EKONOMİ
Diyarbakır OSB Başkanı Fidan: "370 civarında firma üretim yapıyor ve yaklaşık 23 bin insanımız ekmeğini bu bölgede kazanıyor" 13 Mart 2026 Cuma - 23:11:23 Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan, basın mensuplarıyla iftarda bir araya gelerek, "42 kilometrelik yol ağına sahip OSB’mizde bugün 370 civarında firma üretim yapıyor ve yaklaşık 23 bin insanımız ekmeğini bu bölgede kazanıyor" dedi. Merkez Kayapınar ilçesindeki bir restoranda düzenlenen iftar programında konuşan Diyarbakır OSB Yönetim Kurulu Başkanı Fidan, Diyarbakır’ın tarih boyunca üretim ve kültürel zenginliğin merkezlerinden biri olduğunu, Mezopotamya’nın kadim şehirlerinden biri olan kent, sahip olduğu genç nüfusu, girişimci insan gücü ve üretim potansiyeliyle de Türkiye’nin en önemli kalkınma merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Diyarbakır OSB yönetimi olarak bu potansiyelin farkında olduklarını söyleyen Fidan, "Kentin üretim ve yatırım üssü haline gelmesi için büyük bir gayret gösteriyoruz. 42 kilometrelik yol ağına sahip OSB’mizde bugün 370 civarında firma üretim yapıyor ve yaklaşık 23 bin insanımız ekmeğini bu bölgede kazanıyor. Bu rakamlar sadece ekonomik bir veri değildir. Bu rakamlar Diyarbakır’ın emeğini, alın terini, umudunu ve geleceğini temsil etmektedir. Biz göreve geldiğimiz günden bu yana Diyarbakır OSB’yi kentin kalkınmasının lokomotifi olarak gördük. Amacımız Diyarbakır’ı yatırımcının güvenle geldiği, sanayicinin üretim yaparken önünü görebildiği, gençlerimizin iş bulabildiği güçlü bir üretim merkezi haline getirmektir" dedi. Yaptıkları çalışmalarla Diyarbakır OSB’de önemli bir dönüşüm yaşandığına değinen Fidan, "Bu süreçte güven, planlama ve sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla hareket ediyoruz. Altyapı ve üstyapı yatırımlarımızı hızlandırdık. 5. etap için tahsis sürecini başlattık. 50 firmamıza yer tahsisi gerçekleştirdik. Göreve geldiğimiz 2022 yılında bölgemizde 269 firma aktif üretim yaparken, bugün bu sayı 370’e ulaştı. Enerji altyapısını güçlendirmek için önemli adımlar attık. Yollarımızı yeniledik. Yıllardır çözülemeyen bazı hukuki sorunları da çözüme kavuşturduk. 25 yıldır süren parsel davalarını sonuçlandırarak yatırımcıların önünü açtık. Bugün geldiğimiz noktada Diyarbakır OSB artık sadece bir sanayi alanı değil büyüyen, dönüşen ve geleceğe hazırlanan güçlü bir üretim üssüdür. Diyarbakır’ın sanayide hak ettiği noktaya gelmesi için daha fazla yatırım, güçlü altyapı ve büyük projelere ihtiyaç var. Bugüne kadar nasıl ki sanayicimizin yanında olduysak, bundan sonra da aynı kararlılıkla çalışmaya ve yanında devam edeceğiz. Diyarbakır OSB’nin daha ileriye gitmesi için dün olduğu gibi bugün de sorumluluk almaktan geri durmadık, yarın da bu şehrin üretim gücünü daha yüksek noktalara taşımak için aynı azimle çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
13 Mart 2026 Cuma - 23:08 Dünya ticaretinin rotası yeniden çiziliyor: Samsun Havza OSB Karadeniz’in en büyük sanayi hamlesi, Türkiye’nin yeni üretim üssü Havza Organize Sanayi Bölgesi(OSB), 8 milyon metrekare alanıyla küresel devlere kapılarını açıyor. Türkiye’nin üretim ve lojistik ağında stratejik bir konuma sahip olan Havza OSB, 8 milyon metrekarelik dev alanıyla Karadeniz’in en büyük sanayi yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor. Samsun Valiliği tarafından paylaşılan bilgilerde, bölgenin küresel yatırımcılar için önemli fırsatlar sunduğu vurgulandı. Samsun şehir merkezine yaklaşık 75 kilometre mesafede bulunan Havza Organize Sanayi Bölgesi, ilçelerin yerleşim alanlarına yakın konumuyla iş gücüne erişim açısından önemli avantaj sağlıyor. Karayolu, havayolu, denizyolu ve demiryolunun kesiştiği noktada yer alan bölge, Türkiye’nin lojistik ağında stratejik bir merkez olarak değerlendiriliyor. Bölgede bulunan Devlet Demiryolları yükleme merkezi ile Samsun Limanı arasında kurulan entegrasyon sayesinde sanayi ürünlerinin çevre illere ve uluslararası pazarlara sevkiyatı hızlı ve kesintisiz şekilde gerçekleştirilebiliyor. Demiryolu bağlantısı, üretimden pazara ulaşım sürecinde önemli bir kolaylık sağlıyor. Güçlü enerji altyapısı, zengin su kaynakları ve yatırım teşvikleriyle dikkat çeken Havza OSB’nin yüksek istihdam hedefiyle bölgesel kalkınmaya katkı sağlaması bekleniyor. Savunma sanayinden otomotive, gıdadan kimya sektörüne kadar birçok alanda üretim yapılmasının planlandığı bölgede, sanayide çeşitliliğin artırılması hedefleniyor. Türkiye’nin üretim gücünü dünya pazarlarıyla buluşturacak önemli merkezlerden biri olarak gösterilen Havza Organize Sanayi Bölgesi, Samsun’un sanayi ve ticaretteki rolünü daha da güçlendirecek projeler arasında yer alıyor.
13 Mart 2026 Cuma - 22:43 Ticaret Bakanı Bolat: "Kapıkule’nin kuzeyinde yeni bir gümrük kapısı daha açacağız" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bulgaristan ile Türkiye arasında Kapıkule’nin kuzeyinde yeni bir gümrük kapısı açılması için anlaşma taslağının gönderildiğini belirterek, "Bulgaristan Parlamentosu Türkiye ile, Bulgaristan arasında yeni bir gümrük kapısının açılması için anlaşma taslağını bize gönderdi. Kapıkule’nin hemen kuzeyinde yeni bir gümrük kapısı daha açacağız" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Uluslararası Nakliyeciler Derneğinin İstanbul’daki iftar programında yaptığı konuşmada Bulgaristan Parlamentosu’nun Türkiye ile Bulgaristan arasında yeni bir gümrük kapısının açılması için anlaşma taslağını Türkiye’ye gönderdiğini duyurdu. Bolat, "Avrupa’ya taşımalarımız için çok önemli bir yeni ticari taşımalarda önemli imkan sağlayacak. Yeni bir koridor yeni kanal açılmış olacak. Kapıkule veya bazen Hamzabeyli’de, İpsala’daki yığılmaları da böylece azaltmış olacağız. Bu önemli, olumlu gelişmeyi de sizinle bir son dakika gelişmesi olarak paylaşmış olalım" diye konuştu. Türkiye’de lojistik sektörünün hızla büyüdüğünü vurgulayan Bolat, sektörün pazar büyüklüğünün 100 milyar dolar seviyesini aştığını söyledi. Bolat, "Maşallah hızla gelişen bir lojistik sektörümüzü görmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Türkiye ekonomisinde pazar büyüklüğü yüz milyar dolar seviyesinde. Onu biraz aşmış durumda. Bu anlamda Türkiye dünya lojistik sektöründe ciddi de bir ihracata sahip. Geçen yıl 42 milyar 400 milyon dolarlık lojistik ihracatımız oldu. Bu da 122,5 milyar dolarlık hizmetler ihracatımızın yüzde 35’ini oluşturmaktadır. Bu büyük bir rakam. Böylelikle sektörün iştigal eden bütün sektör paydaşlarına huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Birlikte Türkiye’mizin hizmet ihracatını büyütmeye ve ülkemizin dış güzel dengelerinde daha iyi noktalara taşımaya gayret ediyoruz" ifadelerine yer verdi. Türkiye’nin dünya lojistik ihracatında yüzde 2,8 pay ile 10’uncu sırada bulunduğunu ifade eden Bakan Bolat, "Türkiye dünyada lojistik ihracatında yüzde 2,8’lik bir payla dünyada onuncu sırada yer almaktadır. Bu büyük bir başarıdır. Bir de lojistik performans endeksi var. Türkiye’nin performansında belirgin bir iyileşme, gelişme gözlemliyoruz. 2018 yılında 3,15 beş puanla 47. sırada bulunan ülkemiz lojistik performans endeksinde 2023 yılında 3,43 puanla 38. sıraya yükseldi. Gümrük süreçleri, altyapı kalitesi, lojistik yetkinlik, hızlı teslimat gibi alanlarda önemli iyileşmeler sağlandı. Burada Ulaştırma ve taşımacılık kaynaklı emisyonların azaltılması, dijitalleşme, modern gümrük uygulamaları yoluyla lojistik süreçlerini optimize edilmesi bizim Ticaret Bakanlığı’mızın stratejik hedefleri arasında yer almaktadır" diye konuştu. Gümrük süreçlerinde dijitalleşmenin hız kazandığını kaydeden Bolat, e-tır sistemi, tek pencere uygulaması, elektronik belge değişim mekanizması ve yeni bilgisayarlı transit sistemi olarak bilinen NCTS Transit Sistemi ile ticaretin daha hızlı ve güvenilir hale getirildiğini söyledi. Bolat, "Gümrüklerdeki kolaylıkların artması taşımacılık hizmetlerinde gümrükle bağlantılı kolaylıklar taşımacılarımız ve performansını olumlu yönde etkilemektedir. e-tır sistemi yeni bilgisayarlı transit sistemi NCTS, tek pencere uygulaması elektronik belge değişim mekanizması gibi uygulamalarla ticareti kolaylaştırıp, hızlandırıp taşımacılarımızın da sürelerinin hızlanması ve çabukluğun artmasını katkı vermekteyiz. Özellikle NCTS olarak kısaca bilinen yeni bilgisayarlı transit sistemi uluslararası transit ticareti de güvenilir, şeffaf ve hızlı bir şekilde yürütmeye yardımcı olmaktadır. Hatırlarsanız 17 Kasım 2024 Pazar günü biz NCTS’nin yeni versiyonu olan faz beş sistemine geçmiştik. Şimdi önümüzdeki bu yıl faz 6’ya geçiş yapmak zorundayız. Avrupa Birliği ile olan yükümlülüklerimiz gereği bu konuda da Ticaret Bakanlığımız da çalışmalar hızlı bir şekilde devam etmektedir" dedi. Türkiye’de ulusal ve ortak transit taşımalarının da önemli ölçüde arttığının altını çizen Ticaret Bakanı Bolat, "Ulusal ve ortak transit kapsamında ülkemiz hareketli taşımada 2013 ile 2025 yılları arasındaki on iki yılda yüzde 65 artmıştır. Yıllık 1.5 milyondan 2.5 milyona çıkmıştır. Ülkemiz barışlı taşımalar ise yine bu dönemde 2012 ile 2025 yılları arasında yüzde 86’lık bir artıştı gösterdi, 1,2 taşımada 2,2 milyon seviyesine yükseldi. Ülkemiz 1929 yılında Birleşmiş Milletler himayesinde kurulan uluslararası anlaşma hürriyetine sahip tığ sözleşmesini ve sisteminden 1966 yılında katıldı. Bu önemli bir aşamaydı. Bunun sayesinde gerek ikinci taşımalar, gerekse uluslararası transit taşımalarda Türk lojistik sektörü büyük bir gelişme kaydetti" diye konuştu
13 Mart 2026 Cuma - 20:57 Çorlu Sebze Meyve Hali temeli atıldı Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, Çorlu’daki sebze-meyve tedarik zincirini düzenli, hijyenik ve verimli hale getirmek amacıyla hayata geçirdiği Sebze ve Meyve Toptancı Hali’nin temelini attı. Temel atma töreninde konuşan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, "Bugün esnafımıza verdiğimiz sözü tutmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yalnızca Çorlu’ya değil, tüm bölgeye hizmet edecek bu modern halimizin temelini atıyoruz" dedi. "Bugün esnafımıza verdiğimiz sözü tutmanın mutluluğunu yaşıyoruz" diyen Yüceer, "Adaylığımız döneminde Çorlu Belediye Başkanımız Ahmet Sarıkurt ile birlikte esnafımızı ziyaret ettiğimizde yaşadıkları sıkıntıları bizlerle paylaşmışlardı. Biz de onlara sebze-meyve toptancı halini hayata geçireceğimizin sözünü vermiştik. Bugün hem Çorlu’muza hem hem de bölgemize hizmet edecek, Çorlu Yeni Sebze ve Meyve Toptancı Hali’nin temelini atmanın gururunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Sadece Çorlu değil Trakya’ya hizmet edecek" Temeli atılan tesis ile bölgenin önemli bir ihtiyacının karşılanacağına vurgu yapan Başkan Yüceer, "Bu tesis yalnızca Çorlu’ya, değil, Tekirdağ’a ve tüm Trakya’ya hizmet edecek. Burada üretici, esnaf ve tüketici buluşacak. Yıllık 50 bin tonun üzerinde işlem yapılmasını bekliyoruz. Şu anda bölgemizde üretilen yaş sebze ve meyve miktarı 136 bin tonun üzerinde. Tüketim ise günlük yaklaşık 500 ton, yıllık yaklaşık 183 bin ton seviyesinde. Bu hal binası bu ihtiyacın önemli bir kısmını karşılayacak" dedi. Çorlu Sebze ve Meyve Toptancı Hali, 37 bin 600 metrekarelik bir parsel üzerinde yer alacak. İki blok halinde tasarlanan hal binasında toplam 30 dükkan bulunacak. Her dükkan 97 metrekare net alana sahip olup ayrıca 15 metrekarelik bir asma kata sahip olacak. Çorlu Hıdırağa Mahallesi’nde düzenlenen temel atma törenine CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP Parti Meclis Üyesi Ecevit Keleş ile milletvekilleri, il ve ilçe belediye başkanları, kurum ve kuruluşların amirleri, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşu üyeleri, siyasi partilerin temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Erzurum’da kırmızı et üretimi için pilot proje masaya yatırıldı
29 Ocak 2026 Perşembe - 09:07 Erzurum’da kırmızı et üretimi için pilot proje masaya yatırıldı Erzurum Büyükşehir Belediyesi Encümen Salonunda kırmızı et üretimi konulu geniş kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıya Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, et üreticileri birlikleri, veteriner hekimler ve ilgili paydaş kurum temsilcileri katıldı. Toplantıda; kırmızı et sektörünün mevcut durumu, üretim kapasitesinin artırılması, verimlilik, sürdürülebilirlik ve sahadaki uygulamalar ele alındı. Etçi ırk melezi besilik hayvan üretimi hedefleniyor Bakanlık ile Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Birliği iş birliğiyle hazırlanan ve cinsiyeti belirli (erkek) sperma kullanımıyla suni tohumlamanın yaygınlaştırılmasını amaçlayan projenin Erzurum’da pilot uygulaması toplantıda tanıtıldı. Proje kapsamında, besilik materyal üretiminin desteklenmesi amacıyla etçi ırk erkek sperma kullanılarak, özellikle melez ve damızlık üretimi dışında kalan anaç hayvanlardan etçi ırk melezi besilik hayvan üretimi hedefleniyor. Projeye katılan yetiştiricilere, doğan buzağılar için Kırmızı Et Üreticileri Birliği tarafından destekleme sağlanmasının planlandığı belirtildi. Erzurum’un geniş çayır ve mera alanlarına sahip Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, Erzurum’un sahip olduğu geniş çayır ve mera alanları ile büyükbaş hayvan varlığının proje için önemli bir avantaj sunduğu vurgulandı. Pilot uygulamanın başarılı olması hâlinde, projenin Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasının hedeflendiği ifade edildi. Ayrıca uygulamanın sahada başarıya ulaşabilmesi için hayvan seçiminin doğru yapılmasının, infertil hayvanların kapsam dışında tutulmasının ve uygulamanın daha dar, kontrol edilebilir alanlarda yürütülmesinin önemine dikkat çekildi. Veteriner hekimlerin sürecin merkezinde yer alacağı, izleme ve denetimlerin mobil suni tohumlama sistemi üzerinden yürütüleceği bildirildi.
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "Çorum’un ihracatı son 10 senede 100 milyon dolardan 5 milyar doların üzerine çıktı"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 22:40 TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "Çorum’un ihracatı son 10 senede 100 milyon dolardan 5 milyar doların üzerine çıktı" Türkiye Odalar ve Borsalar Başkanı (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Çorum makinenden konfeksiyona kadar geniş alanda üretim ihracat yapan, yıldızı parlayan bir şehir. Sadece son 10 senede ihracatı 100 milyon dolardan 5 milyar doların üzerine çıkmıştır" dedi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Kültür ve Konferans Salonu’nun açılış töreninde konuştu. Çorum’un son dönemdeki sanayi yatırımlarıyla parlayan bir yıldız haline geldiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, Çorum’un en çok ihracat yapan 12. şehir konumuna geldiğini dile getirdi. "Çorum’un ihracatı son on senede ihracatı 100 milyon dolardan 5 milyar doların üzerine çıkmıştır" Çorum’da sanayi yatırımlarıyla önemli bir ihracat rakamına ulaşıldığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Burada faaliyette bulunan üç tane OSB’miz var. Ama artık yetmiyor iki tane daha yapıyorsunuz. Ben de geçmişte burada organize sanayi bölgesinde. Yatırım yapmış olan bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Ben çorum insanını buraya yatırım yapmadan önce tanımıyordum. Yatırım yapınca anladım. Ne kadar vefakar, cefakar ve çalışkan insan olduklarını burada yatırım yapınca anladım. Çorum makinenden konfeksiyona kadar geniş alanda üretim ihracat yapan, yıldızı parlayan bir şehir. Sadece son 10 senede ihracatı 100 milyon dolardan 5 milyar doların üzerine çıkmıştır. 2025 yılında tüm Türkiye’de, ihracatını en fazla arttıran üç şehir konumuna çorum gelmiştir. Son bir yılda Çorum’un tam 2 milyar dolar yaklaşık bir nokta 9 milyar dolar arttırdık. Çorum’un nasıl bir başarı hikayesi yazdığını göstermek için şu karşılaştırmayı da yapmakta fayda var. Yıllık ihracat artışında İstanbul, Bursa gibi şehirlerin önüne geçti. O zaman işte sağ olsun Ticaret Bakanlığımızın bu sonucunda Çorum’un kaynaklı ihracat 5 buçuk milyar dolar olduğu ortaya çıktı. Yani sevinerek söyleyeyim, bunu da her tarafta kullanabilirsiniz. Bizim ihracatımız, Çorum’un ihracatı Adana’yı, Konya’yı, benim memleketim olan Kayseri’yi de geçtiriniz. Ve bugün Çorum 12. büyük ihracatçı şehir haline geldi" dedi. "Bu kadar sanayisi gelilmiş bir şehrin muhakkak limanlara ulaşması lazım" Çorum’da yapılan demiryolu projesinin önemine de dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, "Özellikle sayın vekillerim ne olur bunu çok sık anlatın ki siyaset, iktidar, hükümet Çorumun değerinin farkına varsın. Üstelik bunu da demiryolu olmadan yaptık. Çorumlu çalışkan ve marifetlidir bak açık söyleyeyim. Tren de inşallah yatırım programına alındı ama bir an önce bu kadar sanayisi gelilmiş bir şehrin muhakkak limanlara ulaşması lazım. Tabii buna bağlı olarak da hızlı trene ihtiyacımız var. Ankara’da bugün Eskişehir’in çehresi değişti. Ankara’dan günü birlik biniyorlar. Özellikle kadınlar gün yapacağına Eskişehir’i geziyorlar ve böylelikle Eskişehir’in ekonomisine katkı veriyorlar. İnşallah Çorum’da bu şekilde gelişecek başkan da çalışacak daha çok görünür hale geleceğiz. Türkiye’de marka olan şehirlerde bir hikaye var. Bir şehrin valisi, belediye başkanı, milletvekilleri, sivil toplum ve meslek örgütleri bir ve beraber hareket ederse o şehirler marka şehir olur" diye konuştu. Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan da Bankalar Birliği’nin de KOBİ’lere yönelik açıklayacağı destek programı olduğunu ve ekonomi yönetiminin sanayi sektörüne önemli katkılar sağlayacak programlar oluşturduğunu dile getirdi. Törene Çorum Valisi Ali Çalgan, AK Parti Çorum Milletvekili Yusuf Ahlatcı, CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Başaranhıncal katıldı.
Tarım arazilerinden alınan emlak vergisine tepki
28 Ocak 2026 Çarşamba - 22:15 Tarım arazilerinden alınan emlak vergisine tepki Adana Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, tarım arazilerinden emlak vergisi alınmaması gerektiğini söyledi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, 2026 yılı itibarıyla tarımda artan maliyetlerin üreticiyi zorladığını ifade etti. Doğan, "Çiftçimiz üretimden vazgeçme noktasına gelirken, birçok belediye fiilen tarım yapılan, üzerinde hiçbir yapı bulunmayan arazilerden emlak vergisi almaya devam ediyor. Bu uygulama üreticiyi daha da çıkmaza sürüklüyor" dedi. "Tarla, bağ, bahçe ve zeytinliklerden emlak vergisi alınamaz" Mevzuatın açık olduğunu ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 15. maddesine dikkat çeken Doğan, "Kanuna göre ekili ve dikili tarım arazileri emlak vergisinden muaftır. Tarla, bağ, bahçe ve zeytinliklerden emlak vergisi alınamaz. Bir arazinin büyükşehir sınırları içinde yer alması tek başına vergi gerekçesi değildir. İmar planında arsa olmayan ve fiilen tarım yapılan arazilerden emlak vergisi alınamaz. Buna rağmen bazı belediyeler uygulamada tarım arazilerini arsa olarak değerlendirmektedir. Bu durum üreticiler açısından ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Bugün birçok belediyede tarımsal üretim yapılan araziler için emlak vergisi uygulamasıyla karşılaşıyoruz. Yüreğir Belediyesi’nde de benzer sorunların yaşandığını görüyoruz. Bu durum hukuka ve vicdana aykırıdır. Üretim yapılan alanların vergiye konu edilmesi, çiftçilerimizin yükünü artırmakta ve çözüm bekleyen bir sorun olarak karşımızda durmaktadır" ifadelerini kullandı. Bazı belediyelerin kırsal mahallelerde tarım yapılan arazilerden emlak vergisi almadığına dikkat çeken Doğan, diğer belediyelerinde bunu uygulamasını istedi. Vergi çıkarılan tarım arazileri konusunda çiftçilerin haklarını arayacaklarını söyleyen Doğan, "ÇKS kayıtları veya Tarım ve Orman Müdürlüklerinden alınacak belgelerle tarımsal faaliyeti belgeleyebilirler. Üreticilerimiz bu konuda geri adım atmayacak ve gerekirse dava açma haklarını kullanacaklardır" diye konuştu. Tarımın stratejik bir sektör olduğunun altını çizen Doğan, "Tarım arazilerinden haksız şekilde emlak vergisi alınmasına son verilmelidir. Çiftçiye yük değil, destek verilmelidir" diyerek sözlerini tamamladı.
BTSO’da yılın ilk meclis toplantısı gerçekleştirildi
28 Ocak 2026 Çarşamba - 16:28 BTSO’da yılın ilk meclis toplantısı gerçekleştirildi Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) 2026 yılının ilk Meclis Toplantısı, Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ekonomide yaşanan dönüşümden BTSO’nun gelecek vizyonuna, üretim gücünün korunmasından stratejik projelere kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu. BTSO Meclis Toplantı Oda Hizmet Binası’nda Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Meclis üyelerinin faaliyet gösterdikleri sektörlerde yaşanan gelişmeleri dile getirdiği toplantıda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO’nun bir uzmanlık merkezi olarak konumlandığını ifade etti. Meclis, komiteler ve konseylerin her birinin kendi alanında Türkiye’nin en güçlü sivil toplum yapıları arasında yer aldığını söyleyen Başkan Burkay, Türkiye’nin en büyük ticaret ve sanayi odalarından biri olan BTSO’da yönetim anlayışının ortak akla dayandığını belirterek, "Bu süreçte hepimiz Bursa’yı ve Bursa iş dünyasını her platformda gururla temsil ediyoruz. Bu duruş, sorunların çözümünde de etkili oluyor." diye konuştu. Görevlerin bir makam değil, bir sorumluluk olduğunun altını çizen Burkay, hayata geçirilen projelerin de kalıcı eser olarak kentin ve ülkenin ekonomi tarihine geçtiğini dile getirdi. İbrahim Burkay, "Bu eserler bizi tarif edecek. Çocuklarımıza ve torunlarımıza anlatacağımız hizmetler bunlar." dedi. "BTSO bugünü değil, geleceği planlıyor" Dünya ekonomisinin zor bir dönemden geçtiğini işaret eden BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, yaşanan sürecin yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını, küresel ölçekte bir dönüşüm yaşandığını ifade etti. Pandemi sonrası dünyanın eski dünya olmadığını belirten Burkay, "Dünyayı bir yerden alıp başka bir yere koydular. Eski alışkanlıklarla o dünyayı arıyoruz ama o dünya artık yok." dedi. Küresel ekonomide devletlerin yerini büyük şirketlerin aldığına, ciddi bir servet transferi yaşandığına dikkat çeken İbrahim Burkay, BTSO’nun bu değişimi 12 yıldır doğru okuduğunu vurguladı. GUHEM, BUTEKOM, TEKNOSAB, Model Fabrika ve Elektrikli Araçlar Mükemmeliyet Merkezi gibi projelerin bu vizyonun ürünü olduğunu ifade eden İbrahim Burkay, şöyle devam etti: "Bugün içten yanmalı motorlardan elektrikli araçlara geçişin kaçınılmaz olduğu konuşuluyor. Bizler bu alanda 4 yıl önce adım attık. Türkiye’de Elektrikli Araçlar Mükemmeliyet Merkezi’ni hayata geçiren ilk ve tek odayız. Üstelik bunu AB Fonlarıyla yaptık. Biz bugünün değil, 5-10 yıl sonra karşımıza çıkacak sorunların adımlarını atıyoruz. Kurumlar bunun için var." Dijital dönüşüm konusunda da öncü adımlar attıklarını belirten Burkay, Türkiye’de e-ticaret komitesini kuran ilk odanın BTSO olduğunu hatırlattı. Uzmanlaşmanın önemine değinen Burkay, komite sayısının 47’den 70’e çıkarılmasının da bu anlayışın bir sonucu olduğunu söyledi. "Bursa devler liginde olmalı" Bursa’nın Türkiye ekonomisindeki stratejik rolüne dikkat çeken Başkan Burkay, "Bursa ligden düştüğü anda Türkiye de ligden düşer. Bursa devler liginde yer almalı." ifadelerini kullandı. Bursa’nın 20 milyar dolarlık ihracat, 200’ü aşkın ülkeye ihracat yapan bir ekonomiye sahip olduğunu belirten İbrahim Burkay, dış ticaret ve yüksek küresel entegrasyon gücüne rağmen geleceğin alanlarında yatırım yapmamanın kabul edilemez olduğunu vurguladı. Kapasite fazlası ve haksız rekabet uyarısı Küresel ölçekte yaşanan kapasite fazlasının ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirten Burkay, bunun gerçek bir fiyat ya da kalite rekabeti olmadığını, özellikle Uzakdoğu’dan yapılan ve üretim kaslarını hedef alan bir "kapasite istilası" olduğunu söyledi. Bu durumun ülkeleri üretimden kopardığını ifade eden Burkay, Türkiye’nin üretim gücünü koruması gerektiğini vurguladı. Ticaret Bakanlığı’nın bu konuda sektöre duyarlı ve iş birliğine açık bir yaklaşım sergilediğini de belirten Burkay, gerekli düzenlemelerin kararlılıkla ele alınması gerektiğini ifade etti. GSYF modeliyle lojistik teknopark BTSO öncülüğünde hayata geçirilen Lojstik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun, Türkiye’de bir sivil toplum kuruluşu tarafından kurulan ilk fon olma özelliği taşıdığını vurgulayan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, fonun nitelikli yatırımcı sayısı açısından da Türkiye’nin ilk üç fonu arasında yer aldığını ifade etti. Toplamda 537’nin üzerinde girişim sermayesi yatırım fonu bulunan Türkiye’de, BTSO fonunun büyüklük açısından dokuzuncu sırada yer aldığını belirten Burkay, yaklaşık 650 nitelikli yatırımcının projeye ortak olduğunu söyledi. Bu yatırımcıların 430’unun esnaf ve KOBİ’lerden, yaklaşık 200’ünün ise 17 organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren sanayicilerden oluştuğunu dile getiren Burkay, sanayici ile çarşı esnafını aynı projede buluşmasının son derece kıymetli olduğunu vurguladı. "Tüm yatırımcılar için değer üretiyor" Fon kapsamında hayata geçirilecek Lojistik Teknopark projesinin temelinin Mart sonu - Nisan başı itibarıyla atılmasının planlandığını aktaran Burkay, sözleşme ve yatırım süreçlerinin başladığını belirtti. Projenin, riskleri minimize eden yapısıyla Bursa iş dünyasının ortak akıl ve paylaşım kültürünü yansıttığını ifade eden Burkay, küçük ya da büyük ölçekli tüm yatırımların büyük bir değere dönüştüğünü kaydetti. Başkan Burkay, bu modelin yalnızca bir yatırım projesi değil, aynı zamanda 60 bin üyenin tamamını ortak etme vizyonunun somut bir örneği olduğunu vurgulayarak, "Bu proje, önümüzdeki dönemde yatırımcıların ‘İyi ki bu yapının içinde yer aldık’ diyeceği, duasıyla hepimizin nasipleneceği bir değer oluşturuyor." dedi. "Firmalarımızın rekabet gücünü artırıyoruz" BTSO’nun ihracat ve pazar çeşitliliği çalışmalarına da değinen Burkay, KFA Fuarcılık organizasyonunda düzenlenen Junioshow Fuarı’nın büyük başarı sağladığını söyledi. 47 UR-GE projesi kapsamında Japonya’dan Çin’e, ABD’den Avrupa’ya kadar yoğun bir uluslararası temas trafiği yürütüldüğünü belirten Burkay, bu çalışmaların firmaların vizyonunu ve rekabet gücünü artırdığını ifade etti. Konuşmasının sonunda birlik ve beraberliğin önemine vurgu yapan Burkay, "Bu mecliste derdi koltuk olanlar değil, derdi Bursa ve Türkiye olanlar var. Niyet halis olunca sonuç da hayır oluyor." dedi. "Bursa Türkiye ekonomisine değer katmaya devam ediyor" BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da, 2025’in küresel ölçekte jeopolitik risklerin ve ekonomik belirsizliklerin yoğun hissedildiği bir yıl olduğunu belirterek, Türkiye’de iş dünyasının en önemli gündeminin enflasyonla mücadele, finansmana erişim ve yatırım ortamının iyileştirilmesi olduğunu ifade etti. Bursa iş dünyasının tüm zorluklara rağmen üretim ve ihracatla ülke ekonomisine katkı sunduğunu vurgulayan Uğur, kentin 2025 yılında 19,5 milyar dolarlık ihracat performansına ulaştığını kaydetti. BTSO’nun KFA, UR-GE, alım heyetleri ve fuar organizasyonlarıyla firmaların dış ticaretine rehberlik etmeyi sürdürdüğünü dile getiren Uğur, yılın ilk fuarı Junioshowun sektöre önemli bir ivme kazandırdığını söyledi.
Belediyenin et satış noktası açıldı, ilk gün yüzde 50 indirimle ürünler kapışıldı
28 Ocak 2026 Çarşamba - 16:00 Belediyenin et satış noktası açıldı, ilk gün yüzde 50 indirimle ürünler kapışıldı Bursa’nın İznik ilçesinde belediyenin hayata geçirdiği Et Satış Noktası hizmete girdi. Yerli hayvanların etlerinin satışa sunulduğu satış noktasında kıyma 695, kuşbaşı ise 750 liradan tüketiciye ulaşacak. İlk gün açılışa özel yüzde 50 indirim yapılınca izdiham yaşandı. Milli İrade Meydanı, eski belediye binası alt katında oluşturulan et satış noktası açılış programına İznik Kaymakamı Arif Karaman, AK Parti İl Başkan Yardımcısı Metin Albayrak, AK Parti İznik İlçe Başkanı İnanç Şahin, meclis üyeleri, mahalle muhtarları ve İznikli vatandaşlar katıldı. Et Satış Noktası’nda kıymanın kilogram fiyatının 695 TL, kuşbaşının kilogram fiyatının ise 750 TL olarak belirlendiği bildirildi. İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, açılışa özel uygulama kapsamında ilk gün kıymanın kilogram fiyatının 347,5 TL olduğunu duyurdu. Açılışta konuşan İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta, "Tarım A.Ş. marifetiyle ilçemize kazandırdığımız Et Satış Noktamızın hayırlı olmasını diliyorum. Sosyal belediyecilik anlayışımızla hemşerilerimizin yanında olmaya, vatandaşımıza destek olacak yeni hizmetleri hayata geçirmeye devam edeceğiz" dedi. İznik Kaymakamı Arif Karaman ise konuşmasında "Et Satış Noktasının planlanması, hazırlanması ve halkımıza sunulması aşamalarında emeği geçen başta başkanımız olmak üzere ekibini ve emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. İznik’imize, vatandaşlarımıza hayırlı olsun" diye belirtti. Ayrıca Et Satış Noktası bünyesinde faaliyet gösterecek olan et nakil aracı ile sosyal hizmetler bünyesinde faaliyet gösterecek olan hasta nakil aracı da faaliyete alındı.
Mersin tekstilinde hedef, markalaşma ve doğrudan ihracat
28 Ocak 2026 Çarşamba - 15:59 Mersin tekstilinde hedef, markalaşma ve doğrudan ihracat Güçlü üretim altyapısı ve yaygın iç pazar hakimiyetiyle Türkiye’nin önde gelen tekstil merkezlerinden biri olan Mersin, rotasını doğrudan ihracata çevirdi. Bu yıl ilki düzenlenen Uluslararası Akdeniz Tekstil Fuarı ile kentin sektördeki potansiyelinin somut biçimde ortaya konmasının ardından, ihracatı geliştirmeye yönelik çalışmalar hız kazandı. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), ihracata hazırlık, eğitim ve uluslararası fuar katılımlarını kapsayan UR-GE çalışmalarıyla firmaların küresel pazarlara açılmasına öncülük etmeye hazırlanıyor. Zor bir dönemden geçen tekstil sektörüne can suyu olması hedefiyle bu yıl ilk kez düzenlenen Uluslararası Akdeniz Tekstil Fuarının değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Mersin Valisi Atilla Toros’un başkanlığında, MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır ile Meclis Başkanı Hamit İzol’un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda fuarın genel performansı ele alındı, gelecek dönem için yapılması gerekenler değerlendirildi. Toplantıda sektör temsilcilerinin talep ve beklentileri de dinlendi. Toplantıya MTSO Başkan Yardımcısı Mustafa Özdamar, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Alpay Seyhan, fuar komitesi üyeleri, tekstil dernekleri, sektör temsilcileri ve çok sayıda üretici de katıldı. Güçlü iç pazarın ardından ihracat hedefi Toplantıda, Mersin’in tekstil üretiminde oldukça güçlü bir yapıya sahip olduğu ancak bu gücün büyük ölçüde iç pazarda kaldığı vurgulandı. Katılımcılar, sektörün sürdürülebilir büyümesi için ihracatın artık bir zorunluluk haline geldiği konusunda görüş birliğine vardı. Uluslararası standartlarda bir tekstil kenti kurulması, markalaşma sürecinin hızlandırılması ve teknolojinin sektörde daha etkin kullanılması gerekliliği dile getirilirken, bu hedeflerin doğal sonucu olarak daha büyük ve uluslararası katılımı yüksek bir fuar alanı oluşturulması konusu da gündeme alındı. "Tekstil, Mersin’de uyuyan bir devdi" Toplantıda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Akdeniz Tekstil Fuarının kısa sürede önemli bir etki oluşturduğunu belirterek, "4 bin metrekarelik bir alanda düzenlenen fuarın etkisi beklediğimizin çok üzerinde oldu. Sektör temsilcilerinin bir araya gelmesi en büyük kazancımızdı. Bu birliktelik sağlanınca gelişim de hızlandı. Tekstil, Mersin’de adeta uyuyan bir devdi; bu fuarla kendini gösterdi" dedi. Fuarın firmalar açısından beklentilerin üzerinde geçtiğini ifade eden Çakır, ilk kez fuar deneyimi yaşayan firmaların dahi memnuniyetle ayrıldığını, gelecek yıl için daha büyük alan taleplerinin oluştuğunu söyledi. Çakır, Tekstil Üretim Merkezi ve Tekstil Kent hedeflerinin de bu fuarla birlikte daha somut hale geldiğini kaydetti. "İhracat UR-GE ile desteklenecek" Sektörün ihtiyaçları doğrultusunda UR-GE Projesi başlattıklarını belirten Çakır, amaçlarının Mersinli tekstil firmalarını ihracatçı kimliğe kavuşturmak olduğunu söyledi. Proje kapsamında firmalara Ekonomi Bakanlığı desteğiyle 90 saatlik kapsamlı dış ticaret eğitimleri verileceğini ifade eden Çakır, ardından 5 farklı ülkede düzenlenecek 5 uluslararası fuara katılım sağlanacağını belirtti. Bu süreçte firmaların yurt dışı pazarlara MTSO moderatörlüğünde hazırlanacağını kaydeden Çakır, yurt dışı fuar katılımlarının yüzde 75’inin devlet destekli olacağını da sözlerine ekledi. "Mersin eski fuar günlerinin heyecanını yaşadı" MTSO Meclis Başkanı Hamit İzol ise fuarın başarısını şehir ekonomisine etkisi üzerinden değerlendirdi. İzol, "İlk kez bir tekstil fuarında bu kadar çok misafir Mersin’e geldi. Oteller doldu, şehirde ciddi bir hareketlilik yaşandı. Bu atmosfer bize Mersin’in 70’li yıllardaki fuar günlerini hatırlattı. Bu fuar sektöre umut oldu. En önemli konu ise bu yapının sürdürülebilir olmasıdır" diye konuştu.
Tüketici tercihlerinde akıllı ve fonksiyonel yatakların etkisi artıyor
28 Ocak 2026 Çarşamba - 15:13 Tüketici tercihlerinde akıllı ve fonksiyonel yatakların etkisi artıyor Tüketici alışkanlıklarındaki değişim, yatak ve mobilya sektöründe teknolojik dönüşümü hızlandırdı. Konforun ötesine geçen taleplerle birlikte yapay zekâ destekli akıllı yataklar pazarda giderek daha fazla yer bulmaya başlıyor. Tüketici talebindeki değişim, yatak ve mobilya sektöründe yeni bir dönüşüm sürecini beraberinde getirdi. Konfor beklentisinin ötesine geçen kullanıcılar, uyku kalitesini ölçen ve kişisel ihtiyaçlara göre ayarlanabilen akıllı ürünlere yöneldi. Bu eğilimle birlikte yapay zekâ destekli yeni nesil yataklar pazarda daha fazla yer bulmaya başladı. Artan talep doğrultusunda firmalar Ar-Ge çalışmalarına hız verdi. Ateş ölçümü, uyku süresi takibi ve ergonomik ayarlara sahip fonksiyonel yataklar ön plana çıkıyor. Sektör temsilcileri, tüketici odaklı bu dönüşümün önümüzdeki dönemde teknoloji yatırımlarını ve inovasyon odaklı büyümeyi daha da hızlandıracağını ifade etti. Mobilya ve yatak sektörü temsilcisi Salih Şişman, tüketici tercihlerine ilişkin değerlendirmesinde, "Pandemi döneminden sonra doğal katmanlı ürünlere talep arttı. Akıllı yataklar ön plana çıktı. Yataktan beklentiler değişti. Bilinçli tüketiciler fonksiyonel yatakları tercih ediyor, ondan sonra estetiğe bakıyorlar. İnsanlar günde ortalama 8 saatini yatakta geçiriyor. Yattığınız yer çok önemli, doğru zemin üzerinde yatmak sağlık açısından da önemli" ifadelerini kullandı. "Yapay zekâ destekli çözümler yatak sektöründe ciddi yer edinecek" Sektörde Ar-Ge çalışmalarının yoğunlaştığını belirten Şişman, "Akıllı yataklar üzerine çok fazla Ar-Ge çalışması var. Mobil uygulamalardan uykuyu izleyen, ateş ölçen akıllı yataklar bulunuyor. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli çözümler yatak sektöründe ciddi yer edinecek" dedi. Sektöre ilişkin genel bir değerlendirme de yapan Şişman, "2025 mobilya ve yatak sektörü için zor geçen bir yıl oldu. 2026 yılının ikinci yarısından itibaren bir hareketlilik bekleniyor. Yılın ilk aylarında otellerin toplu alımları nedeniyle bir hareketlilik yaşanıyor. Bireysel kullanıcı tarafında ise yatak ve mobilya ihtiyacı ertelenebilir bir ihtiyaç olarak görülüyor. Tüketicinin geliri ve ekonomik durumu belirleyici oluyor. Ağırlıklı olarak yaz döneminde mobilya ve yatak satışları artıyor" açıklamasında bulundu.
Iğdır’da Ramazan ayı öncesi fahiş fiyat denetimleri sıklaştırıldı
28 Ocak 2026 Çarşamba - 14:06 Iğdır’da Ramazan ayı öncesi fahiş fiyat denetimleri sıklaştırıldı Iğdır’da yaklaşan Ramazan ayı öncesinde fahiş fiyat artışlarının önüne geçilmesi ve piyasada adil rekabet ortamının sağlanması amacıyla denetim faaliyetleri aralıksız sürdürülüyor. Ticaret Bakanlığı ekiplerince Türkiye genelinde 10 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen denetimler kapsamında, Iğdır’da restoran, fırın ve kasaplara yönelik kontroller yapıldı. Denetimler, Iğdır Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri tarafından titizlikle yürütüldü. Restoranlarda yapılan denetimlerde, fiyat tarifelerinin iş yerlerinin giriş kapısında ve hizmet sunulan masaların üzerinde, tüketiciler tarafından kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde bulundurulup bulundurulmadığı kontrol edildi. Ayrıca menü fiyatları ile kasa fiyatları karşılaştırılarak uyumsuzluk olup olmadığı incelendi. Kasaplara yönelik denetimlerde ise et ürünlerinin alış ve satış fiyatları karşılaştırılarak fahiş fiyat artışı yapılıp yapılmadığı denetlendi. Fırınlarda gerçekleştirilen kontrollerde de fiyat tarifelerinin görünür şekilde asılı olup olmadığına, ürünlerin gramajlarına, tezgah ve kasa fiyatlarının uygunluğuna bakıldı. Denetimlerle ilgili açıklama yapan Iğdır Ticaret İl Müdür Vekili Mücahit Yalçın, Ramazan ayına kadar denetimlerin artarak devam edeceğini, Ramazan ayında da kontrollerin sürdürüleceğini belirtti. Yalçın açıklamasında, "Türkiye genelinde bugün 10 ilde eş zamanlı olarak, basınımızla birlikte Ramazan ayı öncesi fiyat etiketi ve haksız fiyat denetimleri gerçekleştirdik. Kasaplarda, süpermarketlerde ve lokantalarda denetimler yaptık. 2025 yılı içerisinde Iğdır’da toplam 939 firmada denetim gerçekleştirdik. 114 bin 172 ürünü inceledik. Haksız fiyat olabileceğini değerlendirdiğimiz 2 bin 542 ürünle ilgili işlemleri yaparak bakanlığımıza gönderdik. Ayrıca il genelinde 213 aykırılık tespit ettik. Bu denetimler Türkiye’nin 81 ilinde sürekli olarak yapılmaktadır. Iğdır Ticaret İl Müdürlüğü olarak haftanın 5 günü sahadayız; restoranlarda, kasaplarda, manavlarda ve süpermarketlerde fiyat etiketi ve haksız fiyat denetimlerimiz devam ediyor" ifadelerini kullandı. Erdal Vural ise; "Ticaret İl Müdürlüğünü tebrik ediyorum. Fahiş fiyatlara karşı denetimlerini sürdürüyorlar" dedi. (SY-AT)
ATB Başkanı Çandır: "Fırtınada zarar gören alanlar aynı dere ve çay havzasında"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 14:03 ATB Başkanı Çandır: "Fırtınada zarar gören alanlar aynı dere ve çay havzasında" Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, afette 5 bin dekarın üzerinde tarım alanının zarar gördüğünü belirterek, "Zarar gören alanlara baktığımızda büyük bölümü aynı çay ve dere havzalarında tekrar etmektedir. Çözüm ise planlı, bilimsel ve uzun vadeli altyapı yatırımlarından geçmektedir" dedi. ATB Ocak Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkan Vekili Abdullah İnan başkanlığında yapıldı. Toplantıda ATB’nin 2025 çalışma özeti sunularak, yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyeler bilgilendirildi. ATB Başkanı Ali Çandır, konuşmasında Antalya’da yaşanan sel, dolu, fırtına ve hortum nedeniyle 5 bin dekarın üzerinde tarım alanının zarar gördüğünü kaydetti. Çandır, "Son günlerde Kumluca, Finike, Demre ve Aksu başta olmak üzere kentimizde yaşanan hortum ve sel afetleri hepimizi derinden üzmüştür. Hayatını kaybeden yavrumuza Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Afetler ilk belirlemelere göre 5 bin dekarı aşan örtüaltı üretim alanlarımızda ciddi zararlara yol açmıştır. Zarar gören üreticilerimize ve tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Zarar gören alanlara baktığımızda büyük bölümü aynı çay ve dere havzalarında tekrar etmektedir. Çözüm ise planlı, bilimsel ve uzun vadeli altyapı yatırımlarından geçmektedir" dedi. 2 bin üreticiye destek talebi Yağışların devam ettiğini, en büyük tesellinin genel hayatı etkileyen daha büyük bir afetin yaşanmamış olması olduğunu söyleyen Çandır, "İlgili tüm kurum ve kuruluşların ilk günden itibaren teyakkuz hâlinde hareket etmesini ve hızlı müdahalede bulunmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak yüksek maliyetler altında üretim yapan ve karlı bir hasat dönemine girerken zarara uğrayan yaklaşık 2 bin üreticimiz açısından acil nakit desteğinin sağlanması, mevcut kredilerin ötelenmesi ve yeni hibe ile uygun kredi imkânlarının acilen devreye alınması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Çandır, Antalya’nın kültürel hafızasına önemli katkılar sunan, sevilen tarihçi ve araştırmacı Giray Ercenk’in kaybından duyduğu üzüntüyü de dile getirerek, "Güray Ercenk ağabeyimize Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Kentimize bıraktığı izler daima yaşayacaktır" dedi. "Tarım yüzde 7 küçüldü" Ali Çandır, "2025 yılına 2024’ten daha iyi bir yıl olacağı beklentisiyle başlamıştık. Ancak gerek ülke gerek kent gerekse sektörümüz açısından 2025 yılı birçok göstergede 2024’ün gerisinde kalmıştır" ifadelerini kullandı. 2025 yılında GSYH büyümesinin yaklaşık yüzde 4 civarında olduğunu, ticaretin yüzde 5, sanayinin yüzde 4 büyümesi beklenirken, tarım sektörünün yaklaşık yüzde 7 küçüleceğinin öngörüldüğüne dikkat çeken Çandır, "En dikkat çekici tablo tarımdadır. Çünkü tarım yalnızca ekonomik değil, stratejik bir sektördür. Tarih bize göstermektedir ki tarımını kaybeden, geleceğini kaybeder. Bu nedenle stratejilerin ve politikaların merkezinde tarım olmak zorundadır. Tarım sektörü; ürünlerini maliyet-fiyat ilişkisiyle değil, piyasanın belirlediği fiyatlarla satar. Üretimini sezon içinde esnek biçimde ayarlayamaz ve doğa risklerine tamamen açıktır. Sezon sonunda ya ayakta kalır ya da sektörden çekilmek zorunda kalır. Bu nedenle tarımın stratejik niteliği tartışmasızdır ve politikalar bu gerçekliğe uygun biçimde oluşturulmalıdır" diye konuştu. TÜİK’in il düzeyinde milli gelirin (GSYH) 2000-2024 dönemini kapsayacak şekilde yayımlandığını hatırlatan Çandır, 2019 yılında Antalya’nın ülke ekonomisi içindeki toplam payının yüzde 3,5’e, ticaretteki payının ise yüzde 5,4’e ulaştığını ve en güçlü yıl olduğunu söyledi. Çandır, tarımda ise tablonun çarpıcı olduğunu kaydederek şunları söyledi: "Antalya’nın tarımdaki payı 2010 yılında yüzde 6,1 düzeyindeyken, 2024 itibarıyla yüzde 4,6’ya gerilemiştir. Başka bir ifadeyle son 15 yıl içinde tarım sektöründe yaklaşık yüzde 25 oranında bir pay kaybı yaşanmıştır. Kentimiz özelinde ise tarımın milli gelir içindeki payı 2010’da yüzde 16,3 iken, 2024’te yüzde 7,8’e düşmüştür. 2025’te bu oranın yüzde 7’nin altına inmesini bekliyoruz. Bu durum yalnızca nispi bir değişim değil, kent ekonomisinde genel bir yavaşlamaya işaret etmektedir. Nitekim sanayi sektörünün milli gelir içindeki payı 2021 yılında yüzde 11,8 iken, 2024 yılında yüzde 8,2’ye düşmüştür. Ticaret sektöründe ise en yüksek pay 2022 yılında yüzde 38,3 olarak gerçekleşmiş, 2024 yılında yüzde 37,7’ye gerilemiştir. 2025 yılının bu göstergelerin de gerisinde kalacağı tahmin edilmektedir. Tarım başta olmak üzere birçok temel sektörde 2024 yılına kıyasla daha zayıf bir performansla karşı karşıyayız. Turizmde 2025 yılında güçlü bir ziyaretçi akışı yaşanmasına rağmen sektör katma değer üretiminde ve fiyat rekabetinde beklenen seviyeye ulaşamamıştır. Tarımda ise kuraklık ve iklim şartlarında ötesinde, kentimize özgü daha derin bir kırılganlık dikkat çekmektedir. Tarımda yaşanan yapısal daralmayı yaş meyve-sebze ve domates ticaretinde de net biçimde görüyoruz. Son 6 yılda halde işlem gören sebze ve domates miktarı yüzde 50’nin, meyve miktarı ise yüzde 60’ın üzerinde azalmıştır. Buna karşın fiyat endeksleri 23 kat artmıştır. Bu tablo gösteriyor ki, sorun fiyatlarda değil, üretimde; geçici dalgalanmalarda değil, yapısal bir daralmadadır." "2026 yılının ilk yarısı zorlu geçecek" Çandır, 2026 yılı için yılın ilk yarısında sıkı, ikinci yarısında ise daha esnek politikaların beklendiğini söyleyerek, "İlk yarı iş dünyası için zorlukların süreceği bir dönem olacaktır. İkinci yarıdaki muhtemel rahatlama ise ölçülü olmak zorundadır; aksi halde son yıllardaki fedakarlıkları kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız" dedi. ATB’nin 2026 teması "su" Antalya Ticaret Borsası’nın çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Çandır, Borsa olarak son dört yıldır çalışmalarını "sürdürülebilirlik" ekseninde yürüttüklerini anlattı. ATB’nin 2026 yılı temasının "su" olduğunu kaydeden Çandır, "Çünkü tarımın, gıdanın, ihracatın ve kent ekonomisinin geleceği doğrudan suyla ilişkilidir. Antalya tarımı, dış ticareti besleyen güçlü bir yapıya sahiptir. Ancak gerekli dönüşüm sağlanamazsa ihracatımız zorlanacaktır. Bu nedenle iklim dostu üretim artık bir tercih değil, zorunluluktur. Su kaynaklarına erişimde yaşanan sorunlar giderek derinleşmektedir. Geçici yağışlar kalıcı çözüm değildir. Ürün deseninin havza bazlı planlanması, kapalı devre sulama sistemleri, su hasadı, kuraklığa dayanıklı çeşitler ve kayıt dışı su kullanımının denetimi artık ertelenemez. Ayrıca, su yalnızca tarımın değil; sanayinin, turizmin ve hane halkının da ortak sorumluluğudur. Antalya suyu bol sanılan ancak kuraklık baskısı yüksek bir kenttir. Tarım, turizm ve kentleşme aynı kaynağı paylaşmaktadır. Su yönetimi artık teknik değil, doğrudan ekonomik bir konudur. Toprağımız, suyumuz ve doğamız ortak sermayemizdir. Bu sermayemize sahip çıkmazsak hepimiz kaybedeceğiz. Unutmayalım ki, suya sahip çıkmak, bu yarınımıza sahip çıkmaktır" diye konuştu. Mermer ocağı uyarısı Mermer ocağı faaliyetlerinin geçici olduğunu, tarımın ise kuşaklar boyunca süren stratejik bir üretim alanı olduğunu ifade eden Çandır, "Finike Boldağ’da planlanan taş ocağına bakışımız da bu yaklaşımın doğal bir sonucudur. Tarımsal varlığımızı ve kültürel mirasımızı zedelemeyen hiçbir yatırıma karşı değiliz. Mermer ihtiyacını verimli arazilerimizin dışında, çevresel ve toplumsal hassasiyetleri dikkate alarak planlamalıyız" dedi. "COP31 önemli bir fırsat" 2026 yılının Antalya için önemli bir yıl olduğunu, Asya Pasifik Tohumculuk Kongresi, Uluslararası Uzay Kongresi, Antalya Diplomasi Forumu ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 31’inci oturumuna (COP31) ev sahipliği yapacağını ve küresel ölçekte söz söyleme imkanı bulacağını kaydeden Çandır, "COP31, ölçeği ve küresel etkisiyle kentimiz açısından ayrı bir sorumluluk alanı oluşturmaktadır. Geçmiş COP ev sahiplikleri önemli dersler sunmaktadır. COP28 ile Dubai, iklim diplomasisini ve EXPO City altyapısını kalıcı bir değere dönüştürmüş, COP29 ile Bakü iklim finansmanını küresel gündemin merkezine taşıyarak kentin uluslararası görünürlüğünü güçlendirmiş, COP30 ise Brezilya da iklim, doğa ve biyoçeşitlilik başlıklarını dünya kamuoyunun odağına yerleştirmiştir. Antalya’da da COP31’e sivil toplumun, meslek örgütlerinin, üniversitelerin, gençlerin ve özel sektörün dâhil olduğu ortak bir akıl ve yönetişim anlayışıyla yaklaşmak durumundayız. Çünkü COP31’in gerçek başarısı, zirve tamamlandıktan sonra kentimize ne bıraktığıyla ölçülecektir. Bizim için asıl başarı; COP31 sonrasında kentimizin havasını, suyunu, taşını, toprağını ve sahip olduğu tüm çevresel değerleri merkeze alan bir anlayışın kalıcı hale gelmesidir. Atık sorunu yaşamayan, suyu etkin yöneten, dağına, taşına ve toprağına sahip çıkan bir yaklaşımın Antalya’da hâkim olması en büyük temennimizdir" diye konuştu. "EXPO 2016 alanı kente kazandırılmalı" COP31’in uzun süredir atıl olan EXPO 2016 alanında planlanmasını önemli bir fırsat olarak değerlendiren Ali Çandır, "Ancak bu alanı yalnızca geçici bir organizasyon mekanı olarak değil, COP31 sonrasında da kente hizmet eden, değer üreten bir merkez olarak ele almalıyız. Bu merkez, çevre ve iklim temalı olabileceği gibi, eğitim, sağlık ya da tarım gibi farklı başlıklarda da şekillenebilir. Asıl mesele, EXPO 2016 alanının hangi başlıkta ve nasıl bir katma değer üreteceğine Antalya’nın kent olarak birlikte karar verebilmesidir" dedi. ATB meslek komiteleri üyelerinin son üç yıldır artırılmayan ve yüksek enflasyon karşısında reel olarak eriyen tarımsal işletme ve yatırım kredi limitlerinin en az iki katına çıkarılmasını, ayrıca imalat sanayine uygulanan 5 puanlık sigorta primi indiriminin tarım sektörü için de hayata geçirilmesini talep ettiğini belirten Çandır, "Bu talepler bir ayrıcalık değil, üretimin sürdürülebilmesi, kayıtlı istihdamın korunması ve gıda güvenliğinin sağlanması için zorunlu ve akılcı adımlardır. Sektörümüzün buna ihtiyacı vardır" şeklinde konuştu. YÖREX nisanda Antalya Ticaret Borsası olarak 17 yıldır Yöresel Ürünler Projesi ve YÖREX Fuarı ile kırsal kalkınmayı desteklediklerini ifade eden Çandır, "Yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerimizi korumak, tanıtmak ve ekonomik değerini artırmak için aynı kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu yıl fuarımızı 22-26 Nisan tarihlerinde düzenleyeceğiz. Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine ülkemizin tüm zenginliklerini bir kez daha aynı çatı altında buluşturacağız. ‘Sizin Oraların Nesi Meşhur?’ sloganıyla üreticilerimizi, ticaret erbaplarımızı ve ilgili tüm kurumlarımızı YÖREX’e davet ediyoruz" diye konuştu. Mecliste üyeler, sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
DAP bölgesi kalkınma ajansları ‘Yerel kalkınma hamlesi’ vizyonuyla toplandı
28 Ocak 2026 Çarşamba - 13:56 DAP bölgesi kalkınma ajansları ‘Yerel kalkınma hamlesi’ vizyonuyla toplandı DAP Bölgesi kalkınma ajansları, işbirliği ve koordinasyon için Erzurum’da bir araya geldi. DAP Bölge Kalkınma İdaresinin ev sahipliğinde, Bölgenin potansiyelleri dikkate alınarak ve daha etkili kamu yatırımlarını hayata geçirmek amacıyla düzenlenen toplantıya; Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Hakkari, Iğdır, Kars, Malatya, Muş, Sivas, Tunceli ve Van’da faaliyet gösteren Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı, Fırat Kalkınma Ajansı, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı, Serhat Kalkınma Ajansı ile Sivas ilinin DAP Bölgesine dahil edilmesiyle Orta Anadolu Kalkınma Ajansı yetkilileri katıldı. DAP İdaresi Konferans Salonunda gerçekleşen toplantının açılış konuşmasını DAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Prof. Dr. Osman Demirdöğen yaptı. Başkan Demirdöğen, Kalkınma İdareleri ve Kalkınma Ajanslarının aynı Bakanlığa bağlı iki kurum olarak, belirlenen görevleri ayrı ayrı yerine getirmeye çalıştığını ama daha başarılı olunması için bu iki kurumun iş birliği ve koordinasyonunun önemli olduğunu belirtti. Desteklenen projelerle bölgede ekonomik büyüme, sosyal gelişme ve istihdam artışını ajanslarla birlikte sağlamaya çalıştıklarını ifade eden Demirdöğen, kalkınma vizyonuna sahip olan bu iki kurumun mükerrer desteklerinin ancak iş birliği yoluyla önleneceğini söyledi. Başkan Demirdöğen, "Onun için her türlü iş birliğine hazır olduğumuzu söylemek istiyorum. Biz takım ruhuyla çalışırsak bölgede güzel işler yapacağımıza inanıyorum" dedi. Toplantıya katılan, Kalkınma Ajansları Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Caner Meydan ise, her ilin potansiyelinin ayrı olduğunu belirttiği konuşmasında, bu konudaki araştırmaların daha fazla olması gerektiği üzerinde durdu. Meydan, "İllerin doğal potansiyeli, maden potansiyeli açığa çıkmamış farklı ürün potansiyeli olabiliyor. Bunların araştırılması gerekiyor. Yerel Kalkınma Hamlesi teşvik programı bence bölgesel kalkınma ekosistemi içerisinde en önemli atılımlardan biri. İki yıl önce başlattığımız Yerel Kalkınma Hamlesi konularını önümüzdeki sene biraz daha açmamız gerekiyor. Tarımsal ürünlerle ilgili ‘81 ilde 81 Ürün’ programı başlatıyoruz. Ve ortaya çıkan bu yeni ürünleri uluslararası pazara sunmak istiyoruz." dedi. Kalkınma Ajansları Genel Sekreterlerinin toplantının önemini belirten konuşmalarının ardından, DAP BKİ ve ajansların faaliyet sunumları ve iş birliği alanlarının yer aldığı görüşmelere geçildi. Toplantıya, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü Yerel ve Kırsal Kalkınma Koordinasyon Dairesi Başkanı Funda Külerü, DAP İdaresi Başkan Yardımcıları Melih Kirişci ve Ömer Faruk Karyağdı, DAKA Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray, KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven, ORAN Genel Sekreteri Yunus Emre Şeker, FKA Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak ile SERKA Genel Sekreteri Nurullah Karaca ve her iki kurumun Koordinatörleri, Birim Başkanları, uzmanlar katıldı.