EKONOMİ
Kuru kayısı ihracatında ilk 10’a giren firmalar ödüllendirildi 26 Şubat 2026 Perşembe - 20:12:02 Malatya Ticaret Borsası’nın geleneksel iftar programında 2025 yılı kuru kayısı ihracatında ilk 10’a giren firmalara plaket verildi. Malatya’da, Ticaret Borsası (MTB) tarafından düzenlenen geleneksel iftar yemeği, kentin ekonomi dünyasını bir araya getirdi. Program kapsamında 2025 yılı kuru kayısı ihracatında ilk 10’a giren ihracatçılar plaketle ödüllendirildi. İftar programında konuşan MTB Başkanı Ramazan Özcan, Malatya’nın dünya kuru kayısı üretim ve ihracatındaki lider konumuna dikkat çekti. Kentte yaklaşık 1 milyon dekar alanda 10 milyona yakın kayısı ağacı bulunduğunu belirten Özcan yıllık ortalama 160 bin ton kuru kayısı üretim kapasitesine ulaşıldığını ifade etti. Kuru kayısının yaklaşık 100 ülkeye ihraç edildiğini kaydeden Özcan, ürünün Malatya ve bölge ekonomisine yıllık ortalama 500 milyon dolar civarında gelir sağladığını söyledi. Kayısıda elde edilen başarının üretici, tüccar ve ihracatçıların ortak emeğiyle mümkün olduğunu kaydeden Özcan, lisanslı depoculuk yatırımlarıyla ürünlerin daha sağlıklı şartlarda muhafaza edildiğini söyledi. Özcan, Toprak Mahsulleri Ofisi ile yürütülen çalışmalar kapsamında tahıl ve hububat depolama altyapısının da güçlendirildiğini belirtti. Malatya Valisi Seddar Yavuz ise deprem sonrası yürütülen yeniden imar ve inşa çalışmalarına değinerek Malatya’nın toparlanma sürecinde devlet-millet dayanışmasının belirleyici rol oynadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kentte kapsamlı yatırımların sürdüğünü belirten Vali Yavuz, kayısının Malatya için yalnızca ekonomik bir ürün değil aynı zamanda önemli bir marka değeri olduğunu ifade etti. Program kuru kayısı ihracatında dereceye giren firmalara plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Tasarruf sahipliği yüzde 54 oranı ile istikrarını korudu
24 Şubat 2026 Salı - 11:33 Tasarruf sahipliği yüzde 54 oranı ile istikrarını korudu ING Türkiye, Tasarruf Eğilimleri Araştırması’nın 2025 yılı dördüncü çeyrek sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre, tasarruf sahipliği yüzde 54 oranı ile istikrarını korudu. Tasarruf araçları tercihlerinde yastık altı altın yüzde 43 ile ilk sıradaki yerini korurken, yastık altı nakit geçen çeyreğe göre artarak yüzde 32 ile ikinci sırada yer aldı. Altın veya diğer değerli metal hesabı tercihi yüzde 21 ile üçüncü sırada yer alırken, onu yüzde 18 oranı ile TL vadeli hesap takip etti. ING Türkiye, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında finansal sağlığa katkıda bulunmak amacıyla 2011 yılından bu yana gerçekleştirdiği Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması’nın 2025 yılı dördüncü çeyrek sonuçlarını yayınladı. NielsenIQ iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, tasarruf sahipliği yüzde 54 oranı ile istikrarını korudu. Önceki dönemlerden farklı olarak erkeklerde tasarruf oranı yüzde 55 ile kadınlara göre 3 puan daha yüksek. Tasarrufu olmayan yüzde 46’lık kesim içinde, yakın zamanda tasarruf etmeyi planlayanların oranı yüzde 21 olarak ölçüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 24 olurken, erkeklerde yüzde 18 seviyesinde kaldı. Tasarruf sahipleri içinde düzenli tasarruf yapanların oranı yüzde 84 oldu Araştırmaya göre, tasarruf sahipleri içinde düzenli tasarruf yapanların oranı, önceki çeyreğe göre 2 puan artarak yüzde 84’e yükseldi. Düzenli tasarruf yapanların yüzde 27’si gelirlerinin yüzde 10’undan azını tasarrufa ayırabildiğini belirtirken, yüzde 43’ü gelirlerinin yüzde 10 ile yüzde 20’si kadarını tasarruf için kullanabildiğini aktardı. Tasarruf motivasyonlarında geleceğe yatırım yüzde 34 ile ilk sıradaki yerini korurken, beklenmedik risklere karşı güvence ihtiyacı yüzde 23 ile ikinci sırada yer aldı. 35-44 yaş grubunda, beklenmedik durumlara karşı tasarruf yapma motivasyonu önceki çeyreğe göre 7 puan artış gösterdi. Tasarruf araçlarında yastık altı tercihler ilk sıralarda yer alıyor Araştırma sonuçları, bireylerin ortalama 2,1 araç üzerinden tasarruf yaptığını gösterdi. Tasarruf araçları tercihlerinde yastık altı altın yüzde 43 ile ilk sıradaki yerini korurken, yastık altı nakit geçen çeyreğe göre artarak yüzde 32 ile ikinci sırada yer aldı. Altın veya diğer değerli metal hesabı tercihi yüzde 21 ile üçüncü sırada yer alırken, onu yüzde 18 oranı ile TL vadeli hesap takip etti. Hisse senedi ve borsa yüzde 16 oranıyla tercih