EKONOMİ
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:30 Doğu Anadolu’da ihracat tabana yayılacak Doğu Anadolu’da ihracatın tabana yayılması için yeni bir dönemin kapısı açılıyor. Doğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Üyesi ve başkan adayı Ömer Madırlı, "Doğu Anadolu’nun güçlü ihracat potansiyelini daha etkin kullanarak ihracatı tabana yaymayı ve ihracatçı firma sayısını yüzde 50 artırmayı hedefliyoruz" dedi. Doğu Anadolu’nun üretim gücüne dikkat çeken Madırlı, Erzurum’dan Iğdır’a, Van’dan Elazığ’a kadar geniş bir coğrafyada önemli bir potansiyel bulunduğunu belirterek, bu potansiyelin henüz tam anlamıyla değerlendirilemediğini ifade etti. Madırlı, ihracat kültürünün geliştirilmesini öncelikli hedefleri arasında konumlandırdıklarını söyledi. Bölgede yıllık ihracatın 3 milyar dolar seviyesinde olduğunu ifade eden Madırlı, yeni dönemde hem ihracat hacmini hem de ihracatçı sayısını artırmaya odaklanacaklarını söyledi. Bu yıl için ihracat hedefini 3 milyar 250 milyon dolar olarak belirlediklerini aktaran Madırlı, "Biz düzenleyeceğimiz eğitimlerle ve uygulamalı çalışmalarla firmalarımıza bu süreci anlatacağız. Firmalarımızın bunu gözünde büyütmemesi gerekiyor" dedi. Yeni dönemde hayata geçirilmesi planlanan projeler arasında KOBİ’lerin ihracata yönlendirilmesine yönelik eğitim ve danışmanlık programları, ihracata yeni başlayacak firmalar için rehberlik mekanizmaları ve çevrim içi eğitim platformu öne çıkıyor. Bölgenin turizm potansiyelini ticari faaliyetlerle birleştirmeyi planladıklarını belirten Madırlı, özellikle kış turizmi merkezlerinin bu noktada önemli bir avantaj sunduğunu ifade etti. Yabancı alıcıların ticaret heyetleri kapsamında bölgeye davet edilmesiyle hem turizm hem de ticaretin birlikte geliştirilmesini amaçladıklarını vurgulayan Madırlı, bu modelin Doğu Anadolu’nun ekonomik dinamizmini artıracağını belirtti.
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:19 Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Özman: "Bu savaş ekonomik bir savaş" Altın fiyatlarında son dönemde yaşanan düşüşü değerlendiren Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Salih Özman, sürecin arkasında küresel ölçekte bir ekonomik mücadele olduğunu söyleyerek, "Bu savaş ekonomik bir savaş" dedi. Altın piyasasında son günlerde yaşanan dalgalanmalar yatırımcıların dikkatini çekerken, Samsun Kuyumcular Odası Başkanı Salih Özman, konuya ilişkin İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Altın fiyatlarındaki düşüşün nedenlerine değinen Özman, geçtiğimiz hafta piyasaların ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırımı ihtimalini fiyatladığını belirtti. Küresel ölçekte yaşanan savaş ve enerji krizinin de piyasalarda etkili olduğunu ifade eden Özman, "Geçen hafta altın fiyatlarındaki düşüşün temel nedeni FED’in faiz artırımı beklentisiydi. Savaş ortamı ve enerji krizi de bu süreci etkiledi" diye konuştu. "Bu savaş ekonomik bir savaş" Savaş ve kriz dönemlerinde altının genellikle yükseldiğini hatırlatan Özman, mevcut durumun farklı olduğunu vurguladı. Özman, "Bu süreç yalnızca İran ile ilgili bir askeri gerilim değil. ABD’nin de içinde bulunduğu, doların gücünü korumaya yönelik bir finansal mücadele söz konusu. Yani bu savaş ekonomik bir savaştır" ifadelerini kullandı. "Savaş devam ederse altın düşebilir" Altın fiyatlarının seyrine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özman, "Altın 5 bin 500 dolar seviyelerine kadar yükseldi, ardından 4 bin 100 dolara kadar geriledi. Şu anda 4 bin 200 dolar seviyelerinde hareket ediyor. 4 bin 500 dolar güçlü bir direnç noktası. Eğer savaş devam ederse altın bir miktar daha düşebilir" dedi. Savaşın sona ermesi ve petrol fiyatlarının normale dönmesi halinde altının yeniden yükseliş trendine girebileceğini ifade eden Özman, yatırımcılara uzun vadeli düşünmeleri çağrısında bulundu. "Altın uzun vadeli bir yatırım aracıdır" Altının kısa vadeli al-sat aracı olmadığını vurgulayan Özman, "Süreç normale döndüğünde bugünkü seviyelerin üzerine çıkılması muhtemel. Vatandaşlarımızın altını uzun vadeli bir yatırım aracı olarak değerlendirmesi gerekir" şeklinde konuştu.
BTSO Akademi iş dünyasının dönüşümüne rehberlik ediyor
07 Ocak 2026 Çarşamba - 12:14 BTSO Akademi iş dünyasının dönüşümüne rehberlik ediyor Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Akademi, 2025 yılında da iş dünyasının değişen ihtiyaçlarına yanıt veren eğitim ve gelişim programlarıyla Bursa ekonomisine değer katmayı sürdürdü. Dijital dönüşümden dış ticarete, finans yönetiminden kurumsallaşmaya, yeşil dönüşümden mevzuat eğitimlerine kadar geniş bir yelpazede kurgulanan programlar, firmaların rekabet gücünü artırmaya yönelik önemli bir rehberlik sundu. Meslek komiteleri ve sektörlerden gelen talepler doğrultusunda şekillenen BTSO Akademi eğitimleri, 2025 yılı boyunca 46 farklı programda 4 bini aşkın katılımcıyı bir araya getirdi. Yapay zekâ destekli analiz sistemlerinden e-ihracat uygulamalarına, ihracat pazar fırsatlarından karbon ayak izi ve dijital ürün pasaportu gibi güncel başlıklara kadar pek çok konuda düzenlenen eğitimler, şirketlerin hem mevzuata uyumunu hem de dönüşüm süreçlerini destekledi. Yeni nesil eğitim programları BTSO Akademi, bilişim, tekstil, makine, gıda, kimya, sigorta, gayrimenkul ve hizmet sektörleri başta olmak üzere birçok alanda düzenlenen eğitimlerle firmaların güncel gelişmeleri yakından takip etmesine, yeni pazarlara açılmasına ve kurumsal yapılarını güçlendirmesine katkı sağladı. E-ihracat, dış ticaret, finansal okuryazarlık, ihracat destekleri, yeşil dönüşüm ve iş sağlığı-güvenliği gibi başlıklarda gerçekleştirilen programlar, iş dünyasının değişen dinamiklerine uyum sağlamasında önemli rol oynadı. 13 yılda 800 eğitim, 116 bin katılımcı 2013 yılından bu yana kesintisiz şekilde faaliyetlerini sürdüren BTSO Akademi kapsamında bugüne kadar 800’e yakın eğitim programı hayata geçirilirken, 116 bini aşkın katılımcı bu eğitimlerden faydalandı. BTSO Akademi, sektörlerin ihtiyaç duyduğu güncel bilgi, teknoloji ve mevzuat konularında sunduğu eğitimlerle Bursa iş dünyasının gelişimine öncülük etmeye devam ediyor. "Bilgiye yatırım yapan firmalar dönüşümü yönetir" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO Akademi’nin iş dünyasının değişen ihtiyaçlarına hızlı ve doğru yanıt veren stratejik bir yapı haline geldiğini vurguladı. Bilgi çağında rekabetin temel unsurunun nitelikli insan kaynağı ve sürekli öğrenme olduğunu ifade eden Burkay, "Bugünün iş dünyasında rekabeti sermaye, üretim kapasitesi ya da teknolojiyle sınırlı tutamayız. Bilgiyi doğru kullanan, değişimi zamanında okuyan ve insan kaynağını sürekli geliştiren firmalar rakiplerine göre çok daha büyük avantajlara sahip. BTSO Akademi’yi de tam olarak bu anlayışla kurguladık. Amacımız, firmalarımızın hem bugünün ihtiyaçlarına hem de geleceğin iş modellerine hazırlıklı olmasını sağlamak" diye konuştu. "BTSO Akademi firmaları dönüşüm yolculuğuna hazırlıyor" 2026 yılında da eğitim programlarının iş dünyasından gelen talep ve beklentileri doğrultusunda şekilleneceğini belirten Başkan