POLİTİKA - 20 Mayıs 2022 Cuma 11:40

Edirne’nin yeni Valisi Kırbıyık göreve başladı

A
A
A
Edirne’nin yeni Valisi Kırbıyık göreve başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazetede yayımlanan valilik kararnamesiyle Edirne Valiliğine atanan İller İdaresi Genel Müdürü Hüseyin Kürşat Kırbıyık valilik bahçesinde düzenlenen törenle karşılandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazetede yayımlanan valilik kararnamesiyle Edirne Valiliğine atanan İller İdaresi Genel Müdürü Hüseyin Kürşat Kırbıyık valilik bahçesinde düzenlenen törenle karşılandı.


İlk karşılamayı valilik bahçesinde hazır bulunan öğrenciler ve İl Emniyet müdürlüğü ekiplerinden oluşan tören mangası yaptı. Valilik girişinde öğrenciler tarafından çiçekle karşılanan Vali Kırbıyık, öğrencileri öperek selamladı.


Kamu kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri, STK temsilcileri ve ilgili birimler tarafından valilik bahçesinde karşılanan Vali Kırbıyık ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.



"Bu kadim şehre hizmet etmek büyük bir şeref"


Osmanlı gibi büyük bir medeniyete yaklaşık bir asır boyunca payitahtlık ve başkentlik yapmış bu kadim şehre hizmet etmenin büyük bir şeref olduğunu söyleyen Edirne’nin yeni Valisi Hüseyin Kürşat Kırbıyık, "Bu onurlu görevi şahsıma güvenerek tevdi eden başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere 4 yıldır birlikte çalıştığım İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’ya şükranlarımı sunuyorum" dedi.



"Edirne denince akıllara Türk’ün Trakya’daki tapusu gelir"


Edirne’nin sadece Osmanlı dönemi için değil, Cumhuriyet dönemi için de son derece müstesna bir yere sahip olduğunu vurgulayan Vali Kırbıyık, "Arif Nihat Asya’nın Edirne kasidesinde en veciz şekilde ifade ettiği gibi Edirne denince akıllara Türk’ün Trakya’daki tapusu gelmektedir. Selimiye, Eski Cami, Üç Şerefeli Cami gibi sayısız tarihi ve kültürel varlıkları, sahip olduğu eşsiz konum, iki ülkeyle komşu olmanın getirdiği ayrıcalıklar, tarımsal üretim potansiyeli, ticaret, eğitim, sağlık gibi alanlarda attığı güçlü ve kararlı adımlarla hızlı bir şekilde marka şehir olma yolunda ilerleyen Edirne’miz muhteşem bir potansiyele sahiptir” diye konuştu.



"Bizlere düşen bu kadim şehrin geleceğini hep birlikte planlamaktır"


Vali Kırbıyık, “Bu kadim serhat şehrinin geleceğini hep birlikte planlamanın en büyük görevlerinden birisi olduğunu belirten Vali Kırbıyık, "Bu noktada bizlere düşen Edirne’yi yeniden keşfetmek değildir. Bizlere düşen bu kadim serhat şehrinin geleceğini hep birlikte planlamaktır. Gelecek nesillere huzurla yaşanılacak, sosyal ve ekonomik refahın sağlandığı, insanların bu şehirden ayrılmayı düşünmeyeceği bir iklimin hakim kılındığı bir şehri hep birlikte planlamamız gerekiyor. Şunu ifade etmek isterim. Elbette ki bu planlamayı tek başımıza yapacak değiliz. Şehrin tüm dinamikleriyle birlikte el ele verip, ortaya sinerji koyup, bir enerji koyup, bir akıl koyup bu şehri daha iyi yerlere daha iyi noktalara, daha güzel noktalara taşımak için var gücümüzle çalışacağız. Milletvekillerimiz, kaymakamlarımız, belediye başkanlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, siyasi parti il temsilcilerimiz, muhtarlıklarımız. meslek odalarımız ve diğer sayamadığım tüm dinamiklerle birlikte tam bir uyum, tam bir koordinasyon içerisinde Edirne’nin geleceği için var gücümüzle bundan sonra gayret edeceğimizi bilmenizi istiyoruz" ifadelerine yer verdi.



"Takip ve koordinasyon görevini çok önemsiyoruz"


Önem verdikleri hususlardan bir tanesinin de takip ve koordinasyon görevi olduğunu söyleyen Vali Kırbıyık, Edirne’de kamu düzeni ve güvenliğini bozacak her türlü olumsuz duruma karşı gerekli tedbirleri almaya devam edeceklerini belirtti.


Görev süreci boyunca en önemli sermayenin samimiyet ve çalışmak olduğunu dile getiren Vali Kırbıyık, Edirne Valiliği görevi dönemi boyunca da halisane bir şekilde bu gayreti, samimiyeti hep birlikte istişareye önem verecek şekilde ortaya koymaya devam edeceklerinin altını çizdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kadıköy vapurunda kaybolan yabancı uyruklu kadının görüntüleri ortaya çıktı Kadıköy’de bindiği vapurdan inmemesi üzerine kaybolduğu tespit edilen yabancı uyruklu kadının cansız bedeni Üsküdar açıklarında bulunurken, şahsın vapura bindiği son görüntüler ortaya çıktı. Olay, 2 Mayıs günü saat 22.00 sıralarında Kadıköy’de meydana geldi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’nce, 2 Mayıs tarihi saat 22.04 sıralarında bir şahsın kayıp olduğu ve en son Kadıköy-Beşiktaş seferini yapan yolcu gemisinde bulunduğunun belirlenmesi üzerine inceleme başlatıldı. Gemi ve iskelelerde yapılan incelemelerde; kimlik bilgileri belirlenen M.H. (44) isimli kadın şahsın saat 20.20’de Kadıköy iskelesinde bulunan turnikeden geçerek vapura bindiği; yolcu gemisinin Beşiktaş iskelesine varış yaptığında şahsın kayıp olduğu belirlendi. Çantasını olay yerinde bırakarak kaybolan şahsa ait bir çanta ise muhafaza altına alındı. Elde edilen görüntülerin kayıp şahsın kızı N.Y. (23) isimli şahsa izletilmesinin ardından, görüntülerdeki şahsın annesi olduğu teşhis edildi. Gemi içerisindeki kamera sistemlerinin ise 14 Nisan tarihinden itibaren çalışmadığı tespit edildi. Kayıp şahsın bulunmasına yönelik yürütülen arama çalışmaları neticesinde şahsın cansız bedeni Üsküdar Selimiye açıklarında tespit edilirken, şahıs otopsi işlemleri için Haydarpaşa GATA’ya kaldırıldı. Öte yandan şahsın son görüldüğü anlar da ortaya çıktı. Görüntülerde M.H.’nin Kadıköy vapuruna bindiği anlar yer aldı.
Diyarbakır Dünya Astım Gününde kritik uyarı: "Astım kontrol altına alınabilir" Türk Toraks Derneği, düzenli tedavi ve doğru inhalerle astımın kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Astım hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen, nefes darlığı, hırıltı ve öksürükle seyreden kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Doğru tanı ve uygun tedavi ile hastalık kontrol altına alınabiliyor. Dünya genelinde yaklaşık 350 milyon kişiyi etkileyen astım, önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Astım Günü kapsamında uzmanlar, astımın kontrol edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hasranesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Mehmet Sinan Bodur, Astım Günü dolayısıyla Türk Toraks Derneğinde birtakım bilgilendirici programlar ve etkinlikler yapıldığını söyledi. Bodur, "Astım, hava yollarında bulunan inflamatuar bir rahatsızlıktır. Hava yollarının inflame olması ile ödemlenmesi sonucu hava yollarında darlık meydana gelir. Bu da hastaların yaşam