KÜLTÜR SANAT - 19 Aralık 2023 Salı 13:04

Zerzevan Kalesi’nde 1800 yıllık ameliyat aleti bulundu

A
A
A
Zerzevan Kalesi’nde 1800 yıllık ameliyat aleti bulundu

Diyarbakır’ın Çınar ilçesindeki Zerzevan Kalesi’nde yürütülen kazılarda 1800 yıllık iki adet ameliyat aleti bulundu.


İlçeye 13 kilometre uzaklıktaki Demirölçek Mahallesi yakınlarında bulunan, Roma İmparatorluğu döneminde "askeri yerleşim" olarak kullanılan Zerzevan Kalesi, kentin önemli turizm değerleri arasında yer alıyor.


Askeri yerleşimde, dünyada bulunan son Mithras tapınağının ortaya çıkarıldığı tarihi kaleye, ziyaretçi ilgisi her geçen gün artıyor. Yılın hemen hemen her günü ziyaretçilerini ağırlayan Zerzevan Kalesi, diğer yandan da tarihe ışık tutmaya devam ediyor.


UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne adını yazdıran tarihi kalede, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Valilik, Diyarbakır Müzesi, Çınar Kaymakamlığı ve Dicle Üniversitesinin katkılarıyla 2014 yılında başlatılan kazı çalışmaları sürüyor.


Bugüne kadar 60 dönüm alan üzerinde 12-15 metre yüksekliğinde ve 1200 metre uzunluğunda sur kalıntısı, 21 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi, kilise, yönetim binası, konutlar, tahıl ve silah depoları, kaya mezarları, su kanalları ile 54 su sarnıcı, yer altı kilisesi, 400 kişinin sığacağı yer altı sığınağı, konutlar ve gizli geçitler, milattan sonra 4. yüzyılda Hristiyanlığın benimsenmesiyle önemini kaybeden, dönemin Mithras dinine ait yer altı tapınağı ve birçok eser ortaya çıkarıldı.


Bu yıl devam eden çalışmalarda, ameliyat aleti olarak kullanılan iki parça eser ortaya çıkarıldı.


Kazı Başkanı Doç. Dr. Aytaç Coşkun, Zerzevan Kalesi kazı çalışmalarında bu yıl çok önemli bulgulara rastladıklarını söyledi. Bunlardan en önemlisi ortaya yeni çıkardıkları ameliyat aletleri olduğunu belirtti.


Yerin Roma Garnizonu ve askeri bir yerleşim yeri olduğunu hatırlatan Coşkun, şöyle konuştu:


“Lejyon birliğinden yaklaşık 1200 asker burada. Askerlerin içinde askerle hareket eden profesyonel doktorlar var. Burada muhtemelen birçok operasyon yapılıyor. Çünkü hem savaş zamanında yaralanmalar, hem de antrenmanlar sırasında yaralanmalar oluyor. Bu nedenle büyük bir ameliyathane olmalı. Bu ameliyathaneye ait aletler burada ortaya çıkarıldı. Bunlar küçük aletler, 11-12 santim civarında. Bulduğumuz aletlere baktığımız zaman iki tarafı da kullanılıyor. Çünkü zamanla yarışıldığı için ve zamanlama sıkıntısından dolayı genelde ameliyat aletleri iki taraflı yapılıyor. Bizim bulduğumuz aletler için söylüyorum bir tarafı delmek için. Diğer tarafı spatula deriyi kaldırmak ve kesme amaçlı kullanılıyor. Önemli yaralanmalar bu ameliyat aletleri kullanılarak yapılıyor.”



“Bu operasyonların yapıldığı mutlaka bir mekan, hastanede ortaya çıkacak”


Buldukları aletin bronzdan yapılmış olduğunu aktaran Coşkun, “Ameliyat aletleri genelde baktığımız zaman bronzdan yapılıyor. Hem delici kısmı, hem de kesici kısmının oldukça keskin olduğunuz görüyoruz. Çalışmalarımız devam edecek. Bu operasyonların yapıldığı mutlaka bir mekan, hastanede ortaya çıkacak. Askeri yerleşimlerde çok fazla yaralanma olduğu için bu tip aletler kazılar devam ettikçe çok sayıda bulacağız. Bu yılki çalışmalarda iki adet bulduk. Çalışmalar devam ettikçe devamı da gelecek. Amacımız tedavilerin yapıldığı mekanı ortaya çıkartmak. 2014 yılında başladık ve 12 ay boyunca kazı çalışmaları devam ediyor. Kazı çalışmaları sürekli olarak devam edecek. Mevcut aletler Mithras kutsal alanda ortaya çıkarıldı. Muhtemelen sürüklenerek buraya gelmiş olmalı. Ameliyathanede yukarı kotta olmalı” dedi.



“Bu yıl itibariyle ziyaretçi sayımız yaklaşık 400 bin rakamına ulaştı”


Zerzevan Kalesi’nde binlerce eser ortaya çıkarıldığını anımsatan Coşkun, “Bulduğumuz ameliyat aletleri 1800 yıllık. Ama biz 3 bin yıl öncesine aitte eserler buluyoruz. Binlerce eserin sergileneceği müze yapılma projesi yakın zamanda başlatmayı planlıyoruz. Zerzevan Kalesi’nin girişinde yapılacak bu müzede bu eserler sergilenecek. Bu yıl itibariyle ziyaretçi sayımız yaklaşık 400 bin rakamına ulaştı. Önemli bir rakamı da yabancı. Önümüzdeki yıl için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Çalışmalar devam ediyor. yaklaşık 1 milyon kişi Zerzevan’ı ziyaret etmesini bekliyoruz” ifadelerinde bulundu.



