Son Dakika
|
Ordu’da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
MHP ve DEM Parti bayramlaştı: "Terörsüz Türkiye" süreci öne çıktı
Arakçi: "Hürmüz Boğazı açık, temas halinde güvenli geçiş sağlamaya hazırız"
Bağcılar TEM’de yolcu otobüsü alevlere teslim oldu
ABD, İran petrolünün satışına 30 gün süreyle izin verdi
Bayram günü mahalle savaş alanına döndü: 3 ölü, 22 yaralı
Otomobilin çarptığı motosikletli tıp fakültesi öğrencisi hayatını kaybetti
Erzurum’da şüpheli ölüm!
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan dünyaya uyarı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Siyonist İsrail malum yüzlerce, binlerce insanı katletti; İnşallah bunun bedelini de ödeyeceğinden hiç şüphem yok"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Bağdat ve Erbil’de havalimanı yakınlarında İHA saldırısı düzenlendi
U20 Grekoromen Güreş Milli Takımı şampiyon oldu
Almanya'da bayram coşkusu: Çocuklar kapı kapı gezip şeker topladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Nevruz mesajı
İstanbul’da cinayete kurban giden futbolcu genç son yolculuğuna uğurlandı
İran: "71. saldırıda İsrail'e ait askeri hedefler ile ABD üsleri hedef alındı"
Sınırda korkutan patlama: Tır küle döndü
EKONOMİ
Vestel teknolojileriyle son bir yılda 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı
21 Mart 2026 Cumartesi - 12:26:22
Vestel, Dünya Su Günü vesilesiyle akıllı beyaz eşya ürünlerinden elde ettiği su tasarrufu verilerini kamuoyuyla paylaştı. Şirket, kullanıcılarının tercih ettiği su tasarruflu programlar ve akıllı sistemler sayesinde son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağladı. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya genelinde milyarlarca insan güvenli suya erişimde zorluk yaşıyor. Bu nedenle su verimliliği sağlayan teknolojiler, sürdürülebilir geleceğin en kritik araçlarından biri olarak görülüyor. Vestel, bu yaklaşımla ürün ve teknolojileriyle su kaynaklarının korunmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Dünya Su Günü vesilesiyle paylaştığı veriler, Vestel’in akıllı teknolojilerinin su verimliliği konusunda önemli kazanımlar sunduğunu ortaya koyuyor. Vestel Global Pazarlama & Yurt İçi Satış Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, "Su kaynaklarının korunmasını, sadece çevresel bir gereklilik değil; gelecek nesillere olan borcumuz ve ertelenemez bir ortak sorumluluk olarak görüyoruz. Çatısı altında faaliyet gösterdiğimiz Zorlu Grubu’nun Akıllı Hayat 2030 vizyonuyla uyumlu şekilde; çevresel ve sosyal etkiyi işimizin doğal bir bileşeni olarak ele alıyoruz. Sürdürülebilirliği tüm operasyonlarımızın merkezine alırken, sadece üretim süreçlerimizde değil, ürünlerimizin kullanım aşamasında da su ve enerji verimliliğini en üst seviyeye taşımak için çalışıyoruz. Teknolojinin dönüştürücü gücüyle tüketicilerimizi de sürdürülebilirlik yolculuğuna aktif birer paydaş olarak dahil edip; kaynak kullanımını optimize eden akıllı çözümlerimizle, doğayla uyumlu bir yaşam kültürünü hep birlikte inşa etmeyi amaçlıyoruz. Teknolojiye dayalı bu vizyonumuzun somut etkilerini, paylaştığımız veriler net bir şekilde ortaya koyuyor. Akıllı cihazlarımızın sağladığı yüksek verimlilik sayesinde, sadece son bir yılda yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu elde ettik. Bu rakam, 17,5 olimpik yüzme havuzunun doluluğuna denk geliyor. Yeni nesil çamaşır ve bulaşık makinelerinde su tüketimi, önceki nesil Vestel modellerinin ortalama tüketimi ile karşılaştırıldığında yüzde 27,7 azalırken, ‘Eco’ program ve ‘otomatik yük algılama’ gibi inovasyonlarımızla suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyoruz. Özellikle kullanıcılarımızın bilinçli tercihleriyle sadece ‘Eco’ program kullanımı üzerinden 2,5 milyon litrelik su tüketiminin önüne geçilmesi, teknoloji ile tüketicinin farkındalık davranışı birleştiğinde dünyamız için ne kadar önemli bir etki oluşturabileceğini ortaya koyuyor" dedi. 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk su tasarrufu Şirketin paylaştığı verilere göre, akıllı cihazların sağladığı verimlilik sayesinde son bir yılda bulaşık makinelerinde yaklaşık 24 milyon litre, çamaşır makinelerinde ise yaklaşık 20 milyon litre olmak üzere, yaklaşık 44 milyon litre su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 17,5 olimpik yüzme havuzuna denk gelen bir su hacmine karşılık geliyor. Şirket, geliştirdiği enerji ve su verimliliği yüksek ürünler, akıllı program seçenekleri ve kullanıcı farkındalığını artıran teknolojileriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına katkı sağlıyor. Dünya Su Günü kapsamında paylaşılan veriler, teknolojinin doğru kullanıldığında doğal kaynakların korunmasında ne kadar önemli rol oynayabileceğini gösteriyor. Yeni nesil dönüşüm sürüyor Eski nesil bulaşık ve çamaşır makineleri yerine markanın son teknoloji bulaşık ve çamaşır makineleri ile kullanıcıların ortalama su tüketimi yüzde 27,7 oranında azalmış ve yıkayıcı ürünlerinin daha verimli hale geldiğini gösteriyor. Vestel akıllı ürünlerindeki ‘Eco’ program ile standart program arasındaki su tüketimi farkı da dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Bulaşık makinelerinde ‘Eco’ program tercih edildiğinde standart programlara kıyasla yüzde 20 daha az su kullanılıyor. Çamaşır makinelerinde bu oran yüzde 39’a çıkıyor. ‘Eco’ programla 2,5 milyon litre su tüketimi önlendi Kullanıcı tercihlerine uygun şekilde markanın akıllı cihazlarından elde edilen verilere göre, kullanıcılar son bir yılda bulaşık makinelerinde 478 bin 658 kez, çamaşır makinelerinde ise 96 bin 895 kez ‘Eco’ programını tercih etti. Daha yoğun programlar yerine ‘Eco’ programını tercih eden kullanıcılar, yaklaşık 2,5 milyon litre su tüketiminin önüne geçti. Ortaya çıkan veriler, Vestel kullanıcıların bilinçli tercihlerinin somut etkisini ortaya koyuyor. Markanın çamaşır makinelerinde bulunan ‘otomatik yük algılama’ teknolojisi gereksiz su tüketimini azaltmaya yardımcı olan önemli bir özellik. ‘Eco’ programında tam yük yerine yarım yük algılandığında yüzde 43, çeyrek yük algılandığında ise yüzde 55 su tasarrufu sağlanıyor. ‘Pamuklu’ programında yarım yük algılanması halinde, tam yük tüketimine kıyasla yüzde 41 su tasarrufu sağlanıyor. Bu teknoloji sayesinde makineler, yıkama sırasında çamaşır miktarını analiz ederek su tüketimini otomatik olarak optimize ediyor. Vestel, geliştirdiği yeni nesil ürünlerle su ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüterek sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:25
Marble İzmir’de mermer sanata dönüşüyor
