GÜNDEM - 04 Nisan 2026 Cumartesi 17:35

IBAN mağduriyetinin giderilmesine yönelik çalışmalarda sona gelindi

A
A
A
IBAN mağduriyetinin giderilmesine yönelik çalışmalarda sona gelindi

Cumhuriyet Savcısı Baki Yiğit Çakmakkaya, IBAN’ın kullandırılması sebebiyle oluşan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik çalışmalarda sona yaklaşıldığını belirtti.


Uzun yıllar Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemelerinde ve dolandırıcılık suçları ile görevli Ağır Ceza Mahkemelerinde görev yapmış olan Cumhuriyet Savcısı Baki Yiğit Çakmakkaya, IBAN mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik düzenlemenin bitme aşamasına geldiğini söyledi. Çakmakkaya, "Suç örgütleri yanında dolandırıcılık suçunu işleyen kişiler suça konu haksız kazancın izlerini başkalarına ait IBAN’lar ve banka kartları kullanarak kaybettiriyorlar. Hesabının üzerinde bloke olduğu, iş arayan mağdurun işe alınacağı ancak şirket için gerekli olduğundan hesaplarına ihtiyaç bulunduğu, hesap kiralamanın yasal olduğu gibi beyanlarla kişiler kandırılarak hesapları kullanılıyor. Dolandırıcılar bunun yanında masum kişileri arayarak kendilerini hakim, savcı, polis gibi unvanlarla tanıtarak anılan hesaplara para aktarımını sağladıktan sonra elde edilen parayı kiraladıkları IBAN üzerinden başka hesap ve kripto varlıklara aktarmak suretiyle veya diğer ortakları vasıtası ile çekerek aklıyorlar. Bu durumda hesabı kullanılan kişi suçun faili olarak ilk ulaşılan kişi oluyor. Kolay para, komisyon veya kısa süreli kullanım vaatlerine aldanan kişiler, bilgi sahibi olmasa da IBAN bilgilerini veya kredi kartlarını üçüncü kişilere kullandırmaları sebebi ile nitelikli dolandırıcılık, suç gelirlerinin aklanması gibi nitelikli suçlardan yargılanabiliyorlar. Kişilerin hesap bilgilerini bir kez vermeleri üzerine birden fazla suça iştirak etmekten yargılanmaları, dolandırıcılık suçunun yüz kızartıcı suçlardan olması sebebi ile hesabın da suçta kullanılması sonucu doğal olarak hesap bilgilerini kullandıran kişiler lekelenmeme hakkının ihlal edilmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor. Bu bağlamda yasada yer alan dolandırıcılık suçuna iştirak ile suç gelirlerinin aklanması arasında ince çizgide kalan kişilerin bulunması yanında suç kastı olduğuna dair şüphe bulunan kişilerin varlığı ve bunların yargılama sürecine dahil edilmesi kişilerin kendi hak ve özgürlükleri açısından ciddi risk teşkil ediyor. Süreç içerisinde dolandırıcıların doğrudan veya yardım eden sıfatı ile ile ortağı olarak bilerek suça iştirak edenle ile sahte satış vaadi ile kaparo alınması, sahte internet sitesi, sigorta süresinin bittiği yenilenmesi gerektiği, adının örgüt soruşturmasına karıştığı suçüstü yapılması için kolluğun paraya ihtiyacı olduğu gibi yöntemlerle kandırılan kişiler ile hesapları kullanılan kişiler yüz yüze kalıyor. Sahte ilanların uzun süre internet üzerinde kalması çağrı merkezlerine ait hatların uzun süre kullanımda tutulması, teknolojik ilerlemeler karşısında teknik ve personel altyapısının yetersiz kalması sonucu etkin soruşturma yapılmaması gibi parası elde edilen kişiler ile hesapları kullanılan bireyler yüz yüze kalabiliyor. Anılan durum mağduriyet oluşturabiliyor" dedi.



"Gençler ve öğrenciler hedef alınıyor"


Cumhuriyet Savcısı Çakmakkaya, özellikle gençlerin ve öğrencilerin hedef alındığını söyledi. Çakmakkaya, "Acil para göndereceğim, hesabını kısa süreli kullanabilir miyim, komisyon kazanacaksın gibi ifadeler çoğunlukla dolandırıcılık ağlarının tuzaklarıdır. Bu tekliflere itibar edilmemesi gerekir. Kolay para vaadine itibar edilmemeli. Emek sarf etmeksizin hesap kiralama veya benzer tekliflere karşı dikkatli olunmalıdır. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Rekreasyon Anabilim Dalı bünyesinde 2025 yılında Doç. Dr. Cuma Ece ile yürütülen akademik bilgilendirme ve 2026 yılında etkinlik temelli bilgilendirmeye dayalı faaliyetlerin farkındalık çalışmalarına örnek olması açısından özel bir önemi bulunuyor. Bilişim ve dolandırıcılık suçları konusunda proje temelli akademik çalışmalar sürmektedir. Konu ile ilgili Hakimler Savcılar Kurulu ile YÖK’ün başsavcılıklar ve üniversitelere gönderdikleri iş birliği ve farkındalık faaliyetlerinin artırılmasına yönelik yazılar sonrası konu hakkındaki bilgilendirme faaliyetlerinin önemli bir ivme kazanmıştır" diye konuştu.



Yasal düzenlenenin önemi ve kapsamı


Teknolojik gelişmelerin dijital finansal işlemlerden çevrimiçi platformlara kadar toplumsal yaşamın her alanını dönüştürmesi ve hızlı değişimin hukuki düzenlemelerin de yeni ihtiyaçlara göre şekillenmesini gerekli kıldığını, bilişim ve dolandırıcılık suçlarına ilişkin yasal düzenlemelerin bu bağlamda hukukun uyum süreçlerini ve norm üretim hızını anlamak açısından somut bir örnek sunduğunu belirten Çakmakkaya, mevcut yasaların hem bireysel hakları koruma hem de toplumsal güvenliği sağlama ihtiyacına dayalı olarak oluşturulduğuna, bilişim suçları ve dolandırıcılık alanındaki düzenlemelerin, teknolojik yeniliklerin getirdiği riskler ve boşluklar göz önünde bulundurularak geliştirilmesi gerektiğine, hukuki çerçevenin bu suçları kapsayacak şekilde güncellenmesi, düzenleyici mekanizmaların teknolojiyle dengeli ilerlemesini desteklemesinin önemli olduğuna, yargı kararları ve uygulamaların hukuki süreçlerin teknolojik gelişmelerle uyumlu olması açısından önemini vurguladığına değindi. Açık kaynak araştırmasına göre 50 bin kişinin hüküm aldığı, 300 bin kişinin yargılama sürecinde olduğunun anlaşıldığını söyleyen Çakmakkaya, yasal düzenleme yapılırken çok sayıda kişinin konudan mağdur olduğunun iddia edildiği dikkate alınarak süratli ve kapsayıcı şekilde ele alınması gerektiğini belirtti. Çakmakkaya, dolandırıcılık dosyalarının yeniden ele alınması ile infaz süreçlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inandığını belirterek, yasa çalışmasının hukukun gelişimi için olumlu bir adım olduğuna işaret etti. 2018 yılında uluslararası hakemli Balkan ve Yakın Doğu Sosyal Bilimler Dergisi’nde yayınlanan "Bilişim Suçları ile Mücadelede Karşılaşılan Sorunlar", 2024 yılında "Sosyal Medyada Ökse Tuzağı: Dijital Dönüşümün Bireylere ve Kamuya Etkisi", 2025 yılında "Banka Hesapları ve Kredi Kartlarının Üçüncü Kişilere Kullandırılmasının Dolandırıcılık Suçu Olarak Nitelendirilmesi Üzerine Değerlendirme" başta olmak üzere makale ve kitaplarında konuyu irdelediğini belirten Çakmakkaya, bu bağlamda bilimsel araştırmalara dayalı çözüm önerileri sunduğunu söyledi. Çakmakkaya, bilişim ve dolandırıcılık suçlarında araştırma ve delil toplamanın tamamen kolluk tarafından yürütülmesi yerine adliyelerde suçları analiz edebilecek bilişim uzmanları aracılığı ile yapılması, katiplik sınav koşullarının güncellenmesi ile yıllar önce yerleşik uygulama olan üç dakikada 90 kelime yazma yerine bilişim suçları büroları için iki yıllık bilişim alanında yüksekokul mezunu ve bu alanda yeterliliği olanların alınması gerektiğini dile getirdi. Çakmakkaya, hukuk fakültelerinde bilişim alanında yan dal ve benzeri şekilde eğitim alanlarının ileride bilişim konusunda hakim savcı avukat olarak yetiştirilmesinin önünün açılmasının hakim ve savcı yardımcılarının da yardımcılık sürecinde bilişim ihtisas mahkemelerinde görev yapabilecekleri göz önüne alınarak, bu alanda yetiştirilmelerinin gerektiğine, itibar suikastlarının ayrı bir kanun maddesi ile düzenlenerek ayrı tutulmak şartı ile hakaret suçlarını gelir kapısı haline getiren kişilerin tespiti ile adliyeleri haksız ve kasıtlı meşgul eden eylemlerin önlenmesi, 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınlar ile Bu Yayınlar ile İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi" hakkındaki yasanın güncellemesinin konunun çözümüne katkı sağlayacağına, bilişim ve dolandırıcılık alanında Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu yanında konuyla ilgili 5651 sayılı yasa gibi yasalarla birlikte geniş kapsamlı olarak ele alınması gerektiğini kaydetti. Organizasyonlarda insan kaynakları yönetiminin, kurumsal sosyal sorumluluk anlayışını beraberinde getirdiğine değinen Çakmakkaya, dijital teknolojilerde yaşanan baş döndürücü hızın suçlu profili ve suç tiplerine de yansıdığına dikkat çekerken, yasaların anılan gelişime ayak uydurmakta zorlandığını, süreçlerin iyileştirilmesi için Adalet Bakanlığı, Hakimler Savcılar Kurulu, YÖK, İçişleri Bakanlığı ve diğer kurumların birlikte çalışma yürütmesi gerektiğine, özellikle yasaların uygulanması esnasında karşılaşılan sorunların kürsüden anlık takibinin önem taşıdığına, bu amaçla merkezde ve taşrada çalışma komisyonları kurulması ile yeni suç türlerine karşı yasa önerilerinin il ve ilçe başsavcılıkları ile adalet komisyonlarının yapacakları istatistik, analiz, raporlama, öneri ile ivme kazanacağına dikkat çekti. 12. Yargı Paketi’nde yer alması beklenen yasa değişikliğinin toplumsal bir sorunu çözmek açısından oldukça önemli olduğuna değinen Çakmakkaya, bu alanda yasanın önemli bir boşluğu dolduracağına inandığını sözlerine ekledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Kendisini polis olarak tanıtıp kuyumcuyu soyan zanlı tutuklandı Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde girdiği kuyumcuda kendisini polis olarak tanıtıp belindeki silahı göstererek "Para arabada" bahanesiyle altın bilezik çalan şahıs, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Zanlının daha önce de kendisini jandarma personeli olarak tanıtıp başka bir kuyumcuyu dolandırmaya çalıştığı ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre olay, Ereğli ilçesindeki bir kuyumcu dükkanında meydana geldi. İş yerine müşteri gibi gelen 25 yaşındaki İ.K., kuyumcuya belindeki tabancayı göstererek polis olduğunu söyledi. Altın bilezik almak için pazarlık yapan şahıs, "Para arabada, alıp geleyim" diyerek elindeki bilezikle birlikte dükkandan çıkıp izini kaybettirdi. İş yeri sahibinin durumu polis ekiplerine bildirmesi üzerine şüpheliyi yakalamak için geniş çaplı çalışma başlatıldı. Şüphelinin kaçma anı ise bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. İ.K.’nin, 24 Şubat’ta Zonguldak kent merkezinde de benzer bir senaryoyu devreye soktuğu belirlendi. Ancak iş yeri sahibinin şüphelenmesi üzerine kuyumcu dükkanından ayrıldığı ortaya çıktı. Kuyumcuların korkulu rüyası haline gelen İ.K., polis ekiplerinin Kozlu ilçesinde düzenlediği operasyonla kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki sorgusunun ardından Ereğli Adliyesi’ne sevk edilen zanlı, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Zanlının kuyumcudan çaldığı altın bilezik ise polis ekiplerince dükkan sahibine teslim edildi.
Ankara Bakan Kacır: "Bugün 23 yıl öncesine göre bambaşka bir Türkiye var" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Bugün 23 yıl öncesine göre bambaşka bir Türkiye var. Nükleer enerjiden yapay zekaya, biyoteknolojiden ileri üretime teknolojinin farklı sahalarında özgün, yerli, milli ürün ve hizmetler geliştiren bir Türkiye var" dedi. Bakan Kacır, Türkiye’nin teknoloji alanındaki insan kaynağını güçlendirmeyi hedefleyen 42 Türkiye programının ilk mezunları için düzenlenen törene katıldı. Teknoloji üretme, geliştirme kapasitelerinin, ülkelerin kalkınmasında günden güne, yıldan yıla daha büyük rol üstlendiğini belirten Kacır, bu anlayışla tam bağımsız Türkiye’yi inşa etmek için gece gündüz çalıştıklarını söyledi. Son yılarda Türkiye’nin savunma sanayisinde yakaladığı başarıları anlatan Kacır, nitelikli insan kaynağına verdiklerini önemi vurgulayarak, şunları söyledi: "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, ülkemizi teknoloji üretiminde dünyada az sayıda ülkenin sahip olduğu bir yetkinlik düzeyine taşıdık. Gökyüzünde gururla süzülen yerli ve millî insansız hava araçlarımız, mavi vatanda görev yapan millî platformlarımız, uzayda varlığımızı perçinleyen yerli haberleşme ve gözlem uydularımız, hava savunmamızı katmanlı ve entegre bir yapıya kavuşturan Çelik Kubbe sistemimiz, kara gücümüzün vurucu unsurlarını güçlendiren Altay tankımız ve yeni nesil zırhlı platformlarımız, Türkiye’nin teknoloji üretmede ulaştığı noktanın ispatı niteliğindedir." "Bugün 23 yıl öncesine göre bambaşka bir Türkiye var" Türkiye’nin bambaşka bir yere geldiğini vurgulayan Bakan Kacır, "Bugün 23 yıl öncesine göre bambaşka bir Türkiye var. Nükleer enerjiden yapay zekâya, biyoteknolojiden ileri üretime teknolojinin farklı sahalarında özgün, yerli, milli ürün ve hizmetler geliştiren bir Türkiye var. Bir zamanlar "hayal" olarak görülen nice projeyi artık gerçeğe dönüştüren, öğrenilmiş çaresizlikleri zihinlerden söküp atan bir Türkiye var. Sadece ağzında gümüş kaşıkla doğanların değil; alın teriyle, fikir teriyle, azimle ve emekle yol yürüyenlerin de hayallerini gerçeğe dönüştürebildiği bir Türkiye var. Bu tablo; Türkiye Yüzyılı’nda Millî Teknoloji Hamlesini gerçekleştirmiş, teknolojide küresel şampiyonlar liginde yarışan, tam bağımsız Türkiye’nin yazacağı destanın yalnızca fragmanı, bir ön gösterimidir" diye konuştu. Yazılımda tam bağımsızlık ilkesini vurgulayan Bakan Kacır, "Küresel ölçekte rekabet edebilen, dinamik ve üretken bir yazılım ekosistemine sahip olmanın; teknolojinin her sahasında söz sahibi bir Türkiye için olmazsa olmaz olduğunun bilincindeyiz. Bugün Dünya’nın en değerli 10 şirketine baktığınızda 9’unun teknoloji ve yazılım odaklı şirketler olduğunu görürsünüz. Akıllı sistemlerden otonom araçlara, siber güvenlikten finans teknolojilerine, üretim hatlarından sağlık teknolojilerine kadar hayatın farklı alanlarında geliştirilen çözümlere katma değer sağlayan asli unsur bugünün dünyasında yazılımdır. Yeni dünyanın ekonomik düzeni yazılım kodlarıyla şekilleniyor. Ancak mesele sadece bir ekonomik yarıştan ibaret değil. Kriz anlarında, kaynak koduna erişemediğiniz, nasıl çalıştığını bütünüyle denetleyemediğiniz bir sistem; öncelikle onu yazanın tercih ve önceliklerine hizmet eder. İşte bu yüzden ’yazılımda tam bağımsızlık’ ilkesi, Türkiye’nin istikbali ve bekasıyla da doğrudan ilişkilidir" şeklinde konuştu. "Gençlerimizin hayallerini projelere dönüştürmesine şahitlik ediyoruz" Nitelikli insan kaynağı yetiştirmenin önemine değinen Kacır, "Böylesine kritik bir alanda kalıcı ve sürdürülebilir bir güç inşa etmenin yolu ise, her şeyden önce nitelikli insan kaynağı yetiştirmekten geçiyor. Çünkü yazılım çözümlerinde fark oluşturmanın asıl anahtarı; teknik bilgiyle birlikte analitik düşünmeyi, tasarım kabiliyetini, problem çözme becerisini ve stratejik öngörüyü bir araya getirebilen, nitelikli insan kıymetidir. Ülkemizden dünyaya örnek yazılım ve teknoloji çözümleri çıkarmak için genç ve dinamik nüfusumuzun sağladığı muazzam bir avantaja sahibiz. Bugün Millî Teknoloji Hamlemizin pek çok eserinin arkasında; hayal kuran, çalışan, araştıran, geliştiren ve ülkesine, insanlığa değer katmayı amaçlayan genç mühendislerimizin, yazılımcılarımızın ve girişimcilerimizin imzası var. Tarih yazan işlerin öznesi olmak için can atan; yılmadan, pes etmeden, yorulmadan çalışmaya hazır Türk gençliğini yenilikçi yetkinliklerle buluşturmak adına 2018’den bu yana dünyanın en büyük teknoloji festivallerini TEKNOFEST’leri düzenliyoruz. Biyoteknolojiden yapay zekaya, eğitimden tarıma, çevre ve enerjiden çip tasarımına, blokzincirden; drone yarışmalarına pek çok alanda, gençlerimizin hayallerini projelere dönüştürmesine şahitlik ediyoruz" sözlerini söyledi.
İstanbul Kağıthane’ye iki yeni okul daha kazandırılıyor Kağıthane Belediyesi, yeni okul projeleri kapsamında ilçeye iki yeni eğitim kurumu daha kazandırıyor. Kağıthane Belediyesi, İstanbul Valiliği, Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul Proje Koordinasyon Merkezi iş birliğiyle yapımı gerçekleştirilen Gürsel Mahallesi’nde bulunan Osmangazi İlkokulu, bölgenin eğitim ihtiyacını karşılayacak şekilde projelendirildi. Toplam 20 derslikten oluşacak okulda 3 ana sınıfı, spor salonu ve konferans salonu yer alacak. Modern eğitim anlayışına uygun olarak tasarlanan okul, öğrencilerin akademik gelişimlerinin yanı sıra sosyal ve fiziksel gelişimlerini de destekleyecek donatılara sahip olacak. Çağlayan Mahallesi’nde ise Kağıthane Belediyesi, İstanbul Valiliği ve Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yeniden inşa edilen Vasfi Çobanoğlu İlkokulu’nda çalışmalar tamamlanma aşamasına geldi. 32 derslik kapasitesine sahip okulda atölyeler, yemekhane, konferans salonu ve kütüphane bulunacak. Spor alanları ve laboratuvarlarıyla dikkat çeken proje, öğrencilerin çok yönlü gelişimine katkı sunacak şekilde planlandı. Okulun kısa süre içerisinde hizmete açılması hedefleniyor. Kağıthane Belediyesi tarafından bugüne kadar ayrıca Yaşar Doğu İlkokulu, Talatpaşa Günebakan İlkokulu, Çamlıvadi İlkokulu, Çamlıvadi Özel Eğitim Uygulama Okulu, Osman Tevfik Yalman Ortaokulu, Seyrantepe İlkokulu, Seyrantepe Ortaokulu, Karayolları Meslek Lisesi ve BİLSEM Kâğıthane Bilim ve Sanat Merkezi ilçe eğitimine kazandırıldı. "Kağıthane’mizde okul yatırımlarını öncelikli çalışmalarımız arasında görüyoruz" Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, ilçede sürdürülen eğitim yatırımlarının, çocukların daha nitelikli ortamlarda eğitim alabilmesi için çalışmaların kararlılıkla devam ettiğini belirterek, "Eğitim, geleceğimizin en önemli teminatıdır. Bu anlayışla Kağıthane’mizde okul yatırımlarını öncelikli çalışmalarımız arasında görüyoruz. Gürsel ve Çağlayan mahallelerimizde yapımı süren iki yeni okulumuzla birlikte çocuklarımız daha modern, güvenli ve donanımlı eğitim ortamlarına kavuşacak. İlgili kurumlarımızla güçlü bir iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Eylül ayında öğrencilerimiz yeni okullarında eğitimlerine başlayacak. İlçemize kazandırdığımız bu değerli eğitim yatırımlarının şimdiden hayırlı olmasını diliyorum" şeklinde konuştu.