kalitesini bozmakta ve zaman zaman, özellikle kış mevsimlerinde araya giren enfeksiyonlarla ataklar geçirmesine neden olmaktadır. Astım atakları geçtiği zaman akciğer fonksiyonlarında kalıcı fonksiyon kaybına yol açabilir. Amacımız astım tanısı alan hastalarımızda tam kontrolü sağlamaktır. Bunun için kullandığımız bir takım inhaler ve tedaviler var. Bu inhaler ve tedavilerde solunum yolu mukozasının stabilizasyonunu uygun doz ve uygun tedavi ile sağlamaya çalışırız. Hastalarımızdan da istediğimiz, tedavilerimize uymaları ve özellikle ilaçlarını kendi başlarına bırakmamalarıdır. Çünkü her bırakılan tedavi bir süre sonra yeni bir atakla ve daha üst basamak tedavilerle araya girmemize neden oluyor. Tekrar söylüyorum astım, hava yolunun duyarlılığıdır. Benzerlik kurulacak olursa, romatoid artritte etken eklemlere yönelerek eklemleri şişirir ve zaman içerisinde eklem disfonksiyonuna neden olur ise astım da aslında enflamatuar bir hastalıktır. Dolayısıyla yıllar içerisinde eğer kontrol edilmezse solunum yollarında kalıcı değişiklikler meydana gelir. Bu da solunum fonksiyonlarını geriletir. Belirtiler olarak da nefes darlığı, hırıltılı solunum, gece öksürükleri ve yaşam kalitesinin bozulması ön planda olmak üzere bu semptomlarla giden hastalar, örneğin sigara içiyorsa durumu sigaraya bağlayabiliyor ancak acil servislere atakla başvurabiliyor. Astım tedavisinin yapılmaması ne yazık ki bazı durumlarda ölüm riskini artırmaktadır. Dolayısıyla biz göğüs hastalıkları uzmanları olarak ve Türk Toraks Derneğinin önerileri doğrultusunda astımın tam kontrol edilebildiğini hastalarımıza söylemek istiyoruz. Düzenli ve etkin tedavi, eğer tedaviden fayda görülmüyorsa basamak artırma ve bazı durumlarda biyolojik tedaviler dediğimiz yeni gelişen ilaçları devreye sokarak alerji ve immünoloji klinikleriyle birlikte hastalarımızı tedavi ve takip ediyoruz. Astım temelinde alerjik ve immünolojik bir patoloji olduğu için genetik yatkınlığı da bulunmaktadır’’ dedi.
Van Doğu Anadolu Kariyer Fuarı kapılarını açtı Doğu Anadolu Bölgesi’nin en kapsamlı kariyer organizasyonlarından biri olan Doğu Anadolu Kariyer Fuarı (DAKAF’26), Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) ev sahipliğinde kapılarını ziyaretçilere açtı. Bu yıl "Gençliğin Üretim Çağı" temasıyla düzenlenen DAKAF’26, İŞKUR koordinasyonunda ve bölgedeki 8 üniversitenin paydaşlığıyla Tuşba ilçesindeki Expo Fuar ve Kongre Merkezi’nde başladı. İki gün boyunca sürecek olan fuar, binlerce öğrenciyi ve mezunu sektör temsilcileriyle bir araya getirdi. Kamu kurumları ve özel sektör firmalarının stant açtığı organizasyon kapsamında, iki gün boyunca çeşitli paneller, atölye çalışmaları ve mülakat simülasyonları gerçekleştirilecek. "Van, istihdam gücünü artıran stratejik bir konumdadır" Fuar’da açılış konuşması yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Van’ın sadece kadim tarihi ve kültürel derinliğiyle değil, arkasına aldığı genç nüfusun enerjisiyle de ülkenin kalkınma vizyonunda müstesna bir kale olduğunu belirtti. Bakan Yardımcısı Aydın, "Bugün Van, sınır ticaretinin kalbinde; Doğu Anadolu bölgemizin üretim ve istihdam gücünü artıran stratejik bir konumdadır. Bu yönüyle Van, gençlerimizin üretim, istihdam ve kariyer fırsatlarıyla buluşması açısından son derece önemli bir merkezdir. Genç istihdamı bizim için sadece bir istatistik değil, aynı zamanda milli bir meseledir. Rakamlar bu konuda bize büyük bir sorumluluk yüklüyor. TÜİK verilerine göre genel işsizlik oranımızı yüzde 8,1 seviyesine çekmiş bulunmaktayız. Ancak asıl odak noktamız olan yüzde 15,3’lük genç işsizlik oranını çok daha aşağı seviyelere çekmemiz gerekmektedir" dedi. 2013 yılından bu yana düzenlenen 489 istihdam fuarının önemine değinen Aydın, "Bugün ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerimizin sayısı 15-24 yaş grubunda 2,5 milyon, 15-29 yaş grubunda ise 4,5 milyona ulaşmış durumdadır. Bu tablo, gençlerimizi istihdamla daha güçlü bir şekilde buluşturmanın önemini açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim 2002’den 2026 yılı Mart ayı sonuna kadar İŞKUR aracılığıyla toplamda 16 milyon 802 bin kişinin işe yerleşmesine aracılık edilmiştir. İşe yerleşenlerin yaklaşık 5,5 milyon genç kardeşlerimiz oluşturmaktadır. Ancak hedefimiz, gençlerimizi sadece sıradan bir işle buluşturmak değil; onları nitelikli, sürdürülebilir ve katma değer üreten kalıcı işlerle buluşturmaktır. Ayrıca şunu özellikle ifade etmek isterim ki; İŞKUR aracılığıyla 2013 yılından bu yana düzenlediğimiz 489 istihdam fuarı, yaklaşık 29 bin firmanın ve 8,5 milyon vatandaşımızın katılımıyla önemli bir birikim ortaya koymuştur" diye konuştu. "İş birliğini kâğıt üzerindeki bir kavram olmaktan çıkartalım" Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ise genç yeteneklere kapılarını açan iş dünyası temsilcilerine seslenerek, "Gelin, bu iki gün boyunca üniversite-sanayi ve sektör iş birliğini kâğıt üzerindeki bir kavram olmaktan çıkartıp somut projelere ve uzun soluklu yol arkadaşlıklarına dönüştürelim. Kamu kurumlarımızdan özel sektör temsilcilerimize kadar uzanan bu geniş iş birliği ağıyla, ülkemizin istihdam hedeflerine Van’dan en güçlü desteği hep birlikte verelim. Bu noktada özellikle ifade etmek isterim ki; Doğu Anadolu Kariyer Fuarı, yalnızca bir buluşma zemini değil, aynı zamanda bölge gençliği ile Türkiye’nin önde gelen kurum ve kuruluşları arasında güçlü ve sürdürülebilir bir network köprüsüdür" diye konuştu. Açılış töreni, fuara destek veren firmalara plaket takdimiyle son buldu.
Kayseri Karamustafa: "KAYÜ, Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedeflerine katkı sunmaya hazır" Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, 8. kuruluş yıldönümü kutlayan KAYÜ’nün hikayesinin güçlü bir temele dayandığını söyleyerek, "Kayseri Üniversitesi, Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedeflerine katkı sunmaya hazır" dedi. Kayseri’nin asırlardır "Makarr-ı Ulemâ" ünvanıyla anıldığını kaydeden KAYÜ Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, KAYÜ’nün bu sağlam temeller üzerine kurulduğunu dile getirerek, "Selçuklu’dan Osmanlı’ya, oradan Cumhuriyet’e uzanan bu köklü mirasın üzerine, tam sekiz yıl önce, 18 Mayıs 2018’de yepyeni bir vizyon doğdu Kayseri Üniversitesi. Bugün Erciyes Dağı’nın eteklerinde yükselen bu genç kurum, Türk yükseköğretiminde "uygulamalı eğitim" denince öne çıkan ilk adreslerden biri hâline geldi. Teorik bilgi ile sanayi pratiğinin aynı masada buluştuğu, öğrencilerin kampüs sınırları içerisinde değil, üretim hatlarının yanı başında yetiştiği bir model inşa edildi. Ahilik kültürü ile bezenen bu model, tam sekiz yıldır "Türkiye Yüzyılı" vizyonuna hem Kayseri özelinde hem de ulusal ölçekte somut ve güçlü katkılar sunmaktadır. Kayseri Üniversitesi’nin hikâyesi, güçlü bir temele dayanmaktadır. Kuruluşunda Erciyes Üniversitesi’nin deneyimli akademik birimlerini stratejik ortak olarak devralan KAYÜ, bu birikimi kendi özgün vizyonuyla harmanladı. 2018’de 4 fakülte ve 11 meslek yüksekokuluyla eğitime başlayan üniversite, bugün 6 fakülte, 13 meslek yüksekokulu, 12 uygulama ve araştırma merkezi ile Lisansüstü Eğitim Enstitüsü’ne sahip daha güçlü bir kurum hâline geldi. Yaklaşık 14 bin öğrenciye ev sahipliği yapan kurum, dünyanın dört bir yanından gelen 300’ü aşkın uluslararası öğrenciyle küresel bir hüviyete sahip olabilme potansiyeli de taşımaktadır. Mühendislikten gastronomiye, tarımsal ve hayvansal üretimden yapay zekâya uzanan geniş bir yelpazede, reel sektörün ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanmış programlarda, bilgi ve becerilerle donatılmış mezunlar vermekte olan Kayseri Üniversitesi’nde amacımız, öğrencilerimize yenilikçilik odaklı eğitim sunarak onları istihdam edilebilirliği yüksek bir şekilde hayata hazırlamak. Bu dinamik yapının kalbinde "Öğrenci Merkezli Üniversite" anlayışı yer almaktadır. Akademik gelişimin yanı sıra öğrencilerimizin sosyal ve kültürel gelişimini de önceleyen üniversitemiz, bünyesindeki 64 aktif öğrenci kulübü aracılığıyla öğrencilerimize kendilerini ifade etme, liderlik vasıflarını geliştirme ve hobilerini profesyonel bir disipline dönüştürme imkânı da sunulmaktadır" ifadelerini kullandı. KAYÜ’ye ’5 yıllık tam kurumsal akreditasyon’ statüsünün verildiğini hatırlatan Rektör Karamustafa, "KAYÜ ailesi, sekiz yıllık emeğinin en özel karşılığını, Mart 2026’da aldı. Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından Üniversitemize "Beş Yıllık Tam Kurumsal Akreditasyon" statüsü verildi. Bu karar, eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve yönetim süreçlerimizin ulusal standartların en üst seviyesinde gerçekleştiğinin resmi tescili oldu. Artık Kayseri Üniversitesi, yalnızca bölgesel bir değer değil; kalitesi tescillenmiş, ulusal çapta referans gösterilen bir kurum olarak değerlendirilmektedir. Bu başarının arkasında yatan temel güçlerden biri de "sektörel çeviklik" kabiliyetimizdir. Değişen pazar ihtiyaçlarını ve teknolojik dönüşümleri yakından takip ederek müfredatımızı sürekli güncelliyor, sektörün güncel beklentilerine anında cevap verebilen esnek bir eğitim yapısı sunabiliyoruz. Programlarımızın yaklaşık yüzde 40’ının akredite olması, bu kalite ve adaptasyon yeteneğimizin önemli bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir. Üniversitemizin en ayırt edici özelliği, sloganımızda gizli: "Kampüste Değil, Sahada Eğitim." Bu felsefeyi yalnızca bir söylem değil, işleyişin ana ekseni kılan Üniversitemize özgü geliştirilen ve tüm kurumu kapsayan işyerinde mesleki eğitim [İME] [3+1 meslek yüksekokullarında] ve [7+1 fakültelerde] uygulamalarımızdır. İş yerinde mesleki eğitimi tercihe bağlı kılan bu sistemle öğrencilerimiz, eğitim sürelerinin tam bir dönemini doğrudan sektörde, sahanın içerisinde geçirebilmektedirler. Bu felsefenin en somut yansıması ve zirve noktası ise Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde [OSB] planlanan Teknik Kampüs’tür. Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’ni sanayinin kalbine taşıyan bu proje, Türkiye’de üniversite-sanayi iş birliğinin en ileri örneklerinden biri olmaya aday. OSB Meslek Yüksekokulumuz ise istihdam garantili programlarıyla mezuniyet sonrası geçiş için bir köprü vazifesi görmektedir. Öğrencilerimiz, teoriyi gerçek üretim süreçlerinde test edebilmekte, mezun olduklarında ise iş dünyasının ihtiyaç duyduğu bilgi ve becerilerle mücehhez olarak iş hayatına başlayabilmektedirler" diye konuştu. Dijital gelecek ve yeşil dönüşümün öncüsü Karamustafa, "KAYÜ, yalnızca uygulamalı eğitim modeli odaklı olmakla kalmıyor aynı zamanda geleceğin teknolojilerine de öncülük ediyor. Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi ile Bilişim Meslek Yüksekokulu bünyesinde yürütülen yapay zekâ ve büyük veri çalışmaları, üniversitemizi dijital dönüşümün öncülerinden biri hâline getiriyor. Öte yandan "Sürdürülebilir Kampüs" vizyonu kapsamında yürütülen sıfır atık ve yeşil dönüşüm projeleriyle gençlerimiz, teknolojiyi doğayla uyumlu kullanma bilinciyle yetişiyor. Kayseri Üniversitesi eğitimi hiçbir zaman mekânla sınırlandırmadı; şehirden ve reel sektörden kopuk programlar tasarlamadı. Aksine, yerel yönetimlerle, sivil toplum kuruluşlarıyla ve şehir dinamikleriyle kurulan organik bağlar, üniversitemizi şehrin kalkınma lokomotifi hâline getirdi. Yerel mutfağın dünyaya tanıtıldığı gastronomi projelerinden sosyal sorumluluk çalışmalarına kadar her alanda Kayseri Üniversitesi, kampüs sınırlarının ötesine uzanarak ve tüm paydaşlarla bütünleşerek toplumsal fayda üretmektedir" şeklinde konuştu. 8 yılın ardından daha büyük hedeflere doğru KAYÜ’nün başarılı bir model haline geldiğini dile getiren Prof. Dr. Karamustafa, "8 yıl, bir üniversite için kısa bir süre olsa da, KAYÜ bu zaman diliminde "yeni kurulmuş" sıfatını aşarak "başarılı bir model" hâline geldi. "İyiye, daha iyiye; geçmişten ve bugünden öğrenerek, geleceği planlayarak" ilkesiyle hareket eden üniversitemiz, Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedeflerine katkı sunmaya hazır. Bu başarı hikâyesinin mimarları olan akademik ve idari personelimize, heyecanlarıyla bizlere güç veren öğrencilerimize ve desteklerini esirgemeyen hayırseverlerimize ve paydaşlarımıza en içten şükranlarımı sunuyorum. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere; YÖK Başkanımıza, Bakanlarımıza, Valimize, Milletvekillerimize, başta Büyükşehir olmak üzere tüm Belediye Başkanlarımıza ve tüm Kayserili hemşehrilerimize verdikleri destekler için teşekkür ediyoruz. Kayseri Üniversitesi’nin sekizinci kuruluş yıl dönümü kutlu olsun. Daha büyük hedeflere, daha güçlü yarınlara. Hep birlikte.