Burkay, "Önümüzdeki dönemde dijitalleşme, yeşil dönüşüm, ihracat, finansal yönetim ve kurumsallaşma gibi alanlarda yeni nesil eğitim programlarımızı artırarak sürdüreceğiz. Eğitim içeriklerimizi, sahadan gelen beklentiler ve küresel gelişmeler ışığında sürekli güncelliyoruz. BTSO Akademi, firmalarımızın dönüşüm yolculuğunda rehberlik eden, işletmelerimizi geleceğe hazırlayan bir platform olmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.
Rönesans’ın yenilenebilir enerjide kurulu gücü 3,5 katına çıktı
07 Ocak 2026 Çarşamba - 11:56 Rönesans’ın yenilenebilir enerjide kurulu gücü 3,5 katına çıktı Rönesans, yenilenebilir enerji alanındaki büyüme stratejisi doğrultusunda önemli bir yatırımı daha portföyüne kattı. Zorlu Enerji tarafından işletilen Gökçedağ Rüzgâr Enerji Santrali (RES), Rönesans Yenilenebilir Enerji tarafından satın alındı. Söz konusu işlemle Rönesans’ın yenilenebilir enerjideki toplam kurulu gücü 577 MW’a ulaştı. Rönesans’ın, bu işlemle iki yıl önce 166 MW olan kurulu gücü yaklaşık 3,5 katına çıkmış oldu. Rönesans, yenilenebilir enerji portföyünü güçlendirmeye devam ediyor. Türkiye’nin temiz enerji dönüşümüne katkı sunma, sürdürülebilir ve yerli enerji üretimini artırma hedefi doğrultusunda büyümesini kararlılıkla sürdüren Rönesans’ın grup şirketlerinden Rönesans Yenilenebilir Enerji, toplam 135 MW lisanslı bağlantı kapasitesine sahip Gökçedağ RES’i satın aldı. 2,5 MW kapasiteli rüzgar türbinlerinden oluşan Gökçedağ RES, güçlü rüzgâr potansiyeli sayesinde yüksek ve sürdürülebilir enerji üretimi imkânı sunan stratejik bir yenilenebilir enerji yatırımı olarak öne çıkıyor. "Hedefimize bir adım daha yaklaştık" Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp, "Gökçedağ Rüzgâr Enerji Santrali’nin satın alınmasıyla birlikte, tamamı yeşil enerjiden oluşan kurulu gücümüz 577 MW’a ulaşırken, yenilenebilir enerji proje portföyümüz 1.400 MW seviyesine yükseldi. Son iki yıl içinde yenilenebilir enerji kapasitemizi yaklaşık 3,5 katına çıkardık. İnşa halinde olan ve geliştirmekte olduğumuz 8 yeni yatırımımız bulunuyor. 2028 yılına kadar yeşil enerji alanında 2 GW’lık yatırım gerçekleştirmeyi ve Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji oyuncusundan biri olmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlamaktan ve daha temiz, daha dayanıklı bir gelecek inşa etmekten gurur duyuyoruz" dedi. İlk günden itibaren gelir üretiyor Devralındığı ilk günden itibaren gelir üreten bir varlık niteliği taşıyarak Rönesans’a operasyonel ve finansal katkı sağlayacağı belirtilen Gökçedağ RES’in, mevcut altyapının etkin kullanımı sayesinde, ilave şebeke yatırımı gerektirmeden kapasite artışı ve yeni proje geliştirme potansiyeli taşıdığı aktarıldı. Santralin tüm bakım ve işletme faaliyetlerini bünyesine alarak operasyonel verimliliği artırmayı hedefleyen Rönesans, türbin yenileme (repowering) ve kapasite artışı yatırımlarıyla mevcut altyapıyı en verimli şekilde değerlendirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda, türbinlerin bir kısmının daha büyük ve verimli yeni nesil türbinlerle değiştirilmesiyle Türkiye’deki en büyük türbin yenileme (repowering) projelerinden birinin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Lisans kapsamında izin verilen kapasite artışı, mekanik güç yükseltimi uygulamaları sayesinde santralin kurulu gücünün artırılması; buna paralel olarak yıllık enerji üretiminin de önemli ölçüde yükseltilmesi planlanıyor. Uzun vadeli, önemli yatırım profili Gökçedağ RES, uzun vadeli lisans süresi ve istikrarlı üretim yapısıyla önemli bir yatırım profili sunuyor. Proje, geçmişte uluslararası finans kuruluşlarının desteğiyle hayata geçirilmiş olmasıyla da Türkiye yenilenebilir enerji sektöründe önemli bir kilometre taşı olarak konumlanıyor.
Maket konutta düşük fiyat tuzağına dikkat
07 Ocak 2026 Çarşamba - 11:44 Maket konutta düşük fiyat tuzağına dikkat BURSA (İHA) – Maket üzerinden yapılan konut satışlarında düşük fiyat vaadiyle tüketiciler mağdur ediliyor. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’la birlikte önemli güvenceler getirilmiş olsa da, kurallara aykırı satışlar hâlâ risk oluşturuyor. Uzmanlar vatandaşları birikimlerini makete yatırmamaları konusunda uyarıyor. Bursa Tüketiciler Derneği Başkanı Sıtkı Yılmaz, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce, özellikle düşük fiyatlı maket konut satışları nedeniyle çok sayıda tüketicinin mağdur olduğu, bu konuda sık sık şikâyet başvuruları alındığını belirtti. Yılmaz yeni yasa ile birlikte ruhsatı bulunmayan, bina tamamlama sigortası yapılmamış ve noter satışı olmadan gerçekleştirilen maket konut satışlarının yasaklanmasına rağmen cazip fiyatlarla sunulan bazı maket konut projelerinde tüketicilerin hâlâ riskle karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Yılmaz ayrıca ön ödemeli konut satışlarında tüketicilere cayma hakkı tanınırken, cayma durumunda zorunlu giderler dışında yapılan ödemelerin iade edilmesi gerektiğini de hatırlattı. Maketten konut almayı düşünen vatandaşların mutlaka ruhsat, sigorta ve sözleşme detaylarını kontrol etmesi gerektiğini vurgulayan Sıtkı Yılmaz, mağduriyetlerin tamamen önlenebilmesi için denetimlerin artırılmasının önemli olduğunu söyledi. Kazma vurulmadan maket konut satışı sona erdi ancak satış yapılıyor Yeni yasa ile tüketicilerin muhtemel mağduriyetinin önüne geçildiğini söyleyen Bursa Tüketiciler Derneği Başkanı Sıtkı Yılmaz, "6502 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önce sık sık maket üzerinden yapılan konut satışlarıyla ilgili mağdur şikayetleri almaktaydık. Ancak 6502 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte konut satışlarının belirli bir yasal çerçeve içerisinde yapılması zorunlu hale getirildi ve özellikle maket üzerinden yapılan satışların tüketici için güvenli olmadığını ve bu satışların belirli kurallara bağlandığını görüyoruz. Bu nedenle alınmaksızın