EKONOMİ - 01 Ekim 2024 Salı 16:10

Yeni sezonun ilk salepleri toprakla buluştu

A
A
A
Yeni sezonun ilk salepleri toprakla buluştu

Denizli’de 11 yıldan bu yana arklı salep türlerini yetiştiren ve ‘Salep dede’ olarak bilinen 77 yaşındaki emekli Süleyman Yüksel, 2025 yılı sezonunda hasat edilmek üzere il salepleri toprakla buluşturdu.



Denizli’nin salep dedesi 77 yaşındaki Süleyman Yüksel, gelecek yıl hasat edilecek salepleri toprakla buluşturdu. Yenişehir Mahallesi’ndeki sera da 20 metre uzunluğunda altı ocakta, Barlia 3 çeşit, Serapıas 3 çeşit, Santa, Topbaş, Piramit, Osmanika, Aslanağzı, Çatal salep, Kum Salebi ve Arılı 4 çeşit olmak üzere 17 farklı türdeki salebi toprakla buluşturan salep dede Süleyman Yüksel, 10 güne kadar saleplerin filizlenmesini beklediğini söyledi. 11 yılda yaklaşık 50 bin TL harcama yaparak, deneme yanılma yoluyla farklı türlerde salep üretmeyi başardığını anlatan salep üreticisi Yüksel, salep üretimi yapmak isteyenlere bilgi desteği de veriyor. Salep borsasının Türkiye’de olması gerektiğini anlatan Yüksel, özel hazırlanacak toprak içinde salebin susuzda üretilebileceğini dikkat çekti.



Salep e ilgi çok yüksek


Salep üretimine ilginin ve yetiştirmek isteyenlerin sayısının her geçen yıl arttığına dikkat çeken Yüksel, “Salep benim çocukluğumdan beri bildiğim bir üründü. Son zamanlarda iyice merakım arttı ve 11 yıldan beri ArGe çalışması yapıyorum. Evimin bahçesindeki salep üretmeye başladım. Salep türlerini geliştirdim, yeni türlerin de deneme üretimlerini yaptım. Önemli olan sağlıklı ve iri yumru elde etmekti. İri salep yumruları hemen çoğalmaya başlarken küçük yumrular kendisini besliyor. Bu işi yapacak olanlar adedi çok diye küçüğe değil büyüğe yönelerek alması gerekir. Bu yıl özel hazırladığım toprağın içine 17 farklı türden salepleri toprakla buluşturdum. Bu salepler 10 güne kadar filizlenir. İnşallah bir aksilik olmazsa haziran ayı sonunda temmuz başı gibi de salep hasadını yaparım” dedi.



Salebin faydalarına da değinen Süleyman Yüksel, “Hastalıklar karşı doğal bir koruyu olan salep, abartılmadan tüketildiğinde sağlığa birçok faydası bulanmaktadır. Soğuk havalarda severek tüketilen ve tüketildiği anda ısınmayı sağlayan sap aynı zamanda solunum yolu hastalıklarına karşı vücut direncini arttırmaktadır. Özellikle kış aylarında içildiğinde grip ve nezle gibi soğuk algınlığına iyi gelmektedir. Göğsü yumuşatır. Soğuk havalarda içildiğinde vücut sıcaklığını arttırır. Doyurucudur, enerjiyi verir ve daha zinde tutar. İçerdiği kalsiyum ve protein sayesinde bağışıklık sistemi güçlenerek hastalıklara karşı korur. Zihni canlı ve dinç tutar. Bronşit gibi hastalıklardan kaynaklanan öksürüğü keser ve boğazı yumuşatır. Hafızayı güçlendirir” diye konuştu.



Yeni sezonun ilk salepleri toprakla buluştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Rize ‘Miray kuş’ imza gününde Rizeli 13 yaşındaki doğuştan engelli Miray, 3 eseriyle kitap fuarında imza dağıttı. Rize Kitap Fuarı, bu yıl da birbirinden değerli yazarları ve kitapseverleri bir araya getirirken, fuarın en dikkat çeken isimlerinden biri kendi hayallerinden yola çıkarak ‘Miray kuş’ adı altında 3 kitap yazan 13 yaşındaki minik yazar Miray Özcan oldu. Doğuştan serebral palsi (SP) hastası olan Miray Özcan, kaleme aldığı 3 kitabıyla fuar alanında Rize İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından kurulan ‘Genç Yazarlar ve Şairler’ isimli stantta yerini aldı. Küçük yaşına rağmen gösterdiği azim ve üretkenlikle ziyaretçilerin büyük ilgisini çeken Özcan, gün boyunca okuyucularıyla bir araya gelerek kitaplarını imzaladı. Fuarı ziyaret eden çok sayıda vatandaş, minik yazardan imza alabilmek için standı önünde yoğunluk oluşturdu. Rize Valiliği ile Rize Belediyesi iş birliğinde düzenlenen fuarda Miray Özcan’ın standı, özellikle çocuklar ve gençler başta olmak üzere her yaştan ziyaretçinin uğrak noktalarından biri haline geldi. Özcan’ın yazarlık yolculuğu ve azmi, fuara katılanlar tarafından takdirle karşılandı. Minik yazarın standını ziyaret eden Rahmi Metin de Miray Özcan ile yakından ilgilendi. Özcan’ın kitaplarından satın alan Metin, kitapları genç yazara imzalatarak destek verdi. Ziyaret sırasında kısa bir sohbet gerçekleştiren Metin, Miray’ın başarısından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
İstanbul Bilim diplomasisi için ortak çağrı İlim Yayma Ödülleri İstişare Kampı kapsamında Silivri’de düzenlenen basın toplantısında, akademisyenlerin imzasını taşıyan "Bölgesel İstikrar İçin Bilim Diplomasisi" bildirgesi kamuoyuna açıklandı. Silivri’de 1-3 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen 2. İlim Yayma Ödülleri İstişare Kampı, bilim dünyasını ve karar vericileri ilgilendiren önemli bir bildirgeyle gündeme geldi. Kamp kapsamında düzenlenen basın toplantısında, farklı disiplinlerden ödül sahibi akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan "Bölgesel İstikrar İçin Bilim Diplomasisi" başlıklı metin kamuoyuyla paylaşıldı. Programda İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan’ın yanı sıra akademisyenler, üniversite temsilcileri ve çok sayıda basın mensubu yer aldı. Akademik birikim politika önerisine dönüştü Toplantıda yapılan konuşmalarda, İlim Yayma Ödülleri’nin yalnızca bireysel başarıları ödüllendiren bir organizasyon olmadığı, aynı zamanda akademik bilgi üretimini toplumsal ve siyasal karar süreçlerine entegre etmeyi hedeflediği vurgulandı. Necmettin Bilal Erdoğan, ödül sahibi akademisyenlerin her yıl istişare kamplarında bir araya gelerek ortak akıl geliştirdiğini ve bu sürecin somut çıktılarının bildirgeler aracılığıyla kamuoyuna sunulduğunu ifade etti. Geçtiğimiz yıl yayımlanan "Sağlıkta Teknolojik İstiklal" bildirgesinin kamu kurumları nezdinde karşılık bulduğunu hatırlatan Erdoğan, bu yıl hazırlanan bildirgenin ise çok daha geniş bir çerçevede, bölgesel istikrar ve uluslararası iş birliği ekseninde şekillendiğini belirtti. "Bölgesel istikrar dışa bağımlı olamaz" Akademisyenler tarafından kaleme alınan bildirgede, özellikle Orta Doğu ve çevresinde yaşanan çatışmalar, enerji hatları üzerindeki jeopolitik baskılar ve uluslararası sistemdeki belirsizlikler detaylı şekilde ele alındı. Bu gelişmelerin, bölgesel barış ve güvenliğin yalnızca dış merkezli yapılarla sürdürülemeyeceğini ortaya koyduğu vurgulandı. Metinde, bölge ülkelerinin kendi tarihsel, kültürel ve bilimsel birikimlerinden hareketle yeni bir iş birliği zemini oluşturması gerektiği ifade edilirken, bu zeminin askeri ittifaklar ya da geçici siyasi uzlaşılarla değil; bilimsel üretim, eğitim, teknoloji ve ortak değerler üzerine inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Bilim diplomasisi stratejik araç olarak konumlandırıldı Bildirgede bilim diplomasisi; yalnızca akademik bir faaliyet alanı değil, aynı zamanda krizleri önleyen, güven inşa eden ve uzun vadeli istikrarı destekleyen stratejik bir araç olarak tanımlandı. Ortak akademik ağlar, veri paylaşım sistemleri, öğrenci ve akademisyen hareketliliği gibi unsurların bölgesel iş birliğinin temel yapı taşları olduğu belirtildi. Türkiye’nin sahip olduğu yükseköğretim kapasitesi, savunma sanayiindeki gelişimi, diplomatik tecrübesi ve tarihsel bağları sayesinde bu süreçte öncü bir aktör olabileceği vurgulandı. Sekiz maddelik yol haritası açıklandı Toplantıda kamuoyuna duyurulan bildirgede, bölgesel istikrarın sağlanmasına yönelik somut öneriler de yer aldı. Bu kapsamda; ülkeler arası ortak politika üretimini sağlayacak daimi ilmi komisyonların kurulması, büyükelçilikler bünyesinde bilim ateşeliklerinin oluşturulması ve araştırma kurumları arasında ortak fon mekanizmalarının geliştirilmesi önerildi. Ayrıca üniversiteler arası iş birliklerinin güçlendirilmesi, ortak veri havuzlarının kurulması, öğrenci değişim programlarının daha etkin hale getirilmesi ve deprem, iklim, enerji gibi alanlarda bölgesel bilimsel çalışma gruplarının oluşturulması gerektiği ifade edildi. Savunma ve güvenlik teknolojilerinde ortak AR-GE ağlarının kurulması da bildirgenin dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Uluslararası öğrenci ve akademisyen vurgusu Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin uluslararası öğrenci ve akademisyenler açısından önemli bir cazibe merkezi olduğu da vurgulandı. Bu potansiyelin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik ve kültürel etkiler oluşturduğuna dikkat çekildi. Uluslararası öğrencilerin mezuniyet sonrasında ülkelerinde üst düzey görevlere gelerek Türkiye ile güçlü bağlar kurduğu ifade edilirken, bu durumun Türkiye’nin küresel etkisini artıran önemli bir unsur olduğu kaydedildi.