edilirken, bireysel emeklilik fonları ise önceki çeyreğe göre 4 puanlık artışla yüzde 15 seviyesine yükseldi. TL vadesiz hesapların tercih oranı yüzde 9 olurken, döviz vadeli hesaplar yüzde 8 oranında tercih edildi. Fonların payı ise yüzde 4 olarak ölçüldü. Kadınların yastık altı ve altın hesabı araçlarını erkeklere göre daha fazla tercih ettiği görülürken, erkeklerde ise hisse senedi/ borsa ve kripto para birimleri tercihi daha yüksek. Yaklaşık her 5 kişiden 1’i parasını daha fazla kazanç sağlayacak yatırım ürünlerinde değerlendiriyor Tasarruflara yönelik getiri beklentilerinin orta ve uzun vadeye yayıldığı görülürken; kısa vadeli getiri beklentisi önemli ölçüde düşüş gösterdi. Tasarruflarında orta vadede getiri bekleyenlerin oranı yüzde 43, uzun vadede getiri bekleyenlerin oranı ise yüzde 40 olarak ölçüldü. Finansal durumun sağlığını korumak için yapılan başlıca şey, geçen döneme göre 5 puanlık artışla yüzde 65 ile harcamaları kontrol etmek oldu. Finansal sağlığını korumak için parasını daha fazla kazanç sağlayacak yatırım ürünlerinde değerlendirenlerin oranı 5 puan artışla yüzde 19’a yükseldi, parasını birden fazla yatırım aracında değerlendirenlerin oranı ise yüzde 15 olarak gerçekleşti. Yatırım ürünleri hakkında bilgi sahibi olduğunu söyleyenlerin oranı genel katılımcı kitlesinde yüzde 39 seviyesinde iken, erkeklerde bu oran yüzde 45 ile kadınlara kıyasla 12 puan daha yüksek gerçekleşti. Katılımcıların yüzde 95’i bankacılık hizmetlerinden yararlanırken, son bir ay içinde internet ya da mobil bankacılık hizmeti kullananların oranı yüzde 90 oldu. Tasarruf ve yatırım ürünlerindeki çeşitlenmeyi destekleyen yaklaşımımızı sürdüreceğiz Araştırma sonuçlarını değerlendiren ING Türkiye Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Tuğçe Bora Kılıç, şunları söyledi: "Araştırmamız, tasarruf sahipliği oranının istikrarlı biçimde korunduğunu ortaya koyarken, kişi başına düşen ortalama tasarruf aracı sayısının 2,1’e yükseldiğini gösteriyor. Bununla birlikte bireylerin birikimlerini daha yüksek getiri potansiyeli sunan yatırım araçlarında değerlendirme eğiliminin güçlendiğini görüyoruz. Veriler, geçmiş dönemlere kıyasla daha çeşitli araçlara yönelim olduğunu ve birikimlerin daha etkin şekilde yönetilmeye çalışıldığını ortaya koyuyor. Bu yönelim, tasarruf ve yatırım ürünlerinde esneklik ile çeşitlilik ihtiyacını da artırıyor. ING Türkiye olarak bu ihtiyacı stratejik bir öncelik olarak ele alıyor; birikimlerin farklı ihtiyaçlara göre esnek biçimde değerlendirilebilmesine imkân tanıyan çözümler sunuyoruz. Turuncu Hesap ile müşterilerimize esneklik sağlarken; ING Mobil üzerinden yatırımlarını zahmetsizce takip edebilmelerine, farklı yatırım fonlarını anında karşılaştırabilmelerine ve takip listeleri oluşturarak yatırım ürünlerini yakından izlemelerine olanak tanıyoruz. Tasarruf ve yatırım ürünlerindeki çeşitlenmeyi destekleyen yaklaşımımızı sürdüreceğiz."
Otomotivde yön değişimi: Eski araçlara ilgi azaldı, takas durdu
24 Şubat 2026 Salı - 11:32 Otomotivde yön değişimi: Eski araçlara ilgi azaldı, takas durdu Sıfır araçta 2025 yılında kırılan satış rekorunun otomotiv piyasasında dengeler değişti. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Otomotiv Meclisi Üyesi Fahrettin Batı, kış aylarında durağanlaşan satışların mart itibarıyla yeniden hız kazanacağını belirtirken, tüketicinin eski araçtan uzaklaşıp elektronik ve yeni nesil modellere yöneldiğini, altın ve dövizdeki yükselişin ise sektörde ticareti baskıladığını söyledi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Otomotiv Meclisi Üyesi Fahrettin Batı, otomotiv piyasasının mevcut durumu, ekonomik verilerin sektöre etkisi ve değişen tüketici alışkanlıkları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Batı, durağan geçen kış aylarının ardından bahar dönemiyle birlikte piyasada hareketlilik beklediklerini ifade etti. 2025 yılında sıfır araç satışlarında yaklaşık 1 milyon 400 bin rakamına ulaşılarak Cumhuriyet tarihinin rekorunun kırıldığını hatırlatan Batı, sıfır araç satışlarındaki bu artışın ikinci el piyasasını oransal olarak düşürdüğünü belirtti. Aralık, ocak ve şubat aylarını kapsayan üç aylık sürecin durağan geçtiğini aktaran Batı, "Satışların düştüğü bu dönemden sonra ivme artık yukarı yönlü hareket edecek" dedi. "İvmenin marttan itibaren yukarı yönlü hareket edeceğini düşünüyoruz" Baharda piyasanın canlanacağını belirten Batı, "İvmenin yukarı yönlü hareket