Son Dakika
|
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Fransa'da kruvaziyer gemisinde 'norovirüs' şüphesi
Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim"
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
Sel felaketinin boyutu gün ağarınca ortaya çıktı!
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
ABD Başkan Yardımcısı Vance: "(İran’la görüşmeler) İlerleme kaydettiğimizi düşünüyorum"
Bankamatikte unutulan parayı görüp polise teslim etti
Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı Le Meridien Otel'deki görüntüsü hakkında "karşılaşma" savunması yaptı
Netanyahu’dan BAE’ye gizli ziyaret
Galatasaraylı futbolcu Torreira’ya saldıran şüpheli tutuklandı
Bakan Gürlek: "Ceza infaz sistemimizi insanı merkeze alan yaklaşımla güçlendirmeyi sürdürüyoruz"
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
EKONOMİ
Almatı’dan Gazipaşa-Alanya Havalimanına ilk uçak seferi "su takı" seremonisiyle karşılandı
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 20:57:55
Kazakistan’ın Almatı şehrinden Gazipaşa-Alanya Havalimanı’na yönelik ilk doğrudan seferini gerçekleştirildi. Almatı’dan havalanan FS7111 sefer sayılı Airbus A320 tipi uçak, saat 15.00’te Gazipaşa-Alanya Havalimanı’na teker koydu. Bölge turizmi açısından önem taşıyan bu ilk seferde uçakta 152 yolcu yer aldı. Havalimanında karşılanan uçağın dönüş seferi ise FS7112 sefer sayısıyla saat 16.06’da gerçekleşti. GZP’den Almatı’ya yapılan bu ilk dönüş uçuşunda ise 12 yolcu seyahat etti. Sezon boyunca 96 sefer planlanıyor FlyArystan şirketinin Almatı-Gazipaşa hattındaki operasyonları, turizm sezonu boyunca artarak devam edecek. Havayolu şirketinin planlamasına göre, sezon sonuna kadar karşılıklı olarak toplam 96 ATM (iniş-kalkış) uçuş yapılması hedefleniyor. Almatı’dan 152 yolcu ve 6 kişilik mürettebatıyla havalanan uçak için Gazipaşa-Alanya Havalimanı apronunda karşılama töreni düzenlendi. Geleneksel "su takı" seremonisiyle karşılanan uçaktan inen turistler, havalimanı yetkilileri ve turizm sektörü temsilcileri tarafından çiçeklerle karşılandı. Yeni hattın açılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan turizm sektörü temsilcileri, Kazakistan pazarının Akdeniz çanağı için stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yaz sezonunun başlamasıyla birlikte devreye giren bu uçuşların, Alanya ve Gazipaşa destinasyonlarına olan ilgiyi artırması ve bölge ekonomisine ciddi bir katma değer sağlaması bekleniyor. Yetkililer, Almatı ile Gazipaşa arasında kurulan bu yeni hava köprüsünün sadece turist sayısını artırmakla kalmayacağını, aynı zamanda iki ülke arasındaki kültürel ve ekonomik bağları da güçlendireceğini ifade etti. Gazipaşa-Alanya Havalimanı’nın uluslararası trafiğinin her geçen gün arttığına dikkat çeken sektör temsilcileri, "Direkt uçuşlar, turistlerin seyahat planlarını yaparken en çok dikkat ettikleri unsurların başında geliyor. Kazak misafirlerimizin bölgeye olan ilgisi zaten biliniyordu; bu uçuşlarla birlikte erişilebilirliğin artması, otel doluluk oranlarımıza doğrudan olumlu yansıyacaktır" ifadelerini kullandılar. Öte yandan FlyArystan’ın Almatı-Gazipaşa seferlerinin yaz sezonu boyunca düzenli olarak devam edeceği öğrenildi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:35
Bakan Şimşek: "Nisan’da dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz"
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" dedi. Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz. Mayıs ayında ise uzun bayram tatilinin etkisiyle cari dengede geçici bozulma bekliyoruz. Diğer taraftan savaşın turizm gelirleri üzerindeki etkilerinin sınırlı kaldığını görüyoruz. Bu yıl enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki yüksek seyir nedeniyle cari açık artacak. Uyguladığımız programla sağladığımız kazanımlar ve güçlenen makroekonomik temeller sayesinde bu artışın yönetilebilir seviyelerde kalacağını ve geçici olacağını değerlendiriyoruz. Mart’taki 1 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım girişi ile yıllıklandırılmış giriş 12,6 milyar dolar oldu. Ülkemizin risk primi CDS savaş öncesi döneme yaklaşırken borç çevirme oranlarındaki yüksek seyir devam ediyor. Meclis’te görüşülen Yatırım Teşvik Paketi’nin finansman yapısını desteklemesini bekliyoruz. Enerjide dışa bağımlılığı azaltan, katma değerli üretimi ve yeşil dönüşümü destekleyen politikalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:00
Sinop’ta 2 bin adet mersin balığı denize bırakıldı
Sinop’un Gerze ilçesinde, nesli tükenme tehlikesi altında olan 2 bin adet mersin balığı, "Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi" kapsamında düzenlenen törenle Karadeniz’in sularına salındı. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar çerçevesinde, Karadeniz’in biyoçeşitliliğini korumak adına önemli bir adım atıldı. Amasya Yedikır Su Ürünleri Üretim Tesisi’nde yetiştirilen 2 bin adet mersin balığı, Sinop’un Gerze ilçesinde düzenlenen programla denizle buluşturuldu. Suların biyolojik zenginliğini korumanın önemine değinen Sinop Tarım ve Orman İl Müdür Vekili Haci Yusuf Parlak yaptığı açıklamada; "Ülkemiz sahip olduğu su kaynaklarının çeşitliliğiyle oldukça zengin bir potansiyele sahip. Bu zenginliğin korunması büyük önem taşıyor. Bu kapsamda nesli tükenme tehlikesi altında bulunan ve koruma altında olan mersin balıklarını doğal su kaynaklarımıza stok takviyesi yaparak gelecek nesillere aktarmayı hedeflemekteyiz" dedi. Yapılan açıklamaların ardından, mersin balıkları protokol üyeleri tarafından sembolik olarak ellerle denize bırakıldı. Programın devamında ise geriye kalan balıklar, canlı nakil sistemi ve boru düzeneği aracılığıyla güvenli bir şekilde Karadeniz’in serin sularına salındı. Programa; Gerze Kaymakamı Yıldız Büyüker, Mersin Balıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği (MERKODER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Serap Ustaoğlu Tırıl, ilçe protokolü, şube müdürleri, balıkçılar ve teknik personel katılım sağladı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:44
Bakan Bayraktar, Belçika Başbakan Yardımcısı Prevot ile görüştü