Marble İzmir-31. Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı için geri sayım sürerken, fuarın önemli etkinliklerinden biri olan Heykel Çalıştayı’nda üretim süreci başladı. Çalıştay kapsamında altı heykeltıraşın, 8 Nisan 2026’ya kadar Fuar İzmir’de üretecekleri heykeller, Marble İzmir süresince D Holü’nde ziyaretçilerle buluşturulacak. Eserler fuarın ardından İzmir’in farklı noktalarına taşınarak kamusal alanlarda kalıcı olarak sergilenecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble İzmir Fuarı kapsamında gerçekleştirilen Heykel Çalıştayı ile mermerin fuar alanının dışına taşarak kentle buluşması hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın önerisiyle hayata geçirilen çalıştayda heykeltıraşlar, canlı üretim modeliyle mermer blokları işlemeye başladı. Üretim süreçleri ziyaretçilere açık olacak; sanatseverler doğal taşın sanat eserine dönüşümünü yerinde izleyebilecek. Küratörlüğünü heykeltıraş Ekin Erman’ın yürüttüğü Heykel Çalıştayı’nda, Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen değerli sanatçılar Bahadır Hızol, Çağdaş Erçelik, Dilşad Akçayöz, Orhan Gazi Keskin, Özkan Arslan ve Tonguç Sercan mermer bloklar üzerinde üretimlerini sürdürüyor. Küratör Ekin Erman, organizasyonun çıkış noktasına değinerek, "Cemil Başkanımızın fikriyle böyle bir çalışma tasarlandı. Bu çalıştay ile Marble İzmir’in etkisi fuar alanının dışına taşacak. Üretilen heykellerin kentle buluşması çok önemli" dedi. Mermerin doğadaki uzun oluşum sürecine dikkat çeken Erman, bu malzemenin sanatla buluştuğunda kalıcılığının daha da arttığını belirterek, "Milyonlarca yılda oluşmuş bir malzemeden söz ediyoruz. Günümüzde pek çok şey hızla tüketilip atılıyor. Oysa mermer heykel bir meydana konduğunda yüzyıllarca yaşayabiliyor. Binlerce yıldır ayakta duran mermer heykeller var ve biz hâlâ onlara hayranlıkla bakıyoruz. Biz de bu zincirin bir parçası olacağız. Bu nedenle süreç bizim için çok keyifli" diye konuştu. Heykeller kentin belleğine taşınacak Yaklaşık 25 gün boyunca devam edecek üretim sürecinin, yoğun bir tempoda ilerlediğini ifade eden Erman, mermeri iyi tanıyan deneyimli sanatçıların kısa sürede eskizlerini tamamlayarak çalışmalara başladığını söyledi. Heykel sanatının izleyiciyle kurduğu doğrudan ilişkiye de değinen Erman, "Heykel diğer sanatlardan biraz daha farklı. Dokunabiliyorsunuz, yanında oturabiliyorsunuz, onunla birebir bağ kurabiliyorsunuz. Bu nedenle kent yaşamında yer almasını çok önemli ve değerli buluyorum" ifadelerini kullandı. Çalıştay’da ortaya çıkan eserler, 14-17 Nisan 2026 tarihleri arasında Marble İzmir Fuarı süresince Fuar İzmir D Hol’de sergilenecek. Heykeller, fuarın ardından ise İzmir’in farklı noktalarına yerleştirilerek kalıcı olarak yerlerini alacak.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:14
Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı
Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 641 kat artışla 25 bin 827 megavata erişti. Arz güvenliğinin sağlamlaştırılması adına yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam eden Türkiye, 2013 yılında sıfır olan güneş enerjisi kurulu gücünü her yıl katlayarak artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 25 bin 827 megavata ulaştı. Böylece, güneş kurulu gücü, 12 yılda 641 kat artış göstermiş oldu. Söz konusu kapasite, Türkiye’nin toplam kurulu gücü içinde güneşin payını da ciddi bir yere taşıdı. 2014 yılında güneşin toplam kurulu güç içinde binde 1 olan payı, 2026 yılının başında yüzde 20,9’a erişti. Diğer bir deyişle, toplam kurulu gücün 5’te biri güneşten oluştu. Güneş, aradan geçen sürede elektrik üretiminde de önemli bir yer tuttu. 2014’te 17 gigavatsaat olan güneşten elektrik üretimi, 2025 yılı sonunda 38 bin 69 gigavatsaate ulaştı. "Güneşimiz parlamaya devam edecek" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Çok ciddi bir güneş enerjisi potansiyeline sahibiz. YEKA yarışmalarıyla, öz tüketim için kapasite tahsisleriyle bu potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirerek önemli bir seviyeye taşıdık. 2025 yılını yenilenebilir enerjide rekorla kapattık. 2026 yılı da yenilenebilirde yeni bir rekor yılı olacak. 2035’te güneş ve rüzgarda ‘120 bin megavat kurulu güç’ hedefimize ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Güneşimiz parlamaya devam edecek" dedi. 80 milyar dolarlık yeni yatırım Yenilenebilir enerji alanında yatırımların giderek arttığına da işaret eden Bakan Bayraktar, 120 bin megavat hedefi doğrultusunda 2035’e kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık yeni yatırımın hayata geçmesinin planlandığını da kaydetti.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:04
Gayrimenkul sektöründen ’değer barışı’ çağrısı
Son yıllarda artan inşaat, işçilik ve arsa maliyetlerinin konut fiyatlarını ciddi şekilde yükselttiğini belirten sektör temsilcileri, vatandaşların değer artış vergisi nedeniyle gayrimenkul satışında tereddüt yaşadığını ifade ederek hükümete ’tek seferlik değer barışı’ çağrısında bulundu. Türkiye’de son üç dört yıldır yaşanan yüksek enflasyon ve artan maliyetler, gayrimenkul sektörünü de doğrudan etkiledi. İnşaat, işçilik ve arsa maliyetlerindeki hızlı yükseliş, konut fiyatlarında yüzde 30 ile yüzde 50 arasında artışlara neden oldu. Sektör temsilcileri, özellikle büyük şehirlerde konut fiyatlarının ciddi seviyelere ulaştığını belirterek, bazı bölgelerde 1+1 daire fiyatlarının 4 milyon liranın üzerine çıktığını, kira bedellerinin ise yaklaşık 25 bin liraya kadar yükseldiğini ifade etti. Elfi Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Özkan Aydemir, "Son yıllarda konut satın alan vatandaşlar artan fiyatlar nedeniyle değer artış vergisiyle karşı karşıya kaldı. Bu durumun gayrimenkul satışlarında tedirginliğe yol açtı. 2, 3 ya da 4 yıl önce 300 bin ile 400 bin lira arasında alınan konutların bugün enflasyon etkisiyle çok daha yüksek değerlere ulaştı. Bu artışın vatandaşların satış sırasında vergi yüküyle karşılaşmasına sebep oluyor. Gayrimenkul piyasasında yaşanan durgunluğun temel sebeplerinden birinin de bu durum olduğunu bütün sektör temsilcileri biliyor. Hükümetten tek seferlik ’değer barışı’ düzenlemesi talep ediyoruz. Böyle bir düzenleme hem vatandaşların güven duygusunu artırmanın yanı sıra, hem de piyasada hareketlilik sağlayacaktır. Tabi k, b aynı zamanda fiyat artışlarını da bir nebze frenlenmesine katkı sağlayacaktır" dedi. Bunun tek seferlik yapılması ve tapu masraflarında da bir miktar düşüş sağlanması halinde önümüzdeki iki yıllık süreçte gayrimenkul fiyatlarının daha stabil bir seviyeye gelmesi mümkün olabileceğini ifade eden Aydemir, "Çünkü son 1,5 yıldır ülkemizde yeni inşaat üretimi oldukça azalmış durumda. İnşaat firmaları; arsa, işçilik ve diğer maliyetlerdeki hızlı artışlar nedeniyle yeni projelere başlamaktan kaçınıyor. Süreçlerin uzaması da yeni üretimin önüne geçiyor. Yeni konut üretimi olmadığı için fiyatlar yukarı yönlü hareket etmeye devam ediyor. Sektör açısından ve vatandaşlar açısından devletimizden beklentimiz, değer barışının tek seferlik olarak hayata geçirilmesidir. Çünkü şu anda vatandaşlarımızın büyük bir kısmını "Gayrimenkulümü satarsam zorluk yaşarım" düşüncesi sarmış durumda. Örneğin, bir vatandaş ikinci el bir gayrimenkulünü sattığında, hemen yanında yeni başlayan sıfır bir konutu almak istediğinde en az yüzde 40 ya da yüzde 50 daha pahalıya almak zorunda kalıyor. Aslında burada gerçek anlamda bir değer artışı yok. Sattığı gayrimenkulün yerine aynı değerde bir gayrimenkul koymak mevcut piyasa şartlarında oldukça zor. Bu nedenle sektör ve vatandaşlar adına devletimizden beklentimiz, değer barışının hayata geçirilmesidir" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Mart 2026 Cuma- 15:58
Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanında bayramlaşma töreni
2
20 Mart 2026 Cuma- 03:23
Denizli Defterdarı Özdemirci’nin resmi ataması 19 ay sonra yapıldı
3
21 Mart 2026 Cumartesi- 09:08
TESK Başkanı Bendevi Palandöken: "Yapılandırma ve hurda araç teşviki nefes aldırır"
4
19 Mart 2026 Perşembe- 10:41
Mersin’de dar gelirli ailelerin çocuklarına bayramlık desteği
5
21 Mart 2026 Cumartesi- 10:04
Gayrimenkul sektöründen ’değer barışı’ çağrısı
09 Ocak 2026 Cuma - 10:34
TT Ventures girişimleri küresel teknoloji ve yatırım ekosistemiyle buluşuyor
Türk Telekom, Türkiye’yi uluslararası teknoloji rekabetinde ileriye taşımak için Türkiye’nin girişimcilik ekosistemini desteklemeyi sürdürüyor. Küresel pazarın yol haritasını belirleyen ve dünya devlerine ileri teknoloji ürünleriyle ev sahipliği yapan CES (Consumer Electronics Show), Las Vegas’ta 6-9 Ocak 2026 tarihleri arasında "AI Her Yerde" temasıyla gerçekleştiriliyor. Her yıl girişimleri, teknoloji devlerini ve yatırım fonlarını aynı zeminde buluşturan fuarda Türk girişimler de yerlerini alıyor. TT Ventures girişimleri, bu yıl CES fuarında dünyanın ileri teknoloji şirketleri ve global yatırımcı ekosistemi ile buluştu. "Yerli ve milli girişimlerimizi küresel ölçekte büyüten güçlü bir ekosistem inşa ediyoruz" CES kapsamında değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, şunları söyledi: "Türk Telekom olarak yatırımlarımız ve yenilikçi vizyonumuz ile Türkiye’nin dijital geleceğine yön vermeyi sürdürüyoruz. Yatırım yapma yaklaşımımızı yalnızca finansal yatırımlarla sınırlamıyor, ülkemizin teknoloji üretim gücünü küresel rekabette öne çıkarmayı milli ve stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu vizyonla yeni nesil teknolojiler geliştiren yerli girişimlere TT Ventures ile hem yatırım yapıyor hem de global bağlantılarımız sayesinde iş birliği ve yatırım fırsatları sunuyoruz. Hızlandırma programımız TT Ventures PİLOT ile 10 yılı aşkın süredir desteklediğimiz girişimlere mentörlük, nakit desteği, ofis ve altyapı desteği, geniş müşteri ağımıza erişim gibi önemli faydalar sağlıyoruz. Silikon Vadisi’ndeki (San Francisco) ofisimiz ve güçlü iş bağlantılarımız ile yerli girişimleri küresel ölçekte büyüyebilecekleri uluslararası ekosistemle buluşturan bir köprü rolü üstleniyoruz. Bugüne kadar PİLOT mezunu 131 girişime toplamda 3,2 milyon dolarlık nakit ve yatırım desteği sağladık. Bu girişimlerden 78’i yerli ve yabancı yatırımcılardan toplam 58 milyon dolarlık yatırım aldı. PİLOT mezunu girişimlerin portföy değeri 600 milyon doları aşmış durumda. TT Ventures ile de toplamda 38 girişime yatırım yaptık. Amacımız Türkiye’den çıkan girişimlerin, küresel pazarlarda söz sahibi olan teknoloji şirketlerinin sayısını artırmak. CES Fuarı gibi dünyanın en prestijli teknoloji etkinliklerinde yer almak, girişim ekosistemimizin potansiyelini ve inovasyon yetkinliğini küresel arenaya taşınması açısından büyük önem arz ediyor. CES’te her yıl olduğu gibi bu yıl da TT Ventures girişimlerimiz ileri teknoloji çözümleriyle küresel ekosistemle bir araya geldi. Türk girişimlerinin dünyanın önde gelen yatırımcılarıyla doğrudan temas kurmasına, yeni iş birlikleri geliştirmesine ve Türkiye’nin girişimcilik ekosisteminin dünya sahnesinde daha güçlü şekilde temsil edilmesine katkı sağlamayı sürdüreceğiz." TT Ventures’ın desteklediği yerli girişimler Ulak, Egaranti, Nara, Archi’s Academy, Macellan ve Team Procure bu yıl fuarda ekosistemle bir araya gelen Türk girişimleri arasında yer alıyor.
09 Ocak 2026 Cuma - 10:28
İskeleler kalktı, kadın balıkçılar balıkçılığı bıraktı
Muğla’nın dünyaca ünlü Gökova Körfezi’nde geçimlerini balıkçılıkla sağlayan Balıkçılar Kooperatifi üyeleri, Akbük Koyu’ndaki tüm iskelelerin kaldırılmasının ardından zor günler yaşıyor. Özellikle kadın balıkçıların yoğun olduğu bölgede, iskelelerin kaldırılması mesleğin sürdürülebilirliğini tehlikeye soktu. Yüzyıllardır atadan toruna balıkçılık yaparak geçimlerini sağlayan kadın balıkçılar, koyun işletmesini yapan MUÇEV A.Ş. tarafından ahşap iskelelerin kaldırılması sonrası teknelere binip inerken oluşan dalgalar ve can güvenliği riski yaşamaları nedeniyle balıkçılığı terk etmeye başladılar. Güvenli bir tekne bağlama alanı bulunmaması nedeniyle birçok kadın balıkçı, muhtemel kazaların önüne geçebilmek için balıkçılığı bırakmak zorunda kaldığı açıklandı. Akbük Su Ürünleri Balıkçılar Kooperatifi üyeleri, iskelelerin kaldırılmasının ardından denize açılmanın özellikle kış aylarında fırtına ve dalgalı havalarda daha tehlikeli hale geldiğini ifade etti. Balıkçılar, yaşadıkları mağduriyetin giderilmesi ve mesleklerini sürdürebilmeleri için Akbük Koyu’nda uygun bir alana, teknelerin güvenli şekilde bağlanabileceği ahşap bir iskelenin yeniden yapılmasını talep ediyor. Akbük Su Ürünleri Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Erhan Uysal, eşlerinin de kendileri gibi balıkçı olduğunu belirterek, iskelelerin kaldırılmasının ardından önce kadınların balıkçılık mesleğini terk ettiğini, şimdi de bölgedeki 13 balıkçı teknesinin teknelerini satışa çıkarmaya hazırlandığını açıkladı. Uysal, "Biz burada 13 balıkçıyız. Bu 13 balıkçı aile balıkçısı olduğu için bizim eşlerimiz de balıkçılık yapıyor. Onlar şu anda bu işi yapamadıkları için, bazıları yaşlı, iskele olmadığı için botla bizim gibi çıkamıyorlar. Onlar da aile olarak mağdur. Üreticiyiz, üretmek istiyoruz, devletimize ekonomik olarak katkı vermek istiyoruz. Ama hava böyle kötü olduğu takdirde iskele de olmayınca teknelerimizi yavaş yavaş satışa çıkarıp bu işi bırakacak insanlarımız çok fazlalaşmaya başladı. Şu anda normalde 13 teknenin 10’u denizde olması lazım bu havada. Bir tekne var o da ben. Başka tekne yok. Üç ay önce, kendimiz yıktık iskeleleri. Yoksa cezai işlem uygulanacaktı. Onun için cezai işlem uygulanmaması için kendimiz yıktık. Ama yerine kesinlikle bir şey yapılmadı. Havanın durumunu görüyorsunuz. Gelirken tekne ile ne kadar zor dudumda kaldık. Ayrıca ben normalde eşimle balıkçılık yapıyorum. Kardeşimle gitmek durumunda kalıyorum. Onun ayrı bir teknesi var. Teknemizin birini çalıştırabiliyoruz. İkisini çalıştıramıyoruz şu durumda. Normalde ben bu havada olsaydım eşimle beraber. Bir buçuk yaşında da kızım var mecburen. Hani bu botla tekneyi onları çıkartıp geri indirmem mümkün değil. Onun için biz de burada yetkililerin bir yardımını bekliyoruz. Çok mağdur durumdayız. Topraklar bir yere küçük, bizim tekneye yetecek kadar bir iskele olur, barınak olur. Onlar devletimizin bilgisi dahilinde onlar nasıl uygun olacaksa, bize de mağdur etmeyecek şekilde, onlar da mağdur olmayacak şekilde bir iskele, barınak herhangi bir şey bizim talebimiz bu" dedi.
