GÜNDEM - 08 Mayıs 2025 Perşembe 11:20

Evlerindeki eski mobilyaları boyayarak başladılar, şimdi taleplere yetişemiyorlar

A
A
A
Evlerindeki eski mobilyaları boyayarak başladılar, şimdi taleplere yetişemiyorlar

Çorum’da iki ev hanımının evlerindeki eski mobilyaları boyayarak başladığı hobisi, sanata dönüştü. Kendi atölyesini açan iki arkadaş, 8 yıldır eski mobilyaları restore ederek ilk günkü haline getiriyor.


Çorum’da yaşayan Melike Gerçek ve Süreyya Uygur, 8 yıl önce hobi olarak evlerindeki eski ahşap mobilyaları boyamaya başladı. Boyama merakını ilerleten Gerçek ve Uygur, çeşitli kurslardan aldıkları eğitimle hobilerini geliştirdi. Bir süre sonra ev hanımı Uygur ve Gerçek’e eşleri bir iş yeri açmaları için ön ayak oldu. 8 yıl önce küçük bir dükkanda kendi atölyesini açan Gerçek ve Uygur, ilerleyen süreçte taleplerin artmasıyla daha büyük bir atölyeye taşındı. Gerçek ve Uygur, yıllar içinde taleplere yetişemez hale geldi. Eski mobilyaları çeşitli tekniklerle yenileyen iki arkadaş, çeşitli ev aksesuarları ve koleksiyon ürünleri de yapıyor. Meraklı kadınlara da kapılarını açarak verdikleri eğitimle işi öğrenmelerini sağlıyor.



"Hem eğlenmek hem birlikte vakit geçirmek için bu işe başladık"


İşe ilk başlarken bu kadar çok ilerleyeceklerini düşünmediklerini söyleyen Melike Gerçek, "Yaptığım iş, başta bir hobiydi. Evde, sadece kendi isteklerime göre ufak tefek şeyler yaparken zamanla bu uğraşım daha çok ilgimi çekmeye başladı. Çorum’daki kadın kültür merkezleri, halk eğitim merkezi gibi kurumların kurslarına katıldım. Tamamen hobi amaçlıydı. Kurslarda yaptığımız işleri çevremiz çok beğenmeye başladı. Ben de kendi evimde bire bir bazı değişiklikler yapmak istedim. Kurslarda bize eğitim veren hocalarımız da bizi bu konuda yönlendirdi. Arkadaşlarım da benimle birlikte bu kurslara katıldı. Hem eğlenmek hem birlikte vakit geçirmek hem de evde değişiklik yaparken eşlerimize yük olmamak için bu işe başladık. Bu durum eşlerimizi biraz şaşırttı. Evde bu kadar masraflı hobi olmaz deyip, bize ’bir dükkan açalım da orada oyalanın’ dediler. Hepimizin evine yakın ortak bir noktada küçük bir dükkan tutuldu. Elimizdeki malzemeleri oraya götürdük, birkaç yeni parça daha aldık ve ürün yapmaya başladık. Ama kimse buranın bir ticarethane olacağını düşünmüyordu. Eşlerimiz esnaftı. Sonra bir anda maliye, vergi dairesi gibi resmi kurumlar gelmeye başladı. Yeni başladığımızı ve hiçbir şey bilmediğimizi görünce bize birkaç gün süre tanıdılar. O süreçte, hobi olarak açtığımız mekanı geri dönüşüm atölyesine çevirdik. Çevremizdekiler, merak edip geldiler. Ne yaptığımızı görünce işler gelmeye başladı, siparişler almaya başladık. Yani hiç aklımızda yokken, sadece hobi olarak başladığımız bu iş kısa sürede büyüdü. 8 yıldır Çorum’da geri dönüşüm temalı ilk açılan atölyeyiz. Hala bu konseptle devam ediyoruz. Ham ürün satışı yapıyoruz, koleksiyon ürünleri satıyoruz" dedi.



"Eski mobilyaları formlarını bozmadan yenilememiz çok ilgi görüyor"


Bir süre sonra merak duyan kadınlara da eğitim vermeye başladıklarını dile getiren Gerçek, "Zamanla ilk dükkanımıza sığamaz olduk ve şu anki yerimize taşındık. Burada da ne yaptığımızı merak eden kadınlar bizi yalnız bırakmadı. Evlerinde boya yapamayanlar için mekanımızı onlara açtık. Bizimle birlikte boya yapıyorlar, kendi hobilerini geliştiriyorlar. Biz de hem onların zamanlarını değerlendirmelerine yardımcı oluyoruz hem de kendi tekniklerimizi onlarla paylaşıyoruz. Karşılıklı, keyifli bir süreç yaşanıyor. Atölyenin kuruluş amacı bu kadar geniş değildi ama zamanla bu noktaya geldik. Şu anda en çok rağbet gören işlerimizden biri, eski mobilyaları formlarını bozmadan yenilemek, revize etmek. Butik çalışan bir atölyeyiz. Kendimize zaman ayırabildiğimizde hediyelik eşya ya da dekoratif ürünler de yapıyoruz. Bu ürünler çoğu zaman o anki ruh halimizi yansıtıyor. Bire bir siparişlerde ise tamamen kişinin isteğine göre çalışıyoruz. Bugüne kadar hiç memnuniyetsizlik yaşamadık, bu da bize ayrı bir mutluluk veriyor" diye konuştu.