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prevot ve beraberindeki heyetle bir araya geldi. Bakan Bayraktar, "İki ülke arasında karşılıklı diyaloğun önümüzdeki dönemde daha somut iş birliği başlıklarıyla derinleşmesini önemsiyoruz" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prevot ve beraberindeki heyetle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında bir araya geldi. Görüşmede, Türkiye’nin Brüksel Büyükelçisi Görkem Barış Tantekin ile Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Hendrik Van de Velde de yer aldı. Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesaplarından açıklama yapan Bakan Bayraktar, görüşmede Avrupa’nın enerji arz güvenliği, küresel kırılmaların enerji dönüşüm sürecinde ortaya çıkardığı yeni ihtiyaçlar ve Türkiye ile Belçika arasında geliştirilebilecek iş birliği başlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunduklarını ifade etti. Ardından Belçika’nın önde gelen şirketlerinin temsilcilerini Bakanlıkta kabul ederek Türkiye’nin enerji vizyonunu kendileriyle paylaştıklarını belirten Bakan Bayraktar, "Enerji sepetimizi yenilenebilir kaynaklardan doğal gaza, nükleer enerjiden yerli hidrokarbon üretimine kadar her alanda varlık gösteren çok boyutlu bir anlayışla şekillendirdiğimizi aktardık. Arz güvenliğini güçlendiren, teknoloji odaklı ve uzun vadeli değer üreten ortaklıklara açık bir anlayışla enerji alanındaki uluslararası iş birliklerini daha ileri bir zeminde geliştirmeyi esas alıyoruz. İki ülke arasında karşılıklı diyaloğun önümüzdeki dönemde daha somut iş birliği başlıklarıyla derinleşmesini önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mayıs 2026 Salı- 12:25
Kırşehir’de SGK’dan kayıt dışı istihdam uyarısı
2
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 11:29
ŞMS Kopuz ve Bunge, yeni nesil özel yağ portföyünü tanıttı
3
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 11:42
Tarım ve hayvancılıkta erzurum modeli
4
08 Mayıs 2026 Cuma- 10:37
Diyarbakır’da tandırda çömlek böreği
5
12 Mayıs 2026 Salı- 15:04
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:52
ADASO Başkanı Kıvanç: "Ya bu dönüşümün öncüsü olacağız ya da küresel rekabette oyunun dışında kalacağız"
Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, sürdürülebilirliğin artık tercih değil, üretimin ve ticaretin ana şartı haline geldiğini belirterek, "Ya bu dönüşümün öncüsü olacağız ya da küresel rekabette oyunun dışında kalacağız" dedi. Adana, küresel ticaretin ve çevresel politikaların geleceğini şekillendirecek olan "COP31’e Doğru Sürdürülebilirlik Konferansları"na ev sahipliği yaptı. Sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve çevre yönetimi konularında farkındalığı artırmak ve COP31 öncesinde yerelden küresele uzanan bir vizyon ortaya koymak amacıyla "COP31’e Doğru Adana" konferansı Adana Sanayi Odası (ADASO) iş birliğiyle gerçekleşti. "Ya bu dönüşümün öncüsü olacağız ya da küresel rekabette oyunun dışında kalacağız" Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, dünyada bugün tarihin en hızlı ve zorunlu dönüşümlerinden birinin yaşandığını belirterek, "Artık sürdürülebilirlik bizler için bir tercih değil, üretimin ve ticaretin ana şartı haline gelmiştir. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi somut adımlar biz sanayicilere net bir mesaj veriyor: Ya bu dönüşümün öncüsü olacağız ya da küresel rekabette oyunun dışında kalacağız. Bizler Adana’da bu süreci sadece bir zorunluluk değil, bir fırsat olarak görüyoruz. Bu noktada dijitalleşme ve yeşil dönüşümü, yani ikiz dönüşümü bir bütün olarak ele almak zorundayız. Enerjiyi verimli kullanan ve teknolojiyi merkeze alan bir altyapı, yarının kazananı olacaktır. Bu vizyonu pratiğe dökmek için hayata geçirdiğimiz Adana Sanayi Kampüsü ile sanayicimize rehberlik ediyor; Model Fabrika ve Sürdürülebilirlik Merkezimizle yeşil dönüşüm yol haritalarını çiziyoruz.COP31’e giden bu süreç bizim için sadece bir çevre politikası takvimi değildir. Bu, küresel ticaretin kurallarının yeniden yazıldığı bir ‘ekonomik anayasa’ sürecidir. Sürdürülebilirliği bir maliyet yükü olarak gören anlayışı hızla terk etmeli, onu bir teknolojik sıçrama fırsatı olarak kucaklamalıyız. Unutmayalım ki; doğaya sırtını dönen bir sanayi geleceğe yürüyemez. Bizler hem üreteceğiz hem büyüyeceğiz hem de yarınlara tertemiz bir miras bırakacağız" diye konuştu. "Sürdürülebilirliği bölgesel bir dönüşüm hareketine dönüştürmek için çalışıyoruz" Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen sürdürülebilirliğin sadece daha az tüketmek değil akıllı ve verimli üretmek olduğunu ifade ederek, "Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir kavram değil; ekonomik kalkınmadan enerji politikalarına, sanayiden tarıma, şehirleşmeden eğitime kadar hayatın her alanını kapsayan stratejik bir dönüşüm alanıdır. Bu süreçte biz üniversitelerin rolü sadece eğitim vermek değil; şehrine yön veren, bilim üreten ve sürdürülebilir kalkınmaya liderlik eden kurumlar olmaktır. Bilimsel araştırmalarımız ve nitelikli insan kaynağımızla bu dönüşümün en önemli aktörlerinden biriyiz. Özellikle teknoloji odaklı üniversitelerin; yenilenebilir enerji, döngüsel ekonomi ve yeşil üretim teknolojileri gibi alanlarda öncü çalışmalar yürütmesi hayati önem taşıyor. Çünkü sürdürülebilirlik yalnızca daha az tüketmek değil, aynı zamanda daha akıllı ve verimli üretmek, gelecek nesilleri düşünerek hareket etmek demektir. Bugün dünya, kaynakları sınırsızmış gibi kullanan geleneksel kalkınma anlayışının artık sürdürülebilir olmadığını bizlere göstermektedir. ATÜ olarak, sürdürülebilirliği bölgesel bir dönüşüm hareketine dönüştürmek için çalışıyoruz. Dünyada ’su ayak izi belgesi’ alan ilk üniversite olma başarımızı sadece bir belge olarak görmüyoruz; bu birikimi belediyelerimizle, organize sanayi bölgelerimizle ve kamu kurumlarımızla paylaşıyoruz. Adana; güçlü sanayisi, tarımsal kapasitesi ve akademik altyapısıyla Türkiye’nin sürdürülebilir dönüşüm merkezi olma potansiyeline sahiptir. Geleceğin güçlü şehirleri, sürdürülebilirliği bugünden inşa eden şehirler olacaktır. Biz de daha yaşanabilir ve dirençli bir gelecek için tüm paydaşlarımızla ortak akıl üretmeye devam edeceğiz" dedi. Konuşmaların ardından program konferans ile devam etti.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:33
Burhaniye’de Ören esnafı ilgi bekliyor
Burhaniye ilçesinde, havaların ısınması ile birlikte sahiller hareketlenirken, Ören Mahallesinde de işyerleri açılmaya başlandı. Ören’de dondurma satışı yapan Ogün Bacak, sezonu açtıklarını kaydederken, Belediye’den eksikliklerin giderilmesini istedi. Tarihi meşe ağaçları ve denizi ile takdir toplayan Ören sahilinde işyerleri açılmaya başladı. Ören’de 8 yıldan beri esnaflık yapan Ogün Bacak, Ören de sezonu uzatmanın yollarının aranmasını istedi. Ören’in eşsiz güzelliğe sahip olduğunu kaydeden Ogün Bacak, "Havalar ısındı. Tarihi meşelerimiz yapraklandı. Özellikle hafta sonları çok sayıda insan geliyor. Ören de tadilat gerekçesiyle tuvaletler açılmadı. Ören de sezonu uzatmanın yolu aranmalı. İlgi bekliyoruz" dedi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:56
Kimya ve ayakkabı sanayisinde önemli bir yatırım hayata geçirildi
