GÜNDEM - 06 Şubat 2024 Salı 15:09

Başkan Aşgın: “Felaketlere karşı tüm tedbirleri alıyoruz”

A
A
A
Başkan Aşgın: “Felaketlere karşı tüm tedbirleri alıyoruz”

Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, olabilecek felaketlere karşı tüm tedbirleri aldıklarını ve almaya devam ettiklerini açıkladı.


6 Şubat 2023’te asrın felaketinin yaşandığı Kahramanmaraş merkezli, 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin üzerinden bir yıl geçti. 13 milyon insan bu felaketten etkilenirken, 50 bin kişi hayatını kaybetti; birçok aile parçalandı, birçok kişi akrabalarını kaybetti. Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, asrın felaketinin yıldönümü ve yaşandığı saatlerde Çorum Belediyesi olarak bölgede yaptıkları çalışmalar, afet bölgesini ziyaret ettiğinde yaşadığı olaylar hakkında açıklama da bulundu.


Asrın felaketinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, acılarımızın hala dinmediğinin altını çizen Başkan Aşgın, ülkemizin bir deprem ülkesi ve Çorum’unda deprem şehri olduğuna dikkat çekerek, bu konuda her zaman duyarlı, uyanık ve hazır olunması çağrısında bulundu.


Bu anlamda deprem öncesinde, deprem sırasında ve sonrasında yapılacaklarla ilgili Çorum Belediyesi başta olmak tüm kamu kurumlarımızın hazırlıklarının olduğuna vurgu yapan Aşgın, “Yüce Allah bir daha böyle depremler, felaketler göstermesin. Ama vuku bulduğu zaman neyi nasıl yapacağımızı hangi aşamasında hangi önlemlerin alınacağını biliyoruz. Dirençli şehirler bakımından şehrimizin bütün felaketlerde olduğu gibi depreme de dirençli olması bakımından önlemlerimizi alıyoruz. Belediyemiz bünyesinde Afet işleri Müdürlüğü kuruldu. Deprem gerçeği ile ilgili olarak şehrimizin bir haritası çıkarıldı. Neler yapılması gerektiği ile ilgili planlamalar yapıldı. Bu anlamda somut adımlar atıldı. İmar değişiklikleri yapıldı. Mümkün olduğunca yatay mimariye önem verildi. İtfaiye Müdürlüğümüz bünyesindeki arama kurtarma ekiplerinin sayısı artırıldı. Arama köpekleri tedarik edildi. Birçok noktada depremle ilgili şehrimizin potansiyelinin kat kat fazlasına erişilmiş oldu. Allah göstermesin ama biz Çorum Belediyesi olarak bu alanda çalışmalarımız devam ediyor. Yüce Allah tüm insanlığı bu tür afetlerden korusun” dedi.



Çorum Belediyesi olarak depremin ilk anından itibaren ekiplerimizi bölgeye gönderdik ve arama kurtarma çalışmalarına katıldıklarını anlatan Aşgın, “Merkez üssü Pazarcık olan 7.7 şiddetindeki ilk depremi Çorum’da da hissettik. Uykumuzdan uyandık. Öğle saatlerinde merkez üssü Elbistan olan 7.6 büyüklüğünde ikinci deprem oldu. Ekiplerimiz Afşin’e giderken Göksun’da yakalandılar. İkinci depremin ardından Afşin’e ilk giren arama-kurtarma ekipleri Çorum Belediyesi ekipleri oldu. Arama kurtarma ekipleri ile görüştüğümüzde bölgenin adeta mahşer yeri olduğunu söylüyordu. Bir süre sonra ekiplerimiz üzücü haberler vermeye başladı. Zaman zaman umutları yeşerten haberleri bizimle paylaşmaya başladılar” ifadelerini kullandı.



