KÜLTÜR SANAT - 21 Eylül 2025 Pazar 12:17

60 yaşında okuma yazma öğrendi, 71 yaşında kitap yazdı

A
A
A
60 yaşında okuma yazma öğrendi, 71 yaşında kitap yazdı

Diyarbakırlı 7 çocuk annesi kadın, 60 yaşında okuma yazma öğrendi. Çocuklarını okutup avukat, mühendis, öğretmen yapan kadın, 71 yaşında kendi hayatını anlattığı ’Naşide’ isimli kitabını çıkartarak ’kadın isterse hiçbir şeyin imkansız olmayacağını’ bir kez daha gözler önüne serdi.


Diyarbakır’da yaşayan Naşide Can’ın ailesi, çocukken kızlarını okula göndermedi. Okula ve okumaya sevdalı bir şekilde hayatını sürdüren Can, evlenip başka bir dünyaya yelken açmasına rağmen içindeki okuma isteğini canlı tutmayı başardı. Evliliğinden 7 çocuğu olan kadın, evlatlarını avukat, öğretmen ve mühendis yaptı. İçindeki okuma sevdası bir türlü geçmeyen Can, 60 yaşında okuma yazma öğrenmeye karar verdi. Kendiyle büyüttüğü azimle kısa sürede okuma yazmayı söken Can, diri tuttuğu sevdası sayesinde önüne gelen her şeyi okumaya başladı. Okudukça içinde başka bir dünya daha büyüten Can, kendi hayatını kaleme almak için kolları sıvadı. 71 yaşında, yaşıtları torun severken o kendi hayatını anlattığı ’Naşide, Güneydoğu’nun Çileli Çocuğu’ kitabını kaleme aldı.



Can’ın kitabı, kitapseverlerden yoğun ilgi gördü


Can’ın şimdiki en büyük hedefi ise kitap satışlarından elde edeceği gelirle, ilçesi Çermik’e okul yaptırmak.