Gezer Ayakkabı ile PolyChem arasındaki stratejik iş birliği kapsamında, Silivri Ortaköy’de kurulan yeni üretim tesisiyle poliüretan üretiminde dikey entegrasyon modeli devreye alındı. 24 yıllık sektör deneyimine sahip uzman kadro tarafından kurulan PolyChem, 4 bin metrekarelik modern tesisinde Gezer terlik üretiminde ihtiyaç duyduğu poliüretan hammaddelerini yerli ve özgün formüllerle üretmeye başladı. Yapılan açıklamaya göre tesis, yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda Gezer’in tüm hammadde süreçlerini yöneten stratejik bir ‘Sistem Evi’ olarak konumlandırılıyor. Yatırımla birlikte şirket, üretimde kullanılan poliüretan sistemlerini kendi bünyesinde geliştirip üreterek, hammaddeden nihai ürüne kadar tüm süreci kontrol eden entegre bir yapıya geçti. Şirket yetkilileri, bu model sayesinde ürün kalitesinin moleküler seviyeden itibaren denetlenebildiğini belirtti. Açıklamaya göre, PolyChem tesislerinde; poliester reçine üretim hatları, izosianat prepolimer sistemleri ve katalizör üretim üniteleri bulunuyor. Bu altyapı sayesinde Gezer Terlik ürün gamına özel yüksek performanslı çözümler geliştiriliyor. Üretim süreçlerinde esneklik, dayanıklılık ve kimyasal kararlılık gibi kriterlerin optimize edildiği ifade ediliyor. Söz konusu yatırımın, şirkete global rekabette önemli avantajlar sağlaması hedefleniyor. Yerli hammadde üretimi sayesinde şirketin küresel tedarik zinciri krizlerinden daha az etkilenmesi, maliyet optimizasyonu sağlaması ve yeni ürün geliştirme süreçlerini hızlandırması amaçlanıyor. Öte yandan PolyChem bünyesinde faaliyet gösteren Ar-Ge merkezinde, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sürdürülebilirlik kriterlerine uygun düşük emisyonlu poliüretan sistemleri üzerine çalışmalar yürütülüyor. Gezer Terlik, çevreci üretim vizyonunu güçlendirmeyi ve uluslararası pazarda rekabetçi konumunu artırmayı hedefliyor. Sektör temsilcileri, Gezer’in kendi hammaddesini üretme kapasitesine ulaşmasının, şirketi yalnızca üretici kimliğinin ötesine taşıyarak, global ölçekte entegre üretim modeliyle öne çıkan sayılı oyuncular arasına sokacağını değerlendiriyor.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:34
Başkan Atlı’dan emeklilere yeni sosyal yaşam alanı müjdesi
Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, görevdeki 2 yıllık hizmet sürecini değerlendirdiği toplantıda emeklilere yönelik hazırlanan yeni sosyal yaşam alanının müjdesini verdi. Başkan Atlı, "Şehrimizin hafızası olan Millet Bahçesi’nde emeklilerimize özel kıraathane yapıyoruz" dedi. Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, Millet Bahçesi Kültür Salonu’nda düzenlenen toplantıda yerel ve ulusal basın temsilcileriyle bir araya gelerek 2 yıllık süreçte yapılan yatırımları değerlendirdi. İlçede eğitimden kültür sanata, altyapıdan sosyal belediyeciliğe kadar birçok projeyi hayata geçirdiklerini belirten Atlı, özellikle emeklilere yönelik hazırlanan yeni sosyal alanın kısa sürede hizmete açılacağını söyledi. Başkan Atlı, şehirlerin yaşayan organizmalar olduğunu eskiyen yapıların zamanla yenilenmesi gerektiğini söyleyerek, "Kıyafetler nasıl zamanla eskiyorsa yollar da bakım istiyor. Vatandaşlarımızın yollarla ilgili eleştirilerinde haklılık payı var. Kozan’da geçmiş yıllarda yollar gerektiği zamanda yenilenmediği için bugün sorunlar büyüdü" diye konuştu. Millet Bahçesi’nde hem yenileme hem de yeni sosyal donatı çalışmaları yaptıklarını ifade eden Atlı, emeklilere yönelik hazırlanan kıraathanenin ilçede önemli bir ihtiyacı karşılayacağını kaydetti. "Emeklilerimize nefes alabilecekleri özel bir alan oluşturuyoruz" Atlı, "Millet Bahçesi Kozan’ın göz bebeği olan, hepimizin hatırası bulunduğu bir alan. Burada eski bölümlerin tadilatını yaparken aynı zamanda emeklilerimize özel bir kıraathane oluşturuyoruz. Büyüklerimiz burada çayını kahvesini içebilecek, yazın serin, kışın sıcak ortamda vakit geçirebilecek. Emeklilerimize nefes alabilecekleri özel bir alan oluşturuyoruz" dedi. Cumhur İttifakı belediyeciliğiyle birlikte ilçede yıllardır bekleyen yatırımların hız kazandığını söyleyen Başkan Atlı, "Kozan uzun yıllar ihtiyaçları ötelenmiş bir ilçeydi. Şimdi bu ihtiyaçları yenileme ve tamamlama fırsatı bulduk" ifadelerini kullandı. İlçede tamamlanan ve devam eden projeleri de sıralayan Başkan Atlı, 500 TOKİ konutunun teslim edildiğini, yıllardır kapalı olan Özden Kültür Merkezi’nin yeniden hizmete açıldığını söyledi. Öğretmenevi inşaatında sona yaklaşıldığını ifade eden Atlı, Kapalı Spor Salonu ihalesinin de gerçekleştirildiğini kaydetti. Şevkiye Mahallesi’nde taziye ve kültür evi açıldığını belirten Atlı, Cuma Pazarı yanında da yeni bir taziye evi kazandırılacağını ifade etti.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:33
TSE Başkanı Şahin: "TSE, laboratuvarlarıyla, uzman kadrolarıyla ve denetim kapasitesiyle ülkemizin en stratejik teknik kuruluşlarından biri haline gelmiştir"
Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Başkanı Mahmut Sami Şahin, "Bugün TSE, laboratuvarlarıyla, uzman kadrolarıyla, denetim kapasitesiyle ve uluslararası teknik yetkinlikleriyle ülkemizin en stratejik teknik kuruluşlarından biri haline gelmiştir" dedi. TSE 65’inci Olağan Genel Kurulu, Ankara’da gerçekleştirildi. Genel kurulda enstitünün faaliyetleri değerlendirilirken, standardizasyon, kalite altyapısı, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm alanındaki çalışmalar ele alındı. TSE Genel Kurul Salonu’nda düzenlenen toplantıda gündem maddeleri görüşülerek karara bağlanırken, enstitünün gelecek döneme ilişkin hedefleri de paylaşıldı. Genel kurulda konuşan TSE Başkanı Şahin, TSE’nin Türkiye’nin üretim gücü, ihracatı ve uluslararası rekabet kapasitesi açısından önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Dijital dönüşüm, yapay zeka, sürdürülebilir üretim ve uygunluk değerlendirme hizmetlerinin önümüzdeki dönemde öncelikli çalışma başlıkları arasında yer alacağını belirten Şahin, TSE’nin giderek güçlü projelere imza atacağını dile getirdi. Şahin, yerli üretimin desteklenmesi, kaliteli ve güvenilir ürünlerin yaygınlaştırılması ile uluslararası standartlara uyum süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaları sürdüreceklerini sözlerine ekledi. "Günümüzde artık kalite altyapısı yalnızca teknik bir hizmet alanı değildir" Ülkelerin teknolojik gelişmeleri ve bağımsızlığının kalite altyapısına da katkı sağladığını belirten Şahin, "Günümüzde artık kalite altyapısı yalnızca teknik bir hizmet alanı değildir. Kalite altyapısı ülkelerin üretim kapasitesini, teknolojik bağımsızlığını, ihracat gücünü ve küresel rekabet seviyesini doğrudan etkileyen stratejik bir güç unsurudur. TSE olarak bizler de bu anlayışla daha güçlü laboratuvar altyapısı, daha yüksek teknik kapasite, daha hızlı hizmet süreçleri ve daha etkin bir kurumsal yapı oluşturmak amacıyla yoğun bir dönüşüm süreci yürütüyoruz. Göreve geldiğimiz günden bu yana en önemli önceliklerimizden biri; enstitümüzün teknik altyapısını, laboratuvar kapasitesini ve kurumsal yetkinliğini daha ileri bir seviyeye taşımak olmuştur. Bu anlayış doğrultusunda güncel yatırım değeri yaklaşık 5,5 milyar liraya ulaşan Ankara Kalite Kampüsümüzün tamamlanmasıyla birlikte, enstitümüzün teknik altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımlarımıza önemli ölçüde hızlandırdık. Bu kapsamda yalnızca 2025 yılı içerisinde, laboratuvar altyapımıza yaklaşık 265 milyon lira yatırım gerçekleştirdik. 