SAĞLIK - 20 Şubat 2026 Cuma 10:21

Damar yağlanmasının erken tespiti kalp krizi riskini önlüyor

A
A
A
Damar yağlanmasının erken tespiti kalp krizi riskini önlüyor

Denizli Özel Egekent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Alperen Emre Akgün, kalp damar hastalıklarının dünya genelinde en önemli ölüm nedenleri arasında yer aldığını belirterek; "Damarlarda yağlanmayı tespit edip yapılan muayeneler ile belki 1-2 yıl içerisinde geçirilebilecek bir kalp krizini önlemiş oluyoruz" dedi.



Denizli Özel Egekent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Alperen Emre Akgün, kalp damar hastalıklarının dünya genelinde en önemli ölüm nedenleri arasında yer aldığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. Kalp damar hastalıklarının erken teşhis ve düzenli kontrollerle önlenebileceğine dikkat çeken Akgün, özellikle risk grubunda bulunan vatandaşların ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı. Uzm. Dr. Alperen Emre Akgün, "Dünya genelinde kalp damar hastalıklarına bağlı ölümler ilk sırada gelmektedir. Biz de bu hastalıkları krize neden olmadan, ani kalp durması dediğimiz ani kalp ölümüne yol açmadan tedavi etmeye çalışıyoruz" dedi. Aynı zamanda Uzm. Dr. Akgün, erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirterek, düzenli kontroller sayesinde muhtemel kalp krizlerinin önüne geçilebileceğini ifade etti.



"Hastalarımızın yılda bir ya da iki yılda bir kardiyoloji muayenesi olmalarını tavsiye ediyoruz"


Dikkat edilmesi gereken rahatsızlıklar için uyarılarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Alperen Emre Akgün, "Kalp damar hastalığı özellikle 40 yaşın üzerindeki erkeklerde, 50 yaşın üzerindeki kadınlarda daha sık görülmektedir. Bunun yanı sıra şeker hastalığı olanlarda, kolesterol yüksekliği bulunanlarda, ailesinde kalp damar tıkanıklığı öyküsü olanlarda, sigara ve alkol tüketiminin yoğun olduğu kişilerde ve stresli bireylerde maalesef daha sık gözlemlenmektedir. Hastalarımıza; 40 yaşın üzerindeki erkeklerin ve 50 yaşın üzerindeki kadınların yılda bir ya da iki yılda bir kardiyoloji muayenesi olmalarını tavsiye ediyoruz" dedi.



Yapılan muayeneye göre tedavi yöntemlerini planladıklarını ve hastaların tedavilerin ardından rahatlıkla eve gidebileceklerini belirten Uzm. Dr. Alperen Emre Akgün, "Muayenelerde öncelikle hastalarımızın şikayetlerini dinliyoruz. Şikayeti olmayan hastalarda ise kalp ve damar tıkanıklığı riskini hesaplıyoruz. Bu durum düşük veya orta riskli gruba giriyorsa, ilaçlı tomografi dediğimiz yöntemle hastalarımızın kalp ve damar riskini değerlendiriyoruz. Hastalar, işlemlerden sonra rahatlıkla eve gidebilirler. Çektiğimiz tomografi sayesinde eğer risk söz konusuysa tedavilerini planlayabiliyoruz" diye konuştu.



"Damarlarda yağlanmayı tespit edip yapılan muayeneler ile belki 1-2 yıl içerisinde geçirilebilecek bir kalp krizini önlemiş oluyoruz"


Kalp damarlarında tıkanıklık kadar yağlanmanın da ciddi risk oluşturduğunu ifade eden Akgün, uygulanacak tedavi yöntemlerinin hastanın durumuna göre belirlendiğini söyledi. Yapılan uygulamalar ve tedaviler ile kalp krizini riskini azaltılabildiğini belirten Uzm. Dr. Akgün, "Tedavi yöntemlerini buna göre ayarlıyoruz bu sayede belki 1-2 yıl içerisinde geçirilebilecek bir kalp krizini önlemiş oluyoruz" dedi.