satışların yapılması ya da resmi bir şekilde noter satışı olmaksızın satışlar ortadan kaldırıldı ve yasaklandı. Ayrıca konut finansman sözleşmelerinin mutlak surette yazılı bir şekilde yapılması zorunlu hale getirildi. Tüketicilerin maket üzerinden aldatılması, yanıltılması veya mağdur duruma düşürülmesi önlendi. Hatta büyük ölçekli konutlarda bina tamamlama sigortası getirildi. Şu anda da bütün satışlar tüketicinin korunması hakkındaki kanun çerçevesinde devam etmektedir. Tüketicilerimiz ön ödemeli konutlara başvuru halinde cayabilir ve caydıktan sonra da zorunlu giderler dışında diğer ödemelerini geri alabilirler. Artık maket satışlarına son verildi. Resmi bir şekilde yapılmayan, ruhsatı olmayan ve bina tamamlama sigortası yapmayan müteahhitlerden konut alımına yönelik tüketici korunmuş oldu ve şu an tüketicinin korunması hakkındaki kanun güvencesiyle tüketici korunmaktadır. Bu yeni getirilen hususlarla tüketici daha güven içerisinde alışveriş yapabilmekte, konut alabilmektedir" şeklinde konuştu. Öte yandan, bakanlığın böyle bir kararı olmasına rağmen Bursa’da onlarca müteahhit firma maket üzerinden satışa ve inşaat başlamadan kampanyayı sürdürmeye devam ediyor. Bursalı bazı firmaların başka şehirlerde yaptıkları satışların reklamlarını da şehrin önemli noktalarında billboardlara reklam vererek duyurması ise dikkat çekiyor. Uzmanlar, maketten satışlarda tüketicilerin Atış Yapı benzerinde olduğu gibi mağduriyet yaşamaması için mutlaka hukuki destek alması gerektiğine dikkat çekiyorlar.
Denizlili tekstilciler Heimtextil hazırlıklarını gözden geçirdi
07 Ocak 2026 Çarşamba - 11:24 Denizlili tekstilciler Heimtextil hazırlıklarını gözden geçirdi DENİZLİ (İHA) – Almanya’da 13–16 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek ve dünyanın en prestijli ev tekstili fuarları arasında yer alan Heimtextil Fuarı öncesindei Denizli’de sektör temsilcileri istişare toplantısında 12. kez bir araya geldi. Sektör temsilcileri, fuar katılımcısı firmalar ve DENİB ailesinin yoğun katılım sağladığı toplantıda; Heimtextil 2026 hazırlıkları, küresel pazarlardaki güncel gelişmeler ve sektörün beklentileri ele alındı. Toplantı, katılımcı firmaların görüş ve önerilerinin paylaşılmasıyla istişare ortamında gerçekleştirildi. Heimtextil 2026 Fuarı’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, Denizli’nin ev tekstilindeki güçlü konumuna dikkat çekerek, 2026 yılında fuardaki Türkiye katılımcılarının yüzde 28’inin Denizli firmalarından oluştuğunu belirtti. Denizli’nin, 4 bin 954,5 metrekare toplam sergileme alanı ile Bursa’nın ardından ikinci sırada yer aldığını vurgulayarak, Denizli’nin üretim gücü, ihracat kapasitesi ve marka değeriyle ev tekstili sektöründe Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri olmaya devam ettiğini ifade etti. DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu açıklamalarına şu şekilde devam etti: "Heimtextil İstişare Toplantılarımız, üyelerimizle bir araya gelerek fuar öncesi beklentileri değerlendirdiğimiz, sektörümüz adına büyük önem taşıyan geleneksel bir buluşma haline geldi. 