2026 yılı yatırım programımız kapsamında ise yaklaşık 560 milyon lira tutarında yenileme ve kapasite artırımına yönelik laboratuvar yatırımlarımız devam etmektedir. Gerçekleştirdiğimiz bu yatırımlar, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik değildir. Aynı zamanda Türkiye’nin yüksek teknoloji üretim kapasitesine, ihracat gücüne ve sanayimizin geleceğine yapılan stratejik yatırımlardır" diye konuştu. "Kalibrasyon laboratuvarlarımızda yaklaşık 30 milyon liralık yeni cihaz yatırımı gerçekleştirdik" TSE’nin Avrupa Birliği (AB) standartları doğrultusunda yeni projelere imza atacağını aktaran Şahin, "Kalibrasyon laboratuvarlarımızda yaklaşık 30 milyon liralık yeni cihaz yatırımı gerçekleştirdik. Basınç, kuvvet, tork, optik, boyutsal ölçüm ve elektriksel ölçüm alanlarında teknik kapasitemizi önemli ölçüde artırdık. TÜRKAK akreditasyon kapsamımızı genişlettik. Bugün artık daha hassas ölçüm yapabilen, uluslararası kabul gören ve yüksek doğruluk seviyesine sahip güçlü bir teknik altyapıya sahibiz. Özellikle AB’nin yeni çevre ve ürün güvenliği düzenlemeleri doğrultusunda, önemli yatırımları hayata geçirdik. Uçucu Organik Bileşikler (VOC) ve formaldehit laboratuvar altyapısını, Ankara Temelli Kalite Kampüsümüzde yaklaşık 65 milyon lira yatırımla oluşturmuş durumdayız. Bu yatırım sayesinde özellikle otomotiv, mobilya, ahşap bazlı ürünler ve ihracat yapan sanayicilerimiz açısından kritik öneme sahip test süreçleri, artık ülkemizde gerçekleştirilebilecektir. Bu yalnızca teknik bir yatırım değildir. Aynı zamanda sanayicimizin yurt dışına olan bağımlılığını azaltan, zaman ve maliyet avantajı sağlayan, stratejik bir yatırımdır. Yapı malzemeleri alanında sandviç panel ve lento ürünlerine yönelik deneyi tamamladık" şeklinde konuştu. "Ulaşım sistemleri, enerji ve savunma sanayii alanlarında da ülkemizin stratejik projelerinde aktif görev üstleniyoruz" Enerji ve savunma alanlarında aktif rol üstlendiklerini ve ilerleyen yıllarda da bu vazifeyi üstlenmeye devam edeceklerini dile getiren Şahin, "TSE olarak sanayicilerimizin yalnızca bugünün rekabet şartlarına değil, yeşil dönüşümden dijitalleşmeye kadar geleceğin üretim anlayışına da güçlü şekilde hazırlanabilmesi için teknik altyapımızı ve destek mekanizmalarımızı kararlılıkla geliştirmeye devam ediyoruz. Ulaşım sistemleri, enerji ve savunma sanayii alanlarında da ülkemizin stratejik projelerinde aktif görev üstleniyoruz. Milli Elektrikli Lokomotif E5000 Projesi’nin tip onay süreçlerini yürütüyoruz. GAZİRAY Milli Banliyö Tren Seti Projesi’nin test ve değerlendirme süreçlerini tamamladık. ASELSAN tarafından geliştirilen kritik raylı sistem güvenlik ekipmanlarının bağımsız emniyet değerlendirme faaliyetlerini sürdürüyoruz. Özellikle Güvenlik Bütünlük Seviyesi 4 (SIL4) güvenlik değerlendirme süreçleri, ülkemizin teknik kapasitesi açısından son derece önemli bir aşamayı temsil etmektedir. Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesi kapsamında nükleer yapı denetimi, uygunluk değerlendirme ve teknik gözetim faaliyetlerimizi ülkemizin nükleer enerji alanındaki kalite altyapısına katkı sağlayacak şekilde kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "TSE, laboratuvarlarıyla, uzman kadrolarıyla ve denetim kapasitesiyle ülkemizin en stratejik teknik kuruluşlarından biri haline gelmiştir" TSE’nin stratejik anlamda önemli kurumlar arasında yer aldığını söyleyen Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün TSE, laboratuvarlarıyla, uzman kadrolarıyla, denetim kapasitesiyle ve uluslararası teknik yetkinlikleriyle ülkemizin en stratejik teknik kuruluşlarından biri haline gelmiştir. Yeşil dönüşüm sürecinde de önemli çalışmalar yürütüyoruz. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamında karbon doğrulama, sera gazı raporlama, su ayak izi doğrulama ve sürdürülebilirlik alanlarında teknik kapasitemizi güçlendiriyoruz. Bu çerçevede küresel ölçekte su ayak izi alanında dünyanın ilk akredite doğrulayıcı kuruluşu olarak sürdürülebilirlik standartlarının belirlenmesinde öncü bir rol üstleniyoruz. Yeşil Liman Projesi’nin yeniden devreye alınmasına yönelik çalışmalarımız da devam etmektedir. Kaliforniya Hava Kaynakları Kurulu (CARB) ve ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) süreçleri kapsamında ahşap bazlı ürünlerde formaldehit ve uçucu organik bileşiklerin (VOC) emisyonlarına yönelik uluslararası geçerliliğe sahip doğrulama altyapılarını oluşturuyoruz." "TSE, son 2 senedir tarihinin gelir rekorunu kırıyor" TSE’nin hedefinin kar olmadığını, asıl hedefinin kamu bütçesine yük olmadan kendi gelirini oluşturmak olduğunu ifade eden Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali dönmez ise, "TSE, son 2 senedir tarihinin gelir rekorunu kırıyor. Hem lira bazında hem dolar bazında ve daha önceki gelirlerde faiz gelirleri de vardı. Şimdi faiz geliri katılmadan gelir rekorları kırıyor. Aslında TSE’nin hedefi kar değil. Kar etmekten daha ziyade geliri sürdürülebilirlik için kullanmak. Kamu bütçesine yük olmadan elimizden geldiğince kendi gelirlerimizle yatırım yapmak. Esas önemli olan bu. Dolayısıyla son 2 senedir çok önemli bir performans gösterdi" dedi. Bakan Kacır da video mesaj yolladı TSE’nin 65’inci Olağan Genel Kurulu’na bir video mesaj gönderen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’yi üretim kabiliyeti ve teknolojik gelişmeleriyle hak ettiği konuma taşıma konusunda kararlı olduklarını dile getirdi. Kacır, TSE’nin bu yolculukta laboratuvar altyapısı ve teknik uzmanlığıyla sanayide kalite ve verimlilik odaklı dönüşüme rehberlik ettiğini belirtti. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ve hediye takdimi ile son buldu.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:32
3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da başladı
