcaoğlu ise özellikle uygulama alanlarının sınırlı olduğu bölümler için öğrencilere üniversite bünyesinde imkan oluşturma gayreti içerisinde olduklarını, ÇAKÜ bünyesinde var olan ve kurulması planlanan araştırma ve uygulama merkezleri ile bu imkanların artırılmasının hedeflendiğini ifade etti. İletişim Koordinatörü Sarıcaoğlu, Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi bünyesinde bulunan bölümlerin üniversitenin tanıtım faaliyetlerine katkısı, festivallerdeki başarısı ve gerçekleştirdikleri sergileriyle ülkemizde dikkat çeken fakülteler arasında olduğuna vurgu yaptı.


Şehirlerdeki barınma olanakları ve ekonomik açıdan öğrencilerin kendi illerinde öğrenim görmelerinin bazı avantajlarından bahseden ÇAKÜ Genel Sekreteri Sadık Yılmaz, her ile üniversite açılması fikrinin biraz da bu yönde başladığını düşündüğünü dile getirdi. Öğrencilerin ilk yıl genellikle başka şehre gitme isteğinin olduğunu ifade eden Yılmaz, kendi şehirlerinde kalan öğrencilerin bir kısmından, ikinci senelerinde iyi ki kendi şehrimde kaldım dediklerini duyduklarını belirtti. Sadık Yılmaz konuşmasında ayrıca, enstitüler dahil olmak üzere ÇAKÜ’de öğrenim gören Çankırılı oranın yüzde 14 -15 civarlarında kaldığını da söyledi.


Toplantı, rehber öğretmenlerin ÇAKÜ yöneticilerine yönelttiği soru, talep ve önerilerin ardından sona erdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Gürlek: "Faili meçhul dosyalarında devlet olarak kararlı bir irade ortaya koyuyoruz" Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul suçların aydınlatılması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde özel bir daire başkanlığı kurduklarını belirterek, "Şu ana kadar mahkemelerden 638 dosya alındı. Burada amacımız savcılık makamının yerine geçmek değil, teknik destek sağlayarak dosyaların yeniden değerlendirilmesini sağlamak" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, katıldığı TGRT canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özellikle toplumda hassasiyet oluşturan faili meçhul dosyalar üzerinde yoğunlaştıklarını söyleyen Gürlek, "Rabia Naz, Gülistan Doku, Rojin Kabaiş gibi toplum vicdanını yaralayan olaylarda devlet olarak sonuna kadar kararlı bir şekilde süreci takip ediyoruz" ifadelerini kullandı. "638 faili meçhul dosya yeniden inceleniyor" Faili meçhul suçlarla mücadele amacıyla yeni bir yapılanmaya gittiklerini ifade eden Gürlek, "Bir daire başkanlığı kurduk. Altında yeteri kadar tetkik hakimimiz bulunuyor. Bu birim şu ana kadar 638 dosyayı yeniden incelemeye aldı. Burada savcıların soruşturma yetkisine müdahale etmiyoruz. Sadece teknik destek veriyor, eksik delil ya da yeniden değerlendirilebilecek hususlar olup olmadığına bakıyoruz" diye konuştu. Dosyaların tamamının yeniden açılacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Gürlek, "Savcı bütün delilleri toplamış ve doğru bir karar vermiş olabilir. Ancak bazen gözden kaçan bir detay ya da sonradan ortaya çıkan yeni bir delil olabilir. Bizim yaptığımız, bu süreçlerde devletin kararlı olduğunu göstermektir" dedi. Gülistan doku davasında ABD’ye firar eden Umut Altaş’ın kilit isim olduğunu söyleyen Bakan Gürlek, "Amerika’da firari biz bunun hakkında kırmızı bülten çıkarttık. Orada bizim Adli Müşavir arkadaşımız var, o da takip ediyor. Özellikle biz Umut Altaş’ın iadesini ivedilikle istedik. Sağ olsun onlar da hassasiyet gösteriyor" dedi. "İfade vereceğini düşünüyorum" Bakan Gürlek, Umut Altaş’ın Türkiye’ye geldiği zaman