“Yaraların sarılması noktasında milletimizin gösterdiği gayreti unutmayacağım”


Deprem sonrası Çorum halkının bölgedeki insanların yaralarının sarılması noktasında gösterdiği gayreti unutmayacağını anlatan Başkan Aşgın, “Depremin üçüncü günü bölgeye gittim. İkram aracındaki arkadaşımız iki gün boyunca depremzedelere sıcak yemek vermek için aralıksız çalışınca rahatsızlandı. Bu zor zamanlarda milletimizin nasıl kenetlendiğini, büyük fedakarlıklarla yaraları sarmanın telaşına düştüğünü gösteren örnek bir olay olarak hafızalarımızda kaldı. Afşin’e gittiğimizde her yer buz. Hava sıcaklığı eksi 20-25’lere kadar düşmüştü. Bir taraftan soğukla mücadele eden ekipler diğer taraftan arama kurtarma çalışmalarını aralıksız sürdürüyordu. O acıyı tekrar tekrar yaşıyor ve unutmayacağımızı tekrar ifade ediyoruz. İlk andan itibaren tüm hemşerilerimiz büyük bir teyakkuzla burada yaraları sarmak için gayret gösterdi. En çok gençler ve kadınlarımız buradaydı. Caddeye tırlar dizilmişti. Hizmet binasının tüm pencereleri açılarak aynı anda birkaç tır birden yükleniyordu. Yüzlerce tırımızı hemşerilerimizle birlikte yükleyerek deprem bölgesine gönderdik. Milletimizin o günlerde yardım tırlarının bir anca bölgeye ulaştırılması için yaptığı çalışmalar hafızalarımızda her zaman yer alacak” şeklinde konuştu.



“Duygulandığımız anlar oldu”


Yardım çağrısının ardından duygulandığı olaylardan da bahseden Aşgın, “Yardım tırlarını organize ederken bir anne ve çocuk bir tane gram altını almış yanıma geldi. Başkanım bu gram altını bölgeye göndermek istiyorum dedi. Altının orada nakit paraya çevrilemeyeceğini belirtince gitti o altını bozdurup içerisinde yardım malzemelerinin bulunduğu poşetle geri döndü. Bizi duygulandıran anlardan bir tanesi evlerindeki oyuncakları getirmesi oldu. Bir tane yavrumuz elindeki oyuncak ayıyı göstererek “Başkan amca ben bu ayıya sarılıp uyuyordum” Ama benim ihtiyacım yok. Deprem bölgesine onu gönderelim oradaki çocuklar bu oyuncağa sarılıp uyusunlar dedi. Bu tarzda en küçüğünden en büyüğüne anlatacağımız bir çok ibretlik hikayeyi gördük. En çok etkilendiğim hususlardan bir tanesi de hava soğuk olduğu için odun çağrısı yapılmıştı. Bu çağrıya başta Marangozlar Odası olması üzere birçok sivil toplum kuruluşumuzun katkısı oldu. Ama köylere gidildiği zaman köylerden odun toplandığı zaman bir vatandaşımız odunluğun tamamını açmış hepsini götürün demiş. Görevliler amca sen ne yakacaksın deyince şuan biz kendimizi düşünümeyiz oradaki depremzedeleri düşünmek zorundayız. Biz bir şekilde idare ederiz siz alın götürün odunları demiş. Sonrasında şehrimize nakiller başladı. Hayırseverlerim izinde katkılarıyla çarşı kurduk. Oraya depremzede kardeşlerimizin ihtiyacı olan her şeyi getirdik. Ticaret Sanayi Odası’na da teşekkür ediyoruz. Gelen tüm vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını buradan karşıladık. Çorumlular depremzede kardeşlerimize ücretsiz olarak evlerini açtı. Kimse mağdur olmayacak şekilde bu kardeşlerimizi misafir etti” sözleriyle konuşmasını sürdürdü.



“Asrın felaketinde asrın dayanışmasını tüm Türkiye’ye ve dünyaya gösterdik”


“Biz büyük bir milletiz” diyen Aşgın, “Asrın felaketinde asrın dayanışmasını tüm Türkiye’ye ve dünyaya gösterdik. Milletimizin birliği ve beraberliği ile o yaraları kısa sürede sarmaya başladı. Sarılacak yaralarımız daha var. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kamu kurumları ve belediyeler olarak o yaraları sarmaya, gönülleri onarmaya devam ediyoruz. Dünyada hiçbir devlet yoktur ki konutların önemli bir kısmını tamamlayıp depremzedelere teslim etti. İnşallah yaraları saracağız” sözleriyle konuşmasını tamamladı.



