KÜLTÜR SANAT - 24 Ağustos 2025 Pazar 09:03

Diyarbakır’da Saint George Kilisesi’nin hiçbir zaman hamam olarak kullanılmadığını ispatlayan kitabe ortaya çıktı

A
A
A
Diyarbakır’da Saint George Kilisesi’nin hiçbir zaman hamam olarak kullanılmadığını ispatlayan kitabe ortaya çıktı

Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesinde bulunan İçkale Müze Kompleksi alanında 74 ile 75 nolu burçlar arasında yapılan restorasyon ve arkeolojik kazılarda ortaya çıkartılan kitabe, Saint George Kilisesi’nin bir zamanlar hamam olarak kullanıldığı tezini çürütüp, kilisenin yanında bir hamam varlığı olduğunu işaret etti.


Sur ilçesinde bulunan İçkale Müze Kompleksi alanında dönem dönem yapılan kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor. Her çalışmayla birlikte yeni bulgu ve verilerin ortaya çıkmasıyla tarihi yapılar hakkındaki bilgiler de güncelleniyor.


Bu bilgilerden biri de Saint George Kilisesi’nin bir dönem hamam olarak kullanıldığı tezini çürütmesi. İçkalenin kuzeydoğusundaki 74 ile 75 nolu burçlar arasında yapılan kazı ve restorasyon çalışmaları sonucunda ortaya çıkartılan kitabe, kilise ve eklentilerinin hiçbir zaman hamam olarak kullanılmadığı, yanında bir hamam yapısının inşa edildiği ortaya çıktı.


Diyarbakır Müze Müdürü Müjdat Gizligöl, İHA muhabirine, bulunulan alanın İçkale’nin kuzeydoğusu olduğunu, burada 74 nolu burç ile 75 nolu burcun arasında kilisenin restorasyonu ile birlikte kazı çalışması yürütüldüğünü söyledi.


Bu bölgede daha önceki araştırmalarda, burada bir hamam yapısının olabileceği, hatta kilisenin bir dönem Artuklular döneminde eklentiyle birlikte hamam olarak kullanılmış olduğuna dair çok sayıda tez olduğuna değinen Gizligöl, bu kazı çalışmalarında özellikle kitabeyle birlikte kilisenin hiçbir zaman hamam olarak kullanılmadığını vurguladı.


Gizligöl, bunun düzeltilmesi gerektiğini belirterek, "Çok ciddi bir buluntu. Çünkü kilisede yaptığımız kazı çalışmaları ve restorasyon çalışmalarında suya dair herhangi bir emareye rastlanmadı. Tam tersi, su, hamam ya da çeşme ile ilgili yapılan bütün yapılar, kilisenin dışında 74 nolu burç ile 75 nolu burcun olduğu aksta göründü. Arkamızda da görmüş olduğunuz kitabede de zaten bize bunu söylüyor. Kitabede, ’Servetin oğlu Hıdır veya Hızır tarafından bir hayrat yapıldığını, onun adına bir hayratın inşa edildiğinden bahsediliyor.’ Bundan hareketle burada bir hamam yapısı olabileceğini düşünüyoruz. Kazı çalışmalarında hamam olarak adlandırabileceğimiz yapılar da ortaya çıktı" dedi.


"Dolayısıyla hamam yapısı kilisenin içinde değil, kilisenin yan tarafında 75 ile 74 nolu burcun olduğu alanda inşa edilmiş olabilir" diyen Gizligöl, şöyle konuştu:


"Kitabe, celi sülüs dediğimiz hicri 4’üncü, 5’inci yüzyılda bu teknik gelişiyor. Celi sülüs yazısıyla yazılmış. Yine kitabedeki emareler bize burada 1150’li yıllar ile 1200 yıllar arasında bir inşaat faaliyetinin olduğunu, yani Artuklu dönemine tarihlendirebiliriz. Artuklular döneminde burada bir hamam yapıldı, fakat kilisenin içinde değil, ya da kilise dönüştürülerek değil, yan tarafına bağımsız bir hamam yapıldı. Bu kitabe bizlere bunu gösterdiği için çok önemli bir buluntu. Yüksek ihtimalle kapının girişinde, üst kısmında yer alıyordu. Çünkü bulunduğu yer onu işaret ediyor."


Kitabelerdeki emareler ve buradaki kazı çalışmalarının, verilerin Saint George Kilisesi’nin hiçbir zaman hamam olarak kullanılmadığını aktaran Gizligöl, "Eklenti olarak hamama dönüştürülmedi Artuklular döneminde. Artuklular buraya geldiklerinde bir hamam yaptılar. Ve o hamama dair en önemli buluntu, arkamızda görmüş olduğunuz kitabe. Kitabenin ortaya çıkması bizim için oldukça önemli bir veri. Önümüzdeki yıllar 74 ile 75 nolu burç arasında kazı çalışmasını tekrardan başlatacağız. Oradaki hamam varlığını tamamen ortaya çıkartmak ve hamamla ilgili restorasyon çalışmalarını başlatmak için" ifadelerine yer verdi.