olayın çözüleceğini ifade etti. Bakan Gürlek, "Ben ifade vereceğini düşünüyorum. Sonuçta o da şu an suç ortağı, suçlu birisi olarak gözüküyor. Eğer üzerinde bir leke kalmamasını istiyorsa bildiklerini samimi olarak anlatması gerekiyor" dedi. Umut Altaş’ın en yakın görgü tanığı olduğunu söyleyen Bakan Gürlek, "Abisiyle de görüşmeler yapıldı. Abisi de kardeşinin gelmesi konusunda olumlu irade beyan etti. Yani Umut Altaş gelirse mutlaka bu olaya ilişkin anlatacakları vardır" diye konuştu. "İkrarlar, tanık beyanı, maddi deliller de önemli" Faili meçhul cinayetlerde cesedin önemli bir delil olduğunu vurgulayan Bakan Gürlek şöyle konuştu: "Burada zaten verilmiş yüzlerce içtihat var. Cesedin ortaya çıkarılmasına gerek yok. Mutlaka ceset önemli bir delil ama onun haricinde ikrarlar, tanık beyanları, diğer maddi deliller. Burada bunlar yeterli. Yani cesedin olmaması olayın cinayet olmadığını göstermez. Bu halk nezdinde böyle bir düşünce var, bunun üzerine altını çizmek istiyorum." "Ceset olmadan da cinayet soruşturması yürütülebilir" Kamuoyunda tartışılan "ceset olmadan cinayet soruşturması olur mu?" sorusuna da değinen Gürlek, "Yargıtay’ın bu konuda çok sayıda kararı var. Ceset önemli bir delil ancak cesedin bulunmaması olayın cinayet olmadığı anlamına gelmez" açıklamasında bulundu. "Yargılamaların uzun sürmesi vatandaşta memnuniyetsizlik oluşturuyor" Göreve geldikten sonra en büyük sorunlardan birinin uzun süren yargılamalar olduğunu gördüğünü söyleyen Gürlek, "Bir boşanma davası 12 yıl, kira tahliye davası 4 yıl sürmez. Vatandaşın en büyük şikayetlerinden biri bu. Biz empati yapıyoruz. Uygulamayla ilgili sorunları biliyoruz" dedi. Hakim ve savcıların hedef süre uygulamasına uyması gerektiğini kaydeden Gürlek, "Hedef süre aşılırsa bunun gereği sorulacak. İş yoğunluğu veya personel eksikliği olabilir ancak hakimin şahsından kaynaklanan bir problem varsa bununda gereğini yapacağız. Burada makul süre hedef süre var. Herkes ona uyacak yapmak istediğimizde bu" diye konuştu. "Yasa dışı bahis gençliğin en büyük problemlerinden biri" Yasa dışı bahisle mücadelede kararlı olduklarını vurgulayan Gürlek, "Göreve başladığım ilk gün 81 ilin başsavcısına genelge gönderdim. Yasa dışı bahis, uyuşturucu ve yolsuzluk suçlarıyla mücadelede kararlı olunmasını istedim. Ben başsavcılıkta yaparken yasadışı bahis gençliğin en büyük problemi. Devlet gençlerimizin hem fiziken hem ruhen korumak zorunda. Bizde yasadışı bahis oynamak kanunumuzda suç değil. Oynatan, yer ver imkan sağlayan, para transferini yapan, aracılık yapanlar hakkında Türk Ceza Kanununda düzenlemeler var. Yasadışı bahisle mücadele etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Uyuşturucu kullanma yaşı çok düştü" Uyuşturucu ile mücadele konusunda da değerlendirmelerde bulunan Gürlek, "Uyuşturucu kullanma yaşı maalesef çok düştü. Özellikle çocukların ve gençlerin korunmasına yönelik yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyoruz. Uyuşturucu gençlerimizde sıkıntı oluşturuyor. Mücadele etmemiz gerekiyor" dedi. Uyuşturucu suçlarında kullanıcıdan başlayarak dağıtıcı ve organizasyon yapısına ulaşıldığını belirten Gürlek, "Kullanıcıyı yakaladığınızda size kimden aldığını söylüyor. Bu şekilde zincirin üst halkalarına ulaşılıyor. 