EKONOMİ
Uluslararası taşımacılıkta maliyet baskısı 10 Mart 2026 Salı - 11:39:20 Uluslararası karayolu taşımacılığı sektörü, sınır kapılarında akaryakıt fiyatlarındaki artıştan kaynaklı maliyet baskısına dikkat çekti. Sektör, bu durumun dış ticareti ve uluslararası rekabet gücünü doğrudan etkileme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) ve Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD), sınır kapılarında akaryakıt fiyatlarının artışından dolayı uluslararası taşımacılık maliyet baskısına ilişkin ortak açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ’’28 Şubat 2026 tarihinde başlayan İran-İsrail-ABD gerilimi sonrasında dünya petrol piyasalarında önemli dalgalanmalar yaşanmıştır. Bu gelişmelerin ülke ekonomisine olası olumsuz etkilerini sınırlamak amacıyla 5 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 10995 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile gerekli düzenlemeler yapılmış ve iç piyasada akaryakıt fiyatlarındaki artışların sınırlı şekilde yansıması sağlanmıştır. Ancak mevcut uygulamanın uluslararası karayolu taşımacılığı sektörüne aynı şekilde yansımadığı görülmektedir. Sınır kapılarında yapılan akaryakıt satış fiyatları incelendiğinde dikkat çekici artışların ortaya çıktığı görülmektedir. Veriler incelendiğinde, savaş başladıktan sonra sınır kapılarında akaryakıt fiyatlarının yüzde 36-50 arasında artış gösterdiği görülmektedir. Uluslararası taşımacılık yapan firmalarımızın önemli bir bölümü navlun sözleşmelerini önceden yapmakta ve bu tür ani maliyet artışlarını kısa sürede fiyatlara yansıtma imkânı bulamamaktadır. Bu nedenle oluşan maliyet farkları doğrudan taşımacılık firmaları tarafından karşılanmakta ve sektör üzerinde ciddi bir mali baskı oluşmaktadır. Uluslararası karayolu taşımacılığı sektörü, Türkiye ihracatının en önemli lojistik taşıyıcılarından biridir. Türkiye’nin başta Avrupa olmak üzere birçok pazara gerçekleştirdiği ihracatın önemli bir bölümü Türk nakliyecileri tarafından taşınmaktadır. Bu nedenle sektörde oluşan maliyet baskıları yalnızca taşımacılık firmalarını değil, aynı zamanda Türkiye’nin ihracatını, dış ticaretini ve uluslararası rekabet gücünü de doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Sınır kapılarında uygulanan akaryakıt fiyatlandırmasının mevcut haliyle devam etmesi durumunda, uluslararası taşımacılık sektöründe maliyet baskısının daha da artması ve bunun dolaylı olarak ihracat taşımalarına yansıması kaçınılmaz olacaktır. Uluslararası Nakliyeciler Derneği ve Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği olarak ilgili kamu kurumlarımızdan beklentimiz; uluslararası taşımacılık sektörünün karşı karşıya kaldığı bu maliyet dengesizliğinin değerlendirilmesi ve ihracat taşımalarını gerçekleştiren araçlar açısından oluşan fiyat farklarını giderecek düzenlemelerin ivedilikle ele alınmasıdır. Türkiye’nin ihracat hedeflerine ulaşabilmesi ve lojistik rekabet gücünün korunabilmesi için uluslararası karayolu taşımacılığı sektörünün sürdürülebilirliği büyük önem taşımaktadır.’’
10 Mart 2026 Salı - 11:35 Aras Kargo, Chef Operating Officer (COO) görevine Andreas Thöni’yi getirdi Aras Kargo, Lead 2030 vizyonu doğrultusunda sürdürülebilirlik ve dijitalleşme odağında organizasyonel dönüşümünü sürdürürken, global büyüme hedeflerini destekleyecek bir atama gerçekleştirdi. Şirket, COO (Chef Operating Officer) görevine, bağlı bulunduğu Avusturya Postanesi’ nde Strateji, Dijital ve İnovasyon Bölüm Başkanı olarak görev yapan Andreas Thöni’yi getirdi. Aras Kargo, Lead 2030 vizyonu doğrultusunda sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve bölgesel büyüme hedeflerine paralel olarak organizasyonel dönüşümünü sürdürüyor. Yeni yönetim yapısı ve stratejik dönüşüm adımlarıyla sektördeki yenilikçi konumunu güçlendirmeyi ve global pazarlardaki büyümesini hızlandırmayı amaçlayan şirket, COO (Chef Operating Officer) görevine, bağlı bulunduğu Avusturya Postanesi’nde Strateji, Dijital ve İnovasyon Bölüm Başkanı olarak görev yapan Andreas Thöni’yi atadı. Andreas Thöni, Aras Kargo’da Operasyon, Bilgi Teknolojileri ve iştiraki Aras Dijital’ e liderlik edecek. Yeni görevine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aras Kargo Chief Operating Officer (COO) Andreas Thöni, şunları söyledi: "Şirketin güçlü operasyonel birikimini, dijital dönüşüm ve inovasyon vizyonumuzla birleştirerek ileriye taşımak benim için heyecan verici bir sorumluluk. Amacımız, veri odaklı stratejiler ve teknolojik yatırımlarla operasyonel mükemmelliği sürdürülebilir kılmak ve müşteri deneyimini her aşamada daha akıllı, daha hızlı hale getirmek. Avusturya Postanesi ile olan sinerjimizi güçlendirerek, sektörde fark oluşturan iş modelleri geliştirmeye ve dijital yol haritamızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz."
10 Mart 2026 Salı - 11:27 Vodafone Discover Genç Yetenek Programı’na başvurular başladı Vodafone’un 2008’den bu yana sürdürdüğü Discover Genç Yetenek Programı’nda yeni dönem başlıyor. Bu yıl yaklaşık 50 gencin Vodafone Türkiye’de tam zamanlı çalışma imkânına sahip olacağı programa başvurular Mart sonuna kadar sürecek. Başvuruların değerlendirilmesinde bu yıl ilk kez 5G teknolojisinden yararlanılacak. Vodafone’un 2008 yılından beri sürdürdüğü Discover Genç Yetenek Programı’nda yeni dönem başvuruları, LinkedIn ve Vodafone Kariyer web sitesi üzerinden başladı. Başvurular, Mart sonuna kadar sürecek. Başvuru değerlendirme sürecinde 5G teknolojisinin kullanılacağı programla bu yıl yaklaşık 50 genç Vodafone Türkiye’nin ticari, teknoloji ve kurumsal ekiplerinde tam zamanlı çalışma imkânına sahip olacak. Her yıl binlerce başvurunun alındığı programla bugüne kadar yaklaşık 850 genç istihdam edildi. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Nazlı Tlabar Güler, şunları söyledi: "Vodafone’da geleceğin liderleri olarak gördüğümüz genç yetenekleri keşfetmeyi ve organizasyonumuza katmayı önemsiyoruz. Yeni mezun işe alımlarımızı, Vodafone’un global ölçekte tüm ülkelerinde uyguladığı Discover Genç Yetenek Programı aracılığıyla gerçekleştiriyoruz. Bundan 19 yıl önce 3 kişi alarak başlattığımız bu program sayesinde, yüksek potansiyele sahip gençleri Vodafone’a kazandırarak, lokal ve global kariyer olanaklarından faydalanmalarına, eğitim-gelişim programları ile desteklenmelerine olanak tanıyor ve aynı zamanda Vodafone Türkiye’nin yetenek havuzunu genişletmeyi amaçlıyoruz. Her yıl artan bir ivmeyle istihdama katkımızı sürdürdüğümüz bu programla bugüne kadar yaklaşık 850 genci bünyemize kattık. Kariyerine Discover olarak başlayan ve şu an Vodafone Liderlik Ekibimizde yer alan çok sayıda çalışma arkadaşımız bulunuyor. Tüm gençleri, programımızın yeni dönemi için başvuruda bulunmaya davet ediyoruz." Değerlendirmede 5G kullanılacak Vodafone Discover Genç Yetenek Programı’nda bu yıl da hem online ön değerlendirme hem de yüz yüze yapılacak ikinci değerlendirme süreçlerinde "oyunlaştırma" yaklaşımından yararlanılacak. Yüz yüze değerlendirme sürecinin bir parçası olarak yapılacak grup mülâkatında daha önce sanal gerçeklik gözlükleriyle oynanan oyun bu yıl Playstation ile oynanacak. Adaylar ayrıca, bireysel ve grup değerlendirmelerinin yanı sıra yapay zekâ botuyla da mülakat deneyimi yaşayacak. Her iki uygulamada da internet bağlantısı için Vodafone Maslak Plaza’daki 5G test sinyali kullanılacak ve adaylar 5G’yi ilk deneyen kişiler arasında yer alacak. Programa kabul edilen adaylar Temmuz ayında göreve başlayacak. Geçen yıl 48 genç kabul edildi Geçen yıl Türkiye’nin dört bir yanından 12 bini aşkın gencin başvurduğu Discover Genç Yetenek Programı’na 17 farklı üniversiteden 48 genç kabul edildi. Programa katılanların yüzde 67’sini kadın çalışanlar oluşturdu. Tüm Vodafone ülkelerinde uygulanıyor Discover Genç Yetenek Programı; üniversite 4. sınıf öğrencileri, yeni mezunlar ve en fazla bir yıl tam zamanlı iş tecrübesi bulunanlar için özel hazırlanmış bir kariyer programı. Tüm Vodafone ülkelerinde uygulanan, adayların aynı standart işe alım sürecinden geçtiği bu global program kapsamında, Vodafone bünyesine katılan genç yetenekler için yoğun bir eğitim ve gelişim programı uygulanıyor. Gençler, ilk yıl farklı bölümlerde iki rotasyon yaparak hem teknoloji/telekomünikasyon sektörünü, hem de Vodafone’u yakından tanıma ve kariyerlerine daha bilinçli tercihler yaparak başlama imkânı buluyorlar. Vodafone içinde yayınlanan ilanlar aracılığıyla farklı lokal ve global fırsatları değerlendirebiliyorlar. Tüm birimlerde çalışıyorlar Genç Discover’lar, bakış açılarını ve dinamizmlerini organizasyonun tüm birimlerine yansıtmaları amacıyla şirketin neredeyse tüm fonksiyonlarında konumlandırılıyor. Buna göre, şirketin satış, pazarlama, teknoloji, finans, insan kaynakları fonksiyonlarında tam zamanlı çalışma imkânına sahip oluyor. Özellikle organizasyondaki dijital rollerde ve yeni iş kollarını oluşturan ekiplerde Discover’lara yer veriliyor. Gelişimleri için pek çok farklı imkân sunuluyor Discover Genç Yetenek Programı kapsamında Vodafone’a katılan gençler çok kapsamlı bir eğitim ve gelişim programına dahil ediliyor. Online ve yüz yüze eğitimlerle Discover’ların hem teknik hem de yetkinlik bazlı gelişimleri çok yakından takip ediliyor. MIT, Harvard Business Publishing, Skillsoft gibi global dijital kaynaklardan yararlanarak en güncel bilgiye erişimleri sağlanıyor. Gençler, mentorluk ve proje bazlı gelişim fırsatlarıyla da destekleniyor.
10 Mart 2026 Salı - 11:22 Adana’da pamukta ’pembekurt’ zararlısına karşı uyarı Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, pamuk üretiminde önemli zararlılar arasında yer alan pembekurt ile mücadele konusunda üreticilere ve ilgili işletmelere uyarıda bulundu. Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, pamuk bitkisinin önemli zararlılarından biri olan pembekurtun son yıllarda pamuk üretim alanlarında artış gösterdiği belirtilerek, bu kapsamda "Pembekurt ile Mücadele Hakkında Yönetmelik" yayımlandığı hatırlatıldı. Açıklamada, söz konusu yönetmelik ve Zirai Mücadele Teknik Talimatı çerçevesinde mücadele çalışmalarının titizlikle yürütülmesi gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda çırçır ve prese fabrikaları ile pamuk üreticileri başta olmak üzere pamukla ilgili faaliyet gösteren kişi ve kuruluşların gerekli önlemleri alması gerektiği bildirildi. Pamuk üreticilerinin köylerde yakacak olarak kullanılan pamuk sapı ve atıklarını 15 Mart tarihine kadar yakarak tüketmesinin zorunlu olduğu ifade edilen açıklamada, ayrıca kütlü pamuk, pamuk küspesi ile tohumluk ve yağlık çiğit üretimi ve ticareti yapan işletmelerin de belirtilen tarihe kadar gerekli işlemleri tamamlaması gerektiği kaydedildi. Öte yandan pamuk sapı ve artıklarını depolayan, işleyen veya hammadde olarak kullanan kişi ve kuruluşlar ile biyokütle tesislerinin de 15 Mart’a kadar faaliyetlerini tamamlayarak gerekli tedbirleri almaları gerektiği bildirildi. Yetkililer, pembekurt zararlısının yayılmasını önlemek amacıyla belirlenen kurallara uyulmasının büyük önem taşıdığını belirterek, üreticilerin ve işletmelerin belirtilen tarihe kadar gerekli işlemleri tamamlamaları gerektiğini vurguladı.
Türk lojistiği küresel arenada gücünü gösterdi, birincilik ödülüne layık görüldü
05 Şubat 2026 Perşembe - 13:47 Türk lojistiği küresel arenada gücünü gösterdi, birincilik ödülüne layık görüldü Asset Worldwide Express, AliExpress’in ‘Kasım-Aralık Partner Kampanya Dönemi’ çerçevesinde gerçekleştirdiği değerlendirmede Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Partner Performansı kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. AliExpress tarafından yapılan performans analizinde Asset Worldwide Express; last mile teslimat süreçlerindeki yüksek hizmet kalitesi, gümrük operasyonlarındaki etkinlik, SLA uyumu ve KPI performansındaki istikrarlı başarısıyla bölgedeki iş ortakları arasında ilk sırada yer aldı. Uçtan uca operasyonel mükemmelliği esas alan yaklaşımıyla dikkat çeken Asset Worldwide Express, elde ettiği bu başarıyla Türk lojistik sektörünün uluslararası arenadaki rekabet gücünü bir kez daha ortaya koydu. Şirketin teknoloji odaklı altyapısı ve disiplinli operasyon yönetiminin global bir e-ticaret platformunun performans kriterlerinde zirveye çıkmasında etkili olduğu belirtildi. "Bu ödül ekip ruhumuzun bir sonucu" Asset Worldwide Express Genel Müdürü Onur Tekin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "AliExpress gibi global ölçekte faaliyet gösteren bir platform tarafından Orta Doğu ve Afrika bölgesinde birincilikle ödüllendirilmek bizim için son derece kıymetli. Bu başarı sahadaki ekiplerimizden operasyon yönetimine kadar tüm organizasyonun disiplinli çalışmasının ve güçlü operasyonel kültürümüzün bir sonucudur. Önümüzdeki dönemde de bölgesel ve küresel ölçekte büyümemizi sürdürerek, Türk lojistik sektörünü uluslararası pazarlarda daha da ileri taşımayı hedefliyoruz" dedi.