Diyarbakır’da Saint George Kilisesi’nin hiçbir zaman hamam olarak kullanılmadığını ispatlayan kitabe ortaya çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Baba ve kız aynı kokpitte: 42 yıllık pilot gökyüzüne kızıyla veda etti Antalya’da yaşayan 65 yaşındaki kaptan pilot Ali Akman Sarıhan, 42 yıllık uçuş kariyerinin son seferini kızı Cemresu Sarıhan ile birlikte gerçekleştirdi. Antalya-Şanlıurfa seferinde baba ile kızın aynı kokpitte görev yaptığı uçuşta duygusal anlar yaşandı. Yolcuların alkışlarla eşlik ettiği uçuş, havalimanında geleneksel su takı töreniyle tamamlandı. 2003 yılında sivil havacılık sektörüne geçerek SunExpress bünyesinde uçmaya başlayan Ali Akman Sarıhan, yıllar boyunca on binlerce yolcuyu güvenle taşıdı. Sarıhan’ın kızı Cemresu Sarıhan da babasından ilham alarak pilot oldu. Eğitimlerini tamamlayan Cemresu Sarıhan’ın sivil havacılıktaki ilk uçuşu ise babasının emeklilik uçuşuna denk geldi. Antalya ile Şanlıurfa arasında gerçekleştirilen seferde kaptan pilot koltuğunda Ali Akman Sarıhan yer alırken, ikinci pilot koltuğunda kızı Cemresu Sarıhan oturdu. Baba ve kızın ilk kez birlikte görev yaptığı uçuşa aileleri ve yakınları da eşlik etti. "Hayatım boyunca bana ilham oldu" Uçuş öncesi yolculara anons yapan Cemresu Sarıhan, bu seferin kendisi ve ailesi için özel bir anlam taşıdığını belirterek şunları söyledi: "Bugünkü uçuşumuz benim ve ailem adına çok anlamlı. Kokpitte birlikte görev yaptığım kaptan pilotumuz Ali Akman Sarıhan, babam, bugün 42 yıllık uçuş kariyerinin son uçuşunu gerçekleştiriyor. Yaklaşık 50 yıl önce asker olarak başladığı havacılık hayatına, F-16 uçaklarından Boeing uçaklarına kadar birçok farklı uçakla binlerce saatlik gökyüzünde görev yaptı. Son 23 yıldır SunExpress ailesinde on binlerce yolcuyu da güvenle taşıdı. Hayatım boyunca bana ilham olan, gökyüzünü sevmeyi öğreten ve bugün büyük bir gururla yaptığım bu mesleğe adım atmamı sağlayan kişi kendisi. Benim için o sadece bir kaptan değil, aynı zamanda öğretmenim, yol göstericim ve en büyük destekçim. Bazı insanlar gökyüzüne bakar, bazıları ise hayatını orada geçirir. Benim babam da hayatını gökyüzüne adayanlardan biri oldu. Canım babam, iyi ki varsın, iyi ki benim babamsın, iyi ki doğdun." Uçuş sırasında yolculara seslenen Ali Akman Sarıhan ise duygularını şu sözlerle dile getirdi: "Çok duygu dolu bir gün. Benim için 42 yıllık uçuş hayatımın son uçuşu. Kızım Cemresu’nun ise meslek hayatına, sivil havacılıktaki ilk uçuşu. Bu, dünyada nadir rastlanabilecek bir an. Aynı uçakta, aynı kokpitte olmak bizim için çok özel. 42 yıl boyunca bu mesleği severek yapma fırsatım olduğu için kendimi şanslı hissediyorum. Kızımı bir pilot olarak görmek ve birlikte uçmak, uçuş hayatımın bana verdiği en güzel hediye. Bugün bu defteri kapatıyorum ama hikaye kızımla devam ediyor." Anonsların ardından uçaktaki yolcular baba ve kızı alkışladı. Şanlıurfa GAP Havalimanı’na iniş yapan uçak, daha sonra yeniden Antalya Havalimanı’na döndü. Uçak, havacılık geleneği olan su takı töreni ile karşılanarak kaptan pilot Ali Akman Sarıhan’ın meslek hayatına veda uçuşu tamamlandı.
Hatay Tabutunun üzerine damatlığı konuldu: İran’da hayatını kaybeden tır şoförü son yolculuğuna uğurlandı Afganistan dönüşünde İran’ın Tebriz şehrinde tırına füzenin şarapnel parçasının isabet etmesiyle hayatını kaybeden Hataylı tır şoförü Hüseyin Fırat, memleketi Reyhanlı ilçesinde damatlığının üzerine konulduğu tabutuyla kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğunu uğurlandı. Saldırı anına tanık olan babası Coşkun Fırat, "Bir gümleme sesi geldi, ben lastik patladığını düşünmüştüm ve aynaya baktığımda oğlumun aracı alev almıştı" dedi. Reyhanlı ilçesi Bağlar Mahallesi’nde yaşayan 29 yaşındaki Hüseyin Fırat, askerlik mesleğini bıraktıktan sonra baba mesleği olan tır şoförlüğünü sürdürerek ekmek parasını kazanıyordu. İstanbul’dan aldığı yükle Afganistan’a doğru yola çıkan Fırat, dönüş yolunda İran’ın Tebriz şehrine geldiği esnada düşen füzenin şarapnel parçalarının tıra isabet etmesiyle ağır yaralandı. Ağır yaralanan tır şoförü Fırat, İran’ın Zencan Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Fırat, İran’da hastanede 6 gün süren hayat mücadelesini kaybederek hayatını kaybetti. Fırat’ın cenazesi diplomatik işlemlerin ardından İran’dan Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde baba ocağına getirilerek helallik alındı. Genç tır şoförünün cansız bedeni Reyhanlı Mezarlık Kompleksi’nde göz yaşları içerisinde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Fırat’ın tabutunun üzerinde yer alan damatlığıysa yürekleri dağladı. "İran’da bir güvence yok, cesetler dolu ve masum insanlar rast gele öldürülüyor" Evladının tırına şarapnel parçası isabet ettiği anları anlatan baba Coşkun Fırat, "İsrail ve Amerika’yı kınıyorum. Oğlumla peş peşe gidiyorduk, aramızda sadece 30 metre vardı. Bir gümleme sesi geldi, ben lastik patladığını düşünmüştüm ve aynaya baktığımda oğlumun aracı alev almıştı. Şu an da İran’da bir güvence yok, masum insanlar rastgele öldürülüyor. Allah kimseye böyle acı yaşatmasın. Bize İran’da hastanede güzel baktılar" dedi. "Bu oğlumun damatlığı, daha çiçeği üstünde" Evladının damatlığını ceketini bağrına basarak acı dolu anlar yaşayan Hayriye Fırat, "Bu oğlumun damatlığı, daha çiçeği üstünde. Mekanın cennet olsun Hüseyin’im. Kahrolsun İsrail, oğlumu aldı elimden" dedi.
Aydın Köşk’te İncir Yetiştiriciliği, Muhafaza ve Gıda Güvenirliği Eğitimi gerçekleşti Köşk İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Toplantı Salonunda "İncir Yetiştiriciliği, Muhafaza ve Gıda Güvenilirliği Eğitimi" gerçekleşti. Avrupa Birliği coğrafi işaret tesciline sahip Aydın İncirinde kalite ve verimliliği artırmaya yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında üreticilerle buluşmalar devam ediyor. Aydın İl genelinde gerçekleştirilen üretici toplantılarının bir diğer durağı Köşk ilçesi oldu. Köşklü incir üreticileri ile gerçekleştirilen toplantıda ilçenin incir üretim potansiyeli, üretimde kaliteyi artırmaya yönelik uygulamalar ve teknik konular ele alındı. Gerçekleşen bilgilendirme toplantısına Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Armağan Tanrıkulu, Köşk İlçe Tarım ve Orman Müdürü Selahattin Serdar Aykut, İl ve İlçe Müdürlüğü teknik personeli, Köşk Ziraat Odası personeli ve tarım danışmanları, incir depo ve ihracatçıları ve incir üreticileri katıldı. Üreticilere yönelik bilgilendirme ve eğitim çalışmaları Erbeyli İncir Araştırma Enstitüsü ile Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliği ile bilimsel veriler ve teknik bilgi temelli olarak gerçekleştirildi. Gerçekleşen toplantıda, Bilimsel üretim teknikleri ve sürdürülebilir incir yetiştiriciliği, Kurutma sürecinde ürün kalitesinin korunmasına yönelik uygulamalar, Hastalık ve zararlılarla mücadelede doğru yöntemler, Verim ve kaliteyi artırmaya yönelik güncel teknik yaklaşımlar hakkında üreticilere detaylı bilgiler verildi. Kaliteli incir üretiminin en önemli aşamalarından biri olan ilekleme sürecinin doğru uygulanması konusuna da özellikle değinildi. Son iki yılda, incirde sürdürülebilir ve kaliteli üretim materyali sağlanması amacıyla Aydın Valiliği destekleriyle ilimizde iki adet ilek bahçesi tesis edildi. Gerçekleştirilen toplantıda üreticilerle bilgi paylaşımı yapılarak, bilimsel üretim yöntemlerinin sahada yaygınlaştırılması ve Aydın İnciri’nin kalite standartlarının daha da güçlendirilmesi hedeflendi açıklandı. Köşk İlçe Tarım ve Orman Müdürü Aykut toplantı sonrası; "Değerli uzmanların anlatımıyla ’İncir Yetiştiriciliği, Hastalık ve Zararlıları, Depolama, Muhafaza ve Gıda Güvenilirliği’ konularında verimli geçen toplantımızı gerçekleştirdik. Yoğun katılım sağlayan ve emeği geçen tüm herkese teşekkür ederiz. Ürününüz bol ve bereketli olsun" açıklamasında bulundu.