1 ay içerisinde İstanbul’da kokain yakalandı, silsileyi yakalamanız gerekiyor. Bizim amacımız uyuşturucunun kötü olduğunu, gençlerimizin özenmemesini istiyoruz. İstanbul’daki kokain haritasını çözdük. Yani İstanbul’a gelen kokain miktarı, kimlerin getirdiği altı tane büyük dağıtıcı. Bunların hepsini tek tek biz bulduk. Sağ olsun Emniyet Müdürlüğümüzde camların komutanlarımızda çok güzel çalışmalar. Sürekli olarak da operasyon yapılıyor" diye konuştu. TGRT Ankara Temsilcisi Fatih Atik’in belediyelere yönelik operasyonlarla ilgili sorusuna Gürlek, "Yani ben savcı olarak da görev yaptığım için diyorum; bütün arkadaşlarımız dosyanın tarafına bakmaz, kapağına bakmaz. Şahsın belediye başkanı olması, A partisinde olması, B partisinde olmasına bakmaz ki söylediğiniz gibi, geçen de açıkladık rakamları; AK Partili belediyelere de operasyon yapıldı. Yakın zamanda Halfeti, biliyorsunuz kayyımdı, operasyon yapıldı. Bildiğim kadarıyla tutuklandı. Şimdi burada bütün suç örgütlerinin bir amacı var. Biz sizin söylediğiniz, şu an yargılamaya konu, iddianameyi yazım aşaması tamamlandığı için diyorum, suç örgütünün bir elbette amacı var. Bir yolsuzluk havuzu oluşturuyor. Bu yolsuzluk havuzu ile aynı şekilde bir Cumhurbaşkanlığı fonu oluşturuyor. Yani sonuçta şahıs Cumhurbaşkanlığı adayı olmak istiyor. Burada havuzda biriken paralar da fonla birlikte bir Cumhurbaşkanı adayı olmak için bir yol haritası çiziyor. Bir de bir partiyi dizayn etme olayı var. Bunu da biz belirttik; yani biliyorsunuz delegelere para verilmesi, rüşvet dağıtılması. Bunlar iddianamede yazıyor" dedi. "Özkan Yalım’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına etkin pişmanlıktan beyanda bulunduğunu duydum" Bakan Gürlek, rüşvet, irtikap ve ihaleye fesat karıştırma suçlamalarıyla yürütülen geniş çaplı soruşturma kapsamında tutuklanan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ve Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturması kapsamında Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek’in etkin pişmanlıktan faydalandığını açıkladı. Gürlek, "Özkan Yalım’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına etkin pişmanlıktan beyanda bulunduğunu duydum. Etkin pişmanlıktan faydalanacak olanların samimi olması lazım, bildiklerinin tamamını anlatması lazım. Gökhan Böcek’in de etkin pişmanlık beyanları alındı. Bu devam eden bir soruşturma süreci" ifadelerini kullandı. "Suça sürüklenen çocuklarla ilgili cezalar artırılacak" Çocukların suç örgütleri tarafından kullanıldığına dikkat çeken Gürlek, "Bunlarla ilgili 12. yargı paketinde bir kısım düzenlemeler yapmayı düşünüyoruz. Bu konuda meclisimize gönderdik sayın milletvekillerimizin takdirinde. Özellikle bizim sistemimizde çocuk kavramı suça sürüklenen çocuk kavram 12 ve 18 yaş aralığında. Bizde ikili bir sistem var. 12 ve 15 yaş, 15-18 yaş. Özellikle verilen cezaların çocuklara verilen cezaların toplumda cezasızlık algısı oluşturduğunu kanaat getirdik. Bu konuda cezaların bazı suçlarda adam öldürme işte dolandırıcılık, ırza karşı suçlar, uyuşturucu, ticareti gibi suçlarda arttırılmasına ilişkin bir teklif hazırladık. Aynı şekilde biliyorsunuz suça sürüklenen çocuklar konusunda infaz sistemi farklı. Yani ceza evinde yaptıkları bir gün iki gün sayılıyor. Örgütler cezai indirimleri bildikleri için çocukları kullanıyor. Bu nedenle bazı suçlarda çocuklara yönelik cezaların artırılmasına ilişkin düzenleme hazırladık" dedi. Özellikle adam öldürme, uyuşturucu ticareti ve cinsel suçlar gibi ağır suçlarda infaz sisteminin değiştirileceğini kaydeden Gürlek, "Toplumdaki cezasızlık algısını ortadan kaldırmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.