edeceğini düşünüyoruz. İnsanların en çok ikinci el ya da sıfır araç tercih ettikleri dönemler genelde nisan, mayıs ayları. Çünkü insanlar yaz programlarına yeni araçlarıyla gitmek istiyor. Biz de ivmenin marttan itibaren yukarı yönlü hareket edeceğini düşünüyoruz" diye konuştu. "Altının yukarı yönlü hareket etmesi bizim sektörümüzün menfaatine değil" Otomotiv sektörünü en çok etkileyen unsurun piyasalardaki hareketlilik olduğuna dikkat çeken Batı, sektörün stabil bir ticaret hayatına ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Döviz ve altın kurlarındaki dalgalanmaların insanları ticaretten çektiğini ifade eden Batı, "İnsanlar artık tüm hesaplarını altın bazında yapıyor. Vatandaş araç alıp TL, dolar veya euro bazında para kazansa da araba bir ay elinde kaldığında altın bazında yüzde 25-30 zarar ettiğini görüp ’Ben bu ticareti niçin yapıyorum?’ diyor. Banka ve faizle sıkıntısı olmayan kişiler zaten ticaretin içine hiç girmiyor; evini, arabasını veya mülkünü satıp faize yatırıyor ve düzenli gelir elde ediyor. Bankayla işi olmayanlar ise genelde altınla hareket ediyor. Altının yukarı yönlü hareket etmesi bizim sektörümüzün menfaatine değil. Sadece kenarda yatırımı olan, 50-100 gram altını bulunan küçük yatırımcıya bir faydası oldu, bize ise sadece zarar yazıyor" dedi. "Araçlar satılmıyor, herkes elektroniğin peşinde" Geçen yıl sıfır araç satışlarının 1 milyon 200 binde kaldığını, bu yıl ise ciddi bir artış yaşandığını belirten Batı, piyasanın geçen seneye göre daha hareketli olduğunu dile getirdi. Tüketici alışkanlıklarının tamamen değiştiğine vurgu yapan Batı, şunları kaydetti: "Rakam büyük, dolayısıyla insanlar her şeyden önce artık cebinde ister 100 bin lirası olsun, ister 1 milyon lirası olsun, ister 3 milyon olsun herkes elektronik yeni tip araç istiyor. Ya elektrikli ya hibrit, bizim tasvip etmediğimiz kısımları olan araçlar var tabii bu saydıklarımın içinde ama yani vatandaş yeni elektronik arabaya bindiği zaman her tarafından ışık gelsin, yok lambaları da onu yapsın, giderken video izlesin, televizyon izlesin gibi yeni teknolojik arabaların peşinde". Az da olsa birikimi olan kişilere dahi 10-15 yaş üzerindeki araçları satamadıklarını belirten Batı, "Koşarak sıfıra gidiyorlar. Aldıkları sıfır araçları ileriki tarihte satacağı zaman zarar edecekler ama vatandaş, ’bir sene bunun keyfini süreyim’ diyor. Yani artık araç alma şekli de değişti. Eski araçları takas için getiriyorlar. Takas usulü ile aldığımız araçları da kimse satın almıyor. Hiç kimse eski aracı almak istemiyor. Cebinde parası olmayan müşteri bile, birinden altın, dolar borç alıyor ya da bankaya borçlanıyor" şeklinde konuştu.
Mersin’de ’Köyümüz Atölye’ ile kadın üreticilere güçlü destek
24 Şubat 2026 Salı - 11:31 Mersin’de ’Köyümüz Atölye’ ile kadın üreticilere güçlü destek Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ile Mersinden Kadın Kooperatifi iş birliğinde Toroslar ilçesinde hayata geçirilen ’Hamzabeyli Köyümüz Atölye’ projesi kapsamında üretici kadınlara yönelik ilk eğitimler başladı. Büyükşehir Belediyesi ile Mersinden Kadın Kooperatifi tarafından, Toroslar ilçesi Hamzabeyli Mahallesi’nde eski köy okulunun dönüştürülmesiyle kurulan atölyede gerçekleştirilen eğitimlerde; makine-ekipman kullanımı, hijyen ve iş sağlığı güvenliği konularında bilgilendirme yapıldı. Büyükşehir Belediyesinde görev yapan gıda mühendisi Döndü Gürlekoğlu tarafından makine ve ekipman tanıtımı yapılırken, gıda teknikeri Ayşegül Tor Karacan kapsamlı hijyen eğitimi verdi. İş sağlığı ve güvenliği uzmanı Harun Alptekin Topçu ise üretim sürecinde karşılaşılabilecek riskler ve güvenli çalışma yöntemleri hakkında bilgi aktardı. Projeyle, kırsalda üretim yapan kadınların bilgi ve ekipman desteğiyle güçlendirilmesi, yerel ürünlerin markalaştırılması ve bölge ekonomisine katkı sağlanması hedefleniyor. Coğrafi işaretli ürünler işlenecek Atölyede, Hamzabeyli ve çevre mahallelerde yetiştirilen Coğrafi İşaret Tescilli Mersin Kan Portakalı başta olmak üzere nar ve çeşitli tarımsal ürünler işlenerek katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülecek. Hijyen kurallarına uygun üretim ortamı sayesinde hem üretici kadınların gelir elde etmesi hem de tüketicilerin güvenli gıdaya ulaşması amaçlanıyor. Hamzabeyli’nin yanı sıra Işıktepe, Çukurkeşlik, Çavak, Çamlıdere ve Karahacılı mahallelerinde tarımsal üretim yapan kadınlar, kendi yetiştirdikleri ürünleri atölyeye getirerek belediyeye