EKONOMİ
Denizli Defterdarı Özdemirci’nin resmi ataması 20 ay sonra yapıldı 20 Mart 2026 Cuma - 03:23:07 Vergi Dairesi Başkanlıkları unvanının, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 1 Eylül 2024’te‘Defterdarlık’ olarak değiştirilmesinin ardından Denizli Defterdarı olarak göreve başlayan Mustafa Özdemirci’nin ataması Resmi Gazete’de yayımlanırken, Denizli Vergi Dairesi Başkanı Halil Tekin de aynı kararnameyle Bursa Defterdarı olarak atandı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2024 yılında kamuda tasarruf düzenlemeleri kapsamında teşkilat yapılanmasında değişikliğe gitmiş, bu kapsamda birçok defterdarlık ve vergi dairesi başkanlıkları ‘defterdarlık’ bünyesinde birleştirmişti. Kararname ile Hazine ve Maliye Bakanlığı taşra teşkilatında sunulan hizmetlerin, Gelir İdaresi Başkanlığına (GİB) bağlı olarak kurulan defterdarlıklar bünyesinde yerine getirileceği bildirilirken, GİB’in taşra teşkilatının "defterdarlık" olarak tek çatı altında toplanması nedeniyle 29 ildeki vergi dairesi başkanlıkları defterdarlığa dönüştürülmüş, vergi dairesi başkanlığı bulunmayan 52 ilde defterdarlık kurularak, 1 Eylül 2024’ten itibaren 81 ilde Gelir İdaresi Başkanlığına doğrudan bağlı Defterdarlık hizmet vermeye başlamıştı. Kurumdaki dönüşüm sonrası Denizli Vergi Dairesi Başkanı Halil Tekin’in yerine Mustafa Özdemirci, Denizli Defterdarı olarak 1 Eylül 2024 tarihinde göreve başlarken; Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararları Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararnameye göre Bursa Defterdarlığına Denizli Defterdarı Halil Tekin atanırken, Denizli Defterdarlığına da Mustafa Özdemirci resmen atandı. Kararname ile çok sayıda atama yapıldı Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararlı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren atama kararlarına göre, Adalet Bakanlığı’nda, Ceza İşleri Genel Müdürü Oğuzhan Yaşar görevden alınırken yerine Hazım Aslancı, Hukuk İşleri Genel Müdür Hakan Öztatar görevden alınırken yerine Erdinç Avşar, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım görevden alınırken yerine Çelebi Yılmaz, Personel Genel Müdürü Yusuf Soner Çiftçioğlu görevden alınırken yerine Cahit Cihad Sarı, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Abdurrahim Taş, görevden alınırken yerine Mücahit Gülşen, Bilgi İşlem Genel Müdürü Servet Gül, görevden alınırken yerine Mehmet Murat Tuzcu, Teftiş Kurulu Başkanı Cihan Yıldız görevden alınırken yerine Murat Gülaç, İcra İşleri Dairesi Başkanı Hasan Özçelik, görevden alınırken yerine Yusuf Kılıç, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı İbrahim Çetin, görevden alınırken yerine Murat Akınbingöl, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanı Meral Gökkaya, görevden alınırken yerine Berkay Altuğ atandı. Ayrıca Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı’na Metin Yıldırım atandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürü Ayşe Yıldırım Kara, görevden alınırken yerine Hasan Basri Alagöz atandı. Ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nda açık bulunan Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdür Yardımcılığına Samiye Korkmaz atandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezinde açık bulunan 1’inci Hukuk Müşavirliğine Damla Sezer Okur atanırken, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nda açık bulunan 1’inci Hukuk Müşavirliğine Işıl Gürel atandı. Ayrıca El Salvador Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Letonya Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Şule Öztunç atandı. Ayrıca, Letonya Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Protokol ve Diplomatik İşlemler Genel Müdürü Ahmet Cemil Miroğlu atandı. Kolombiya Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Malezya nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Emir Salim Yüksel atandı. Ayrıca Kamboçya Krallığı nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Mesut Özcan atandı. Göç İdaresi Başkanlığı’nda ise, Adana Defterdarlığına, Malatya Defterdarı Ahmet Balıkçı, Adıyaman Defterdarlığına Mustafa Kurt, Afyonkarahisar Defterdarlığına İbrahim Gündüz, Ağrı Defterdarlığına Mustafa Yılmaz Şimşek, Amasya Defterdarlığına Ali Çakır, Aydın Defterdarlığına, Trabzon Defterdarı A. Günçavdı, Batman Defterdarlığına, Muhittin Çelebi Şenses, Bingöl Defterdarlığına Veysel Uçur, Burdur Defterdarlığına Veysel Sezgin, Bursa Defterdarlığına, Denizli Defterdarı Halil Tekin, Çanakkale Defterdarlığına Mustafa Çelik, Çorum Defterdarlığına Erkan Ciğer, Denizli Defterdarlığına Mustafa Özdemirci, Diyarbakır Defterdarlığına, Muğla Defterdarı Mustafa İnceçayır, Düzce Defterdarlığına, Reyhan Kökçü, Erzincan Defterdarlığına Ramazan Özdemir, Eskişehir Defterdarlığına, Hatay Defterdarı Cemil Müsevitoğlu, Gaziantep Defterdarlığına, Adana Defterdarı Ümit Güner, Giresun Defterdarlığına Hüsna Yıldız, Hatay Defterdarlığına, Eskişehir Defterdarı Ahmet Çelik, Isparta Defterdarlığına Mustafa Erdem, Kahramanmaraş Defterdarlığına, Bursa Defterdarı Hüseyin Erol, Karabük Defterdarlığına Hülya Yelimlieş, Karaman Defterdarlığına Aliaddin Karpınar, Kars Defterdarlığına Fatih Polat, Kırıkkale Defterdarlığına Serdar Esen, Kırşehir Defterdarlığına İsmail Bilici, Kilis Defterdarlığına Musa Koçulu, Konya Defterdarlığına Yusuf Hamzaoğlu, Kütahya Defterdarlığına Hatice İşcen Ercoşman, Malatya Defterdarlığına Nazmi Erol, Mersin Defterdarlığına, Samsun Defterdarı Metin Uzun, Muş Defterdarlığına Mehmet Akkaya, Nevşehir Defterdarlığına Sezer Sarı, Ordu Defterdarlığına, Gaziantep Defterdarı Mehmet Tarık Törer, Osmaniye Defterdarlığına Mithat Önalan, Rize Defterdarlığına Ümit Kökdemir, Samsun Defterdarlığına Halil İbrahim Temiz, Sinop Defterdarlığına Mutlu Şahin, Sivas Defterdarlığına Murat Aydın, Trabzon Defterdarlığına, Diyarbakır Defterdarı Ramazan Yaşar, Tunceli Defterdarlığına Salih Gökal, Yalova Defterdarlığına, Şanlıurfa Defterdarı Seyit Tekin, Zonguldak Defterdarlığına ise Recep Serdar atandı. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı’nda açık bulunan Batman İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne Yaşar Ciğer atandı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünde açık bulunan 5’inci Bölge Müdürlüğü’ne Kemal Can, 6’ıncı Bölge Müdürlüğü’ne Hakan Mumcuoğlu, 9’uncu Bölge Müdürlüğü’ne Ahmet Çörtük, 10’uncu Bölge Müdürlüğü’ne Ali Bozkurt, 13’üncü Bölge Müdürlüğü’ne Akif Ümüzer, 14’üncü Bölge Müdürlüğü’ne Melikunnas Özkaya, 2’nci Bölge Müdürlüğü’ne Hacı Ahmet Çiçek, 11’inci Bölge Müdürlüğü’ne ise Resul Doğan atandı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nda açık bulunan Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Yardımcılığına ise Neşat Onur Şanlı atandı. Ticaret Bakanlığı’nda ise, İthalat Genel Müdür Yardımcısı görevden alınırken, Gümrükler Genel Müdür Yardımcılıklarına Ahmet Akdemir ve Yakup Sefer, Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdür Yardımcılıklarına İsmail Hak ve Veysel Çiftçi, Personel Genel Müdür Yardımcılığına ise Buğrahan Manav atandı. Ticaret Bakanlığı’nda açık bulunan Batı Marmara Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü’ne Mehmet Yapıcı, Orta Anadolu Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü’ne Ali Topçu, Trakya Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü’ne Ali Topçu atandı. Ayrıca Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş, Kapadokya Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Yüksek İhtisas Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Şebnem Kavaklı, Kadir Has Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Dr. Ayşe Başar, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörlüğüne ise Prof. Dr. İsmail Küçük atandı.