"Kontrollerinizi aksatmayın"


Kalp sağlığının korunmasında düzenli kontrollerin büyük rol oynadığını ifade eden Uzm. Dr. Akgün, erken teşhisin hayat kurtardığını vurguladı. Uzm. Dr. Akgün, "Özetle kalp damar hastalıkları günümüzde ölümlerin en başta gelen sebepleri arasında yer almaktadır. Kontrollerinizi aksatmayın. Kalp kontrolleri önemlidir; hayatta kalmanıza ve sevdiklerinizle birlikte uzun yıllar sağlıklı yaşamanıza katkı sağlar" ifadelerini kullandı. Akgün, özellikle risk grubunda bulunan kişilerin düzenli olarak kardiyoloji muayenesi yaptırmaları gerektiğini sözlerine ekledi.



Damar yağlanmasının erken tespiti kalp krizi riskini önlüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara 27’si kırmızı bültenle aranan 48 suçlu Türkiye’ye getirildi Kırmızı bültenle aranan 27 ve ulusal seviyede aranan 21 suçlu olmak üzere toplam 48 suçlunun Türkiye’ye iadesi sağlandı. Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM), İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarınca yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan şahısların izi titizlikle sürüldü. Yapılan çalışmalar neticesinde kırmızı bültenle aranan 27 ve ulusal seviyede aranan 21 suçlu Türkiye’ye geri getirildi. Aranan kişilerin 31’i Gürcistan’dan, 7’si Almanya’dan, 2’si Yunanistan’dan iade edilirken, Amerika Birleşik Devletleri, Hollanda, Karadağ, Polonya, Irak, Rusya, Sırbistan ve Ürdün’den de 1’er suçlu iade edildi. Kırmızı bültenle aranan 27 kişinin C.S., R.G., F.Ö., G.Ç., E.D., Y.E.A., U.Y., A.Ç., V.J., M.K., A.S.Ö., A.Ç., C.G., Ö.A., A.E.H., A.A., T.Ş., F.Y., T.G., O.T., İ.T., M.P., M.B.T., M.Ö., G.B.K., A.K. ve K.K., ulusal seviyede aranan 21 şahsın da B.Y., A.Z.Ç., H.Ş., M.E., H.İ.Ç., N.Ç., M.Z., Ö.Ç., M.S., A.D.C., M.Ş., C.Ö., C.B., M.E.İ., B.K., İ.Y., A.Ş., İ.K., Ş.Ö., F.S. ve R.P. isimli şahıslar olduğu bildirildi. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan paylaşımda, "İlgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen ortak iş birliğiyle yakalanan şahısların ülkemize iadeleri sağlandı. Kırmızı bültenle ve ulusal seviyede aradığımız organize suç örgütü üyelerini, zehir tacirlerini yakalayıp ülkemize geri getirmeye devam ediyoruz. Kahraman polislerimizi, başkanlıklarımızı, daire başkanlıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Adalet Bakanlığı görevlilerine teşekkür ediyoruz" denildi.
İstanbul ’’Tüketim tarihi konusunda doğru bilgi, ekonomik kayıpları önleyecektir’’ Gıda Perakendecileri Derneği (GPD), gıda ürünlerinde tüketim tarihi uygulamalarına ilişkin açıklamada bulundu. Dernek, gıda ürünlerinde yer alan ‘Son Tüketim Tarihi’ (STT) ile ‘Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi’ (TETT) farklı anlamlar taşıdığının altını çizdi. Gıda Perakendecileri Derneği (GPD), tüketim tarihi konusunda doğru bilginin önemine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ’’Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) olarak, gıda ürünlerinde tüketim tarihi uygulamalarına ilişkin son dönemde gündeme gelen değerlendirmeler kapsamında; gıda güvenliği, tüketici bilgilendirmesi ve ekonomik etkiler açısından bazı hususlara ilişkin görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmanın önemli olduğunu değerlendiriyoruz. Gıda ürünlerinde yer alan "Son Tüketim Tarihi" (STT) ile "Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi" (TETT) farklı anlamlar taşımaktadır. Son Tüketim Tarihi, özellikle hızlı bozulabilen ve insan sağlığı açısından risk oluşturabilecek ürünlerde güvenlik kriterini ifade eder. Bu tarihin geçmiş olduğu ürünler tüketilmemeli ve satışa sunulmamalıdır. Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi ise uygun saklama koşullarında ürünün kalite özelliklerinin en iyi şekilde korunduğu süreyi ifade etmektedir. Tavsiye edilen tüketim tarihi geçen ürünlerin ambalaj bütünlüğünün, tadının, kokusunun ve görünüşünün tüketime uygun bulunması durumunda ürünlerin tüketimi mümkün olabilmektedir. Bu tarih, gıdanın güvenliğine değil, ideal kalite seviyesine işaret etmektedir. Dolayısıyla bu tarihin geçmesi, her ürün için gıdanın güvensiz ya da bozuk olduğu anlamına gelmemektedir. Ancak ürünün niteliğine göre saklama koşulları, ambalaj bütünlüğü ve ilgili mevzuat hükümleri her zaman belirleyicidir. Uluslararası düzeyde de Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) geçmiş ancak uygun saklama koşulları korunmuş ve güvenlik kriterlerini karşılayan ürünlerin değerlendirilmesi gıda israfını azaltmaya yönelik sürdürülebilirlik yaklaşımının bir parçası olarak ele alınmaktadır Ülkemizde de gıda kaybının azaltılması sürdürülebilirlik açısından önemli bir gündem maddesidir. FAO verilerine göre, Türkiye’de tarladan sofraya gıda kaybı her yıl yaklaşık 20 milyon tona ulaşmaktadır. Bu kayıpların azaltılması; doğal kaynakların korunması, sürdürülebilir üretim, gıda sistemlerinin verimliliği ve gıda fiyatlarında enflasyonla mücadele açısından önem taşımaktadır. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla, STT ve TETT arasındaki farkın daha anlaşılır şekilde anlatılmasının hem tüketici farkındalığına hem de gıda israfının azaltılmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Sektör olarak en temel önceliğimiz tüketici sağlığı ve gıda güvenliğidir. Yürürlükteki mevzuata ve bilimsel kriterlere tam uyum içinde; gıda güvenliği, şeffaflık, tüketici güveni ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz.’’
Bursa 120 bin fide toprakla buluşuyor Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) iş birliğiyle ‘fide bizden, ürün sizden’ sloganıyla 8 çeşit, 120 bin fide ücretsiz olarak vatandaşlara dağıtıldı. Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) iş birliğiyle ‘fide bizden ürün sizden’ sloganıyla dağıtılan ücretsiz fideler yoğun ilgi gördü. Binlerce vatandaş fide almak için Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünde sabah saatlerinden itibaren uzun kuyruklar oluşturdu. Kapya biber, sofralık kırmızı domates, dolmalık biber, çarliston biber, tatlı kıl sivri, salçalık kırmızı domates, çiçek acı biber ve uzun patlıcan olmak üzere 8 farklı çeşit 120 bin fide vatandaşlara dağıtıldı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Burada 8 farklı çeşitte toplam 120 bin fide dağıtıyoruz. Bizler, sizlerin verdiği parayla fide alıp sizlere dağıtıyoruz. Para sizin, patron sizsiniz. Sizin taleplerinizi karşılarız, parasını siz ödüyorsunuz çünkü. O yüzden daha fazlasına da bakarız bir dahaki dönem daha fazla dağıtırız. Tabi burada dağıttığımız