ÇEVRE
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:06 Sincan Belediyesi’nden kaynakta tasarruf hizmette istikrar Temizlik İşleri Müdürlüğü ile Fen İşleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren araçlar, belediyeye ait atölyelerde uzman personel tarafından titizlikle bakımdan geçirilerek Sincan’ın her köşesinde hizmete hazır hale getiriliyor. Tüm araçları kendi bünyesine katarak araç kiralama dönemini kapatan Sincan Belediyesi hizmette sınır tanımıyor. Belediye araçlarının bakım ve tadilat işlemlerini tamamen kendi imkanlarıyla gerçekleştirerek önemli bir tasarrufa imza atıyor. Belediye, hiçbir ek maliyet oluşturmadan tadilat gerektiren araçları yenileyip hizmete hazır hale getiriyor; eskiyen araçların bakım ve onarımını kendi öz kaynaklarıyla yapıyor. Motor bakımı, kaporta ve boya işlemleri ile periyodik bakımları düzenli olarak yürütülüyor. Yıpranan araçlar elden geçirilerek hem teknik hem de görsel olarak yenileniyor. Böylece araçların kullanım ömrü uzuyor, uygulama ile hem kamu kaynakları verimli kullanılıyor hem de belediye hizmetlerinde aksama yaşanmıyor. Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan kaynak tasarrufuna dikkati çekerek, Makine ikmal atölyemizde yapılan bakım ve onarım çalışmaları sayesinde araçlarımızı güvenle sahaya çıkarıyoruz. Kamu kaynaklarını etkin kullanarak hizmet sürekliliğini sağlıyor. Şehrimiz için çalışmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Bakımları tamamlanan araçlar; temizlikten çevre düzenlemesine, yol yapım ve onarım çalışmalarından park ve yeşil alan hizmetlerine kadar ilçenin dört bir yanında aktif olarak görev yapmaya devam ediyor.
04 Mart 2026 Çarşamba - 16:01 İzmir’de yeraltı suları anlık izlenecek İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, iklim krizinin derinleştirdiği kuraklık riskine karşı yer altı su kaynaklarını dijital teknolojilerle izlemeye hazırlanıyor. Proje Avrupa Birliği desteği kapsamında 1 milyon Euro bütçeyle yürütülecek. İzmir’in özellikle kıyı ilçelerinde bulunan akiferlerde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riski anlık olarak takip edilecek ve erken uyarı sistemi kurulacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, suyun geleceğini güvence altına almak ve iklim krizinin oluşturduğu kuraklık riskine karşı kentin su kaynaklarını korumak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde, Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltı Suyu Sürdürülebilirliği" projesi kapsamında, İzmir’de yer altı su kaynaklarının dijital sistemlerle izlenmesi hedefleniyor. Özellikle kıyı bölgelerinde deniz suyu girişimi (tuzlanma) riskine karşı erken uyarı mekanizması kurulması planlanıyor. Projenin başlangıç toplantısı, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapıldı. Panele, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı’ndan Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Yıldır: "Türkiye su stresi yaşayan ülkelere yaklaşıyor" Panelde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Levent Yıldır, iklim değişikliği, artan nüfus ve kentleşmenin su kaynakları üzerindeki baskıyı her geçen yıl artırdığını belirterek, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının Türkiye’de son yıllarda hızla azaldığını vurguladı. Türkiye’nin kullanılabilir yıllık su potansiyelinin yaklaşık 112 milyar metreküp olduğunu ifade eden Yıldır, "2000’li yılların başında Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.600 metreküp seviyesindeydi. Bugün ise bu miktar 2024 itibarıyla yaklaşık 1.300 metreküp seviyesine kadar düşmüş durumda. Mevcut eğilim devam ederse 2050 yılında kişi başına düşen su miktarının 1.200 metreküp civarına gerilemesi bekleniyor. Bu tablo, Türkiye’nin giderek su stresi yaşayan ülkeler kategorisine yaklaştığını gösteriyor" şeklinde konuştu. "Modern dünyada riskler giderek artıyor" Su kaynakları üzerindeki baskının artmasının başlıca nedenleri arasında kentleşme, tarımsal üretim ve artan tüketim yer aldığının altını önemle çizen Dr. Yıldır, "Modern dünyada karşı karşıya olduğumuz riskler giderek artıyor ve karmaşıklaşıyor. Bugün risk su olabilir, yarın hava kirliliği, orman yangınları veya başka çevresel krizler olabilir. Bu nedenle içinde bulunduğumuz dönemde en önemli görevimiz, ortaya çıkan bu riskleri bilimsel yaklaşımla öngörmek ve önleyici politikalar geliştirmektir. Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlara yalnızca teknik ya da mühendislik perspektifiyle bakmak yeterli değildir. Bunların hepsi bir arada ele alınması gereken karmaşık bir tabloyu oluşturuyor. Ancak bu zorlukların üstesinden gelmenin yolu iyi bir yönetim anlayışından ve güçlü bir koordinasyondan geçmektedir. Bugün burada paylaşılan bilgiler, yürütülen projeler ve yapılacak çalışmalar bu açıdan büyük önem taşıyor. Bugüne kadar oluşturduğumuz kültürel alışkanlıklarımızı, değerlerimizi ve üretim-tüketim biçimlerimizi yeniden düşünmek zorundayız. Gerekirse bunların yerine daha sürdürülebilir modeller geliştirmemiz gerekiyor. Çünkü doğayı yok ettiğimizde yerine koyabileceğimiz yeni bir doğa yok. Bu nedenle her zamankinden daha dikkatli, daha özenli ve daha sorumlu davranmak zorundayız" dedi. Baran: "Krizi akılla ve bilimle yönetmek mümkün" İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, insanlığın doğrudan kullanabileceği suyun sınırlı olduğuna dikkat çekerek, "Küresel iklim krizi giderek belirginleşiyor. Bu kriz nitelikli akılla, bilimle ve farkındalığı yüksek bir toplumla yönetilebilir. Depremi engelleyemeyiz ama bilimsel yöntemlerle dayanıklı şehirler inşa edebiliriz. Seli tamamen ortadan kaldıramayız ama doğru altyapı ve planlamayla etkilerini azaltabiliriz. Küresel iklim krizi ve su sorunu da aynı şekilde ele alınmalıdır" dedi. Akdeniz havzasının küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden biri olduğuna işaret eden Baran, sürdürülebilir su yönetimi ve şehir planlamasının önemini vurguladı. "Bu proje önemli bir ekolojik girişimdir" Yusuf Baran, dünyadaki tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 30’unun yeraltı sularından oluştuğunu hatırlatarak, bu kaynakların korunmasının önemine dikkat çekti. "Bugün konuştuğumuz proje, çağımızın üç temel dönüşümünü bir araya getiriyor: dijital dönüşüm, toplumsal dönüşüm ve yeşil dönüşüm. Dijitalleşme, su kaynaklarının izlenmesi ve yönetilmesini sağlarken; yeşil dönüşüm, su kaynaklarının korunmasını kapsıyor. Toplumsal dönüşüm ise bu konuda farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Elde edilecek sonuçlar ve bilgiler, toplumun su kaynakları konusundaki bilinç düzeyini artıracaktır. Dolayısıyla bu proje, üç temel dönüşümü bir araya getiren önemli bir ekolojik girişimdir" dedi. "Su yönetimi artık ulusal bir politika meselesidir" İklim değişikliğinin yalnızca kuraklık anlamına gelmediğini vurgulayan Baran, şunları söyledi: "Bazen 6 ayda yağması gereken yağmur 6 saatte düşüyor. İzmir’de de uzun süre yağmayan dönemlerin ardından ani ve yoğun yağışlar, toprağın suyu emememesiyle sonuçlanıyor. Bu suyun tarımda ve yaşamda kullanılabilmesi gerekir. Toplumda su tasarrufu genellikle bireysel kullanım üzerinden konuşulur, oysa toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 69’u tarımda, yüzde 19’u sanayide ve sadece yüzde 10’u evlerde gerçekleşiyor. Bu nedenle su yönetimi artık yalnızca bireysel değil, ulusal bir politika olarak ele alınması gereken hayati bir konudur. Tarım ve su yönetiminde yapılan hatalar tatlı su kaynaklarının tuzlanmasına, toprakların verimsizleşmesine ve ekolojik denge kaybına yol açıyor. Bilimin en önemli özelliği yalnızca sorunları çözmek değil, onları önceden görüp engellemektir. Deprem, sel ya da iklim krizinde asıl olan felaket gerçekleşmeden önce önlem almaktır. Bugün konuştuğumuz proje de bu anlayışın bir parçasıdır. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün uluslararası su araştırmaları birimiyle yürütülen bu proje, dünya genelinde yapılan yüzlerce başvuru arasından seçilen önemli bir çalışmadır." Keskin: "Küresel sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı" İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, iklim değişikliğinin etkilerinin artık günlük yaşamda da hissedildiğini belirtti. Artan sıcaklıkların, azalan yağışların ve deniz seviyesindeki yükselmenin, özellikle su kaynakları ve çevre üzerinde ciddi riskler oluşturduğuna değinen Keskin, "Akdeniz havzasındaki İzmir gibi kıyı kentleri bu riskleri daha yoğun şekilde yaşıyor. İklim değişikliği artık geleceğe dair bir öngörü değil; bugün yaşamımızı doğrudan etkileyen bir gerçek. Sanayi devrimi öncesi döneme kıyasla küresel ortalama sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı ve bu artışın devam etmesi durumunda ciddi çevresel ve ekonomik riskler doğabilir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 Türkiye İklim Değerlendirme Raporu’na göre, Türkiye’de ortalama sıcaklık 15,1 santigrat derece olarak ölçüldü; bu, 1991-2020 ortalamasının 1,1 derece üzerinde ve son 25 yılın en sıcak beşinci yılı oldu. Temmuz 2025 ise ortalama 26,5 santigrat derece ile son 25 yılın en sıcak temmuz ayı olarak kayıtlara geçti. "2025, son 61 yılın en düşük kış yağışıyla kayıtlara geçti" Keskin, 2025’te Türkiye genelinde ortalama yağışın 449,6 mm olarak gerçekleştiğini, bunun 1991-2020 ortalamasına göre yüzde 27,6 azalma anlamına geldiğini belirterek, "2025, son 61 yılın en düşük kış yağışı seviyelerinden biri olarak kaydedildi. Bu durum tarım, su kaynakları, enerji ve insan sağlığı üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor" dedi İklim değişikliğiyle mücadelede azaltım, uyum ve sürdürülebilir kalkınmanın önemine işaret eden Keskin, 2025 Temmuz’da yürürlüğe giren İklim Kanunu ile Türkiye’nin iklim politikaları ve enerji dönüşümünde daha görünür hale geldiğini belirtti. Keskin, "Yerelde yürütülen her proje, büyük dönüşüm sürecinin bir parçasıdır. Özellikle su yönetimi, kentlerin iklim değişikliğine uyum sağlamasında kritik rol oynuyor..= İzmir’in dirençli bir kent olma hedefini güçlendirecek ve diğer şehirler için yol gösterici olacaktır" dedi. İYTE Proje Koordinatörü Prof. Dr. Alper Baba ise projeyi panelde detaylandırdı. İZSU’dan kuraklığa karşı önlem ve yeni su kaynakları İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, son yıllarda yaşanan kuraklık ve düşük yağışlara karşı idari ve teknik önlemler aldı. Kademeli su tarifeleri, park ve bahçe aboneliklerinin iptali ile kayıp-kaçakla mücadele gibi uygulamaların yanı sıra yeni su kaynakları sisteme dahil edildi. Bu kapsamda Güzelhisar Barajı’nda 20 yıldır kullanılmayan isale hattı onarılarak kente su sağlandı. Gördes Barajı’nın ölü hacminden yüzer pompalarla su alındı, Halkapınar, Menemen, Sarıkız ve Göksu kuyuları yenilendi. Ayrıca Halkapınar’da 7 bin metreküplük depo ve terfi merkezi inşa edildi. Tuzlanma riski büyüyor İzmir’e içme suyu sağlayan yaklaşık 1600 kuyudan 318’i kıyı ilçelerde bulunuyor. Kıyı bölgelerindeki akiferlerde deniz suyunun yeraltı suyu rezervlerine karışması nedeniyle tuzlanma riski giderek artıyor. Yeni proje kapsamında, İzmir’in kıyı bölgelerindeki yeraltı suyu kaynakları dijital sensörler ve izleme sistemleriyle takip edilecek; tuzlanma riskleri erken aşamada tespit edilerek önlem alınabilecek. AB’den projeye 1 milyon euro destek İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğiyle hazırlanan "Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltısuyu Sürdürülebilirliği" projesi, Avrupa Birliği ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından desteklenen Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı (AB-TR CCGP) kapsamında destek almaya hak kazandı. Toplam bütçesi 1 milyon Euro olan proje ile yeraltı suyu kaynaklarının korunması, dijital izleme altyapısının geliştirilmesi, tuzdan arındırma pilot uygulamaları ve iklim değişikliğine uyum politikalarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında Bergama’dan Selçuk’a uzanan kıyı şeridindeki akiferlerin tamamı çevrim içi olarak izlenecek.
ASAT’tan Kepez’e 6 Milyar TL’yi aşan altyapı yatırımı
24 Şubat 2026 Salı - 11:47 ASAT’tan Kepez’e 6 Milyar TL’yi aşan altyapı yatırımı Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, "Planlı, kurallı ve kimlikli kent" vizyonu doğrultusunda Kepez ilçesinde son 7 yılda altyapı yatırımlarına büyük hız verdi. 2019-2026 döneminde içme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu, tesis ve hizmet yatırımları kapsamında toplam 6 milyar 32 milyon 534 bin TL tutarında yatırım Kepez’e kazandırıldı. İçme suyunda 480 kilometrelik yeni hat Kepez’in dört bir yanında gerçekleştirilen projeler kapsamında 480 bin 086 metre (480 km) yeni içme suyu hattı inşa edildi. Bu yatırım için yaklaşık 3 milyar 143 milyon TL kaynak ayrıldı. Yeni hatlar sayesinde Kepez’in merkezinden kırsal mahallelerine kadar içme suyu altyapısı yenilenerek temiz suya erişim önemli ölçüde güçlendirildi. Kanalizasyon altyapısına 1 milyar TL yatırım Kepez’in hızla büyüyen nüfusuna paralel olarak kanalizasyon altyapısı da modernize edildi. 2019-2026 yılları arasında ilçeye 285 bin metre yeni kanalizasyon hattı kazandırıldı. Toplam 997 milyon 351 bin 146 TL tutarındaki bu yatırım, atık su altyapısında uzun vadeli çözümler sunarak bölgede çevre ve halk sağlığı açısından güvenli bir sistem oluşturdu. Yağmur suyu hatlarında güçlü drenaj ağı İlçenin yoğun yağış alan bölgelerinde su taşkınlarını ve birikmeleri önlemek amacıyla yağmur suyu yatırımlarına da önem verildi. Bu kapsamda 24 bin 158 metre modern yağmur suyu hattı inşa edilerek Kepez’in drenaj kapasitesi artırıldı. Yeni sistem sayesinde yağmur suları hızlı ve kontrollü biçimde tahliye edilerek taşkın riskleri önemli ölçüde azaltıldı. Tesis ve hizmet yatırımlarına 558 milyon TL ASAT Genel Müdürlüğü, Kepez’deki bütüncül yatırım programının bir parçası olarak tesis ve çeşitli altyapı geliştirme projelerine de ciddi kaynak ayırdı. Bu kapsamda 558 milyon 522 bin TL tutarındaki yatırımla ilçenin geleceğine yönelik stratejik çalışmalar hayata geçirildi. Altyapı imalatlarının ardından üstyapı düzenlemeleri de eş zamanlı olarak yürütüldü. Bu kapsamda 998 milyon 743 bin 485 TL asfalt yatırımı gerçekleştirildi.
Pınarbaşı bahara hazırlanıyor
24 Şubat 2026 Salı - 11:18 Pınarbaşı bahara hazırlanıyor Efeler’in kalbinde, doğayla baş başa kalmak isteyenlerin ilk adreslerinden biri olan Pınarbaşı Mesire Alanı, havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte yeniden canlanıyor. Yeşilin her tonunu içinde barındıran Pınarbaşı, Efeler Belediyesi’nin çalışmalarıyla daha düzenli, temiz ve daha kullanışlı bir hale geliyor. Efeler Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen rutin bakım ve düzenleme çalışmaları kapsamında mesire alanında çim biçimi, çevre düzenlemesi ve genel temizlik faaliyetleri aralıksız sürdürülüyor. Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği Pınarbaşı Mesire Alanı’nın, hem görsel estetiği hem de kullanım konforu artırılıyor. Öte yandan Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, vatandaşların sosyal yaşamını kolaylaştıran hizmetleri ile mesire alanı içerisinde yer alan Pınarbaşı Kafe modernize edilmiş, doğanın içinde huzurla vakit geçirilen kafe yenilenerek daha konforlu hale getirilerek kapasitesi artırılmıştı. Vatandaşların ekonomik yaşamına katkı sağlamak amacıyla hayata geçirilen Efem Kart ve Efe Mobil uygulamaları sayesinde Pınarbaşı Kafe’de yüzde 20 indirim uygulanıyor. Vatandaşlar Efem Kartları ya da Efe Mobil uygulamalarıyla sadece Pınarbaşı’nda değil, belediyeye ait sosyal tesislerde indirimli hizmet almaya devam ediyor. Çalışmalarla ilgili değerlendirmede bulunan Efeler Belediye Başkanı, “Pınarbaşı Mesire Alanı, hemşehrilerimizin doğayla buluştuğu, stres attığı ve aileleriyle keyifli zaman geçirdiği çok kıymetli bir alan. Havaların ısınmasıyla birlikte vatandaşlarımızın bu alanı daha yoğun kullanacağını biliyoruz. Bu nedenle ekiplerimizle birlikte bakım ve temizlik çalışmalarımızı düzenli olarak sürdürüyoruz. Amacımız, Efeler’de yaşayan herkesin kendini huzurlu ve güvende hissedeceği yeşil alanları çoğaltmak. Doğaya sahip çıkmaya, Efeler’i güzelleştirmeye devam edeceğiz” dedi. Efeler Belediyesi, ilçe genelindeki park ve mesire alanlarında bakım ve yenileme çalışmalarını belirlenen program dahilinde sürdüreceği öğrenildi.
Yazın su kesintisi yaşayan Bursa’nın barajlarından güzel haber
24 Şubat 2026 Salı - 10:59 Yazın su kesintisi yaşayan Bursa’nın barajlarından güzel haber Bursa’da yağışlar ve zirvedeki karların erimeye başlamasının etkisiyle Uludağ’ın eteklerindeki kuruyan dereler yeniden akmaya başladı. Su seviyesi ’0’a kadar düşen Nilüfer ve Doğancı barajının yeniden yükseldiğinin görülmesi yüzleri güldürdü. Son gelişmelere göre, Çınarcık’ta yüzde 77, Nilüfer’de yüzde 72, Doğancı’da yüzde 52 doluluk oranlarına ulaşıldı. Bursa merkez ile özellikle tarımsal üretimin yapıldığı ilçelerde mevsim normallerinin üzerinde yağış gerçekleşti. Uzun yıllar şubat ayı ortalaması metrekareye yaklaşık 75 kilogram olan kaydedilen Bursa’da ayın ilk 23 günü 105 kilogram yağış düştü. İlçeler de benzer şekilde iyi yağış aldı. Evliya Çelebi’nin, "Su ve havasının güzelliğinden Bursalının yüzü kırmızıdır. Velhasıl Bursa, sudan ibarettir" diyerek bahsettiği Bursa’da yağışlar ve Uludağ’da eriyen karların etkisiyle baraj ve göletler yeniden doldu. Geçen yıl eylül ve ekim ayında 12 saatlik kesintiyle tarihinin en büyük su kriziyle karşı karşıya kalan Bursa’da barajlardaki su seviyesinin ortalama yüzde 60’ların üzerinde olması sevindirdi. Bursa Ovası’nın sulanmasında değerlendirilen Gölbaşı Göleti de yağışlardan nasibini aldı. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünden alınan bilgilere göre, maksimum hacmi 14,24 milyon metreküp olan Gölbaşı Göleti’nin aktif hacmi 16 Şubat’ta 6,4 milyon metreküp olarak ölçüldü. Göldeki doluluk oranı yüzde 46,3’e ulaşırken, yağışların sürmesiyle bu oranın önümüzdeki günlerde daha da yükselmesi bekleniyor. Öte yandan, Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden Uludağ’da kar yağışı hız kesmeden devam ederken, kar kalınlığı 145 santimetreye ulaştı. Hava sıcaklığının eksi 2 derece olarak ölçüldüğü bölgede, gece saatlerinde sıcaklığın eksi 6 dereceye kadar düşeceği tahmin ediliyor.