SAĞLIK - 18 Ocak 2024 Perşembe 12:44

Bal ile ilgili yanlış bilgiye uzmanı açıklık getirdi: ’Balın katılaşmasına şekerin sebep olduğu bilgisi yanlıştır’

A
A
A
Bal ile ilgili yanlış bilgiye uzmanı açıklık getirdi: ’Balın katılaşmasına şekerin sebep olduğu bilgisi yanlıştır’

Bal ile ilgili yanlış bilgilenen hususlarla ilgili açıklamalarda bulunan Çorum Bal Üreticileri Birliği Başkanı Erdal Odabaş, balın şifasından faydalanmak için ham haliyle tüketilmesi gerektiğini belirterek, balın katılaşmasının şekerden kaynaklanmadığına açıklık getirdi.


Çorum Bal Üreticileri Birliği Başkanı Erdal Odabaş, bal tüketimi ile ilgili yanlış bilgilerle ilgili açıklamalarda bulundu. Balın doğal olarak, hiçbir madde katılmadan ya da işlem görmesi gerektiğine dikkat çekti. Satın alınan balların bir süre sonra katılaşmasının şekerden kaynaklanmadığını ifade eden Odabaş, bunun doğal bir durum olduğuna dikkat çekti. Balın katılaşmasını önlemek için yapılan işlemlerle ilgili konuşan Odabaş, yapılan uygulamaların balın içerisinde bulunan enzimler, vitaminler ve fenolik flavonoid yapıdaki değerli bileşenlerin azalmasına yol açtığını kaydetti.


Balın bozulmayan bir gıda maddesi olduğuna dikkat çeken Odabaş, “Bal, kovandan alındığı hali ile antibakteriyel olan ve doğrudan tüketilebilen, pişirilmeyen, yıkanılmayan, kabuğu soyulmayan, bozulmayan bir gıdadır. Bal, kovandan elde edildikten kısa bir süre sonra orijinal yapısı gereği olarak katılaşabilir, yani kristalize olabilir. Bu bilinen ve beklenen durumdur. Halk arasında bu durum balın katılaşması, donması ya da şekerlenmesi olarak bilinir. Halk bala ilave şeker katıldığını zanneder. Aslında bu tamamen fıtri bir olaydır, yapısı gereği öyledir. Bal kristalleşmiş, katılaşmış hali ile de tüketilebilir. Sadece fiziksel bir değişim olan bu durumu engellemek için ballara pastörizasyon dediğimiz, 65-76 santigrat derece aralığında 15-30 dakika boyunca yüksek sıcaklık işlemi uygulanır. Oysaki bu işlemin ballara uygulanması hiç gerekli değildir. Ticari maksatlar için bu uygulamalar yapılmaktadır. Normal şartlar altında lüzumsuz uğraşlardır. Çünkü ham bal, kovandan alındığı hali ile tüketime uygundur ve kesinlikle bozulmaz. Donmuş balın literatürdeki adı ham baldır. Bala uygulanan ısıl işlem ve aşırı filtrasyon gibi uygulamalar, balın besin değerini yok eder. Ham bal yüksek sıcaklıkta ısıl işleme tabi tutulmamış ve polenleri tutacak derecede filtre edilmemiş, kovandan alındığı hali ile tüketime sunulan tabii bal anlamına gelir. Pastörizasyon, balın içerisinde bulunan enzimler, vitaminler ve fenolik flavonoid yapıdaki değerli bileşenlerin azalmasına yol açar. Filtrasyon işlemi ise polenlerin azalmasına neden olur. Ham bal, pastörize ve polenleri tutacak şekilde filtre edilmediğinden besin muhtevası tüm orijinallik ve saflığıyla korunur” dedi.



’Ham ballar tercih edilmelidir’