19 Mart 2026 Perşembe - 13:36 Bayramda ’merdiven altı’ tatlıya dikkat Kayseri Lokantacılar ve Pastacılar Odası Başkanı Altan Aydemir, Ramazan Bayramı’nda merdiven altı üretilen tatlılara karşı vatandaşları uyararak, "Vatandaşlarımız işletmeye girdiklerinde ilk olarak belgelerini kontrol etmeli" dedi. Vatandaşların işletmelerde ilk olarak belgelere bakması gerektiğini söyleyen Kayseri Lokantacılar ve Pastacılar Odası Başkanı Altan Aydemir, "Tabi ki Ramazan Bayramı’nda tatlı tüketimimiz daha fazla oluyor. Biz vatandaşlarımıza her zaman bir işletmeye girdiklerinde ilk olarak iş yeri açma ruhsatına, imalathane ruhsatı gibi belgelerine bakmalarını istiyoruz. Güvendikleri, bildikleri yerlerden alışveriş yapmalarını da tavsiye ediyoruz. Ruhsatsız yani merdiven altı dediğimiz yerlerde burası uygun gibi düşüncelere kapıldıklarında neyin nerede üretildiğini bilmediğimiz yerlerden alışveriş yapmamalıyız. Bu yüzden bildiğimiz ve güvendiğimiz yerlerden alışverişimizi yaparsak ağız tadıyla güzel bir şekilde bayramımızı geçirebiliriz. Ben bu vesile ile de herkese hayırlı bayramlar diliyorum" dedi. Aydemir, vatandaşların olumsuz durumlarda ALO 174 ihbar hattına ve kendilerine ulaşabileceklerini söyleyerek, "Böyle durumlarda Tarım Bakanlığı’nın ALO 174 ihbar hattı var. Buradaki şikayetler direkt CİMER’e gidiyor zaten. Oraya da bizlere de şikayet edebilirler. Bizlerle irtibata geçerlerse biz de gerekli iletişimi sağlar ve gerekli işlemleri de hem yaparız hem de yaptırırız. Bu yüzden de vatandaşlarımızın önce ALO 174’e sonrasında da bize ulaşmaları hem kendileri hem de şehrimiz için iyi olur. Bundan önce şehrimizde böyle bir durumla karşılaşmadık, bundan sonra da karşılaşmayız diye ümit ediyorum. Herkese hayırlı bayramlar diliyorum" ifadelerini kullandı.
7. Türkiye Okullar Arası Zekâ Oyunları Şampiyonası’na başvuru için geri sayım başladı
16 Ocak 2026 Cuma - 10:47 7. Türkiye Okullar Arası Zekâ Oyunları Şampiyonası’na başvuru için geri sayım başladı İlkokuldan liseye tüm öğrencilerin katılımına açık olan Türkiye Okullar Arası Zekâ Oyunları Şampiyonası’na başvurular 13 Şubat 2026’da sona eriyor. Bu yıl 7’ncisi düzenlenen şampiyona asıl olarak öğrencilerin düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirmeyi amaçlıyor. Türkiye Zeka Vakfı tarafından, Millî Eğitim Bakanlığı ve TÜBİTAK’ın destekleriyle 2019 yılında başlatılan Türkiye Okullar Arası Zekâ Oyunları Şampiyonası’nın 7’ncisi, Türkiye İş Bankası’nın ana sponsorluğunda gerçekleştiriliyor. İlkokul 1. sınıftan lise 12. sınıfa kadar tüm öğrenciler için farklı düşünme, karar verme ve problem çözme becerilerini geliştirme imkanı sunan şampiyona için başvurular 13 Şubat 2026 tarihine kadar sampiyona.tzv.org.tr adresinden yapılabiliyor. Takım çalışmasını teşvik eden ve bilişsel becerilere verilen önemi artırmayı hedefleyen organizasyon, çocukların ve gençlerin analitik düşünme ve stratejik bakış becerilerinin gelişimine de katkı sunuyor. Katılım süreci internet üzerinden bireysel sınavla başlıyor Şampiyonaya katılım, her öğrencinin bireysel olarak yarıştığı Takım Belirleme Sınavı ile başlıyor. Bu sınavın ardından okullar, İl ve Bölge Finalleri’nde yarışacak takımlarını belirliyor. Başarılı ekipler, Türkiye Finalleri’nde okullarını ve illerini temsil etme hakkı kazanıyor. Yarışmaya katılım süreci, 2 Mayıs 2026 Cumartesi günü Ankara’da yazılı sınav formatında gerçekleştirilecek Türkiye Finalleri’ne kadar internet üzerinden yürütülüyor. Türkiye Finalleri sonunda her sınıf düzeyinde ilk üç dereceye giren takımlar kupa sahibi olurken, takım üyeleri ve sorumlu öğretmenleri madalya kazanıyor. Yarışmaya katılan tüm öğrencilere ve öğretmenlere başarı durumlarına göre elektronik katılım ve başarı belgeleri sunuluyor. 7. Türkiye Okullar Arası Zekâ Oyunları Şampiyonası’nın takvimi şöyle: 13 Şubat 2026 - Son başvuru tarihi 14 Şubat 2026 - Takım belirleme sınavı (İnternet üzerinden) 1 Mart 2026 - İl finallerine katılacakların ilan edilmesi 14 Mart 2026 - İl finalleri sınavı (İnternet üzerinden) 1 Nisan 2026 - Bölge finallerine katılacakların ilan edilmesi 11 Nisan 2026 - Bölge finalleri sınavı (İnternet üzerinden) 25 Nisan 2026 - Türkiye finallerine katılacakların ilan edilmesi 2 Mayıs 2026 - Türkiye finalleri (Ankara) 6 Haziran 2026 - Ödül Töreni
Don zararına karşı Manisa Büyükşehir’den üreticiye destek
16 Ocak 2026 Cuma - 10:37 Don zararına karşı Manisa Büyükşehir’den üreticiye destek Manisa Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılında yaşanan zirai don olaylarından etkilenen meyve üreticilerinin yanında olmak amacıyla hayata geçirdiği yüzde 100 hibeli sıvı gübre ve aminoasit destekleri Selendi ve Demirci ilçelerinde üreticilerle buluşturuldu. Geçtiğimiz yıl Manisa genelinde etkili olan zirai don afeti, başta üzüm olmak üzere erik, kayısı, zeytin, ceviz, badem ve kiraz üretiminde ciddi kayıplara neden oldu. Üreticinin artan maliyet yükünü azaltmak ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programı kapsamında Selendi’de 170, Demirci’de ise 256 üreticiye sıvı organomineral gübre ve hayvansal menşeili aminoasit desteği sağlandı. Program kapsamında Manisa genelinde yaklaşık 2 bin üreticinin bu destekten yararlanacağı belirtildi. Selendi ve Demirci’de düzenlenen dağıtım törenlerine Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun yanı sıra Selendi Belediye Başkanı Murat Daban, Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Genel Sekreter Yardımcısı Ulaş Aydın, CHP ilçe başkanları, ziraat odası başkan ve temsilcileri, daire başkanları, üreticiler ve vatandaşlar katıldı. Selendi’de konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, üreticinin yanında durmanın bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurgulayarak, "Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak, rahmetli Ferdi başkanımız döneminden bu yana tarıma ve üreticiye ayrılan bütçeyi ciddi biçimde artırdık. Sosyal belediyecilik anlayışımızla Kent Lokantaları ve Halk Mandıraları kuruyoruz. Bu işin şovunu değil, hakkını yapıyoruz. Aynı anlayışla üreticimizin de yanında duruyoruz. Çünkü biliyoruz ki çiftçi olmazsa, üretici olmazsa bu ülke aç kalır. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler olarak sözde değil, gerçekten üreticinin yanındayız" dedi. "7’den 70’e herkesin yanında olacağız" Desteklerin yıl boyunca devam edeceğini belirten Başkan Dutlulu, "Zirai don nedeniyle çok zor bir sezon geçirdik. Meyve üretimi ciddi zarar gördü. Bu destekle üreticilerimizin yükünü bir nebze olsun hafifletmek istedik. Selendi ve Demirci ile birlikte Manisa genelinde 2 bin üreticimize ulaşıyoruz. Ancak bu destek bununla sınırlı kalmayacak. Yıl boyunca yeni projelerle çiftçilerimizin yanında olacağız. Biz üç beş kişiyi değil, halkı mutlu eden bir belediye olacağız" diye konuştu. Demirci’de düzenlenen törende konuşan Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara, Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederek, "Demirci, Manisa’nın en uzak ilçelerinden biri. İlçemiz için hem devletimizden hem de Büyükşehir Belediyemizden daha fazla destek sağlamak adına köprü olmaya çalışıyoruz. Besim başkanımıza ilçemize verdiği değer ve destekler için teşekkür ediyorum. Temennimiz, 2026 yılında böyle acı kayıpların ve afetlerin yaşanmamasıdır" ifadelerini kullandı. Başkan Dutlulu, "Üretim olmazsa güçlü bir ülke olmaz" Demirci’nin uzun yıllar yeterli yatırımı alamadığını vurgulayan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Cengiz başkan döneminde başlayan, rahmetli Ferdi Başkan zamanında ivme kazanan çalışmalar bugün bize nasip oldu. 2025’te üzerimize düşeni yaptık, 2026’da da yapmaya devam edeceğiz. Bugün burada iki doğru işi yapıyoruz. Sosyal belediyecilik ve üreticinin yanında olmak. Üretici olmazsa üretim olmaz, üretim olmazsa güçlü bir ülke olmaz" dedi. Konuşmaların ardından Başkan Besim Dutlulu, kadın üreticiler başta olmak üzere destekten yararlanan çiftçilere sıvı gübre ve aminoasitleri bizzat teslim etti. Üreticiler, sağlanan destekten duydukları memnuniyeti dile getirerek Manisa Büyükşehir Belediyesine teşekkür etti. Proje kapsamında, toplam arazi varlığı 50 dekarın altında olan ve 20 dekar altı meyve bahçesi bulunan üreticiler destekten yararlanıyor. Dağıtılan yüzde 100 hibeli destek paketinde organik madde yüzde 20, azot yüzde 7, üre yüzde 7, fosfor yüzde 7 içeren sıvı organomineral gübre ile bitki gelişimini destekleyen hayvansal menşeili aminoasitler yer alıyor.
