GÜNDEM - 08 Eylül 2024 Pazar 10:03

Depremzede genç kadın, yardım için gittiği eşinin dükkanında kaportacı oldu

A
A
A
Depremzede genç kadın, yardım için gittiği eşinin dükkanında kaportacı oldu

Kahramanmaraş depreminde evini ve yakınlarını kaybeden genç kadın, yerleştiği Denizli’de yuva kurdu. Yardım için eşinin dükkanına gelip gitmeye başlayan kadın, meslek öğrenip tercih edilen bir kaportacı oldu.


6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen yüzyılın afetinde evini ve yakınlarını kaybeden Nur Banu Arpacı, yeni bir yaşam umuduyla Denizli’ye yerleşti. Burada tanıştığı Fatih Arpacı ile yuva kuran genç kadın, eşine yardım için yeni açtıkları kaporta tamirhanesine gidip gelmeye başladı. Mesleğe merak salan Arpacı, eşinin de desteğiyle kısa sürede kaportacılığı öğrendi. Küçük tamiratlarla başladığı yolculuğunda kalifiye bir eleman haline gelen depremzede, kadın titizliği sayesinde tercih edilen bir kaportacı oldu. Zaman zaman iş yerine gelen müşterilerinin garipsediği Arpacı, ilerlettiği mesleki becerisiyle takdir topladı.


Eşiyle açtıkları dükkanın sürecini anlatan ve işletmede yaptıkları işleri belirten Nur Banu Arpacı, “Kahramanmaraş’tan depremden sonra buraya geldim. O dönemlerde eşimle yeni tanışmıştık. Ardından geçen yıl evlenmeye karar verdik. Beraber dükkan açmaya karar verdik. Eşim bu süreçte beni devamlı destekledi. Sonra ben onun sayesinde cesaret aldım. Bir şeyler öğrenmeye başladıktan sonra beraber dükkan açtık. Dükkanı benim üzerime açtık. Eşim zaten bu işlere merakı vardı. Biz ayrıyeten arabaların içindeki ahşap kaplamayı ve ahşap direksiyonda yapıyoruz. Normalde bu Ankara ve Bursa arasında yapılan bir şeymiş. Biz de Denizli’de de olsun diye burada da yapmaya başladık” dedi.



“İlk başta, ‘Bu bir erkek mesleği, kadın için çok ağır nasıl yapabileceksin. Bedenin kaldırmaz’ dediler”


Vergi dairesine dükkanı açmak için gittiğinde ilk başta inanmayıp defalarca kez maliyecilerin geldiğini belirten Nur Banu Arpacı, “Vergi dairesine ilk gittiğimde tepki almıştım açıkçası. Vergi dairesinden evrak almaya gitmiştim ama genellikle erkek mesleği olarak bakıldığı için defalarca kez sormuşlardı. Yaklaşık 3-4 kere geldiler. Her geldiklerinde burada zımpara yapıyorduk. İnanmadılar ilk başta. İlk gittiğimde de bana şunu demişlerdi ‘Bu bir erkek mesleği, kadın için çok ağır nasıl yapabileceksin. Bedenin kaldırmaz’ dediler. Ben de o zaman habersiz bir şekilde ’gelin kendiniz de görün’ dedim. Sonrasında da habersiz bir şekilde geldiler. Geldiklerinde de çalışıyorduk, not aldılar. Her geldiklerinde fotoğraf çektiler, video çektiler. Bu mesleği de ilerletmeyi düşünüyorum. Bu meslekte ustalık belgesi de almak istiyorum. Sanayi de erkek çalışan çok kişi var. Onlar Basit Usul biz Deftere Tabi olduğumuz için biraz dikkat çekiyoruz. Yolda soruyorlar ne işle uğraşıyorsun diyorlar, ben de kendi mesleğimi söylüyorum. Şu anda yoğunluk çok fazla. İl dışından ve yurt dışından da gelen müşterilerimiz var” ifadelerinde bulundu.



“Müşteriler dükkana geldiklerinde, karşılarında beni görünce hayrete düşüyor”


Kadınların bu alanda daha da cesaretli olması gerektiğini ve dükkana gelen müşteriler karşısında kendisini görünce hayrete düştüklerini belirten Nur Banu Arpacı, “Kadınların cesaretli olmasını isterim. Bu işi ilk başladığımızda dükkana geldiklerinde ve beni gördüklerinde tuhaf karşılıyorlardı. Dükkanda çalışan bir kadın tuhaflarına gidiyordu. Kız arkadaşlarım vardı, onlar da beni devamlı desteklediler. Hatta ’biz de gelelim ve kadınlar gördüklerinde daha da cesaretlenir’ dediler. Kadınların birçok şeyi yapabildiğine inandırmak istiyoruz. Bence böyle işlerin kadınlarda daha da yayılması gerekiyor. Çünkü ben yaparken çok zevk alıyorum” dedi.



