GÜNDEM - 11 Eylül 2025 Perşembe 13:24

İnşaatçılıktan akrep zehri üretimine geçti, gramından on binlerce dolar kazanacak

A
A
A

Diyarbakırlı inşaat ustası Abdullah Fidanten, 10 yıl önce izlediği belgesellerden milattan önceki dönemlerde akrep zehrinin sağlık alanında kullanıldığını öğrendi. Çocuk yaştan beri akrep ve yılanlara ilgi duyan ortaokul mezunu Fidanten, 9 milyon lira harcayarak tesis kurdu. Gramına on binlerce dolar ödenen akrep zehri toplayan Fidanten’in hedefi, Türkiye’yi bu alanda Avrupa ile yarışır hale getirmek.

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde ikamet eden 40 yaşındaki Abdullah Fidanten, çocuk yaşlarda tehlikeli hayvanlara merak duymaya başladı. Yaşıtları güvercin, at, tavşan gibi hayvanlarla ilgilenirken Fidanten çocukluğunu yılan ve akreplerin arasında geçirdi. Ortaokuldan sonra eğitim hayatına son veren Fidanten, inşaatlarda çalışmaya başladı. Bu sürede de yaban hayatından vazgeçmeyen Fidanten, belgesellerde tehlikeli hayvanları izleyip internet ortamında da araştırma yapmaya devam etti.

İnşaatçılıktan akrep zehri üretimine geçti, gramından on binlerce dolar kazanacak

1 buçuk yıl önce başladı, 3 bin akrebe ulaştı

2024 yılının başlarında izlediği bir belgeselde akrep zehrinin milattan önce hastalıklara şifa olduğunu öğrenen Fidanten, tüm odağını buna çevirdi. İşine ara verip akrep zehri ve üretimi ile ilgili ulaşabildiği tüm arşivi taramaya başlayan Fidanten, akrep zehri üretmek için tesis kurmaya karar verdi. Lice ilçesinde kendisine ait arazide yaklaşık 9 milyon lira harcayarak tesis kuran Fidanten, 300 akrep topladı. Akreplerine tıpkı çocukları gibi bakıp tüm gün yanında olan Fidanten, sonunda emeklerinin karşılığını da almaya başladı. 300 akrepten 3 bin akrebe ulaşan Fidanten, elde ettiği zehirleri eksi 200 derecede muhafaza ediyor. Fidanten, gramı piyasada 12 bin dolara alıcı bulan akrep zehrinden şimdiye kadar 100 gram toplamayı başardı. Hedefi aylık 2 litre zehir toplamak olan Fidanten, bu alanda Türkiye’yi Avrupa ile yarışır hale getirmeyi istiyor.

İnşaatçılıktan akrep zehri üretimine geçti, gramından on binlerce dolar kazanacak

1 gramı on binlerce dolar ediyor

Yaptığı girişim ile ilgili İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulunan Venora İlaç Sanayi tarım, Gıda, Hayvancılık, AR-GE İnşaat, İthalat ve İhracat Limited Şirketi sahibi Fidanten, genellikle inşaat işiyle, iç dekorasyon ile ilgilendiğini, 10 yıl önce belgeselde esinlenerek bu işe başladığını söyledi. Fidanten, ’’Öncesinde bizim bölgede bulunan yabani hayvanlara ilgim vardı, yılan, akrep gibi hayvanları hep merak ediyordum. Mısır’da yapılan bir belgesel çalışmasından aslında bunun ilaç olarak şifa niyetine kullanıldığını öğrendim. Sonra araştırma yaptım ve kökünün daha eskiye gittiğini gördüm. Merakımla beraber bir araştırma yaptım. Küba da kanser ve tümör benzeri hastalıklarda kullanıldığını öğrenince merakım daha da büyüdü. Ben de bundan sonra bir girişimde bulundum. Gerek Tarım ve hayvancılık Bakanlığından gerek Sağlık bakanlığından gereken izinler alındı. 2024 yılında tesisimizi açtık’’ dedi.

İnşaatçılıktan akrep zehri üretimine geçti, gramından on binlerce dolar kazanacak

9 milyon lira harcadı, tesis kurdu, hedefi 100 kişiyi istihdam etmek

İlk başladıklarında akrepleri, Türkiye’de var olan kendilerinden önce laboratuvar ortamında tutulan veya tesislerde bulunan akreplerden temin ve hibe yoluyla elde ettiklerini kaydeden Fidanten, ‘’300-400 civarı akrep aldık. Yaklaşık 1 buçuk yıl içinde, yavru doğumu ile beraber şu anda 3 bine yakın akrebimiz var. Periyodik aylık sağımlar yapılıyor. Genel arsa bina yapımı, arsa, akreplerle beraber yaklaşık 9 milyon liraya yakın bir maliyetimiz oldu. Bu kapasite ile ilgili, ileriki dönemlerde 50 bin akrep yetiştirecek kapasiteye ulaştığımızda sadece çiftlik alanında 100’den fazla kişiye istihdam sağlayabileceğiz. Tam kapasiteye ulaştığımızda yaklaşık 2 litreye yakın zehir elde edeceğiz, aynı zamanda 100’den fazla insana yerinde istihdam sağlayacağız. Nitrojen tanklarında 200 derece soğuklukta bu zehirleri muhafaza ediyoruz’’ diye konuştu.

İnşaatçılıktan akrep zehri üretimine geçti, gramından on binlerce dolar kazanacak

1 gram için 350 akrep sağılıyor, litresi milyonlarca dolar

Bir akrepte, aylık periyodik şekilde 0,2 miligram zehir elde ettiklerini vurgulayan Fidanten, ’’1 gram elde edebilmemiz için yaklaşık 300-350 akrep sağıyoruz. Bunu da ortalama karşılığı, Türkiye piyasasında yaklaşık 12 bin dolar. Litre başına ise yaklaşık 10-12 milyon dolar elde edilebilir. Avrupa ya da diğer ülkelerde bunun gramının yaklaşık 30-40 bin dolar olduğunu biliyoruz. Avrupa’da ayrışımı yapıldığında yaklaşık 90-100 milyon dolar litresinin tekabül ettiğini biliyoruz. Yapacağımız anlaşmalarla hem istihdam konusunda hem de yüksek katma değerli ürünü dünyaya pazarlama, diğer konuda da döviz girişini sağlamamız bizim için büyük bir mutluluk kaynağı olacak. Şu anda İsviçre, Almanya, Hollanda gibi ülkelerde bulunan ilaç şirketleri ile görüşme halindeyiz. Hatta yakın zamanda bir anlaşma yapma aşamasındayız. Şu anda aylık 6-10 gram arasında zehir elde edebiliyorum. Elimizde ise 100 grama yakın zehrimiz var, 200 derece soğuk nitrojenlerle muhafaza ediyoruz. Popülasyonu çok olan bir canlı. Bir doğumda 20-120 arasında doğum yapabiliyor. Bir iki yıl içinde bu sayısı 10-20 bin arasına yükseltme şanımız var. Tesisimizde 50 bin akrep bulundurabiliriz, o şekilde yaptık. Yapacağımız anlaşmalarla beraber, aylık 100-200 gram zehir çıkarma ihtimalimiz olacak’’ şeklinde konuştu.

Savunma ve ilaç sanayinin gözdesi

Yapmış oldukları araştırmada akrep zehrinin birçok alanda kullanıldığını gördüklerini kaydeden Fidanten, şöyle devam etti:

’’Özellikle sağlık alanında, kanser tümör tedavisinde kullanılıyor. Ağrı kesici ilaçların ham maddesi olarak kullanıldığını ve kozmetik ile botoks ürünleri olarak kullanılıyor. Savunma sanayi için de stratejik bir öneme sahip. Bunlarla ilgili çalışmalar var. Bizim en büyük çabamız yurtdışına hammadde olarak değil de ülkemizde milletimizin de milletimizin de faydalanacağı şekilde işlenip kendimizin bunu marka haline getirip dünyaya pazarlamamız gerekiyor. Bakanlıkların bu konuya el atıp bunu devlet politikası haline getirmesi gerekiyor. bu konuda bizim de elimizden gelen katkıyı yapabileceğimizi belirtmek istiyorum. Bu konuda devletimize çağrıda da bulunuyoruz, bize nede kadar destek olurlarsa ön ayak olurlarsa biz hem ülke olarak hem bizim için avantajımız olacak. Bu savunma sanayisine ve sağlık sektörüne büyük katkılar sağlayacak. Sağlık konusunda yurtdışından ülkemize gelen çok fazla hastamız var. Devletimize çağrımızdır destek olmalarını istiyoruz.’’

Aydın Yorat - Rıdvan Kılıç 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" dedi. Vizyon 100 Platformu’nun düzenlediği Vizyon 100 İstanbul Summit etkinliği, Türkiye’deki şirketlerin üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik, "Küresel Liderler Oturumu"na da ev sahipliği yaptı. Etkinlikte açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik mimarinin yeniden şekillendiği tarihsel bir eşikten geçildiğini gördüklerini belirterek, "Jeopolitik gerilimler derinleşirken ticaret düzeninin yeniden şekillendiği, yapay zekânın üretim ve emek piyasalarını dönüştürdüğü, iklim değişikliğinin ekonomik maliyetlerinin giderek somutlaştığı, demografik dönüşümün eş zamanlı baskı oluşturduğu bir eşikte bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. Küresel büyümenin bu gelişmelere paralel olarak hala dayanıklılık göstermiş olsa da son üç yıldır yüzde 3’ler seviyesinde seyrederek 2000-2019 ortalaması olan yüzde 3,7’nin altında gerçekleştiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Küresel mal ve hizmet ticaretinin yıllık ortalama büyüme hızı 2000-2019 döneminde yüzde 4,8’den 2020-2025 döneminde yüzde 3 seviyesine gerilemiş; ticaretin yapısı giderek daha bölgesel ve güvenlik odaklı hale gelmiştir" açıklamalarında bulundu. "Bugün bölgemizde yaşanan gerilimler bu kırılgan yapıya yeni riskler eklemektedir" diyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Orta Doğu’da yaşanan savaş; enerji fiyatlarından ulaşım maliyetlerine, finansal piyasalardan para politikası beklentilerine kadar geniş bir alanda etkisini hissettirmektedir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar petrol ve LNG arzını olumsuz etkileyerek enerji fiyatlarını yükseltmiş; artan güvenlik riskleri sigorta primlerini ve navlun maliyetlerini artırmıştır. Doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, gübre maliyetleri üzerinden gıda fiyatları için yukarı yönlü risk oluştururken, bu gelişmeler küresel enflasyon beklentilerini bozarak fiyatlar üzerinde ilave baskı meydana getirmiştir. Jeopolitik risk algısındaki artış, risk primlerini ve borçlanma maliyetlerini yükseltmiş; finansal koşullar sıkılaşmıştır." "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" IMF’nin güncel tahminlerinde 2026 yılı küresel büyüme beklentisinin yüzde 3,1’e gerilediğini ve enflasyon beklentisinin yüzde 4,4’e yükseldiğini kaydeden Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" şeklinde konuştu. "Türkiye adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda" Çatışmalardan uzak, siyasi istikrarı ve politika öngörülebilirliği ile Türkiye’nin adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda olduğunu hatırlatan Yılmaz, "2025 yılında Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarı 13,1 milyar dolara ulaşmış, aynı yıl 475 yatırım projesi için karar alınmıştır. Bu projeler kapsamında yaklaşık 21 milyar dolarlık yatırım ve 47 binin üzerinde istihdam öngörülmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, nitelikli insan kaynağının Türkiye’ye çekmeye yönelik teşviklerin, Türkiye’yi yatırımcılar açısından üretim ve değer oluşturma bakımından çok daha güçlü bir merkez konumuna taşıdığımı vurguladı. Geçtiğimiz günlerde ’Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nı açıkladıklarını aktaran Yılmaz, "Bu program, Türkiye’nin yeni dönemdeki ekonomik konumlanmasını net biçimde ortaya koyan kapsamlı bir stratejidir. Meclisimizde yasal çerçevesi için çalışmaların başladığı program kapsamında üretim ve ihracat odaklı firmalar için son derece rekabetçi bir vergi yapısı oluşturuyoruz. İhracat yapan firmalar için kurumlar vergisini önemli ölçüde indirerek Türkiye’yi küresel ölçekte güçlü bir üretim üssü haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı. İstanbul Finans Merkezi’nin küresel ölçekte etkin bir finans üssü olarak konumlandırma hedefi doğrultusunda finansal piyasaların derinliğini artırdıklarını, uluslararası sermaye ile entegrasyonu güçlendirdiklerini kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Küresel ekonominin yönünün yeniden belirlendiği böyle bir dönemde, doğru konumlanan ülkelerin önümüzdeki yılların kazananları olacağı açıktır. Türkiye, güçlü makroekonomik temelleri, stratejik konumu, nitelikli insan kaynağı ve kararlılıkla uyguladığı politikalarla bu yeni dönemin merkezinde yer almaya devam edecektir."
Karabük Karabük’te minibüs esnafından "haksız rekabet" tepkisi Karabük Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Cemal Topçu, belediyenin toplu taşıma uygulamalarının minibüsçü esnafını olumsuz etkilediğini belirterek, mahkeme kararına uyulması çağrısında bulundu. Karabük Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Cemal Topçu, yaptığı açıklamada yalnızca bir meslek grubunun sorunlarını değil, kentte hukukun ve esnaf onurunun da zedelendiğini savunduklarını ifade etti. Minibüsçü esnafının yıllardır zor şartlar altında hizmet verdiğini dile getiren Topçu, pandemi döneminde artan maliyetlerin esnafı ekonomik açıdan zorladığını kaydetti. Topçu, "Pandemi döneminde artan maliyetler altında ezilen, kontak kapatma noktasına gelen toplu taşıma esnafına el uzatması gereken eski belediye yönetimi; çözüm üretmek yerine esnafın ekmeğine kan doğramıştır. Mevcut duruma çözüm bulmak yerine 60 adet dolmuş alarak belediyeyi bir ’minibüs işletmesine’ çevirmek, 30 yıllık esnafın rızkına göz dikmektir. Belediye, esnafı yaşatmakla mükelleftir, esnafıyla rekabet edip onu bitirmekle değil" dedi. Emeklilere yönelik ücretsiz ulaşım uygulamasının da esnafı zor durumda bıraktığını iddia eden Topçu, "Emeklilerimize yönelik ücretsiz ulaşım kararı, esnafın sırtından yapılan bir siyasi şovdur. Sosyal belediyecilik, bir kesime iyilik yaparken başka bir kesimi açlığa mahkûm etmek değildir. Artan akaryakıt fiyatları, amortisman giderleri, ağır vergi ve SGK yükleri altında beli bükülen şoför esnafı, bir de belediyenin haksız rekabetiyle siyasete kurban edilmiştir" diye konuştu. Konuya ilişkin yargıya başvurduklarını ve mahkemenin kendilerini haklı bulduğunu belirten Topçu, "Mahkeme kararı açıktır. Bu uygulamadan derhal dönülmesi gerektiği belirtilmiştir" dedi. Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’ya çağrıda bulunan Topçu, mahkeme kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak, "Belediye yönetimini ivedilikle mahkeme kararına uymaya ve haksız rekabeti sonlandırmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. Topçu, aksi halde hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini ve demokratik haklarını kullanacaklarını sözlerine ekledi.
Diyarbakır Dicle Elektrik’ten fırtına mesaisi Dicle Elektrik, Şanlıurfa’da saatte 70 kilometre hıza ulaşan fırtına ve zaman zaman oluşan hortumların enerji nakil hatlarında yol açtığı hasara karşı ekipleriyle gece boyunca sahada aralıksız görev yaptı. Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de olumsuz hava şartlarından dolayı devrilen direkler ve kopan iletkenler nedeniyle oluşan arızalara hızla müdahale edildi. Ekipler, hasar tespit ve onarım çalışmalarını AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle koordineli şekilde sürdürerek enerji arzının güvenli biçimde yeniden sağlanması için yoğun mesai harcadı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, olumsuz hava koşullarının etkili olduğu Şanlıurfa’da tüm saha ekipleriyle teyakkuz halinde görev yaptı. Dün gece kent genelinde etkisini artıran fırtına, saatte 70 kilometre hıza ulaşırken, zaman zaman oluşan hortumlarla birlikte ağaçların devrilmesine, çatıların uçmasına ve enerji nakil hatlarında ciddi hasar meydana gelmesine neden oldu. Şirket ekipleri, vatandaşların can ve mal güvenliğini önceliklendirerek arızalara hızlı müdahale etmek üzere gece boyunca sahada çalışma yürüttü. Şanlıurfa’da olumsuz hava şartlarından en fazla etkilenen bölgeler arasında merkez ilçeler Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü’nün yanı sıra Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir yer aldı. Şiddetli rüzgar ve hortumların etkisiyle bazı bölgelerde elektrik direkleri devrildi, dağıtım hatlarında kopmalar meydana geldi. Bu nedenle şehir genelinde zaman zaman elektrik kesintileri yaşanırken, Dicle Elektrik ekipleri hasarın oluştuğu noktalarda güvenlik riski doğmaması için kontrollü kesinti uyguladı. Arızası giderilen bölgelere enerji akışı yeniden sağlanırken, hava koşullarının olumsuz etkisini sürdürdüğü bazı noktalarda onarım çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Dicle Elektrik yetkilileri, enerji arzının güvenli şekilde yeniden sağlanabilmesi için bakım ve onarım faaliyetlerinin öncelik sırasına göre planlandığını belirtti. Olumsuz hava koşullarından etkilenen Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de ekiplerin AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle sahada koordineli şekilde yoğun bir mesai yürüttüğü ifade edildi. Şirket, abonelerin güvenli ve sürdürülebilir enerjiye erişimi için tüm imkânların seferber edildiğini vurgulayarak, fırtına ve sağanak yağıştan etkilenen bölgelerde çalışmaların planlı şekilde sürdüğünü açıkladı.