ASAYİŞ - 08 Ağustos 2024 Perşembe 16:26

Sendika temsilcisi Kılıç: “Asıl mağdur gazi değil güvenlik görevlileri”

A
A
A
Sendika temsilcisi Kılıç: “Asıl mağdur gazi değil güvenlik görevlileri”

Denizli Pamukkale Üniversitesi Hastanesinde güvenlik görevlileriyle bir gazi arasında yaşananların ardından sağlık çalışanları ve güvenlik görevlilerine tehdit yağdı. Olayın yanlış bir şekilde aksettirildiğini savunan sendika temsilcisi Zeki Kılıç, “Kamuoyuna yansıyan görüntülerin öncesi de var. Yaşananların tümüme baktığımızda asıl mağdurun görevlerini yapan güvenlikçi arkadaşlarımız olduğunu görüyoruz” dedi.



Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’nde meydana gelen olayda, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından 2017 yılında icra edilen Fırat Kalkanı Harekatı esnasında El-Bab’da düzenlenen operasyonda yaralanarak gazi olan Denizlili S.G.’nin refakatçi değişimi nedeniyle tartıştığı güvenlik görevlileri tarafından boğazı sıkılarak yere yıkıldığı anlara ait görüntüler büyük tepki toplamıştı. PAÜ Rektörlüğü da yayınladığı kınama mesajında, sorumlu güvenlik görevlileri hakkında soruşturma başlatıldığını duyurmuştu.



Sosyal medyada paylaşılan videolar üzerinden görevlerini yapan güvenlikçilerin suçlu gibi gösterilmeye çalışıldığını savunan Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası Denizli İl Temsilcisi Zeki Kılıç, “Dün yaşanılan olay hepimizi derin bir üzüntüye sokmuştur. Bir şahısın çektiği videoda, güvenlik arkadaşların müdahale ettiği andan itibaren vardır. Bunun daha öncesine baktığımız zaman kendisini gazi olarak tanıtan kişi tarafından ilk darbe güvenlik arkadaşlara vurmuştur. Diğer güvenlik arkadaşlar olayı yatıştırmaya çalışmışlardır. Orada yumruk yiyen güvenlik arkadaşımız geriye gitmiş ardından ise o kişi tekrar güvenlik arkadaşımızın üzerine giderek tekme atmıştır. Daha sonrasında da diğer güvenlik arkadaşlarda olayı yatıştırmaya çalışmışlardır. Video üzücüdür ki sanki güvenlik arkadaşlarımızın o kişiye karşı müdahalesi varmış gibi görünüyor. Kamu kurumlarında bir işleyiş var, ziyaret saati vardır. O ziyaret saatleri dışında o kişiye alınamadığı söylenmesine rağmen, hala orada bir taşkınlık çıkartmıştır. Oradaki bu hadise karşısında üzüntü içerisindeyiz. Güvenlik arkadaşlarımızda kamu kuruluşunun düzenini bozmamak için yapması gereken şeyi yaptığını söyleyebilirim” diye konuştu.



“Gazi de üniversite personeli”


Yaşanan olayla ilgili olarak 4 güvenlik görevlisinin görevden uzaklaştırılması gibi bir durumunun söz konusu olmadığını ifade eden Kılıç, şuan açılmış idari bir soruşturma olduğuna işaret etti. Kılıç, “Şimdi o kişi de zaten rektörlüğe bağlı kurumda çalışmakta. Bizim güvenlik arkadaşlarımızda hastanede görev yapıyor. Bunun için bir soruşturma başlatıldı. Bu sürecin takipçisi olacağız. Nasıl bir sonuç çıkacak çok merak ediyoruz ama burada kamu güvenliğini sağlamak için işini yapan güvenlik arkadaşlarımız mağdur olduğunu söyleyebilirim. Bu konunun takipçisi olacağız” şeklinde konuştu.