Başkan Aşgın: “Felaketlere karşı tüm tedbirleri alıyoruz”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Alaçatı’da tabeladan tenteye kadar ortak tasarım dönemi İzmir Planlama Ajansı (İZPA) ve Çeşme Vizyon Ofisi, Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden Alaçatı’nın tarihi kimliğini korumak için dikkat çeken bir çalışmaya imza attı. "Alaçatı Kentsel Sit Alanı Tasarım Rehberi" ile bölgede son yıllarda artan kontrolsüz müdahalelerin ve görsel kirliliğin önüne geçilmesi hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Planlama Ajansı (İZPA), son yıllarda hızla artan turizm baskısının tarihi dokuda neden olduğu tahribata karşı Alaçatı için kapsamlı bir koruma çalışması hazırladı. İZPA ve Çeşme Vizyon Ofisi iş birliğiyle hazırlanan "Alaçatı Kentsel Sit Alanı Tasarım Rehberi" ile bölgede tarihi silüeti bozan tabela, tente, cephe ve görsel müdahalelerin ortak bir tasarım diliyle yeniden düzenlenmesi hedefleniyor. Alaçatı’nın taş mimarisi, dar sokakları, cumbalı yapıları ve kendine özgü kent estetiğini korumayı amaçlayan rehber, koruma-kullanma dengesi çerçevesinde hazırlandı. Özellikle yaz aylarında milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan bölgede artan ticari kullanımın oluşturduğu düzensiz görüntünün önüne geçilmesi hedefleniyor. Uçar: Uygulamaya dönük bir referans Kentsel Tasarım Rehberi’ni oluşturmalarının amacının tek tip bir görüntü oluşturmak olmadığının altını önemle çizen İZPA Genel Müdürü Aykut Uçar, "Asıl amacımız, Alaçatı’nın kendi karakterini güçlendirmek. Tarihi çevreyle uyumsuz uygulamalar zamanla bütüncül kent estetiğini zedeliyor. Biz öncelikle bölgeyi tarihi çevreyle uyumsuz uygulamaların kaldırılmasıyla arındırmayı, mevcut iyi örnekleri korumayı ve ahengi güçlendirecek yeni uygulama örnekleriyle zenginleştirmeyi hedefliyoruz. Hazırladığımız rehber; esnafı, kullanıcıyı ve yerel yönetimi ortak bir anlayışta buluşturan, uygulamaya dönük bir referans niteliği taşıyor" dedi. Koçdemir: Alaçatı’nın kimliğini korumak için yola çıktık Yüksek şehir plancısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Çeşme Belediyesi Meclis Üyesi Esra Koçdemir çalışmanın yalnızca estetik bir düzenleme olmadığını, Alaçatı’nın kültürel kimliğini korumayı amaçlayan uzun vadeli bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Koçdemir, "Çeşme artık deniz, güneş ve gece hayatıyla öne çıkan çok güçlü bir turizm merkezi. Ancak çok daha önemli kimlik ögelerimiz var. Zaman içerisinde aşırı turizm baskısıyla bu değerlerin yıprandığını görüyoruz. Biz de kimliğimizi gelecek nesillere aktarmak amacıyla böyle bir çalışma yapma gereği duyduk. Fiziksel çevre ve sosyoekonomik yapı birbirini karşılıklı etkileyen iki unsur. Fiziksel müdahaleler toplumsal yapıyı etkiliyor, toplumsal değişim de fiziksel çevreyi dönüştürüyor. Biz burada Alaçatı’nın mimari mirasını ve kent dokusunu koruyarak aslında bölgenin sosyoekonomik yapısını da güçlendirmeyi hedefledik. Alaçatı Köyiçi bölgesi bir kentsel sit alanı. Buradaki tüm müdahaleler Anıtlar Kurulu ve KUDEB denetiminde yapılıyor ancak buna rağmen kent dokusunun günbegün değiştiğini, çıkmalar ve farklı eklentilerle deforme olduğunu görüyoruz. Bizim öncelikli hedefimiz, her yıl çok yoğun turist