Manisa tarımında kuraklık tehlikesi büyüyor
16 Ocak 2026 Cuma - 10:26 Manisa tarımında kuraklık tehlikesi büyüyor Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’da tarımı tehdit eden kuraklık ve yanlış su kullanımına dikkat çekerek, "Gediz Havzası alarm veriyor. Su yönetiminde bütüncül ve bilim temelli adımlar atılmazsa üretim sürdürülemez hale gelir" dedi. Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa’da tarımsal üretimi doğrudan etkileyen kuraklık ve su yönetimi sorunlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Köse, özellikle Gediz Havzası’ndaki su kaynaklarının her geçen yıl daha da azaldığını belirterek, mevcut tabloya karşı acil ve planlı müdahale çağrısında bulundu. Manisa’nın Türkiye’nin en önemli tarım merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Köse, "Üzüm başta olmak üzere zeytin, sebze ve meyve üretimi Manisa ekonomisinin bel kemiğidir. Ancak su kaynaklarının plansız kullanımı, iklim değişikliğinin etkileri ve altyapı yetersizlikleri, tarımı ciddi bir riskle karşı karşıya bırakmaktadır" ifadelerini kullandı. "Gediz Havzası alarm veriyor" Gediz Nehri’ndeki su seviyesinin düşmesi ve kirliliğin artmasının sadece çevresel değil, ekonomik bir tehdit olduğuna vurgu yapan Köse, şunları söyledi: "Gediz Havzası yıllardır ihmal ediliyor. Hem sanayi hem de tarımsal sulamada kontrolsüz kullanım söz konusu. Bu durum, kısa vadede verim kaybına, uzun vadede ise tarımsal üretimin daralmasına yol açacaktır." "Vahşi sulamadan vazgeçilmek zorunda" Fatih Köse, Manisa’da hala yaygın olarak kullanılan vahşi sulama yöntemlerinin su israfını artırdığına dikkat çekerek, modern sulama sistemlerine geçişin zorunlu olduğunu ifade etti. Köse, "Damla ve yağmurlama sulama sistemleri teşvik edilmeli, çiftçi bu dönüşümde yalnız bırakılmamalıdır. Aksi halde suyu değil, geleceğimizi tüketmiş olacağız." dedi. Çiftçiye destek ve planlı yönetim çağrısı Su yönetiminin sadece çiftçilerin sorumluluğu olarak görülmemesi gerektiğini belirten Köse, yerel yönetimler, merkezi idare ve ilgili kurumların ortak bir yol haritası oluşturması gerektiğini vurguladı. "Çiftçi artan maliyetler, kuraklık ve belirsizlikle mücadele ediyor. Su yönetimi konusunda net, şeffaf ve uzun vadeli politikalar hayata geçirilmeden tarımsal sürdürülebilirlik sağlanamaz" diye konuştu. "Bugün önlem alınmazsa yarın geç kalınır" Açıklamasının sonunda uyarılarını yineleyen Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, "Manisa’da tarımın geleceği suya bağlıdır. Bugün önlem alınmazsa yarın çok daha ağır bedeller ödenir. Kuraklık doğru yönetilmediğinde kriz haline gelir" değerlendirmesinde bulundu.
Özel sektörün yurt dışı kredi borcu Kasım ayında 213,3 milyar dolar oldu
16 Ocak 2026 Cuma - 10:25 Özel sektörün yurt dışı kredi borcu Kasım ayında 213,3 milyar dolar oldu Kasım ayı itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, bir önceki ay sonuna göre 2,4 milyar dolar artarak 213,3 milyar dolar oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı Kasım ayı Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri’ni açıkladı. Buna göre, Kasım ayı itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, bir önceki ay sonuna göre 2,4 milyar dolar artarak 213,3 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde bir önceki ay sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 2,2 milyar ABD doları artarak 204,1 milyar ABD doları, kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 0,2 milyar ABD doları artarak 9,2 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleştiği gözlendi. Bir önceki ay sonuna göre finansal kuruluşların toplam borcu 1,1 milyar ABD doları, finansal olmayan kuruluşların toplam borcu ise 1,3 milyar ABD doları artış gösterdi. Aynı dönemde finansal kuruluşların uzun vadeli borçları 1,1 milyar ABD doları, finansal olmayan kuruluşların uzun vadeli borçları 1,1 milyar ABD doları artış gösterdi. Kısa vadede ise finansal olmayan kuruluşların borçları 0,2 milyar ABD doları artış gösterdi. Döviz kompozisyonu incelendiğinde, toplam yurt dışı borçlanmada ABD dolarının en yüksek paya sahip olduğu görüldü. 204,1 milyar ABD doları tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 57,8’inin ABD doları, yüzde 31,6’sının euro, yüzde 2,7’sinin Türk lirası ve yüzde 7,9’unun ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu; 9,2 milyar ABD doları tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 22,0’ının ABD doları, yüzde 20,1’inin euro, yüzde 54,7’sinin Türk lirası ve yüzde 3,2’sinin ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü. Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcunun 1 yıla kadar olan vade dağılımı incelendiğinde, toplam borç tutarının 65,2 milyar ABD doları olduğu görüldü. Bu tutarın 40,9 milyar ABD doları bankalara, 18,6 milyar ABD doları finansal olmayan kuruluşlara, 5,8 milyar ABD doları ise bankacılık dışı finansal kuruluşlara ait.
