EKONOMİ
20 Mart 2026 Cuma - 14:23 Karsan 2025’te 330 milyon euro ciro gerçekleştirdi Karsan, 2025 yılında cirosunu yüzde 11 artırarak 330 milyon euroya çıkardığını duyurdu. Cironun 220 milyon euroluk kısmını elektrikli araç satışlarından elde eden şirket, ihracatını da yüzde 43 artırarak 197 milyon euro seviyesine çıkardı. Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markası olan Karsan, 2025 yılında cirosunu yüzde 11 artırarak 330 milyon Euro’ya çıkardı. Cironun 220 milyon Euro’luk kısmını elektrikli araç satışlarından elde eden Karsan, ihracatını da yüzde 43 artırarak 197 milyon Euro seviyesine çıkardı. Avrupa’daki büyümesini sürdürmeyi hedefleyen Karsan, 2026’da otonom toplu ulaşımda sürücüsüz operasyona başlamayı planlıyor. Toplu ulaşımda elektrikli ve otonom araçlarıyla güçlü bir ivme yakalayan Karsan, 27 ülkeye ulaşan araç parkı ile dünya üzerindeki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. 2 bin 100’ün üzerindeki elektrikli aracıyla toplu ulaşımın dönüşümüne önemli katkı sağlayan marka, 2026 yılında hedef büyüttü. Karsan e-JEST ve e-ATAK Avrupa’da liderliği bırakmıyor 2025 yılını 330 milyon euro ciro ile tamamladıklarını söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, "2024 yılındaki 296 milyon Euro’ya göre toplam ciromuzu yüzde 11 artırmış olduk. Bu rakamın 220 milyon Euro’luk kısmını elektrikli araçlar oluşturuyor. Böylece elektrikli araç ciromuzu da 59 milyon Euro tutarında artırdık. Yüzde 37’lik önemli bir büyüme yaşadığımız elektrikli araç ciromuz, aynı zamanda toplam ciromuzun yüzde 67’sini oluşturdu. Geçtiğimiz yıl ihracat ciromuzu da yüzde 43 artışla 197 milyon Euro’ya çıkardık. 2024’te 32 milyon Euro seviyesinde olan FAVÖK’ümüzü, geçtiğimiz yıl 54 milyon Euro’ya yükselttik" dedi. Karsan olarak elektrikli, otonom ve hidrojen olmak üzere 3 teknolojiye odaklandıklarını ifade eden Okan Baş, şöyle devam etti: "2021’den bu yana, 6-8-10-12 ve 18 metrelik full elektrikli ürün gamımız ile pazarda varız. Geçen yıl yüzde 39 büyüyen Avrupa şehir içi elektrikli toplu ulaşım pazarında, bir basamak yukarı çıkmayı başardık. 2025 yılında Avrupa’da pazar payımızı 0.5 puan artırarak yüzde 5’e çıkardık. Böylece sıralamada 8’incilikten 7’nciliğe yükseldik. Bu dönemde e-JEST, yüzde 30 pay ile elektrikli toplu ulaşım minibüs pazarının lideri olurken, e-ATAK da yüzde 25 pay ile elektrikli midibüs sınıfının lideri oldu. 2020 yılında ilk kez segmentinin lideri olan Karsan e-JEST, 6 yıldır aralıksız olarak liderliğini hiçbir rakibine bırakmadan sürdürüyor. 2025’te e-ATA 10m modelimiz de yüzde 26 pay ile, 10m boyutundaki elektrikli otobüs pazarının Avrupa’da lideri oldu." "Hedef, ciro içinde ihracatın payını yüzde 70’in üzerine taşımak" Avrupa’da 9 ülkede ilk 4’e girdiklerini vurgulayan Okan Baş, "Bu kapsamda Romanya’da yüzde 34, Hırvatistan’da ise yüzde 50 ile pazar lideriyiz. İtalya’da yüzde 12.5 ve Bulgaristan’da yüzde 19.5 ile Karsan ikinci marka konumunda. Bunun yanı sıra Fransa, Portekiz ve Yunanistan pazarlarında üçüncü; Polonya ve İsviçre’de ise ilk 4 marka arasında yer alıyoruz" diye konuştu. Marka olarak Türkiye elektrikli toplu ulaşım pazarının da öncüsü ve lideri olduklarını belirten Baş, şunları söyledi: "2025 yılında Türkiye’de 69 adet elektrikli toplu ulaşım aracı satışı gerçekleşti. Bunların tamamını Karsan olarak biz sattık. Türkiye’de toplam 139 elektrikli Karsan aracı dolaşıyor. Türkiye, aynı zamanda otobüs ve midibüs üretiminde Avrupa’nın üretim üssü konumunda. Avrupa’daki her 2 otobüsten biri Türkiye’de üretiliyor. 2019-2025 yılları arasında Türkiye’den Avrupa’ya yapılan elektrikli minibüs ve otobüs ihracatının yüzde 80’ini Karsan gerçekleştirdi. 2025 yılında elektrikli araç ihracatımızı satış adedi olarak yüzde 15 artırdık ve 555 araca ulaştık. Bugün itibarıyla toplam ciromuzdaki ihracat oranımız yüzde 60 seviyesinde. Hedefimiz 3 yıl içinde bu oranı yüzde 70’in üzerine çıkarmak." Karsan’ın global elektrikli araç parkının 2 bin 130 adede ulaştığını ifade eden Okan Baş, "Bugün itibarıyla 3 kıtada 27 ülkede elektrikli araçlarımız yolcu taşımaya devam ediyor. 