ağırlayan bu tarihi dokuyu korumak" dedi. "Cephe sizin, sokak hepimizin" Çalışmanın yalnızca rehber hazırlamakla sınırlı kalmadığını belirten Koçdemir, sürecin sahada doğrudan esnaf ve vatandaşlarla birlikte yürütüldüğünü anlattı. Alaçatı’da iki ayrı esnaf buluşması yapıldığını söyleyen Koçdemir, rehberin detaylarının teknik toplantılarla işletmecilere anlatıldığını, onlardan sezon başlangıcına kadar cephelerin rehbere uygun hale getirilmesini rica ettiklerini söyledi. Süreçte "Cephe sizin, sokak hepimizin" sloganını kullandıklarını belirten Koçdemir, bina cephelerinin yalnızca özel mülk değil aynı zamanda kamusal alanın bir parçası olduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda rehbere aykırı uygulamaların tespit edilerek mülk sahiplerine resmi bilgilendirmelerin yapılmaya başlandığını da aktardı. Pastel tonlar, taş renkleri ve Ege mavisi öne çıkacak İzmir Planlama Ajansı’nın kapsamlı bir literatür ve tarihi belge taramasıyla rehberi hazırladığını söyleyen Koçdemir, Alaçatı’nın geçmişten gelen mimari karakterinin modernize edilerek günümüze taşındığını ifade etti. Koçdemir, "Alaçatı’nın geçmişten gelen renk kartelası yeniden ortaya çıkarıldı. Pastel tonlar, taş renkleri, kiremit ve toprak tonları ile Ege’nin mavi ve turkuaz renklerini içeren geniş bir renk skalası oluşturuldu. Amacımız bütün binaların aynı görünmesi değil; işletmelerin kendi kimliklerini korurken Alaçatı’nın bütüncül estetiğine uyum sağlaması" dedi. Tente, aplik, şemsiye ve tabela tasarımlarında da tarihi referansların esas alındığını söyleyen Koçdemir, "Bina cephelerinin yalnızca bir reklam yüzeyi olarak kullanılmasını istemiyoruz. Tabelaların cephe genişliğinin yüzde 25’ini geçmeyecek şekilde planlandığı, yüksekliklerinin sınırlandığı ve malzeme seçimlerinin rehberde tanımlandığı yeni bir sistem oluşturduk. Ayrıca işletmeler için örnek uygulama setleri hazırladık. Böylece hangi tabela, tente ve aydınlatmanın birbiriyle uyumlu kullanılabileceğine dair esnafa yol gösteriyoruz" ifadelerini kullandı. "Ortak estetik Alaçatı’yı daha güçlü gösterecek" Alaçatı’da işletmesini rehbere uygun şekilde hazırlayan Samed Özen de sürecin işletmeler açısından yol gösterici olduğunu söyledi. Rehber sayesinde tasarım sürecinin daha sistemli ilerlediğini belirten Özen, "Kent tasarım rehberini inceleyerek en başta neleri yapabileceğimizi gördük. Renk paletleri, tenteler ve mekanın genel tasarımını buna göre belirledik. Sabit olan şeyleri bildiğimiz için tasarım sürecimiz daha kolay ilerledi diyebilirim. Aynı zamanda bu durum bizi daha da düşünmeye de yönlendirdi. İnsanların sokakta dolaşırken, fotoğraf çekerken ya da dışarıdan bakarken verdiği tepkiler çok olumlu. Bizim de içimize sindi. Diğer işletmeler de bu renkleri ve tasarım anlayışını kullanmaya başlarsa Alaçatı daha düzenli, daha bütüncül ve daha estetik görünebilir. Bu da hem mahalleye hem işletmelere katkı sağlar" diye konuştu. Tabeladan klimaya kadar her detay planlandı Hazırlanan rehber kapsamında Alaçatı Kentsel Sit Alanı içerisindeki yapı cepheleri ve kamusal alan ilişkisi bütüncül bir anlayışla ele alındı. Tente ve sundurmalar, tabelalar, aydınlatma elemanları, klima ve teknik tesisat kutuları gibi yapıların dış görünümünü etkileyen unsurlar için tasarım önerileri geliştirildi. Aynı zamanda cephe düzenlemeleri, renk seçimleri, malzeme kullanımları ve bitkisel peyzaj uygulamaları da Alaçatı’nın özgün mimari karakterine uygun şekilde yeniden değerlendirildi. Rehberin temel hedeflerinden biri de Alaçatı’da yıllar içerisinde oluşan estetik bütünlüğü korumak. Özellikle farklı işletmeler tarafından yapılan kontrolsüz uygulamaların oluşturduğu görüntü karmaşasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Denizli Asırlık ‘Çörek Derme’ geleneğinde yiyecekler paylaşıldı Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Yüreğil Mahallesi’nde yüz yıllardır sürdürülen "Çörek Derme" geleneği, bu Kurban Bayramında da binlerce çocuğun katılımıyla yaşatıldı. Mahalle halkının çocuklara ikramlarda bulunduğu etkinlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi oldu. Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Yüreğil Mahallesi’nde asırlardır Ramazan ve Kurban bayramlarında sürdürülen "Çörek Derme" geleneği, bu Kurban Bayramında da renkli görüntülere sahne oldu. Mahalle girişindeki Hacı İbrahim Camisi önünde imam Mehmet Ali Polat’ın yaptığı duayla başlayan etkinlikte, çevre mahallelerden gelen çocuklar ellerindeki poşetlerle sokak sokak dolaşarak kek, bisküvi, çikolata, şeker, gazoz, krakerleri topladı. Denizli merkez başta olmak üzere çevre il ve ilçelerden yoğun katılımın olduğu etkinliğe, Serinhisar’a bağlı Yatağan, Ayaz, Kuyucak ve Kocapınar mahallelerinden de yüzlerce aile çocuklarıyla birlikte katıldı. Mahalle sakinleri ise evlerinin önünde hazırladıkları çikolata, şekerleme, kek, bisküvi, tatlı ve kuruyemişleri çocuklara dağıtarak bayram sevincine ortak oldu. Etkinliğe katılan mahalle sakinlerinden Pamukkale Üniversitesi Öğretim Görevlisi İbrahim Akman, ‘Çörek Derme’nin yalnızca çocuklara yönelik bir etkinlik olmadığını belirterek, gelenek sayesinde uzun süredir görüşemeyen akraba ve dostların bir araya geldiğini söyledi. Akman, dini bayramlarda gerçekleştirilen buluşmanın adeta toplu bir bayramlaşma havasında geçtiğini ifade etti. Çörek Derme geleneğinin köklü bir Oğuz kültürü mirası olduğuna dikkat çeken öğretim görevlisi İbrahim Akman, geçmişte çocuklara börek, badem ve ceviz gibi yiyeceklerin dağıtıldığına dikkat çekti. günümüzde modern yaşamla birlikte ikramların değişse de paylaşma ruhunun aynı kaldığını vurgulayan Akman, özellikle dijitalleşmenin ve bireyselliğin arttığı günümüzde bu tür geleneklerin toplumsal bağları güçlendirdiğini belirterek, "Bir kadim Oğuz geleneği olan ‘Çörek Derme’ geleneği, Serinhisar ilçemizde asırladır yaşatılmaya devam ediliyor. Dualarla başlayan etkinlikte köyün alt kesiminde toplanan çocuklar, üst ve iç kesimlere kadar yol boyunca kapıların önüne çıkarılan yiyeceklerden beğendiklerinden istedikleri kadar alabiliyor. Çörek Derme, çocuklara yardımlaşmayı ve sosyalleşmeyi öğreten önemli bir imece kültürü örneğidir. Türk toplumunun yeniden dayanışma ruhunu güçlendirmesi açısından bu geleneklerin yaşatılması büyük önem taşıyor" dedi. Her Ramazan ve Kurban Bayramı sürecinde düzenlenen etkinlik, bu yıl da yüzlerce çocuğa bayram heyecanı yaşatırken, Yüreğil Mahallesi’nde nesilden nesile aktarılan kültürel mirasın canlı tutulmasına katkı sağladı.