Garanti BBVA, 3D Secure ekranlarını yeniledi
05 Şubat 2026 Perşembe - 13:26 Garanti BBVA, 3D Secure ekranlarını yeniledi Garanti BBVA, e-ticaret işlemlerinde kullanılan 3D Secure ekranlarını yenileyerek ödeme süreçlerini daha sade, anlaşılır ve kullanıcı dostu bir yapıya taşıdığını duyurdu. Yenilenen 3D Secure ekranlarıyla kullanıcılar, ödeme adımını tek ekranda ve akıştan kopmadan tamamlayabiliyor. Garanti BBVA, 3D Secure ekranlarını yeniledi. Garanti BBVA Ödeme Sistemleri (GÖSAŞ) tarafından hayata geçirilen yeni arayüz; doğrulama adımlarını sadeleştiren, yönlendirmeleri netleştiren ve görsel bütünlüğü güçlendiren bir deneyim anlayışıyla kurgulandı. Böylece ödeme süreci, kullanıcılar için daha anlaşılır ve hızlı bir deneyime dönüşüyor. Yapılan açıklamaya göre, yenilenen 3D Secure deneyiminde doğrulama kodları, kullanıcıların tercihine göre BonusFlaş, mobil veya SMS OTP (tek kullanımlık şifre) kanalları üzerinden iletiliyor. Bu yapı sayesinde müşteriler, tek bir doğrulama adımıyla hem alışveriş onayını hem de varsa internet harcama izni veya limit teklifine ilişkin onaylarını birlikte verebiliyor. Bu yaklaşım, alışveriş sırasında yaşanabilecek olası kesintileri azaltarak hem kullanıcı deneyimini iyileştiriyor hem de işletmeler için sepet terk oranlarının düşmesine katkı sağlıyor. Banka, Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımıyla yenilenen 3D Secure ekranlarında ödeme güvenliğini kullanıcıyı yormadan sunarken; ödeme anını doğal ve akıcı bir deneyime dönüştürüyor. Bu adım, bankanın uçtan uca dijital müşteri deneyimini sadeleştirme ve sürekli iyileştirme odağının somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Bakan Ersoy: "13 binden fazla eser ait olduğu topraklara geri getirildi"
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:45 Bakan Ersoy: "13 binden fazla eser ait olduğu topraklara geri getirildi" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "2002-2026 yılları arasında toplam 13 bin 449 eser ait olduğu topraklara getirildi. Bu eserlerin büyük bölümünü oluşturan 9 bin 134’ü son 8 yılda ülkemize kazandırıldı" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Ersoy, müzeden sahneye, kütüphaneden kazı alanlarına kadar kültür ve sanatın birçok alanında Türkiye’nin 2025 yılında Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamlarına ulaştığını söyledi. "Türkiye Kültür Yolu Festivali uluslararası bir kültür markasına dönüştü" Bakan Ersoy, "2021 yılında 80 mekanda ve 2 binin üzerinde sanatçıyla başlattığımız kültür-sanat yolculuğunu ’Dünyanın En Büyük Festivali’ haline dönüştürdük. Her geçen yıl artan ivmesi ile Türkiye Kültür Yolu Festivali, ‘ölçeği’, ‘yaygınlığı’ ve ‘etkisiyle’ uluslararası bir kültür markasına dönüştü. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı olan 2023 yılından itibaren Avrupa Festivaller Birliği üyesi olan festivalimiz; geçtiğimiz yıl 8 ay boyunca 20 şehirde binden fazla etkinlik noktasında 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600’den fazla etkinliğe sahne oldu" dedi. 2026 yılında Aydın, Eskişehir, Kahramanmaraş, Mersin, Ordu ve Sakarya illerinin de festivale dâhil edilerek 26 ilde düzenleneceğini kaydeden Ersoy, "Şehirlerimiz merakla bekliyor biliyorum; festival takvimimizi de belirledik. Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin sosyal medya hesaplarından tarihlerimizi açıklıyoruz. 2027 yılında Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ illerimiz de doyasıya festival coşkusunu yaşayacak" ifadelerini kullandı. Ersoy, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listelerine 32 unsurun kaydedilmesiyle Türkiye’nin dünyada en fazla unsur kaydettiren ikinci ülke olduğunu hatırlattı. Ersoy, "102 usta ’Yaşayan İnsan Hazinesi’ olarak tescillendi. Bu başarı kültürel süreklilik açısından büyük önem taşıyor’’ şeklinde konuştu. "Devlet tiyatrolarında seyirci sayısında hedefimiz 2,5 milyona ulaşmayı hedefliyoruz" Devlet Tiyatrolarının 2002’de 28, 2017’de ise 41 sahneyle faaliyet gösterdiğini hatırlatan Ersoy, "Bugün 59 sahneye ulaştık. 2025-2026 sezonunda bu sayıyı 64’e çıkarmayı hedefliyoruz" dedi. Ersoy, seyirci sayısının da 2,5 milyondan yukarılara ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti. Her geçen gün yeni oyun sayısını artırdıklarını ve geçen sezon sahnelenen yerli oyun sayısının 99 olduğunu söyleyen Ersoy, "Bu oyunlarımızı, seyircilerimizin yoğun ilgisini çeken yabancı eserlerle birleştirerek başarıyı yakalıyoruz. Geçtiğimiz sezon Kerbela, Rembetiko Efsanesi, Dracula Bir Dehşet Anatomisi, Anna Karanina gibi eserler büyük ilgi görmüştü. Bu yıl da Faust, Büyük Romulus, Ölü Çınarlar ve Gümüş Patenler gibi prestijli eserlerimizi sanatseverlerin beğenisine sunuyoruz" ifadelerini kullandı. Devlet Opera ve Balesinin 2024-2025 sezonunda bin 228 temsil ile tarihi bir başarıya imza attığını belirten Bakan Ersoy, bu yıl için hedeflerinin bin 350 temsil ve seyirci sayısının da 775 bin olduğunu ifade etti. "Biletleri 45 saniyede tükenen oyun: Fındıkkıran" Birçok oyunun beğeniyle takip edildiğini ve kapalı gişe sahnelendiğinin altını çizen Ersoy, "Bir gerçek var ki o da Fındıkkıran. Bu eser tüm dünyada yeni yıl eseri olarak sahneleniyor. Bu yıl tüm bölge müdürlüklerimizin de katılımıyla genel müdürlüğümüzün tüm salonlarında sahnelendi, hatta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de oynandı. Bu temsillerin her birinde biletler sadece 45 saniye içinde tükendi. Biletini gişeden almak isteyenler gece 3-4 gibi sıraya girdi. Benzer bir ilgiyi düzenlediğimiz festivallerde de yaşadık. Bu yıl ikincisi düzenlenen Anadolu Opera ve Bale Festivali yine büyük yankı uyandırdı. Geçtiğimiz yıl Şırnak’tan başlamıştık bu yolculuğa bu yıl ilk durak Bartın oldu. Bu tablo, kültür ve sanatı erişilebilir kılma vizyonumuzun, nitelikli üretimi yaygınlaştırma hedefimizin ve sanat kurumlarımıza duyduğumuz güvenin somut sonucudur" dedi. Ersoy, sinema alanındaki destekleri stratejik yatırım olarak nitelendirerek; 2017 yılında 305 projeye yaklaşık 56 milyon lira destek sağlandığını, 2025 itibarıyla proje sayısının 390’a, destek tutarının ise 491,6 milyon liraya ulaştığı bilgisini paylaştı. Sinemayı turizm tanıtımında etkili kullanmaya başladıklarının önemine dikkat çeken Ersoy, "Mini dizi stratejimiz ile ülkemizin tarihi ve turistik yerlerini Türk dizilerinin büyük üne sahip isimleri ile tanıtıyoruz. Ülkemizi bir hikâye üzerinden tanıtarak turistleri davet ediyor, bu yaklaşımı da proaktif bir stratejiye dönüştürüyoruz. Biliyorsunuz Türk dizileri tüm dünyada 1 milyardan fazla kişiye doğrudan ulaşıyor. Amerika’dan Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada, üç kıtada ve yaklaşık 170 ülkede Türk dizilerini izlemek mümkün. Biz de bu başarıyı tanıtım stratejimizin bir parçası haline getirme kararı aldık. Detayları kısa süre sonra kamuoyu ile paylaşacağız ancak şu bilgiyi sizlerle paylaşabilirim. Bu yıldan itibaren en az 3 kıtada, 10 ülkede yayınlanan dizilerimizde ülkemizin tanıtım stratejileriyle uyumlu içerik sunan bölümleri destekleyeceğiz. Böylelikle hem doğrudan milyonlarca insana ulaşacağız hem de ülkemizi, kültürümüzü dünyaya tanıtan dizi sektörümüze destekte bulunacağız" açıklamasında bulundu. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün 2017-2018 döneminde 585 etkinlik düzenlediğini, bu rakamın 2024-2025’te bin 6’ya çıktığını belirten Ersoy, bu sezon ise bin 500 etkinlik hedeflendiğini söyledi. "Rami Kütüphanesi’nde 3,6 milyon ziyaretçi" Kütüphaneler alanındaki gelişmeleri de paylaşan Ersoy, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kararlılıkla ilerlediğimiz ’Türkiye Yüzyılı Vizyonu’ çerçevesinde kütüphanelerimiz bizim için büyük önem taşımaktadır. 2002’den 2025’e uzanan bu yolculukta kütüphanelerimiz; yaşayan, üreten ve buluşturan mekânlara dönüştü. Bugün sayısı bin 300’ü aşan kütüphanelerimiz; öğrencinin, araştırmacının, çocuğun ve gencin ortak yuvasıdır" diye konuştu. Ersoy, "Attığımız kararlı adımlar neticesinde 2017’de 93 bin olan oturma kapasitemizi yüzde 60 büyüme ile 150 bine çıkarttık. Kullanım alanımız ise 2017 yılında 313 bin metrekareydi, bugün 789 bin metrekareye çıktı. Bu da yüzde 152 büyüme demek. İnşallah 2026 yılı sonunda 1 milyon metrekareye ulaşacağız. Kütüphanelerimizi de sanatsal ve kültürel etkinliklerle de buluşturduk. Geçtiğimiz yıl Rami Kütüphanesi’nde 3 milyon 600 binden fazla ziyaretçi ağırlandı. Burada düzenlediğimiz 2 bin 944 etkinliğe de 819 bine yakın kişi katıldı. Türkiye, bilgiye yatırım yapan; kültürü geleceğe taşıyan güçlü bir vizyona sahiptir. Kütüphanelerimizin aydınlığında büyüyen bir Türkiye’yi hep birlikte inşa etmeye devam edeceğimizi söylemekten de büyük onur duyuyorum" şeklinde konuştu. Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Yazma Eserler Kurumu’nun faaliyetlerine ilişkin de bilgi paylaştı. Ersoy, "Kurumun envanterinde 2017 yılında 541 bin eser bulunuyor. Bu sayının 2025 itibarıyla 776 bin 700’e ulaştı" dedi. "13 binden fazla eser ait olduğu topraklara geri getirildi" Ersoy, 2020 yılında kurdukları Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanlığı ile kültür varlıklarının iadesinde yeni bir dönemin başladığını belirterek, yürütülen sistemli çalışmaların bu alanda tarihi bir ivme sağladığını söyledi. Ersoy, "2002-2026 yılları arasında toplam 13 bin 449 eser ait olduğu topraklara getirildi. Bu eserlerin büyük bölümünü oluşturan 9 bin 134’ü son 8 yılda ülkemize kazandırıldı" dedi. Arkeoloji alanında dönüşüm başlatıldığını da vurgulayan Ersoy, "Geleceğe Miras vizyonu doğrultusunda arkeoloji alanında başlatılan dönüşümle birlikte Türkiye’de artık 12 ay süren kazı dönemi kalıcı hale geldi. 2018 yılında başlatılan bu uygulamayla yalnızca kazı süreleri değil, ayrılan kaynaklar da rekor seviyelere çıkarıldı. 2025 itibarıyla 255 kazı alanı proje kapsamına alındı" diye konuştu Ersoy, mevsim koşullarına uygun biçimde tüm yıla yayılan arkeolojik faaliyetlerle birlikte akademik üretimin de desteklendiğini; 2025 yılında bin 200’ün üzerinde uzman ve 3 binin üzerinde çalışanın istihdam edildiğini kaydetti. "Gece müzeciliği 600 bin ziyaretçiye ulaştı" Ersoy, Gece Müzeciliği uygulamasının, kültürel mirasın korunmasının ötesine geçerek onu çağdaş yöntemlerle buluşturduğunu ve bu sayede turizmin yıl geneline yayıldığını vurguladı. Ersoy, "2025 yılında ise Gece Müzeciliğini 27 müze ve ören yerine yayarak bu vizyonu daha da büyüttük. Anadolu’nun dört bir yanına uzanan bu uygulama kapsamında yaklaşık 600 bin ziyaretçiye ulaştık" dedi. "AKM, CSO ADA ve İzmir Kültür Sanat Fabrikası ilgi odağı oldu" AKM’de 3 bin 102 etkinlik gerçekleştirildiğini, toplamda 3,5 milyon kişinin etkinliklere katıldığını dile getiren Ersoy, "Yapamazlar, edemezler diyenlere karşı Cumhuriyetimizin 98. yıl dönümünde yani 2021 yılında halkımıza armağan ettiğimiz Atatürk Kültür Merkezi İstanbul’daki kültür ve sanat aktivitelerinin odak noktası oldu. ‘Ankara’nın kangreni’ olarak anılan CSO Ada Ankara’yı da 11,5 yıl gibi kısa bir sürede bitirdik ve 2020 yılında sanatseverlerle buluşturmuştuk. Başkentin kültür sanat adasında 900 etkinliğe ev sahipliği yaptık ve 554 bin sanatseveri ağırladık. Cumhuriyetimizin 100. yılında hizmete açtığımız İzmir Kültür Sanat Fabrikası da Ege’nin incisi İzmir’e çok yakıştı. İzmir tarihinde önemli yere sahip olan bu mekanı tarihi bir dönüşüm ile bugünkü haline getirdik. Halkımızın da yoğun ilgi gösterdiği bu kültürel merkezde geçtiğimiz yıl 540 etkinlik gerçekleştirilirken 600 bin sanatseveri misafir ettik. AKM, CSO ADA ve İzmir Kültür Sanat Fabrikası ilgi odağı oldu" açıklamalarında bulundu. Haydarpaşa ve Sirkeci garları sanat adasına dönüşüyor Haydarpaşa ve Sirkeci garları ile ilgili projelerden de bahseden Ersoy, "Haydarpaşa ve Sirkeci garları sanat adasına dönüşüyor. Bakanlığımız ile Devlet Demiryolları arasında Ağustos 2024’te imzalanan protokol kapsamında, İstanbul’un iki ikonik tren garı olan Haydarpaşa ve Sirkeci Gar Sahalarını da kültürel ve toplumsal miras olarak da bütüncül bir yaklaşımla koruyarak şehre kazandıracağız. Sultan II. Abdülhamid’in bizlere mirası olan bu iki muazzam eseri, İstanbul’un yeni kültür sanat adası haline dönüştürüyoruz" ifadelerini kullandı.
ABD Türk tavuğunun peşinde
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:25 ABD Türk tavuğunun peşinde Türkiye’nin beyaz et sektörünün öncü kuruluşlarından HasTavuk, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) tarım merkezi Kansas’tan gelen üretici heyeti ağırladı. Mısır, soya ve buğday üreticilerinden oluşan heyet, firmanın Susurluk’taki modern entegre tesislerini yerinde inceledi. Export Council (USSEC) Türkiye Ofisi rehberliğinde 3 Şubat’ta HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, Yönetim Kurulu Üyesi Bahadır Sezer ve Genel Müdür Müfit Yavuz tarafından karşılanan heyet, ilk olarak Susurluk Yem Fabrikası’nı ziyaret etti. Hammadde kabulünden laboratuvar analizlerine, rasyon hazırlığından son teknoloji üretim aşamalarına kadar tüm süreçleri inceleyen konuklar, tesisin teknik altyapısını tam notla değerlendirdi. İleri teknoloji ve robotik altyapı Yem fabrikasının ardından beyaz et üretim tesislerini gezen Kansaslı üreticiler, tavuk etinin sofralara uzanan titiz yolculuğunu yerinde gözlemledi. El değmeden ilerleyen üretim süreçleri, tam otomasyonlu paketleme sistemleri ve robotik altyapı heyetin büyük ilgisini çekti. Firmanın global standartların üzerindeki hijyen ve güvenlik protokolleri takdirle karşılandı. Ziyaret sırasında tesisin çevreci üretim vizyonu, verimlilik odaklı operasyonel yapısı ve dijitalleşme entegrasyonu hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. Laboratuvar analizlerinin hızı ve süreç takibindeki hassasiyet, Amerikalı tarım temsilcileri tarafından "geleceğin üretim modeli" olarak nitelendirildi. Sektörel iş birliği mesajı HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Sezer, Türkiye’nin gıda, tarım ve hayvancılık potansiyeline dikkat çekerek, teknolojik entegrasyonun sektördeki önemini vurguladı. Ziyaret sonunda Kansaslı üretici birlikleri ve USSEC Türkiye Ülke Müdürü Sırrı Kayhan, Türkiye yem ve hayvancılık sektörüne katkılarından dolayı firma ekibine teşekkürlerini sundu. Görüşmede, iki ülke arasındaki tarımsal iş birliklerinin güçlendirilmesi ve gelecekte hayata geçirilebilecek ortak projeler üzerine stratejik fikir alışverişinde bulunuldu.
Sunar Yatırım’dan net sıfır hedefi: 2027 sonunda tesislerinin tüm elektrik ihtiyacını GES’lerden karşılayacak
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:23 Sunar Yatırım’dan net sıfır hedefi: 2027 sonunda tesislerinin tüm elektrik ihtiyacını GES’lerden karşılayacak Yarım asrı aşan üretim geçmişiyle Türkiye’nin gıda, tarım ve biyoendüstri alanındaki öncü gruplarından Sunar Yatırım, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırıyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, üretim süreçlerinde enerji kullanımını dönüştürerek 2027’ye kadar karbon salımını yüzde 50, 2030’a kadar ise yüzde 75 azaltmayı hedeflediklerini açıkladı. 2026 yılında bu konuya 30 milyon dolar ilave kaynak ayırdıklarını söyleyen Çomu, 2027 sonuna kadar ise üretim tesislerinin elektrik ihtiyacının tamamını GES’lerden karşılayacaklarını duyurdu. Enerji maliyetlerinin hızla arttığı ve karbon yönetiminin sanayi şirketleri için stratejik bir zorunluluk haline geldiği bu dönemde Sunar Yatırım; enerji dönüşümünü uzun vadeli büyüme stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor. Tarımdan sanayiye uzanan entegre üretim yapısıyla grup, yatırımlarını tüm tesislerine yayıyor ve enerji verimliliği ile yenilenebilir enerji uygulamaları sayesinde çevresel etkiyi azaltırken operasyonel dayanıklılığını güçlendiriyor. Konuyla ilgili yol haritalarını ve 2025 yılı karnesini paylaşan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "Tarıma dayalı endüstride sürdürülebilir büyüme için üretim süreçlerinin bütüncül bir yaklaşımla yeniden ele alınması gerekiyor. Enerji verimliliği ve temiz enerji yatırımlarımızı hem çevresel sorumluluğumuzun hem de uzun vadeli üretim gücümüzün doğal bir parçası olarak görüyoruz" değerlendirmesini yaptı. Elektriğin yüzde 50’sini güneşten alıyor Sunar Yatırım, bu strateji doğrultusunda üretim süreçlerinde enerji kullanımını kalıcı biçimde dönüştürmeyi planlıyor ve karbon azaltma hedeflerini ölçülebilir yatırımlarla destekliyor. 2025 yılı itibarıyla tükettiği elektriğin yüzde 50’sini kendi güneş enerjisi santrallerinden (GES) karşılamaya başlayan şirket, 2027 yılına kadar üretim tesislerinin elektrik ihtiyacının tamamını GES’lerinden karşılamayı hedefliyor. Toplam yenilenebilir enerjide kurulu gücü 41,5 MWp’ye ulaşan grubun hali hazırda; Adana Sunar Yatırım Kampüsü, Ankara Polatlı, Çankırı Kurşunlu, Konya Karapınar ve Yozgat Yerköy’de GES’leri bulunuyor. Eskişehir Alpu, Adıyaman Besni, Manisa Soma, Aydın Efeler, Aydın Koçarlı, Antalya Kumluca, Adana Saimbeyli ve İzmir Kınık gibi yeni lokasyonlarda santrallerin kurulum çalışmaları ise devam ediyor. 2027 yılında kurulu güç 100 MWp’e ulaşacak Yenilenebilir enerji yatırımlarına projeksiyon tutan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "Mevcut 41,5 MWp kurulu gücümüzü 2026 yılı sonuna kadar 66,5 MWp’ye, 2027 yılı sonu itibarıyla ise yaklaşık 100 MWp seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda, 2024-2025 döneminde yaklaşık 52 milyon dolarlık yatırım yaptığımız yenilenebilir enerjiye, 2026 yılı için 30 milyon dolarlık ilave kaynak ayırdık" bilgisini verdi. Çevreye, 527 ağacın yıllık oksijen üretimine eşdeğer katkı sağlıyor Sunar Yatırım, tesislerinde hayata geçirdiği enerji verimliliği projeleri sayesinde 2025 yılında 7,36 milyon kWh enerji tasarrufu sağladı. Bu çalışmalar, yıllık 576 bin Euro’nun üzerinde mali kazanım sağlarken 3 bin 529 ton karbon emisyonunun azaltılmasına katkıda bulundu. Sağlanan bu çevresel kazanım, yıllık bazda 527 ağacın oksijen üretimine eşdeğer bir etki oluşturdu. Aynı dönemde enerji verimliliği alanında 1,3 milyon Euro, çevre yatırımları kapsamında ise 19,5 milyon TL yatırım yaptıklarını açıklayan Mustafa Nuri Çomu, "Enerji verimliliğine yönelik aldığımız aksiyonlar ile çevresel etkimizi azaltırken kaynaklarımızı doğru kullanarak büyüme yolculuğumuzu sürdürülebilir kılıyoruz. Su yönetimi, çevresel risklerin azaltılması, tesis altyapısının iyileştirilmesi, atık yönetimi uygulamaları ve karbon ayak izinin izlenmesi gibi başlıklarda hayata geçirdiğimiz yatırımlar ile çevresel mevzuata uyumun ötesinde, üretim sahamızda daha izlenebilir, kontrollü ve güvenli bir altyapı oluşturuyoruz" ifadelerini kullandı. 12 Milyon Euro yatırımla atıksu arıtma tesisi kuruyor Sunar Yatırım, bu kapsamda en önemli yatırımlarından biri olarak toplam tutarı 12 milyon Euro olan yeni atıksu arıtma tesisini devreye alıyor. Üretim süreçlerinden kaynaklanan atıksular, ileri teknoloji ile arıtılacak ve geri kazanılacak. Arıtılan su, yenilenebilir enerji üretiminde kullanılacak. Tesis bünyesinde kurulacak anaerobik arıtma sistemi sayesinde atıksulardan biyogaz üretilecek ve tesisin önemli bir bölümünün enerji ihtiyacı bu biyogazdan karşılanabilecek. Bu sayede kömür ve doğalgaz gibi fosil yakıtların kullanımı azalacak, karbon emisyonları düşecek ve daha temiz, verimli bir enerji yapısına geçilecek. Ayrıca yeni tesis, yasal deşarj standartlarının ötesinde bir arıtma kalitesi sunacak şekilde tasarlandı. İleri biyolojik arıtma ve membran teknolojileri sayesinde arıtılan su, ilerleyen dönemde üretim süreçlerinde yeniden kullanılabilecek. Bu yaklaşım hem su kaynaklarının korunmasına hem de döngüsel ekonomi anlayışının güçlenmesine katkı sağlayacak. 2030’a doğru net sıfır yolculuğu Sunar Yatırım, yenilenebilir enerji yatırımları ve enerji verimliliği projeleriyle net sıfır hedefi doğrultusunda ilerliyor. Grup, enerji dönüşümünü kısa vadeli kazanımlarla sınırlı tutmadan, tüm tesislerine yayılan kalıcı bir üretim modeline dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu vizyonu özetleyen Çomu, sözlerini şöyle tamamladı: "Hedefimiz, güvenilir üretimi çevresel sorumlulukla birlikte ele alan bir biyoendüstri modeli oluşturmak. Enerji dönüşümü, bu modelin temel yapı taşlarından biri. GES projelerimiz yıllık bazda 80 bin tonun üzerinde karbon salımının önüne geçiyor. Planımız, 2030 yılına kadar karbon nötr üretim modeline geçişi tamamlamak."
Aliağa Limanları, dış ticaretin yüzde 5,5’ini tek başına derçekleştirdi
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:06 Aliağa Limanları, dış ticaretin yüzde 5,5’ini tek başına derçekleştirdi Küresel ticarette dalgalanmaların ve bölgesel risklerin arttığı bir dönemde Aliağa, güçlü sanayi altyapısı, entegre liman tesisleri ve lojistik kapasitesiyle Türkiye ekonomisinin dış ticaretteki en kritik merkezlerinden biri olma konumunu 2025 yılında da pekiştirdi. Ege Bölgesi sanayisini dünya pazarlarına bağlayan Aliağa, yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte stratejik bir dış ticaret üssü olarak öne çıkıyor. İzmir, Manisa ve Aydın başta olmak üzere Batı Anadolu’daki sanayi üretiminin ana çıkış kapısı haline gelen Aliağa, 2025 yılında ulaştığı 35 milyar 311 milyon dolarlık dış ticaret hacmiyle Ege Bölgesi’nin dış ticaret omurgasını oluşturmaya devam etti. Ege İhracatçılar Birlikleri (EİB) verilerine göre 2025 yılında Aliağa limanlarından gerçekleşen ihracat bir önceki yıla göre yüzde 2,2 artışla 21 milyar 716 milyon dolar olurken, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ithalat ise bir önceki yıla göre yüzde 7,4 düşerek 13 milyar 487 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu tabloyla Aliağa, 9 yıldır aralıksız dış ticaret fazlası veren nadir merkezlerden biri olma özelliğini sürdürdü. 2025 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 161 seviyesine ulaştı. Kimya, elektronik ve çelik ihracatta öne çıktı 2025 yılı ihracat verileri sektörel çeşitliliğin ve üretim gücünün geldiği noktayı da ortaya koydu. Aliağa limanlarından en fazla ihracat, 6 milyar 300 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri sektöründe gerçekleşti. Bu sektörü 2 milyar 706 milyon dolarla elektrik-elektronik ürünleri ve 2 milyar 628 milyon dolarla çelik ürünleri izledi. Söz konusu veriler, Aliağa’nın katma değeri yüksek ve sanayi temelli ihracat yapısını güçlendirdiğini gösterdi. Ege’nin yüzde 58’i, Türkiye’nin yüzde 8’i Aliağa’dan Aliağa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Ertürk, 2025 yılı dış ticaret verilerini değerlendirirken Aliağa limanlarının bölgesel ve ulusal ölçekte üstlendiği role dikkat çekti. Ertürk, Ege Bölgesi toplam ihracatının yüzde 58’inin, Türkiye ihracatının ise yüzde 8’inin Aliağa limanlarından gerçekleştirildiğini belirtti. Aynı şekilde Ege Bölgesi ithalatının yüzde 51’i, Türkiye ithalatının ise yüzde 3,7’si Aliağa üzerinden yapıldı. Toplam dış ticarette ise Aliağa, Ege Bölgesi’nin yüzde 55,8’ini, Türkiye’nin ise yüzde 5,5’ini tek başına gerçekleştirdi. Bu verilerin, Aliağa’nın artık yalnızca bir liman bölgesi değil; üretim, ticaret ve lojistiğin entegre olduğu uluslararası bir ticaret hub’ı haline geldiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Ertürk, 2050 yılına kadar limancılık ve lojistikte Aliağa’nın Türkiye ve dünya ortalamasının üzerinde büyümeye devam edeceğine dair güçlü öngörüler bulunduğunu ifade etti. Yük ve gemi trafiğinde Türkiye’nin zirvesinde Aliağa’nın, yalnızca dış ticaret performansıyla değil, limanlar bölgesindeki güçlü rakamlarıyla da dikkatleri üstüne çektiğini söyleyen Başkan Ertürk, "2025 yılında Aliağa limanlarında gerçekleştirilen toplam yük elleçlemesi, bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artışla 88 milyon 699 bin ton seviyesine ulaşarak, Türkiye’de en fazla yük elleçlenen liman bölgesi olma unvanını korudu. Aynı dönemde Aliağa limanlarına uğrayan gemi sayısı yüzde 2,26 artışla 6 bin 224’e yükselerek, Kocaeli’nin ardından Türkiye’nin en yoğun gemi trafiğine sahip ikinci liman bölgesi oldu. Bu tablo, Aliağa’nın uluslararası deniz ticaretinde güvenilir ve tercih edilen bir merkez haline geldiğinin somut bir göstergesidir" dedi. Konteyner ve sıvı yükte stratejik lojistik güç 2025 yılında ulaşılan 1 milyon 701 bin TEU konteyner elleçleme hacmiyle Aliağa limanlarının, Türkiye genelinde ilk 5 liman bölgesi arasında yer aldığını söyleyen Ertürk; "Konteynerden dökme ve genel kargoya kadar çok farklı yük türlerine aynı anda hizmet verebilen entegre liman yapımız, küresel ticarette önemli bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Ayrıca Türkiye’deki toplam sıvı yük elleçlemesinin yaklaşık yüzde 30’unun Aliağa limanlarında gerçekleştirilmesi, bölgemizin enerji ve petrokimya lojistiğinde ülke ekonomisi açısından taşıdığı stratejik rolü bir kez daha ortaya koymaktadır" diye konuştu. Sanayi, enerji ve lojistikte çok yönlü güç Son 15 yılda gerçekleştirilen büyük ölçekli yatırımlar sayesinde Aliağa’nın, Türkiye’nin en hızlı büyüyen bölgelerinden biri konumuna ulaştığını ifade eden ALTO Başkanı Ömer Ertürk, "Aliağa, ülkenin demir-çelik ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini, işlenmiş petrol ürünleri ihtiyacının ise yaklaşık yüzde 50’sini tek başına karşılıyor. Konvansiyonel enerji üretiminin yanı sıra rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarıyla yenilenebilir enerji alanında da güçlü bir üretim kapasitesine sahip olan bölge; hububat depolama, antrepo ve lojistik geri hizmetleriyle ticaret zincirini tamamlayan bir ekosistem sunuyor. 2026 yılında üretime başlayacak olan Honda’nın motosiklet yatırımı ve Nordex’in kanat üretim tesisi de Aliağa’nın çok sektörlü ekonomik yapısını güçlendiren yatırımlar oldular. Bu çok yönlü yapı, Aliağa’nın sahip olduğu ekonomik ve jeostratejik avantajları daha da belirgin hale getirirken, yerli ve yabancı yatırımcıların dikkatini bölgeye yoğunlaştırıyor. Son dönemde yatırımların yönünün Aliağa ve çevresine çevrilmesi de bu potansiyelin somut bir göstergesi" dedi. "Aliağa’nın gücü, altyapı yatırımlarıyla tam anlamıyla açığa çıkar" Aliağa Ticaret Odası Başkanı Ömer Ertürk, Aliağa’nın güçlü konumuna rağmen çözüm bekleyen yapısal sorunların bulunduğunu da vurgulayarak, bu gücün sürdürülebilir kılınabilmesi için kamu ve özel sektörün eş zamanlı, kararlı ve koordineli adımlar atmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Mevcut durumda limanlar bölgesi ile ağır sanayi alanlarının, özellikle ulaşım altyapısı başta olmak üzere önemli eksikliklerle karşı karşıya bulunduğunu belirten Ertürk, bugün ortaya çıkan yüksek kapasitenin, yetersiz altyapıya rağmen bölgedeki yatırımcıların özverili çalışmalarıyla sağlandığını kaydetti. Liman geri sahaları, ulaşım altyapısı ve lojistik destek alanlarının bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmaması halinde mevcut potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilemeyeceğine dikkat çeken Ertürk, limanlar ve ağır sanayi bölgesinin önümüzdeki 40–50 yıllık lojistik ihtiyaçları gözetilerek planlanması gerektiğini vurguladı. Parçacıl çözümlerin yeterli olmadığını ifade eden Ertürk, yetkili kurumlar ile yatırımcıların ortak vizyon ve güçlü bir iş birliği içinde hareket etmesi halinde Aliağa’nın sürdürülebilir büyümesinin hız kazanacağını; doğru planlama ve nitelikli altyapı yatırımlarıyla desteklendiğinde Aliağa’nın sanayi, üretim, istihdam ve ihracat alanlarında Türkiye ekonomisine katkısının önümüzdeki yıllarda da artarak süreceğini ifade etti.
Akıncı, Kahire’de Türkiye-Mısır İş Forumu’na katıldı
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:04 Akıncı, Kahire’de Türkiye-Mısır İş Forumu’na katıldı Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’a gerçekleştirdiği resmî ziyaret kapsamında Kahire’de düzenlenen Türkiye-Mısır İş Forumu programına katıldı. Forum, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Mısır Yatırım ve Serbest Bölgeler Kurumu General Authority for Investment and Free Zones (GAFI) iş birliğinde; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Es-Sisi’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Programa TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu öncülüğünde oda ve borsa başkanları da katılım sağladı. Forum öncesinde GTB adına temaslarda bulunan Akıncı, Mısır’daki İsmailiye Ticaret Odası ile Garbiye Ticaret Odası arasında tarım ve tarımsal gıda sanayini kapsayan iki ayrı iş birliği protokolüne imza attı. Protokollerle; üretimden pazarlamaya uzanan süreçte bilgi paylaşımı, ortak projeler ve karşılıklı yatırım imkanlarının geliştirilmesi hedefleniyor. Forum süresince gerçekleştirilen ikili görüşmelerde Türkiye-Mısır ticari ve ekonomik ilişkilerinin güçlendirilmesi, iki ülke arasındaki ticaret hacminin orta vadede 15 milyar dolar seviyesine çıkarılması hedefi, üçüncü ülkelerde ortak iş yapma imkânları ile tarım ve gıda sanayinde katma değeri yükseltecek modeller ele alındı. Programın ardından değerlendirmelerde bulunan GTB Başkanı Mehmet Akıncı, bu tür üst düzey platformların reel sektör açısından stratejik önem taşıdığına dikkat çekerek, "Türkiye ile Mısır arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden ivme kazandığı bir dönemde gerçekleştirilen bu forum, özellikle tarım ve gıda sanayinde yeni bir iş birliği zeminini beraberinde getiriyor. Gaziantep olarak güçlü üretim altyapımızı, ihracat tecrübemizi ve gıda sanayindeki birikimimizi uluslararası ortaklıklarla daha ileri taşımayı hedefliyoruz. İmzaladığımız protokoller; karşılıklı ticaret hacminin artırılması, tarımsal üretimde katma değerin yükseltilmesi ve ortak yatırım imkanlarının somut projelere dönüşmesi açısından önemli bir başlangıçtır. Önümüzdeki süreçte pazar çeşitlendirmesini güçlendiren, sürdürülebilir ve uzun vadeli iş birliklerine odaklanmayı hedefliyoruz" diye konuştu.
Uçurum: "AOSB’yi yeniden Türkiye’nin zirvesine taşımak için yola çıktık"
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:13 Uçurum: "AOSB’yi yeniden Türkiye’nin zirvesine taşımak için yola çıktık" Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde (AOSB) 10 Şubat’ta yapılacak seçimler öncesinde sanayici kimliği, yönetsel deneyimi ve katılımcı vizyonuyla öne çıkan Başkan Adayı İsrafil Uçurum, "Hep birlikte yönetmek, hep birlikte büyümek" anlayışını merkeze alan bir vizyon ile hizmete talip olduklarını belirtti. AOSB’nin köklü ve güçlü sanayi yapısının simge firmaları arasında yer alan Bossa ve Oğuz Tekstil’in Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten ve Adana Sanayi Odası (ADASO) Meclis Başkanlığı görevini 2014 yılından bu yana sürdüren İsrafil Uçurum, seçim yarışında özellikle arsa, enerji ve yönetişim başlıklarında ortaya koyduğu net mesajlarla öne çıktı. 2004-2010 yılları arısında AOSB’nin yönetiminde görev alan, başkanlık yapan ve bu görevi kendi isteğiyle devrederek kurumsal yönetişim anlayışıyla örnek bir davranış ortaya koyan İsrafil Uçurum, güneyin sanayi üssünü yeniden Türkiye’nin en güçlü üretim merkezlerinden biri haline getirmek için başkanlığa talip olduğunu vurguladı. İsrafil Uçurum, "AOSB, Adana’nın sanayi hafızası, Türkiye’nin ihracat gücünün önemli merkezlerinden biridir. Ben de bu bölgenin içinde yetişmiş, yatırımını AOSB’ye yapmış, üretimin her aşamasını birebir yaşamış bir sanayici olarak sorumluluk almaya talibim. Çünkü AOSB’nin yeniden ivme kazanması, sanayicinin önünün açılması ve bölgenin hak ettiği yere ulaşması gerektiğine inanıyorum" dedi. "Vizyonumuzun temel sütunları şeffaflık, katılımcılık ve kurumsallık" Yönetim vizyonunun merkezinde şeffaflık, katılımcılık ve kurumsallık anlayışının yer aldığını, kişilere değil sisteme dayalı bir yönetim anlayışı hedeflediklerini kaydeden İsrafil Uçurum, "Farklı sektörlerden 11 asıl, 11 yedekten oluşan güçlü bir yönetim kurulu oluşturduk. AOSB’deki sanayicilerin teveccühü ile hizmet bayrağını devraldıktan sonra önde gelen sanayicilerin yer alacağı bir de danışma kurulu oluşturacağız. Bölgemizdeki sanayicileri karar süreçlerine doğrudan dahil edeceğiz. Genç ve kadın sanayicilerimizi de OSB yönetimine entegre edeceğiz. AOSB’yi 500 sanayicimizle birlikte yönetmek istiyoruz. Herkes ne olup bittiğini bilsin, söz sahibi olsun. Bunu anlayışın oturmasını istiyoruz" diye konuştu. Küresel rekabetin giderek sertleştiği bir dönemde sanayicinin üzerindeki maliyet baskısının azaltılmasının temel öncelik olması gerektiğini vurgulayan İsrafil Uçurum, özellikle ucuz ve temiz enerji konusuna dikkat çekti. Yönetimleri döneminde atmış oldukları adımlar sayesinde bugün OSB’de kullanılan elektriğin ve doğalgazın OSB dışındaki fabrikalara göre daha ucuz olmasını sağladıklarını kaydeden İsrafil Uçurum, "Şimdi mevcudun üzerine yenilerini ekleme zamanıdır. Göreve gelir gelmez sanayicinin daha ucuz ve temiz enerji kullanabilmesi için bakanlıklar başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarla irtibata geçeceğiz. Türkiye genelinde tarıma elverişsiz alanlarda enerji santrali projemizi hayata geçirmek istiyoruz. Böylelikle sanayiciye uygun maliyetli elektrik sağlayacağız. Bu yatırımlarımız sınırda karbon düzenlemesi başta olmak üzere küresel çevre standartlarını da gözeten stratejik yatırımlar olacak" ifadelerini kullandı. Temel amaçlarının AOSB’de üretim yapan sanayicinin rekabet gücünü artırmak, yatırımı teşvik etmek ve bölgeyi yeniden Türkiye’nin öncü sanayi merkezlerinden biri haline getirmek olduğunu kaydeden İsrafil Uçurum, "Elektrik, su, doğal gaz ve OSB aidatlarında maliyetleri aşağı çekecek düzenlemeler yapacağız. Sanayicinin dış pazarlara erişimini kolaylaştıracak ihracat destek ofislerinin kurulmasını sağlayacağız. Nitelikli iş gücüne erişimi güçlendirecek insan kaynakları destek mekanizmalarını hayata geçireceğiz. Dijitalleşme, yazılım ve yeni nesil sanayi yatırımları için altyapıyı güçlendireceğiz" dedi. "Sanayicilerin ortak çağrısı ve talebiyle başkan adayı oldum" Başkan adaylığının bir makam arayışından değil, sanayicilerin ortak çağrısı ve talebiyle şekillendiğini vurgulayan İsrafil Uçurum, yönetim anlayışının merkezine sorumluluk, şeffaflık ve hesap verebilirliği koyduklarını ifade etti. Makamların hizmet aracı olarak görülmesi gerektiğini dile getiren İsrafil Uçurum, "Makam peşinde değiliz. Zamanında AOSB Başkanlığını kendi isteği ile bırakan biriyim. Adana Sanayi Odası Meclis Başkanı olarak odasını sanayiciye hizmet üretmek için Türk Eximbank’a veren bir anlayışa sahibim" diye konuştu. En dikkat çekici taahhütlerinden birinin de görev süresi sınırlaması olduğunu belirten İsrafil Uçurum, AOSB’de yönetim anlayışının kurumsallaşması gerektiğine dikkat çekti. İsrafil Uçurum, bu kapsamda başkanlık görev süresinin en fazla iki dönemle sınırlandırılmasına yönelik prensip kararının genel kurulda sanayicilerin oyuna sunulmasını hedeflediklerini söyledi. AOSB’nin bugün çözüm bekleyen en önemli sorunlarının başında arsa üretimi ve yatırım süreçlerinde yaşanan tıkanıklıkların geldiğini söyleyen İsrafil Uçurum, daha sonra şunları söyledi: "Yıllardır ön tahsisi yapılmış ancak yatırıma dönüşmemiş alanlar, teslim tarihleri belirsiz projeler ve sanayicinin kullanamadığı ciddi bir kaynak söz konusu. Sanayici arsa istiyor. Ön tahsis yapılmış ama arsa sanayiciye yatırım için teslim edilmediği gibi alt yapı yatırımları dahi yapılmamış alanlar mevcut. Göreve gelir gelmez en öncelikli işimiz, arsa üretimini hızlandırmak, altyapıları tamamlamak ve tüm süreçleri şeffaf, takvime bağlı ve denetlenebilir hale getirmek olacaktır. AOSB, bir dönem Türkiye’nin en büyük ve en güçlü 2’nci OSB’si iken ancak bugün geldiğimiz noktada ilk 15 içine dahi giremiyor. Doğru yönetim, güçlü vizyon ve sanayicinin desteğiyle AOSB’yi yeniden Türkiye’nin ilk üç organize sanayi bölgesi arasına taşımak mümkündür. Ben bu sorumluluğu almaya, AOSB’yi birlikte yönetmeye ve üretimin gücünü yeniden zirveye taşımaya hazırım."
Fırat EDAŞ Malatya’da deprem sonrası enerji altyapısına 3,5 milyar TL yatırım yaptı
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:13 Fırat EDAŞ Malatya’da deprem sonrası enerji altyapısına 3,5 milyar TL yatırım yaptı 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da enerji altyapısının yeniden ayağa kaldırılması için sahadaki çalışmalarını sürdüren Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), 3,5 milyar TL yatırım gerçekleştirdi. Yatırımlar kapsamında Malatya genelinde 83 dağıtım merkezi, 270 trafo, 36 bin 255 direk, 10 bin 671 armatür ile 1.701 kilometre yeni hattı şebekeye dahil eden şirket, enerji arzının güvenli ve kesintisiz şekilde sürdürülebilmesi için saha faaliyetlerini sürdürüyor. Üç yıl önce meydana gelen 6 Şubat Depremi, binlerce insanın yaşamını kalıcı biçimde değiştirdi. Depremden etkilenen şebekenin tekrar ayağa kaldırılması ve güvenli şekilde yeniden işletilmesi öncelik haline geldi. Bu kapsamda Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), Malatya’da enerji altyapısının güçlendirilmesini öncelikli bir sorumluluk olarak ele aldı. Afetin hemen ardından başlatılan çalışmalarla, güvenli ve dayanıklı bir şebeke yapısının oluşturulmasını hedefledi. Güçlü ve dayanıklı bir enerji altyapısı Şirket, Malatya’da deprem sonrasında toplam 3,5 milyar TL yatırım hayata geçirerek kent genelinde enerji altyapısının onarımı, yenilenmesi ve kapasitesinin artırılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar gerçekleştirdi. Bu çalışmalar sonucunda kent genelinde 83 dağıtım merkezi, 270 trafo, 36 bin 255 direk, 10 bin 671 armatür ve 1.701 kilometre yeni hat şebekeye dahil edildi. Gerçekleştirilen yatırımlar, Malatya’da günlük yaşamın devamı açısından kritik öneme sahip altyapının yeniden ayağa kalkmasına katkı sundu. Fırat EDAŞ, gerçekleştirdiği çalışmalarla mevcut ihtiyaçları karşılamanın yanı sıra gelecekte yaşanabilecek afetlere karşı dirençli bir enerji altyapısı oluşturduğunu duyurdu. "Önceliğimiz hayatın devamlılığı oldu" Konuya ilişkin bir değerlendirmede bulunan Fırat EDAŞ Şirket Müdürü Müjdat Çelik, "6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da enerji altyapısının güvenli ve dayanıklı biçimde yeniden kurulması, bizim için teknik bir çalışmanın ötesinde bir sorumluluktu. Enerji altyapısını mümkün olan en kısa sürede yeniden ayağa kaldırmak için aralıksız çalıştık. Bu süreçte önceliğimiz, yaşamın kesintisiz sürdürülebilmesi için sahada hızlı, koordineli ve kalıcı çözümler üretmekti. Yaptığımız yatırımlarla altyapıyı daha güvenli ve daha dayanıklı hale getirdik. Çalışmalarımız sahadaki ihtiyaçlar doğrultusunda aralıksız sürdürüyoruz" dedi.