Muğla Sinan Kaloğlu: "Bu çocukların emeklerini çaldılar" Pendikspor Teknik Direktörü Sinan Kaloğlu, Bodrum FK’ya mağlup oldukları maçın ardından, "Tahkim Kurulu’na yazıklar olsun, bu maçın hakemlerine yazıklar olsun. Gerçekten bu çocukların emeklerini çaldılar. Hepinizi Allah’a havale ediyorum" dedi. Trendyol 1. Lig play-off çeyrek finalinde Pendikspor deplasmanda Bodrum FK’ya 2-0 mağlup olarak elendi. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Pendikspor Teknik Direktörü Sinan Kaloğlu, açıklamalarda bulundu. Kaloğlu, hakemleri eleştirerek hak etmedikleri bir mağlubiyet aldıklarını belirterek, "Maalesef mağlup olduk ve elendik. Rakibimiz Bodrumspor’u tebrik ediyorum, yoluna devam ediyorlar ama tabii bence hak edilen bir galibiyet de değildi, onu da söylemem lazım. İstediğimiz oyunu ilk yarı oynadık, üstün taraftık zaten. Top genel olarak bizdeydi, zaten iyi hazırlanmıştık karşılaşmaya. Saha içinde de bunu bunu gösterdik. Kenarlarda genişledik, iç koridorları kullandık ve ceza sahasına girdik de ama maalesef o beceriyi gösteremedik ilk yarı. İkinci yarı yine iyi başladık ama tabii olmayan bir kornerden bir korner verdi Ömer Hoca. Gerçekten bugün bütün takdir haklarını onlardan yana kullandı. Çok basit onlara faulleri çalıp bizlere sarı kart gösterirken, aynı düşünceyi, aynı yapıyı onlara karşı yapmadı. Açıkçası çok formsuzdu bugün. Zaten çok da iyi bir hakem değil ama maalesef böyle önemli maça böyle atanıyor. Bu arada bir VAR hakemi var, Davut Çelik. Tanımam etmem ama bugün 1-0 iken, lütfen tüm spor kamuoyuna söylüyorum, Wilks’in pozisyonuna bir baksınlar 1-0 iken. Bu pozisyon nasıl olur da penaltı olmaz? Ya bunu bana bir izah etsinler yani. Şimdi Wilks topa vurmuş ceza sahasında ve rakip gelmiş, indirmiş yere, vurmuş ve burada Davut hocamızın söylediği. Pozisyona bir bakın. Nasıl hakkımızın yendiğini göreceksiniz yani, orada penaltıyı verse belki maç 1-1 olacak, şimdi farklı şeyler de konuşacağız. Onun haricinde, buradan Tahkim Kurulu Başkanı’na ve oradaki üyelere de sesleniyorum; Ali Aytemur iyi bir çocuk, ben cezadan yana değilim ama şimdi Amedspor karşılaşmasında bir direkt kırmızı kart görmüş bir oyuncu var ve prosedür gereği de zaten iki maç ceza alması gerekiyor. Hiç kimseye haber vermeden cezası onanmış şekilde bugün, iki maç cezası onanmış şekilde açıklama yapılıyor daha önce. Peki nasıl oluyor da bu karşılaşma öncesi sessiz sedasız Ali Aytemur’un cezası bire indiriliyor? Bizim itiraz etmeye, düşünmeye zamanımız bile olmadı, karşımıza çıktı futbolcu birden maçta. Yani nasıl oluyor? Tüm hazırlıklarımızı biz defanstaki etkili bir oyuncusu olan Ali Aytemur, onun üstüne yapıyoruz; oynamayacak diye biliyoruz. Bir bakıyoruz karşımızda. Pendikspor güzel ve güzide bir kulüp. Çocuklar bütün sezon uğraştılar, play-off’a kaldık. Play-off’tan da umutlarımız vardı, herkesin umutlarını çaldınız. Hepinize yazıklar olsun, Tahkim Kurulu’na yazıklar olsun, bu maçın hakemlerine yazıklar olsun. Gerçekten bu çocukların emeklerini çaldılar. Hepinizi Allah’a havale ediyorum" diye konuştu.