Market raflarında görülen saydam, berrak ve uzun süre kristalleşmeden kalan, balların birçoğunun pastörize edildiğini kaydeden Odabaş, “Tüketiciler bunları bilmiyor, rafta gördüğü bütün balları herhangi bir işlemden geçmemiş orijinal bal zannediyor. Fakat durum zannedildiği gibi değil. Tüketici, bal alırken etiketinde ’ham bal’ ifadesi bulunmasına dikkat etsin. Çünkü ham ballar ısıtılmıyor. Geçtiğimiz yıllarda yapılan bir düzenleme ile ’ham bal’ tanımı girmiştir. Donan balın bal tebliğinde yer almasıyla birlikte, yıllardır bu alanda görülen kanuni eksiklik giderilmiş oldu. Artık tüketiciler, etiketlerde ham bal ifadesini görebilecek ve ballara ısıl işlem uygulanıp uygulanmadığının ayrımını yapabilecek. Ham bal, besin değeri açısından en değerli baldır. Zaten balın doğru tüketimi bu şekilde olmalıdır. Ham bal, yüksek sıcaklıkta ısıl işlem görmediği için yapısı gereği kristalleşir, yani donar. Ama balın bu hali ile tüketilmesinde hiçbir sakınca yoktur. Balın asıl şifasından yararlanabilmek için ham haliyle tüketilmelidir” diye konuştu.



Bal ile ilgili yanlış bilgiye uzmanı açıklık getirdi: ’Balın katılaşmasına şekerin sebep olduğu bilgisi yanlıştır’