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi öncülüğünde düzenlenen 3. Uludağ Çevre Forumu Bursa Business School’da başladı. İlki 2024 yılında düzenlenen ve kısa sürede alanında referans etkinliklerden biri haline gelen Uludağ Çevre Forumu bu yıl da yoğun katılımla yapılıyor. Bursa Business School Uludağ Kampüsü’nde "Kaynaktan Değere Bugünden Geleceğe" temasıyla düzenlenen forumda iki gün boyunca 7 ayrı oturum düzenlenecek. Türkiye’nin küresel iklim politikalarındaki vizyonunu taçlandıracağı COP31’e doğru giderken atılacak stratejik adımların değerlendirildiği forumda entegre atık yönetimi ve Ulusal Depozito Sistemi, üretimde zorunlu geri dönüştürülmüş madde kullanımı, otomotiv sektöründe sürdürülebilirlik, ulusal su politikaları ve sanayide yeşil dönüşüm gibi başlıklarda alanında uzman isimler konuşmacı olarak yer alıyor. "Forum COP 31’e giden yolda önemli bir fikri hazırlık süreci olacak" Forumun açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, sürdürülebilirlik gibi uzun soluklu ve çok boyutlu bir alanda başarının tek seferlik çalışmalarla değil, ortak akılla, istikrarlı iş birlikleriyle ve aynı hedef etrafında buluşan kurumların gayretiyle mümkün olduğunu söyledi. Bu anlamda AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi’nin emekleriyle üçüncü kez hayata geçirilen forumun, kaynak verimliliği, çevre duyarlılığı, yeşil dönüşüm ve insan odaklı kalkınma hedefleri bakımından önem bir kazanım olduğunu belirten Burkay, "Bu organizasyona büyük emek veren başta Konsey Başkanımız Vedat Kılıç ve Konsey Başkan Yardımcımız Fatih Dursun olmak üzere tüm konsey üyelerimize, çalışmalarımızı destekleyen kurumlarımıza, paydaşlarımıza ve katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyorum." dedi. İklim değişikliği, çevresel riskler, kaynakların etkin kullanımı, enerji güvenliği ve sürdürülebilir üretim; küresel rekabetin ana gündemleri arasında yer aldığını ifade eden Burkay, artık dünyanın hedeflerin somut projelerle desteklendiği, şehirlerin, sanayinin, finans kuruluşlarının, sivil toplumun ve gençlerin aynı vizyon etrafında buluştuğu yeni bir iklim anlayışına ihtiyaç duyduğunu dile getirdi. Bu açıdan Türkiye’nin COP31 sürecindeki rolünün tarihi bir anlam taşıdığını kaydeden Burkay, "Forum boyunca gündeme taşınan konular aslında COP31 süreci için de iş dünyamız adına önemli bir fikri hazırlık süreci anlamına da geliyor." diye konuştu. Sürdürülebilirlik alanında somut adımlar atıyoruz İbrahim Burkay, yeşil dönüşüm sürecinde kamu politikalarıyla özel sektör uygulamalarının aynı istikamette ilerlemesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Bu noktada son dönemde hayata geçirilen desteklerin iş dünyası olarak çok değerli bulduklarını ifade eden Burkay, "Bursa iş dünyası olarak, bu destekler için Bakanlığımıza ve sürece katkı sunan tüm kurumlarımıza teşekkür ediyoruz. Bununla birlikte sahadan aldığımız geri bildirimler, önümüzdeki dönemde desteklerin daha fazla firmaya ulaşması, başvuru süreçlerinin sadeleşmesi, finansmana erişimin güçlendirilmesi ve özellikle KOBİ’lerimizin teknik danışmanlık kapasitesinin artırılması yönündeki ihtiyacın devam ettiğini göstermektedir. Karbon ayak izi ölçümü, enerji verimliliği yatırımları, temiz üretim teknolojileri, yeşil finansman, dijitalleşme ve mevzuata uyum başlıklarında sağlanacak her yeni destek; firmalarımızın rekabet gücüne, ihracat kapasitesine ve sürdürülebilir üretim anlayışına doğrudan katkı sağlayacaktır." ifadelerini kullandı. BTSO olarak bizler de Bakanlığın ortaya koyduğu vizyonu; Bursa’nın üretim gücü, girişimcilik kabiliyeti ve yatırım kapasitesiyle desteklediklerini vurgulayan Burkay, şöyle devam etti: "Bugün Bursa’da, yüksek teknolojili üretimden lojistiğe, enerji verimliliğinden yalın üretime kadar geniş bir alanda güçlü bir dönüşüm altyapısı oluşturduk. Ülkemizin yüksek teknolojili ilk organize sanayi bölgesi TEKNOSAB, sanayimizin yeni nesil üretim vizyonunu temsil ederken; Lojistik Teknopark projemiz, kentimizin üretim ve ihracat kapasitesini daha verimli bir yapıya kavuşturmayı hedeflemektedir. Enerji Verimliliği Merkezimiz ve Bursa Model Fabrikamız ise firmalarımıza sahada ölçülebilir kazanımlar sağlayan iki önemli uygulama merkezimizdir. Bu merkezlerimizle işletmelerimizin kaynak kullanımını iyileştirmesine, üretim süreçlerini daha verimli hale getirmesine ve yeşil dönüşüm hedeflerine daha güçlü hazırlanmasına katkı sunuyoruz. Kısacası Bursa iş dünyası olarak bizler, sürdürülebilirliği yalnızca konuşulan bir hedef olarak değil; üretimin, yatırımın, ihracatın ve kurumsal kapasitenin her aşamasına yansıyan somut bir çalışma alanı olarak görüyoruz." İş dünyası olarak önemli bir eşikteyiz Bugün iş dünyası olarak çok önemli bir eşikte olduklarını ifade eden Başkan Burkay geçmişte rekabetin temel göstergelerinin üretim kapasitesi, maliyet avantajı, hız ve kalite olduğunu ancak bugün bunların yanına karbon ayak izi, enerji verimliliği, kaynak kullanımı, atık yönetimi, yeşil finansmana erişim ve sürdürülebilir tedarik zincirlerinin eklendiğini kaydetti. "Artık bir ürünün pazardaki değeri, yalnızca fiyatıyla veya kalitesiyle değil; nasıl üretildiğiyle, hangi kaynakları kullandığıyla, çevreye nasıl bir etki bıraktığıyla ve insan hayatına nasıl katkı sunduğuyla da ölçülüyor." Diyen Başkan Burkay, "Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve küresel tedarik zincirlerinde değişen standartlar, iş dünyamızın önüne yeni bir dönem açmıştır. Bu yeni dönemi doğru okuyan, dönüşümünü zamanında tamamlayan, teknolojisini yenileyen, enerji ve kaynak verimliliğini artıran firmalarımız, küresel rekabette çok daha güçlü bir konuma ulaşacaktır. Ancak yeşil dönüşümün anlamı, rekabetçilik ve verimlilik başlıklarıyla sınırlı değildir. Bu dönüşüm; daha temiz bir çevre, daha dirençli şehirler, daha sağlıklı bir yaşam ve gelecek nesillere karşı sorumluluk anlayışıyla birlikte değer kazanmaktadır." dedi. Sürdürülebilirliğin temelinde insan var Sürdürülebilirlik anlayışının en güçlü karşılık bulduğu alanların başında şehirlerin geldiğini belirten Başkan Burkay, "Sürdürülebilirlik, şehirlerin planlanmasında, ulaşım altyapısında, afetlere hazırlığında, çevre kalitesinde ve sosyal yaşam alanlarında da kendini göstermelidir. Bir şehri geleceğe hazırlamak, aslında o şehirde yaşayan insanın hayatını, güvenliğini, sağlığını ve refahını öncelemek demektir. Dolayısıyla Bursa gibi kadim bir kenti ‘su akar yolunu bulur’ anlayışıyla akışına terk edemeyiz. Çünkü Bursa, plansızlığa mahkûm edilecek kadar değersiz bir şehir değildir." dedi. Bursa’nın en son kapsamlı çevre düzeni planının 1998 yılında yapıldığını hatırlatan Başkan Burkay, 30 yıl önceki bir akılla bugünün Bursa’sını yönetmeye çalışmanın Bursa’ya yapılan büyük bir haksızlık olduğunu dile getirdi. Başkan Burkay, "Bu plansızlık; sadece estetik bir kayıp değildir; her gün boğuştuğumuz trafik, çevre kirliliği ve kentin kapasite geliştirme sorunlarını da beraberinde getiren bir düğümdür. Bu nedenle Bursa’mızın anayasası niteliğinde olan 1/100 binlik çevre planında şehir içinde sıkışıp kalmış, apartmanlarla iç içe imalat yapan üretim ve ihracat kapasitesi sınırlanmış 8 bin 500 firmamızın varlığını da ayrıca değerlendirmek durumundayız. Organize bir akılla hareket ettiğimizde, akademik odalarımızın ve üniversitelerimizin vizyonu ile iş dünyamızın dinamizmini birleştirdiğimizde, inanıyorum ki her engeli aşarız. Bursa’nın gerçek değeri, ancak bu planlı büyüme ve ortak akıl koordinasyonuyla ortaya çıkacaktır. Bu düşüncelerle forumda emeği geçen Konseyimize, destek veren sponsorlarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." dedi. Uludağ çevre forumu önemli bir platform haline geldi BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun üçüncüsünü gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyduklarını belirterek, daha önce yapılan iki forumun başarıyla tamamlandığını ve etkinliğin artık Bursa iş dünyasının yanı sıra Türkiye genelinde de takip edilen önemli bir platform haline geldiğini söyledi. Forumun güçlü içerik, yüksek katılım ve sektörler arası iş birliğiyle öne çıktığını ifade eden Kılıç, "Uludağ Çevre Forumu’nun ülkemize, Bursa’ya ve iş dünyamıza yakışan, ulusal ölçekte takip edilen önemli bir platform haline geldiğine inanıyoruz." dedi. İklim krizi yalnızca çevresel bir sorun değil Forumun hayata geçirilmesine destek veren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a da teşekkür eden Kılıç, iklim krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda ekonomik rekabetten üretim modellerine kadar birçok alanı etkilediğini vurguladı. Dünyanın yeni bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Kılıç, "Üreten ama kaynaklarını koruyan, büyüyen ama çevresel etkilerini azaltan ülkeler öne çıkıyor. Türkiye de güçlü sanayisi, üretim kabiliyeti ve girişimci yapısıyla bu süreçte önemli bir avantaja sahip." ifadelerini kullandı. Bursa’nın yeşil dönüşümde öncü şehirlerden biri olması gerektiğini söyleyen Kılıç, BTSO çatısı altında yürütülen çalışmalarla şehrin üretim, ihracat ve teknolojide olduğu gibi çevresel dönüşümde de liderlik hedeflediğini belirtti. Kılıç, Uludağ Çevre Forumu’nun bu vizyonun en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade ederek, katkı sunan tüm kurum ve paydaşlara teşekkür etti. "Artık üretmek kadar atık yönetimi de önemli" Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, geri dönüşüm ve sürdürülebilirliğin insanlık tarihi kadar eski ve önemli bir konu olduğunu söyledi. Doğanın milyonlarca yıldır kendi döngüsü içerisinde kusursuz bir geri dönüşüm sistemi kurduğunu belirten Altun, "Milyarlarca insan bu dünyadan ayrıldı. Daha büyük sayıda canlılar geldi, yaşadı ve gitti. Doğa bunu muhteşem bir şekilde geri dönüştürdü. Doğanın teknolojisi bir kaosun önüne geçiyor." dedi. İnsanlığın bugün hâlâ doğadaki bu kusursuz dönüşümü nasıl sağlayacağını tartıştığını belirten Altun, "Dünyada geri dönüşüm konusunda ortak bir konsensüs sağlandı. Artık üretmek ne kadar önemliyse atık dönüşümü de o kadar önemli. BTSO öncülüğünde gerçekleştirilen bu forum ve COP31 zirvesi gibi organizasyonlar, bu sorunun çözümü için ortak çaba gösteriyor." dedi. Altun, sürdürülebilirliğin tartışmasız bir kavram olduğunu ifade ederek Bursa Valiliği olarak bu yönde yapılan çalışmalara bugüne kadar olduğu gibi destek vermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi. Açılış konuşmalarının 3. Uludağ Çevre Forumu’na katkı veren sponsorlara plaketleri takdim edildi. Forumun açılış oturumu ise COP 31’e Doğru Türkiye başlığı ile gerçekleştirildi. AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç’ın moderatörlüğünde yapılan oturumda BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Mehrali Ecer konuşmacı olarak yer aldı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:26
ATO Başkanı Baran: "Hedefimiz, 5 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmaktır"
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, Özbekistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin "Kapsamlı Stratejik Ortaklık" seviyesine yükseldiğini hatırlatarak, "Hedefimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in belirlediği 5 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmaktır" dedi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:17
Buğdayda yağış bereketi: Rekoltede yüzde 25 artış bekleniyor
Antalya Ticaret Borsası (ATB), buğday hasadı öncesinde "Hububat Hasadı Öncesi Sektörel Analiz Toplantısı" düzenledi. Toplantıda, 2026 üretim sezonunda hububatta rekolte ve kalite beklentileri, girdi maliyetleri, devlet destekleri, erken hasadın kaliteye etkisi, pas hastalığı gibi çok sayıda konu gündeme geldi. ATB Başkan Vekili Halil Bülbül, buğday hasadının bereketli olmasını dilerken, hasat öncesinde sektör paydaşlarını bir araya getirerek, hasat beklentileri, hububatta yaşanan sorun, çözüm önerileri ve beklentilerini gündeme getirmek istediklerini söyledi. Antalya’da 250 bin ton civarında buğday üretimi yapıldığını belirten Bülbül, Serik, Aksu, Korkuteli ve Elmalı ilçeleri için ciddi bir ekonomik gelir kaynağı olan buğdayın bölge tarımı için önemini vurguladı. "Çiftçisiz hiç olmaz" Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, artan maliyetlere dikkat çekerek mevcut desteklerin yetersiz olduğunu söyledi. Gübre fiyatlarının çok yükseldiğini belirten Alp, desteklerin ürün ve fatura bazlı verilmesi gerektiğini kaydetti. Çiftçinin üretimde kalabilmesi için etkin destek politikalarının şart olduğunu vurgulayan Alp, "Devletsiz olmaz ama çiftçisiz hiç olmaz" dedi. Rekoltede yüzde 25 artış beklentisi ATB 1. Meslek Komitesi Üyesi Yusuf Sarıcalar, bölgenin yağışlar nedeniyle iyi bir hububat sezonu geçireceğini söylerken, buğdayda yüzde 25 rekolte artışı beklendiğini kaydetti. Yüksek rekoltenin fiyat baskısı oluşturabileceği uyarısında bulunan Sarıcalar, üreticinin mağdur olmaması için doğru planlama yapılması gerektiğini söyledi. "Doğru yöntemlerle verim yüzde 20 artar" ATB 1. Meslek Komitesi Üyesi Nuri Büyükselçuk, sertifikalı tohum, doğru gübreleme ve zamanında ilaçlamayla verimin yüzde 20’ye kadar artırılabileceğini belirtti. Türkiye’nin buğday üretiminde ciddi artış potansiyeli bulunduğunu ifade eden Büyükselçuk, iklim şartlarının olumlu seyretmesi halinde bu yıl rekor seviyede üretim beklendiğini söyledi. "Anız yakımı azaldı" ATB 2. Meslek Komitesi Üyesi Kadir Sarıcalar, bu yıl verimli bir hasat dönemi beklendiğini belirtirken, önceki yıllarda yüksek nem nedeniyle yaşanan biçim sorunlarının tekrar etmemesi gerektiğini söyledi. Hasadın zamanında yapılmasının kalite açısından önemine dikkat çeken Sarıcalar, Korkuteli bölgesinde Toprak Mahsulleri Ofisi alım ofisi açılması gerektiğini ifade etti. Anız yakmanın büyük ölçüde sona erdiğini belirten Sarıcalar, bu konuda farkındalığın arttığını söyledi. "Üreticiye doğru tohum çeşidi verilmeli" ATB Üyesi Mehmet Tiryaki, devlet destekli dağıtılan bazı tohum çeşitlerinin kalite ve verim açısından yetersiz kaldığını belirterek, bölgeye uygun kaliteli çeşitlerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Tiryaki, desteklerin ürün bazlı verilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Kaliteyi artırmak için uğraşan üretici desteklenmeli. Destekleme sistemi yeniden gözden geçirilmeli" dedi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Tekin, Antalya’ya özgü buğday çeşitlerinin yeniden geliştirilmesi için çalışma yapılabileceğini belirtirken, "Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde yürütülen ‘Antalya Buğdayını Arıyor" projesi tekrarlanmalı" dedi. BATEM Uzmanı Ali Koç, son yılların en yüksek yağışının alındığını belirterek, yağışların verime olumlu yansıdığını söyledi. Koç, tarımda dron ile ilaçlama ve gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini kaydetti. ATB Toplantı Salonu’nda ATB Başkan Vekili Halil Bülbül’ün başkanlığında gerçekleşen toplantıya, ATB Hububat Meslek Komitesi Üyeleri, Tarım ve Orman Müdürlüğü, BATEM ve ZMO temsilcileri, ilçe ziraat odası başkanları, biçerdöverciler, üretici ve fabrika sahipleri katıldı. Toplantıya katılanlar, Antalya’da bu yıl buğdayda verim artışı yaşanacağını vurgularken, kalite, standardizasyon, hastalık yönetimi, pazarlama altyapısı ve destekleme politikalarına ilişkin bazı yapısal sorunlar olduğuna dikkat çekti. Toplantıda, sertifikalı ve bölgeye uygun tohum kullanımının artırılması, hastalıklarla mücadelede teknik kapasitenin güçlendirilmesi, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin erken fiyat ve alım politikası açıklaması, bölgesel alım noktalarının yaygınlaştırılması, dron ve hassas tarım uygulamalarının desteklenmesi, kalite sınıflandırma altyapısının geliştirilmesi ve destekleme mekanizmalarının öngörülebilir hale getirilmesi yönünde görüş birliğine varıldı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:06
Sabiha Gökçen Havalimanı bölgesel gerilimlere rağmen mart ayında yolcu sayısını yüzde 7,2 artırdı
Uluslararası Havalimanları Konseyi (ACI Europe) tarafından bugün yayınlanan ACI EUROPE, 2026 yılı mart ayı ve ilk çeyreğine ilişkin hava trafiği raporuna göre, Avrupa genelinde hava trafiği, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,8 oranında büyüdü ve İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı bu büyümenin öncülerinden biri oldu. Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, geçen yıla kıyasla ilk çeyrekte yüzde 12,4 artışla Avrupa’daki en hızlı büyüyen havalimanı kategorisinde zirveye çıktı. 2026 yılının ilk çeyreğinde de istikrarlı yükselişini sürdüren Sabiha Gökçen, özellikle büyük ölçekli havalimanları kategorisinde en hızlı büyüyen merkezlerden biri olarak dikkat çekiyor. Yılın ilk iki ayında kaydedilen çift haneli büyüme oranlarının ardından Sabiha Gökçen mart ayında da bu ivmeyi sürdürdü. Jeopolitik zorluklara rağmen havacılık sektörünün direnç gösterdiği bu dönemde, Sabiha Gökçen sahip olduğu "Şehrin Havalimanı" vizyonuyla, Avrupa’nın en önemli bağlantı merkezleri arasındaki yerini sağlamlaştırıyor. AB dışı pazarda en yüksek yolcu trafiği artışında Kuzey Makedonya, Moldova, Bosna Hersek ve Özbekistan’la birlikte öne çıkan Türkiye, İstanbul’daki havacılık merkezleriyle Avrupa’nın en büyük havalimanları ’Majors’ kategorisinde Mart 2025 verilerine kıyasla yolcu trafiğinde en dinamik büyüme kaydeden başlıca havalimanları arasında yer aldı. Avrupa havalimanları genelinde ’Majors’ grubu içerisinde İstanbul’daki havacılık merkezlerini Avrupa’nın diğer önemli merkezleri Londra LHR (yüzde +46,9), Barselona BCN (yüzde +5,4) ve Madrid MAD (yüzde +4,2) oranında trafik artışlarıyla takip etti. 2026 güncel verilerine göre (ACI Europe) ISG yıllık 40 milyon üzeri yolcu kapasitesine sahip "Majör Havalimanları" kategorisinde Avrupa’nın en yüksek büyüme oranını kaydeden limanları arasında yer alıyor. Özellikle tek bir terminal çatısı altında böylesine yoğun bir trafiği yönetebilme kabiliyeti, ölçek ekonomisi ve kapasite optimizasyonu açısından küresel havacılık literatüründe referans gösterilecek bir başarı örneği teşkil ediyor. 48,4 milyon yolcuyla rekor seviyede tamamlanan 2025 yılının ardından, 2026 yılına da güçlü bir giriş yapan ISG; genişleyen uluslararası destinasyon ağı, ikinci pistin tam kapasiteyle operasyona dahil olması ve stratejik dijitalleşme yatırımlarıyla fark ortaya koyuyor. "Point-to-Point" (Noktadan Noktaya) taşımacılık modeline odaklanan "Şehir Havalimanı" kimliği, kısa terminal içi yürüme mesafeleri ve hızlı operasyonel süreçleriyle yolcu deneyimini en üst seviyeye taşıyor. İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, İstanbul’un Anadolu Yakası’nda, sanayi ve teknoloji koridorunun kalbinde bulunan stratejik konumuyla ve üç kıtayı birbirine bağlayan güçlü bir transfer merkezi kimliğiyle Türkiye’nin global turizm ve ticaret hedeflerine hizmet etmeye devam ediyor.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:06
Açıklanan yaş çay taban fiyatı Rizelileri sevindirdi
Çayın başkenti Rize’de kilogram başına açıklanan 35 TL’lik 2026 yaş çay taban fiyatı, üreticiler tarafından olumlu karşılandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) söz alan AK Parti Rize Milletvekili Harun Mertoğlu, 2025 yılında 25 TL olarak açıklanan yaş çay taban fiyatının bu yıl 35 TL olduğunu açıkladı. Açıklanan yaş çay taban fiyatı, çayın başkenti Rize’de olumlu karşılandı. Çay sezonunun başlamasına günler kala tüm hazırlıklarını tamamlayarak sezon açılışı için Çay İşletmeleri (ÇAYKUR) Genel Müdürlüğü’nden gelecek açılış duyurusunu bekleyen üreticiler, açıklanan fiyattan memnun olduklarını söylediler. Yaş çay taban fiyatının vatandaşın beklentisinin üzerinde açıklandığını belirten Bayram Karaali isimli vatandaş, "Herkes 30-32 TL bekliyordu, 35 TL açıklandı. Bence normaldir. Beklentinin üzerinde açıklandı" ifadelerini kullandı. Açıklanan fiyatı beklediğini ve iyi bir fiyat olduğunu dile getiren Köksal Gür ise, "Yeni zamlar gelmezse iyi bir fiyat açıklandı. Ama 35 TL açıklandıktan sonra paranın alım gücü düşerse kötü olur. Ben 35 TL bekliyordum. Hatta destekleme ile birlikte 40 da bekliyordum ama yine de zam gelmezse bu da iyidir" dedi. Çay müstahsillerinin birçoğunun yevmiyecilere toplatmasına rağmen yine de para kaldığını ve açıklanan 35 TL’nin de yerinde bir miktar olduğunu ifade eden Mahmut Baş, "Maşallah çok güzel bir para. Allah bereket versin. Çaya baksınlar, kimse çayını toplamıyor, yevmiyeci tutuyor. Yevmiyeci ile toplatmasına rağmen yine de para kalıyor müstahsile. Bir yevmiye 3 bin lira, 4 bin lira, 5 bin lira. Allah korkusu olsun bu insanlarda. Çok süper bir para açıklandı" şeklinde konuştu. 35 TL’nin araştırmalar sonucunda belirlendiğini düşündüğünü dile getiren Yunus Yıldız da, "Devlet araştırmasını yapıyor. Demek ki ederi bu kadardı ki öyle oldu. Bence 35 TL iyi" dedi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:41
Yemeksepeti, Türkiye’nin çeyrek asırlık sofra hafızasına ışık tutuyor
Yemeksepeti, 25’inci yılını kutlarken 1,7 milyar adetin üzerindeki sipariş arşivinden çıkardığı verileri kamuoyuyla paylaştı. 2001’deki faks döneminden bugünkü yapay zekâ yatırımlarına uzanan dönüşümün yanı sıra, 703 gün üst üste sipariş veren kullanıcıdan 400 ürünlük dev sepete kadar pek çok dikkat çekici veri de paylaşıldı. Online yemek siparişi markası Yemeksepeti, 25’inci kuruluş yıl dönümünde İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında çeyrek asırlık sipariş verilerini kamuoyuyla paylaştı. 2001’de dial-up modemler ve faks cihazlarıyla başlayan operasyonun bugün geldiği noktayı ele alan toplantıda, Türkiye’nin değişen tüketim alışkanlıklarına dair veriler açıklandı. Ocak 2001’de tek bir şehirde bir avuç restoranla yola çıkan platform, bugün 81 ilin tamamında 135 binden fazla iş ortağıyla geniş bir ekosistemin merkezinde yer alıyor. Geride kalan 25 yılda platform, 37,6 milyon kullanıcıya hizmet vererek geniş bir dijital arşiv oluşturdu. Faks cihazlarından yapay zekâya Platformun hikâyesi, internetin Türkiye’de henüz yaygın olmadığı bir dönemde, siparişlerin restoranlara faksla iletildiği bir altyapıyla başladı. 2014 yılında siparişlerin yüzde 64’ü web üzerinden gelirken, bugün her 10 siparişten 9’u mobil uygulama üzerinden veriliyor. Platform, 2019’da Yemeksepeti Market ve 2021’de Yemeksepeti Mahalle açılımlarıyla Türkiye’de "hızlı ticaret" kategorisine öncülük etmeye başladı. Bugün Ardahan’ın bir ilçesindeki tek bir bakkal dahi platformun altyapısıyla dijital dünyaya entegre olmuş durumda. 25 yılda öne çıkan tercihler ve rekorlar Basın toplantısında paylaşılan veriler, Türkiye’nin son 25 yıldaki damak tercihlerini ve sıra dışı kullanıcı alışkanlıklarını da ortaya koydu. Çeyrek asırda toplam 141 milyon adetle listenin zirvesine yerleşen lahmacunu, 69 milyon adetle ayran ve 51 milyon adetle kola takip etti. Platform tarihine geçen en büyük sipariş ise içinde 200 lahmacun ve 100 çorbanın yer aldığı, toplam 400 ürünlük devasa bir sepet oldu. Kullanıcı alışkanlıklarında sadakat ve keşif de ön plana çıktı; bir kullanıcı 703 gün boyunca hiç ara vermeden her gün sipariş vererek en uzun seri rekorunu kırarken, bir başka lezzet tutkunu ise sadece bir yıl içinde tam 418 farklı restoranı deneyimledi. Hızlı ticaret tarafında ise tonajlar dikkat çekici seviyelere ulaştı; Yemeksepeti Market ve Mahalle üzerinden bugüne kadar bin 361 ton muz ve bin 285 ton salatalık sofralara ulaştırılırken, sabah saatlerinde 2,7 milyon simit, gece yarısından sonra ise 642 bin litre kola siparişi verildi. Şehirlerin lezzet imzaları Platform verileri, sipariş tercihlerinde belirgin şehir farklılıkları olduğunu gösteriyor. İzmir’de boyoz, Konya’da etli ekmek, Gaziantep’te ise tavuk döner dürüm kendi kategorilerinde birinci sıraya yerleşti. 25 yıllık arşiv, yerel mutfak tercihlerinin dijital sipariş kanallarında da güçlü biçimde sürdüğünü ortaya koyuyor. En popüler sipariş notları Kullanıcıların restoranlara bıraktığı sipariş notları, 25 yıl içinde tekrar eden kalıplar oluşturdu. "Turşu olmasın", "sıcak gelsin" ve "bol soslu olsun lütfen" cümleleri, platform tarihinde en çok tekrarlanan ve zamanla kültleşen sipariş notları arasında yer aldı. Bu notlar, kullanıcıların sipariş ederken neyi öncelediğine dair somut bir veri seti sunuyor. Ayrıca kullanıcılar, kuryelerin emeğine online bahşiş sistemi üzerinden tam 17,3 milyon kez teşekkür ederek bu dijital bağı güçlendirdi. Efsane restoranlar Platformun 25 yıllık geçmişinde sisteme erken katılıp bugüne kadar aktif kalan iş ortakları dikkat çekiyor. 2001-2005 yılları arasında sisteme dahil olan ve bugün hâlâ aktif olarak hizmet veren 24 "efsane restoran" bulunuyor. Bu restoranların 17’si İstanbul’da, 4’ü ise Sivas’ta bulunuyor. Sivas, İstanbul dışında listede en çok restoranla temsil edilen şehir konumunda. Sisteme ilk beş yılda kayıt olan ve bugün hâlâ platformu aktif olarak kullanan kullanıcı sayısı ise 21 bin 723 olarak öne çıktı. "Odağımız yapay zekâ yatırımları" Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver, toplantıda yaptığı konuşmada markanın 25 yıllık birikimini ve gelecek planlarını şu sözlerle paylaştı: "Yemeksepeti, 25 yıl önce küçük bir ekiple, küçük bir apartman dairesinde yola çıktı. O dönemde hedefimiz, Türkiye’de yeni yeni şekillenen online ticaret içinde yemek siparişi kategorisini oluşturmaktı. Bugün geldiğimiz noktayı düşününce, 1,7 milyarın üzerindeki sipariş verisinin sadece bizim için değil Türkiye’nin tüketim alışkanlıklarını anlamak açısından da kıymetli olduğunu görüyoruz. 81 ilin tamamında, Ardahan’daki bir bakkaldan İstanbul’daki büyük restoran zincirine kadar 135 bin iş ortağıyla çalışmak, gerçekten geniş bir ekosistem anlamına geliyor. Önümüzdeki dönemde odağımız, kullanıcılarımızın ve iş ortaklarımızın hayatını kolaylaştıracak yapay zekâ yatırımları olacak. Sesli komut, görsel arama ve kişiselleştirilmiş öneri sistemleri üzerinde çalışıyoruz. Hedefimiz, kullanıcının ihtiyaç duyduğu anda doğru çözümü hızla sunabilen bir platform olmak. Platformumuzun önümüzdeki yıllarda da Türkiye’nin günlük sipariş alışkanlıklarının merkezinde kalmasını istiyoruz."
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:31
Salihli’de gönüllü gençler çilek hasadı yaptı
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın "Bizimle Üretime Katıl, Geleceğe İz Bırak" Gönüllü Hasat Etkinliği kapsamında Salihli Gençlik Merkezi Müdürlüğü tarafından Gökeyüp Mahallesi’nde çilek hasadı gerçekleştirildi. Etkinliğe Gençlik Merkezi personeli ve gönüllü gençler katılarak üreticilere destek oldu. Gençler, tarlada çilek toplayarak hem üretime katkı sağladı hem de tarımsal faaliyetleri yerinde deneyimledi. Gençlik Merkezi Müdürü Tümen Ulu, etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada, "Gerçekleştirdiğimiz Gönüllü Hasat Etkinliğiyle gençlerimizi toprakla, üretimle ve çiftçinin emeğiyle buluşturduk. Amacımız tarımsal üretime olan farkındalığı artırmak ve gençlerimizin üretimin kıymetini yaşayarak öğrenmelerini sağlamak" dedi. Ulu, katılım sağlayan tüm gençlere teşekkür ederek gönüllülük faaliyetlerinin yaygınlaşmasını temenni etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder