ASAYİŞ - 06 Aralık 2024 Cuma 13:44

Narin Güran cinayeti davasında Cumhuriyet savcısı mütalaasını verdi: 4 sanık hakkında ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi

A
A
A
Narin Güran cinayeti davasında Cumhuriyet savcısı mütalaasını verdi: 4 sanık hakkında ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi

Diyarbakır’da öldürülen 8 yaşındaki Narin Güran cinayeti davasında, Cumhuriyet savcısı mütalaasında, 4 sanık hakkında "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.


Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan ve 8 Eylül’de Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin tutuklu amca Salim, anne Yüksel ve ağabey Enes Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanıyor.


Cumhuriyet savcısı hazırladığı 14 sayfalık mütalaayı, celse arasında Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesine sundu.


Mütalaada, 21 Ağustos’ta saat 20.43’te aile tarafından 112 ihbar hattına Narin Güran’ın kaybolduğu yönünde yapılan ihbar neticesinde kayıp çocuk konusu olarak soruşturmaya başlanıldığı hatırlatılarak, sahada görev alan kolluk birimlerince aktarılan bilgiler neticesinde Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan değerlendirme neticesinde soruşturmanın derinleştirildiği bildirildi.


Ailenin bu aşamalarda kolluk görevlilerini yanlış yönlendirdiği ve çelişkili beyanlarda bulundukları aktarılan mütalaada, çocuğu kaybolan bir ailenin kamera kayıtlarından olay günü saat 15.11’de son kez görülen kızlarının kayıp olduğunu kolluk birimlerine saat 20.43’te haber vermesinin izahının olamayacağı kaydedildi.


Olay günü şehir dışında olduğu HTS kayıtları ve beyanlarla tespit edilen hakkında ayrıca soruşturma yürütülen Narin Güran’ın babası Arif Güran’a kızının kayıp olduğunun eşi ve çocukları da dahil hiçbir aile ferdi tarafından haber verilmediği, şahsın kızının kayıp olduğunu komşu köyden arkadaşının haber vermesiyle öğrendiği hatırlatılan mütalaada, bu tür durumlarda böyle bir haberin babayla paylaşılacağı hususunun tartışmasız bir toplumsal gerçeklik olduğu belirtildi.



Mütalaada, şunlar yer aldı:


"Arama faaliyetlerinin başında öncelikle kolluk görevlilerinin aile tarafından Narin Güran’ın son görüldüğü saat hususunda açıkça yanılgıya uğratıldığı, dosyanın aşamalarında yaklaşık 16.00 sıralarında Eğertutmaz Deresi’ne cansız bedenin bırakıldığı sabit olan Narin Güran’ın 17.40’ta kendilerine geldiğini söyleyen Maşallah, Birsen ve Melike Güran’ın beyanları, saat 18.47’de Narin’i gördüğüne ilişkin M.K. isimli çocuğun beyanı dikkate alındığında ailenin organize şekilde hareket ederek çocuk yaştaki tanıkların dahi bu şekilde beyan vermelerini sağlayarak, Narin’in bulunmasını ve olayın aydınlatılmasını engellemeye çalıştıkları, bazı aile üyelerinin jandarma personelini sessizce dinleyerek yapılacak işlemleri öğrenmeye çalıştıkları, yine bazı aile üyelerinin elektrik tellerinin birbirlerine çarpmasını sağlayarak yangın çıkarmaları, bazılarının ise ayak numarası itibarıyla uyumsuz olmasına rağmen buldukları veya tamamen kendi senaryoları olan bulduklarını iddia ettikleri terlikle kolluk personelini yanıltmaya çalıştıkları açıkça belirlenmiştir. Aile üyelerinin neredeyse tamamının olay gününe ait konuşma, mesaj içerikleri ile WhatsApp kayıtlarını silmiş olduklarının belirlenmesi karşısında aile üyelerinin başından itibaren olaydan haberdar oldukları ve ortaya çıkmasını engellemeye yönelik olarak yoğun çaba içerisinde oldukları şüpheye yer vermeyecek biçimde tespit edilmiştir. Bu husus Erhan Güran’ın ikametine ait kamera görüntüleriyle de ortaya konulmuştur. Bu tutumlarını kovuşturma aşamasında da ısrarla sürdürerek yargılamaya ve maddi gerçeğe katkıları bir yana, yargılamayı sürüncemede bırakmak adına ağız birliği yaparak birbirlerine karşı gösterdikleri hassasiyeti aile bireyi Narin Güran’ın ölümünün net bir biçimde ortaya çıkması noktasında göstermedikleri tereddüte mahal vermeyecek şekilde aşikardır.


Mütalaada, Tavşantepe Mahallesi’nde Narin Güran’ın kaybolduğu 21 Ağustos gününe ilişkin kamera kayıtlarına ilişkin incelemede yapılan tespitlerle ilgili şu ifadeler yer aldı:


"Narin Güran’a ait en net son görüntünün Tavşantepe İlkokuluna ait kamera olduğu, Narin’in olay günü saat 15.11.10’da (kamera saatinin güncel saate göre yaklaşık 4 dakika ileri olduğu) kamera açısından çıkarak ikametine giden patikaya yöneldiğinin net tespiti karşısında Narin’e ait cansız bedenin bulunduğu yeri gösterir tüm kayıtlar ve deliller tekrar irdelenerek bu saat sonrasına yoğunlaşıldığın da Tavşantepe Mahallesi’nin karşı kısmında bulunan çiftliğe ait kamera açısına olay günü saat 15.41.56’da şüpheli bir aracın girdiği, aracın 15.44.43 sıralarında Eğertutmaz Deresi’nin yakınında bulunan toprak yolda durduğu, kamera saatine göre 38 dakika 11 saniye sonra Eğertutmaz deresi civarından ayrıldığı, söz konusu aracın kırmızı renkli şahin marka araç olduğunun tespit edildiği, kamera kayıtlarının takibinde aracın kırmızı renkli şahin marka Ferhat Bahtiyar adına ruhsata kayıtlı ancak fiilen sanık Nevzat Bahtiyar’ı kullanımında olan araç olduğu gerek aşamalarda verilen beyanlar gerekse de kamera görüntülerinden açıkça belirlendi."



"Sanıklar Salim Güran ve Nevzat Bahtiyar’ın olay saatinde bir arada oldukları" tespiti


Mütalaada, tutuklu sanıklara ilişkin yapılan değerlendirmelere yer verildi.


Sanık amca Salim Güran’ın olayın en başından itibaren telefonundaki ses kayıtlarında Narin’in kaybolduğu saatle ilgili çelişkili beyanlarda bulunduğu, sanığın öncelikli amacının Narin’in bulunmasını ve ölümünün net bir biçimde ortaya çıkmasını engellemek olduğu, ses kayıt içeriklerinde jandarma personeline haber verirken köyde çingenelerin eski bir kırmızı araba görüldüklerine dair beyanlarda bulunarak ve Çarıklı Mahallesi’nde Nevzat Bahtiyar’ın akrabalarının evlerinde arama yapılmasını sağlayarak ilk günden itibaren muhtemel bir olumsuz durumda ise eylemden sadece Nevzat Bahtiyar’ı sorumlu tutabilmek için bir organizasyon içerisinde olduğunun değerlendirildiği ifade edilen mütalaada, şöyle denildi:


"Nevzat Bahtiyar’ın cesedi bıraktığı aracın eski model şahin marka ve kırmızı renkli bir araç olmasının bu hususu açıkça ortaya koyduğu, şahsın telefonunda yapılan teknik incelemede cihazda yer alan kayıt programındaki olay gününe ilişkin kendince önemli gördüğü kayıtları silmesi, Whatsapp kayıtlarını silmesi hususlarını izah edemediği, alınan son savunmasında hayat kadınlarıyla görüştüğü yönündeki beyanının kayıt silme eylemine karşı geliştirilmiş bir savunma niteliği taşıdığı, bu durumu doğrulamak için de olay günü Narin’in cansız bedeninin gömülmesinden sonra hayat kadını olduğu değerlendirilen bir kişiye mesaj gönderdiği ve bu mesajın silinmeden telefonda bulunmasının da bu durumu kuvvetle ortaya koyduğu, Nevzat Bahtiyar ile olay günü saat 15.08 dışında hiç görüşmediğini beyan etmesine mukâbil HTS analizi ve dar alan baz çalışması yapılan bilirkişi raporunda yaklaşık olay saatinde bir arada oldukları ve birlikte hareket ettiklerinin açıkça ortaya konulduğu, fiilen kullandığı kendi beyan ile de sabit olan araçta yapılan incelemelerde şoför koltuğu oturma kısmında sürüntü şeklinde DNA profili ile sağ arka kapı iç kısmında kıl örneğinden elde edilen DNA profillerinin Narin’e ait olduğu açıkça belirlenmesinin sadece aracın kapılarının açık olması veya tüm çocukların arabaya binmiş olabilecekleriyle savunulmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmıştır."



"Salim Güran’ın kullandığı araçta elde edilen tek DNA profili Narin’e ait"


Mütalaada, DNA profiline ilişkin inceleme yapılırken araç içerisinde bulunması muhtemel tüm DNA profillerine dair çalışma yapıldığı, yalnızca belirlenmiş olan Narin Güran’a ait DNA profiline dair bir inceleme yapılmadığı, araçta elde edilen tek DNA profilinin Narin’e ait olduğu, sanığın kendi ailesine dair bir DNA profili dahi bulunamadığı, zira Narin’in babası Arif Güran’a ait araç içerisinde yapılan incelemede de herhangi bir DNA bulunamadığı, kendi babasına ait araçta dahi DNA bulgusu olmayan Narin’in DNA profilinin sanığa ait aracın iki bölümünde de çıkmasının hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğu ifade edildi.


Teknik olarak da DNA profilinin "kan, meni, doku, organ, kıl, idrar, tükürük ve vücut sıvısı" gibi biyolojik örneklerde bulunabileceği bilgisine yer verilen mütalaada, Nevzat Bahtiyar’ın Narin’in yerde yatar vaziyette iken ağzından sıvı geldiği yönündeki beyanında DNA profilinin biyolojik örnekten elde edilmiş olabileceği ve sanık Salim Güran’a bulaşması sonucu araçta bulunması hususlarını kuvvetle muhtemel ortaya koyduğu belirtildi.


Mütalaada, "Bu sebeplerle sanığın öldürme eylemi içerisinde olduğu ve delilleri karartmaya çalıştığı, dolayısıyla diğer sanıklarla birlikte Narin’in öldürülmesine ilişkin iştirak iradesi içerisinde olduğu" değerlendirmesine yer verildi.


Sanık ağabey Enes Güran’ın olay günü ve sonrasında alınan beyanlarında Narin’in kaybolduğu saatle ilgili sürekli çelişkili beyanlarda bulunduğu, olay günü mahalle bakkalına giderek alışveriş yaptığı yönündeki beyanının mahalle bakkalının o gün dükkanını kapattığına dair beyanı karşısında açıkça gerçeğe aykırı olduğunun tespit edildiği belirtilen mütalaada, Enes Güran’ın Narin’in son kamera açısına girdiği saat 15.11 öncesinde ve sonrasında ikamette bulunduğunun HTS analiz raporu ve bilirkişi raporuyla sabit olduğu ifade edildi.


Mütalaada, sanık Enes Güran ile ilgili şu değerlendirmelerde bulunuldu:


"Sanığın gözlerinde bulunan morluklara ilişkin ilk olarak mısır tarlasında meydana geldiği yönündeki beyanları sonrasında kendisine sinirle vurmuş olabileceğini söyleyerek açıkça çelişkiye düşmüştür. Sırtında bulunan tırnak izine benzer izlere ilişkin ilk beyanlarında bir açıklamada bulunamaz iken adli tıpta sorulan öykü noktasında duvara vurduğu, sonrasında alınan beyanlarında arama çalışmalarında bazı yerlere girerken sırtının çizilmiş olabileceği yönündeki çelişkili beyanları, ceza infaz kurumunda bulunmakta iken görüş esnasında sürekli adli tıp raporlarının çıkıp çıkmadığını sorması nedeniyle üstü örtülü bir şekilde Narin’in cesedi üzerinde kendisine ait herhangi bir DNA çıkıp çıkmayacağı hususunda tedirgin olduğu, Narin Güran’ın diş fırçasını kullanması gibi bir durumdan bahsetmesi ve kardeşi Eren’i kimseye bir şey anlatmaması şeklinde tembih etmesi, yine aynı şekilde ağabeyi Baran Güran ile cezaevinden yapmış olduğu telefon görüşmesinde kendisine ısrarla görüş için avukat gönderilmesini istediği, muhtemel herhangi bir gecikmede aileye dosyaya ilişkin konuşacağı şeklinde tehditvari cümleler kurduğu tespit edilmiştir. Tanık Hediye Güran’ın aşamalardaki beyanlarında zamana ilişkin tutarlı ifadelerin bulunmadığı, olayın cereyan ettiği saatlere ilişkin Enes Güran’ı korumak maksadıyla Enes’in uyuduğuna yönelik çelişkili beyanlarda bulunduğu, aile bireylerinin ve Enes’in arkadaşları olan tanıkların çelişkili beyanları dikkate alındığında sanığın olayın en başından itibaren ısrarla çelişkili beyanlar ile tutum ve davranışlarda bulunduğu, eyleme iştirak etmiş olmanın korkusuyla bu şekilde davrandığının açıkça mahkeme huzurunda da görüldüğü, dolayısıyla diğer sanıklarla birlikte Narin’in öldürülmesine ilişkin iştirak iradesi içerisinde olduğu anlaşılmıştır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Aras Elektrik Bayburt’ta yatırımlarını güçlendiriyor Doğu Anadolu Bölgesi’nin zorlu iklim ve coğrafi şartlarında kesintisiz, kaliteli ve sürdürülebilir enerji arzı sunmak için çalışmalarını sürdüren Aras Elektrik, Bayburt’a yaptığı yatırımlarla dikkat çekiyor. 2013 yılında özelleştirme sonrası devraldığı elektrik dağıtım altyapısını sürekli geliştiren şirket, 2013-2025 yılları arasında Bayburt’a toplam 1 milyar 501 milyon TL tutarında yatırım gerçekleştirdi. Yapılan yatırımlar sayesinde Bayburt’un hem şehir merkezi hem de kırsal bölgelerinde enerji altyapısı modernize edildi. 2026 yılı sonunda toplam yatırım 1 milyar 951 milyon TL’ye ulaşacak Aras Elektrik, 2026 yılı için Bayburt özelinde 450 milyon TL tutarında ilave yatırım planlıyor. Bu yatırımların hayata geçirilmesiyle birlikte, 2013 yılından 2026 yılı sonuna kadar toplam yatırım tutarının 1 milyar 951 milyon TL’ye ulaşması hedefleniyor. Planlanan çalışmalar kapsamında havai hatların yer altına alınması, trafo merkezlerinin yenilenmesi ve kapasite artışları, şehir içi ve kırsal alanlardaki aydınlatma altyapısının güçlendirilmesi gibi birçok önemli proje uygulanacak. Aydınlatma altyapısıyla Bayburt’un geleceği parlıyor Bayburt genelinde yürütülen aydınlatma çalışmaları, şehirdeki yaşam kalitesine doğrudan katkı sağlıyor. Şehir merkezi başta olmak üzere kırsal bölgelerde de yeni aydınlatma tesisleri kurularak tüketicilerin daha güvenli ve konforlu bir ortamda yaşamaları hedefleniyor. Yüzlerce noktada gerçekleştirilen bakım ve yenileme çalışmaları ile mevcut aydınlatma sistemlerinin daha verimli ve sorunsuz çalışması sağlanıyor. Kayıp-kaçak oranında büyük başarı Aras Elektrik’in Bayburt’ta yürüttüğü çalışmalar, enerji verimliliği açısından da önemli sonuçlar ortaya koydu. 2013 yılı öncesinde yüzde 20,37 seviyesinde olan kayıp-kaçak oranı, yapılan yatırımlar ve iyileştirme çalışmaları sayesinde 2025 yılı sonunda yüzde 7,54 seviyesine düşürülerek önemli bir başarı elde edildi. Bünyamin Yıldırım: "Bayburt’un elektrik altyapısını geleceğe hazırlıyoruz" Bayburt İl Koordinatörü Bünyamin Yıldırım, şehir genelinde yürütülen çalışmalarla ilgili değerlendirmede bulunarak, "Bayburt’un sadece bugünkü enerji ihtiyacına değil, gelecekte artacak talebine de bugünden hazırlanıyoruz. 2013 yılından bu yana gerçekleştirdiğimiz 1 milyar 501 milyon TL’lik yatırımla enerji altyapısını önemli ölçüde güçlendirdik. 2026 yılı sonuna kadar planladığımız yatırımlarla bu rakamı 1 milyar 951 milyon TL’ye ulaştırmayı hedefliyoruz. Trafo merkezlerinin kapasitesini artırıyor, havai hatları yer altına alıyor ve hem kırsal hem de şehir içi aydınlatma projeleriyle yaşam kalitesini yükseltiyoruz. Ayrıca kayıp-kaçak oranında sağladığımız düşüş, altyapı yatırımlarımızın ne kadar etkili olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bayburt halkına daha kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir enerji sunmak için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
İzmir Aliağa’nın özel sporcularından çifte şampiyonluk Aliağa Belediyesi bünyesinde eğitim gören özel sporcular, 2-3 Nisan tarihlerinde düzenlenen şampiyonalarda para masa tenisi ve atlı cimnastik branşlarında elde ettikleri şampiyonluklarla önemli bir başarıya imza attılar. Aliağa Spor ve Yaşam Merkezi Özel Gereksinimli Birey Eğitim Kursları Masa Tenisi Öğrencisi Eren Yüzbaşıoğlu, 3 Nisan 2026 tarihinde İzmir Halkapınar Masa Tenisi Spor Salonu’nda düzenlenen Türkiye Özel Sporcular Federasyonuna bağlı Para Masa Tenisi İzmir İl Şampiyonası’nda birinci olarak Türkiye Finallerine gitmeye hak kazandı. Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Antrenörü Mazlum Yılmaz şampiyonluğun ardından yaptığı açıklamada dört yıl önce başladıkları süreçte son üç yıldır para masa tenisi branşında tüm müsabakalarda kaybetmeden üstün performans sergilediklerini belirterek hedeflerinin Türkiye Şampiyonası’nda da birincilik elde etmek olduğunu ifade etti. Aliağalı özel sporcular Atlı Cimnastikte şampiyon oldu Aliağa Belediyesi Alia Atlı Spor Kulübü sporcuları Blue Tolga Noah Ayhan, Doruk Can ve Kerem Güleç, Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında 2 Nisan 2026 tarihinde Ankara’da düzenlenen Özel Sporcular Binicilik Başkent Ankara Kupası’nda kendi kategorilerinde şampiyon oldu. Dört ilden 23 sporcunun katılım sağladığı organizasyonda Atlı Cimnastik branşında mücadele eden Aliağalı özel sporculardan Blue Tolga Noah Ayhan 8-11 yaş, Doruk Can 12-15 yaş ve Kerem Güleç 12-21 yaş kategorilerinde birincilik elde etti. Aliağa Belediyesi bünyesinde görev yapan antrenör Oğuz Sarıcı, ergoterapist Rümeysa Dölek ile fizyoterapistler Berke Temizkan ve Merve Aktaş’ın gözlemleri doğrultusunda at destekli terapi sonrası binicilik eğitimlerine yönlendirilen sporcular, temel eğitimler ve yarışma için aldıkları eğitimler sonrasında kendi kategorilerinde şampiyon olarak bu süreçte verdikleri emeklerinin karşılığını başarılarıyla aldılar.
İstanbul Ünlü Kazak müzik grubu Alatau Serileri, yeni albümünün lansmanını Bağcılar’da yaptı Kazak kültürünün tınılarını ve Türk ruhunu sahneye taşıyan Alatau Serileri, yeni albümünün lansmanını Bağcılar’da yaptı. Bağcılar Belediyesi BKS Sahne’yi dolduran müzikseverler, ünlü müzik grubunun kartal dansı gösterisi ve söylediği şarkılarla unutulmaz bir gece yaşadı. Kartal dansı başta olmak üzere sosyal medyadaki içerik ve viral olan videolarıyla tüm dünyada tanınan Kazak Müzik Grubu Alatau Serileri, Bağcılar’a konuk oldu. Grup, Bağcılar Belediyesi ve Kazakkent Altay Derneği ile ortaklaşa düzenlediği konsere katıldı. Alatau Serileri’nin gelişi sebebiyle 10 bini aşkın Kazakistanlı Türk’ün yaşadığı ilçede büyük heyecan yaşandı. Salon, müzikseverlerle dolup taştı Ünlü müzik grubunun "Kartal" isimli yeni albümlerinin lansmanının yapacağı Bağcılar Belediyesi BKS Sahne, program başlamadan bir saat önce dolup taştı. Her yaştan ilçe sakini yerini alıp konser saatini bekledi. Bu önemli programa; Konsere, Kazakistan İstanbul Başkonsolosu Nuriddin Amankul, Türk Devletler Teşkilatı Genel Sekreter Yardımcısı Merey Mukajan ve Kazakkent Altay Derneği Başkanı Canımhan Canaltay da iştirak etti. Çocuklar sahnede kartal dansı yaptı Alatau Serileri’nin sahneye çıkmasıyla birlikte salonda büyük coşku yaşandı. Yeni albümlerinde yer alan şarkıları seslendiren ünlü sanatçılar, davetlilere unutulmaz bir gece yaşattı. İlerleyen dakikalarda ise çocuklar, müzik eşliğinde kartal dansı yaptı. Miniklerin koreografisi izleyenler tarafından çok beğenildi. Çok özel ve anlamlı bir gece yaşadık Türk dünyasının ezgileri, kültürü ve ortak ruhunun bu özel gecede sahnede buluştuğunu söyleyen Başkonsolos Amankul, "Bağcılar’da attığımız bu güçlü adım, birlik ve beraberliğimizin güzel bir yansıması oldu. Katılan ve destek veren herkese teşekkür ediyorum" dedi. Programın ev sahipliğini yapan Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, müzik dünyasında adından söz ettiren Alatau Serileri grubunu tebrik etti.