ait makine ve ekipmanları teknik personel gözetiminde kullanabilecek. Atölyeden yararlanmak isteyenlerin randevu sistemiyle başvuru yapabileceği bildirildi. Geniş makine ve ekipman desteği Atölyede hamur yoğurma makinesi, yufka ve erişte üretim ekipmanları, reçel ve marmelat yapım kazanları, nar taneleme ve sıkma makinesi, öğütme makineleri ile turşu ve konserve ekipmanları bulunuyor. Bu teknik altyapı sayesinde üretici kadınların ürünlerini hijyenik ve kontrollü ortamda işleyebileceği kaydedildi. Her ayın son cuma günü teknik eğitimler düzenleneceği belirtilirken, makine ekipman kullanımı, iş sağlığı ve güvenliği, personel hijyeni, gıda okuryazarlığı ve nar ekşisi üretimi gibi başlıklarda eğitimler verileceği ifade edildi. Ayrıca ayın belirli haftalarında 10 kişilik kontenjanla uygulamalı atölye çalışmaları yapılacağı bildirildi. "Üreteni de tüketeni de koruyan sistem" Gıda mühendisi Döndü Gürlekoğlu, atölyede ambalajlama ve etiketleme dahil tüm süreçlerin kayıt altına alınacağını belirterek, "Atölyede hem üreteni hem de tüketeni koruyan bir sistem oluşturduk. Ürünlerin izlenebilirliği sağlanacak ve güvenilir gıda haline getirilecek" dedi. Kadın üreticiler memnun Kan portakalı üreticisi Merve Cömertler, atölye sayesinde ürünlerini daha bilinçli şekilde işleyebileceklerini belirterek, "Evde üretim yapıyorduk ancak burada teknik destekle daha sağlıklı üretim yapabileceğiz" diye konuştu. Bahçesinde nar ve kan portakalı yetiştiren Meryem Oktay ise nar ekşisi ve reçel üretiminin atölye sayesinde daha kolay olacağını ifade etti. Atölye çalışmalarında sıfır atık yaklaşımının benimsendiği, Kan Portakalı Reçeli, kan portakallı limonata ve çikolatalı kan portakal çubukları gibi ürünlerle hem coğrafi işaretli ürünlerin değerlendirileceği hem de bölgenin geleneksel tatlarının modern üretim teknikleriyle buluşturulacağı kaydedildi.
EGİAD İzmir, geleceğin işgücü haritasını çiziyor
24 Şubat 2026 Salı - 11:29 EGİAD İzmir, geleceğin işgücü haritasını çiziyor Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), küresel ölçekte hız kazanan dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve toplumsal değişim süreçlerinin işgücü piyasaları üzerindeki etkilerini çok boyutlu olarak değerlendirmek amacıyla, "Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir-Üçüz Dönüşüm ile İşgücü Piyasasının Yeniden Tasarımı" başlıklı think tank çalışması kapsamında önemli bir seminer ve çalıştay buluşması gerçekleştirdi. EGİAD merkezinde düzenlenen etkinlikte; yaratıcı yıkımın İzmir işgücü piyasasına etkileri, dönüşen beceri ihtiyaçları, yapay zekâ ve otomasyonun istihdam yapısına yansımaları ile geleceğin insan kaynağı stratejileri kapsamlı biçimde ele alındı. Programın moderasyonu, think tank çalışmasını yürüten akademik ekipten Doç. Dr. Elif Tunalı Çalışkan tarafından gerçekleştirildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, EGİAD’ın 35 yıllık yolculuğunda yalnızca bir iş dünyası örgütü değil, aynı zamanda veri üreten ve politika önerileri geliştiren bir düşünce merkezi olma hedefiyle hareket ettiğini vurgulayarak, "Bugün 35. yılımıza ulaştığımız bu noktada, sadece bir sivil toplum kuruluşu değil; şehrimizin ve bölgemizin ekonomik dönüşümüne rehberlik eden bir akıl merkezi olma vizyonuyla çalışıyoruz. EGİAD, iş dünyasının yalnızca bugünkü durumunu değil, yarınki varlığını da dert edinmektedir" dedi. EGİAD’ın think tank çalışmalarıyla bilimsel veri üretmeyi, strateji geliştirmeyi ve bölgesel kalkınmaya kalıcı katkı sunmayı temel sorumluluk olarak gördüğünü belirten Özhelvacı, hazırlıkları süren raporun bu yaklaşımın güçlü bir çıktısı olduğunu ifade etti. Bir risk değil, stratejik fırsat Konuşmasında Joseph Schumpeter’in "Yaratıcı Yıkım" kavramına değinen Özhelvacı, bu sürecin doğru okunduğunda ekonomik yenilenmenin ve inovasyon temelli büyümenin ana motoru olduğunu belirterek, "Yaratıcı yıkım, eskiyen ve verimsiz yapıların yerini daha dinamik ve katma değerli sistemlerin almasıdır. Biz bu süreci bir tehdit değil, doğru yönetildiğinde büyük fırsatlar barındıran bir yeniden doğuş olarak görüyoruz" diye konuştu. Küresel ölçekte inovasyon ve büyüme ilişkisine odaklanan çalışmaların ekonomi literatüründe giderek daha fazla önem kazandığını vurgulayan Özhelvacı, EGİAD’ın bu konuyu erken dönemde gündemine almasının vizyoner bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Yapay zekâ ve üçüz dönüşüm işgücü yapısını yeniden tanımlıyor