09 Ocak 2026 Cuma - 10:20
İTO Başkanı Avdagiç, iş dünyasının beklentilerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a aktardı
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "İş dünyası olarak dezenflasyon sürecinde büyük fedakârlıklarla kat edilen mesafede, maliye politikası temelli teşviklere ağırlık verilmesinin fayda sağlayacağına inanıyoruz. İş dünyamızın finansman sıkıntılarını aşması noktasında temel beklentimiz, bu yılın ikinci çeyreğinin sonrasında krediler kadar, vergi temelli destek ve teşviklerin de etkin şekilde devreye alınmasıdır. KOBİ’lerimiz için sürdürülebilir büyümenin yolu, ucuz ve esnek finansmanla birlikte maliyetleri azaltan vergisel desteklerden geçiyor" dedi. İstanbul Ticaret Odası’ndan (İTO) yapılan yazılı açıklamaya göre İTO Başkanı Avdagiç, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Meclis toplantısına konuk olmasından memnuniyet duyduklarını kaydetti. Avdagiç, "Cumhurbaşkanı Yardımcımız, ekonomiyi çok boyutlu şekilde bilen bir devlet adamımızdır. Güçlü eğitimini, siyasette elde ettiği birikimini ve bakanlık vazifesinde elde ettiği deneyimini hep milletinin hizmetine verme gayreti içinde oldu. Bu vasıflarıyla yeni dönemde Cumhurbaşkanı Yardımcısı sıfatıyla ekonomiyi koordine ederek, biz iş dünyasına güven verdi." ifadelerini kullandı. "Faiz indirimleri, KGF destekli paketler memnuniyet oluşturdu" Ekonomi yönetiminin dezenflasyon sürecindeki kararlı duruşunu takdirle izlediklerini vurgulayan Avdagiç, "Son bir yılda gerçekleştirilen faiz indirimleri, Kredi Garanti Fonu (KGF) destekli paketlerin devreye alınması ve uzun süredir beklenen KOBİ tanımının güncellenmesi reel sektörümüzde memnuniyet oluşturdu. Yine sahadan gelen bildirimler dikkate alınarak enflasyon muhasebesi uygulamasının yapılmaması da işletmelerin öngörülebilirliğini artıran isabetli bir karar oldu. Bu hafta, yurt dışından gelen kargolarda parasal istisnayı kaldırarak gümrük işlemlerini zorunlu hale getiren düzenleme Resmi Gazete’de yayımlandı. Böylelikle denetimsiz ve tüketici için risk teşkil eden e-ihracat uygulamaları son bulmuş oldu. Kararın ekonomimiz için hayırlı olmasını diliyorum" değerlendirmesinde bulundu. İş dünyasının 2026 yılına ilişkin beklentilerini genel başlıklarıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a aktaran İTO Başkanı Avdagiç, finansmana erişim konusunun, doğal olarak en kritik gündem maddesi olduğunu vurguladı. Avdagiç, "İş dünyası olarak dezenflasyon sürecinde büyük fedakârlıklarla kat edilen mesafede, maliye politikası temelli teşviklere ağırlık verilmesinin fayda sağlayacağına inanıyoruz. İş dünyamızın finansman sıkıntılarını aşması noktasında temel beklentimiz, bu yılın ikinci çeyreğinin sonrasında krediler kadar vergi temelli destek ve teşviklerin de etkin şekilde devreye alınmasıdır. KOBİ’lerimiz için sürdürülebilir büyümenin yolu, ucuz ve esnek finansmanla birlikte maliyetleri azaltan vergisel desteklerden geçiyor" dedi. KOBİ kredi büyüme limitlerinin yüzde 3,5 seviyesine revize edilmesi önerisi Avdagiç, KOBİ kredileri için uygulanan kredi büyüme limitlerinin ilk etapta yüzde 3,5 seviyesine revize edilmesi ve bankalara işaret edilen TL mevduat hedeflerinin gevşetilmesi kredi kanallarının etkinliğini anlamlı ölçüde artıracağını vurguladı. Avdagiç, "Ayrıca mevduat stopaj oranının yüzde 17,5’ten yüzde 15’e indirilmesini de mevduatın krediye dönüşüm oranını destekleyecek önemli biradım olarak görüyoruz. Netice itibarı ile 2026 yılında, kredi kullandırımının üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı destekleyecek biçimde kademeli olarak genişletilmesi beklentisi içindeyiz. Finansman koşullarının zorlaştığı bu süreçte Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) etkinliği her zamankinden daha anlamlı olacaktır. 2026 yılında KGF desteklerinin hem hacim hem de kapsam bakımından genişletilmesi iş dünyamız için çok önemli. Yüksek teknolojili sektörlerimizle birlikte emek yoğun sektörlerimizin de krediler, KGF mekanizmaları ve reeskont kredileri aracılığıyla daha güçlü biçimde desteklenmesinin çok değerli olduğu kanaatindeyiz. Hâlihazırda faaliyette olan Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın bu alandaki etkinliğinin güçlendirilmesini ya da mevcut kamu bankalarımızdan birinin bu amaçla özel olarak görevlendirilmesini uygun bir adım olarak görüyoruz" açıklamasını yaptı. "Reeskont kredilerinde uygulanan faizin baştan kesilmesi dezavantaj teşkil ediyor" Avdagiç, reeskont kredilerinde faizin kullanım anında baştan kesilmesi yönteminin, KOBİ’ler için likiditeyi rahatlatmak yerine zorlayan bir yapıya dönüştüğünü belirtti. Reeskont kredilerinde faizin vade sonunda ya da dönemsel olarak tahsil edilmesini öneren Şekib Avdagiç, "Eximbank desteği ihracatçımız için büyük önem arz ediyor. Buradaki kredi hacminin ilgili yıl ihracat tutarının yüzde 10’unun altına düşmeyecek şekilde bir kurala bağlanması gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca ihracatı düzenli artan firmalara pozitif ayrımcılık yapılarak performans bazlı limit mekanizması kurulması da verimlilik anlamında büyük fayda getirecektir. Bunun yanında teminat mektubu zorunluluğu yerine alacak sigortası gibi alternatif teminatların yaygınlaştırılması, süreçlerin sadeleştirilmesi de küçük ihracatçılarımızı sisteme daha güçlü dahil edecektir." İhracat bedellerinde döviz bozdurma yükümlülüğü Avdagiç, ihracatçıların döviz bozdurma yükümlülüğü ile ilgili değerlendirmesini de şöyle paylaştı: "Beklentimiz, TCMB rezervlerinin de belirgin düzeyde yükseldiği bu süreçte, döviz bozdurma zorunluluğunun çok daha makul seviyelere düşürülmesi, hatta kaldırılmasıdır. Döviz bozdurma yükümlülüğü sırasında verilen yüzde 3’lük destekten yararlanmak için getirilen kısıtlar, ilave taahhütler ve bankacılık temelli şartlar nedeniyle ihracatçılarımızın büyük bölümü bu desteği alamıyor. Buradaki döviz dönüşüm desteğinin sadeleştirilmesi beklentisi içindeyiz. Merkez Bankası’nın yeni başlattığı uygulama ile hizmet ihracatçısı kuruluşların anılan desteğe erişimi ciddi bir biçimde kısıtlanmaktadır. Daha önce söz konusu destekten faydalanabilen dizi ve film endüstrisi, fuarcılık, kreatif endüstriler, liman hizmetleri gibi birçok hizmet sektörü kapsam dışında bırakılırken, hali hazırda kapsam dahilinde olan sektörlerin de destek miktarları sınırlandırılmıştır." Avdagiç, vergi politikaları alanında da benzer biçimde sadeleştirme ve hızlandırma ihtiyacı bulunduğunu belirterek, "Özellikle KDV iade süreçleri ve mahsuplaşma sisteminin daha hızlı ve etkin çalışması, bu alacaklara bankalarda aynı oranda teminat olarak kullanım imkanı sağlanması, iş dünyasının finansman ihtiyacını azaltacak" diye konuştu. Avdagiç, yalnızca ihracat hedefi değil, ithalat hedefi koyma yaklaşımının da 2026’dan başlayarak benimsenmesinin dış ticaret dengesi açısından gerekli olduğuna inandıklarını vurguladı. İTO Başkanı Avdagiç, son yıllarda iş dünyası olarak sıklıkla dile getirdikleri bir konunun da üretim maliyetleri artışıyla kur artışı arasındaki makasın açıklığı olduğunu, bunun hem yerel hem de küresel ölçekte işletmeleri oldukça zorlayan bir hale dönüştüğünü kaydetti. Avdagiç, "Rakamlarla ifade etmek gerekirse, son 4 yıldan bugüne, enflasyon yüzde 367, asgari ücret yüzde 560 artmış durumda, aynı sürede dolar/TL kurundaki artış yüzde 217, Euro/TL kurundaki artış ise yüzde 228 düzeyinde. Enflasyonla mücadele temel önceliğimiz olmakla birlikte, bu konudaki hassasiyetimizin 2026’da önceliklendirilmesi konusunda desteğinizi istirham ediyoruz" ifadelerini kullandı. "STA’lar yeniden müzakere edilmeli" İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul iş dünyasının diğer bazı önerilerini şöyle dile getirdi: "Geldiğimiz küresel konjonktürde, ithalat-ihracat dengesi aleyhimize dönen ülkelerdeki STA’ların yeniden müzakere edilmesi ve mümkünse revize edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle muhatabımız olan ülkelerin AB ile Türkiye’ye kıyasla daha avantajlı ticaret anlaşmaları yapmaları ülkemizi ikincil konuma düşürüyor. Ayrıca, "Made in EU" menşeli üretim ve ticaret ağları büyüyerek Türkiye aleyhine rekabet avantajı oluşturuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından sunulan yatırım teşvikleri, HIT-30 Programı ve benzeri destek mekanizmaları için iş dünyası olarak şükranlarımızı sunuyoruz. Önümüzdeki adımın ise, bu teşviklerin kapsamının orta ölçekli işletmeleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi olduğunu düşünüyoruz. Yatırım Taahhütlü Avans Kredilerine (YTAK) sağlanan kaynak bu yıl artırılarak 500 milyar Liraya yükseltildi. Ancak, kullanımı belirlenen kısıtlar nedeniyle sınırlı düzeyde kalıyor. Özellikle toplam yatırım tutarı şartının günümüz finansman koşulları dikkate alınarak bu kaynağın belli bir kısmının 250 milyon TL’ye indirilmesi bu kıymetli desteğin, etkinliğini büyük ölçüde artıracaktır. Öte yandan demiryolu altyapısının güçlendirilmesi, liman bağlantılarının arttırılması ve yük taşımacılığının kesintisiz, hızlı ve verimli şekilde gerçekleştirilmesi ticaretimize doğrudan hız katacak bir konu." Gelir Vergisi tarifesinde gerçekçi bir artışa gidilmesi önerisi Avdagiç, ücretlilerin net gelirinin olumsuz etkilenmemesi için ise Gelir Vergisi tarifesinde öncelikle yıllar içindeki erozyonu giderecek gerçekçi bir artışa gidilmesini önererek, bu sayede alt-orta gelir grupları üzerindeki vergi yükünün azaltılmasının çalışma barışına büyük katkı sunacağını dile getirdi. Avdagiç, bir diğer stratejik sektörün sağlık olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’nin sağlık sisteminde yaptığı devrimden elde edilen kazanımların daimiliğinin, sürekli yenilenmesine bağlı olduğunu vurguladı. Özellikle küçük ve orta ölçekli hastaneler ile polikliniklerin mevcut fiyatlama ve geri ödeme politikaları nedeniyle finansal ve operasyonel sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Avdagiç, "Bu sebeple küçük ve orta ölçekli sağlık kuruluşlarının sürdürülebilirliğinin gözetilmesi, ilaç fiyatları ile ruhsat ve izin süreçlerini sadeleştirerek hızlandırmamız, sektörün bekası açısından önem taşıyor" diye konuştu. Avdagiç, enerji tarafında ise yenilenebilir enerji yatırım süreçlerindeki bürokratik sürecin sadeleştirilmesi ve yeni kaynakların ekonomiye kazandırılması gerektiğini belirterek, "Burada reel sektör olarak kendi enerjisini üretmek isteyen firmaların izin süreçlerinin sadeleştirilmesi ve hızlandırılması beklentisi içindeyiz" dedi. Emek yoğun sektörlerin yaşadığı sorunlar Şekib Avdagiç, tekstil, deri, ayakkabı, mobilya gibi emek yoğun sektörlerin yaşadığı darboğazı da dile getirerek, "Dalgalı dış talep, artan işçilik ve enerji maliyetleri, enflasyonla mücadele kapsamında oluşan kur dengesi ve finansmana ulaşım zorlukları bir araya gelerek, bu sektörlerimizde hakikatten sıkıntılı bir süreç başlatmış durumda. Bu sektörlerimizin hem vergisel anlamda hem teşvikler anlamında, hem de uygun koşullu finansman anlamında her zamankinden çok daha fazla desteğe ihtiyacı var. Bu süreci hükümetimizin proaktif yaklaşımıyla çok daha kolay aşacağımıza yürekten inanıyoruz." açıklamasını yaptı. Avdagiç, "Burada döviz piyasası istikrarını koruyacak tedbirlerin alınmasını ve yatırımcıların yurtiçinde kalmasını teşvik edecek mekanizmaların güçlendirilmesini önemli buluyoruz." önerisini getirdi. "Yarısı Bizden destekleri 2028 sonuna kadar uzatılmalı" Avdagiç, beklenen Marmara depremi konusunda da özellikle ‘Yarısı Bizden’ kampanyası ile İstanbul’da büyük bir dönüşüm gerçekleştiğini, bu dönüşümün hız kesmeden devam edebilmesi adına 2026 sonunda bitmesi öngörülen desteklerin 2028 sonuna kadar uzatılması konusunda meslek mensuplarının beklentilerini dile getirdi. Avdagiç, konutlar için yürütülen dönüşüm ve güçlendirme çalışmalarının ticari alanlara da yayılmasını önerdi. Avdagiç, İTO olarak Türkiye’nin 2026 ve sonrası dönemdeki başarısının, pazar çeşitlendirmesi kadar üretimin niteliğini artıran, finansmanı esnekleştiren, vergiyi adil hale getiren ve çalışan refahını koruyan bütüncül politikalarla çok daha güçlü olacağını, bu anlayışla her türlü desteğe ve iş birliğine hazır olduklarını kaydetti. Avdagiç, konuşmasını, "İnanıyorum ki, ülkemizi çok daha iyi bir yere hep birlikte taşıyacağız. Türkiye’yi ekonomide hak ettiği birinci lige hep birlikte taşıyacağız. Yine kalkınmayı birlikte gerçekleştirip refahı tüm ülkeye birlikte yaygınlaştıracağız" sözleriyle tamamladı.
09 Ocak 2026 Cuma - 10:19
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye son 23 yılda büyük bir değişim ve gelişim yaşadı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Genel tabloya baktığımız zaman dünya büyümesi son 23 yılda ortalama yüzde 3.5 olmuş. Türkiye’nin ortalama büyümesi yüzde 5.4 olmuş. Türkiye her yıl dünyadan 1.9 puan daha fazla büyümüş. Dünya ekonomisinde aldığımız pay yükselmiş bu rakamlar bu anlama geliyor. Son 23 yılın performansı çok açık, Türkiye son 23 yılda büyük bir dönüşüm, değişim ve gelişim yaşadı" dedi.
09 Ocak 2026 Cuma - 10:08
Sanayi üretimi yıllık yüzde 2,4 arttı
Kasım ayında sanayi üretimi aylık yüzde 2,5, yıllık yüzde 2,4 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Kasım ayı Sanayi Üretim Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, sanayi üretimi yıllık yüzde 2,4 arttı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2025 yılı Kasım ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,2 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,7 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,0 azaldı. Sanayi üretimi aylık yüzde 2,5 arttı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2025 yılı Kasım ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 4,8 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3,1 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 0,5 azaldı.
09 Ocak 2026 Cuma - 10:07
Jeotermal Kaynaklı Sera OTB büyümesini sürdürüyor
Kayseri Valiliği ve Kayseri Ticaret Borsası öncülüğünde hayata geçirilen Kayseri Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB) Projesi, hız kesmeden büyümeye devam ediyor. Toplam 1 milyon 237 bin metrekarelik alanda, yaklaşık 5 milyar TL’lik yatırımla Kayseri tarımı açısından stratejik öneme sahip olan Jeotermal Kaynaklı Sera OTB Projesi’nde 6. kuyudan da sevindirici sonuç alındı. Bu kuyudan da sıcak suya ulaşılırken; Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız ve protokol üyeleri bölgeyi ziyaret ederek çalışmaların son durumu hakkında bilgi aldı. Ziyaret sırasında heyete eşlik eden Bölge Müdürü Burak Yıldırım, proje alanına ilişkin detaylı açıklamalarda bulundu. Yıldırım; "Bulunduğumuz alan 6. kuyu bölgemizdir. Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OTB olarak altyapı ve üstyapı yatırımlarımız tamamlandığında, bölgede toplam 5 milyar TL’lik bir yatırım hayata geçirilmiş olacak. Tüm seralarımız tam kapasiteyle faaliyete geçtiğinde, Kayseri’nin yıllık 10 bin ton olan sebze ve meyve üretimini 35 bin tona çıkarmayı hedefliyoruz. Bu üretimle birlikte yıllık yaklaşık 3 milyar TL’lik ekonomik katkı sağlanacak. Bunun 35 milyon dolarlık kısmı ise ihracata yönelik olacak. Bölgede bin 500 kişiye istihdam sağlanacak olup, çalışanların yüzde 75’ini kadınlar oluşturacak" ifadelerini kullandı. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ise yaptığı değerlendirmede, "Kayseri tarımı açısından tarihi bir dönüm noktasındayız. Yaklaşık 5 milyar TL’lik yatırımın sonunda bin 500 kişinin istihdam edileceği ve 35 milyon dolarlık sebze ihracatının gerçekleştirileceği çok önemli bir projeyi yerinde inceliyoruz. Kayseri Ticaret Borsası Başkanımız Recep Bağlamış ve ekibinin bu projede büyük emeği bulunuyor. Kendilerine özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Şu anda 7. kuyudayız. MTA Genel Müdürlüğümüze özellikle teşekkür etmek istiyorum. Kadın istihdamının ağırlıkta olacağı bu projenin kısa sürede tam kapasiteyle faaliyete geçmesini heyecanla bekliyoruz. Hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum" dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız da konuşmasında; "Bu bölgede üretilecek ürünler, daha düşük maliyetle ve daha kısa mesafelerde tüketiciye ulaşacak. Bu durum hem üretici hem de tüketici açısından büyük önem taşıyor. Bakanlığımız için gıda arz güvenliğini sağlamak ve vatandaşlarımızın temel gıda ihtiyacını karşılamak temel politika alanlarımızdan biridir. Bu kapsamda üretimi ve arzı artıracak her türlü tedbiri almaya devam ediyoruz. Yerel yöneticilerimizin, valiliklerimizin ve belediyelerimizin verdiği destek de bizler için son derece kıymetlidir. Tüm paydaşlara teşekkür ediyor, projenin hayırlı olmasını temenni ediyorum." şeklinde konuştu. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ise; "Bu projenin bin 500 hanımefendiye istihdam sağlaması, ihracat yoluyla Kayseri ekonomisine katkı sunması ve modern seracılık uygulamalarını şehrimize kazandırması son derece memnuniyet verici. Başta Ticaret Borsamız olmak üzere emeği geçen tüm kurumlarımıza ve özellikle MTA’ya teşekkür ediyorum. İnşallah Erciyes Kayak Merkezi için sıcak su konusunda da desteklerini bekliyoruz. Projenin Kayseri’mize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Program kapsamında Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile görüntülü görüşme gerçekleştiren heyet; Bakan Yumaklı’ya destek ve katkılarından dolayı teşekkür etti. Bakan Yumaklı da projenin kısa sürede hayata geçirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Elmalı Bölgesi ziyaretinin ardından Vali Gökmen Çiçek ve beraberindeki heyet; Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB) Projesi kapsamında elektrik ve altyapı ihalesini kazanan Yakındoğu Enerji Mekanik Proje İnşaat Firması sahibi Fahrettin Oktay ile imza töreninde bir araya geldi. Törende, proje sürecine ilişkin değerlendirmeler yapılırken, bölgede çalışmaların en kısa sürede tamamlanması için gerekli tüm gayretin gösterileceği vurgulanırken, Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış, "Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB), jeotermal enerjinin yenilenebilir ve çevreci yapısından faydalanarak yılın 12 ayı modern sera üretiminin yapılmasını amaçlayan, tarımsal verimliliği ve istihdamı artıracak stratejik bir projedir. Bu tür OTB’ler; enerji maliyetlerini düşürürken sürdürülebilir tarımı destekler, bölgesel kalkınmaya ve ihracata önemli katkılar sağlar. Bu kapsamda altyapı ve elektrik ihalesini kazanan Yakındoğu Enerji Mekanik Proje İnşaat Firmasını tebrik ediyor, üstlendikleri bu önemli görevde başarılar diliyorum. Projenin Elmalı’mıza, üreticilerimize ve ülke ekonomimize hayırlı olmasını temenni ediyorum" diye konuştu.