Akbank, Mastercard Impact Fund ve Asya Kalkınma Bankası’ndan iş birliği
16 Ocak 2026 Cuma - 10:24 Akbank, Mastercard Impact Fund ve Asya Kalkınma Bankası’ndan iş birliği Akbank, Mastercard Impact Fund ve Asya Kalkınma Bankası ile gerçekleştirilen ortak yatırım aracılığıyla destek temin ettiğini duyurdu. Akbank, Mastercard Center for Inclusive Growth tarafından yönetilen Mastercard Impact Fund (MIF) kapsamında, Asya Kalkınma Bankası ile gerçekleştirilen ortak yatırım aracılığıyla destek temin etti. İş birliğine ilişkin imza töreni, Akbank Genel Müdürlüğü’nde düzenlendi. Protokole, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile Mastercard Başkan Yardımcısı ve Stratejik Büyümeden Sorumlu Başkanı Jon Huntsman imza attı. Söz konusu işlemin, Mastercard ve ADB’nin Türkiye’de hayata geçirdiği ilk ortak yatırım olduğu ve MIF’in Türkiye’deki ilk özel sektör iş birliği olma özelliğini taşıdığı belirtildi. Konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür şunları paylaştı: "Kapsayıcı bankacılık gibi önemli bir konuda Mastercard Impact Fund’ın Türkiye’deki ilk özel sektör ortağı olmaktan gurur duyuyoruz. Kısa bir süre önce ADB’den sağladığımız 100 milyon ABD doları tutarındaki finansman ve Mastercard Impact Fund’ın bu desteği sayesinde, kadın KOBİ’lere hem finansal hem de finansal olmayan çözümleri sunmayı sürdüreceğiz. Bu iş birliğini, kadın girişimcilerin potansiyelini güçlendiren, sürdürülebilir bir etki oluşturan ve ülke ekonomisine kalıcı değer katan önemli bir adım olarak görüyoruz." Mastercard Başkan Yardımcısı ve Stratejik Büyümeden Sorumlu Başkanı Jon Huntsman ise şu ifadeleri kullandı: "Türkiye, dijital ve ekonomik açıdan yeni fırsatların eşiğinde bulunuyor. Biz de Mastercard olarak güçlü yerel ortaklıklar aracılığıyla ülkenin önceliklerini desteklemeye kararlıyız. Akbank ve Asya Kalkınma Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, özellikle kadınlara ait işletmeler başta olmak üzere küçük işletmelerin sermayeye erişimini genişleterek girişimcilerin ülke genelinde büyüme ve dayanıklılık oluşturmasına katkı sağlıyor. Küresel uzmanlığımızı yerel önceliklerle güçlü bir örtüşme sağlayacak şekilde buluşturarak, Türkiye ekonomisi ve toplumu için inovasyonu, finansal sağlığı ve sürdürülebilir ilerlemeyi destekliyoruz." Yapılan açıklamaya göre; Akbank yakın dönemde, KOBİ’lere, kadın KOBİ’lere, depremden etkilenmiş ve kapsayıcı büyüme odağında desteklenen bölgelerdeki KOBİ’lere tahsis edilmek üzere, ADB’den 5 yıl vadeli, 100 milyon ABD doları tutarında kaynak sağlamıştı. MIF’in bu yeni desteğiyse Akbank Dönüşüm Akademisi’nin, Girişimci Kadın Programı gibi kadınlara ait KOBİ’lerin rekabet gücünü ve ihracata hazırlık seviyesini artırmayı hedefleyen; kapasite geliştirme, mentorluk ve iş desteklerini entegre biçimde sunan eğitimler için kullanılacak. 2022 yılında kurulan Akbank Dönüşüm Akademisi, KOBİ’ler ve girişimci kadınlara özel olarak tasarlanan programlarıyla bugüne kadar 21 binin üzerinde ticari işletmeye ulaşarak; dış ticaret, dijital pazarlama, e-ticaret ve sürdürülebilirlik gibi pek çok farklı alanda eğitim sundu.
ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’nın sermayesinin yüzde 24’ü yabancı şirketlerden geliyor"
16 Ocak 2026 Cuma - 10:19 ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’nın sermayesinin yüzde 24’ü yabancı şirketlerden geliyor" Antalya’nın 6 bin 142 yabancı sermayeli şirketiyle uluslararası bir ticaret merkezi haline geldiğini belirten ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, "Toplam sermayenin yüzde 23-24’ü yabancı şirketlerden geliyor. Sadece turistik ziyaretçi değil, ekonomik olarak da uluslararası bir kent olma özelliğini yakalıyoruz. Bu da yabancı sermayenin iştahını tetikliyor" dedi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATSO Yönetim Kurulu Üyeleri Hakan Pakalın, Hatice Öz ve Murat Totoş, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Antalya Şubesi üyelerini konuk etti. Hacısüleyman, Antalya’nın mevcut ekonomik durumu, 2025 değerlendirmesi, 2026 beklentileri, küresel ve jeopolitik riskler, Expo alanı, yabancı sermaye yapısı, 2050 vizyon çalışmaları, ATSO’nun bu yıl yapılacak seçimleri ve adaylığı ile ilgi konuştu. "Üretim için gerekli kaynağı 2025’te sağlayamadık" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, iş dünyasının 2025 yılına girerken olumlu bir tabloya hazırlandığını ancak bu beklentinin gerçekleşmediğini belirterek, "2025’e girerken daha iyi rakamlarla 2025’i kapatabileceğimize inanarak girdik. Ancak istediğimiz gelişmeleri yakalayamadık. Hem enflasyon rakamları Merkez Bankası’nın gördüğü gibi gerçekleşmedi hem de Merkez Bankası, maliye politikaları doğrultusunda faiz oranlarını bir an önce düşürmeye çalıştı. Fakat onda da bazı aksaklıklar yaşadık. Şu anda istediğimiz yerde gözükmüyoruz. Üretim için gerekli kaynağı 2025’te sağlayamadık" dedi. En büyük sorunlardan birini "finansa erişim" olarak tanımladıklarını vurgulayan Hacısüleyman, meclis konuşmalarında enflasyonla mücadelenin ana alanlarından biri olması gerektiğini sürekli dile getirdiklerini, ihracatçı için de Türk lirasının değerli oluşu nedeniyle kurların istenilen seviyeye gelememesinden yakındıklarını aktardı. Hacısüleyman, "Tabii ki biz Türk liramızın çok değerli olmasını arzu ediyoruz. Fakat bu değerlilik, kurlarla ilgili de daha uygun rakamlara gelinilmesini engellememesi lazım diyoruz" ifadelerini kullandı. "Antalya’nın turizm, tarım ve sanayiden 37 milyar dolara yakın katkısı var" Antalya ekonomisinin genel fotoğrafını paylaşan Hacısüleyman, kentin ihracatta öncelikle bir "hizmet ihracatı" kenti olduğunu vurguladı. Kişi başı turizm gelirinin 972 dolar olduğunu belirten Hacısüleyman, "2025 verileri çıkmadı ama 2024 verileriyle hareket edersek, bu verilerin çıkması biraz süre alıyor. Ama kişi başı turizm gelirini 972 dolar olarak aldığımızda 17 milyon civarında diye de rakamı belirtelim. Bunun 16 milyon kısmı yabancı ziyaretçi, geri kalan kısmı da vatandaş ziyaretçi dediğimiz, yurt dışında yaşayanların geldiği bir kesimden elde ettiğimiz paranın kabataslak 17 milyar dolar olacağını hesaplayabiliyoruz" dedi. "Şehir olarak 6’ncı büyük ekonomi sayılıyoruz" Tarım ve sanayi kaynaklı ihracat gelirleriyle birlikte Antalya’nın Türkiye ekonomisine toplam katkısının 20 milyar dolar civarına ulaştığını ifade eden Hacısüleyman, "Tarım ve sanayi kısmından gelen ihracat gelirlerimizde 20 milyar dolar civarında Antalya’nın katkısı var ülkemize. Biz bu rakamlarla şehir olarak 6’ncı büyük ekonomi sayılıyoruz" diye konuştu. "2025’te 177 milyar Türk lirası vergi tahakkuk edildi" Vergi tahakkuk ve tahsilat oranlarına da değinen Hacısüleyman, "Bu 6’ncı büyük ekonominin önemli bir kıstası da aslında toplanan vergiler. Ekonomiye baktığımız zaman sonuçta cirosal, maddi bir kıstastan bahsediyoruz. 2025’te 177 milyar Türk lirası vergi tahakkuk etmiş, bunun da yüzde 80’in üzerindeki bir payı tahsil edilmiş durumda. O bakımdan da iyiyiz, çek gibi veya geri ödeme güçlüğü içerisinde değiliz. Ama zorluklar yaşıyor muyuz? Zorluklar yaşıyoruz" dedi. "Uluslararası bir kent olma hürriyetini yakalıyoruz" Antalya’da 2025 yılında kurulan şirket sayısının 5 bin 500 civarında olduğunu, kapanan şirket sayısının ise 2 bin 600 düzeyinde seyrettiğini aktaran Hacısüleyman, ATSO’ya kayıtlı 67 bin şirket bulunduğunu, bunların 6 bin 142’sinin yabancı sermayeli olduğunu belirtti. Hacısüleyman, rakamların kentin uluslararası karakterini güçlendirdiğini söyleyerek, şu ifadelere yer verdi: "Türkiye çapında baktığımız zaman 2 buçuk milyonun biraz üzerinde şirketimiz var. Bunun 67 bini Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı. Bu 67 binin de 6 bin 142 tanesi yabancı sermayeli kurulmuş olan şirket. Bu da bize farklı bir bakış açısı veriyor. Bu şirketlerin sermaye gücü, güç olarak bizim şirketlerimizden daha fazla gözüküyor. Toplamda 67 binin belki yüzde 8’ine tekabül eden, yüzde 9’una tekabül eden bir oran varken sermayede baktığımız zaman yabancı şirketlerin sermayesi bizim toplam sermayemiz içerisinde yüzde 23’ünü, yüzde 24’ünü teşkil ediyor. Bu da yabancı sermaye şirketlerin güçlü olarak buraya geldiğini gösteriyor. İlerisi için güzel bir şey, buradaki yatırım miktarını arttırabileceğini gösteriyor. Uluslararası bir kent olma hürriyetini yakalıyoruz. Sadece turistik ziyaretçi değil, ekonomik olarak da uluslararası bir kent olma özelliğini yakalıyoruz. Dolayısıyla ticaret açısından da hukuk kurallarının işlediği, hukuki sözleşmelerin çalıştığı bir şehir durumundayız. Bu da yabancı sermayenin iştahını tetikliyor." "Turizm kenti olmamızdan dolayı enflasyonumuz daha yüksek olabilir" Antalya’da kent enflasyonunu yerel düzeyde hesaplayacak bir sistemlerinin olmadığını ancak turizm kenti olmanın etkisiyle fiyat artışlarının Türkiye ortalamasının üzerinde hissedilebildiğini vurgulayan Hacısüleyman, "Turizm kenti olmamızdan dolayı enflasyonumuz daha yüksek olabilir. Çünkü talep oluştuğu zaman fiyat artışları mümkün. Turizmde de bunu görüyoruz. Eskiden ‘Türkiye’nin ucuz ülke olması’ ifadesini hiç sevmiyorduk. Aslında oradaki ucuzluk ülkenin ucuz olması değil, tatil yapma yeri olarak ekonomik olması anlamına geliyordu. Fakat artan maliyetlerle baktık ki turizmde de yavaş yavaş fiyatlarımız Avrupa standartlarındaki tatil yerleriyle eşitlenmeye başladı. Bu da çok kazandığımızdan dolayı değil, maliyet artışlarının yüksekliğinden dolayı meydana geldi. Mecburen fiyatlarımızı artırmak zorunda kaldık" diyerek, fiyatlardaki artışın temelinde maliyet baskısı bulunduğunu vurguladı. "2026’da beklentimiz aynı sayıları yakalamak yönünde" Turist sayısına ilişkin değerlendirmesinde ise Hacısüleyman, 2024 ve 2025 sayılarının birbirine çok yakın seyrettiğine dikkat çekerek, "2024’te gelen sayı ile 2025’te gelen sayı birbirine eşitleyebileceğimiz kadar, çok küçük bir fark var. Bunu rekor olarak ifade edenler var ama biz öyle düşünmüyoruz. Sonuçta 60-70 bin kişinin bir fark olması çok da önemli değil. 2 yıl üst üste bir yerde kalmış olmamız bizi 2026’da çok da mutlu etmiyor. 2026’da beklentimiz aynı sayıları yakalamak yönünde" dedi. "Moral düşükse seyahatlerde azalma görüyoruz" "Küresel ekonomideki ve jeopolitik alandaki risklere vurgu yapan Hacısüleyman, Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail-Gazze hattındaki çatışma, İran gerilimi, Grönland ve Venezuela gibi başlıkların hem ekonomik hem moral açıdan etkiler oluşturduğunu söyledi. Hacısüleyman, tatilin çoğu insan için "moral tazeleme" işlevi gördüğünü, moral bozukluğunun ise seyahat ve harcama kararlarını geciktirdiğini dile getirerek, şöyle devam etti: "Bizim için özellikle seyahatlerde moral bulmak için aslında o seyahati yapıyorsun veya bir tatile çıkıyorsun. Bu kadar süredir çalışıyorum, bir tatili hak ettim duygusunu tatmin etmek için seyahat ediyoruz. Fakat dünyada moral eğer düşükse bu seyahatlerde azalma görüyoruz. Bu sadece bizim için geçerli değil birçok ülke için geçerli. 2026’da aynı turist sayısı derken bu karamsar bir yaklaşım değil. Bunun gerçekçi bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum." Antalya için rezervasyonların şimdilik geçen yıl ile aynı seviyede gittiğini, erken rezervasyon döneminin 31 Mart’ta tamamlanacağını hatırlatan Hacısüleyman, esas eğilimin bu tarihten sonra netleşeceğini söyledi. Hacısüleyman, erken rezervasyonların bazen çok erken, bazen son günlere sıkışabildiğini, bu nedenle şu an için kesin bir artış ya da azalış öngörmek için erken olduğunu söyleyerek, "O yüzden karamsar değilim. Ama ‘şu kadar artış olacak’ demem için de bir sebep göremiyorum. 2026’da 17 milyonu yakalarız diye düşünüyorum. Üstünün olması hepimizi mutlu eder" diye konuştu. "Almanya ve Rusya’nın Antalya üzerindeki toplam payı yüzde 45" Ana pazarlar itibarıyla Antalya’nın Almanya ve Rusya’ya yüksek derecede bağımlı olduğuna dikkat çeken Hacısüleyman, iki ülkenin toplam payının yüzde 45’e ulaştığını hatırlattı. Hacısüleyman, "Bizim iki ana pazarımız var. Maalesef diyorum. İkisinin toplamı yüzde 45, Almanya ve Rusya. İki ana oyuncu var. Almanya 4 milyonla kapattı, Rusya 3,5 milyonla kapattı. Yüzde 45 iki ülkeden alıyoruz. Bir tanesi savaşta. Jeopolitik olarak baktığın zaman bu cereyan eden konularla doğrudan ilgili. Almanya’da da otomotiv sektörü hiç iyi değil. Bu da istihdam ve gelir üzerinde baskıya neden oluyor" ifadelerini kullandı. "Ayağınızı yorganınıza göre uzatın, üretimi durdurmayın, ihracata yönelin" NATO ülkeleri üzerinden yürüyen tartışmaların da Türkiye ve Antalya’yı dolaylı etkileyebilecek konular arasında olduğuna işaret eden Hacısüleyman, tüm bu başlıklar nedeniyle iş dünyasının "ihtiyatlı olmasının" önem taşıdığını vurguladı. Belirsizlikler nedeniyle iş dünyasına "temkinli büyüme" tavsiyesinde bulunan Hacısüleyman, "Meclis gündemlerimizde de üyelerimize her zaman ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız, ihtiyatlı davranmamız, üretimi güçlü şekilde sürdürmemiz ancak yeni açılımlara bir süre daha mesafe koymamız gerektiğini tavsiye ediyoruz. Büyüme ve genişleme planlarımızı, üretimi artırmamız lazım. Tüketimi enflasyon veya faiz politikalarıyla baskıladık ama bu baskılama üretimi olumsuz yönde etkiledi. Üretilmediği için tüketilmiyor gibi bir durum oluştu. Halbuki biz üretimi devam ettirip tüketimi azaltabiliriz ama üretimi ihracata doğru yönlendirmemiz gerekiyor, fabrikalarımızın tam kapasite ile çalışabilmesi gerekiyor. Bunu muhakkak ayakta tutmak zorundayız. Bu fabrikalarda herhangi bir çalışılmayan dönem, kapasite düşürme, atıl bir döneme girersek bunları tekrar harekete geçirmek çok zor oluyor" dedi. Expo alanı için çağrı ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 2016’dan bu yana büyük ölçüde atıl durumda kalan 1 milyon metrekarelik Expo alanının mutlaka kente kazandırılması gerektiğini vurguladı. Hacısüleyman, Antalya’nın 330 şehirden doğrudan uçuş alabildiğini, geniş yatak kapasitesine sahip olduğunu, ancak modern ve büyük ölçekli bir fuar-kongre alanı eksikliğinin devam ettiğini söyledi. Şu anda görünen en güçlü ihtiyacın şehre ait daha büyük ve nitelikli bir fuar merkezi olduğunu vurgulayan Hacısüleyman, "Kongre açısından 5 bin kişilik bir salonumuz var. Yeterli mi? Hayır. Bazen 10 bin kişilik toplantıya, dünya toplantısı aldığın zaman 10 bin kişi geliyor. Bununla ilgili orayı değerlendirilebilir diye görüşümüzü söyledik. İster açık hava fuarcılık olur. Ama oranın çok düzgün bir fuar merkezine dönüşmesinin bence öncelikli olması lazım. COP31 vesile olabilir. Bizim 100 bin, 150 bin metrekarelik alanlara ihtiyacımız var" şeklinde konuştu. "657 bin yatak yeterli" Mevcut 657 bin yatak kapasitesinin Antalya için yeterli olduğunu belirten ATSO Başkanı, yeni otel yatırımlarının teşviklerle daha da hızlanmasının arz-talep dengesini bozabileceği uyarısında bulunarak, "Yeni yatırımlar devam etmemeli, bizim 657 bin yatağımız var. Büyük oranda doğrudur bu yatak kapasitemiz. Bazen ufak tefek sayılmayan veya gözden kaçan yataklar olabiliyor ama büyük ölçüde doğru diyebiliriz. Bu yatak kapasitesi bize yeter. Hazineden aldığımız teşvik belgeleri var. KDV muafiyeti anlamını taşıyor. Bunlar üç yılda bir verilsin. Yoksa biz arzı birdenbire arttırdık bugüne kadar 50 bin yatak, 100 bin yatak, 80 bin yatak. Yeterince ziyaretçi gelmeyince fiyatları düşürdük. Bu duruma gelmeyelim. Biz artık tecrübesiz bir ülke değiliz" dedi. ATSO’nun 2026 vizyonu ATSO’nun 2026’da sürdüreceği faaliyetlere değinen Hacısüleyman, şehirde "fikir üretme ve bu fikirlere ışık tutma" hedefiyle hareket ettiklerini söyledi. Hacısüleyman, 10 Şubat’ta "Dijital İnsan" başlığıyla sosyal medya ve dijital kimlik konusunu ele alan bir etkinlik planladıklarını anlatarak, ATSO’nun yurt dışına açılma çabalarının devam ettiğini belirtti. ATSO seçimlerinin 2026 yılı sonbaharında yapılacağını da söyleyen Hacısüleyman, mevcut görev süresinin son 10-11 ayını seçim kampanyası değil, şehre hizmet odaklı geçirmek istediğini söyledi. Ali Bahar’ın vefatı sonrası yönetim kurulu üyelerinin teveccühüyle başkanlık görevini devraldığını hatırlatan Hacısüleyman, Antalya iş dünyasında bu görevi yapabilecek çok sayıda isim bulunduğunu belirterek, "Bu göreve ben Antalya’da, iş dünyasında çokça kişinin bu görevi yapabileceğini düşünüyorum. Binlerce kişi bu görevi yapabilir. Burada önemli olan konsensus sağlamak, yani ortak adaylar üzerinde konuşabilmek" dedi. Hacısüleyman, seçim takvimi için 1 Ekim-30 Kasım aralığında iki tarih bandı bulunduğunu, konunun henüz yönetim kurulunda konuşulmadığını, bu nedenle net tarih vermenin doğru olmayacağını ifade etti. Toplantıda söz alan ATSO Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın ise, Antalya’nın su yönetimi konusundaki durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye geneline kıyasla Antalya’nın su yönetimi açısından iyi bir noktada olduğunu belirten Pakalın, mevcut tüketim alışkanlıkları ve yağış-su kaynağı eğilimleri dikkate alındığında 3-5 yıl içinde sıkıntılı senaryoların gündeme gelebileceği uyarısını yaptı.
Minik Şeflerle Zeytinli Tarifler’in ilk durağı Dereköy İlköğretim Okulu oldu
16 Ocak 2026 Cuma - 10:11 Minik Şeflerle Zeytinli Tarifler’in ilk durağı Dereköy İlköğretim Okulu oldu Marmarabirlik’in çocuklarda sağlıklı beslenme bilincini artırmak ve mutfağı eğlenceli, erişilebilir bir alan haline getirerek özgüvenlerini geliştirmek amacıyla hayata geçirdiği "Minik Şeflerle Zeytinli Tarifler" projesi, ilk etkinliğini Dereköy İlköğretim Okulu’nda gerçekleştirdi. Etkinliğe Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, Marmarabirlik Genel Müdürü Mehmet Ertaş, Marmarabirlik Mali ve İdari İşler Direktörü Murat Kocaman ile Bursa protokolü katılım sağladı. Program kapsamında Marmarabirlik, Dereköy İlköğretim Okulu’nun dördüncü sınıf öğrencilerini Bursa gastronomisinin tanınmış şeflerinden Tuncay Sönmez ile buluşturdu. Öğrenciler, Tuncay Şef’in yönlendirmesiyle içinde zeytin, zeytin ezmesi ve zeytinyağı bulunan ilginç tarifler hazırladı. Etkinliğin sonunda hazırlanan tabaklar arasında küçük bir yarışma gerçekleştirildi. Şef Tuncay Sönmez’in yaptığı değerlendirme sonucu dereceye giren üç öğrenciye çeşitli hediyeler takdim edildi. Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, etkinlik sonrası yaptığı değerlendirmede çocuklara yönelik projelerin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Sağlıklı beslenmenin temelleri erken yaşlarda atılıyor. Biz de Marmarabirlik olarak zeytin ve zeytinyağının sağlıklı yaşam kültürü içindeki yerini çocuklara eğlenceli bir deneyimle aktarmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Projemizi farklı okullarda sürdürmeye devam edeceğiz." Şef Tuncay Sönmez ise öğrencilerin performansından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Çocukların mutfakta bu kadar istekli ve hevesli olması çok kıymetli. Zeytin ve zeytinyağını tariflerinde kullanırken hem eğlendiler hem de yeni tatlar deneyimlediler." dedi. Marmarabirlik, "Minik Şeflerle Zeytinli Tarifler" projesini önümüzdeki dönemde farklı okullarda da uygulayarak daha fazla çocuğa ulaşmayı hedefliyor.
Türkiye’de 2025 yılında 2 milyon 368 bin 538 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı
16 Ocak 2026 Cuma - 10:07 Türkiye’de 2025 yılında 2 milyon 368 bin 538 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı Türkiye’de 2025 yılında 2 milyon 368 bin 538 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı. Aralık ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 35,5 arttı. Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 33 milyon 612 bin 650 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Aralık ayı Motorlu Kara Taşıtları verilerini açıkladı. Türkiye’de 2025 yılında bir önceki yıla göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 8,9 azalarak 2 milyon 368 bin 538 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 52,5 artarak 55 bin 907 adet oldu. Böylece Ocak-Aralık döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 2 milyon 312 bin 631 adet artış gerçekleşti. Aralık ayında 248 bin 205 adet taşıtın trafiğe kaydı yapıldı Aralık ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 59,3’ünü otomobil, yüzde 23,6’sını motosiklet, yüzde 12,9’unu kamyonet, yüzde 1,9’unu traktör, yüzde 1,2’sini kamyon, yüzde 0,6’sını minibüs, yüzde 0,3’ünü otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 35,5 arttı Aralık ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre otomobilde yüzde 53,3, kamyonette yüzde 37,5, traktörde yüzde 26,8, minibüste yüzde 19,2, özel amaçlı taşıtta yüzde 10,3, motosiklette yüzde 6,8, otobüste yüzde 3,3 ve kamyonda yüzde 2,9 arttı. Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,9 arttı Aralık ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı özel amaçlı taşıtta yüzde 84,1, kamyonette yüzde 49,6, otomobilde yüzde 35,3 artarken motosiklette yüzde 38,1, traktörde yüzde 33,2, minibüste yüzde 29,0, kamyonda yüzde 26,0 ve otobüste yüzde 2,3 azaldı. Trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı Aralık ayı sonu itibarıyla 33 milyon 612 bin 650 oldu Aralık ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 51,7’sini otomobil, yüzde 21,2’sini motosiklet, yüzde 14,6’sını kamyonet, yüzde 6,9’unu traktör, yüzde 3,1’ini kamyon, yüzde 1,6’sını minibüs, yüzde 0,6’sını otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Aralık ayında 1 milyon 158 bin 490 adet taşıtın devri yapıldı Aralık ayında devri yapılan taşıtların yüzde 68,9’unu otomobil, yüzde 15,2’sini kamyonet, yüzde 7,7’sini motosiklet, yüzde 3,7’sini traktör, yüzde 2,1’ini kamyon, yüzde 1,7’sini minibüs, yüzde 0,5’ini otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Aralık ayında 147 bin 173 adet otomobilin trafiğe kaydı yapıldı. Ocak-Aralık döneminde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 46,4’ü benzin yakıtlı Ocak-Aralık döneminde trafiğe kaydı yapılan 1 milyon 120 bin 427 adet otomobilin yüzde 46,4’ü benzinli, yüzde 27,3’ü hibrit, yüzde 16,7’si elektrikli, yüzde 8,5’i dizel ve yüzde 1,1’i LPG’lidir. Aralık ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 17 milyon 373 bin 581 adet otomobilin ise yüzde 32,6’sı dizel, yüzde 30,9’u benzinli, yüzde 30,1’i LPG’li, yüzde 4,0’ı hibrit ve yüzde 2,1’i elektriklidir. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin payı ise yüzde 0,2. Trafiğe kayıtlı taşıtların ortalama yaşı 14,2 olarak hesaplandı Türkiye’de 2025 yılı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 33 milyon 612 bin 650 adet motorlu kara taşıtı için ortalama yaş 14,2 olarak hesaplandı. Ortalama yaş otomobillerde 14,2, minibüslerde 16,2, otobüslerde 16,5, kamyonetlerde 14,2, kamyonlarda 18,4, motosikletlerde 9,9, özel amaçlı taşıtlarda 15,7 ve traktörlerde 24,9. Devri yapılan taşıtların ortalama yaşı 11,8 olarak hesaplandı Türkiye’de 2025 yılında devri yapılan 11 milyon 213 bin 405 adet motorlu kara taşıtı için ortalama yaş 11,8 olarak hesaplandı. Devri yapılan otomobillerin ortalama yaşı 12,7, minibüslerin 11,9, otobüslerin 11,3, kamyonetlerin 11,3, kamyonların 14,1, motosikletlerin 4,0, özel amaçlı taşıtların 16,0 ve traktörlerin 19,2.
Alaşehir’de yağmur ve kar çiftçiye umut oldu
16 Ocak 2026 Cuma - 10:00 Alaşehir’de yağmur ve kar çiftçiye umut oldu Manisa’nın Alaşehir ilçesinde özellikle yüksek kesimlere yağan kar ve etkili olan yağmur, kuraklık endişesi yaşayan çiftçilerin yüzünü güldürdü. Yer yer 50 santimetreyi aşan kar yağışıyla birlikte barajlar ve yer altı suları için umutlar yeniden yeşerdi. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde son günlerde özellikle yüksek kesimlere yağan kar ile sakin şekilde etkili olan yağmur, çiftçilerin yüzünü güldürdü. Yağışların toprağı suya doyurması, barajları doldurması ve yer altı su seviyelerini yükseltmesi beklenirken, üreticiler bereketli bir yıl umut ediyor. Alaşehir’in Azıtepe, Kozluca, Bahadır, Çarıkbozdağ ve Dağhacıyusuf mahalleleri başta olmak üzere yüksek kesimlerde yer yer 50 santimetreyi aşan kar yağışı sevinçle karşılandı. Kar ve yağmurun etkisiyle uzun süredir kuruyan dereler yeniden akmaya başlarken, barajlardaki su seviyelerinde de artış gözlendi. Dağhacıyusuf Mahallesi’nde çiftçilik yapan Ali Akgün, bu yılın bereketli geçeceğini belirterek, "Özellikle yüksek kesimlere yağan yoğun kar bölgemiz için büyük nimet. Karın erimesiyle birlikte toprak suya doyacak, ürünlerimiz daha verimli olacak" dedi. Bölgede başta kiraz olmak üzere kestane, ceviz, üzüm, fasulye, domates, biber ve tahıl gibi birçok ürünün yetiştirildiğini ifade eden üreticiler, kar ve yağmurun bu ürünler için büyük önem taşıdığını dile getirdi. Üzüm üreticisi Bekir Şahal ise karın yağmura göre toprağı daha iyi beslediğini vurgulayarak, "Yağmur şiddetli olduğunda sel olup akıp gidiyor. Kar ise yavaş yavaş eriyerek toprağı doyuruyor. Bu sayede yer altı suları yükselecek, barajlar dolacak. Soğuk havalar bağlarımızın kış uykusunu tamamlamasını sağlayacak ve verim artacak" diye konuştu. Geçen yıl kuraklık nedeniyle büyük sıkıntılar yaşadıklarını hatırlatan Şahal, son günlerdeki kar ve yağmurun çiftçinin yüzünü güldürdüğünü belirterek, "En büyük sorunumuz susuzluk. Yağışlar devam ettiği sürece çiftçi mutlu olacak. Bu yılın bereketli geçmesini umut ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Başkan Kıvanç: "TOBB Şikago, 100 milyar dolarlık hedefe giden yolda stratejik bir adımdır"
16 Ocak 2026 Cuma - 09:50 Başkan Kıvanç: "TOBB Şikago, 100 milyar dolarlık hedefe giden yolda stratejik bir adımdır" 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin sanayiciler ve ihracatçılar için güçlü bir vizyon ortaya koyduğunu ifade eden Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, "ABD pazarı, bu hedefe ulaşmada stratejik bir konumdadır. TOBB Şikago Ticaret Merkezi ise firmalarımızın bu büyük pazarda kalıcı, sürdürülebilir ve güçlü bir şekilde var olmasını sağlayan somut bir adımdır" dedi. Adana Sanayi Odası (ADASO) ev sahipliğinde düzenlenen TOBB Şikago Ticaret Merkezi Bilgilendirme Toplantısı, iş dünyasının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda, Türk firmalarının ABD pazarına girişini kolaylaştıran ve kalıcı ihracat yapısını hedefleyen TOBB Şikago Ticaret Merkezi modeli tüm yönleriyle ele alındı. ADASO Sakıp Sabancı Toplantı Salonunda gerçekleştirilen TOBB Şikago Ticaret Merkezi Bilgilendirme Toplantısı’na, ADASO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, TOBB Ticaret Merkezleri Genel Müdürü Volkan Palaz, Adana Sanayi Odası Meclis Başkan Yardımcısı İsmail Yağmur, Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah Özdiler, Genel Sekreter Veli Oğuz, İş Geliştirme ve Kurumsal İletişim Müdürü Haydar Can Yavuz ve çok sayıda iş dünyası temsilcisi katılım gösterdi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, küresel ticarette yaşanan dönüşüme dikkat çekerek, üretmenin artık tek başına yeterli olmadığı bir döneme girildiğini vurguladı. Başkan Kıvanç, tedarik zincirlerinin çeşitlendiği ve pazarlara erişimin doğru kanallar ile güçlü lojistik altyapılar üzerinden mümkün hale geldiğini belirtti. ABD pazarının Türk sanayisi ve ihracatçıları açısından büyük fırsatlar sunduğunu ancak ciddi rekabet şartları barındırdığını ifade eden Başkan Kıvanç, TOBB Şikago Ticaret Merkezi’nin bu noktada stratejik bir rol üstlendiğini söyledi. Başkan Kıvanç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce ortaya koyduğu 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine hatırlatarak, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın geçmiş dönemde karşılıklı olarak dile getirdiği 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi, bugün biz sanayiciler ve ihracatçılar için güçlü bir vizyon ortaya koymaktadır. ABD pazarı, bu hedefe ulaşmada stratejik bir konumdadır. TOBB Şikago Ticaret Merkezi ise firmalarımızın bu büyük pazarda kalıcı, sürdürülebilir ve güçlü bir şekilde var olmasını sağlayan somut bir adımdır" dedi. Merkezin yalnızca bir fiziki alan olmadığını vurgulayan Başkan Kıvanç, "Türk şirketlerinin ABD pazarına girişini kolaylaştıran, pazarda kalıcılığını destekleyen ve satıştan depolamaya, pazarlamadan dağıtıma kadar uçtan uca hizmet sunan bütüncül bir ekosistemden bahsediyoruz" dedi. Özellikle KOBİ’ler açısından ABD gibi büyük ve karmaşık bir pazarda tek başına var olmanın ciddi zorluklar barındırdığına işaret eden Kıvanç, TOBB Ticaret Merkezleri’nin riskleri azaltan, maliyetleri düşüren ve rekabet gücünü artıran önemli bir enstrüman olduğunu ifade etti. "Bu merkez bir vizyonun somut hali" TOBB Şikago Ticaret Merkezi’nin kuruluş sürecinde bizzat görev aldığını belirten Başkan Kıvanç, merkezin TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun liderliğinde, uzun ve titiz bir çalışmanın ardından hayata geçirildiğini aktardı. 2020 yılında faaliyete başlayan merkezin, Şikago O’Hare Havalimanı’na yakın, yaklaşık 10 bin metrekarelik bir alanda konumlandığını belirten Kıvanç, merkezin bir vizyonun ve güçlü bir iş modelinin somutlaşmış hali olduğunu dile getirdi. Merkez bünyesinde ofisler, showroomlar ve depolama alanlarının yanı sıra pazarlama, satış sonrası hizmetler, dağıtım ve uçtan uca lojistik çözümler sunulduğunu ifade eden Başkan Kıvanç, tüm bu hizmetlerin ABD’de yerleşik Türk ve Amerikalı profesyonellerden oluşan güçlü bir ekip tarafından verildiğini kaydetti. Başkan Kıvanç, "Bu merkez, Amerika pazarında kalıcı olmak isteyen firmalarımız için bir çıkış kapısı, güvenli bir liman ve yol gösterici bir rehberdir. Firmalarımız ABD’de yalnız yürümeyecek; yanında destek olan güçlü bir yapı ile ilerleyecek" diye konuştu. "Burası bir ihracat kuluçka ve hızlandırma merkezi" TOBB Ticaret Merkezleri Genel Müdürü Volkan Palaz ise TOBB Şikago Ticaret Merkezi’nin yalnızca pazarlama değil, aynı zamanda lojistik ve depolama hizmetlerini de kapsayan özgün bir model sunduğunu belirtti. Palaz, merkezin ihracat konsorsiyumu mantığıyla çalıştığını ifade ederek, firmaların tek tek mücadele etmek yerine bir araya gelerek ölçek ve sinerji avantajı elde ettiğini söyledi. Merkezin bugün yaklaşık 100 aktif üyesi ve 150’ye yakın hizmet verdiği firmasıyla, ABD’de güçlü bir Türk ihracat ekosistemi oluşturduğunu vurgulayan Palaz, bu yapıyı bir "ihracat hızlandırma ve kuluçka merkezi" olarak tanımladı. Firmalar arasında bilgi ve deneyim paylaşımını özellikle teşvik ettiklerini belirten Palaz, "Burada amaç, firmalarımızın 5 yılda kat edeceği yolu 2-3 yılda almasını sağlamak. Bunun hem zaman hem de maliyet açısından çok ciddi avantajları var" dedi. Merkezin bireysel firma başarısından öte, Türkiye’nin ihracatının gelişimine hizmet eden bir yapı olduğunun altını çizen Palaz, "Burası tek bir firmanın değil, ülke ihracatının gelişim merkezidir. Bugün faydalanan firmalar, yarın sisteme yeni girenlere rehberlik edecek" ifadelerini kullandı. ABD pazarında regülasyonlar, mali müşavirlik, hukuk, gümrük ve lojistik gibi alanlarda ölçek ekonomisi sayesinde önemli avantajlar sağladıklarını anlatan Palaz, TOBB markasının ve ortak hizmet alım modelinin firmalara ciddi maliyet avantajı sunduğunu da sözlerine ekledi. İhracatın yalnızca ticaret değil, aynı zamanda bir vizyon meselesi olduğuna dikkat çeken Palaz, ABD gibi yabancı ve regülasyonu ağır pazarlarda var olmanın doğru rehberlik olmadan mümkün olmadığını ifade etti. Türk ürünlerinin ABD pazarında öncelikle ülke imajı üzerinden konumlanması gerektiğini belirten Palaz, sektör bazlı değil, "Türk markası" algısının güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. Toplantı, soru-cevap bölümüyle sona erdi.
DTO Başkanı Erdoğan; "İhracatçı sayımızı çoğaltarak üretimimizi artırmayı hedefliyoruz"
16 Ocak 2026 Cuma - 09:40 DTO Başkanı Erdoğan; "İhracatçı sayımızı çoğaltarak üretimimizi artırmayı hedefliyoruz" Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, Heimtextil 2026 Ev Tekstili Fuarında stant açan üyelerini Almanya’nın Frankfurt şehrinde ziyaret etti. Denizlili firmaların bu yıl çok umutlu olduklarını söyleyen Başkan Erdoğan, ziyaretleri sırasında firma yetkilileri ile görüşmeler yapıp; fikir alışverişinde bulunduklarını dile getirdi; "Fuar sonrasında siparişlerin olması ve sanayinin büyümesiyle birlikte 2026 yılının daha iyi geçeceğine inanıyoruz. Denizli Ticaret Odası olarak fuarda stant açmayan 100’ün üzerinde üyemizi de ziyaretçi olarak getirdik. Amacımız ihracatçı sayımızı çoğaltarak ihracatımızı, üretimimizi artırmak, ülke ekonomisine daha fazla katkı ve destek vermek" dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ticaret Odaları Konseyi Üyesi ve DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, Almanya’daki Heimtextil 2026 Ev Tekstili Fuarı’na katılan DTO üyesi 58 firmanın stantlarını ziyaret etti. Denizli Milletvekilleri Şahin Tin ile Şeref Arpacı’nın da yer aldığı ziyaretlerde, Başkan Erdoğan Denizlili firmaların yetkilileri ve çalışanlarıyla görüşüp sektör ve fuar hakkındaki görüşlerini dinledi. Başkan Erdoğan: İhracat yapmayı isteyen üyelerimizi de fuara getirdik Erdoğan, ziyaretlerde sektör temsilcilerinin umutlu, yeni sezondan beklentilerinin de yüksek olduğunu gördüklerini dile getirdi. Başkan Erdoğan, "25 yıldan beri Heimtextil’de ara vermeden stant açan üyelerimizin bu yıl da yanlarındayız. Bu fuar organizasyonları, işimizi geliştirme, teknolojiyi yakalama ve ARGE çalışmalarını daha yüksek noktaya çıkarma noktasında kıymetli. Denizli Ticaret Odası olarak üyelerimizin fuarlara katılmalarına yönelik desteğimiz her geçen gün daha da artıyor. Buraya da heyet halinde üyelerimizi getirdik. Ayrıca Denizli Ticaret Odası olarak üyelerimizi dünyanın dört bir tarafına götürüyoruz. Bir yıl içerisinde 3 kez Çin’e gittik, Almanya, Hollanda, Belçika, Polonya, Rusya ve Dubai’de gerçekleştirilen farklı sektörlerdeki fuarlara üyelerimizi götürüyoruz. Amacımız üretime, ihracata ve sektöre destek vermek; onların yanında olup motive etmek ve daha da büyüyüp gelişmelerini sağlamak. Tekstilin dışında da diğer sektörlerimizin de her geçen gün ihracatta payının arttığını da net bir şekilde görüyoruz. Bu da yapmış olduğumuz fuar ziyaretlerinin sektörlere sağladığı katkıyı göstermektedir. İleriki günlerde de sektör bazlı fuar organizasyonlarımızla, bu alandaki çabamızı daha etkin ve sonuç odaklı ortaya koymak için Denizli Ticaret Odası ailesi olarak var gücümüzle üyelerimizi destekleyeceğiz. Denizli insanı 24 saat esasına göre çalışıyor. Biz de gece gündüz demeden kar, yağmur, çamur da olsa yoğun bir şekilde çalışmalarımıza ekip olarak devam edeceğiz" dedi. "Döviz dönüşüm desteği artırılmalıdır" Başkan Erdoğan, Heimtextil’in hem Türkiye hem de Denizli açısından çok önemli olduğunu da dile getirdi; "Fuarlar olmazsa olmazımız. Denizli Ticaret Odası olarak birçok farklı sektörde dünyanın dört bir tarafındaki fuarlara katılarak ülke ekonomisine ve ihracatına destek verme gayreti içerisindeyiz. Şu ana kadar yapmış olduğumuz ziyaretlerde firmalarımızın umutlu olduklarını gördük. Fuar sonrasında da siparişlerin olması ve sanayinin büyümesiyle birlikte 2026 yılının daha iyi geçeceğine inanıyoruz. Tabii ki firmalarımızın talepleri de var. Özellikle girdi maliyetlerinin yüksek olmasından dolayı rekabet etme şanslarının az olduğunu ifade ediyorlar. Döviz dönüşüm desteği oranı yüzde 2’den 3’e çıkartılmıştı ancak bunun yüzde 5 hatta 6’ya çıkarılması talebi var. Bunu da fuar sonrası hem Merkez Bankası Başkanımıza, TOBB Başkanımıza hem de ilgili bakanlarımıza ileteceğiz" dedi. MÜSİAD Hessen’İ ziyaret etti Başkan Erdoğan, fuar ziyaretlerinin akşamında ise Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) Hessen Şubesi’ni beraberindeki heyetle ziyaret etti. Yeni Şube Başkanı İlhami Yılmaz ve yönetim kurulu üyesi iş insanları ile bir araya geldi. Sektörler, yeni yatırım imkanları ve iş birliği alanlarının istişare edildiği buluşmada Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanvekili Denizli Milletvekili Şahin Tin de yer aldı. Başkan Erdoğan, ziyaretlerinin sonunda Şube Başkanı Yılmaz ile ekibine ve gurbetçi iş insanlarına misafirperverliklerinden dolayı teşekkür etti; iki ülke arasındaki ticareti güçlendirmek amacıyla yürüttükleri iş birliklerinin artarak devam etmesini diledi. MÜSİAD Şube Başkanı Yılmaz da "Ayaklarınıza sağlık, bizleri onurlandırdınız. Verimli bir toplantı oldu, teşekkür ederiz" dedi.