ürünlerin hepsi Nilüfer’in kırsalından üretilmiş, kırsal mahallelerinden gelmiş çiftçimizin ürünleridir. Biz onların el emeğini aldık, şimdi sizin toprak ilginizle birleştiriyoruz. Böylece hem kırsal üreticilerimizi desteklemiş oluyoruz hem de sizleri doğayla buluşturuyoruz. Biber, domates, patlıcan, birçok ürünü burada veriyoruz’’ dedi. 8 çeşit fidenin dağıtıldığını söyleyen Başkan Özdemir, "Çoğumuz şehir merkezinde yaşıyoruz. Ama ‘Benim toprağım yok ki’ demeyin. Çatınızda, terasınızda, balkonunuzdaki saksıda da yetiştirebilirsiniz onları. Size sunduğu bu güzelliği çocuklarınızla birlikte yaşamanızı isteriz. Kendi gıdanızı yetiştirmenin, dalından bir domates koparmanın mutluluğu paha biçilmez bir şeydir. Özellikle çocuklarımızın bu sürece dahil olmasını istiyoruz. Çocuklar toprakla buluşsun, toprakta ürün üretsin, toprağa ellerini sürsün, o fidenin gelişimini izlesin, o fidenin ürünleriyle barışsın, bir arada olsun ve bunun kıymetini erkenden öğrensin" diye konuştu. Konuşmanın ardından Başkan Özdemir’de vatandaşlara fide dağıtımını gerçekleştirdi.
Bursa Başkan Aydın’dan Saraybosna’da anlamlı temas Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Bosna-Hersek’in tarihi ve kültürel başkenti Saraybosna’da gerçekleştirdiği temaslarda hem duygusal hem de tarihi önemi yüksek programlara katıldı. Programın ilk durağında Başkan Aydın ve beraberindeki heyet, Bosna-Hersek’in bağımsızlığı uğruna canlarını feda eden kahraman şehitlerin anısına düzenlenen törende yer aldı. Şehitlik anıtına çelenk sunan Aydın, aziz hatıraları saygı, rahmet ve minnetle andı. Törende duygusal anlar yaşanırken, Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki güçlü tarihi bağlar bir kez daha vurgulandı. Ziyaretin ikinci bölümünde ise Stari Grad Onur Günü etkinlikleri kapsamında, kentin simge yapılarından biri olan Beyaz Tabya’nın (Bijela Tabija) açılışı gerçekleştirildi. Yüzyıllara uzanan tarihiyle Saraybosna’nın güçlü simgelerinden biri olan Beyaz Tabya, kapsamlı bir restorasyonun ardından yeniden şehre kazandırıldı. Ziyarette kardeşlik mesajları Açılış töreninde konuşan Başkan Erkan Aydın, tarihi mirasların korunarak gelecek nesillere aktarılmasının ve kültürel yaşama kazandırılmasının örnek bir yaklaşım olduğunu söyledi. Projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen Stari Grad Belediye Başkanı Irfan engi ve Meclis Başkanı Seid kalji’e teşekkür eden Başkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Bu projede emeği geçen herkesi, yaklaşık 16. yüzyıldan kalma 500 yıllık beyaz tabyayı restore ederek yeniden halkın kullanımına açtıkları; festivaller, sergiler, kültür ve sanat etkinlikleriyle yaşatılabilir bir mekana dönüştürdükleri için içtenlikle tebrik ediyor, bu değerli çalışma için teşekkür ediyorum. Yüzyıllar boyunca savaşlarda korunma amacıyla inşa edilmiş ve bu güzel şehrin savunmasında önemli bir yere sahip olan üç tabyadan biri olan Beyaz Tabya’nın, bundan sonra Saraybosna’nın kültür, sanat, müzik, festival ve çeşitli etkinliklerine ev sahipliği yapacağını duymak bizleri de son derece mutlu etti. Tarihi mirasın korunarak yaşayan bir kültür alanına dönüştürülmesi gerçekten çok kıymetli bir adımdır. Herkes adına hayırlı olsun." Saraybosna’da gerçekleşen program kültürel bir yeniden doğuşa sahne olurken, Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki gönül bağının ne kadar güçlü ve kalıcı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Konya Selçuk Üniversitesi akademisyenleri 4 yeni bitki türü keşfetti Selçuk Üniversitesi, Türkiye’nin biyolojik zenginliğini gün yüzüne çıkaran önemli bir akademik başarıya imza attı. Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul’un yürütücülüğündeki proje kapsamında Orta Toroslar’da keşfedilen dört yeni kayagülü türü bilimsel literatüre kazandırıldı. Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, Prof. Dr. Tuna Uysal, Doç. Dr. Meryem Bozkurt, Doç. Dr. Emrah Şirin, Doç. Dr. Hakkı Demirelma ve Doç. Dr. Burcu Yılmaz Çıtak, Türkiye genelinde 45 ilde saha çalışmaları gerçekleştirdi. Konya, Karaman ve Antalya’dan alınan örnekler üzerinde yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda ise daha önce bilinmeyen dört yeni kayagülü türü kayıtlara geçti. Türler, bilim dünyasına tanıtılarak uluslararası saygınlığı bulunan Plants dergisinde yayımlandı. Proje detaylarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, "Çalışmamız, TÜBİTAK tarafından desteklenen kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik bir projenin ürünüdür. Türkiye’de 45 ilde gerçekleştirdiğimiz arazi çalışmalarında yaklaşık bin 500 örnek topladık. Ayrıca yurt içindeki 15 herbaryum ve yurt dışındaki yaklaşık 10 uluslararası herbaryumu inceleyerek toplamda 2 bin 500’e yakın örnek üzerinde çalıştık. Morfolojik, taksonomik, tohum, polen, moleküler ve kromozom analizlerini birlikte değerlendirerek bu dört bitki türünün bilim dünyası için yeni olduğuna karar verdik" diye konuştu. Türkiye Kayagülü açısından önemli bir merkez Yeni türlerin tamamının Toroslar’da yayılış gösterdiğine dikkat çeken Ertuğrul, "Bu bitkilerin tamamı Konya, Karaman ve Antalya illerindeki Toros Dağları’nda tespit edildi. İki tür Karaman’da, biri Konya’da, biri ise Antalya’nın Akseki ilçesinde tanımlandı. Bu türleri Beyşehir kayagülü, Sultan kayagülü, Akseki kayagülü ve Göktepe kayagülü olarak adlandırdık. Kayagülü cinsi dünyada yaklaşık 70 türle temsil ediliyor ve bunların 51’i Türkiye’de yayılış gösteriyor. Bu 51 türün 37’si endemik, yani yalnızca Türkiye’de bulunuyor. Bu durum Türkiye’yi bu bitki grubu açısından önemli bir merkez haline getiriyor" dedi. Bitkilerin yetişme ortamına ilişkin bilgi veren Ertuğrul, "Türlerin büyük bölümü serpantin ve kireçtaşı gibi kayaç alanlarda, bin 100 ile 2 bin metre arasındaki yükseltilerde yetişiyor. Beyşehir kayagülü ise daha çok bozkır alanlarda görülüyor. Bu bitkiler halk tarafından çok bilinen türler değil. Bu nedenle kullanım alanlarına dair literatürde şu an için bir bilgiye rastlamadık" ifadelerini kullandı. Yeni türler, Herbaryumumuza eklendi Ertuğrul, yeni keşfedilen türlerin de yaklaşık 30 bin örnekle Türkiye’nin önemli koleksiyonları arasında yer alan ve Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde bulunan KNYA Herbaryumu’na eklendiğini belirtti. Prof. Dr. Ertuğrul, hazırlıkları süren ve yaklaşık 70 cilt olarak planlanan "Resimli Türkiye Florası" çalışmasıyla Türkiye’nin bitki çeşitliliğinin güncel ve görsel bir şekilde sunulmasının hedeflendiğini aktardı.