KÜLTÜR SANAT - 26 Nisan 2024 Cuma 12:38

10 ülkeden 77 bilim insanının katıldığı ’İrfan Geleneği’ sempozyumu başladı

A
A
A
10 ülkeden 77 bilim insanının katıldığı ’İrfan Geleneği’ sempozyumu başladı

Hitit Üniversitesi tarafından düzenlenen "II. Uluslararası Türkistan’dan Anadolu’ya İrfan Geleneği: Abdal Ata Sempozyumu"nda konuşan Düzenleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Zekeriya Işık, "Bugün, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlana ve Koyunbaba’nın kucaklayıcı anlayışına ihtiyaç var" dedi.


Türk Tarih Kurumu’nun katkıları ile Çorum Hitit Üniversitesi’nde düzenlenen “II. Uluslararası Türkistan’dan Anadolu’ya İrfan Geleneği: Abdal Ata Sempozyumu”na Mısır, Kazakistan, Arnavutluk, Azerbaycan, Fransa, İran, Tataristan Özerk Cumhuriyeti, Avusturya, Rusya olmak üzere 10 farklı ülkeden 77 bilim insanı katıldı. Sempozyumda 52’si sözlü, 12’si çevrimiçi, 2 video konferans olmak üzere 66 bildiri sunulacak. Sempozyumda tüm bilimsel oturumlar karekod uygulamasıyla yurt içi ve yurt dışından interaktif olarak takip edilebilecek.


Sempozyum açılışında konuşan Düzenleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Zekeriya Işık, Türkistan, Horasan, Irak’tan Anadolu’ya, Balkanlar’a kadar uzanan irfan geleneğinin 13 ve 14. yüzyıllarda dini ve manevi olduğu kadar siyasi, askeri, sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmeler üzerinde de belirleyici bir etkiye sahip olduğunu söyledi. İrfan geleneğini temsil eden Türkmen ata, baba, şeyh ve dervişlerinin “Fütüvvet ve Melamilik” ile olan güçlü bağın oluşmasında rol oynadığını dile getiren Doç. Dr. Işık, “Onlar fethedilen gerçek manada bir Türk yerleşkesinin nihayetinde yurduna dönüşmesinde etkili oldular. Bugün onlar tekke, zaviye, türbeleri, mescit, cami, medrese, kütüphane, çeşmeleri, dini ve tasavvufi eserleri ve dahi mesajlarıyla gönüllerimizde ve zihinlerimizde yer tutmaktadır” dedi.


Işık, bugün modernitenin ayrıştırdığı, dağıttığı, kutuplaştırarak çatıştırdığı farklılıkları bir tehdit olarak görmek suretiyle aynılaşmayı dayattığı, din, inanç, gelenek ve örf namına yerel öğeleri çağ dışılıkla damgalayarak itibarsızlaştırdığı, saf dışı bıraktığı bir dönemde olunduğuna dikkat çekti.



"Modern insanın bütün varlığa, kendi ırkına dahi acımayacak kadar insafsızlaştığı bir çağdayız"


İnsan egosunun hormonlu bir şekilde beslendiği, suni, orantısız, kibir ile ilahi ve beşeri nizamın üstünde kendisine roller biçtiği arızi bir dönemde olduğumuzu dile getiren Doç. Dr. Zekeriya Işık, "Kadim erdemlerin yok sayıldığı tüm alemin, insanın sonsuz ve sınırsız hazlarına, ihtiraslarına hasredildiği, öyle ki aç gözlülükte modern insanın bütün varlığa, kendi ırkına dahi acımayacak kadar insafsızlaştığı bir çağdayız. Tüm patolojik arızalı anlayışın hayatı kuşattığı, adına rasyonel, pratik, pragmatik, diplomatik ve benzeri şekillerde ifade edilen etik ve ahlaki temelden yoksun bir takım yaklaşımlarla meşrulaştırılmaya çalışıldığı talihsiz bir zamandayız. Böylesi bir zamanda ve durumda Yunus Emre ile vücut bulan yaratılanı yaratanından ötürü seven, yetmiş iki milleti bir nazar gören, Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’nin aslan ile ceylana aynı zaman ve mekanda adalet ve hakkaniyet şemsiyesi altında hayat bulunduran, Mevlana’nın kurulu düzene meydan okuyan, tüm dünyevi sınıfları ve sınırları kaldırarak ’ne olursan ol yine gel’ diyen, Koyunbaba’nın ’dirlik odunu yakın, geleni gideni hoş tutun’ himmetiyle güçlü bir şekilde ortaya konulan temelinde aşk ve sevgi bulunan bu birleştirici, kucaklayıcı ontolojik ve epistemolojik anlayışa olan ihtiyaç ortadadır. Bununla birlikte söz konusu irfan geleneğimizin emek, alın teri, zanaat, fedakarlık, paylaşmak, helal kazanmak, ahlaklı olmak gibi erdemlerinin işlenmesine de ziyadesiyle ihtiyaç olduğu da gözden kaçırılmamalıdır" diye konuştu.



"Aleviliği doğru şekilde anlatmayı önemsiyoruz"


Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemiyeti Başkanı Ali Rıza Özdemir de yaptığı konuşmasında, bilgi kirliliğinin önüne geçerek Aleviliği doğru şekilde anlatmayı önemsediklerini belirtti. Moğol istilasından sonra meydana gelen göçlerle birlikte Anadolu için yeni bir dönem başladığını hatırlatan Özdemir, "Horasan bölgesinden Anadolu’ya akan Türkmen aşiretlerinin içinde baba, ata, derviş ve şeyh olarak tanımlanan irfan ehli kimseler de yer almaktaydı. Bu dönemde Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması, asayiş, fütuhat ve iskan konularının çözülmesi, imar faaliyetleriyle toprakların şenlenmesi bahsedilen şeyh ve dervişlerin öncülüğünde olmuştu. Osmanlı sosyal hayatı için oldukça mühim olan zaviyeler, manevi temellere dayalı kurumlardı. Öyle ki ıssız beldeler ve stratejik noktalar ’gazi dervişler’ tarafından kurulan tekke ve zaviyeler eliyle birer yurda dönüşmüş ve kalkınmıştır. İşte Abdal Ata, bu dervişler arasında olduğu gibi, onun tabi olduğu Abdallar zümresi de Türk nüfusunun önemli unsurlarından biri olarak varlığını sürdürmekteydi. Anadolu’yu Türkiye yapan öncü şahsiyetler de bu kişiler ve bu Türk kitlelerdi" şeklinde konuştu.


Başkanlık olarak, bugüne kadar Alevi ve Bektaşi tarihinin şemsiyesi altında toplanmış olay, olgu ve şahsiyetleri araştırmak, Türk tarihindeki yerini ortaya koymak ve yarına aktarmak amacıyla pek çok panel, konferans ve sempozyum tertip ettiklerini anlatan Özdemir, şunları kaydetti:


"Bilgi kirliliğinin önüne geçerek Aleviliği doğru şekilde anlatmayı çok önemsiyoruz. Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi ile Aleviliğin Yazılı Kaynakları çalıştayları başta olmak üzere Şubat ayında gerçekleştirdiğimiz beş büyük çalıştayımız da bu amaca hizmet etmektedir. Başkanlığımızda birçok konferans, panel ve temalı konserler düzenledik. Bundan sonra bu çalışmalarımızı artırarak sürdüreceğiz. Temalı konserlerimi 2024 yılı içinde 50 ilimizde halkımızla buluşturacağız. 2024 ve 2025 yılları içinde Şah İsmail Hatayi, Anadolu’nun Horasanı Tunceli, Balkanlarda Alevilik ve Bektaşilik, Cemevleri: Dünü, Bugünü, Yarını, Aleviliğin Yazılı Kaynakları, Davut Sulari, Pir Sultan Abdal gibi birçok başlık altında yapacağımız sempozyumları planlamış bulunuyoruz. Kün-Ay isimli hakemli dergimiz yıl içinde yayın hayatına başlayacaktır."



"Hedefimiz milli birliğimizi güçlendirmektir"


Aleviliğin yakın tarihinin kayıt altına alınacağı sözlü tarih projesini bu yıl içinde başlatacaklarını aktaran Özdemir, "Bilimin namusuna sahip çıkan tüm akademisyenlerimizi, bu vesileyle çalışmalarımıza omuz vermeye çağırıyorum. Her zaman belirttiğim gibi pek çok alanda Alevi ve Bektaşi toplumuna hizmet götürmeyi görev edinmiş başkanlığımızın iki ana hedefi vardır. Bunlardan ilki her iş ve eylemde Alevi ve Bektaşi toplumunun rızalığını almaktır. Bu doğrultuda istişare etmekten bir an geri durmadığımızı gönül rahatlığıyla ifade edebilirim. İkinci ana hedefimiz ise milli birliğimizi güçlendirmektir. Başkanlık olarak bizi, biz yapan değerlerimize bağlı kalmak ve sahip çıkmak dışında; onu aktarmanın da peşindeyiz. Tüm işlerimizin temel motivasyon kaynağını işte bu iki ana hedef teşkil etmektedir. Alevi-Bektaşi toplumu için tarihi ve değerli bir süreçte bulunduğumuzun farkındalığında olarak çalışmalarımızı sürdürmekte olduğumuzu belirtmek istiyorum. İnşallah kararlılıkla yürüdüğümüz bu yolda daha çok iş üretecek ve daha fazla Can’ımıza ve cemevimizin kutlu eşiğine hizmette bulunacağız" ifadelerini kullandı.


Sempozyum açılışına; Vali Zülkif Dağlı, Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, İl Jandarma Komutanı J. Alb Naim Çetinkaya, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Konferans sonunda Çorum Valisi Zülkif Dağlı, İslam İşbirliği Teşkilatı İslam, Tarih, Sanat ve Kültür Merkezi Orta Asya Bölge Danışmanı Prof. Dr. Ashirbek Müminov’a plaket verirken, Müminov ise Vali Dağlı’ya kaftan hediye etti.



10 ülkeden 77 bilim insanının katıldığı ’İrfan Geleneği’ sempozyumu başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nden Kurban Bayramı öncesi yoğun denetim Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların sağlıklı, güvenilir ve huzurlu bir alışveriş ortamında bayram hazırlıklarını yapabilmeleri amacıyla Yeşilyurt Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. Yeşilyurt İlçesinde yaklaşan Kurban Bayramı öncesi yoğunlaşan alışveriş hareketliliği dolayısıyla denetimlerini yoğunlaştıran Yeşilyurt Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların mağduriyet yaşamaması için birçok konuda titiz incelemelerde bulundu. Yeşilyurt’un farklı bölgelerinde eş zamanlı sürdürülen denetimlerde özellikle ürünlerin son kullanma tarihleri, hijyen şartları, fiyat etiketi ile kasa fiyatı arasındaki uyum, gramaj kontrolleri, iş yeri ruhsatları ve ürünlerin muhafaza şartları detaylı şekilde incelendi. Kasaplarda gerçekleştirilen denetimlerde et ve et ürünlerinin saklama şartları, hijyen standartları ve satışa sunulan ürünlerin sağlık kriterlerine uygunluğu kontrol edilirken, pastane ve unlu mamul üretimi yapan işletmelerde ise üretim alanlarının temizliği, çalışan personelin hijyen kurallarına uygunluğu ve ürünlerin sağlıklı ortamlarda hazırlanıp hazırlanmadığı denetlendi. Marketlerde yapılan incelemelerde ise raf ve kasa fiyatları karşılaştırılarak tüketicinin yanıltılmasının önüne geçilmesi hedeflendi. Denetimler sırasında kurallara aykırı hareket ettiği tespit edilen işletmelere gerekli uyarılar yapılırken, mevzuata aykırı durumlarla ilgili yasal işlemler başlatıldı. Vatandaş sağlığını tehdit eden hiçbir uygulamaya müsamaha gösterilmeyeceğini belirten ekipler, bayram süresince de denetimlerin aralıksız devam edeceğini ifade etti. Denetimler hakkında bilgiler paylaşan Yeşilyurt Belediyesi Zabıta Müdürü Mehmet Bayer, vatandaşların huzurlu ve güvenli bir bayram geçirmesi için belediye ekiplerinin sahada yoğun mesai yürüttüğünü belirterek, "Hemşehrilerimizin sağlığını korumak ve güvenilir alışveriş yapmalarını sağlamak adına Ticaret İl Müdürlüğü ekipleriyle birlikte denetimlerimizi aralıksız sürdürüyoruz. Özellikle bayram öncesinde oluşan yoğunluk nedeniyle vatandaşlarımızın gönül rahatlığıyla alışveriş yapabilmeleri için çalışmalarımıza devam ediyoruz" dedi. Zabıta Müdürü Mehmet Bayer ayrıca vatandaşlara, karşılaştıkları olumsuz durumları belediyeye ve ilgili kurumlara bildirmeleri çağrısında bulunarak, toplum sağlığını koruma noktasında herkesin duyarlı davranmasının önemine dikkat çekti.
Ankara Kurban Bayramı öncesi uzmanından uyarı: "Etler yakılmadan, kontrollü ısıda pişirilmeli" Kurban Bayramı döneminde sağlıklı beslenme konusunda uyarılarda bulunan Güven Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Serap Güzel, "Etler yakmadan, kontrollü ısıda pişirilmeli. Özellikle kömürleşmiş bölgelerin tüketilmemesi önemli" dedi. Kurban Bayramı yaklaşırken sofralarda artan et tüketimiyle birlikte uzmanlar da sağlıklı beslenme konusunda uyarılarda bulunuyor. Özellikle kurban etinin saklanması, pişirilmesi ve tüketim miktarına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Güven Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Serap Güzel, bayram döneminde yapılan yanlışların sindirim problemlerinden gıda zehirlenmelerine kadar birçok sağlık sorununa yol açabileceğini söyledi. Kesilen et hemen tüketilmemeli Kurban etinin kesim sonrası hemen tüketilmesinin sindirim sistemi açısından zorlayıcı olabileceğine söyleyen Uzm. Dyt. Serap Güzel, "Yeni kesilmiş et sert yapıda olduğu için hem pişirme hem de sindirim açısından zorluk oluşturabilir. Etlerin buzdolabında en az 12-24 saat dinlendirilerek tüketilmesi daha sağlıklı olacaktır" diye konuştu. Etler küçük porsiyonlarla saklanmalı Bayram döneminde en sık yapılan hatalardan birinin büyük miktarda etin yanlış şartlarda muhafaza edilmesi olduğunu ifade eden Serap Güzel, özellikle sıcak havalarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti. Etlerin oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemesi gerektiğini vurgulayan Güzel, "Kurban etleri küçük porsiyonlara ayrılarak buzdolabı poşeti ya da saklama kaplarında muhafaza edilmeli. Derin dondurucuda saklanacak etlerin çözdürüldükten sonra tekrar dondurulmaması gerekir" ifadelerini kullandı. "Etler yakmadan, kontrollü ısıda pişirilmeli" Bayram sofralarının vazgeçilmezi olan mangal tüketimine de dikkat çeken Güzel, yüksek ateşte pişirilen etlerin sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirtti. Etlerin ateşe çok yakın pişirilmesinin zararlı bileşiklerin oluşumuna neden olabileceğini aktaran Güzel, "Etler yakmadan, kontrollü ısıda pişirilmeli. Özellikle kömürleşmiş bölgelerin tüketilmemesi önemli" şeklinde konuştu. Bayramda porsiyon kontrolü göz ardı edilmemeli Bayram ziyaretleriyle birlikte gün içinde farkında olmadan fazla miktarda et, tatlı ve hamur işi tüketilebildiğini söyleyen Güzel, "Gün içerisinde yalnızca et tüketmek yerine sebze, salata, yoğurt ve tam tahıllı besinlerle öğünlerin dengelenmesi gerekir. Tatlı tercihlerinde ise şerbetli seçenekler yerine sütlü tatlılar veya meyve tercih edilebilir" açıklamasında bulundu. "Etleri tüketmeden önce mutlaka dinlendirin." Bayram süresince su tüketiminin azalmasının ve fiziksel aktivitenin düşmesinin sindirim problemlerini artırabileceğini belirten Güzel, günlük su tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini aktardı. Özellikle hipertansiyon, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve böbrek rahatsızlığı bulunan bireylerin bayram beslenmesinde daha kontrollü davranması gerektiğini vurgulayan Güzel, ağır ve aşırı yağlı öğünlerden kaçınılmasının önem taşıdığını belirterek şu ifadelere yer verdi: "Etleri tüketmeden önce mutlaka dinlendirin. Oda sıcaklığında uzun süre bekletmeyin. Kızartma yerine haşlama, fırın veya ızgara yöntemlerini tercih edin. Gün boyu yalnızca et ağırlıklı beslenmeyin. Bol su tüketin ve kısa yürüyüşlerle hareketi artırın"