GÜNDEM - 15 Nisan 2026 Çarşamba 09:44

Çorum’da "mest" ustası zamana direniyor

A
A
A
Çorum’da "mest" ustası zamana direniyor

Çorum’da 73 yaşındaki mest ustası, yok olmaya yüz tutan mesleğini yaşatarak el işçiliğiyle deri mestler üretiyor. Her geçen gün ilginin azaldığı mesleğini sürdüren usta, ölene kadar üretmeye devam edeceğini ifade etti.


Çorum’da yaşayan 73 yaşındaki Ahmet Yurdakul, unutulmaya yüz tutan mest ustalığını yaşatmaya devam ediyor. Çocukken ayakkabıcılarda çıraklık ve kalfalık yapan Yurdakul, uzun yıllar çalıştığı bankadan emekli olduktan sonra mesleğine dönmeye karar verdi. İl merkezindeki Ayakkabıcılar Arastası’ndaki dükkanında mest üretmeye başlayan Yurdakul, unutulmaya yüz tutan mest ustalığına yaşına rağmen devam ediyor. Dana ve koyun derisini kıllanarak mestler yapan Yurdakul, geleneksel yöntemlerle yaptığı mestlere ilginin her geçen gün azaldığını ifade etti.



"Sadece mest üzerine çalışmaya başladım"


Bankada çalıştığı süre boyunca da boş zamanlarda ayakkabıcılığa devam ettiğini dile getiren Yurdakul, "Ortaokula gittim ama devam etmedim. Daha sonra ayakkabıcıda çıraklığa başladım. 15 sene boyunca çıraklık ve kalfalık yaptım. Meslekte yetiştim. 1976’da işi bıraktım, bir bankada çalışmaya başladım. 2001’de emekli olduktan sonra evde oturmaktansa vatandaşlara hizmet etmek istedim. Sadece mest üzerine çalışmaya başladım. 65 yıl içinde bu ayakkabılığı hiç bırakmadım, bankadaki mesaimin ardından aynı işe devam ettim" dedi.



"Çırak yok, kimse gelmiyor"


Mesleğin çırak yetişmediği için yok olacağını kaydeden Yurdakul, "Bu mesleği devam ettirmek istiyorum ama yetişecek çırak yok, kimse gelmiyor. Biz yıllarca çıraklık, kalfalık yaptık. İki sene, üç sene mesleği öğrenelim diye ücret almadık. Kalfa olduktan sonra ücret vermeye başladılar. Ama şimdi çocuk geliyor, ‘ben çırak olmak istiyorum’ diyor. ‘Ücret isteyecek misin’ diye sorduğumda istediğini söylüyor. Ama biz işi öğrenene kadar hiç ücret istemedik" diye konuştu.



Çorum’da "mest" ustası zamana direniyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerebakan: "Önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor nüfusu 350 bin seviyesine ulaşacak" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan, bugün ülkede 235 bin hekim olduğunu ve tıp fakültelerinden mezun olmayı bekleyen 125 bin kişinin bulunduğunu belirterek, önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor sayısının 350 bine ulaşacağını açıkladı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerebakan, Türkiye Basın Federasyonu’nun "Anadolu Sohbetleri" programına konuk olarak ,basın mensuplarının sorularını cevapladı. Partide Sağlık Politikaları Başkanlığına neden ihtiyaç duyulduğuna ilişkin soru üzerine Yerebakan, partinin kültürü olan toplumla istişare mekanizmasının güçlü olması, eksiklerin görülmesi ve toplumun taleplerinin karşılanması amacıyla başkanlığın kurulduğunu söyledi. Sağlığa erişimde Türkiye’nin dünya ülkelerine göre çok iyi yerde olduğunu belirten Yerebakan, sağlık alanında doğru zamanda doğru yatırımların yapıldığını ifade etti. AK Parti Sağlık Politikaları Başkanlığı görevine geldiği ilk günden itibaren sağlıkta atılması gereken en kritik adımın dünya örneklerini de göz önünde bulundurarak sağlık hukuku ve sağlık etik yasalarının güçlendirilmesi ve denetim modellerinin güncel uygulamalara uyum sağlaması olduğunu dile getiren Yerebakan, bugün ülkede 235 bin hekim olduğunu ve tıp fakültelerinden mezun olmayı bekleyen 125 bin kişinin bulunduğunu aktararak, önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye’deki doktor nüfusunun 350 bin seviyesine ulaşacağını ifade etti. Türkiye’deki hastanelerde yılda OECD ortalamasının üç katı kadar hastanın tedavi hizmeti aldığını belirten Yerebakan, "Sağlık Bakanlığımız bunun için ’aile hekimliğini güçlendiren’, yükün önündeki hızı dengeleyen basamak tasarlamasını devreye aldılar ve güçlendirmek için de çalışıyor. İnşallah onu daha da güçlendirecekler. Başka türlü bu sistemi rahatlatmanın mümkün olmadığı, tüm politika toplantılarımızda ifade ediliyor" değerlendirmesini yaptı. Türkiye’de koruyucu ya da önleyici sağlığa yeterince önem verilip verilmediği sorusu üzerine ise Yerebakan, bu konuda herkesin sağlıklı yaşam alışkanlıklarına karşı kişisel dünyasında bahaneler üretebildiğini söyledi. Yerebakan, kişilerin değişmekten, hayatının normlarını dönüştürmekten korktuğunu belirterek, bu durumun insanları sağlıklı yaşam açısından geride bıraktığına işaret etti. Vatandaşları Sağlıklı Hayat Merkezlerine davet etti Sağlıklı yaşam konusunda kişinin bir motivasyona sahip olması gerektiğini ifade eden Yerebakan, şunları kaydetti: "Bu konuda koçluğa ihtiyaç varsa Sağlık Bakanlığımız her ilçede/ilde Sağlıklı Hayat Merkezleri kurdu değil mi? Ben bütün vatandaşlarımızı buralardan hizmet almaya davet ediyorum. Orada diyetisyen, psikolog var, şekerinizi, kilonuzu, boyunuzu kontrol eden, bununla ilgili size yönlendirmeler yapan, koruyan insanlarımız var. Aynı zamanda erken tanı önemli. Erken tanı merkezlerimiz de burası. Dolayısıyla kamu, belki etkili dile getirememiş olabiliyor ama isteyen vatandaşımıza bütün bu imkanları en iyi şekilde sunabildiğimiz Sağlıklı Hayat Merkezleri var." "Çevre bilincimizi arttırmamız lazım" Çevresel toksinlerin yanı sıra mikroplastiklerin de üreme sağlığını etkilediğine dikkati çeken Yerebakan, şu ifadeleri kullandı: "Hayatın her yerinde plastik ve petrokimyasal var. Dolayısıyla plastiğin, ftalatların, BPA gibi çeşitli maddelerin hormonal bozukluklara yol açtığı ve üreme sağlığını olumsuz etkilediği yönünde elimizde kanıtlar var. Çok şükür ki dünyada bu konuda farkındalık oluşturan çok değerli bir insan ülkemizde, kıymetli hanımefendi, Sayın Cumhurbaşkanımızın eşleri. ’Sıfır Atık’ konsepti gündemiyle bütün dünyada bir algı oluştu. Çevre sağlığını biz iyi yönetmediğimiz sürece insan sağlığında sadece üreme problemlerini, erkek tipi kısırlığı vesaireyi konuşmayız. Çevrenin insana, kronik hastalıklar, şeker hastalığı, ağız hastalıkları, kalp hastalıkları, kanser ve üreme açısından da bir risk oluşturduğunu ifade etmek istiyorum. O yüzden çevre bilincimizi de arttırmamız lazım." "Türkiye, artık dünyada kenara itilmiş bir ülke değil" Yerebakan, Türkiye’deki doktorların yurt dışında çalışmayı tercih ettikleri eleştirilerine ilişkin ise, "Cumhurbaşkanımız yurt dışında çalışan hekim arkadaşlarımızın, başarılı arkadaşlarımızın ülkemize dönüp hizmet etmesini istemeseydi tersine beyin göçü kanunu çıkartır mıydı? Çıkartmazdı. Yani bu şeyin üzerinde sürekli bir argüman geliştirmeye çalışılıyo;r işte ’doktorlarımıza sahip çıkılmıyor’ filan diye ama öyle değil. Bizim arkadaşlarımız Türkiye’ye gelebilsin diye o dönemde uygulamalar yapıldı. Bugün yeniden yapılmıyor, çünkü mezun sayımız fazla. Türkiye, artık dünyada kenara itilmiş bir ülke değil. Türkiye, Cumhurbaşkanımızla birlikte özgüvenini, altyapısını, bilimini inşa etmiş, yarına koşan, güçlü insan kaynağı geliştiren, uluslararası topluma entegre insan yetiştiren bir ülke konumuna geldi" şeklinde konuştu. Doktorların çeşitli nedenlerle yurt dışında çalışmak isteyebileceğini dile getiren Yerebakan, "Zamanında ben gittim diye suçlu muyum mesela? Ama bugün gururla şunu ifade etmek istiyorum; zamanında meslektaşlarımı, beraber mezun olduğum arkadaşlarımı almayan o Batılı toplumlar, bugün boyunlarına stetoskop takıyor, ’Gel’ diye yalvarıyor. Bizim için bu gururdur" ifadelerini kullandı. Türkiye’deki doktor sayısına ilişkin konuşan Yerebakan, şunları kaydetti: "Türkiye ihtiyacı olan doktor sayısına erişti mi? Henüz değil. Türkiye, Avrupa Birliği standartlarında veya oradaki norm kadroya benzer seviyede norm kadroya 2026 diyorlardı, hadi 2028 olsun. Ama 2029 olmayacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde bu norm kadro seviyesine ulaşacağımızı düşünüyoruz. Çok yüksek düzeyde asistanımız var, yani uzman gelişiyor demektir. Çok yüksek düzeyde tıp fakültesi öğrencimiz var."
Isparta Yalvaç’ta bağımlılıkla mücadele panelinde toplumsal farkındalık mesajı verildi Isparta’nın Yalvaç ilçesinde düzenlenen bağımlılıkla mücadele panelinde uzman isimler, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Isparta’nın Yalvaç ilçesinde, Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından Süleyman Demirel Üniversitesi Ata Yalvaç Sağlık Meslek Yüksekokulu’nda bağımlılıkla mücadele paneli düzenlendi. Sosyolog Dr. Selameddin Baysal’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda, bağımlılıkla mücadelenin önemi dört ana başlık altında alanında uzman isimler tarafından ele alındı. Hukuki yaptırımlar ve denetimli serbestlik vurgusu Panelde konuşan Yalvaç Cumhuriyet Başsavcısı Ayhan Yenilmez, bağımlılıkla mücadelede hukuki yaptırımların yanı sıra günümüzün önemli sorunlarından biri olan sanal ve dijital suçlarla mücadele yöntemlerine değindi. Denetimli Serbestlik Müdürü Şuayip Uğuz ise bağımlı bireylerin yeniden topluma kazandırılmasında denetimli serbestlik sisteminin kritik rolünü vurguladı. Madde Bağımlılığı ve Psikolojik Dayanıklılık üzerine sunumlar Narkorehber Engin Çağlar, madde bağımlılığının fiziksel ve sosyal belirtilerine dikkat çekerek UYUMA projesinin etkin kullanımının önemine işaret etti. BAMKOM temsilcisi Mustafa Güngör de bağımlılıkla mücadelede maneviyatın ve psikolojik dayanıklılığın iyileştirici gücüne ilişkin sunum gerçekleştirdi. Program hatıra fotoğrafı ile sona erdi Üniversite öğrencileri, öğretim görevlileri ve ilçe protokolünün katılımıyla gerçekleşen programda, toplumsal bilincin artırılmasına katkı sağlayan tüm paydaşlara teşekkür edildi. Panelde, bağımlılıkla mücadelenin bir günle sınırlı kalmaması gerektiği vurgulanırken, etkinlik programın ardından çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
İstanbul Üsküdar’da mahalle sakinleri yol mağduriyetine çözüm bekliyor Üsküdar Güzeltepe Mahalle sakinleri ulaşım yollarının kapanması ve fiziksel şartların yetersizliği nedeniyle yetkililerden çözüm bekliyor. ? Üsküdar Güzeltepe Mahallesi’ndeki Kilim Sokak sakinleri, yaklaşık 5 yıldır devam eden ulaşım sıkıntılarını dile getirdi. Çamlıktepe ve Sadıkoğlu sitelerinin arasında kalan sokakta, geçiş güzergahlarının demir korkuluklarla kapatılması ve mevcut yolların dikliği nedeniyle mahalle sakinleri günlük hayatta zorluk yaşıyor. Vatandaşlar; itfaiye, ambulans ve servis araçlarının sokağa giriş yapamadığını belirterek yaşanan mağduriyeti dile getirdi. ?"Acil durumlarda araçlar mahalleye giremiyor" ? Bölgede yaşanan durumu aktaran mahalle sakinlerinden Serkan Çetinkaya, "Mahallemiz yaklaşık 4-5 senedir ulaşım anlamında büyük sıkıntılar yaşıyor. Kilim Sokak olarak iki sitenin arasında sıkışmış durumdayız. Bugün site ile aramızdaki yol bağlantısını demir korkuluklar ile kestiler. Daha önce komşumuz Ümmet Bey kalp krizi geçirdiğinde, ambulans yollar kapalı olduğu için zamanında ulaşamadı ve komşumuzu kaybettik. Şu anda herhangi bir yangın veya acil durumda buraya araç giremiyor" dedi. ?"Servis araçları dik rampalar nedeniyle gelemiyor" ? Yolun eğimi ve kapalı olması sebebiyle öğrencilerin de mağdur olduğunu ifade eden Çetinkaya, "Mahallemizde 50’ye yakın çocuk var. Servis gelmediği için çocuklarımız okul yolu için önce Çengelköy istikametine inip sonra tekrar yolu gitmek zorunda kalıyorlar. Mevcut yolun dikliği yaya geçişini bile zorlaştırıyor. Belediye bize bu yolu kullanmamızı söyledi ancak burası ne yaya ne de araç trafiğine uygun bir durumda değil" şeklinde konuştu. ?"Parsel sorunu kentsel dönüşüme engel oluyor" ? Son olarak bölgedeki imar ve parsel yapısından kaynaklı bürokratik engellere değinen Çetinkaya, "Sitelerle aynı parselde olduğumuz için burada ne kentsel dönüşüme gidebiliyoruz ne de alternatif bir yol izleyebiliyoruz. Parsel küçültme işlemi yapılamadığı için bir çıkmazın içerisindeyiz. Birçok kez başvuruda bulunmamıza rağmen henüz bir sonuç alamadık. Devletimizden ve belediyemizden bu sorunun çözülmesini talep ediyoruz" ifadelerine yer verdi.