60 yaşında okuma yazma öğrendi, 71 yaşında kitap yazdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Giresun Serbest piyasada ucuzlayan fındık raflarda el yakıyor Serbest piyasada kabuklu fındık kilogram fiyatı 250 liraya kadar gerilerken, kavrulmuş ve paketli fındığın raflarda kilogram fiyatı bin 450 liraya kadar yükseldi. Fiyat farkında randıman düşüşü ve artan işletme maliyetlerinin etkili olduğu belirtiliyor. Serbest piyasada kabuklu fındık fiyatları gerilerken, raflardaki kavrulmuş ve paketlenmiş fındık fiyatlarının yükselişini sürdürmesi dikkat çekiyor. Giresun’da 2025 yılı içinde 350 liraya kadar çıkan kabuklu fındık fiyatı, yeni yılın ardından yaklaşık 100 liralık düşüşle 250 lira seviyelerine geriledi. Buna karşın market raflarında kavrulmuş iç fındık fiyatları bin liradan başlayıp bin 450 liraya, bazı ürünlerde ise bin 600 liraya kadar ulaşıyor. Sektör temsilcileri, serbest piyasa ile raf fiyatları arasındaki farkın temel nedeninin randıman düşüşü ve artan üretim maliyetleri olduğunu ifade ediyor. Geçmiş yıllarda 500 gram kabuklu fındıktan 50 randıman esasına göre ortalama 250 gram iç fındık elde edilirken, bu oranın bu yıl yüzde 40’lara kadar düştüğü belirtiliyor. Bu durumun, raflardaki ürün maliyetlerini doğrudan artırdığı kaydediliyor. "Randıman düşüşü fındıktaki zayiatı artırdı, o da fiyatları arttırdı" Giresun’da fındığa katma değer katarak üretimden tüketime kadar işletmeciliğini yapan Ayhan Akten, kabuklu fındık fiyatlarının Giresun kalite için 250-260 lira bandına gerilediğini, levant kalite fındıkta ise fiyatların daha düşük olduğunu söyledi. İki kalite arasında yaklaşık yüzde 20’lik fark oluştuğunu belirten Akten, bu yılki kalite kaybının temel nedeninin randıman oranındaki düşüş olduğunu dile getirerek "Kavrulan fındıktan çıkan temiz iç oranı azaldı. Zar atması, çürük oranının artması, nem ve rutubet gibi etkenler zayiatı artırıyor. Bu da maliyeti yükseltiyor. Bu yıl diğer yıllara göre yüzde 15-20 oranında ek maliyet farkı oluştu. Şu anda raflarda bin liraya da fındık var, bin 250 liraya da, bin 450 liraya da. Ürünün ebatı, randımanı, kalitesi ve görünümü fiyatı belirliyor" dedi. Kavurma sonrası verim düşüyor Üretim sürecine de değinen Akten, kabuklu fındığın kırıldıktan sonra natürel olarak ayrıştırıldığını, çürük ve buruşukların temizlendiğini, ardından kavrulma aşamasına geçildiğini anlattı. Kavurma sonrası zar kaybı ve ek ayıklama işlemlerinin de maliyeti artırdığını belirten Akten, "Eskiden 100 kilo fındık kavurduğumuzda 80 kilo net ürün alırdık. Şimdi bu miktar 55-60 kiloya kadar düştü. Sadece kırma ve kavurma işleminin fabrika maliyeti bile yüzde 35-40 seviyelerine ulaşıyor" diye konuştu.
Çanakkale Başkan Elbi: Karabiga için birlikte konuşuyor, birlikte yol alıyoruz STK temsilcileri ve muhtarlarla bir araya gelen Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, yapılan hizmetleri anlattı, yeni projeler için görüş ve önerileri dinledi. Karabiga Belediyesi tarafından, beldede devam eden çalışmalar ile hayata geçirilmesi planlanan yeni projelerin ele alındığı istişare toplantısı gerçekleştirildi. STK temsilcileri, muhtarlar ve dernek başkanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıda, Karabiga’nın bugünü ve geleceğine dair önemli başlıklar değerlendirildi. Toplantıda; sağlık ocağı yenileme projesi, Şeremetdere üzerindeki köprülerin yenilenmesi süreci, çarşı merkezinde yürütülen kaldırım ve çevre düzenlemeleri ile devam eden kapalı spor salonu çalışmaları hakkında katılımcılara bilgi verildi. Yeni dönem hedefleri ve planlanan projeler paylaşılırken, katılımcıların görüş ve önerileri de dikkatle dinlendi. Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, toplantıda yaptığı değerlendirmede özellikle altyapı yatırımlarının önemine dikkat çekerek, geçtiğimiz günlerde etkili olan yoğun yağışlara rağmen herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığını vurguladı. Başkan Elbi açıklamasında, "Geçtiğimiz hafta yaşanan yoğun yağışta Karabiga olarak büyük bir sınav verdik. Allah’a şükür hiçbir sorun yaşanmadı. Karabiga tarihinde ilk kez yağmur hattımız tamamen görevini yaptı ve gelen tüm suyu sorunsuz şekilde karşıladı. Eskiden olsa çarşı meydanımızda ve mahallelerimizde ciddi sıkıntılar yaşanırdı. Üstyapısını tamamladığımız hiçbir sokakta tek bir şikâyet dahi almadık, su birikintisi görmedik. Tüm sular oluklardan mazgallara problemsiz şekilde ulaştı. Ekiplerimiz 24 saat teyakkuzda çalıştı. Emek veren tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Sizlere de toplantımıza katılımınızdan dolayı şükranlarımı sunuyorum. Karabiga’da gerçek belediyecilik ile birlikte samimiyet, emek, ortak akıl ve birlik içinde şehrimizi daha güçlü bir şekilde geleceğe hazırlayacağız" dedi.
Düzce Bilim Kafede çocuklarda şiddet eğilimi her yönüyle ele alındı Bilimin toplumla buluşması, üniversitelerde üretilen bilginin toplumda anlaşılır ve erişilebilir hale gelmesi amacıyla, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) öncülüğünde başlatılan Bilim Kafe etkinlikleri, Düzce Üniversitesi tarafından devam ediyor. Düzce Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ve Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü iş birliğiyle, Düzce Orhangazi Mahallesi Muhtarlığında gerçekleştirilen etkinliğe katılım yoğun oldu. Bilgiyi halkla paylaşıyorlar Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörü Doç. Dr. Hande Bulut, üniversite olarak halkın yanında olduklarını ifade ederek, bilimsel bilgiyi halka paylaştıklarını söyledi. Çocuk ve ergenlerde şiddet eğilimi konusunu ele aldıklarını dile getiren Bulut, şiddet konusunun sadece ailelerin değil, tüm toplumun sorumluluğunda olduğuna işaret etti. AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, Düzce Üniversitesi’nin bilgiyi halka ulaştıran önemli bir etkinliğinde bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek programda emeği geçenlere teşekkür etti. Meclis Araştırma Komisyonu’nun da ana konularından birinin suça sürüklenen çocuklar olduğunu söyleyen Keşir, bu sorunun birçok sebebi olduğunu, aile, akademi ve kolluk gibi tüm kesimlerin iş birliğiyle mesafe alınabileceğini sözlerine ekledi. Dünyayı ilgilendiren mesele Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Meltem Küçükdağ, "Erken Çocukluk Döneminde Şiddet Eğilimi: Bilim Ne Söylüyor?" adlı sunumunu katılımcılarla paylaştı. Konunun ülkemizi ve dünyayı ilgilendiren bir mesele olduğunu belirten Küçükdağ, 2-6 yaş arasında beynin dürtü kontrolüne başladığını, erken yaşlarda dürtüleri kontrol edememenin normal olduğunu söyledi. Israrcı, insana ve hayvana zarar vermeyi amaçlayan davranışlarda ailenin önlem alması gerektiği uyarısında bulunan Küçükdağ, ailenin çocuğa sınır koyması ve kararlı davranmasının altını çizdi. "Destek alınmalı" Çocuklara yaptığı yanlışın net biçimde söylenmesini ve sınır koymaya erken yaşlarda başlanması gerektiğini tavsiye eden Küçükdağ; çocuğun 6 yaşına geldiğinde ve şiddete devam ettiğinde öğretmenlerden, öğretmenlerin de sınır koymasına rağmen şiddet eğilimi değişmiyorsa çocuk psikiyatrisinden destek alınmasının gerekli olduğunu vurguladı. Terapiyle sonuç alınmadığında ilaç önerildiğini ve aileye de duygu düzenlemesi konusunda destek olunduğunu dile getiren Meltem Küçükdağ, ailelere destek almaktan korkmamalarını hatırlattı. Eğitimcilere de bu konuda çok iş düştüğünü dillendiren Küçükdağ, çocuklarla konuşmanın ve şiddet eğilimli çocukları spora yönlendirmenin de oldukça faydalı olduğuna dikkat çekti. Programın sonunda Milletvekili Ayşe Keşir, sosyal medyanın da çocuklara akıl hocası olması yönünden büyük sorun oluşturduğunu ifade ederek, ailenin çocuğa sosyal medyayı bilinçli kullanmayı öğretmesinin önemi üzerinde durdu. Milli Eğitim Müdürü Gülşen Özer de asıl tehdidin dijitalden geldiğini söyleyerek şiddet eğilimli çocuklar konusunda birlikte çözüm bulmanın önemini dile getirdi. Program günün anısına fotoğraf çekimiyle sona erdi.