"Zamanla çok güzel bir noktaya geldi"


Bu işe 8 yıl önce eşlerinin desteği ile başladıklarını ifade eden Süreyya Uygur ise "Arkadaşımla birlikte 9 yıldır ahşap boyuyoruz ve işimizden büyük keyif alıyoruz. Eski eşyaları yeniliyoruz ama taşınamayacak büyük mobilyalar için evlere de gidiyoruz. Mutfak dolapları, yatak odası, çocuk odası gibi eşyaları evlerde boyuyoruz. İşimiz çok kapsamlı ve hayal gücüne çok açık. Tekniği öğrendikten sonra gerisi tamamen kişiye bağlı. Bu iş bizim için 8 yıl önce eşlerimizin bize yaptığı bir jestle başladı ama zamanla çok güzel bir noktaya geldi" şeklinde konuştu.



Evlerindeki eski mobilyaları boyayarak başladılar, şimdi taleplere yetişemiyorlar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya AK Parti Teşkilatı Sakarya’da iftar sofrasında bir araya geldi AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, Sakarya’da gerçekleştirilen 3 Kademe İl Yönetimi ve 3 Kademe İlçe Başkanları Toplantısı’nın ardından parti üyeleri ile iftar programına katıldı. Sakarya’nın Serdivan ilçesinde AK Parti Sakarya İl Teşkilatı tarafından düzenlenen iftar programına katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, programda parti üyeleri ile bir araya geldi. Programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, ilçe belediye başkanları katılırken parti üyeleri yoğun katılım gösterdi. "25 yıldır Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte zincirleri kırıyoruz" Programda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, "Siyaset, millet ve memleket için çalışmak demek. Siyaset, engelleri kaldırmak demek. CHP bu işi nasıl görüyor bilmem ama biz bu işi 25 yıldır Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte zincirleri kırıyoruz, prangaları yok edip atıyoruz. İşte siyaset budur ve bu doğrultuda siz değerli mensuplarımızı bir kez daha saygıyla selamlıyorum" dedi. "Seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan’ı bir kez daha Cumhurbaşkanı seçeceğiz" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, "Allah’a hamdediyoruz ki mücadelemizde, yol yürüyüşümüzde Sakarya hep bizimle beraber. Recep Tayyip Erdoğan ne zaman bir desteğe ihtiyaç duyduysa en güzel ve en anlamlı neticeleri hep Sakarya’dan elde etti. Geçmişten günümüze bu kutlu davaya, mücadeleye hizmet eden, sorumluluk üstlenen herkesten Allah razı olsun. Sorumluluğumuz büyük, üzerimize aldığımız vazife tarihi önemde işte bu sofralarda bir araya geldiğimiz her toplantımızda sahada her siyasi çalışmamızda o işin kendisiyle uğraşmıyoruz. Her eli sıkarken, her haneye konuk olurken her gönüle ve zihne ulaşmaya çalışırken büyük ve güçlü Türkiye istikametinde yol yürüyüşümüz için dua ediyoruz. Her bir çalışmamızda elde ettiğimiz güçlü bereketli, samimiyetten aldığımız güç ve kararlılıkla çalışmalarımızı çok daha yüksek bir irtifada ortaya koyacağız. İnşallah 2028 yılında yapılacak seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan’ı bir kez daha Cumhurbaşkanı seçeceğiz. Gayemiz, millete hizmet. Onun için durmadan, yorulmadan liderimizin her zaman söylediği gibi ‘Aşk ile koşan yorulmaz’ diyerek davamıza, mücadelemize dört elle sarılma vaktindeyiz" diye konuştu.
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "En büyük gücümüz, en büyük kuvvetimiz birliğimiz ve beraberliğimizdir" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Dünyanın çok zor zamanlarından bir tanesindeyiz. Ülkemizi kötülüklerden korumak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. En büyük gücümüz, en büyük kuvvetimiz birliğimiz ve beraberliğimizdir" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Ankara Üniversitesi Güneş Meydanı’nda düzenlenen iftar programına katılarak, üniversite öğrencileriyle beraber iftarını yaptı. Burada konuşan Çelik, Türkiye’nin dört bir yanından eğitim almak için Ankara Üniversitesine gelen öğrencilerin birlik ve beraberlik içerisinde aynı sofranın etrafında buluşmasının çok kıymetli olduğunu söyleyerek, "Dünyanın çok zor zamanlarından bir tanesindeyiz. Savaşlar, depremler, kıtlıklar, yoksulluklar dünyanın her tarafını sarmış durumda. Bunun içerisinde ülkemizin, memleketimizin geleceğine daha güzel imzalar atmak için bu birlikteliği daha güçlü bir şekilde korumamız gerekiyor. Gazze’deki soykırımdan en son İran’a saldırıya kadar bir sürü kötülük etrafımızda kol geziyor. Hem bu kötülükle mücadele ediyoruz hem de ülkemizi bu kötülüklerden korumak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. En büyük gücümüz, en büyük kuvvetimiz birliğimiz ve beraberliğimizdir" dedi. Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar ise Türkiye’nin etrafının ateş çemberi halinde olduğunu dile getirerek, "Bizi bu ateş çemberinin dışında tutan güç birlik ve beraberliğimizdir. Tıpkı bu iftar sofrasında beraber olduğumuz gibi aynı duyguları paylaşıyoruz. Bu duygularımızı geliştirmemiz lazım" diye konuştu.
İstanbul Katar’da mahsur kalan Türk vatandaşları Türkiye’ye döndü Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası Katar’da mahsur kalan Türk vatandaşları yurda döndü. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası bölgedeki savaş durumu nedeniyle hava alanının kapanması sonucu yurt dışında mahsur kalanlar Türk vatandaşları yurda dönmeye devam ediyor. Yaklaşık 10 gün boyunca Katar’da mahsur kalan yolcular, saat 11.30 sularında Doha Hamad Uluslararası Havalimanı’ndan kalkış yapan uçakla, Suudi Arabistan hava sahası üzerinden Mısır hava sahasına geçti. Yolcular, ardından buradan saat 18.20 sularında İstanbul Havalimanı’na iniş yaptı. "Katarlılar bütün misafirperverlikleriyle ilgilendiler" Katar’da yaklaşık 10 gün boyunca mahsur kalan yolculardan Erkan Yıldırım, "28 Şubat’ta Bangkok’tan kalkan uçağımız Doha’da indikten sonra Katar Havayollarının ve devlet yetkililerinin özenleriyle kendim dahil olmak üzere 8 bin yolcuyu Doha şehrinde bulunan otellere yerleştirdiler. 10 gün boyunca ellerinden gelen bütün misafirperverlikleriyle ilgilendiler. Bütün Katarlı yetkililere buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz. Hiçbirimiz zarar görmedik, hepimiz sağ salim ülkemize bugün geldik ve bu 10 günlük süreç içerisinde de Katarlı yetkililer bizimle son derece iyi şekilde ilgilendiler" dedi. "Zorlu bir süreçti ancak can güvenliğimiz yerindeydi" Tayland’ın başkenti Bangkok’tan gelen bir transfer yolcu olarak Doha’ya indiğini ve savaş sebebiyle Katar’da mahsur kaldığını belirten Alper Aldemir, "28 Şubat Cumartesi günü transfer yolcu olarak Doha Havalimanı’na iniş yaptık. Daha sonra hava sahası kapandığı için orada bir hayli süre mahsur kaldık. Bugün 11. gün. En sonunda Doha’dan İstanbul’a kalkan ikinci uçakla vatanımıza giriş yaptık. Zorlu bir süreçti. Bizim için çok tehlikeli değildi, can güvenliğimiz yerindeydi. Katarlılar sağ olsunlar bizimle güzel ilgilendiler, güzel ağırladılar" diye konuştu. "Allah’a şükür Türkiye’ye gelebildik" Savaşın başladığı gün uçuşları olduğunu ancak hava sahasının kapanması nedeniyle mahsur kaldıklarını kaydeden yolcu Emir Kaan Demir, "28 Şubat saat 14.00’te Doha’dan Türkiye’ye uçuşumuz vardı. İran-İsrail savaşının sabah 8’de başlamasından dolayı ilk başta herkese bir uyarı geldi. Yaklaşık 2 saat sonra da bütün her şey kapandı. Bütün uçuşlar iptal edildi. Yaklaşık 1-1.5 gün havalimanında mahsur kaldık. Ondan sonra bizden sorumlu havayolu şirketi bizi aldı ve yaklaşık 7 gün boyunca bir otel ayarladı. Otelde kalma sürecimizde yukarıda patlamalar, dron saldırıları, füze saldırıları oldu ama biz güvenli yerdeydik ve bir sıkıntı yaşamadık. 8. günümüzde İstanbul uçuşu olduğunu öğrendik ve bizi otelden çıkardılar. Havalimanına gittiğimizde uçağımızın ‘overbooked’ olduğu söylendi. Bu yüzden uçağa binemedik, aynı şekilde diğer Türk yolcuları da uçaktan çıkarttılar ve bir gün sonra bizi tekrar havalimanına geri getirdiler. Allah’a şükür bugün gelebildik. Birkaç Türk arkadaşa da ‘overbooked’ olduklarını söyleyip uçağa almadılar, sonra kendileri havalimanında bekledikleri ve uçağa başka yolcu gelmediği için uçağa alındılar. Ancak tüm bunlara rağmen Allah’a şükür Türkiye’ye gelebildik" ifadelerini kullandı.