Etkinlikte, yapay zekâ, otomasyon ve yeşil dönüşümün işgücü piyasası üzerindeki dönüştürücü etkileri veri temelli olarak ele alındı. Özhelvacı, küresel ölçekte yaşanan teknolojik dönüşümün yalnızca üretim biçimlerini değil, beceri yapısını ve rekabet stratejilerini de değiştirdiğini vurguladı. Özhelvacı şu şekilde konuştu: "Yapay zekâ ve veri temelli sistemler, sorunları ilk kez ölçülebilir ve yönetilebilir hale getiriyor. Bu dönüşüm, işgücü becerilerinden insan kaynağı stratejilerine kadar her alanı yeniden tanımlayan tarihsel bir kırılmadır." EGİAD Think Tank çalışması kapsamında İzmir’e özgü Beceri Açığı Endeksi ve İşgücü ve Beceri Fırsat Atlası hazırlandığını belirten Özhelvacı, raporun şehrin gelecekteki insan kaynağı ihtiyaçlarını ortaya koyacağını ifade etti. Hedef: İzmir’i Yeniden Beceri Kazandırma Üssüne Dönüştürmek EGİAD’ın hedefinin yaratıcı yıkımı İzmir için bir risk değil, stratejik sıçrama alanına dönüştürmek olduğunu vurgulayan Özhelvacı, özellikle NEET olarak tanımlanan "Ev Gençleri"nin yeni ekonomiye kazandırılmasının kritik önemde olduğunu belirterek, "Bu dönüşümü İzmir’de bir yeniden beceri kazandırma seferberliğine dönüştürmek istiyoruz. Amacımız, ortaya çıkacak beceri açığını doğru politikalarla kapatarak şehrimizi geleceğin işgücü yapısına hazırlamaktır" dedi. Ortak akıl ile geleceğin istihdam haritası Etkinliğin yalnızca teorik bir değerlendirme olmadığını vurgulayan Özhelvacı, raporun sahadan veri toplanarak hazırlandığını belirtti. Bu kapsamda teknoloji geliştirme bölgeleri, TTO ve TEKMER yöneticileriyle yapılan görüşmelerin ardından, iş dünyasının uygulayıcı aktörleri olan EGİAD üyeleri ve İK profesyonellerinin katkılarının alındığını ifade ederek, "İzmir’in geleceğine dair en doğru kararları ancak ortak akıl ile verebiliriz. Bugün ortaya koyulan her görüş, İzmir’in gelecekteki istihdam haritasına konulmuş bir tuğladır." dedi. Akademi-iş dünyası iş birliği güçleniyor Programın kapanışında Özhelvacı, Think Tank çalışmasını akademik titizlikle yürüten Doç. Dr. Elif Tunalı Çalışkan, Doç. Dr. Gülçin Gürel Günal ve Doç. Dr. Işıl Kurnaz’a teşekkür ederek, EGİAD’ın bilimsel veri ve politika üretmeye devam edeceğini vurguladı. EGİAD, "Yaratıcı Yıkım Sürecinde İzmir" raporuyla; işgücü piyasasının dönüşümünü analiz eden, beceri uyumsuzluklarını ortaya koyan ve İzmir’i geleceğin çalışma dünyasına hazırlayan stratejik bir yol haritası sunmayı hedefliyor.
Tavas’ın tescilli baklavası dünya pazarına açılıyor
24 Şubat 2026 Salı - 11:26 Tavas’ın tescilli baklavası dünya pazarına açılıyor Coğrafi işaretli Tavas Baklavası, TAVBEL ve Bonavias arasında imzalanan protokol kapsamında Yarengüme Kadın Kooperatifi tarafından üretilecek, Bonavias’ın yurt içi ve yurt dışı şubelerinde satışa sunularak uluslararası pazara açılacak. Denizli’nin Tavas ilçesine özgü coğrafi işaretli lezzetlerden biri olan Tavas Baklavası, imzalanan yeni iş birliği protokolüyle Orta Doğu ve Avrupa ülkelerinde satışa sunulacak. Tavas Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren TAVBEL şirketi ile Bonavias firması arasında imzalanan protokol kapsamında, Tavas Baklavası’nın üretim, tanıtım ve satış süreçleri daha güçlü bir yapıya kavuşturulacak. Protokole göre Tavas Baklavası, TAVBEL koordinasyonunda Yarengüme Kadın Kooperatifi aracılığıyla üretilecek. Ürünün satış ve tanıtım faaliyetleri ise Bonavias firması tarafından yürütülerek, firmanın Türkiye’de ki 50 şubesinde ve Orta Doğu ve Avrupa’daki şubelerinde tüketicilerle buluşturulacak. İmza töreninde konuşan Kadir Tatık, Tavas’ın önemli bir değerinin daha geniş pazarlara açılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Tatık, "Tavas’ımızın coğrafi işaretli değeri olan Tavas Baklavamızın üretim ve pazarlama süreçlerini daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirecek önemli bir iş birliğine imza attık. TAVBEL şirketimiz ile Bonavias firması arasında imzaladığımız protokol kapsamında Tavas Baklavamız, Yarengüme Kadın Kooperatifimiz aracılığıyla üretilecek, satış ve tanıtım faaliyetleri ise Bonavias tarafından yürütülecektir. Bu kıymetli iş birliğinde katkıları ve yapıcı yaklaşımları için Bonavias Yönetim Kurulu Başkanı Barış Çiftçi’ye teşekkür ediyorum" dedi. Bu iş birliğinin kadın emeğini destekleyen, yerel üretimi güçlendiren ve Tavas Baklavası’nı uluslararası pazarlarda daha görünür hale getiren önemli bir adım olduğunu vurgulayan Başkan Tatık, "Tavas’ın gözü gibi baktığı, bugüne kadar özenle koruduğu, yapısını hiç bozmadan bugüne taşıdığı ve artık coğrafi işaret alarak tescillenen bu özel ürünün, Türkiye’nin her yerinde ve ardından inşallah dünyanın dört bir yanında tanınan bir lezzet olarak yolculuğuna başlamasını büyük bir heyecanla karşılıyorum. Şunu özellikle belirtmek istiyorum; bundan üç, beş yıl sonra Tavas Baklavası, Bursa’nın kestane şekerinin önüne geçecek. Gaziantep’in baklavası bize rakip olacak. Biz hiçbir zaman Antep baklavasını kendimize rakip görmüyoruz; aksine Antep baklavası Tavas Baklavası’na rakip olacak. Buna yürekten inanıyoruz ve bunu başaracağız. Bunun da ilk adımını bugün atmış bulunuyoruz. Bunu yaparken yalnızca ticari bir faaliyet yürütmeyi değil, aynı zamanda önemli bir sosyal sorumluluk projesini hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bizim amacımız sadece kâr elde etmek değil; elde edilen gelirin köylerde yaşayan kadınlarımıza da katkı sağlamasıdır. Çünkü baklava denildiğinde akla gelen emek, kadın emeğidir. Bu lezzeti yaşatan, nesilden nesile aktaran annelerimiz, kadınlarımızdır. Kurmayı planladığımız üretim tesisinde, kadın kooperatiflerimizin belirlediği ortaklarımız çalışacak. Kadınlarımız bu baklavayı açacak, üretecek ve dünyaya sunacak. Biz de onların emeğini destekleyerek Tavas Baklavası’nı dünyanın her noktasına ulaştıracağız" şeklinde konuştu.
KSO’dan sanayiye enerji verimliliği desteği
24 Şubat 2026 Salı - 11:05 KSO’dan sanayiye enerji verimliliği desteği Konya sanayisi enerji verimliliğinde örnek bir başarıya daha imza attı. Konya Sanayi Odası (KSO) danışmanlığında yürütülen çalışma sonucunda Konya Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan Ekdöksan firması, indüksiyon ocaklarında enerji tüketimini yüzde 20 azaltarak büyük bir maliyet avantajı elde etti. Başarılı proje, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yürütülen Verimlilik Artırıcı Proje (VAP) Destekleri kapsamında hibe almaya da hak kazandı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, sanayi işletmelerinin enerji verimliliklerini artırmaya yönelik çalışmalara büyük önem verdiklerini söyledi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın VAP Desteklerinden hibe desteği alan Ekdöksan Döküm firmasını verimlilik odaklı çalışmalarından dolayı tebrik eden Başkan Büyükeğen, işletmelerin enerji verimliliğini artırmaya yönelik yaptıkları çalışmaları anlattı. Büyükeğen, "Enerji Verimliliği Mobil Etüt Aracımızla, Ekdöksan firmamızda olduğu gibi şu ana kadar, 194 farklı lokasyonda enerji etütleri gerçekleştirdik. Verimliliği artırma odaklı bu çalışmalarımızda 9 bin 694 TEP enerji tasarrufu sağladık, 57 bin 258 ton karbon salınımının önüne geçtik. Ayrıca bu çalışmalarla 8 milyon 400 bin dolarlık enerji tasarrufunun önünü açarak, yerli ve milli ekonomiye katkı sağlamış olduk" dedi. "İndüksiyon ocağında yüzde 20 enerji tasarrufu sağlandı" Ekdöksan Döküm Proje Yöneticisi Samet Eker de, verimliliğin günümüz şartlarında rekabetin en belirleyici unsurlarından biri olduğunu söyledi. 1984 yılından bu yana döküm faaliyeti yürüten firmalarındaki verimliliği artırmaya yönelik yaptıkları çalışma ile her bir indüksiyon ocağında yüzde 20 enerji tasarrufu sağladıklarını aktaran Eker, "Bu rekabet ortamında, verimli üretim yapmak büyük önem taşıyor. Döküm firmalarındaki indüksiyon ocaklarında, elektrik tüketimi çok fazla. Mühendislerimiz ile burada nasıl bir iyileştirme yapabileceğimize yönelik çalışma başlattık. Konya Sanayi Odası ile iletişime geçtik. Odamız, projede bize çok büyük destek verdi. İndüksiyon ocaklarının, indüksiyon sistemini geliştirerek, elektrik tüketimini azalttık. Daha önce bir ocakta 5 megavat güç sarf edilirken, bu proje ile 4 megavat civarına indirildi. Bunu diğer ocaklarımızda da hayata geçirmek için çalışmaları başlatacağız. Bu da büyük bir enerji tasarrufu sağlayacak. Verimlilik savaşlarında yer almak için böyle projeler çıkarmamız gerekiyor. Konya Sanayi Odamıza desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Konya sanayimiz için büyük önem arz eden bu destekler için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza da teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Enerji verimliliğini artırmaya yönelik KSO’nun rehberliğinde çalışmalarına devam eden Ekdöksan Döküm’de yürütülen proje ile saatlik 570 kW, yıllık 3 milyon 456 bin kW enerji tasarrufu sağlanacak. Firma böylece yıllık 14 milyon 335 bin TL tasarruf etmiş olacak.