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Şehitkamil’de bayram boyunca hummalı temizlik mesaisi Şehitkamil Belediyesi ekipleri tarafından Kurban Bayramı süresince ilçenin dört bir yanında yoğun bir temizlik mesaisi yürütüldü. Bayram öncesinde kurban satış ve kesim alanlarında başlayan çalışmalar, vatandaşların sağlıklı ve hijyenik bir ortamda bayram geçirebilmesi adına gece gündüz devam etti. Kurban Bayramı’nın ilk gününden itibaren ilçedeki tüm kurban kesim noktalarında kapsamlı temizlik çalışmaları gerçekleştirildi. Ekipler, kesim alanlarında oluşan atıkları hızlı bir şekilde toplayarak kötü koku ve görüntü oluşumunun önüne geçti. Yıkama araçlarıyla kesim yerleri detaylı şekilde temizlenirken, alanlar yeniden hijyenik hale getirildi. Cadde ve sokaklar temizlendi Sadece kurban kesim alanlarında değil, ilçe genelindeki sokak, cadde ve mahallelerde de yoğun bir çalışma yürütüldü. Kent merkezi ve kırsal mahallelerde kurban atıkları ekipler tarafından düzenli olarak toplanırken, çöp konteynerleri kısa süre içerisinde boşaltıldı. Ardından konteynerler özel araçlarla yıkanarak dezenfekte edildi. Böylece hem çevre kirliliğinin hem de kötü kokuların önüne geçildi. Gece gündüz mesai Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, vatandaşların bayramı huzur ve sağlıklı bir ortamda geçirebilmesi için tüm ekiplerin büyük bir özveriyle görev yaptığını belirtti. Yılmaz, "Kurban Bayramı süresince ilçemizin dört bir yanında yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. Hemşehrilerimizin daha temiz, daha sağlıklı ve daha huzurlu bir bayram geçirmesi için ekiplerimiz gece gündüz sahadaydı. Kurban kesim alanlarından sokaklarımıza, konteynerlerden kırsal mahallelerimize kadar her noktada titiz bir çalışma yürüttük. ‘Daha temiz bir Şehitkamil’ hedefiyle çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz" diye konuştu. Vatandaşlar da yürütülen çalışmalardan duydukları memnuniyeti dile getirerek, Başkan Yılmaz ve ekibine teşekkür etti.
Malatya Malatya’da geleneksel sofralardan güçlü aile birlikteliğine AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen "Aile ve Nüfus On Yılı" vizyonu kapsamında gerçekleştirilen Milli Aile Haftası ziyaretleri ile Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Türk Mutfağı Haftası etkinliklerinde vatandaşlarla buluştu. Ölmeztoprak, hem Malatya’mızın kadim mutfak kültürünün yaşatılması hem de aile bağlarının korunması adına önemli mesajlar verdi. AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, 21-27 Mayıs Türk Mutfağı Haftası ile bu yıl ilk kez kutlanan Milli Aile Haftası kapsamında Malatya’da çeşitli ziyaret ve programlara katıldı. Türk Mutfağı Haftası kapsamında Halk Eğitim Merkezi Usta Aşçı Eğiticisi Arzu Koç’u ziyaret eden Milletvekili Ölmeztoprak, Malatya’nın yöresel lezzetlerine dair hasbihal etti. Ölmeztoprak, mutfak tezgahının başına geçerek geleneksel tariflerin hazırlanışına eşlik etti. "Malatya mutfağı başlı başına bir kültürdür" Milletvekili Ölmeztoprak’ın ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Halk Eğitim Merkezi Usta Aşçı Eğiticisi Arzu Koç Malatya mutfağının sadece yemeklerden ibaret olmadığını belirterek, "Bu mutfak; paylaşmanın, komşuluğun ve aile birlikteliğinin yaşandığı büyük bir kültürdür. Annelerimizden, ninelerimizden öğrendiğimiz tarifleri genç kuşaklara aktarmaya çalışıyoruz" dedi. "Bu kültürü gençlere aktarmamız gerekiyor" Tecde Mahalle Muhtarı Ali Yiğit de Türk Mutfağı Haftası’nın önemli bir farkındalık oluşturduğunu belirterek, "Hazır gıdaların hayatın merkezine yerleştiği bir dönemde Türk mutfağını ve kültürünü gençlerimize aktarmamız gerekiyor. Malatya’nın yemek kültürü aynı zamanda komşuluk kültürünü ve paylaşmayı da yaşatıyor" ifadelerini kullandı. Yiğit, bu ziyaretlerle yöresel kültüre dikkat çekilmesinden dolayı Milletvekili Ölmeztoprak’a teşekkür etti. "Türk mutfağı bir medeniyet hafızasıdır" Milletvekili Ölmeztoprak ise Malatya mutfağının Anadolu’nun kültürel hafızasını taşıyan önemli değerlerden biri olduğunu belirterek, "Kayısımızdan analı kızlımıza, kiraz yaprağı sarmamızdan içli köftemize kadar her tarifte bu toprakların emeği, geçmişi ve gönül iklimi vardır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen "Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı" çalışmasının dünya çapında büyük ilgi gördüğünü ifade eden Ölmeztoprak, geleneksel mutfak kültürünün korunmasının yanı sıra Sıfır Atık anlayışının da yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti. Ölmeztoprak, "Bizim medeniyet anlayışımızda israf değil bereket esastır. Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde yürütülen çalışmalar, mutfak kültürümüzün gelecek nesillere aktarılması açısından çok kıymetlidir" ifadelerini kullandı. Yarım asırlık evliliğe anlamlı ziyaret Milli Aile Haftası kapsamında da Yeşilyurt ilçesi İnönü Mahallesi’nde hane ziyaretleri gerçekleştiren AK Parti Malatya Milletvekili İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, yarım asrı aşkın süredir evli olan Abdulvahap ve Bedriye çiftinin evine konuk oldu. Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette Milletvekili Ölmeztoprak evliliklerinde yarım asrı aşan çift ile aile bağlarının önemi, geçmişten bugüne taşınan değerler ve uzun evliliğin sırları üzerine sohbet etti. "Sevgi ve sabır olduğu sürece yuva ayakta kalır" Yarım asrı geride bırakan Abdulvahap amca ise uzun evliliğin temelinde sevgi, anlayış ve sabrın bulunduğunu belirterek, "Biz her zaman birbirimize destek olduk. Yokluğu da gördük, zorluğu da gördük ama birlikte ayakta kaldık" dedi. "Allah Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı başımızdan eksik etmesin" diyerek sözlerine başlayan Bedriye teyze de aile olmanın fedakârlık istediğini ifade ederek, "Şimdi gençlerin aile büyüklerinin kıymetini daha iyi bilmesi gerekiyor" diye konuştu. İnönü Mahallesi Muhtarı Mehmet Cengiz de, "Bu anlamlı ziyaretten dolayı AK Parti Malatya Milletvekilimiz İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’a teşekkür ediyorum" diyerek aile yapısının korunmasının toplum açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Milletvekili Ölmeztoprak ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen "Aile ve Nüfus On Yılı" vizyonunun toplumsal yapı açısından büyük önem taşıdığını belirterek, aile kurumunun korunmasının milli bir mesele olduğunu ifade etti. "Aile, değerlerimizi koruyan en güçlü yapıdır" Ölmeztoprak, "Aile; kimliğimizi şekillendiren, kültürümüzü yaşatan, inancımızı ve manevi değerlerimizi koruyan en güçlü mekteptir. Güçlü bireylerin yetiştiği sağlam aile yapıları güçlü toplumların temelidir" dedi. Türkiye Yüzyılı hedeflerine ancak köklerine bağlı nesillerle ulaşılabileceğini vurgulayan Ölmeztoprak, dijitalleşmenin ve küresel kültürel baskıların arttığı bir dönemde aile bağlarının korunmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.