2025 yılında elektrikli araç parkımızı yüzde 40 büyüttük. Girdiğimiz ihalelerin yüzde 40’ını kazanarak çok önemli bir başarıya imza attık. Otonom mobilite alanında da önemli bir deneyim ve operasyonel yetkinlik kazandık. Dünyada biletli yolcu taşıyan ilk Seviye-4 Otonom otobüs olan Karsan Otonom e-ATAK ile 12 ülkede 16 projeye imzamızı attık. Bunların 12’si devreye alındı, 4’ü yakında devreye girecek. Bu çalışmalar sonucunda 160 bin kilometrelik yol deneyimine ulaştık ve otonom olarak 60 bin yolcuya hizmet verdik. Otonom çözümlere yönelik talebin giderek arttığını gözlemliyoruz. İlk 3 yılımızda 7 proje devreye almıştık, sadece 2025 yılında 9 yeni projeye imza attık. Otonom mobiliteye ilgiyi artıran en önemli etkenler, işletme maliyet yüksekliği, sürücü bulma zorluğu ve tabii ki kazalar. Buradaki potansiyeli görerek e-JEST modelimizin de otonom versiyonunu hazırlayıp lanse ettik. Otonom e-ATAK’tan elde ettiğimiz 4 yıllık deneyimi, e-JEST’in 7 yıllık toplu ulaşım tecrübesiyle Otonom e-JEST’te bir araya getirdik. Lansman sonrası ABD’den hemen 10 adet Otonom e-JEST siparişi aldık. Bu araçları 2026’nın ikinci yarısında teslim edeceğiz ve araçlar Dünya Kupası’nda kullanılacak." "Satış hedefimizin yüzde 65’ini doldurduk" Karsan’ın 2026 yılı hedeflerini de açıklayan Okan Baş, "60 yıllık otomotiv tecrübemiz var. 2 bin 500 kişilik bir güce ulaştık. Ben hep şunu söylüyorum, bu 2 bin 500 çalışan, her birinin beyniyle beraber ortak hedefe odaklandığında, bambaşka bir güç ortaya çıkıyor. Biz bundan yararlanmak üzere sistemimizi kurduk. Öncelikli hedefimiz, elektrikli satışlarımızda daha da büyütmek ve toplam satışlarımız içerisindeki payını yüzde 80’lere çıkarmak. 2026 yılında yüzde 5 pazar payını koruyarak büyümek istiyoruz. Orta vadede, önümüzdeki 5 yıl içinde Avrupa’da ilk 5 marka arasına girmek istiyoruz. Tabi bunu yapmak için mevcut pazarlardaki varlığımız yeterli değil onu da biliyoruz, yeni pazarlara açılacağız. 2026’da odaklanacağımız kuzey ülkeleri var. Hollanda, İsveç, Norveç ve Almanya’da yokuz. Bu ülkelerde önce yapılanmayı başlatacağız. Bunların hepsi Avrupa’nın en zor ülkeleri. Yeni pazarlara gireceğiz, bir de mevcutta geçen sene girdiğimiz İspanya var mesela, İspanya’da güçleneceğiz. Polonya’da da güçlenmemiz lazım, oraya da 2026 yılına özel çok ciddi planlamamız var" dedi. Bu senenin üretiminin bir kısmını, geçen seneki siparişlerle doldurduklarını hatırlatan Okan Baş, şöyle devam etti: "Bugün elimizdeki kesin siparişler ile 2026 hedefimizin yüzde 65’ini doldurduk. Şu anda onları üretiyoruz. Bu arada yeni siparişler toplamaya devam ediyoruz. 4-5 yıl önce yıla sıfıra yakın siparişle başlarken, bugün büyüyen iş hacmimiz sayesinde yeni yıla güçlü bir sipariş portföyüyle giriyoruz. 2026 yılında hedefimiz aşağı yukarı 700 elektrikli araç satmak. Avrupa’da ise elektrikli satışlarımızı yüzde 30’un üzerinde artışla 2 bin 800’ün üzerine çıkarmak için planlarımızı yaptık. Otonom mobilite de odak alanlarımız arasında yer alıyor. 8 metrelik Otonom e-ATAK ile Avrupa’ya, 6 metrelik Otonom e-JEST ile Amerika’ya odaklanacağız. Hedefimiz pazarı büyütmek ve etkin şekilde yönetmek. İki tane kritik nokta var, ilki güvenlik sürücüsünü araçtan çıkarmak, ikincisi ise Tip onayı. 2027’nin ilk yarısında biz otonomda Tip onayını almak istiyoruz. Güvenlik sürücüsünü tamamen devreden çıkarmaya yönelik testlerimiz de başladı. 2026’nın 3’üncü çeyreğinde Stavanger’de tamamen sürücüsüz operasyona başlamayı hedefliyoruz. Karsan’ın iki tane temel stratejisi var. Bir tanesi kendi markamızla, global pazarda bu değişim içinde güçlü bir marka olmak istiyoruz. İkincisi de global markalar adına üretim yapmak. Karsan olarak biz de bu değişen dünyada, klasik bir otomotiv şirketinden mobilite teknoloji şirketine dönüşüyoruz. Kendimizi net biçimde bu şekilde konumlandırıyoruz. Yani biz gelecekte hiçbir klasik otomotiv şirketinin uzun vadede yaşayamayacağına inanıyoruz. Bu değişimi de böyle ele alıyoruz. Bu evrilmede odaklandığımız yerde yoğunlaşıyoruz. Ayrıca bu yıl sene sonuna doğru ürün gamına yeni bir elektrikli araç daha ekleyeceğiz. Yani biz varlığımızı hem ürün gamımızla hem teknolojilerdeki gelişimimizle sürekli geliştirme yönünde gidiyoruz. Hidrojen pazarının özellikle toplu ulaşımda, otobüs tarafında yüzde 10 civarında bir payı olacaktır toplam otobüs pazarının içerisinde diye düşünüyoruz. Burada da Toyota ile stratejik bir birlikteliğimiz var ve ilk 2 aracımızı geçen sene İtalya’ya sattık, 3 tane de yeni sipariş aldık. Burada da adım adım büyüyeceğiz."
20 Mart 2026 Cuma - 13:06 Bayramda Ege adalarına talep beklentinin altında kaldı Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde Ramazan Bayramı tatilinde Midilli Adası’na yönelik talepte geçtiğimiz yıllara kıyasla yüzde 30 ila 40 oranında düşüş yaşandı. Türkiye’nin en batısındaki deniz hudut kapısı konumundaki Ayvalık iskelesinden, arife günü ve bayram sabahında kalkan feribotlarla yaklaşık bin kişinin Midilli’ye geçiş yaptığı öğrenildi. Her bayram döneminde yoğunluk ve uzun kuyrukların oluştuğu Ayvalık Deniz Hudut Kapısı’nda bu yıl gözlenen azalmanın en önemli nedenlerinden birinin Aliağa ilçesinde hizmete giren deniz hudut kapısı olduğu değerlendiriliyor. Bunun yanı sıra, İsrail-ABD-İran hattında yaşanan gerilimler, ekonomik şartlar ve Midilli Adası’nda görülen şap hastalığı vakalarının da talebi olumsuz etkilediği ifade ediliyor. Ayvalık-Midilli seferlerini düzenleyen Meis Turizm’in sahibi Öztürk Turhan, Türk tatilcilerin Midilli’ye ilgisinin devam ettiğini ancak bu yıl çeşitli nedenlerle düşüş yaşandığını belirtti. Turhan, "Aliağa’daki deniz hudut kapısının açılması Ayvalık’tan geçişleri etkiledi. Ayrıca Yunanistan sınır kapılarında uygulanan retina taraması gibi ek formaliteler ile Midilli’de görülen şap hastalığı da tatilcileri tedirgin etti" dedi. Öte yandan, Ayvalık-Midilli hattında faaliyet gösteren Jalem Turizm’in sahibi Ali Jale ise bayram sabahında yaklaşık 700 kişinin Midilli’ye geçiş yaptığını belirterek, bu yıl talebin düşük kaldığını söyledi. Jale, "Bayram tatilinin kısa olması, bölgedeki savaş ortamı ve ekonomik şartlar talebi etkiledi. Ayrıca Ayvalık Belediyesi tarafından hudut kapısında yapılan düzenleme çalışmaları da halen sürüyor. Bu çalışmaların ardından yolcularımız daha konforlu ve daha iyi şartlara sahip bir hudut kapısına sahip olacaklar. Bunun da olumlu sonuçları beraberinde getireceğine inanıyorum" ifadelerini kullandı. Midilli Adası’na girişlerde kapı vizesi uygulamasının devam ettiğini hatırlatan Jale, firmalarının tatilcilere bu süreçte destek verdiğini belirtti. Ayrıca bu yıl ilk kez Aliağa’dan Midilli’ye başlattıkları seferlerin de iyi bir başlangıç olduğunu kaydetti.
20 Mart 2026 Cuma - 09:44 Limon ve turunç kabukları kadınların elinde değerleniyor Adana’nın Kozan ilçesinde kadınlar, turunç ve limon kabuklarını kurutarak ekonomiye kazandırıyor. Dalında 20 TL’ye alıcı bulan limonun kurutulmuş kabukları 65 TL’den satılıyor. Kozan ilçesine bağlı Turunçlu Mahallesi’nde kadınlar, dalında kalan ve dökülen limon ile turunçların kabuklarını imece usulü soyarak değerlendiriyor. Her yıl bahar ayında toplanarak meyvelerin kabuklarını soyan kadınlar, kuruttukları kabuklarla ve turunçtan elde ettikleri ekşi ile ev ekonomisine katkı sağlıyor. 70 yaşındaki Suzan Yıldırım, her yıl bu mesainin sürdüğünü belirterek, "Boş durmak olmaz. Komşularıma yardıma geldim. Oturduğumuz yerden kabukları soyuyoruz. Çok da bir zorluğu yok, bizler için uğraş oluyor" dedi. "Harçlığımı çıkarıyorum" Okul harçlığını limon ve turunç kabuklarından çıkardığını söyleyen Nimet Su Yiğenoğlu, "Babamla annemle birlikte tatilde aileme yardım ediyorum. 60-65 TL’ye alıcı buluyor. Ben de harçlığımı çıkarıyorum. Bahçelerden topluyoruz, soyuyoruz ve kuruyan kabukları satıyoruz" diye konuştu. Bu yıl ürünün az olduğunu kaydeden Ahmet Yiğenoğlu ise, "Turunçların kabuğunu satıyoruz, hem de ekşisini çıkarıyoruz. Geçen sene çoktu, bu sene az. Kabuklar kozmetikte kullanılıyor, 60-65 TL’ye alınıyor. Ekşinin de kilosu 500 TL’den satılıyor. Elle tek tek sıkılıyor, zahmetli ama ek gelir çıkıyor" ifadelerini kullandı.
"MediaMarkt Startup Challenge" yarışmasında finale kalan 10 girişimci belli oldu
14 Ocak 2026 Çarşamba - 09:58 "MediaMarkt Startup Challenge" yarışmasında finale kalan 10 girişimci belli oldu MediaMarkt’ın girişimcilik ekosistemini desteklemek amacıyla düzenlediği "MediaMarkt Startup Challenge" yarışmasında finale kalan 10 girişimci belli oldu. Geleceğin teknolojilerini kurgulayan şirketlerle, perakende dünyasını yeniden şekillendirecek girişimcileri bir araya getirmeyi hedefleyen yarışmanın finali 14 Ocak 2026’da gerçekleşecek. MediaMarkt Türkiye’nin girişimcileri ve girişimcilik ekosistemini desteklemek amacıyla bu yıl 8’incisini düzenlediği "MediaMarkt Startup Challenge" yarışmasında finale kalan 10 girişim belli oldu. Türkiye başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden başvuru alan yarışmada girişimciler; "Perakende Satış Teknolojileri", "Satış Sonrası Teknolojiler" "Kurumsal Dijitalleşme ile Çalışan Deneyimini Güçlendirme" "Satış Sonrası Teknolojileri" ve "Sürdürülebilirlik ve Çevresel Etki Çözümleri" alanlarında sundukları yenilikçi projeleriyle değerlendirildi. MediaMarkt Startup Challenge’ın kazananları, 14 Ocak Çarşamba günü düzenlenecek Challenge Day etkinliğinde belli olacak. Finale kalan 10 girişim ve çözümleri şöyle: "Actins AI: E-ticaret ekiplerinin ürün verileri, SEO, pazarlama ve içerik gibi günlük işleri otomatikleştirmesine yardımcı olur. Her mağazadan öğrenir, gerekli adımları atar ve ekstra çaba gerektirmeden operasyonların sorunsuz şekilde devam etmesini sağlar. AdBenchmarkLab: Dijital reklamlar için sektör ortalamaları sunan bir araştırma aracıdır. Google, Meta ve TikTok’ta CPM, CPC, CTR ve dönüşüm oranları gibi metriklerle markaların reklam performansını ve maliyetlerini karşılaştırmasına yardımcı olur. Veriler anonimdir ve API veya CSV ile toplanır. Eluvium: Satın alma taleplerini, tedarikçi bulmayı ve RFQ süreçlerini yöneten yapay zekâ ajanlarıyla dolaylı satın almayı otomatikleştirir. E-posta ve manuel süreçlerin yerini alan bu otomasyon sayesinde satın alma süreleri yüzde 55 kısalır, harcama uyumu 2 kat artar. Çalışanlar ve tedarikçiler için daha hızlı ve kolay bir satın alma deneyimi sunar. Factory Of Us: Yüzde 100 geri dönüştürülebilir biyo-kompozit malzemelerden 3D yazıcı teknolojisiyle mobilya ve iç mekân ürünleri üreten sürdürülebilir bir üretim girişimidir. Graffiti: Fiziksel mağazalarda müşterilerin doğru ürünü seçmesine yardımcı olan yapay zekâ destekli mağaza içi asistanlar geliştirir. Ürünleri anlık olarak karşılaştırır ve mağazanın kendi ürün kataloğuna dayalı, net ve tarafsız yönlendirme sunar. Özellikle elektronik ve beyaz eşya gibi karar süresi uzun kategorilerde dönüşümü artırmayı ve satış ekiplerini desteklemeyi hedefler. Meaningful: Dağınık verileri tek bir yerde toplayarak net ve aksiyona dönük içgörüler üreten bir pazar ve tüketici zekâsı platformudur. Birincil-ikincil araştırma, yapay zekâ destekli algı analizi ve sosyal medya takibini CRM, CX ve satış verileriyle birleştirerek daha kapsamlı analiz yapılmasını sağlar. MonitEye: Üretim, güvenlik ve operasyonel süreçleri optimize etmek için gerçek zamanlı video analizi kullanan yapay zekâ destekli bir bilgisayarlı görü çözümüdür. Modüler yapısıyla üretim hatlarında verimlilik takibi ve perakende ortamlarında güvenlik ya da davranış analizi gibi farklı sektörlerde kullanılabilir. Veriye dayalı içgörülerle daha hızlı karar almayı, çalışan verimliliğini artırmayı ve operasyonel riskleri azaltmayı hedefler. Punchline.ai: Anında yanıt veren yapay zekâ destekli bir müşteri destek asistanıdır. Canlı sipariş ve hesap verilerini kontrol eder, sipariş durumunu sorgular ve iadeleri yönetir. Hızlı kurulum için tasarlanmış olup, işletmelerin destek maliyetlerini azaltırken müşterilere daha sorunsuz ve tatmin edici bir deneyim sunmayı hedefler. Tinkery: Satış, pazarlama ve operasyon verilerini tek bir kaynaktan takip etmek isteyen perakendeciler ve KOBİ’ler için tasarlanmış yapay zekâ tabanlı bir ticari veri deposudur. CRM, ERP ve pazarlama araçları gibi dağınık sistemleri hızlıca bağlar, verileri temizler ve bağlamlandırır; gelir, dönüşüm performansı ve müşteri etkileşimi hakkında öngörüler sunar. TailorCast: Perakende ürün listelerini oluşturmayı, güncellemeyi ve optimize etmeyi otomatikleştiren yapay zekâ destekli bir içerik yönetim asistanı sunar. Farklı kaynaklardan ürün verisi toplar, satış trendlerini, rakip performansını ve müşteri geri bildirimlerini analiz eder ve eksik veya geliştirilmiş içerik üretir. İnsan ekipler sadece son çıktıları kontrol eder; böylece manuel iş yükü azalırken ürün sayfaları güncel ve yüksek performanslı kalır."
Kestel’de ahududu ve böğürtlen üretimi Sırbistan modeliyle artırılacak
14 Ocak 2026 Çarşamba - 09:36 Kestel’de ahududu ve böğürtlen üretimi Sırbistan modeliyle artırılacak Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, Uludağ eteklerindeki köylerde ahududu ve böğürtlen üretimini Sırbistan modeliyle artırmayı, çiftçilerin gelirini yükseltmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, "Anaç fidanların değişimiyle ilgili çalışma başlatacağız. Ahududu ve böğürtlende anaç fidanı üretip çiftçimize maliyetine dağıtacağız." dedi. Kestel Belediye Başkanı Ferhan Erol, İhlas Haber Ajansı Bursa Bölge Müdürü İhsan Altıkardeş’i ziyaretinde yaptığı açıklamada, nüfusunun yaklaşık yüzde 25’i tarım ve hayvancılıkla uğraşan bir ilçe olduklarını belirterek, tarımsal üretimin daha sağlıklı sürdürülebilmesi adına bazı projeleri ve çalışmaları hayata geçirdiklerini ifade etti. Çiftçilere drone ile gübreleme ve ilaçlama desteği sunduklarını, ücretsiz toprak analizi desteği verdiklerini aktaran Erol, üreticilerin birim alandan alacakları verimlerini artırmaları ve ürünlerini iyi fiyata satabilmeleri noktasında ellerinden geleni yaptıklarını anlattı. Türkiye’de ahududu ve böğürtlenin yüzde 85’inin Kestel’de Uludağ eteklerinde yetiştirildiğini vurgulayan Erol, şunları söyledi: "Üretimin daha verimli olması için neler yapılabilir noktasında üreticilerimizi, kooperatiflerimizi yurt dışına götürdük. Bosna Hersek ve Sırbistan’daki üretimi, çalışmaları ve bazı önemli detayları öğrenme fırsatı buldular. Belediyeden ekiplerimiz de o bölgede çalışmalar yürüttü, bilgiler edindi." Çiftçilerin üretimi doğru tekniklerle yapmasını ve daha fazla kazanmasını istediklerini dile getiren Erol, "Ahududu ve böğürtlenin üretim tekniklerinde bazı eksiklerimiz var. Toprağımıza uygun fidanlar kullanılmamış. 4-5 yılda fidan kendi ömrünü bitiriyor. Fidanların toprağa dikiminde bile hatalar yapıldığını gördük" dedi. Sırbistan’da 2 şehir Türkiye’nin 20 katı ahududu üretiyor Sırbıstan’da 20 yıldır aynı fidanla yüksek verimle üretim yapıldığını ve oradaki modeli Kestel’e de uygulamak istediklerini belirten Erol, "Çok basit çözümlerle ve doğal anaç fidanlarla üretimi artırabiliriz. Sırbistan’da iki bölge gezdik toplam nüfusları 50-60 bin ahududu üretimleri 130 bin ton. Gördükleri heryere ekmişler. Biz Türkiye olarak 6 bin ton ancak üretiyoruz. Türkiye’nin 20 katını Kestel kadar iki şehir üretiyor. Talep de var bu ürünlere." dedi. Kestel’de de ahududu ve böğürtlen üretiminin doğru yapılması adına ne gerekiyorsa hayata geçireceklerini ifade eden Erol, "Anaç fidanların değişimiyle ilgili çalışma başlatacağız. Önümüzdeki sene ilçede doku kültürü laboratuvarını kuracağız. Kendi tohumumu ve fidanımızı kendimiz üreteceğiz. Hem kadın istihdamını artıracağız hem de kendi fidanlarımızla verimi üretimi yükselteceğiz. 7 dönümlük araziyi fidan üretimi için ayırdık. Ahududu ve böğürtlende anaç fidanı üretip çiftçimize maliyetine dağıtacağız." diye konuştu.
Jeotermal yatırımlar için 2026 yılı köprüden önceki son çıkış
14 Ocak 2026 Çarşamba - 09:30 Jeotermal yatırımlar için 2026 yılı köprüden önceki son çıkış Jeotermal enerji sektöründe 2025 yılı yatırım uykusunun bittiği yıl olarak geride kalırken, bin 758 Megavat (MW) kurulu güce ulaşan sektörün en önemli sorunu, planlama aşamasındaki santral yatırımlarının YEKDEM kapsamı dışında kalma ihtimali olarak öne çıkıyor. 1 Mayıs 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 7189 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararına göre, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı YEK Belgeli elektrik üretim tesislerinin, Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması’ndan (YEKDEM) yararlanması için 31 Aralık 2030 tarihine kadar işletmeye alınması gerekiyor. Yatırımların önündeki engel Jeotermal enerji sektöründe planlama noktasında olan pek çok yatırımın, mevzuatta öngörülen bu zaman kısıtı yüzünden bekleme dönemine girdiğini belirten Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, bu durumun ivmelenme aşamasındaki yatırımlarının önündeki en büyük engel olduğunu vurguladı. Türkiye’nin 122 bin MW seviyesinde olan toplam kurulu gücü içerisinde, baz yük olarak üretim yapabilen tek yenilenebilir kaynağın jeotermal santraller olduğunu hatırlatan Kındap, "Ülkemizin son 15 yılda jeotermal enerjide tüm dünyanın alkışladığı başarısının altında YEKDEM’in çok önemli payı var" dedi. Jeotermal santral yatırımlarının rüzgâr ve güneş gibi diğer yenilenebilir kaynaklara göre önemli farklılıklar gösterdiğine dikkat çeken Kındap, megavat başına yatırım maliyetinin rüzgâr santrallerine göre en az üç kat fazla olduğu bilgisini verdi. "Köprüden önceki son çıkış" Lisans, izin, ruhsat, arazi alımı, ÇED, sondaj, kaynak verimliliğinin tespit edilmesi, santralin inşası ve devreye alınması aşamalarının en iyimser şartlarda beş yılda tamamlanabildiğine işaret eden JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bugün yüksek yatırım maliyetine rağmen sektöre yatırım yapmak isteyen, pek çok yatırımcımız var. Ancak bugün harekete geçseler dahi, 2030 sonuna kadar santralleri devreye almaları teknik olarak mümkün olamayacak. Bu belirsizlik ortamında hevesli yatırımcılar da haklı olarak bekleyiş dönemine giriyor. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz 2026 yılını, köprüden önceki son çıkış yılı olarak görüyoruz. Bu yıl içerisinde ilgili yasal düzenlemeyi yapamazsak, 2027 ve sonrasında tüm yatırım planlarının askıya alınma riski bulunuyor. Talep ve beklentilerimizi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız başta olmak ilgili tüm kamu otoritelerine aktardık. Basit bir kanun değişikliği ile yatırımlarda öngörülebilirlik sağlanmış olacak." 2053’e kadar en az 10 bin MW JES 1 Mayıs 2023 tarihi yasal düzenleme ile jeotermal enerji yatırımlarının YEKDEM kapsamındaki teşvik süresinin 10 yıldan 15 yıla çıkarıldığını, bu süre uzatımının sektör açısından hayati önem taşıdığını kaydeden Kındap, Türkiye’nin "2053 Net Sıfır" vizyonuna ulaşması için ise jeotermal enerjide en az 10 bin MW kurulu gücünde santral yatırımının devreye alınması gerektiğinin altını çizdi.
Köse: "Sabit gelirli kesimler korunmadan sosyal istikrar sağlanamaz"
14 Ocak 2026 Çarşamba - 09:25 Köse: "Sabit gelirli kesimler korunmadan sosyal istikrar sağlanamaz" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, enflasyonun sabit gelirli kesimlerin alım gücünü hızla erittiğini belirterek, maaş artışlarının artan hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığını ve bu durumun sosyal refahı tehdit ettiğini vurguladı. Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilere dair değerlendirmelerde bulunan Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin dikkatle analiz edilmesi gerektiğini ifade etti. Ekonomik istikrarın temel unsurunun güven ve öngörülebilirlik olduğuna dikkat çeken Köse, bu iki başlığın hem piyasalar hem de toplumun tüm kesimleri açısından belirleyici rol oynadığını kaydetti. "Emeklilerin alım gücü hızla eriyor" Enflasyonla mücadelenin kesintisiz ve kararlı bir şekilde sürdürülmesinin önemine işaret eden Köse, fiyat istikrarının sağlanmasının yalnızca hane halkı ve reel sektör için değil, sabit gelirli kesimler açısından da hayati önem taşıdığını belirtti. Enflasyonun özellikle emeklilerin alım gücünü ciddi biçimde aşındırdığını belirten Köse, yapılan maaş artışlarının artan hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığını ve bunun sosyal refah üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Cari açık ve dış finansman riski Cari açık ve dış finansman ihtiyacına da değinen Köse, sürdürülebilir büyüme için üretim yapısının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. İhracatta katma değerin artırılması, teknoloji ve verimlilik odaklı yatırımların teşvik edilmesinin ekonomik kırılganlıkları azaltacağını belirten Köse, bu adımların uzun vadede istihdam ve gelir artışına da katkı sağlayacağını kaydetti. Finansal piyasalarda istikrarın korunmasının önemine vurgu yapan Köse, "Para ve maliye politikaları arasındaki uyum piyasalar açısından olumlu bir görünüm oluşturacaktır. Yatırımcı güveninin artırılması, doğrudan yabancı yatırımların ülkeye çekilmesinde kritik bir rol oynayacaktır." dedi. Sosyal refah için gelir dağılımı adaleti Açıklamasında sosyal refah vurgusuna da geniş yer veren Köse, ekonomik politikaların toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir anlayışla ele alınması gerektiğini söyledi. Özellikle emekliler başta olmak üzere dar ve sabit gelirli grupların korunmasının ekonomik ve sosyal istikrar açısından büyük önem taşıdığını belirten Köse, gelir dağılımı adaletinin güçlendirilmesinin uzun vadeli ekonomik dengeyi destekleyeceğini ifade etti.
Alaşehir’de 350 üreticiye 3 bin 500 bağ direği hibesi
14 Ocak 2026 Çarşamba - 09:11 Alaşehir’de 350 üreticiye 3 bin 500 bağ direği hibesi Alaşehir Belediyesi ile Ziraat Odası’nın iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında, ÇKS kayıtlarına göre belirlenen 350 küçük üreticiye toplam 3 bin 500 bağ direği hibesi sağlandı. Yaklaşık 700 bin TL değerindeki destek, şantiye alanını bayram yerine çevirdi. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde, Alaşehir Belediyesi ile Alaşehir Ziraat Odası arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında 350 üreticiye toplam 3 bin 500 bağ direği hibesi yapıldı. 350 üreticiye 3 bin 500 bağ direği ÇKS kayıtları esas alınarak Ziraat Odası tarafından belirlenen 350 küçük üreticiye, bağcılık faaliyetlerinde kullanılmak üzere üretici başına 10 adet olmak üzere toplam 3 bin 500 bağ direği ile direk sabitleyici inat desteği verildi. Alaşehir Belediyesi şantiye sahasında gerçekleştirilen teslimat töreninde, yaklaşık 700 bin TL piyasa değerine sahip malzemeler çiftçilere teslim edildi. Şantiye alanı bayram yerine döndü Bağ direklerinin dağıtımı sırasında çiftçiler traktörleri, kamyonları, motosikletleri, hafif ticari araçları ve özel otomobilleriyle belediye şantiye alanına akın etti. Kadın ve erkek üreticilerin yoğun katılım gösterdiği dağıtımda, şantiye alanı adeta bayram yerine döndü. Çiftçiler, destekten duydukları memnuniyeti dile getirerek belediye yönetimine teşekkür etti. Başkan Yardımcısı İbişoğlu: "Bereketli bir yıl olmasını diliyorum" Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu’nun ilçe dışında olması nedeniyle katılamadığı törende konuşan Alaşehir Belediye Başkan Yardımcısı Muammer İbişoğlu, tarımın zor bir süreçten geçtiğine dikkat çekerek, "Belediyemiz ile Ziraat Odamız arasında yürütülen ortak hizmet projesi kapsamında çiftçilerimize, çamsakızı çoban armağanı diyebileceğimiz bir destek sağlıyoruz. İnşallah bereketli bir yıl olur" dedi. Ziraat Odası Başkanı Demir: "Küçük çiftçi toprağına küsmesin istedik" Alaşehir Ziraat Odası Başkanı Özer Demir ise, "2025 yılı çiftçilerimiz için afetler ve yüksek girdi maliyetleri nedeniyle çok zor geçti. Bu destekle küçük üreticilerimizin giderlerini bir nebze olsun hafifletmek ve toprağına küsmesini engellemek istedik. ÇKS kayıtlarına göre ihtiyaç sahibi çiftçilerimizi belirledik. Tüm maliyetler belediyemize ait. Belediye başkanımıza, yardımcılarına ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. 2026 yılının çiftçimiz için daha güzel bir yıl olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Başkan Öküzcüoğlu: "Küçük çiftçinin yanında olmaya devam edeceğiz" Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu da dağıtım öncesi belediye şantiyesinde yapılan çalışmaları yerinde inceleyerek, "Ziraat Odamızla yaptığımız protokol kapsamında yaklaşık 3 bin 500 bağ direğini ihtiyaç sahibi çiftçilerimize dağıtıyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da küçük çiftçimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Bunun yanında fidan dağıtımı, toprak ve su analizleri ile kırsal sulama pompaları desteğimizi de sürdüreceğiz. Çiftçilerimize kazasız belasız, bereketli bir sezon diliyorum" dedi. Destekler sürecek Alaşehir Belediyesi’nin tarımsal destek projeleri kapsamında üreticiye yönelik yardımların önümüzdeki süreçte de artarak devam edeceği bildirildi.
Çiftçinin dalından bedavaya vermeye razı olduğu mandalina bahçelerinde toprak turuncuya döndü
13 Ocak 2026 Salı - 23:01 Çiftçinin dalından bedavaya vermeye razı olduğu mandalina bahçelerinde toprak turuncuya döndü Hatay’da bolluk nedeniyle alıcı bulunamayan mandalinalar dalda kaldı. Türkiye’nin en verimli topraklarının yer aldığı Hatay’da bu yıl mandalinada rekolte bereketi yaşanıyor. Ağaç dallarının taşıyamayacağı kadar bereketli olan mandalina yaşanan fırtına ve yağışlarla birlikte ağaçtan dökülmeye başladı. Mandalina bahçelerinde toprak turuncuya dönerken ürünler çürümeye bırakıldı. Çiftçinin ’bedavaya gelin, toplayın’ çağrısı yaptığı mandalinada eğer ürün hasat edilmezse önümüzdeki yıl hasatta düşüş yaşanması bekleniyor. "Rekoltemiz de çok iyi oldu ama mandalinamızı satamıyoruz, satamadığımız ve ihracat edemediğimiz için mandalina dalında kaldı" Samandağ Ziraat Odası Başkanı Selim Kamacı, ürünün dalda çürümeye başladığını, bereketli geçen her yılda aynı sorunu yaşadıklarını dile getirdi. Bu yıl rekoltenin çok iyi olduğu fakat mahsulün alıcı bulamadığını ifade eden Selim Kamacı, "Bu yıl mandalina çok verimli oldu, rekoltemiz de çok iyi oldu. 20 yıl önceki sorunlarla uğraştığımız için mandalinamızı satamıyoruz. Satamadığımız ve ihracat edemediğimiz için mandalina dalında kaldı" dedi. "Önümüzdeki sezona hazırlık yapmak adına mandalinayı ne olursa olsun hasat yapmalıyız" diye devam eden Kamacı, "Mandalina ağaçta kalırsa önümüzdeki yıl da verimde düşüklük yaşanır, bu yüzden bir şekilde hasat edilmesi gerekir" ifadelerini kullandı. Çiftçinin ’mandalina ağaçta kalmasın’ diye malını ücretsiz vermeye razı olduğunu anlatan Selim Kamacı, "Hasat yapılmazsa meyve ağaçtan dökülür. Eğer dökülmezse önümüzdeki yıllarda rekolteyi etkileyecek. Mandalinalar dökülmeye başladı, bu yüzden çiftçi malları bedavaya vermeye razı geldi. Bir şekilde ağaçlardan toplansın, ağaçların budaması yapılsın" diye konuştu. 10 dönümlük arazisindeki mandalinayı hasat edemediğini dile getiren Selim Paşa ise, vatandaşları bedava mandalina toplamaya davet ederek "Mandalina bu yıl çok bereketli oldu. Burası 10 dönümlük bir bahçe ama durum iyi değil. Hasat yok, hasat yere döküldü. Kimse istemediği için hasat yapamıyoruz. İnsanlar gelip istediği kadar alabilir" ifadelerini kullandı.
Trakya genelinde ihracat 1.1 milyar doları aştı
13 Ocak 2026 Salı - 20:34 Trakya genelinde ihracat 1.1 milyar doları aştı Ticaret Bakanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılı Aralık ayında Trakya Bölgesi’nin ihracatı geçen yılın aynı ayına kıyasla artış gösterdi. Faaliyet illeri bazında açıklanan geçici dış ticaret verilerine göre, Tekirdağ’ın ihracatı, Aralık 2025’te bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,3 artarak 1 milyar 151 milyon 640 bin dolar seviyesine ulaştı. Bu performansıyla Tekirdağ, en çok ihracat yapan iller sıralamasında 6’ncı sırada yer aldı. Kırklareli’nin ihracatı ise yüzde 0,2 oranında artış göstererek 107 milyon 899 bin dolar olarak kaydedildi. Kırklareli, sınırlı artışa rağmen ihracatını koruyan iller arasında yer aldı. Edirne’nin ihracatı Aralık 2025’te geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,6 oranında artarak 37 milyon 389 bin dolar oldu. Edirne, Trakya illeri arasında en yüksek artış oranına sahip il olarak dikkat çekti. Verilere göre, Trakya Bölgesi (TR21) ihracatı Aralık 2025’te yüzde 8,8 artışla 1 milyar 296 milyon 929 bin dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde Türkiye genelinde ihracat ise yüzde 12,8 artarak 26 milyar 410 milyon 720 bin dolar seviyesine ulaştı. Açıklanan rakamlar, Trakya’da sanayi, tarım ve lojistik faaliyetlerinin yılın son ayında da dış ticarete güçlü katkı sunduğunu ortaya koyarken, özellikle Tekirdağ’ın ihracat hacmiyle bölge ekonomisindeki belirleyici rolünü sürdürdüğü değerlendirildi.
Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar: "Ayvalık zeytinyağı, sektörün vitrinidir"
13 Ocak 2026 Salı - 19:12 Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar: "Ayvalık zeytinyağı, sektörün vitrinidir" Yüzde 40 rekolte düşüşüyle "yok yılı" geçiren zeytinyağı sektörü, markalaşma çalışmaları için karekod çalışmalarına başladı. Dünya arenasında ciddi bir bilinirliğe sahip Ayvalık Zeytinyağı’nda markalaşma çalışmalarına dikkat çeken Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, destekler ve projelerle birlikte yurt dışındaki restoranların masalarında Ayvalık Zeytinyağının ambalajlı olarak yer alması gerektiğini vurguladı. Ayvalık Zeytinyağı, 2 milyon 200 bin zeytin ağacının bulunduğu, bu ağaçların 1 milyon 180 bininin 250 yaş üzeri olan ağaçlardan elde ediliyor. Dünyanın en iyi 3 zeytinyağından biri olarak gösterilen Ayvalık Zeytinyağında markalaşmanın önemine dikkat çeken Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, "Ayvalık, sahip olduğu marka değeri ve marka sayısı ile zeytinyağı sektörünün vitrinidir. Yurt dışında olmamız gereken yer, kaliteli bir şekilde restoran masalarının üzeridir. Türkiye’nin geleneksel değeri olan zeytinyağında üretici korunmadan, ihracat sürdürülebilir hale getirilmeden ve değer zinciri güçlendirilmeden sektörün büyümesi mümkün değildir. Öncelikli olarak tüm yetkili kurumları üreticinin ve markalaşmanın yanında durmaya davet ediyoruz" derken, ambalajlı ihracatta kilogram başına 2-5 dolar arasında devlet desteğinin verilmesine, dökme zeytinyağı ihracatının yasaklanması yerine yıllık 150 bin tonluk üst sınır getirilmesine, markalaşma ve tanıtım desteklerinin yüzde 50 oranında artırılmasına, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasından doğan kotanın kaldırılarak rakip ülkeler Fas ve Tunus ile aynı şartların sağlanması gerektiğine dikkat çekti. Karekod çalışmaları yürütülüyor Markalaşmayı hızlandırabilmek, şeffaflık, taklit ve tağşişin önüne geçebilmek için karekod çalışmaları yürüttüklerini ifade eden Uçar, "Burada esas ihtiyaç ‘güvenilir dijital izleme + kimlik doğrulama’ bileşenlerinin birleşimidir. Balıkesir Tarım İl Müdürlüğü’nün organik zeytinyağı üretimi ile ilgili Ayvalık ilçesi içinde seçilen pilot bölge Mutluköy ve Murateli kırsal mahallelerine yönelik hazırlanan 3 yıllık ‘Organik Zeytin Köyü" projesi çalışması bulunmaktadır. Burada sistem Çiftçi Kayıt Sistemi’ne bağlı olarak parsel bazlı izlenebilirliği sağlamaktır. Karekod uygulamasını gerçekleştirdiğimizde üreticinin kimliği, zeytinin hangi bahçeden geldiği, hasat zamanı, analiz sonuçları, duyusal analiz doğrulaması, coğrafi işaretin ilgili kurumdan kontrolü ve hakiki Ayvalık Zeytinyağı olup olmadığı anında görülebilecek" açıklamalarda bulundu. Sistemin Ayvalık Zeytinyağına, uluslararası markalaşma yolunda ciddi katkı sunacağını da belirten Ali Uçar, "Markalaşma ve bilinirlikte ön sırada olan Ayvalık bu sistemin öncüsü olursa Türkiye, uluslararası arenada lider konuma ulaşabilir" dedi. Rekoltede yüzde 40’lık düşüş 2025-2026 yılı zeytinyağında rekoltenin yüzde 40 düşüşün tahmin edildiği bir yıl. Fiyatlar 2 yıl önceki fiyatlara geldi. Üreticinin ve işletmelerin maliyetleri artarken ihracatta da azalış söz konusu. Gelecek 2026-2027 sezonunda, hastalık veya küresel iklim krizine bağlı doğal afetler olmadığı takdirde zeytinde "var yılı"nın beklenildiğini, zeytin ve zeytinyağında rekolte artışı olacağına dikkat çeken Ali Uçar, "Dış ve hedef piyasalara bağlı olarak ihracat için 2022-2023 sezonunda olduğu gibi bir fırsat yılı olabilir. Dış piyasalara çalışıldığı taktirde 700-800 milyon dolar arası ihracat gerçekleştirebilir. Ambalajlı ürün ihracatı yüzdesi arttırılmadıkça, beklenen katma değerin gerçekleşmesi de zor" olduğunu sözlerine ekledi. Yüksek girdi maliyetlerine rağmen zeytinyağı üreticisinin ürünleri maliyetinin altında fiyatlarla alıyor ve bu durum da üretimin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Türkiye’de ilk kez Güney Marmara Kalkınma Ajansı koordinasyonunda, Edremit Körfezindeki odalar gerçekleştirilen 6 bin tonluk Kuzey Ege Zeytinyağı Lisanslı Depoculuk çalışmasıyla fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçeceklerini belirten Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, "Taklit ve tağşiş, oluşturmaya çalıştığımız marka ve katma değerin en büyük düşmanıdır. Bu sorununa acilen çözüm bulunması gerekmektedir. Bu konularda kurumlar ile ortak çalışmalar içindeyiz. Ayrıca Ayvalık Ticaret Odası olarak, Avrupa Birliği Ayvalık Zeytinyağı Coğrafi işareti tescili sürecini de en kısa zamanda tamamlamaya çalışmaktayız. Özellikle lisanslı depoculuk uygulaması, ürün arzının planlı şekilde iç piyasaya sunulmasına, fiyatların dengelenmesine ve ihracatçının izlenebilir ve kaliteli ürüne kolay erişimine imkan sağlayacaktır. Bu sistem aynı zamanda piyasadaki spekülatif hareketlerin önlenmesinde de kritik rol oynayacaktır" açıklamalarda bulundu.