Konunun medyaya yansımasının ardından hastane aranarak sağlık çalışanları ve güvenlik görevlilerinin tehdit edildiğini kaydeden Kılıç, "Olaydan sonra dışarıdan bir takım kişiler tarafından hastane aranıyor. Güvenlik görevlisi arkadaşlarımız için ölüm tehditleri veya zarar vereceklerini söylemeleri bizi derinden üzüyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Olayın onların paylaştığı andan itibaren görüntülerle olayın başlangıcı arasında dağlar kadar fark var. Hiçbir güvenlik görevlimiz durduk yere bir vatandaşa böyle bir muamele gösteremez hele bir gazi ise asla bu şekilde bir tavır sergileyemez. Dediğimiz gibi konunun yansıdığı olaya baktığımızda güvenlik arkadaşlar zan altında kaldı. Öncesinde de ilk müdahaleyi yapan o kişi olduğu için de takdir yine kamuoyunundur. Bu süreçte de sendikamıza üye olan güvenlik arkadaşlarımızın arkasındayız ve sürecin takipçisi olacağız”


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Selçuk Üniversitesi akademisyenleri 4 yeni bitki türü keşfetti Selçuk Üniversitesi, Türkiye’nin biyolojik zenginliğini gün yüzüne çıkaran önemli bir akademik başarıya imza attı. Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul’un yürütücülüğündeki proje kapsamında Orta Toroslar’da keşfedilen 4 yeni kayagülü türü bilimsel literatüre kazandırıldı. TÜBİTAK’ın destek verdiği kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik proje kapsamında Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, Prof. Dr. Tuna Uysal, Doç. Dr. Meryem Bozkurt, Doç. Dr. Emrah Şirin, Doç. Dr. Hakkı Demirelma ve Doç. Dr. Burcu Yılmaz Çıtak, Türkiye genelinde 45 ilde saha çalışmaları gerçekleştirdi. Konya, Karaman ve Antalya’dan alınan örnekler üzerinde yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda ise daha önce bilinmeyen dört yeni kayagülü türü kayıtlara geçti. Türler, bilim dünyasına tanıtılarak uluslararası saygınlığı bulunan Plants dergisinde yayımlandı. Proje detaylarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, "Çalışmamız, TÜBİTAK tarafından desteklenen kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik bir projenin ürünüdür. Türkiye’de 45 ilde gerçekleştirdiğimiz arazi çalışmalarında yaklaşık bin 500 örnek topladık. Ayrıca yurt içindeki 15 herbaryum ve yurt dışındaki yaklaşık 10 uluslararası herbaryumu inceleyerek toplamda 2 bin 500’e yakın örnek üzerinde çalıştık. Morfolojik, taksonomik, tohum, polen, moleküler ve kromozom analizlerini birlikte değerlendirerek bu dört bitki türünün bilim dünyası için yeni olduğuna karar verdik" diye konuştu. Türkiye Kayagülü açısından önemli bir merkez Yeni türlerin tamamının Toroslar’da yayılış gösterdiğine dikkat çeken Ertuğrul, "Bu bitkilerin tamamı Konya, Karaman ve Antalya illerindeki Toros Dağları’nda tespit edildi. İki tür Karaman’da, biri Konya’da, biri ise Antalya’nın Akseki ilçesinde tanımlandı. Bu türleri Beyşehir kayagülü, Sultan kayagülü, Akseki kayagülü ve Göktepe kayagülü olarak adlandırdık. Kayagülü cinsi dünyada yaklaşık 70 türle temsil ediliyor ve bunların 51’i Türkiye’de yayılış gösteriyor. Bu 51 türün 37’si endemik, yani yalnızca Türkiye’de bulunuyor. Bu durum Türkiye’yi bu bitki grubu açısından önemli bir merkez haline getiriyor" dedi. Bitkilerin yetişme ortamına ilişkin bilgi veren Ertuğrul, "Türlerin büyük bölümü serpantin ve kireçtaşı gibi kayaç alanlarda, bin 100 ile 2 bin metre arasındaki yükseltilerde yetişiyor. Beyşehir kayagülü ise daha çok bozkır alanlarda görülüyor. Bu bitkiler halk tarafından çok bilinen türler değil. Bu nedenle kullanım alanlarına dair literatürde şu an için bir bilgiye rastlamadık" ifadelerini kullandı. Yeni türler, Herbaryumumuza eklendi Ertuğrul, yeni keşfedilen türlerin de yaklaşık 30 bin örnekle Türkiye’nin önemli koleksiyonları arasında yer alan ve Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde bulunan KNYA Herbaryumu’na eklendiğini belirtti. Prof. Dr. Ertuğrul, hazırlıkları süren ve yaklaşık 70 cilt olarak planlanan "Resimli Türkiye Florası" çalışmasıyla Türkiye’nin bitki çeşitliliğinin güncel ve görsel bir şekilde sunulmasının hedeflendiğini aktardı.