“Ailemde sanayide çalışırken tepki göstermişlerdi”


İlk etapta ailesinin de tepki gösterdiği ama sonrasında işi olan merakından sonra desteklediklerini belirten Nur Banu Arpacı, “Hayallerim var. Bu işi büyütmek istiyorum. Şu anda arabaların içine yaptığımız ahşap kaplamalarımız ve ahşap direksiyonlarımızla ilerletiyoruz. Bu mesleği herkese tavsiye ederim. Ailem de ilk başta tepki göstermişlerdi. İşte ‘Ne işin var dükkanda’ diyorlardı. Ama şu anda hiçbir şey demiyorlar. Onlar da şu an destekliyorlar” şeklinde konuştu.



“Kaptanlığı bırakıp Denizli’ye iş kurmaya geldiğimde eşimle tanışmıştım”


Kaptanlığı bırakıp kendi işini kurmak için Denizli’ye geldiği esnada eşiyle tanışıp birlikte dükkan açtıklarını söyleyen Fatih Arpacı ise, “Ben Marmaris’te yaşıyordum. Eski işim kaptanlık aslında. Sonrasında Denizli’ye taşındım. İşi kurmak için buraya geldiğimde eşimle tanışmıştık. Eşimle yardım gruplarında tanışmıştık. Bu mesleğe aşinalığım vardı eskiden. Kendim bir şeyler izleyerek, okuyarak 2 sene içinde daha da çok kavradım. Şu anda Denizli’de kaliteli bir şekilde çalışmaya devam ediyoruz” dedi.



“Kimisi alışık olmadığı için tuhafına gidiyor, kimisi de destekliyor”


Dükkana gelen müşterilerin hayrete düştüğünü ve kimisi alışık olmadığı için tuhafını gittiği belirten Fatih Arpacı, “Önce garipsemiştim, yapamaz, heves ediyordur, geçici bir şeydir diyordum. Sonradan bir şeyler yapmaya başladı, işte de eli yatkındı. Zamanla alışıyor. İşin için bir sürü teknik detay olmasına rağmen güzel yapıyor. Kendini ilerlettiği için dükkanı onun üzerine açmaya karar verdik. Müşteriler ilk başta şaşırıyorlar. Kimisi alışık olmadığı için tuhafına gidiyor, kimisi de destekliyor. Genellikle işi yaptığını görünce hayretle izliyor genellikle” dedi.