Zerzevan Kalesi’nde 1800 yıllık ameliyat aleti bulundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa BUÜ ile ICESCO arasında akademik işbirliği köprüsü Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), İslam Dünyası Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (ICESCO) ile Arap dili ve akademik araştırmalar başta olmak üzere pek çok alanda işbirliğini öngören kapsamlı bir protokole imza attı. Rektörlük Yönetim Kurulu Salonunda düzenlenen törende; Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, ICESCO temsilcisi Prof. Dr. Mecdî Hâc İbrahim, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Apak, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. İsmail Güler, BM nezdinde Arap Birliği Daimi Temsilciliği Başkan Yardımcısı Dr. Nasiriya Fliti ve ICESCO Temsilcisi Dr. Enes Al-Naimi hazır bulundu. İki kurum arasında akademik birikimin paylaşılmasını ve bilimsel araştırmaların desteklenmesini öngören bu işbirliği ile önümüzdeki süreçte Arapça öğretimi, ortak projeler ve kültürel faaliyetlerin hız kazanması hedefleniyor. İmza töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya kararlı olduklarını ifade etti. Bu protokolün özellikle Arap dili ve ilgili akademik branşlarda yeni bir dönemin kapısını aralayacağını belirten Rektör Yılmaz, ICESCO gibi prestijli bir kurumla kurulan bağın, hem öğrencilerin hem de araştırmacıların vizyonuna büyük katkı sunacağını dile getirdi. Yılmaz ayrıca, bu tür ortaklıkların kurumsal kapasiteyi güçlendirme noktasındaki stratejik önemine vurgu yaparak, hayata geçirilecek projelerin sonuçlarını görmeyi sabırsızlıkla beklediklerini kaydetti. ICESCO temsilcisi Prof. Dr. Mecdî Hâc İbrahim ise BUÜ gibi köklü bir eğitim kurumuyla işbirliği yapmaktan duydukları memnuniyeti paylaştı. Akademik çalışmaların ulusal sınırları aşarak uluslararası düzeyde yaygınlaştırılmasının önemine değinen İbrahim, imzalanan bu metnin sadece kağıt üzerinde kalmayacağını; konferanslar, seminerler ve ortak çalıştaylarla yaşayan bir sürece dönüşeceğini belirtti. Özellikle bilimsel yayıncılığın güçlendirilmesi ve araştırmacılar arası etkileşimin artırılması noktasında BUÜ’nün sahip olduğu potansiyelin ICESCO için çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi.
Kahramanmaraş Okul saldırısından önce öleceğini hissetmiş Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 9 öğrenciden biri olan 11 yaşındaki Bayram Nabi Şişik’in babası İsmail Şişik, olaydan önce oğlunun davranışlarının değiştiğini, kendilerine daha düşkün olduğunu, bir yere gidecekmiş gibi eşyalarını düzenleyip bazılarını bantlayarak kutuladığını söyledi. Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi Bayram Nabi Şişik’in anne ve babası Bayram’ın mezarını ziyaret ediyor. Baba Mezarına çiçekler ekip, Kur’an-ı Kerim okuyan aile gözyaşlarına hakim olamadı. Bayram Nabi’nin babası İsmail Şişik, eğitim sisteminde millileşmeye vurgu yaparak, "Çok zor bir süreçten geçiyoruz. Hepimizin evlatları var. Bu yaşanan olayın bir milat kabul edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık sadece öğretim değil, gerçek anlamda eğitimin ne kadar önemli olduğunu görmemiz gerekiyor. Eğitimde millileşme olmalı. Bu çocuklar bize bunu yaşayarak anlattı. Bundan ders çıkarmak zorundayız. Eğitim ailede başlar, okulda devam eder, sokakta sürer. Ahlak her yerde ahlaktır. Bizim değerlerimiz var; dinimiz doğruluğu, dürüstlüğü ve iyiliği emrediyor. Bu çocuklar da tertemiz, günahsız evlatlardı. Onları unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi. Şişik, yaşanan olayın ülke için bir dönüm noktası olması gerektiğini belirterek, "Ülkemiz için bu olay bir dönüm noktası olmalı. Eğitim sistemi, aile yapısı, dijital platformlar baştan sona gözden geçirilmeli. Siyasilerimize, öğretmenlerimize ve ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Gerekli adımlar atılmazsa kaybeden biz oluruz. İsimlerinin yaşatılmasını istiyoruz. Bu acı unutulmamalı. Toplum zaten vicdanında bu çocukları ölümsüzleştirdi. Devlet büyüklerimizin de bu olayı unutturmaması, gerekli düzenlemeleri yapması gerekiyor. Bazı avukatlar arayıp tazminat davası açmamızı önerdi. Ancak biz devletimize dava açacak bir konumda değiliz. Devlet bizim devletimiz. Çocuğumuzun bir tel saçını dünyadaki hiçbir maddiyatla değişmeyiz. Parayla ölçülemez. Biz evladımızın şehit olduğuna inanıyoruz. İnancımız tam. Onun daha güzel bir yerde olduğuna, bizi karşılayacağına inanıyoruz" diye konuştu. ’Bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmıştı’ Oğlunun son gün bir yere gidecekmiş gibi odasındaki eşyaları toparlayıp kutuladığını ifade ederek, "Evladımız son zamanlarda farklı davranıyordu. Daha düşkün olmuştu. Eşyalarını düzenlemiş, bazılarını bantlayıp kutulamıştı. Sanki bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmış. Kendisi de biliyordu bence çünkü daha da düşkünleşmişti bize. O zaman anlayamadık ama şimdi bakınca sanki gideceğini hissetmiş gibi geliyor. Bazen gelip tekrar tekrar sarılırdı, vedalaşır gibi davranırdı. Son zamanlarda akşamları üç dört kere gelip bizi öper uyurdu. Bu durum şimdi aklımıza geldikçe yüreğimizi daha da yakıyor. Akşam odasından mis gibi koku geliyordu saatlerce ağladık. Odada kimse yok giriyoruz çıkıyoruz çok zor. Biz evladımıza her zaman okula giderken bunun bir görev, bir ibadet olduğunu söylerdik. Besmeleyle başlamasını isterdik. O da bu bilinçle hareket ederdi. Çok temiz, çok iyi bir çocuktu. Rabbim mekanını cennet eylesin. Biz de ona layık bir anne-baba olmaya çalışacağız. Bu olaydan hepimizin ders çıkarması gerekiyor. Aile çok önemli. Çocukların takibi, eğitimi ve ahlaki gelişimi ihmal edilmemeli. Toplum olarak değerlerimize sahip çıkmazsak bu acılar tekrar yaşanır. Bu yüzden herkes üzerine düşeni yapmalı, gerekli tedbirler alınmalı" dedi.