EKONOMİ
10 Mart 2026 Salı - 10:16 İnşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 25,38 arttı Ocak ayında inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 25,38, aylık yüzde 9,87 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak ayı İnşaat Maliyet Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, İnşaat maliyet endeksi, 2026 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 9,87 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,38 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 3,52 arttı, işçilik endeksi yüzde 21,84 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 23,32 arttı, işçilik endeksi yüzde 28,83 arttı. Bina inşaatı maliyet endeksi yıllık yüzde 25,57 arttı, aylık yüzde 10,29 arttı Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 10,29 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,57 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 3,63 arttı, işçilik endeksi yüzde 22,55 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 23,75 arttı, işçilik endeksi yüzde 28,49 arttı. Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 24,78 arttı, aylık yüzde 8,48 arttı Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 8,48 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,78 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 3,17 arttı, işçilik endeksi yüzde 19,35 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 21,96 arttı, işçilik endeksi yüzde 30,08 arttı.
ABD Türk tavuğunun peşinde
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:25 ABD Türk tavuğunun peşinde Türkiye’nin beyaz et sektörünün öncü kuruluşlarından HasTavuk, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) tarım merkezi Kansas’tan gelen üretici heyeti ağırladı. Mısır, soya ve buğday üreticilerinden oluşan heyet, firmanın Susurluk’taki modern entegre tesislerini yerinde inceledi. Export Council (USSEC) Türkiye Ofisi rehberliğinde 3 Şubat’ta HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Sezer ve Genel Müdür Müfit Yavuz tarafından karşılanan heyet, ilk olarak Susurluk Yem Fabrikası’nı ziyaret etti. Hammadde kabulünden laboratuvar analizlerine, rasyon hazırlığından son teknoloji üretim aşamalarına kadar tüm süreçleri inceleyen konuklar, tesisin teknik altyapısını tam notla değerlendirdi. İleri teknoloji ve robotik altyapı Yem fabrikasının ardından beyaz et üretim tesislerini gezen Kansaslı üreticiler, tavuk etinin sofralara uzanan titiz yolculuğunu yerinde gözlemledi. El değmeden ilerleyen üretim süreçleri, tam otomasyonlu paketleme sistemleri ve robotik altyapı heyetin büyük ilgisini çekti. Firmanın global standartların üzerindeki hijyen ve güvenlik protokolleri takdirle karşılandı. Ziyaret sırasında tesisin çevreci üretim vizyonu, verimlilik odaklı operasyonel yapısı ve dijitalleşme entegrasyonu hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. Laboratuvar analizlerinin hızı ve süreç takibindeki hassasiyet, Amerikalı tarım temsilcileri tarafından "geleceğin üretim modeli" olarak nitelendirildi. Sektörel iş birliği mesajı HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, Türkiye’nin gıda, tarım ve hayvancılık potansiyeline dikkat çekerek, teknolojik entegrasyonun sektördeki önemini vurguladı. Ziyaret sonunda Kansaslı üretici birlikleri ve USSEC Türkiye Ülke Müdürü Sırrı Kayhan, Türkiye yem ve hayvancılık sektörüne katkılarından dolayı firma ekibine teşekkürlerini sundu. Görüşmede, iki ülke arasındaki tarımsal iş birliklerinin güçlendirilmesi ve gelecekte hayata geçirilebilecek ortak projeler üzerine stratejik fikir alışverişinde bulunuldu.
Sunar Yatırım’dan net sıfır hedefi: 2027 sonunda tesislerinin tüm elektrik ihtiyacını GES’lerden karşılayacak
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:23 Sunar Yatırım’dan net sıfır hedefi: 2027 sonunda tesislerinin tüm elektrik ihtiyacını GES’lerden karşılayacak Yarım asrı aşan üretim geçmişiyle Türkiye’nin gıda, tarım ve biyoendüstri alanındaki öncü gruplarından Sunar Yatırım, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırıyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, üretim süreçlerinde enerji kullanımını dönüştürerek 2027’ye kadar karbon salımını yüzde 50, 2030’a kadar ise yüzde 75 azaltmayı hedeflediklerini açıkladı. 2026 yılında bu konuya 30 milyon dolar ilave kaynak ayırdıklarını söyleyen Çomu, 2027 sonuna kadar ise üretim tesislerinin elektrik ihtiyacının tamamını GES’lerden karşılayacaklarını duyurdu. Enerji maliyetlerinin hızla arttığı ve karbon yönetiminin sanayi şirketleri için stratejik bir zorunluluk haline geldiği bu dönemde Sunar Yatırım; enerji dönüşümünü uzun vadeli büyüme stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor. Tarımdan sanayiye uzanan entegre üretim yapısıyla grup, yatırımlarını tüm tesislerine yayıyor ve enerji verimliliği ile yenilenebilir enerji uygulamaları sayesinde çevresel etkiyi azaltırken operasyonel dayanıklılığını güçlendiriyor. Konuyla ilgili yol haritalarını ve 2025 yılı karnesini paylaşan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "Tarıma dayalı endüstride sürdürülebilir büyüme için üretim süreçlerinin bütüncül bir yaklaşımla yeniden ele alınması gerekiyor. Enerji verimliliği ve temiz enerji yatırımlarımızı hem çevresel sorumluluğumuzun hem de uzun vadeli üretim gücümüzün doğal bir parçası olarak görüyoruz" değerlendirmesini yaptı. Elektriğin yüzde 50’sini güneşten alıyor Sunar Yatırım, bu strateji doğrultusunda üretim süreçlerinde enerji kullanımını kalıcı biçimde dönüştürmeyi planlıyor ve karbon azaltma hedeflerini ölçülebilir yatırımlarla destekliyor. 2025 yılı itibarıyla tükettiği elektriğin yüzde 50’sini kendi güneş enerjisi santrallerinden (GES) karşılamaya başlayan şirket, 2027 yılına kadar üretim tesislerinin elektrik ihtiyacının tamamını GES’lerinden karşılamayı hedefliyor. Toplam yenilenebilir enerjide kurulu gücü 41,5 MWp’ye ulaşan grubun hali hazırda; Adana Sunar Yatırım Kampüsü, Ankara Polatlı, Çankırı Kurşunlu, Konya Karapınar ve Yozgat Yerköy’de GES’leri bulunuyor. Eskişehir Alpu, Adıyaman Besni, Manisa Soma, Aydın Efeler, Aydın Koçarlı, Antalya Kumluca, Adana Saimbeyli ve İzmir Kınık gibi yeni lokasyonlarda santrallerin kurulum çalışmaları ise devam ediyor. 2027 yılında kurulu güç 100 MWp’e ulaşacak Yenilenebilir enerji yatırımlarına projeksiyon tutan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "Mevcut 41,5 MWp kurulu gücümüzü 2026 yılı sonuna kadar 66,5 MWp’ye, 2027 yılı sonu itibarıyla ise yaklaşık 100 MWp seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda, 2024-2025 döneminde yaklaşık 52 milyon dolarlık yatırım yaptığımız yenilenebilir enerjiye, 2026 yılı için 30 milyon dolarlık ilave kaynak ayırdık" bilgisini verdi. Çevreye, 527 ağacın yıllık oksijen üretimine eşdeğer katkı sağlıyor Sunar Yatırım, tesislerinde hayata geçirdiği enerji verimliliği projeleri sayesinde 2025 yılında 7,36 milyon kWh enerji tasarrufu sağladı. Bu çalışmalar, yıllık 576 bin Euro’nun üzerinde mali kazanım sağlarken 3 bin 529 ton karbon emisyonunun azaltılmasına katkıda bulundu. Sağlanan bu çevresel kazanım, yıllık bazda 527 ağacın oksijen üretimine eşdeğer bir etki oluşturdu. Aynı dönemde enerji verimliliği alanında 1,3 milyon Euro, çevre yatırımları kapsamında ise 19,5 milyon TL yatırım yaptıklarını açıklayan Mustafa Nuri Çomu, "Enerji verimliliğine yönelik aldığımız aksiyonlar ile çevresel etkimizi azaltırken kaynaklarımızı doğru kullanarak büyüme yolculuğumuzu sürdürülebilir kılıyoruz. Su yönetimi, çevresel risklerin azaltılması, tesis altyapısının iyileştirilmesi, atık yönetimi uygulamaları ve karbon ayak izinin izlenmesi gibi başlıklarda hayata geçirdiğimiz yatırımlar ile çevresel mevzuata uyumun ötesinde, üretim sahamızda daha izlenebilir, kontrollü ve güvenli bir altyapı oluşturuyoruz" ifadelerini kullandı. 12 Milyon Euro yatırımla atıksu arıtma tesisi kuruyor Sunar Yatırım, bu kapsamda en önemli yatırımlarından biri olarak toplam tutarı 12 milyon Euro olan yeni atıksu arıtma tesisini devreye alıyor. Üretim süreçlerinden kaynaklanan atıksular, ileri teknoloji ile arıtılacak ve geri kazanılacak. Arıtılan su, yenilenebilir enerji üretiminde kullanılacak. Tesis bünyesinde kurulacak anaerobik arıtma sistemi sayesinde atıksulardan biyogaz üretilecek ve tesisin önemli bir bölümünün enerji ihtiyacı bu biyogazdan karşılanabilecek. Bu sayede kömür ve doğalgaz gibi fosil yakıtların kullanımı azalacak, karbon emisyonları düşecek ve daha temiz, verimli bir enerji yapısına geçilecek. Ayrıca yeni tesis, yasal deşarj standartlarının ötesinde bir arıtma kalitesi sunacak şekilde tasarlandı. İleri biyolojik arıtma ve membran teknolojileri sayesinde arıtılan su, ilerleyen dönemde üretim süreçlerinde yeniden kullanılabilecek. Bu yaklaşım hem su kaynaklarının korunmasına hem de döngüsel ekonomi anlayışının güçlenmesine katkı sağlayacak. 2030’a doğru net sıfır yolculuğu Sunar Yatırım, yenilenebilir enerji yatırımları ve enerji verimliliği projeleriyle net sıfır hedefi doğrultusunda ilerliyor. Grup, enerji dönüşümünü kısa vadeli kazanımlarla sınırlı tutmadan, tüm tesislerine yayılan kalıcı bir üretim modeline dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu vizyonu özetleyen Çomu, sözlerini şöyle tamamladı: "Hedefimiz, güvenilir üretimi çevresel sorumlulukla birlikte ele alan bir biyoendüstri modeli oluşturmak. Enerji dönüşümü, bu modelin temel yapı taşlarından biri. GES projelerimiz yıllık bazda 80 bin tonun üzerinde karbon salımının önüne geçiyor. Planımız, 2030 yılına kadar karbon nötr üretim modeline geçişi tamamlamak."
Aliağa Limanları, dış ticaretin yüzde 5,5’ini tek başına derçekleştirdi
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:06 Aliağa Limanları, dış ticaretin yüzde 5,5’ini tek başına derçekleştirdi Küresel ticarette dalgalanmaların ve bölgesel risklerin arttığı bir dönemde Aliağa, güçlü sanayi altyapısı, entegre liman tesisleri ve lojistik kapasitesiyle Türkiye ekonomisinin dış ticaretteki en kritik merkezlerinden biri olma konumunu 2025 yılında da pekiştirdi. Ege Bölgesi sanayisini dünya pazarlarına bağlayan Aliağa, yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte stratejik bir dış ticaret üssü olarak öne çıkıyor. İzmir, Manisa ve Aydın başta olmak üzere Batı Anadolu’daki sanayi üretiminin ana çıkış kapısı haline gelen Aliağa, 2025 yılında ulaştığı 35 milyar 311 milyon dolarlık dış ticaret hacmiyle Ege Bölgesi’nin dış ticaret omurgasını oluşturmaya devam etti. Ege İhracatçılar Birlikleri (EİB) verilerine göre 2025 yılında Aliağa limanlarından gerçekleşen ihracat bir önceki yıla göre yüzde 2,2 artışla 21 milyar 716 milyon dolar olurken, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ithalat ise bir önceki yıla göre yüzde 7,4 düşerek 13 milyar 487 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu tabloyla Aliağa, 9 yıldır aralıksız dış ticaret fazlası veren nadir merkezlerden biri olma özelliğini sürdürdü. 2025 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 161 seviyesine ulaştı. Kimya, elektronik ve çelik ihracatta öne çıktı 2025 yılı ihracat verileri sektörel çeşitliliğin ve üretim gücünün geldiği noktayı da ortaya koydu. Aliağa limanlarından en fazla ihracat, 6 milyar 300 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri sektöründe gerçekleşti. Bu sektörü 2 milyar 706 milyon dolarla elektrik-elektronik ürünleri ve 2 milyar 628 milyon dolarla çelik ürünleri izledi. Söz konusu veriler, Aliağa’nın katma değeri yüksek ve sanayi temelli ihracat yapısını güçlendirdiğini gösterdi. Ege’nin yüzde 58’i, Türkiye’nin yüzde 8’i Aliağa’dan Aliağa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Ertürk, 2025 yılı dış ticaret verilerini değerlendirirken Aliağa limanlarının bölgesel ve ulusal ölçekte üstlendiği role dikkat çekti. Ertürk, Ege Bölgesi toplam ihracatının yüzde 58’inin, Türkiye ihracatının ise yüzde 8’inin Aliağa limanlarından gerçekleştirildiğini belirtti. Aynı şekilde Ege Bölgesi ithalatının yüzde 51’i, Türkiye ithalatının ise yüzde 3,7’si Aliağa üzerinden yapıldı. Toplam dış ticarette ise Aliağa, Ege Bölgesi’nin yüzde 55,8’ini, Türkiye’nin ise yüzde 5,5’ini tek başına gerçekleştirdi. Bu verilerin, Aliağa’nın artık yalnızca bir liman bölgesi değil; üretim, ticaret ve lojistiğin entegre olduğu uluslararası bir ticaret hub’ı haline geldiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Ertürk, 2050 yılına kadar limancılık ve lojistikte Aliağa’nın Türkiye ve dünya ortalamasının üzerinde büyümeye devam edeceğine dair güçlü öngörüler bulunduğunu ifade etti. Yük ve gemi trafiğinde Türkiye’nin zirvesinde Aliağa’nın, yalnızca dış ticaret performansıyla değil, limanlar bölgesindeki güçlü rakamlarıyla da dikkatleri üstüne çektiğini söyleyen Başkan Ertürk, "2025 yılında Aliağa limanlarında gerçekleştirilen toplam yük elleçlemesi, bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artışla 88 milyon 699 bin ton seviyesine ulaşarak, Türkiye’de en fazla yük elleçlenen liman bölgesi olma unvanını korudu. Aynı dönemde Aliağa limanlarına uğrayan gemi sayısı yüzde 2,26 artışla 6 bin 224’e yükselerek, Kocaeli’nin ardından Türkiye’nin en yoğun gemi trafiğine sahip ikinci liman bölgesi oldu. Bu tablo, Aliağa’nın uluslararası deniz ticaretinde güvenilir ve tercih edilen bir merkez haline geldiğinin somut bir göstergesidir" dedi. Konteyner ve sıvı yükte stratejik lojistik güç 2025 yılında ulaşılan 1 milyon 701 bin TEU konteyner elleçleme hacmiyle Aliağa limanlarının, Türkiye genelinde ilk 5 liman bölgesi arasında yer aldığını söyleyen Ertürk; "Konteynerden dökme ve genel kargoya kadar çok farklı yük türlerine aynı anda hizmet verebilen entegre liman yapımız, küresel ticarette önemli bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Ayrıca Türkiye’deki toplam sıvı yük elleçlemesinin yaklaşık yüzde 30’unun Aliağa limanlarında gerçekleştirilmesi, bölgemizin enerji ve petrokimya lojistiğinde ülke ekonomisi açısından taşıdığı stratejik rolü bir kez daha ortaya koymaktadır" diye konuştu. Sanayi, enerji ve lojistikte çok yönlü güç Son 15 yılda gerçekleştirilen büyük ölçekli yatırımlar sayesinde Aliağa’nın, Türkiye’nin en hızlı büyüyen bölgelerinden biri konumuna ulaştığını ifade eden ALTO Başkanı Ömer Ertürk, "Aliağa, ülkenin demir-çelik ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini, işlenmiş petrol ürünleri ihtiyacının ise yaklaşık yüzde 50’sini tek başına karşılıyor. Konvansiyonel enerji üretiminin yanı sıra rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarıyla yenilenebilir enerji alanında da güçlü bir üretim kapasitesine sahip olan bölge; hububat depolama, antrepo ve lojistik geri hizmetleriyle ticaret zincirini tamamlayan bir ekosistem sunuyor. 2026 yılında üretime başlayacak olan Honda’nın motosiklet yatırımı ve Nordex’in kanat üretim tesisi de Aliağa’nın çok sektörlü ekonomik yapısını güçlendiren yatırımlar oldular. Bu çok yönlü yapı, Aliağa’nın sahip olduğu ekonomik ve jeostratejik avantajları daha da belirgin hale getirirken, yerli ve yabancı yatırımcıların dikkatini bölgeye yoğunlaştırıyor. Son dönemde yatırımların yönünün Aliağa ve çevresine çevrilmesi de bu potansiyelin somut bir göstergesi" dedi. "Aliağa’nın gücü, altyapı yatırımlarıyla tam anlamıyla açığa çıkar" Aliağa Ticaret Odası Başkanı Ömer Ertürk, Aliağa’nın güçlü konumuna rağmen çözüm bekleyen yapısal sorunların bulunduğunu da vurgulayarak, bu gücün sürdürülebilir kılınabilmesi için kamu ve özel sektörün eş zamanlı, kararlı ve koordineli adımlar atmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Mevcut durumda limanlar bölgesi ile ağır sanayi alanlarının, özellikle ulaşım altyapısı başta olmak üzere önemli eksikliklerle karşı karşıya bulunduğunu belirten Ertürk, bugün ortaya çıkan yüksek kapasitenin, yetersiz altyapıya rağmen bölgedeki yatırımcıların özverili çalışmalarıyla sağlandığını kaydetti. Liman geri sahaları, ulaşım altyapısı ve lojistik destek alanlarının bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmaması halinde mevcut potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilemeyeceğine dikkat çeken Ertürk, limanlar ve ağır sanayi bölgesinin önümüzdeki 40–50 yıllık lojistik ihtiyaçları gözetilerek planlanması gerektiğini vurguladı. Parçacıl çözümlerin yeterli olmadığını ifade eden Ertürk, yetkili kurumlar ile yatırımcıların ortak vizyon ve güçlü bir iş birliği içinde hareket etmesi halinde Aliağa’nın sürdürülebilir büyümesinin hız kazanacağını; doğru planlama ve nitelikli altyapı yatırımlarıyla desteklendiğinde Aliağa’nın sanayi, üretim, istihdam ve ihracat alanlarında Türkiye ekonomisine katkısının önümüzdeki yıllarda da artarak süreceğini ifade etti.
Akıncı, Kahire’de Türkiye-Mısır İş Forumu’na katıldı
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:04 Akıncı, Kahire’de Türkiye-Mısır İş Forumu’na katıldı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’a gerçekleştirdiği resmî ziyaret kapsamında Kahire’de düzenlenen Türkiye-Mısır İş Forumu programına katıldı. Forum, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Mısır Yatırım ve Serbest Bölgeler Kurumu General Authority for Investment and Free Zones (GAFI) iş birliğinde; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Es-Sisi’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Programa TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu öncülüğünde oda ve borsa başkanları da katılım sağladı. Forum öncesinde GTB adına temaslarda bulunan Akıncı, Mısır’daki İsmailiye Ticaret Odası ile Garbiye Ticaret Odası arasında tarım ve tarımsal gıda sanayini kapsayan iki ayrı iş birliği protokolüne imza attı. Protokollerle; üretimden pazarlamaya uzanan süreçte bilgi paylaşımı, ortak projeler ve karşılıklı yatırım imkanlarının geliştirilmesi hedefleniyor. Forum süresince gerçekleştirilen ikili görüşmelerde Türkiye-Mısır ticari ve ekonomik ilişkilerinin güçlendirilmesi, iki ülke arasındaki ticaret hacminin orta vadede 15 milyar dolar seviyesine çıkarılması hedefi, üçüncü ülkelerde ortak iş yapma imkânları ile tarım ve gıda sanayinde katma değeri yükseltecek modeller ele alındı. Programın ardından değerlendirmelerde bulunan GTB Başkanı Mehmet Akıncı, bu tür üst düzey platformların reel sektör açısından stratejik önem taşıdığına dikkat çekerek, "Türkiye ile Mısır arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden ivme kazandığı bir dönemde gerçekleştirilen bu forum, özellikle tarım ve gıda sanayinde yeni bir iş birliği zeminini beraberinde getiriyor. Gaziantep olarak güçlü üretim altyapımızı, ihracat tecrübemizi ve gıda sanayindeki birikimimizi uluslararası ortaklıklarla daha ileri taşımayı hedefliyoruz. İmzaladığımız protokoller; karşılıklı ticaret hacminin artırılması, tarımsal üretimde katma değerin yükseltilmesi ve ortak yatırım imkanlarının somut projelere dönüşmesi açısından önemli bir başlangıçtır. Önümüzdeki süreçte pazar çeşitlendirmesini güçlendiren, sürdürülebilir ve uzun vadeli iş birliklerine odaklanmayı hedefliyoruz" diye konuştu.
Uçurum: "AOSB’yi yeniden Türkiye’nin zirvesine taşımak için yola çıktık"
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:13 Uçurum: "AOSB’yi yeniden Türkiye’nin zirvesine taşımak için yola çıktık" Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde (AOSB) 10 Şubat’ta yapılacak seçimler öncesinde sanayici kimliği, yönetsel deneyimi ve katılımcı vizyonuyla öne çıkan Başkan Adayı İsrafil Uçurum, "Hep birlikte yönetmek, hep birlikte büyümek" anlayışını merkeze alan bir vizyon ile hizmete talip olduklarını belirtti. AOSB’nin köklü ve güçlü sanayi yapısının simge firmaları arasında yer alan Bossa ve Oğuz Tekstil’in Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten ve Adana Sanayi Odası (ADASO) Meclis Başkanlığı görevini 2014 yılından bu yana sürdüren İsrafil Uçurum, seçim yarışında özellikle arsa, enerji ve yönetişim başlıklarında ortaya koyduğu net mesajlarla öne çıktı. 2004-2010 yılları arısında AOSB’nin yönetiminde görev alan, başkanlık yapan ve bu görevi kendi isteğiyle devrederek kurumsal yönetişim anlayışıyla örnek bir davranış ortaya koyan İsrafil Uçurum, güneyin sanayi üssünü yeniden Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biri haline getirmek için başkanlığa talip olduğunu vurguladı. İsrafil Uçurum, "AOSB, Adana’nın sanayi hafızası, Türkiye’nin ihracat gücünün önemli merkezlerinden biridir. Ben de bu bölgenin içinde yetişmiş, yatırımını AOSB’ye yapmış, üretimin her aşamasını birebir yaşamış bir sanayici olarak sorumluluk almaya talibim. Çünkü AOSB’nin yeniden ivme kazanması, sanayicinin önünün açılması ve bölgenin hak ettiği yere ulaşması gerektiğine inanıyorum" dedi. "Vizyonumuzun temel sütunları şeffaflık, katılımcılık ve kurumsallık" Yönetim vizyonunun merkezinde şeffaflık, katılımcılık ve kurumsallık anlayışının yer aldığını, kişilere değil sisteme dayalı bir yönetim anlayışı hedeflediklerini kaydeden İsrafil Uçurum, "Farklı sektörlerden 11 asıl, 11 yedekten oluşan güçlü bir yönetim kurulu oluşturduk. AOSB’deki sanayicilerin teveccühü ile hizmet bayrağını devraldıktan sonra önde gelen sanayicilerin yer alacağı bir de danışma kurulu oluşturacağız. Bölgemizdeki sanayicileri karar süreçlerine doğrudan dahil edeceğiz. Genç ve kadın sanayicilerimizi de OSB yönetimine entegre edeceğiz. AOSB’yi 500 sanayicimizle birlikte yönetmek istiyoruz. Herkes ne olup bittiğini bilsin, söz sahibi olsun. Bunu anlayışın oturmasını istiyoruz" diye konuştu. Küresel rekabetin giderek sertleştiği bir dönemde sanayicinin üzerindeki maliyet baskısının azaltılmasının temel öncelik olması gerektiğini vurgulayan İsrafil Uçurum, özellikle ucuz ve temiz enerji konusuna dikkat çekti. Yönetimleri döneminde atmış oldukları adımlar sayesinde bugün OSB’de kullanılan elektriğin ve doğalgazın OSB dışındaki fabrikalara göre daha ucuz olmasını sağladıklarını kaydeden İsrafil Uçurum, "Şimdi mevcudun üzerine yenilerini ekleme zamanıdır. Göreve gelir gelmez sanayicinin daha ucuz ve temiz enerji kullanabilmesi için bakanlıklar başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarla irtibata geçeceğiz. Türkiye genelinde tarıma elverişsiz alanlarda enerji santrali projemizi hayata geçirmek istiyoruz. Böylelikle sanayiciye uygun maliyetli elektrik sağlayacağız. Bu yatırımlarımız sınırda karbon düzenlemesi başta olmak üzere küresel çevre standartlarını da gözeten stratejik yatırımlar olacak" ifadelerini kullandı. Temel amaçlarının AOSB’de üretim yapan sanayicinin rekabet gücünü artırmak, yatırımı teşvik etmek ve bölgeyi yeniden Türkiye’nin öncü sanayi merkezlerinden biri haline getirmek olduğunu kaydeden İsrafil Uçurum, "Elektrik, su, doğal gaz ve OSB aidatlarında maliyetleri aşağı çekecek düzenlemeler yapacağız. Sanayicinin dış pazarlara erişimini kolaylaştıracak ihracat destek ofislerinin kurulmasını sağlayacağız. Nitelikli iş gücüne erişimi güçlendirecek insan kaynakları destek mekanizmalarını hayata geçireceğiz. Dijitalleşme, yazılım ve yeni nesil sanayi yatırımları için altyapıyı güçlendireceğiz" dedi. "Sanayicilerin ortak çağrısı ve talebiyle başkan adayı oldum" Başkan adaylığının bir makam arayışından değil, sanayicilerin ortak çağrısı ve talebiyle şekillendiğini vurgulayan İsrafil Uçurum, yönetim anlayışının merkezine sorumluluk, şeffaflık ve hesap verebilirliği koyduklarını ifade etti. Makamların hizmet aracı olarak görülmesi gerektiğini dile getiren İsrafil Uçurum, "Makam peşinde değiliz. Zamanında AOSB Başkanlığını kendi isteği ile bırakan biriyim. Adana Sanayi Odası Meclis Başkanı olarak odasını sanayiciye hizmet üretmek için Türk Eximbank’a veren bir anlayışa sahibim" diye konuştu. En dikkat çekici taahhütlerinden birinin de görev süresi sınırlaması olduğunu belirten İsrafil Uçurum, AOSB’de yönetim anlayışının kurumsallaşması gerektiğine dikkat çekti. İsrafil Uçurum, bu kapsamda başkanlık görev süresinin en fazla iki dönemle sınırlandırılmasına yönelik prensip kararının genel kurulda sanayicilerin oyuna sunulmasını hedeflediklerini söyledi. AOSB’nin bugün çözüm bekleyen en önemli sorunlarının başında arsa üretimi ve yatırım süreçlerinde yaşanan tıkanıklıkların geldiğini söyleyen İsrafil Uçurum, daha sonra şunları söyledi: "Yıllardır ön tahsisi yapılmış ancak yatırıma dönüşmemiş alanlar, teslim tarihleri belirsiz projeler ve sanayicinin kullanamadığı ciddi bir kaynak söz konusu. Sanayici arsa istiyor. Ön tahsis yapılmış ama arsa sanayiciye yatırım için teslim edilmediği gibi alt yapı yatırımları dahi yapılmamış alanlar mevcut. Göreve gelir gelmez en öncelikli işimiz, arsa üretimini hızlandırmak, altyapıları tamamlamak ve tüm süreçleri şeffaf, takvime bağlı ve denetlenebilir hale getirmek olacaktır. AOSB, bir dönem Türkiye’nin en büyük ve en güçlü 2’nci OSB’si iken ancak bugün geldiğimiz noktada ilk 15 içine dahi giremiyor. Doğru yönetim, güçlü vizyon ve sanayicinin desteğiyle AOSB’yi yeniden Türkiye’nin ilk üç organize sanayi bölgesi arasına taşımak mümkündür. Ben bu sorumluluğu almaya, AOSB’yi birlikte yönetmeye ve üretimin gücünü yeniden zirveye taşımaya hazırım."
Fırat EDAŞ Malatya’da deprem sonrası enerji altyapısına 3,5 milyar TL yatırım yaptı
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:13 Fırat EDAŞ Malatya’da deprem sonrası enerji altyapısına 3,5 milyar TL yatırım yaptı 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da enerji altyapısının yeniden ayağa kaldırılması için sahadaki çalışmalarını sürdüren Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), 3,5 milyar TL yatırım gerçekleştirdi. Yatırımlar kapsamında Malatya genelinde 83 dağıtım merkezi, 270 trafo, 36 bin 255 direk, 10 bin 671 armatür ile 1.701 kilometre yeni hattı şebekeye dahil eden şirket, enerji arzının güvenli ve kesintisiz şekilde sürdürülebilmesi için saha faaliyetlerini sürdürüyor. Üç yıl önce meydana gelen 6 Şubat Depremi, binlerce insanın yaşamını kalıcı biçimde değiştirdi. Depremden etkilenen şebekenin tekrar ayağa kaldırılması ve güvenli şekilde yeniden işletilmesi öncelik haline geldi. Bu kapsamda Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), Malatya’da enerji altyapısının güçlendirilmesini öncelikli bir sorumluluk olarak ele aldı. Afetin hemen ardından başlatılan çalışmalarla, güvenli ve dayanıklı bir şebeke yapısının oluşturulmasını hedefledi. Güçlü ve dayanıklı bir enerji altyapısı Şirket, Malatya’da deprem sonrasında toplam 3,5 milyar TL yatırım hayata geçirerek kent genelinde enerji altyapısının onarımı, yenilenmesi ve kapasitesinin artırılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar gerçekleştirdi. Bu çalışmalar sonucunda kent genelinde 83 dağıtım merkezi, 270 trafo, 36 bin 255 direk, 10 bin 671 armatür ve 1.701 kilometre yeni hat şebekeye dahil edildi. Gerçekleştirilen yatırımlar, Malatya’da günlük yaşamın devamı açısından kritik öneme sahip altyapının yeniden ayağa kalkmasına katkı sundu. Fırat EDAŞ, gerçekleştirdiği çalışmalarla mevcut ihtiyaçları karşılamanın yanı sıra gelecekte yaşanabilecek afetlere karşı dirençli bir enerji altyapısı oluşturduğunu duyurdu. "Önceliğimiz hayatın devamlılığı oldu" Konuya ilişkin bir değerlendirmede bulunan Fırat EDAŞ Şirket Müdürü Müjdat Çelik, "6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da enerji altyapısının güvenli ve dayanıklı biçimde yeniden kurulması, bizim için teknik bir çalışmanın ötesinde bir sorumluluktu. Enerji altyapısını mümkün olan en kısa sürede yeniden ayağa kaldırmak için aralıksız çalıştık. Bu süreçte önceliğimiz, yaşamın kesintisiz sürdürülebilmesi için sahada hızlı, koordineli ve kalıcı çözümler üretmekti. Yaptığımız yatırımlarla altyapıyı daha güvenli ve daha dayanıklı hale getirdik. Çalışmalarımız sahadaki ihtiyaçlar doğrultusunda aralıksız sürdürüyoruz" dedi.
Yüzlerce yıllık tatlıyı dondurmayla buluşturdu; şimdi dünyaya satıyor
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:12 Yüzlerce yıllık tatlıyı dondurmayla buluşturdu; şimdi dünyaya satıyor Bursa’nın İnegöl ilçesinde 125 yıllık tarihe sahip bir helvacının 4’üncü kuşak temsilcisi Cihan Bozacılar, yüzlerce yıllık tarihe sahip geleneksel Türk tatlısı olan irmik helvasını 2017’de dondurmayla bir arada sunmaya başlayarak, gençlerin tüketim alışkanlıklarına girmeyi başardı. Çocukluğu tezgah başında helva satarak geçen 40 yaşındaki Bozacılar, bugün 400’e yakın şubesiyle milyonlarca kişiye klasik, Antep fıstıklı, Dubai çikolatalı, meyveli irmik helvası yediriyor. Yaş ortalamasını düşüren, çocuklara bile irmik helvasını sevdiren Bozacıoğlu, Türkiye ve 20 ülkede 400’e yakın şubesinde dondurmalı irmik helvası yedirirken, şube ağını genişletmeyi hedefliyor. Helvacı Ali Yönetim Kurulu Başkanı Cihan Bozacılar, hikayelerinin 1892 yılında ilk kuşak dedeleri olan İdris Efendi’nin Yugoslavya (Kosova) Prizen’den İnegöl’e göç etmesiyle başladığını söyledi. Bozacılar, İdris Efendi tarafından ilk helva, boza ve şıra dükkanının 1900’de İnegöl’de açıldığını anlatarak, "Helvacı Ali’nin isim babası ise 1919 yılında doğan 2. kuşak dedemiz Ali Bozacılar oldu. Uzun yıllar sürdürdüğü helvacılığı oğlu Şadan Bozacılar’a devretti ve bu köklü miras babamdan da bana aktarıldı" dedi. Tahin helvası ve yaz helvası gibi katı helva grubunun üreticisi olduklarını dile getiren Bozacılar, 125 yıllık dükkanlarında aynı lezzet ve kaliteyle bugünlere geldiklerini kaydetti. Çocukluğu ticaretin içinde geçti Dedesinin yönlendirmesiyle çocukluğunun tatlı tezgahında helva satarak geçtiğini aktaran Bozacılar, 40 yaşında olduğunu ve tüm hayatının helvanın içinde geçtiğini söyledi. Zamanla irmik helvası ve diğer bazı tatlıların da üretim ve satışına başladıklarını anlatan Bozacılar, "Ticaretin Türkiye’deki merkezlerinden olan İnegöl’de bulunmak bizim için bir şanstı. Yeni bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Mobilyanın merkezindeyiz. Herkes sürekli yeni ürünlerle tüketicilerin karşısına çıkıyor. Bizim de yeni, kalıcı ve sevilen bir ürüne ihtiyacımız vardı" ifadesini kullandı. Katı helvaların özellikle tahin helvasının sezonluk olduğunu belirten Bozacılar, şöyle konuştu: "Tam zamanlı helva tüketimini nasıl oluştururuz diye düşündük, çalıştık ve katma değerli bir ürün ortaya koyduk. Osmanlı’dan gelen kültürel mirasımız olan irmik helvasını dondurmayla buluşturduk. İrmik helvası genellikle Ramazan ayında iftar sonrasında tüketilen bir tatlı türü. Anadolu’da düğün yemeklerinde de sıkça tüketiliyor. Biz bu geleneksel tatlıyı dondurmayla kolay sunum halinde planladık. 2017 yılında ikinci şubemizi İnegöl’de açtık ve dondurmalı irmik helvası hikayesi de böyle başladı." Helva tüketim yaş ortalaması düştü Normalde tahin helvasının, yaz ve irmik helvasının genel tüketim yaş ortalamasının yukarıda olduğunu belirten Bozacılar, "Gençlere bu tatlıyı tükettirmek kolay değildi. Dondurmalı hale gelince tüketici yaşını çok aşağılara çektik. Çocuklar ve gençler dondurmalı irmik tatlısını çok sevdi" dedi. Gıdada hızlı tüketim çağında olunduğunu dile getiren Bozacılar, "İnsanlar yemeğini, tatlısını hızlıca tüketip işlerini halletme telaşında. Elbet yemek ayrı bir kültür, sohbeti, buluşmaları, iş görüşmeleri açısından önemli. Ancak hızlı tüketimde tatlının yeri azdı. Biz hızlı gıda tüketimine dondurmalı irmik helvasını da soktuk. Ayakta kase içinde tadımlık özel bir lezzet oldu" diye konuştu. Dondurmalarının keçi sütünden olduğunu vurgulayan Bozacılar, "Dondurmanın formülü bize ait, ürettiriyoruz. İrmiği de hep aynı güvenilir yerlerden kaliteli olarak tedarik ediyoruz. Bizde lezzetin sürdürülebilir olması ve bozulmaması çok önemli" ifadesini kullandı. Geleneksel Türk tatlısı ABD’de tüketiliyor Zamanla irmik helvasını çeşitlendirdiklerini belirten Bozacılar, klasik irmik helvası yanında, cennet çamuru denilen Antep fıstıklı, lotuslu, sade çikolatalı, Dubai çikolatalı ve meyveli sultan çeşitlerinin bulunduğunu anlattı. Dubai, Katar, Almanya ve ABD gibi yurt dışında birçok noktada şubelerinin bulunduğunu aktaran Bozacılar, şöyle devam etti: "Şu an 20 ülkede satışımız var. Türkiye ve yurt dışında lokomotif ürünümüz klasik irmik helvası. Bunu cennet çamuru içerikli ürünümüz izliyor. Kanada’da mesela en çok bu ürünümüz tüketiliyor, ilgi görüyor. ABD gibi bir ülkede geleneksel tatlımızın, irmik helvasının tüketilmesini sağlamak bizi çok mutlu ediyor. Dubai’de, Katar’da, Kuveyt’te üst düzey yöneticilerin, yüksek statüdeki kişilerin bile bizim tatlımızı yediklerini duyuyoruz, mutlu oluyoruz" Bozacılar, Türkiye’de 81 ilde 300’ün üzerinde şubelerinin bulunduğunu belirterek, yurt dışındakilerle 400’e yakın şubeyle hizmet sunduklarını söyledi. Kasede sundukları tatlılarının İstanbul’dan Kars’a, Adana’dan Samsun’a her yerde aynı fiyatta olduğuna dikkati çeken Bozacılar, "Kendi tatlı kültürümüzü yurt dışında da sunmak çok keyifli. Şubelerimizle 4-5 bin kişiye istihdam sağlamış olduk. Ticari hareket sağladık ve bu bizi mutlu ediyor." dedi. Bozacılar, geleceğe yatırım kapsamında İnegöl’de 14 bin metrekarelik yeni bir üretim yerinin inşasına başladıklarını belirterek, "Dünyanın olabildiğimiz her yerinde olmayı hedefliyoruz.  Kimsenin inanmadığı bir işi başarmak çok önemli. Helvayı ABD’de bile satıyor olmak bence çok önemli." ifadesini kullandı.
Yüreğir Ziraat Odası’ndan BDDK’ya düzenleme çağrısı: "Üretimin devamlılığı için limitler korunmalı"
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:10 Yüreğir Ziraat Odası’ndan BDDK’ya düzenleme çağrısı: "Üretimin devamlılığı için limitler korunmalı" Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, BDDK tarafından planlanan kredi kartı limit düzenlemesinin tarım sektöründeki yansımalarına dikkat çekti. Doğan, limitlerin düşürülmesinin üretim süreçlerini zorlaştırabileceğini belirterek, tarımsal sürdürülebilirlik için mevcut finansal imkanların korunması gerektiğini vurguladı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) 400 bin TL üzerindeki kredi kartı limitlerinin kullanılmayan kısımlarında indirime gitme hazırlığı, tarım sektöründe hassasiyetle takip ediliyor. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, çiftçinin üretim planlamasında kredi kartı limitlerinin stratejik bir öneme sahip olduğunu ifade ederek, düzenlemenin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Üretim faaliyetlerinde kredi kartı finansal hareket alanı sağlıyor Son dönemde iklim değişikliği ve artan girdi maliyetleri nedeniyle üreticilerin zorlu bir süreçten geçtiğini ifade eden Başkan Doğan, kredi kartlarının çiftçiler için önemli bir finansal araç haline geldiğini söyledi. Doğan, "Çiftçilerimiz, üretimlerini kesintisiz sürdürebilmek adına kredi kartlarını aktif bir şekilde kullanmaktadır. Bu limitler sadece tarımsal girdilerde değil, çiftlik onarımlarından temel yaşam ihtiyaçlarına kadar pek çok alanda finansal bir güvence oluşturmaktadır" dedi. Limitlerin düşürülmesinin üretim çarkları üzerinde baskı oluşturabileceğine değinen Doğan, üreticinin dönemsel ihtiyaçlarına göre bu limitlere ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Harcamaların kısıtlanmasının üretimi aksatabileceğine işaret eden Doğan, "Borç yönetimiyle üretimini ayakta tutmaya çalışan çiftçimiz için limitlerin korunması, tarım sektöründeki istikrarın devamı açısından kritik bir öneme sahiptir. Limitlerdeki azalma, üretimin aksamasına ve sektörde beklenmedik mali zorlukların yaşanmasına zemin hazırlayabilir" uyarısında bulundu. Tarımın stratejik önemine ve gıda arz güvenliğine dikkat çeken Başkan Doğan, BDDK tarım sektörünün özel şartlarını değerlendirmeli, ülke ekonomisinin lokomotifi olan tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması için mevcut düzenlemeden vazgeçerek çiftçinin finansal hareket alanını korumalıdır ifadelerini kullandı.
UzOman, Hektaş Özbekistan’a ortak oluyor
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:55 UzOman, Hektaş Özbekistan’a ortak oluyor Umman Yatırım Otoritesi (OIA) ile Özbekistan Hükümeti’nin ortak yatırım şirketi UzOman, OYAK şirketlerinden Hektaş’ın Özbekistan’daki yatırımı Hektaş Asia LLC’ye, sermaye artırımı yoluyla 24.9 Milyon USD bedel karşılığında yüzde 33,3 oranında ortak oldu. OYAK, Umman Yatırım Otoritesi (OIA) ile devam eden stratejik ortaklığı kapsamında Orta Asya’daki yatırımlarını güçlendiren yeni bir iş birliğini hayata geçirdi. Bu kapsamda, OIA ile Özbekistan Hükümeti tarafından kurulan ortak yatırım şirketi UzOman Investment Company, OYAK şirketlerinden Hektaş’ın, Özbekistan’da kurduğu ve ileri teknolojiye sahip tarım kimyasalları fabrikası inşası devam eden yatırımı Hektaş Asia LLC’nin yüzde 33,3’üne ortak oldu. Yapılan açıklamaya göre, iş birliği, şirket ve OIA’nın gelişmekte olan pazarlarda sanayinin geliştirilmesi, bölgesel entegrasyonun güçlendirilmesi ve kalıcı ekonomik değer üretilmesine yönelik ortak stratejik vizyonunu yansıtıyor. Taşkent’te, Özbek-Türk Organize Sanayi Bölgesi’nde hayata geçirilen proje; ileri teknolojiye sahip tarım kimyasalları üretimiyle hem bölgesel gıda arz güvenliğine katkı sağlamayı hem de Orta Asya’da yerel üretim ve ihracat kapasitesini artırmayı hedefliyor. Sürdürülebilir kârlılık ve nemaya katkı Şirketin uluslararası pazarlarda uzun vadeli değer oluşturma vizyonunun önemli bir adımı olarak öne çıkan iş birliği, İstanbul’da düzenlenen imza töreniyle resmiyet kazandı. Anlaşma, Hektaş Genel Müdürü Enis Emre Terzi ve UzOman Yatırım Direktörü Mohammed Al Abri tarafından imzalandı. Ortaklık anlaşmasının imza töreninde konuşan OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, "Şirket olarak, yurt dışından doğrudan yatırım ve finansman girişi sağlayan, katma değer oluşturan projelere öncelik veriyoruz. Hektaş Asia ortaklığı kapsamında yurt dışından kaynak sağlarken, çoğunluk payın Hektaş’ta olması stratejik bir kazanımdır. Şirketin sürdürülebilir kârlılığına katkı sunacak bu yatırım, aynı zamanda OYAK ve üyelerimiz için uzun vadeli ve istikrarlı nema oluşturma hedefimizi de desteklemektedir" diye konuştu. Orta Asya’da büyüme vizyonu UzOman’ın Hektaş Asia’ya ortak olmasının OYAK’ın küresel büyüme yaklaşımını yansıttığını vurgulayan Yalçıntaş, şunları söyledi: "Hektaş Asia LLC tarafından Orta Asya’nın en hızlı büyüyen ekonomilerinden Özbekistan’da hayata geçirilen bu önemli yatırım, şirketin uluslararası üretim ve ihracat kapasitesini güçlendirirken OYAK’ın uzun vadeli ve bölgesel etki oluşturan yatırım stratejisini de doğrudan desteklemektedir. Bu yatırım, yalnızca bir üretim tesisi olmanın ötesinde; bilgi, teknoloji ve insan kaynağını merkeze alan entegre bir sanayi yaklaşımının somut bir yansımasıdır. Şirket olarak, faaliyet gösterdiğimiz her coğrafyada yerel kalkınmayı destekleyen, bölgesel entegrasyonu güçlendiren ve uzun vadede kalıcı ekonomik değer üreten projelere odaklanıyoruz. Bu proje de Orta Asya’daki büyüme vizyonumuzun önemli yapı taşlarından biridir." UzOman Investment Company CEO’su Omar Bahram da iş birliğinin Özbekistan açısından stratejik önemine dikkat çekerek, "UzOman aracılığıyla, ileri tarımsal girdi üretimini Özbekistan’da yerelleştirmek üzere şirket ile iş birliği yapmaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırım; gıda güvenliğini destekleyecek, ithalat bağımlılığını azaltacak ve Özbekistan’ı Orta Asya’da tarımsal çözümler için bölgesel bir merkez konumuna taşıyacaktır" dedi. Uzun vadeli ve kalıcı değer üretecek Hektaş Genel Müdürü Enis Emre Terzi de Hektaş’ın Orta Asya’yı büyüme ve uluslararası genişleme stratejisinin öncelikli coğrafyalarından biri olarak konumlandırdığını, özellikle Özbekistan’ın bu stratejide özel bir yere sahip olduğunu söyledi. Terzi, aldığımız uluslararası finansman katkısıyla şirketin küresel tarım ekosisteminde uzun vadeli ve kalıcı değer üretmeye odaklanan etkin bir oyuncu olma hedefiyle ilerlediğini ifade etti. Anlaşma kapsamında UzOman Investment Company ve Hektaş, Özbekistan’da faaliyet gösteren Hektaş Asia LLC şirketi aracılığıyla bitki koruma ürünleri ile organo-mineral gübrelerin yerel üretimine odaklanacak. Bölgesel üretim ve ihracat odağı Özbek-Türk Organize Sanayi Bölgesi’nde, Taşkent yakınlarında yaklaşık 100 hektarlık alanda yapımı süren tesisin 2027 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor. Yatırım, iç pazarın yanı sıra komşu Orta Asya ülkelerine yönelik ihracatı da kapsayacak şekilde kurgulanarak, şirketin bölgesel ölçekte rekabet gücü yüksek sanayi yatırımları oluşturma hedefini destekliyor.
Kibar Holding’den EBRD ile güçlü iş birliği
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:54 Kibar Holding’den EBRD ile güçlü iş birliği Türkiye’nin önde gelen sanayi topluluklarından Kibar Holding, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile yürüttüğü stratejik iş birlikleriyle yeşil dönüşüm yolculuğunu güçlendiriyor. Bu kapsamda Topluluk Şirketlerinden Assan Alüminyum, EBRD’den sağlanan kredi desteğiyle düşük karbonlu üretim yatırımlarını hızlandıracak. Kibar Holding, sürdürülebilirlik odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile hayata geçirdiği iş birlikleriyle sanayi üretiminden tedarik zincirine uzanan kapsamlı yeşil dönüşüm sürecinde yeni bir aşamaya geçiyor. Topluluk Şirketlerinden Assan Alüminyum, EBRD’den sağlanan kredi desteğiyle düşük karbonlu üretim yatırımlarını hayata geçirecek. Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı yaptığı açıklamada, EBRD ile kurulan çok boyutlu iş birliğinin, holdingin çevresel etkiyi azaltma, tedarik zinciri dayanıklılığını artırma ve uluslararası sürdürülebilirlik standartlarıyla uyumlu ekosistem oluşturma hedeflerini yeşil yatırımlarla destekleyeceğini vurguladı. EBRD ile iş birliklerinin Kibar Holding’in sürdürülebilirlik vizyonunu daha da güçlendireceğinin altını çizen Kayabaşı, "EBRD ile yürüttüğümüz iş birliği, holdingin sürdürülebilirliği yalnızca yatırım alanı değil, tüm iş yapış biçimimizin ayrılmaz parçası olarak ele aldığını gösteriyor. Assan Alüminyum’da hayata geçirdiğimiz düşük karbonlu üretim yatırımları, çevresel etkimizi azaltırken, sanayi dönüşümünü tedarik zinciri ve insan kaynağıyla birlikte ele alan bütüncül yaklaşımımızın da somut bir yansıması. Uzun vadeli değer üretmeyi merkeze alan bu anlayışı, tüm Topluluk şirketlerimize yaymayı hedefliyoruz" diye konuştu. Assan Alüminyum’da düşük karbonlu üretim yatırımları Yapılan anlaşmayla EBRD, Assan Alüminyum Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye Dilovası ve Tuzla tesislerinde yürütülen karbon azaltım yatırımlarının finansmanı amacıyla 20 milyon euro uzun vadeli kredi desteği sağlayacak. Bu yatırımlar; hurda kullanımının artırılması, enerji ve gaz tüketiminin azaltılması, verimliliğin güçlendirilmesi ve üretim süreçlerinin optimizasyonunu kapsıyor. Yüzde 100 Yeşil Ekonomiye Geçiş (YEG) niteliği taşıyan proje, Paris Anlaşması ve AB Taksonomisi ile uyumlu yapısıyla dikkat çekiyor. Şirket aynı zamanda, yapılandırılmış bakım ve destek çerçevesi oluşturarak insan kaynakları politika ve uygulamalarını da güçlendirmeyi hedefliyor. Yeni yatırımlar, şirketin düşük karbonlu üretim kapasitesini artırırken, şirketin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü ve uzun vadeli dayanıklılığını da destekleyecek.
İzmir Su Ürünleri Hali 51 bin tonla rekor kırdı
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:53 İzmir Su Ürünleri Hali 51 bin tonla rekor kırdı İzmir’de Su Ürünleri Hali 2025 yılında 51 bin 699 tonluk işlem hacmine ulaşarak rekor kırdı. Sebze-meyve halinde işlem hacmi yarım milyon tonu geçti. İzmir, gıda ticaretinin önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Su Ürünleri Hali ile Sebze ve Meyve Hali, sıkı denetimler ve titiz çalışmalar sayesinde 2025 yılında Türkiye’nin zirvesinde yer aldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Haller Şube Müdürlüğü tarafından 7 gün 24 saat esasına göre hizmet veren haller, İzmir ve Ege Bölgesi’nin yanı sıra Türkiye’nin dört bir yanından gelen yurttaşların güvenli ve sağlıklı koşullarda alışveriş yapmasına olanak tanıyor. Türkiye genelinde marka haline gelen bu tesislerde hizmet kalitesinin korunması için Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın kontrol ekipleri ve mühendisleri, Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleriyle koordineli biçimde denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Hal girişlerinde yapılan kontrollerle kayıp ve kaçaklara geçit verilmezken, satış alanlarında düzenin sağlanması ve hijyen koşullarının korunmasına yönelik çalışmalar titizlikle yürütülüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından her geçen gün koşulları daha da iyileştirilen haller, düzeni, sunduğu olanaklar ve yüksek işlem hacmiyle Türkiye’nin lider halleri arasında yer almayı sürdürüyor. Su ürünleri hali 51 bin tonla Türkiye lideri Yıl boyunca yürütülen çalışmalar kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali, 2025 yılında 51 bin 699 tonluk işlem hacmine ulaşarak Türkiye genelinde birinci sırada yer aldı. İzmir Körfezi ve Ege Denizi’nin bereketinin yanı sıra kültür balıkçılığı ve ithal deniz ürünlerinin de satışa sunulduğu halde, yıl içinde en çok işlem gören balık 11 bin 898 ton ile hamsi oldu. Hamsiyi 11 bin 601 tonla sardalya, 2 bin 818 tonla kupez, 2 bin 793 tonla çupra ve 2 bin 741 tonla levrek izledi. En çok işlem gören ürünler arasında ayrıca tirsi, istavrit, kefal, granyöz ve çimçim karides gibi deniz ürünleri de yer aldı. "Sadece İzmir’in değil, Türkiye’nin de gözbebeği" İzmir Büyükşehir Belediyesi Haller Şube Müdürü Murat Polat, Su Ürünleri Hali’nin Türkiye’nin en önemli gıda ticaret merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Polat, "Halimiz, su ürünlerinin açık artırma usulüyle toptan satışının ve dağıtımının yapıldığı, yurttaşlarımızı sağlıklı ve hijyenik koşullarda su ürünleriyle buluşturduğumuz bir tesistir. Yılın 365 günü, 7 gün 24 saat esasına göre hizmet veriyoruz" dedi. Günlük ortalama bin 500 aracın giriş yaptığı tesiste yaklaşık 4 bin kişiye hizmet sunulduğunu belirten Polat, Su Ürünleri Hali’nin 58 bin metrekarelik alan üzerine kurulu olduğunu, 44 satış noktasında faaliyet gösterdiğini ifade etti. İzmir Körfezi ve Türkiye’nin farklı denizlerinden gelen taze ürünlerin yanı sıra yurt dışından ithal edilen su ürünlerinin de satışa sunulduğunu aktaran Polat, çipura ve levrek başta olmak üzere birçok ürünün Avrupa’nın birçok ülkesine ihraç edildiğini söyledi. Polat, "2025 yılı içinde 51 bin ton balık sevkiyatı gerçekleştirdik. Bu işlem hacmiyle Su Ürünleri Halimiz, Türkiye’de en yüksek kapasiteye sahip hal konumunda. Dolayısıyla tesisimiz sadece İzmir’in değil, Türkiye’nin de gözbebeğidir" ifadelerini kullandı. "Beyan usulüne göre değil tespit usulüne göre işlem yapıyoruz" Polat, hallerde temizlik, bakım ve denetim çalışmalarının 7 gün 24 saat sürdüğünü belirtti. Hal girişlerinde araçların hem beyan hem de fiili kontrollerden geçtiğini, ürünlerin ise hal içinde gıda ve su ürünleri mühendisleri tarafından denetlendiğini ifade etti. Satış sırasında balık türü, miktarı ve fiyatının kantar tespit personeli tarafından kayıt altına alındığını vurgulayan Polat, "İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak beyan usulüne değil, tespit usulüne göre işlem yapıyoruz. Düzenin sağlanması ve kayıp-kaçağın önlenmesi için denetimlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. "Ünlü şefler balık halinde" Su Ürünleri Hali esnafı Mehmet Hanifi Özen, hijyen ve temizlik çalışmalarından memnun olduklarını belirterek, belediye personelinin ihtiyaçlara hızlı yanıt verdiğini söyledi. İzmir Balık Hali’nin geniş bir müşteri ağına sahip olduğunu ifade eden Özen, İzmir’in gastronomide öne çıktığını, ünlü şeflerin de erken saatlerde hale gelerek ürünleri yerinde incelediğini dile getirdi. Sebze ve Meyve Hali’nde yarım milyon tonu aşan işlem hacmi Türkiye’nin en büyük üç hali arasında yer alan İzmir Büyükşehir Belediyesi Sebze ve Meyve Hali’nde 2025 yılında 541 bin 823 tonluk işlem hacmine ulaşıldı. En çok işlem gören ürün 81 bin 331 tonla domates olurken; patates, salatalık, soğan ve biber domatesi izledi. Patlıcan, mandalina, limon, elma ve portakal da işlem hacmi yüksek ürünler arasında yer aldı. "Kayıp ve kaçak sebzenin önüne geçiyoruz" İzmir Büyükşehir Belediyesi Sebze ve Meyve Hali Şefi Sadık Ceylan, halin 7 gün 24 saat esasına göre çalıştığını belirterek, "5907 sayılı Kanun kapsamında gece gelen araçların bildirimlerini kontrol ediyor, eksik beyanları tamamlatmadan girişe izin vermiyoruz. Böylece kayıp ve kaçak ürünlerin önüne geçiyoruz" dedi. Vardiya sistemiyle zabıta ve güvenlik ekipleri eşliğinde denetimlerin sürdüğünü ifade eden Ceylan, İzmir Sebze ve Meyve Hali’nin 157 dükkânıyla Türkiye’nin üçüncü büyük toptancı hali olduğunu, halkın güvenli, hijyenik ve taze sebze-meyveye erişimi için çalıştıklarını söyledi. "Gece saatlerinde gelip sorunlarımızı dinliyorlar" Sebze ve Meyve Hali esnafı İzzet Tunç, İzmir Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin çalışmalarından memnuniyet duyduklarını belirterek, hal içi ve çevre düzenlemeleri ile temizlik hizmetlerinin düzenli şekilde yürütüldüğünü söyledi. Tunç, "Gece saatlerinde gelip sorunlarımızı dinliyor, çözüm odaklı çalışıyorlar. Çevre illerden de çok sayıda müşterimiz var. Tüm ekibe teşekkür ediyoruz" dedi.