Depremzede genç kadın, yardım için gittiği eşinin dükkanında kaportacı oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Gümüşhane Üniversitesi’nde akademisyenler için "meyve bahçesi" oluşturuldu Gümüşhane Üniversitesi yerleşkesinde akademisyenler adına yerel meyve fidanları dikilerek yaklaşık 1 hektarlık alanda bahçe oluşturuldu. Gümüşhane Üniversitesi ana yerleşkesinde düzenlenen etkinlikte, son bir yıl içerisinde doktor öğretim üyesi, doçent ve profesör kadrolarına atanan akademisyenler adına elma ve armut başta olmak üzere yerel meyve fidanları toprakla buluşturuldu. Gümüşhane’nin geçmişten bugüne özellikle elma ve armut çeşitleriyle öne çıkan bir şehir olduğu vurgulanırken, bu kadim mirasın yaşatılması amacıyla yerel türlerden oluşan bahçe oluşturulduğu belirtildi. Etkinlikte Hacı Hamza, Cinci, Menende, Miski ve Şalgam armudu ile Göbek, Misket, Sandık, Gelin, Bey ve Eşek elması gibi yerel türlere ait 80 fidan dikilirken, alana ayrıca dut fidanları da eklendi, ilerleyen süreçte ceviz ağaçlarıyla genişletileceği ifade edildi. Dikilen her fidan akademisyenlerin unvanlarıyla ilişkilendirilirken, koordinatlarının kendilerine verildiği ve ağaçlara sahip çıkmalarının istendiği kaydedildi. Gümüşhane’de meyvecilik kültürünün korunması ve üniversite yerleşkesinde kalıcı bir yerel meyve bahçesi oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. "Kalıcı bir meyve bahçesi oluşturmayı hedefliyoruz" Etkinlikle ilgili açıklamalarda bulunan Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Gümüşhane Üniversitesi ana yerleşkesinde bir meyve dikim etkinliği gerçekleştirdik. Gümüşhane, geçmişten bugüne özellikle elma ve armut çeşitleriyle meyvecilik geleneğini sürdüren, meyvesiyle ünlü şehirlerden biridir. Üniversiteler akademisyenlerin yetiştiği kurumlardır. Biz de son bir yıl içinde doktor öğretim üyesi, doçent ve profesör kadrolarına atanan hocalarımıza anlamlı bir jest yapmak istedik. Bu kapsamda, her biri için Gümüşhane’ye özgü elma ve armut fidanlarından yaklaşık 1 hektarlık alanda bir bahçe oluşturduk. Gümüşhane meyveleriyle meşhur bir şehirdir. Nitekim Evliya Çelebi de Seyahatname’sinde bu şehrin meyvelerinin lezzetinden övgüyle bahseder. Akademisyenlerimizin her biri adına, koordinatlarını da verdiğimiz yerel meyve ağaçları diktik. Hacı Hamza, Cinci, Menende, Miski ve Şalgam armudu ile Göbek, Misket, Sandık, Gelin, Bey ve Eşek elması gibi birçok yerel türü bu alanda bir araya getirdik. Ayrıca dut fidanları da diktik, ilerleyen süreçte ceviz ağaçlarıyla alanı genişleteceğiz. Hocalarımıza sadece tebrik belgesi vermek yerine bir sorumluluk da verdik: Ağaçlarına sahip çıkmalarını, onları büyütmelerini istedik. Bu geleneği sürdürerek Gümüşhane’de geçmişten gelen meyve türlerini korumayı ve üniversite içerisinde kalıcı bir meyve bahçesi oluşturmayı hedefliyoruz" dedi. "Atanan her akademisyen için bir fidan dikilecek" Fidan dikim etkinliğinden memnuniyetini dile getiren Gümüşhane Üniversitesi Tasarım Bölümü Grafik Programı Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Piyadeoğlu, "Biraz şaşırdık, bu etkinlik beklediğimiz bir şey değildi ama keyifli oldu. Akademik anlamda kurumunuza bir sadakat, bağlılık hissettirmenin yollarından biri olarak iyi düşünülmüş bir etkinlik. Hepimizin ismini taşıyan, atamalarımızı temsil eden bu fidanların dikilmesi motive ediciydi. Keyifli anlar geçirdik, toprakla haşır neşir olduk. Hepimizin bir meyve ağacı oldu. Bundan sonra her atanan akademisyen için de bu bir geleneğe çevrilecek" diye konuştu. Gümüşhane TEMA Vakfı Başkanı ve akademisyen Neva Doğan ise, "Kampüsümüzde çeşitli yeşillendirme faaliyetleri yürütüyoruz sağ olsun rektörümüz de bu konuda çok özverili çok destek sağlıyor. İnşallah kampüsümüzü daha yeşil daha yaşanabilir bir hale getireceğiz. Bu tip etkinliklere katılmaktan da çok büyük zevk duyuyoruz" ifadelerini kullandı.
Ankara TCMB Başkanı Karahan: "Küresel gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı (TCMB) Fatih Karahan, "Orta Doğu’daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" dedi. TCMB Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş Başkanlığında toplanan TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nu bilgilendirme amacıyla sunum gerçekleştirdi. Karahan sunumunda, küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi, enflasyon ve para politikası çerçevesinde Merkez Bankası’nın uyguladığı politikalar ve faaliyetlerine ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. "ABD-İsrail-İran Savaşı ile enerji fiyatları keskin bir şekilde arttı" Karahan, son dönemde jeopolitik gelişmelerin ekonomik programlar üzerinde belirleyici rol oynadığını dile getirdi. Küresel ekonomik görünüme ilişkin süregelen belirsizliklerin jeopolitik gelişmelerden ötürü belirgin şekilde yükseldiğini ifade eden Karahan, "Şubat ayı sonunda başlayan ABD-İsrail-İran Savaşı ile enerji fiyatları keskin bir şekilde arttı. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji arzı açısından risk oluşturmakta. Öncü göstergeler küresel iktisadi faaliyette yavaşlama, girdi maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ediyor. Mevcut durumda, enerji fiyatları yüksek düzeyini koruyor. Gerek ham petrol gerekse doğal gaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor. Petrol fiyatlarındaki oynaklık son dönemde azalmış olsa da tarihsel ortalamasının üzerinde" açıklamasında bulundu. "2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor" Küresel ekonominin mevcut gerilimlerden ötürü önemli bir negatif arz şoku ile karşı karşıya olduğunu kaydeden Karahan, "Daha da yükselen küresel belirsizlik tüketici ve üretici güvenini olumsuz etkiliyor. Başta savaş bölgesinde yer alan ülkeler olmak üzere, birçok ekonomide büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiğini görüyoruz. 2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor. Buna bağlı olarak Türkiye’nin dış talebinin de zayıflayacağını öngörüyoruz" diye konuştu. "Fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak için daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir" Enerji fiyatlarına bağlı olarak manşet enflasyonun küresel ölçekte arttığını söyleyen Karahan, bu duruma küresel anlamda para politikalarının ilk tepkisinin sınırlı oldu olduğuna vurgu yaptı. Bu kapsamda gelişmiş ülkelerde daha önce beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini söyleyen Karahan, "Enerji arzına ilişkin aksamaların sürmesi durumunda fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak ve beklentileri çıpalamak için küresel ölçekte daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir" değerlendirmesinde bulundu. Karahan, TCMB’nin yurt içi makroekonomik gelişmelere ilişkin tespitlerini de aktardı. Sıkı para politikalarının hedeflenen bir sonucu olarak talep kompozisyonunda dengeli seyir devam ettiğini söyleyen Karahan, 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının 2023 yılına kıyasla, belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini dile getirdi. Hizmet üretiminin şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte artış gösterdiği bilgisini veren Karahan, bu dönemde, ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkisi olan alt kalemlerde ise hizmet üretiminin azaldığına dikkati çekti. İşgücü piyasasında, ilk çeyrekte manşet işsizlik oranının sınırlı gerilediğini dile getiren Karahan, işsizlik oranının geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında seyrederken, geniş tanımlı göstergelerin ise yüksek seviyesini koruduğunu kaydetti. Küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen nisan ayında ihracatta artış, ithalatta ise azalış olduğunu söyleyen Karahan, yılbaşından bu yana tüketim malı ithalatının da gerilemekte olduğuna vurgu yaptı. "2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz" Karahan, cari açığın yılın ilk çeyreğinde, dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak arttığını ve milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğünü ifade ederek, "Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükseliş, mart ayında enerji ithalatında belirgin artışa neden oldu. Bir önceki çeyreğe göre gerileyen altın ithalatı cari dengeye pozitif katkı verdi. Ancak, korumacı önlemlerin halihazırda küresel talep üzerinde oluşturduğu aşağı yönlü risklere, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artışın faaliyeti sınırlayıcı ikincil etkileri kaynaklı riskler de eklendi. Bu gelişmeler yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. 2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin seyri her iki yönde de belirsizlik içeriyor" dedi. "Yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda enflasyonun gıda ve enerjide yükseldiğini görüyoruz" Yılın ilk çeyrekteki enflasyon görünümüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karahan, Mayıs 2024’te ulaşılan zirve ile kıyaslandığında, enflasyonda belirgin bir düşüş yaşandığını fakat yüksek seyrini de koruduğunu kaydetti. Karahan, şu ifadelere yer verdi: "Enflasyonun yakın dönemdeki seyrini değerlendirmek için ana eğilim göstergelerine başvuruyoruz. Yıllık enflasyon, geçmiş dönem artışları bünyesinde barındırdığından, yakın dönem görünümü yeterince yansıtmayabiliyor. Göstergelerin son üç aylık ortalamaları enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükselişe işaret ediyor. Nitekim yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda, geçen yıla kıyasla enflasyonun temel mal ve hizmet gibi çekirdek gruplarda yavaşladığını, ancak gıda ve enerjide yükseldiğini görüyoruz. Yılın ilk aylarında gıda grubu enflasyona arttırıcı yönde katkıda bulundu. Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, olumsuza dönen hava koşulları sonucunda ocak ve şubat aylarında belirgin biçimde yükseldi. Diğer yandan mart ve nisan aylarında jeopolitik gelişmelerle yurt içi enerji fiyatlarında kayda değer artışlar görüldü. Buna karşın, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle hizmet ve temel mal gibi gruplarda yavaşlama devam ediyor." "Eşel mobil istemi, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı" Şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilimin, negatif arz şoklarına yol açarak enflasyonist baskıları artırdığını söyleyen Karahan, "Yurt içi enerji fiyatları, petrol ve doğalgaz fiyatları öncülüğünde hızlandı. Sol panelden izleyebileceğiniz üzere, yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonu son iki ayda 19 puan artış gösterdi. Tetiklenen maliyet artışları sonucunda, elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildi. Özellikle doğal gazda, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmesiyle fiyat artışı belirgin oldu. Ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici fiyatlarına olan etkisini sınırlamak üzere akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sistemi devreye alındı. Eşel mobil sistemi, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı. Bu etkiyi anlamak için ortalama Brent petrol fiyatının 85 dolara çıktığı bir senaryo düşünelim. Eşel mobilin olmadığı bir durumda bu şok 12 aylık bir dönem sonunda yıllık enflasyonu 4,5 puan kadar yükseltir. Eşel mobille bu şokun enflasyon üzerindeki etkisi 1,3 puana geriliyor" değerlendirmesinde bulundu. "kira verileri, kira enflasyonunda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor" Karahan, son bir yıllık dönemde kira ve eğitim hizmetleri enflasyonunda önemli düşüşler yaşandığının altını çizerek, "Bu durum, hizmetlerde süregelen ataletin güç kaybetmeye başladığını haber veriyor. Kira ve eğitim dışında kalan hizmet kalemlerinde ise tüketici enflasyonuna daha yakınsamış bir resim göze çarpıyor. Bu bağlamda, hizmet enflasyonu üzerinde önümüzdeki dönemde etkili olabilecek bazı unsurlara değinmekte fayda var. Kira tarafında; gerek mevsim etkilerinden arındırılmış yakın dönem kira verileri gerekse yeni yayımlamaya başladığımız yeni kiracı kira endeksi, enflasyonda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor" şeklinde konuştu. "Küresel gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" Enflasyon beklentilerinin seyrine ve öne çıkan risklere değinen Karahan, "Bir önceki sunum dönemi ile kıyasladığımızda, enflasyon beklentilerinin arzu ettiğimiz ölçüde gerilemediğini görüyoruz. Beklentiler, halen enflasyon tahminlerimizin üzerinde seyrediyor. Yılın ilk aylarında gıda fiyatları yüksek seyretti; sonraki dönemde ise Orta Doğu’daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Buna istinaden enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Bu dönemde jeopolitik gelişmelerin olası ikincil etkileri önem taşımakta. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" dedi. "Attığımız bu adımlar, piyasa oynaklıklarının sınırlı kalmasında etkili oldu" Ocak ayında, para politikası adımlarının büyüklüğünü gözden geçirdiklerini ve politika faizini 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 37 seviyesine getirdiklerini anımsatan Karahan, Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerin oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla tedbirler aldıklarını sözlerine ekledi. Karahan, söz konusu tedbirlere ilişkin şu ifadelere yer verdi: "2 Mart itibarıyla bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vererek ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 40’ta oluşmasını sağladık. Ayrıca, döviz piyasasının sağlıklı çalışması, döviz kurlarında gözlenebilecek oynaklıkların engellenmesi ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladık. İvedilikle attığımız bu adımlar, piyasa oynaklıklarının sınırlı kalmasında etkili oldu. Devam eden süreçte, Türk lirası ve döviz piyasalarına ilişkin adımlarımızı sürdürdük. Bankaların Türk lirası ve döviz likidite yönetimlerine katkıda bulunmak amacıyla 31 Mart tarihinden itibaren geleneksel yöntemle alım yönlü swap ihaleleri ile Türk lirası fonlama yapmaya başladık. Bu süreçte enflasyon görünümü üzerinde oluşabilecek riskleri sınırlamak amacıyla sıkı politika duruşumuzu koruyarak mart ve nisan aylarında politika faizini sabit tuttuk." "KKM hesaplarında çok sınırlı bir bakiye kaldı" Karahan, TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirlerini sıkı parasal duruşunu desteklemek üzere uygulamaya devam ettiklerini söyleyerek, "TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz. KKM hesaplarının açılması ve yenilenmesi uygulamasını 2025 yılında sonlandırmıştık. Bu hesaplarda çok sınırlı bir bakiye kaldı. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz. Son dönem jeopolitik gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyoruz" ifadelerine yer verdi. Kredi büyümesindeki yükselişin ticari kredilerden geldiğini kaydeden Karahan, geçen yılın son çeyreğinden itibaren TL ticari kredilerin önceki ayların üzerinde bir performans sergileyerek aylık ortalama yüzde 3’ün üzerinde büyüdüğünü bildirdi. Karahan, jeopolitik gelişmelerin etkilerine değinerek, "Jeopolitik gelişmelerin de neden olduğu arz şokları dezenflasyon sürecini olumsuz etkiliyor. Bu durum fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılığımızı değiştirmeyecek. Yaşanan gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları para politikası duruşumuzla şekillenecek. Bu bağlamda, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğimizi belirtmek isterim. Çünkü, unutmamalıyız ki fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşuldur" açıklamasında bulundu. Komisyon, Karahan’ın konuşmasının ardından milletvekillerinin konuşmasıyla devam etti.