09 Ocak 2026 Cuma - 10:03
DSO Başkanı Selim Kasapoğlu’na ‘En Başarılı İş İnsanı’ ödülü
Denizli Sanayi Odası (DSO) Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu’na, Ege Bölgesi basın camiasının çatı kuruluşu olan Ege Gazeteciler Federasyonu (EGF) tarafından, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü etkinlikleri kapsamında bu yıl ilk kez düzenlenen "Ege’nin Enleri" Ödül Töreninde "En Başarılı İş İnsanı" ödülü takdim edildi. Kamu, yerel yönetimler, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerinin bir araya geldiği törende, Ege Bölgesi genelinde 2025 yılı boyunca çalışmalarıyla öne çıkan kişi ve kurumlar ödüllendirildi. EGF’ye bağlı sekiz ilin gazeteciler cemiyetleri ile bu cemiyetlere üye basın mensuplarının oylarıyla yapılan değerlendirme sonucunda, Denizli Sanayi Odası (DSO) Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, "En Başarılı İş İnsanı" kategorisinde ödüle layık görüldü. Bu sonuçla birlikte Denizli Sanayi Odası, Ege Bölgesi genelinde ödül alan tek sanayi odası olarak önemli bir başarıya imza attı. Ödül, DSO’yu temsilen Dr. Sezgi Akbaş’a takdim edildi Muğla Büyükşehir Belediyesi Türkan Saylan Yaşam Merkezi’nde düzenlenen ödül törenine, Selim Kasapoğlu’nu temsilen Denizli Sanayi Odası Genel Sekreteri Dr. Sezgi Akbaş katıldı. "En Başarılı İş İnsanı" ödülü, Muğla Valisi İdris Akbıyık tarafından Dr. Akbaş’a takdim edildi. Denizli’den farklı kategorilerde toplam 10 ismin ödüle layık görüldüğü törende, Selim Kasapoğlu’nun iş dünyası kategorisinde aldığı ödül, Denizli sanayisinin üretim gücünü, kurumsal temsil kapasitesini ve üretim odaklı vizyonunu bölge ölçeğinde bir kez daha görünür kıldı. 2025’in En’leri arasında ayrıca Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı ve Ege Belediyeler Birliği Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan ve Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan da yer aldı. "Bu ödül Denizli sanayisinin ortak başarısıdır" Ödüle ilişkin değerlendirmede bulunan DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, 2025 yılının sanayiciler açısından zorlu ekonomik koşullar altında geçtiğini belirterek, tüm olumsuzluklara rağmen Denizli Sanayi Odası olarak üretimin sürdürülebilirliğini korumaya ve sanayicinin rekabet gücünü artırmaya odaklanan yoğun bir çalışma yılı geçirdiklerini ifade etti. Kasapoğlu, 2025 yılında Model Fabrika’yı ve teşvik ofisi’ni hayata geçirdiklerini belirtti. Denizli ile sınırlı kalmayan, Güney Ege Bölgesi genelinde yeşil dönüşüm ve enerji verimliliği odaklı yeni nesil hizmetlerin karşılık bulmasının memnuniyet verici olduğunu dile getiren Kasapoğlu, Oda çatısı altında oluşturulan Komisyonlar ve Kurullar aracılığıyla; nitelikli işgücü ihtiyacı, üniversite-sanayi iş birlikleri ve sektörel sorunlara ilişkin sanayicinin talep ve beklentilerinin doğrudan karar alma süreçlerine yansıtıldığını vurguladı. Ortak aklın ve kurumsal emeğin takdiri Basın mensuplarının oylarıyla verilen bu ödülün bireysel bir başarıdan ziyade, Denizli sanayisinin ortak aklına, üretim kültürüne ve birlikte ortaya konulan vizyona yönelik bir takdir niteliği taşıdığını belirten Kasapoğlu, Oda tarafından hayata geçirilen çalışmaların doğru yönde ilerlediğinin bu ödülle bir kez daha teyit edildiğini ifade etti. Kasapoğlu; TOBB camiasına, Denizli Sanayi Odası Yönetim Kurulu ve Meclis Üyelerine ile özveriyle çalışan DSO ekibine teşekkür ederek, 2026 yılında da Denizli ve sanayinin ortak meseleleri için aynı sorumluluk ve kararlılıkla çalışmayı sürdüreceklerini kaydetti.
09 Ocak 2026 Cuma - 09:47
Çiftçilerden çağrı: "Üretim maliyetleri baskılanamaz hale geldi"
Karacabey Ziraat Odası İkinci Başkanı Ramazan Düzen, çiftçiler için devam eden maliyet krizinin, çiftçiyi üretimden vazgeçme noktasına getirdiğini söyledi. Düzen, son açıklanan destek paketinde yer alan ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile vergi borcu bulunan çiftçilerin Ziraat Bankası, tarım kooperatifleri gibi kurumlardan kredi, gübre, mazot ve ilaç gibi temel girdilere erişiminin engelleneceği uygulamaya dikkat çekti. Üç yıldır tarımda tamamen zarar ettiklerini hatırlatan Ramazan Düzen, "Borçlarımız artıyor. Bir de bu şartın getirilmesi, çiftçilerimizin alım gücünü daha da zora sokuyor" dedi. Çiftçilerin en büyük derdinin, kontrol edilemez şekilde artan girdi maliyetleri olduğunu belirten Düzen, şunları kaydetti: "Bizler çiftçi olarak enflasyonun, doların, euro’nun yıllık artışının çok üstünde fiyat artışlarıyla tohum, gübre, ilaç, fide almak zorunda kalıyoruz. Yöneticiler ve pazarlamacılar ürün fiyatlarını baskılarken, ithalat kapıları açılırken, siz hiç bizim ürün yetiştirme maliyetlerimizi hesaplıyor musunuz?" Özellikle sebze üretimindeki krize dikkat çeken Düzen, ithal tohum, fide, gübre ve ilaç fiyatlarındaki döviz kur artışını aşan fiyatlanmanın önüne geçilmesi çağrısında bulundu. Düzen, "Bu ithalat yapan firmaları kimler denetliyor? Bizler bu artan maliyetlerle artık sebze üretiminden çekilmek zorunda kalıyoruz" ifadelerini kullandı. Karacabey Ziraat Odası İkinci Başkanı, tüm bu gerekçelerle Bursalı siyasetçileri, Tarım ve Orman Bakanı ile Cumhurbaşkanı’na seslenerek, özellikle ithal girdi maliyetlerinin yakından incelenmesini, denetlenmesini ve çiftçinin sırtındaki yükün hafifletilmesi için acil adım atılmasını talep etti. Düzen, "Sayın devlet büyüklerimizi bu artan maliyetleri bir daha incelemeye ve çiftçinin sesini duymaya davet ediyoruz" şeklinde konuştu.
09 Ocak 2026 Cuma - 09:32
Altın ve gümüş ikinci el otomobili solladı
Altın ve gümüş fiyatlarında geçen yıldan bu yana yaşanan artışlar ve sürekli yeni rekorların gelmesi ikinci el otomobil piyasasındaki hareketliliği düşürdü, Bursa’daki oto galericilerde sessizlik hakim oldu. Bursa Oto Galericiler Odası Başkanı Hakan Yanık, yaptığı açıklamada, otomobillerin özellikle pandemiden sonra yatırım aracı olarak daha çok değerlendirildiğini söyledi. Altın ve gümüşteki yükselişlerin ikinci el araç piyasasını olumsuz etkilediğini dile getiren Yanık, nakit paranın bir süredir otomobil yerine altın ve gümüşe aktığını anlattı. Yanık, altın ve gümüşteki artışların vatandaşları başka bir yatırım aracı düşünmesine engel olduğunu vurgulayarak, "Birçok kişi yatırımlarını altın, gümüş ve platine yapıyor. Bunlarda yükseliş durmadığından değer kaybına uğrarız endişesiyle ikinci el otomobilden uzak duruyor." dedi. Talep azlığı nedeniyle ikinci el piyasasında alışverişin stabil gittine dikkati çeken Yanık, şöyle devam etti: "Geçen yıl talep düşüktü bu yıl da henüz yeni girdik ama aynı gidiyor. Genellikle de 800 bin lira ile 1,5 milyon lira arasındaki otomobillerde alım satım oluyor. Kredilerdeki yüksek faizler de piyasayı olumsuz etkiliyor. Krediyle yüksek faizle kimse otomobil almak istemiyor. Yüksek oranda nakit dönüyor piyasada o da olursa. Altın ve gümüş biraz durağanlaşırsa belki bizde hareketlilik başlar." Bursa Oto Galericiler Odası Başkan Vekili Mehmet Özdemir de ikinci el piyasasının geçen yıl çok kötü geçtiğini ve bu yılki umutlarını ilk haftada yitirdiklerini söyledi. "Altın ve gümüş yükseliyor, nakit oraya kayıyor. Araçlarda fiyatlar ve vergiler yükseliyor. Kredi faiz oranları çok yüksek." diyen Özdemir, bu kadar engel varken ikinci el araç alım satımının iyi olmasının beklenemeyeceğini kaydetti. Özdemir, kredi faiz oranları düşmeden, değerli madenlerdeki yükseliş durmadan ikinci el piyasasının açılmasını beklemediklerini belirterek, "Ne çok pahalı ne de ucuzu ilgi görüyor. Ortalama 1 milyon ile 1,5 milyon arasındaki araçlarda genelde alışveriş oluyor. Bunda da kar marjlarımız çok düştü. Para dönsün, piyasa hareketli olsun diye bir şeyler yapmaya çalışıyoruz" dedi.
09 Ocak 2026 Cuma - 09:24
Mersin’de dronla gübreleme ve ilaçlama çiftçinin zayiatını sıfıra indirdi, zamandan tasarruf sağladı
Türkiye’nin tarımda önemli üretim merkezlerinden Mersin’de dronla yapılan gübreleme ve ilaçlama çalışmaları çiftçinin hem maliyetini düşürmeye, hem de ürün zayiatını sıfıra indirerek önemli bir katkı sağlamaya başladı. Çukurova’nın bereketli topraklarında ekilen ürünler, son yıllarda dron teknolojisiyle ilaçlanıp gübrelenmeye başladı. Bu sayede tarlaya işçi girmeden yapılan uygulamalar, yeni ekilen veya boy atma aşamasında olan ürünlerin ezilmesini önleyerek verimliliğin de artmasını sağladı. Adana’dan Mersin’e kadar bir çok tarlada dronla ilaçlama ve gübreleme uygulamaları gerçekleştirilirken, hem zaman hem üründen kazançlı olan üreticiler durumdan memnun olduklarını ifade etti. Bu çerçevede Mersin’in Tarsus ilçesinde bulunan 200 dönümlük pırasa tarlasında dronla gübreleme çalışması gerçekleştirildi. 50 kilo taşıma kapasiteli dronlara yüklenen gübreler, kısa sürede ve dengeli şekilde araziye uygulandı. 2 işçinin 3-4 saatte yapabileceği işi yarım saatte yapan dronun dönüm başına üreticiye ise yaklaşık 120 TL civarında maliyeti olduğu öğrenildi. "Dron bizim için iyi" İnsan gücüyle gübrelemenin zor ve riskli olduğunu belirten üreticilerden Cahit Çiçek dron kullanımının büyük avantaj sağladığını söyledi. Çiçek, "İnsan gücü yerine dronla gübre atmak daha iyi. Dron olmasa gübreyi bu şekilde dengeli atamayız. Kaç kilo dersek ona göre ayar yapılıp, atlıyor. Dron bizim için maddi olarak da iyi, malımız ezilmiyor, düzgün bir şekilde gübre atılıyor. İşçi içine giremez, girse malı bozar" dedi. İşçinin 3 saatte yapacağı işi dron sıfır zayiatla 30 dakika yapıyor Dron pilotu Serkan Balaban ise yaklaşık 4 yıldır çiftçilere dronla ilaçlama ve gübreleme hizmeti verdiğini anlattı. Balaban, "İlaçlamada zaman tasarruf yanı sıra maddi açıdan çok ciddi tasarruf oluyor. En önemlisi ürünlerin ezilmemesi. Şimdi biz maddi boyutuna girdiğimiz zaman ürün zayiatında hiçbir zaman bahsetmiyoruz. Ama en büyük maliyet oluşumu ürün zayiatında çıkar. Fiyat farkı bir, ikincisi süre. Kısaca 20 dekarlık bir ilaçlama dron ile 20 veya 30 dakikada bitirecekken, 2 işçi girmiş olsa yaklaşık olarak 3 veya 4 saatte bitirebilir" diye konuştu. Zaman ve ürün zayiatı sıfır olması nedeniyle dron ile gübreleme ve ilaçlama gibi işlerin avantajlı olduğunun altını çizen Balaban ayrıca, Türkiye genelinde tarım arazilerinin geçen yıl yalnızca yüzde 8’inin dronla ilaçlandığını, bu alanda daha fazla yaygınlaşmaya ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.
09 Ocak 2026 Cuma - 09:20
Serbest piyasada döviz fiyatları
Dolar 43,1520 liradan, euro ise 50,3140 liradan güne başladı. İstanbul Kapalıçarşı’da 43,1500 liradan alınan dolar 43,1520 liradan, 50,3120 liradan alınan euro ise 50,3140 liradan satılıyor. Son kapanışta dolar 43,04 liradan, euro ise 50,31 liradan satılmıştı.
08 Ocak 2026 Perşembe - 23:12
Emlakçıların umudu 2026
Kayseri Emlakçılar Odası Başkanı Selim Atasoy, 2025 yılının gayrimenkul sektörü için oldukça durağan geçtiğini belirterek, 2026 yılından umutlu olduklarını ifade etti. Kredi faizlerinin yüksek olması, gurbetçilerin beklenilen oranda yatırım yapmaması nedeniyle 2025 yılında umduklarını bulamadıklarını dile getiren Kayseri Emlakçılar Odası Başkanı Selim Atasoy, "2025 yılı da bizim için 2023 ve 2024 gibi maalesef durağan geçti. Çok aktif bir şekilde ticaretimiz olmadı. Umduğumuzu bulamadık. Zaten gurbetçi sezonumuz çok durgun geçti. Gurbetçiler artık eskisi gibi yatırım da yapmıyor. İç piyasada da zaten vatandaşlarımız genelde işlerini krediyle çözmeye çalışıyor. Faiz oranları da yüksek olunca vatandaş bankayla işini çözemedi. Tabi inşaat maaliyetlerinin yükselmesi fiyatların da yükselmesine sebebiyet verdi. Bir de banka vade oranlarının getirisinin yüksek olması hasebiyle de vatandaş elindeki miktarı bankada değerlendirmeye çalıştı. Bundan dolayı da maalesef gayrimenkul sektörü 2025 yılı için çok iç açıcı geçmedi" dedi. 2026 yılından umutlu olduklarını kaydeden Atasoy, "2026’da büyük ümitler içerisindeyiz. Resmi kanallar açıklamasıyla para politikasının değişeceğini, serbestleşeceğini ifade ediyor. Biz de umutluyuz. İnşallah 2026 yılı hepimiz için iyi olur" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder