ASAYİŞ - 06 Mart 2026 Cuma 08:04

O kaçtı, polis böyle kovaladı: ’Dur’ ihtarına uymamaktan 200 bin TL ceza

A
A
A

 Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde 'abarth egzoz' bulunan bir motosiklet sürücüsü 'dur' ihtarına uymayıp 16 bin TL'den kaçarken 200 bin TL ceza yedi. Kovalama anları KGYS'ye yansırken, aday sürücü olan şahsın belgesi daimi olarak iptal edildi.

Merkez Bağlar ilçesinde devriye görevi yapan trafik ekipleri, üzerinde (cezai karşılığı 16 bin TL olan) "abarth egzoz" bulunan bir motosiklete "dur" ihtarında bulundu. Polisin ikazlarına uymayan sürücü Y.C.B., motosikletiyle kaçmaya başladı. Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne bağlı motorize Şahin ekiplerinin yaklaşık 12 kilometrelik kovalamacası sonrasında motosiklet sürücüsü yakalandı.

Polisin "dur" ihtarına uymayan sürücüye güncellenen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre 200 bin TL para cezası uygulandı. Kovalanan sürücüye diğer ihlalleri için de yine ayrı ayrı cezai işlemler uygulandı. Yapılan kontrollerde Y.C.B.'nin aday sürücü olduğu tespit edildi. Kural ihlalleri yapan şahsın sürücü belgesi daimi olarak iptal edilirken, kullandığı motosiklet ise 60 gün süreyle trafikten men edilerek otoparka çekildi. Kovalama anları ise Kent Güvenlik Yönetim Sistemine (KGYS) yansıdı.

Remziye Yavuz Yılmaz - Yakup Ermiş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir "Kadın" dijital platformlarda yayında Tolga Tüyel’in yeni teklisi "Kadın", 6 Mart günü tüm dijital platformlarda yayında olacak. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde dinleyicilerle buluşacak çalışma, hayatın görünür ve görünmeyen yükünü omuzlarında taşıyan kadınlara adanmış güçlü bir iç ses niteliği taşıyor. Söz ve müziği Tolga Tüyel’e ait olan "Kadın", güçlü olduğu için alkışlanan kadınları değil, güçlü olmak zorunda bırakılanları anlatıyor. Günlük yaşamın çoklu sorumluluklarını taşıyan, çoğu zaman "iyiyim" diyerek ayakta kalmaya devam eden kadınların duygusal dünyasını görünür kılıyor. Adarya ile dijital bir düet Şarkıda ve klipte Tolga Tüyel’e dijital karakter Adarya eşlik ediyor. Belirli bir kişiyi temsil etmeyen Adarya, kadınların sözlerinden, deneyimlerinden ve sustukları anlardan oluşan sembolik bir temsil olarak konumlanıyor. Yapay zekâ kullanımı teknik bir gösteri değil; kadınların çoğu zaman duyulmayan iç sesini görünür kılmak için bilinçli bir tercih. Tarihin güçlü kadınları yapay zekâ ile yeniden canlanıyor Tamamı yapay zekâ ile üretilen klipte, tarihe yön vermiş ve topluma ilham olmuş güçlü kadın figürleri canlandırılıyor. Türkan Saylan, Frida Kahlo, Sabiha Gökçen, Afife Jale, Marie Curie ve Halide Edip Adıvar gibi isimler, kadınların mücadele mirasına saygı niteliğinde sahnelerde yer alıyor. Kadınların sözleri, deneyimleri ve görünmezleştirilen anları için Tolga Tüyel projeye ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu şarkı gerçek kadınların iç sesinden doğdu ancak tek bir kişinin hikâyesi değil. Adarya da bu nedenle tek bir kadını temsil etmiyor. Kadınların sözlerinden, deneyimlerinden ve sessiz kaldıkları anlardan oluşan bir dijital temsili seçmemizin sebebi, duyulmayan sesi görünür kılmak. Klibin tamamında kullanılan yapay zekâ da bu sorunun altını çizmek için bir araç oldu." dedi. "Kadın" teklisi tüm dijital müzik platformlarında yayında. Şarkının tamamı dinleyiciler tarafından erişilebilir durumda. Klibi ise YouTube’da Tolga Tüyel’in resmi kanalında izlenebilecek. Tolga Tüyel hakkında Tolga Tüyel’in müzikle ilişkisi 1991 yılında gitarla tanışmasıyla başladı. Guns N’ Roses, Metallica, Nirvana, Iron Maiden ve The Doors gibi gruplardan etkilendi. Müzikle kurduğu ilişkinin temelinde Rock’ın omurgasını oluşturan tavır ve sahicilik yer alıyor. Bu yaklaşım, yıllar içinde Tolga Tüyel’in müziğe bakışını belirledi. Sözün merkezde olduğu, duygusunu saklamayan, eğilip bükülmeyen bir anlatımı aradı. Kumsallarda başlayan müzikal yolculuğu, Kadıköy ve Taksim sahnelerinde devam etti. Cover gruplarıyla sahne deneyimi kazanırken, kendi şarkılarını yazmaktan hiçbir zaman vazgeçmedi. Türkiye’de rock müziğin karşılaştığı yapısal ve ekonomik zorluklar onu bir süre sahneden uzaklaştırdı. Ancak bu uzaklık bir kopuş değil, bir birikim süreciydi. Kurumsal hayatta geçen yıllar boyunca müzik arka planda değil, zihninin merkezinde kaldı. Bugün Tolga Tüyel, yaklaşık otuz yıllık müzikal birikimiyle solo kariyerine kararlı bir şekilde devam ediyor.
Kayseri Kayserili pasta şefi Yunanistan’da Türk bayrağını dalgalandırdı Kayseri’de 12 yıldır pasta şefliği yapan Sema Bayram, Yunanistan’da düzenlenen Southern Europa Culinary Challenge 2026 yarışmasında yaptığı pasta ile altın madalya kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Kayserili pasta şefi Sema Bayram, Yunanistan’da düzenlenen Southern Europa Culinary Challenge 2026 yarışmasına katıldı. Uluslararası bir yarışmaya Asya kültüründen esinlenerek tasarladığı pasta ile ilk defa giren Bayram, altın madalya alarak hem Kayseri hem de Türkiye adına büyük bir başarıya imza attı. Ödülü ile Kayseri’ye dönen Bayram’a Kayseri Lokantacılar ve Pastacılar Odası Başkanı Altan Aydemir tarafından da başarısından dolayı plaket takdim edildi. Kazanılan madalyanın kendilerini gururlandırdığını söyleyen Oda Başkanı Altan Aydemir, "Oda üyemiz Sema Bayram gerçekten hem ülkemizi hem şehrimizi Yunanistan’da bayrağımızı dalgalandırarak bizim göğsümüzü kabarttı ve gururlandırdı. Biz hep şunu söyleriz yani lokantacı ve pastacı dediğiniz zaman pastacılar bir şaheser yaparlar. Bir heykeltıraş gibi bir ressam gibi siz söyleyin ona göre hayal edin bunlar yapar. Bu kardeşim de gerçekten hem becerisiyle hem pratik yapması ile hem de kendine geliştirmesiyle şehrimize ve pastacılığa özellikle hanım girişimci kardeşlerimize büyük bir örnek teşkil ediyor. Ben kendisini kutluyorum. Odamızın üyesi olmasından da gurur duyuyoruz. Böyle bir yarışmada gerçekten hem şehrimizi hem de ülkemizi temsil etti. Orada altın madalya kazanarak gerçekten bizi onurlandırdı ve gururlandırdı. Tebrik ediyorum kardeşimi nice başarılarının da devamını diliyorum" dedi. "Çok güzel tepkiler aldım" Yunanistan’dan altın madalya ile dönen Sema Bayram da, "Ben pasta şefiyim ve 12 yıldır pastacılık yapıyorum. Çeşitli zamanlarda İstanbul, Ankara, Bolu gibi illerde katıldığım yarışmalar oldu. Oralarda da madalyalarım var ödüllerim var. İlk yurt dışı deneyimim oldu bu. İlk defa uluslararası bir yarışmaya katıldım. Kutlama pastası kategorisinde katıldım. Güzel bir eser çalıştım. Yaklaşık 20 gün kadar sürdü. Zorlu bir süreçti hem heyecanlı hem çok gerçekten nasıl bir şeyle karşılaşacağımı bilmediğim için. Çünkü ilk Avrupa deneyimimiz olacak, uluslararası deneyiminiz olacak. Erciyes Üniversitesi Turizm Fakültesi aracılığıyla böyle bir yarışmaya katıldık. Çok eğlenceliydi, inanılmaz keyif aldık. Güzel de bir ödülle döndük. Lokantacılar ve Pastacılar Odası Başkanımız Altan Aydemir’e desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Böyle güzel bir ödülle de beni burada ayrıca onurlandırdılar sağ olsunlar. Kayseri’mize de bu şekilde bir dille geldiğim için çok mutluyum. Pastamızda kullandığım detaylarda bir kulemiz var. Bir ejderha var. Asya tarafından böyle bir güzel bir Sakura ağacı yapmaya çalıştım. Güzel oldu diye düşünüyorum. Çok da güzel tepkiler aldım. Çok da güzel örgüler aldım. Kayseri halkımıza da çok güzel mesajları için inanılmaz güzel övgüleri için çok teşekkür ediyorum. Çok gurur verici gerçekten bir kadının yapamayacağı gerçekten hiçbir şey yok. Başaramayacağı hiçbir şey yok. Bunu da böyle çekinen acaba yapabilir miyim diye düşünen arkadaşlarımız kadınlarımız varsa kadın girişimcilerimiz varsa hiç tedirgin olmasınlar diyorum. Kesinlikle bizim başaramayacağımız hiçbir şey yok gördüğünüz gibi. Çok da onurla gururla döndük ülkemize. Bana destek veren başta Erciyes Üniversitesi Turizm Fakültesi’ne, Gastro Kayseri Turizm ve Kalkınma Derneği’ne, yanımda olan, desteklerini esirgemeyen herkese çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
İstanbul İlham veren kadınlar ’Daha Eşitlikçi Bir Dünya’ için buluştu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenen "Daha Eşitlikçi Bir Dünya" etkinliği, tarımdan gastronomiye, sanattan spora ve teknolojiye uzanan farklı alanlarda başarılarıyla dikkat çeken, üretimleriyle dönüşüm oluşturan, hikayeleriyle ilham veren kadınları bir araya getirdi. Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenen "Daha Eşitlikçi Bir Dünya" paneli, farklı alanlarda önemli başarılar elde etmiş kadınların deneyimlerini aktarmalarına, bireysel gelişim ile toplumsal dönüşüm arasındaki ilişkinin farklı bir boyutta ele alınmasına vesile olmak amacıyla dört yıldır düzenleniyor. Bu yılki etkinliğin Beslenme uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu, The Godwild Kurucu Ortağı Dilara Koçak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Dönüşüm: Topraktan Geleceğe" başlıklı ilk oturumunda sürdürülebilir yaşama yaptıkları katkılarla dikkat çeken konuşmacılar yer aldı. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur ABD’deki akademik kariyerini bırakarak annesinin kuraklıkla mücadele eden köyünde başlattığı susuz tarım dönüşümünü anlatırken; Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın sürdürülebilir yaşama geçiş için küçük adımların önemine değindi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise gıda israfının önlenmesine yönelik çalışmaları hakkında bilgi verdi. Gazeteci Gülay Afşar moderatörlüğündeki "Kendi Hikâyesini Yazanlar" oturumunda Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler kadın şef olarak bazı zorluklar yaşamış olsa da emek ve istikrarın iyi bir yere gelmek için büyük önem taşıdığını anlattı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney kadınların teknolojide ve yaşamın her alanında daha etkin roller üstlenmesinin önemine dikkat çekti. Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de kadınlara yönelik bir alanda başladığı girişim yolculuğunda karşılaştığı önyargılara değindi. SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Sınırların Ötesinde" oturumunda Ödüllü Oyuncu Fadik Sevin Atasoy Türkiye’nin ilk kadın samurayı olma sürecinde yaşadığı değişim ve dönüşümleri anlatırken; Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli başarılarındansa yenilgilerinin kendisi için daha öğretici olduğunu söyledi. Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse de dijital sanat alanında Japonya’ya uzanan başarılı kariyer yolculuğunu aktardı. Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda ise Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula beyaz yakalı kadınlar arasında yaptıkları araştırmanın Türkiye’de kadınlar için bir potansiyel sorununa değil bir sistem sorununa işaret ettiğini belirtti. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem kız çocuklarının doğru rol modellerle yönlendirilmesinin önemine işaret etti. Dönüşüm: ‘Topraktan Geleceğe’ Panelin ‘Dönüşüm: Topraktan Geleceğe’ oturumu Beslenme Uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu ve The Good Wild Kurucu Ortağı Dilara Koçak moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Toprağın, suyun, havanın hasta olduğu bir ortamda insanların iyi olmasının mümkün olmadığını söyleyen Koçak, "Karnımızı doyuramadığımız, gıdaya erişemediğimiz bir ortamda barış, istihdam, eşitlik, eğitim de olmaz. Hem kendimizi hem geleceği iyi beslemek konusunda dönüşüm oluşturmuş kadınların hikayeleri bu açıdan çok ilham verici" diye konuştu. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur, ABD’de akademik kariyerini sürdürürken dedesinin vefatının ardından annesinin doğduğu köye döndüğünde, köyün adeta savaşa maruz kalmış gibi bir yıkıntıya uğradığını gördüğünü belirterek, şöyle konuştu: "Burada birileri bir şeyler yapmalı, biz yapmazsak kim yapar diye düşündüm. Kullanılabilir suyun yüzde 80’inin tarımda kullanıldığını, bu suyun neredeyse yarısının da israf edildiğini öğrenince su kullanmadan üretim yapabilir miyiz diye yola çıktık. Önce kuraklık canavarıyla savaşmaya çalıştım ama fark ettim ki kuraklıkla savaşamam. Doğayla barışırsam savaşmama da gerek kalmayacak. Akademik araştırmalarımı Anadolu kadınlarının kadim bilgisiyle birleştirince dönüşüm başladı. Bugün köyde Toprağın Melekleri kolektifiyle 42 çeşit tıbbi aromatik bitki, 6-7 çeşit baharat ve çay üretimini zehirsiz ve sulama olmadan yapıyoruz. Bugün gençlerin susuz tarıma ilgi duyduğunu görmek; köyde tekrar istihdam oluşturmak, gençlerin, çocukların cıvıltılarını duymak çok güzel." Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın, sadeleşme yolculuğunda öncelikle kişinin kendisinden ve evinden başlaması gerektiğini belirterek, "Sürdürülebilirlik sadece bireyle ilgili bir süreç değil ama devletler ve kurumların yanında bireylerin de yapabilecekleri var. Akıllara bir fikir düşürmek ve yüzde 5-10 değişim bile değerli. Eşyaları azaltınca evlerimizdeki alan artıyor. Evi derleyip toplamak, hayatla ilgili işleri yönetmek pratiklik gerektiriyor, eşyaları azaltmak bu pratikliği getiriyor ve zaman kazandırıyor. Gereksiz alışverişlerin daha fazla farkına vardığınızda eşya değil deneyimi önceliklendiriyorsunuz böylece para kazanıyorsunuz. O yüzden sadeleşmek aslında zenginleştiriyor" dedi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise, gıda kaybına dikkat çektiği konuşmasında "100 birim üretim yapıyorsak 25’ini yiyoruz, geri kalanı israf oluyor. Ancak burada değişim kesinlikle mümkün. Bunun için doğru satın alma ve saklama, bozulan ürünleri anlama, bozulduysa dönüştürme ve değerlendirme yollarını da içeren 9 adımdan oluşan bir rehber oluşturduk" dedi. Kurtuluşun topraktan olduğuna inandığını söyleyen Birgül, "Youtube kanalımızın adı Yemek Okuluydu; hedefim onu yavaş yavaş Tarım Okuluna çevirmek, toprağa dönmek ve bu yolculuğu daha iyi anlayarak matematikselleştirip, başkalarına da anlatabilmek" diye konuştu. Kendi hikayesini yazanlar Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler, yeme-içme sektörüne yönetici olarak başladığını ve hayatın evrilmesiyle restoranda şef olduğunu anlatarak, şunları söyledi: "Aslında yemek yapmakla ilgili bir eğitim almadım. Öğrendiklerim annemin evde öğrettiklerinden ibaretti. Bir nevi okyanusta çırpınarak yüzmeyi öğrendim. İlk zamanlar elbette kadın şefe pek alışkın olunmadığı için meraklı gözleri, ataerkil yaklaşımı hissettim. Halbuki mutfakta cinsiyetin değil emeğin ve istikrarın yarışması gerekiyor." Kadınların görünür olmasının, tabuları yıkmalarının kendi ellerinde olduğunu ifade eden Özler, kadınların hayallerini gerçekleştirdiği süreçte emek ve istikrarın yanı sıra hiç vazgeçmemenin çok büyük önem taşıdığını, ancak bu yaklaşımla kadınların toplumda iyi bir yerlere gelebileceğini vurguladı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney de bir insanın en büyük gücünün anlık değişim, dönüşümle uyum sağlayabilmesi olduğuna dikkat çekerek, "Ben 12 yıl kadar turizm alanında çalıştıktan sonra bir GSM şirketinde çalışmaya başladım. Sürekli öğrenip gelişmek, hiçbir riskten ve sorundan korkmamak sayesinde bambaşka bir sektöre geçiş yapabildim" dedi. Öney, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Biz artık bir teknoloji servisi ya da ürün çağının içinde değil yepyeni bir sistemin içindeyiz. Bunu öğrenmek yetmeyecek, içini dizayn etmemiz gerekecek. Kadınlar da sadece teknolojik değil toplumsal, psikolojik, felsefi bütün unsurların bir araya toplandığı etik dizaynın oluşturucuları olmalı. ‘Ben bunu öğreneyim’ yaklaşımı yerine tavır değiştirip, "yardım etmeyelim, biz kadınlar olarak kolları sıvayalım, bu konuyu gerçek bir konu olarak üstlenelim" demeliyiz. Binlerce yapay zekâ aracına verdiğimiz bilgiler yarın insanlar açısından etik sorunlar oluşturabilir. O yüzden sadece öğrenmekle kalmayalım yapay zeka dünyasında etik kısmın dizaynında da çalışalım." Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de özellikle bir erkek olarak kadınlara yönelik bir alanda girişim yolculuğuna başladığında etrafında birçok kişinin bu durumu anlamlandıramadığını, garipsediğini söyledi. İyi bir ekiple ürünü ortaya çıkarıp hangi noktalarda farklı oldukları bilinir hale geldikçe olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Akpek, "Şirketimizde çalışanların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Zaten cinsiyetten bağımsız bir iş ortamı söz konusu olduğunda, insana ‘kadın’ veya ‘erkek’ değil de ‘insan’ olarak yaklaştığınızda sorunlar da azalıyor" diye konuştu. Sınırların ötesinde "Sınırların Ötesinde" oturumunun moderatörlüğünü üstlenen SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin, "Sınırları aşmak derken hem uluslararası düzeyde başarılara imza atmak hem de kadınların önüne konulan sınırların ötesine geçmekten bahsediyoruz. Sınır dediğimiz şey bazen kendi içimizde başlıyor ama bunları aşmak da kadınların süper güçlerinden biri. Bunu çoğu zaman normalleştiriyor olsak da günlük hayattan kariyere kadar bu süper güç hepimizin omuzlarında" dedi. Ödüllü Oyuncu ve Türkiye’nin ilk kadın samurayı Fadik Sevin Atasoy, kendisini bir arketip olarak tanımladığı konuşmasında, "Ben farklı coğrafya ve zaman dilimlerinde birbirlerinden habersiz olmasına rağmen aynı onurlu duruşu paylaşan kadınların bir arketipiyim. Tarihin bir döneminde feodal bir coğrafyada savaşa giden kadınlar varken, başka bir zamanda Anadolu’da sırtında bebeğiyle cephane taşıyan kadınlar vardı. Bu kadınlar ortak bir duruş sergilediler" dedi. İçindeki bu arketiple tanışmasının vücudunda yayılmaya hazır bir tümör bulunduğunu haber almasının ardından gerçekleştiğini söyleyen Atasoy, samuray eğitimi ve sonrasındaki dönüşümünü şöyle anlattı: "16 onurlu duruşu olan kadın ile eğitim alırken 4,5 yıllık kanser mücadelemi kimseyle paylaşmamıştım. Son gün zihnim ve bedenim arasında bir mücadele başladı. Sınırları aşmak uğruna kendi sınırlarımı ihlal mi edecektim? Gerçeğimi reddetmedim, daha fazla devam edemeyeceğimi söyleyip bir ağaç gölgesinin altına oturdum. Ne kadar kırılgan, zaafları olan, yardıma muhtaç biri olduğumu o ağacın altında anladım. Gerçek gücüm kırılganlığımda, onu reddetmekte değil kabullenmekte saklıydı." Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli ise, acının insanın hayatındaki yol gösterici rolüne işaret eden konuşmasında, "Doktora omuzum ağrıyor dediğimde, ‘Sınırını bilmemişsin, çok zorlamışsın’ demişti. Sonrasında yine çok zorladım. Üç ameliyat geçirdim. Şimdi sınırımı biliyorum. Bence hem psikolojik hem fiziksel anlamda acı hepimiz için bir yol arkadaşı. Nerede durmamız nerede harekete geçmemiz gerektiğini söylüyor" diye konuştu. Öte yandan acısız başarının da mümkün olmadığını; en büyük madalyalarını en kötü yenilgilerine borçlu olduğunu söyleyen Sürmeneli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ringe çıkıyorsun ve tek başınasın. Gününde olmayabilirsin, yenilebilirsin. Sonuçta hepimiz insanız, duygularımız var ama anda kalmak önemli. Kazandıklarımın değil kaybettiklerimin bana çok şey öğrettiğini düşünüyorum. Tokyo’da olimpiyat şampiyonu oldum. O zaman bu yolun güzelliğini anlayamamıştım. 2024 Paris Olimpiyatları’nda yenildim. Soyunma odasına gittim, ağladım, dışarıda ekibim bekliyordu. 17 senelik hocama sarıldım ve ‘Şu an ağlıyorum ama bu yenilgiden çok şey kazandığımı biliyorum’ dedim. 4 ay sonra da dünya şampiyonu oldum. Önemli olan düşmek değil tekrar tekrar kalkmayı bilebilmektir." Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse, sanat dünyasını "sanatçı arkadaşlarıyla yarışmadığı, sadece herkesin farklı olduğu bir ortam" şeklinde gördüğünü belirterek, "Bizim kariyerimizde bir sergiyle kendinizden vazgeçersiniz, diğer serginizde yeniden inşa edersiniz. Yakın zamanda bir sergi yaptım. Orada bir Ecem’i bitirdim, bir Ecem’i gösterdim, bir sonrakinde yeniden bir Ecem kuracağım. Ben, daha iyi bir dünya olabileceğine inanıyorum. Teknolojinin yanında ve karşısında insanın nereye gideceğini düşündüğüm genel bir bakışla eserlerimi üretiyorum. Daha iyi bir insan topluluğu için daha iyi bir dünya kurulabilir gibi bir niyetle kendi sanatımı yapıyorum" diye konuştu. Son kişisel sergisini Japonya’da gerçekleştirdiğini ve burada teknoloji ile samimiyet arasındaki ilişkiyi sorguladığını aktaran Köse, Samimiyeti Japonya’da aradığım bir sergi yaptım. Kültürlerinde bunu saklamak var. O yüzden termal kameralarla çektiğim günlük hayat fotoğraflarını sergiledim. En sonunda bilgisayarımı da çekmeye başladım çünkü o da ısınıyordu. Böylece insan ve teknoloji arasında birbirine dönen, birbirini sorgulayan bir sergi oldu" dedi. Kız çocukları için doğru rol modellerin önemi Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula da Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, beyaz yakalı kadınlar arasında bir araştırma yaptıklarını belirterek, araştırmaya ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Araştırmaya katılan beyaz yakalı kadınların yüzde 73’ü ‘cinsiyet eşitliği yok’, yüzde 75’i ‘şirketimin sistemi erkeklere göre kurulmuş’, yüzde 72’si ‘hayatımın en az bir mülakatında cinsiyetçi sorularla karşı karşıya kaldım’, yüzde 40’ı çocuk sahibi olmam kariyerimi ciddi şekilde etkiledi’ dedi. İstifa edenlerin yüzde 25’i ‘erkek sisteminden dolayı istifa ettiğim için ‘istifa ettim’ gibi değil ‘istifa ettirildim’ gibi hissettim’ düşüncesinde. Ayrıca yükselen kadınların önemli bir kısmında sistemin cam tavanlarını yıkmak için erkek mentöre destek duyulmuş." Abdula, bu sonuçlara bile bakıldığında Türkiye’de çok net bir şekilde kız çocukları ve kadınlarla ilgili bir potansiyel sorunu değil sistem sorunu olduğunun görüldüğünü, bu konuda daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Türkiye’deki doğurganlık oranlarıyla ekonominin erkek işgücü üzerine oturtulamayacağını, sitemin sürdürülebilirliği için çok hızlı bir şekilde kadın istihdamının yüzde 50’lere çıkarılması gerektiğini ifade eden Abdula, şirketlerden önce evlerde özellikle iş yükü, çocuk bakımı gibi konularda sosyolojik bir dönüşümün şart olduğunu söyledi. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem de kız erkek fark etmeksizin her çocuğun hayal kurma potansiyeliyle doğduğunu, ancak bu potansiyelin sürdürülebilirliğinin büyük ölçüde çevre etkenlerine bağlı olduğunu söyleyerek şöyle konuştu: "Süreç içerisinde kız çocukları okula başladığında bir yerde sistematik olarak başarı/başarısızlıklar, doğru/yanlışlar derken yavaş yavaş geriye çekilme oluyor. Doğal öğrenme sürecinde aslında ‘yapabilirim’ diye başlıyor, ‘ama’larla kitleniyor, öz yeterlilik dediğimiz duygu yavaş yavaş yok oluyor. Bu nedenle doğru rol modellerin mutlaka kız çocuklarını yönlendirmesi çok önemli. Sıkıştığında kendini güvenli alanlara kaydırıyor, kendi sınırlarını koyuyor. Böylelikle ‘ben ancak bu kadarını yapabilirim’ gibi yaklaşımla toplumsal algı kodlamaları oluyor. Sistem eşit bir güven zemini oluşturmuyorsa bireysel cesaret yavaş yavaş yorgunlaşıyor, kırılıyor." Hiçbir zaman umutsuz olmadıklarını dile getiren Erdem, "Özellikle eşit koşullar, destek mekanizmaları sağlandığında kadınların yapamayacağı hiçbir şey olmadığına inanıyoruz. Yeter ki eşitlik politikalarını içselleştirelim. Sorunumuz kültürel kodlamalarda ve bunlar için mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi.
İstanbul Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü’nden TİM’e teknik gezi İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü öğrencileri, Türkiye İhracatçılar Meclisi’ni (TİM) ziyaret etti. Programa Uluslararası İlişkiler bölümünün yanı sıra Uluslararası Ticaret ve Finansman ile Finans ve Bankacılık bölümlerinden öğrenciler de katıldı. TİM’in İstanbul’daki merkezinde gerçekleştirilen ziyaret kapsamında öğrenciler, Türkiye’nin ihracat politikaları, dış ticaret yapısı ve ihracatçı birliklerinin faaliyetleri hakkında bilgi edinme fırsatı buldu. VIP Salonu’nda gerçekleştirilen program, karşılama ve tanıtım sunumuyla başladı. Program kapsamında TİM bünyesinde faaliyet gösteren farklı birimler tarafından öğrencilerle çeşitli sunumlar paylaşıldı. Mevzuat ve Sektörel Politikalar Şubesi tarafından Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin görevleri ile ihracatçı birliklerinin yapısı ve çalışma sistemi anlatılırken, Dış İlişkiler ve Yurtdışı Faaliyetler Şubesi tarafından uluslararası organizasyonlar, kurumsal temsil faaliyetleri ve yurt dışı fuar organizasyonları hakkında bilgi verildi. Programın devamında Strateji ve İnovasyon Şubesi tarafından GreenTİM ve EcoTİM gibi sürdürülebilirlik projeleri ile İnovaTİM ve İnovasyon Haftası gibi girişimler tanıtıldı. Proje Ofisi Şubesi tarafından TİMWings, AB destekli projeler ve bölgesel kalkınma projeleri hakkında bilgilendirme yapılırken, Ekonomik Araştırmalar Şubesi tarafından ise Türkiye’nin güncel ihracat verileri, küresel ekonomik görünüm ve ülke analizleri ele alındı. Ziyaret sırasında öğrenciler, sunumların ardından yönelttikleri sorularla dış ticaret politikaları ve ihracat süreçlerine ilişkin detaylı bilgi alma imkânı buldu. Gerçekleştirilen teknik gezi, öğrencilerin derslerde ele aldıkları teorik bilgileri uygulama alanlarıyla ilişkilendirmelerine katkı sağladı. Teknik geziye Prof. Dr. Celil Uğur Özgöker, Doç. Dr. Aylin Erdoğdu, Dr. Öğr. Üyesi Mertcan Şafak Sağlam, Arş. Gör. Emre Özgür ve Arş. Gör. Orkan Küvelet eşlik etti.
İstanbul İstanbul merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 26 milyar 532 milyon TL işlem hacmine ulaşmışlar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, yasa dışı bahis suçu işleyerek elde edilen suç gelirlerini aklamaya çalıştığı belirlenen 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi. Soruşturma kapsamında 11 adet lüks araç, 8 adet konut ve 67 adet tarla ve arsa olmak üzere toplam 75 adet menkul ve gayrimenkule el konulurken, şüphelilerin 2025 yılının Ocak-Kasım döneminde toplam 26 milyar 532 milyon 385 bin 74 TL işlem hacmine ulaştığı belirlendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Malta merkezli kripto varlık sağlayıcısı Fincrypto UAB (Paymix) ödeme kuruluşunun, yasa dışı bahis suçu işleyen gruplara finansal altyapı sağladığına yönelik kuvvetli suç şüphesi tespit edildi. Sağlanan bu finansal altyapı ile kuruluş tarafından elde edilen suç gelirlerinin, paravan şirketler ve karmaşık para transfer döngüleri kullanılarak finansal sisteme sokulduğu ve aklanmaya çalışıldığı da soruşturma kapsamında belirlendi. İGaming isimli altyapı sağlayıcı şirketin ise BTK tarafından erişime kapatılan 40 yasa dışı bahis sitesine altyapı sağladığı ve MASAK raporuna göre aylık yaklaşık 1 milyar dolar tutarında hasılat elde ettiği ortaya çıktı. Elde edilen bu gelirlerin, Malta merkezli kripto varlık sağlayıcısı Fincrypto UAB (Paymix) üzerinden yurt dışındaki kripto para borsalarına aktarıldığı belirlendi. Soruşturma kapsamında hazırlanan MASAK raporuna göre şüphelilerin 2025 yılının Ocak-Kasım döneminde toplam 26 milyar 532 milyon 385 bin 74 TL işlem hacmine ulaştığı belirlendi. Yapılan tespitler kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İstanbul merkezli Hatay, Mersin, Ankara, Düzce, Antalya, İzmir, Yalova, Tekirdağ ve Bursa’da 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi. Öte yandan İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla 11 adet lüks araç, 8 adet konut ve 67 adet tarla ve arsa olmak üzere toplam 75 adet menkul ve gayrimenkule el konulurken, 30 şahsa ait 550 adet banka ve kripto para hesabına bloke işlemi uygulandı. Gözaltına alınan şüphelilerin Maslak’ta bulunan İstanbul İl Jandarma Komutanlığına getirildiği ve işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.