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Asgari ücret tespit komisyonu’nun yapısı ivedilikle düzenlenmelidir"
24 Şubat 2026 Salı - 10:48 HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Asgari ücret tespit komisyonu’nun yapısı ivedilikle düzenlenmelidir" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısına ilişkin düzenlemelerin asgari ücret toplantısından önce yapılmasını ısrarla, ivedilikle talep ediyoruz" dedi. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, iftar programı kapsamında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arslan, ev işçileri, asgari ücret tespit komisyonunun yapısı başta olmak üzere çalışma hayatındaki birçok konuyu ele aldı. "Mutlaka Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının yeniden değerlendirilmesini istiyoruz" Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na ilişkin konuşan Arslan, işverenle hükümetin belirlediği asgari ücretin, taleplerini karşılamaktan uzak olduğunu belirterek, "Hükümetimize Sayın Bakan’a buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz. Mutlaka Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve diğer konfederasyonların talepleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesini istiyoruz ve bu yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısından önce bu düzenlemelerin yapılmasını ısrarla, ivedilikle talep ediyoruz" açıklamasında bulundu. Arslan, 22 Ekim 2025’te HAK-İŞ Konfederasyonu’nun kuruluşunun 50’inci yılına girdiğini ve 2026 yılı 22 Ekim tarihine kadar 50’inci yıl kapsamında çeşitli etkinliler düzenleyeceklerini dile getirdi. 1 Mayıs Uluslararası Birlik Mücadele Dayanışma Günü’nü bu yıl Bursa’da gerçekleştireceklerini söyleyen Arslan, bu yılki 1 Mayıs etkinliklerine Sudan İşçi Hareketi’nin liderlerini de Türkiye’de buluşturacaklarını kaydetti. "Ev işçilerinin meslek standartlarının tespiti konusunda çalışmalarımız devam ediyor" Arslan, TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de ev eksenli çalışanların sayısının yaklaşık olarak 1 milyon 310 bin civarında olduğunu ve bunların yüzde 95’inden fazlasının ise kadınlardan oluştuğunu ifade etti. Ev işçilerinin sosyal güvenlik sisteminde meslek karşılıklarının olmamasından ötürü işçi sayılmadıklarını ve sosyal güvenlik sisteminde yer alamadıklarını kaydeden Arslan, bu kapsamda ev işçilerinin sistemde yer almaları için kampanya yürüttüklerinin altını çizdi. Arslan, ev işçilerinin çalışma hayatındaki şartlarının iyileştirilmesi ve sisteme dahil edilmesi konusunda HAK-İŞ’in liderlik ettiğini söyleyerek, "HAK-İŞ olarak, sendikalarımızla da işbirliği yaparak bu çalışanlarımızın tamamına yakını maalesef sosyal güvenlik sisteminden tam olarak yararlanamıyorlar. İşçi sayılmadıkları için iş kanunu kapsamına girip sendikalara üye olamıyorlar. Sosyal güvenlik sistemi eksik olduğu için sadece sosyal güvenlikte o da belli sayıda işçi olursa iş kazalarına yönelik bir sigorta sistemi var. Onun dışında emeklilikle ilgili maalesef sisteme dahil değiller. Dolayısıyla hem uzun vadeli sosyal güvenlik haklarından yararlanmak, iş kanunu kapsamına girip, işçi sayılması ve sendikalara üye olmalarını sağlamak adına bir kampanya yürütüyoruz. İki ile yakındır bu kampanyayı yürütüyoruz. Konfederasyonumuz liderlik yapıyor. Çalışma Bakanlığı ile koordineli çalışıyoruz. Bakanlığın pek çok birimiyle ortak çalışmaları yürüttük. Başta Mesleki Yeterlilik Kurumu olmak üzere bunların meslek standartlarının tespiti konusunda çalışmalarımız devam ediyor" dedi. Suriyeli işçilerin Türkiye’deki durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Arslan, Suriyeli olup Türkiye’de çalışma izni olan ve ülkesine geri dönmek isteyen işçilerin Türkiye’de yaptığı çalışmaların karşılığının olmadığını ve bu sorunun çözümü için ise Türkiye ile Suriye arasında Sosyal Güvenlik Anlaşması imzalanması gerektiğini vurguladı.
Hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi yüzde 48,81 oldu
24 Şubat 2026 Salı - 10:26 Hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi yüzde 48,81 oldu Hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi bir önceki aya göre değişmeyerek yüzde 48,81 olarak gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Şubat ayı Hanehalkı Beklenti Anketi’nin sonuçlarını açıkladı. Anket, 3 bin 217 hanehalkı tarafından yanıtlandı ve sonuçlar yanıtların toplulaştırılmasıyla elde edildi. Buna göre, hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi bir önceki aya göre değişmeyerek yüzde 48,81 olarak gerçekleşti. Fiyat değerlendirmeleri Hanehalkının, son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını değerlendirdiği ve gelecek 12 ay için fiyatlarının en çok artmasını beklediği ürün/hizmet grupları ‘gıda’ ile ‘yakıt ve enerji’ oldu. Gıdayı, fiyatı en çok artan ürün grupları arasında değerlendiren katılımcıların payı bir önceki aya göre 0,2 puan azalarak yüzde 41,1 oldu. Konut fiyatı değişim beklentisi Gelecek 12 ay sonunda konut fiyatlarındaki artış beklentisi bir önceki aya göre 3,82 puan azalarak yüzde 35,41 oldu. Döviz kuru beklentisi 12 ay sonrası ABD Dolar kuru beklentisi bir önceki aya göre 0,71 TL azalarak 51,56 TL olarak gerçekleşti. Yatırım tercihleri Katılımcıların yatırım tercihleri değerlendirildiğinde, ilk sırada yer alan "altın alırım" diyen katılımcıların oranı, bir önceki aya göre 2,7 puan artarak yüzde 55,5 oldu. ikinci sırada yer alan "ev/dükkan/arsa vb. alırım" diyen katılımcıların oranı bir önceki aya göre 1,2 puan azalarak yüzde 30 olarak gerçekleşti.
CANiK ve grup şirketleri, Avrupa’da vitrine çıktı
24 Şubat 2026 Salı - 10:10 CANiK ve grup şirketleri, Avrupa’da vitrine çıktı Samsun Yurt Savunma (SYS Grup), bünyesindeki CANiK, AEI Systems ve UNIROBOTICS ile Avrupa’nın değişen güvenlik mimarisine cevap veren çözümleri Almanya’da sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Avrupa’nın önde gelen savunma ve güvenlik sektörü buluşmalarından ENFORCE TAC 2026, bu yıl Avrupa’da güvenlik kaygı ve arayışlarının arttığı bir atmosferde kapılarını açtı. Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen, dünyanın en prestijli iç güvenlik, kolluk kuvvetleri ve taktik ekipman fuarlarından biri olan etkinlik, kolluk kuvvetleri odaklı bir organizasyon olarak başlayıp zamanla askeri birimler ve özel operasyon güçlerinin yoğun ilgi gösterdiği stratejik bir platforma dönüştü. Ukrayna-Rusya savaşı sonrasında Avrupa ana karasında giderek artan güvenlik tehditleri ve savunma harcamalarındaki yükseliş, fuarın önemini de artırdı. Türk savunma sanayisini uluslararası pazarlarda başarıyla temsil eden CANiK, etkinlikte bağlı olduğu SYS Grup’un diğer şirketleri UNIROBOTICS ve AEI Systems ile birlikte, kıtanın değişen güvenlik mimarisine yanıt veren entegre çözümlerini sergiledi. Dünyanın en büyük 12,799 mm ağır makineli tüfek üreticisi olan CANiK, bu alandaki üstün mühendislik gücünü ve geniş ürün gamını Avrupa sahnesine taşıyarak küresel liderliğini bir kez daha ortaya koydu. Otoritelerden tam not aldı Dünyanın 12,799 mm ağır makineli tüfek alanındaki en geniş ürün ailesini oluşturan CANiK; M2 QCB modeliyle dakikada 650 atım hızında operasyonel güvenilirlik, M2F modeliyle dakikada 950 atım hızında yüksek ateş gücü ve M3 modeliyle dakikada 1.200 atım hızında hava platformları ile hava savunma görevleri için optimize edilmiş üstün performans sunuyor. Son dönemde tüm fuarlarda büyük ilgi gören TRAKON 30 Uzaktan Komutalı Silah Sistemi (UKSS) ve 30113 mm orta kalibre top VENOM LR entegrasyonu, ENFORCE TAC’te de en merak edilen çözümler arasında yer aldı. Çok maksatlı (multi role) olarak en çok talep gören orta kalibre top olan VENOM LR, fuarın en inovatif silahı olarak otoritelerden tam not aldı. UNIROBOTICS ve AEI Systems iş birliğiyle ortaya çıkan bu silah sistemi, düşük geri tepmeli yapısı ve entegre radar sistemiyle, özellikle asimetrik İHA (drone) tehditlerine karşı en yüksek performanslı ve maliyet etkin çözüm olarak konumlanıyor. SYS Grup-CANiK CEO’su Cahit Utku Aral, fuar değerlendirmesinde, güvenlik ve istikrara katkı sağlayan, güvenlik güçlerinin yanı başında olan çözümlerinin, dünyanın farklı coğrafyalarında da ilgi gördüğünü söyledi. Bu kapsamda, Avrupa’da özellikle son dönemde ortaya çıkan güvenlik ihtiyaçlarının ürünlerine kıtada olan ilgiyi daha üst seviyeye çıkardığını aktaran Aral, bunu da dikkate alarak fuara geniş bir ürün çeşitliliği ile katıldıklarını belirtti. Aral, "Fuarda gördüğümüz ilgiden çok memnunuz. Bugüne kadar Avrupa’da aldığımız sorumluluklarla müşterilerimize ne kadar güvenilir bir çözüm ortağı olduğumuzu gösterdik. Fuarda ise yeni ürünlerimizle hem var olan ilişkilerimizi güçlendirdik hem de yeni iş birliklerinin temellerini attık. Kıtanın bütünü ama özellikle NATO’nun doğu sınırında yer alan ülkelerden ciddi talepler alıyoruz. Bunları en iyi şekilde karşılayabileceğimizi kendilerine anlattık ve gösterdik. Sahada kendini ispatlayan ürünlerimize karşı beğenilerini ifade ettiler. Tüm bu gelişmeler ışığında, SYS Grup olarak bugüne kadar olduğu gibi Avrupa kıtasında da Türk savunma sanayisini en iyi şekilde temsil edip, kullanıcılarımızın savunmasına yüksek standartlarda katkı sağlamayı sürdüreceğiz" dedi.