2026 yılında Heimtextil Fuarı’nda Turkish Towels markamızla 10. kez yer almanın gururunu yaşıyoruz. Bu yıl Hall 5.1 A11 lokasyonunda yer alan yeni standımızda, Türk ev tekstilinin kalitesini ve tasarım gücünü uluslararası ziyaretçilere tanıtacağız. Fuarın yoğun noktalarında Turkish Towels temalı tanıtım görsellerimiz yer alacak, katılımcı firmalarımızın iletişim bilgilerini içeren bilgilendirme kataloğumuzu da fuar süresince dağıtacağız. Bilindiği gibi, Denizli ev tekstilinin üretim merkezi.3 Ocak’ta açıklanan ihracat rakamlarında hem ev tekstili hem de havlu, bornoz ve nevresim gruplarında liderliğimizi koruduk. Yıllık yaklaşık 3.5 milyar dolarlık ev tekstili ihracatının yarıya yakını Denizli’den gerçekleşiyor. Benzer şekilde Türkiye havlu ihracatının yüzde 76’sı, bornoz ihracatının yüzde 66’sı ve nevresim ihracatının yüzde 61’i Denizli’den yapılıyor. Ancak şunu da önemle ifade etmek isterim ki, bu veriler sadece Denizli’den ihraç edilen ürünlerin yüzdesi. Şehrimizde üretilip, farklı şehirlerden ihracat çıkışları yapılan havlu, bornoz ve nevresimi baz alırsak, bu oranın yüzde 90 seviyelerine geldiğini rahatlıkla ifade edebiliriz. Heimtextil’i her zaman sektörümüzün bayramı olarak görüyoruz. Bu büyük organizasyonda ülkemizi ve Denizli’mizi başarıyla temsil edecek tüm firmalarımıza şimdiden verimli ve başarılı bir fuar diliyorum."
Milas Belediyesi suya zam yaptı
07 Ocak 2026 Çarşamba - 11:21 Milas Belediyesi suya zam yaptı Milas Belediye Meclisi’nde alınan kararla belediye bünyesinde satışı yapılan pet su, bardak su ve damacana fiyatlarına zam yapıldı. Milas Belediye Meclisi’nin 06.01.2026 tarih ve 2026/13 sayılı kararı doğrultusunda, İşletme ve İştirakler Müdürlüğü gelir tarifesinde yer alan pet su, damacana ve bardak su fiyatları bütçe komisyonuna havale edildi. Komisyon, 6 Ocak 2026 Salı günü saat 14.50’de, Mali İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 28. maddesi gereğince toplanarak yeni fiyat tarifelerini belirledi. Komisyon toplantısında alınan karara göre yeni satış fiyatları şu şekilde oldu: 130 ml bardak su (120’li): 70 TL + KDV, 200 ml bardak su (72’li): 60 TL + KDV, 250 ml bardak su (72’li): 70 TL + KDV, 0.33 litre pet su (24’lü): 58 TL + KDV, 0.50 litre pet su (12’li): 30 TL + KDV, 1 litre pet su (6’lı): 30 TL + KDV, 1.5 litre pet su (6’lı): 33 TL + KDV, 5 litre pet su (4’lü): 60 TL + KDV, 19 litre damacana: 32 TL + KDV. Öte yandan plan ve bütçe komisyon raporunda, bayiler için yeni bir satış kotası da belirlendi. Buna göre, yıllık en az 150 bin litre su satın alma şartı getirildi. Bu miktarı karşılamayan bayilerle yapılan bayilik sözleşmelerinin iptal edilmesine yönelik düzenleme de mecliste görüşüldü. Hazırlanan plan ve bütçe komisyon raporu, Milas Belediye Meclisi’nde oy birliğiyle kabul edilerek imza altına alındı.
Denizlerdeki durgunluk tezgaha yansıdı
07 Ocak 2026 Çarşamba - 11:17 Denizlerdeki durgunluk tezgaha yansıdı Kocaeli’deki tezgahlarda balık miktarı azaldı. Balıkçı Kemal Bineklioğlu, "Bu sene kırım senesi. Nasıl meyve-sebze de düşüş olduysa, balıkta da aynı durum var. Bu yıl balıkta yokluk yaşıyoruz" dedi. Kocaeli’de balık sezonunun en verimli aylarının geride kalmasıyla birlikte tezgahlarda durgunluk yaşanıyor. İzmit’te balıkçılık yapan Kemal Bineklioğlu, sezonun doğal döngüsü ve güncel fiyatlar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bineklioğlu, her yıl eylül ayında başlayan balık bolluğunun ocak ayına kadar sürdüğünü, bu tarihten itibaren şubat sonuna kadar ise denizlerde balık miktarının en alt seviyeye indiğini kaydetti. Bu döngünün yüzyıllardır değişmediğini belirten Bineklioğlu, "Hamsi bu dönemde azalır ve göç eder. Şubat ayının sonundan nisan ayına, hatta yaza kadar balık yeniden toparlanır ve mayıs ayındaki av yasağına kadar vatandaşın tüketebileceği balıklar çıkar" dedi. "Bu yıl balıkta yokluk senesi" Bu sezonun önceki yıllara göre biraz daha verimsiz geçtiğine de dikkati çeken Bineklioğlu, tarım ürünlerindeki rekolte düşüklüğüne benzer bir durumun denizlerde de yaşandığını ifade eti. Bineklioğlu, "Bu sene kırım senesi. Nasıl meyve-sebze de düşüş olduysa, balıkta da aynı durum var. Bu yıl balıkta yokluk yaşıyoruz" diye konuştu. "Balık doğal bir yiyecek" Balığın hala kırmızı ete alternatif olduğunu söyleyen Bineklioğlu, şunları kaydetti: "Hamsi 250-400 lira, istavrit 200 lira, mezgit 350 lira, tekir 400 lira, uskumru 250 lira. Bu fiyatlara piyasadan hiçbir kırmızı et ürünü alamazsınız. Balık doğal bir yiyecek. Tavuk 40 günde şişirilen bir ürün. ’Tavuk yenmez’ demiyorum, ben de yiyorum, haftada bir gün kesinlikle yerim ama balığı her gün yeseniz de zarar vermez. Sağlıklı bir besin olduğu için vatandaşın balığı tercih etmesini isterim." Tezgahlarda güncel fiyatlar Balık miktarındaki azalma etiketlere de yansıdı. Tezgahlarda hamsinin kilogramı 250 ile 500 lira arasında değişirken, istavrit 200-300, mezgit 350-500, tekir 400-450, uskumru 250, çinekop ise 600 liradan satılıyor. Deniz çuprasının tanesi 350, deniz levreğinin tanesi ise 450 liradan alıcı buluyor.
Ahmet Kazaz: "Trabzon’un gidişatı alarm veriyor"
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:39 Ahmet Kazaz: "Trabzon’un gidişatı alarm veriyor" Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Meclis Üyesi Ahmet Kazaz, Trabzon’un ihracat, sanayi ve demografik verilerinin ciddi bir kırılmaya işaret ettiğini belirterek "Şehrin geleceği kolektif akıl ve doğru modelleme ile yeniden inşa edilmelidir" dedi. Türkiye’nin ihracat ve ithalat rakamlarının açıklanmasının ardından değerlendirmelerde bulunan Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Meclis Üyesi Ahmet Kazaz, Trabzon’un ekonomik göstergelerinin ülke ortalamasının gerisinde kaldığını söyledi. Türkiye genelinde mal ihracatının yüzde 4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Kazaz, Trabzon’un ihracatının ise 2024 yılına göre yüzde 22,4 düşüşle 2025’te 1 milyar 73 milyon dolar olarak gerçekleştiğine dikkat çekti. Kazaz, bu gerilemede fındık ihracatındaki düşüşün önemli payı olduğunu ifade etti. "Demografik yapı da risk sinyali veriyor" Şehrin ticari ve demografik verilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kazaz, Trabzon’un mevcut gidişatını "Freni patlamış bir kamyonun yokuş aşağı ilerlemesine" benzetti. Türkiye genelinde nüfus artışı sürerken, Trabzon’da nüfusun azaldığını belirten Kazaz, genç nüfusun şehirden ayrılması, emekli nüfusun artması ve çalışan sayısındaki düşüşün tabloyu daha da ağırlaştırdığını söyledi. "Büyük firma sayısında gerideyiz" Türkiye genelinde yapılan Birinci ve İkinci 500 Büyük Firma Araştırmalarına da değinen Kazaz, 2024 verilerine göre Trabzon’un yalnızca 3 firma ile listelerde yer alabildiğini, Samsun’un 13, Ordu’nun 8 ve Giresun’un 5 firma ile Trabzon’un önünde olduğunu kaydetti. Bu durumun sanayi ve üretim yapısının yeniden ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. "Trabzon’un güçlü avantajları var" Tüm olumsuzluklara rağmen Trabzon’un önemli fırsatlara sahip olduğunun altını çizen Kazaz, kentin iklim değişikliği, su kaynakları ve deprem riski açısından avantajlı bir coğrafyada bulunduğunu ifade etti. Kazaz, üniversiteler, lojistik konum, fiber altyapı ve güçlü diaspora yapısının Trabzon’un potansiyelini artırdığını söyledi. "Şehrin geleceği için ortak akıl şart" Trabzon’un bütüncül bir modellemeye ihtiyaç duyduğunu belirten Kazaz, şehrin tüm paydaşlarının ortak akıl ve takım bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurguladı. "Şehrin reçetesi, bireysel öngörülerle değil; kolektif bir vizyonla hazırlanmalıdır. Kadim şehir Trabzon’un bu eksi gidişine hep birlikte ‘dur’ demeliyiz. Unutulmamalıdır ki, yönü olmayanın yolu olmaz" diyen Kazaz, belirlenen yol haritası doğrultusunda herkesin kendi alanında sorumluluk almasının önemine dikkat çekti.
Başkan Özmeriç’ten deftere tabi olan esnaf ve sanatkara uyarı
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:37 Başkan Özmeriç’ten deftere tabi olan esnaf ve sanatkara uyarı Aydın Şoförler Odası Başkanı Semih Özmeriç, 13. Aralık 2025 Tarihli ve 586 Sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’ndeki kararların 01 Ocak 2026 tarihi uygulamaya geçtiğini hatırlatarak basit usulden gerçek usule geçen esnaf ve sanatkarın büyük cezalarla karşılaşmaması için dikkatli olmasını önerdi. Muhasebesel açıdan yapılan yanlışların büyük cezalara neden olabileceğini kaydeden Özmeriç, "Bahse konu tebliğ ile anılan kararname kapsamında 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilecek olan esnaf ve sanatkarımız yeni bir döneme girdi. Zor şartlarda ekmeğini kazanma derdinde olan esnaf ve sanatkarımız bu yönde ceza yükü ile karşı karşıya kalmaması için en azından kendilerine yetecek ölçüde muhasebe eğitimi almasını öneriyorum. Çünkü muhasebesel anlamda yapılan yanlışlar telafisi imkansız cezai sonuçlar doğurabiliyor" diyerek basit usulden gerçek usule geçen tüm esnaf ve sanatkarın duyarlı olmasını istedi. Aydın Şoförler Odası olarak yeni yıl öncesi bu konuda tüm şoför esnafını kapsayacak şekilde eğitimlerin düzenlediğini kaydeden Özmeriç, "1 Ocak itibariyle nüfusu 30 binin olan ilçelerde basit usul sistemle faaliyetlerini sürdüren esnaf ve sanatkar gelir mükellefi oldu. Bu yükümlülük esnaf ve sanatkarımıza beyanname verme ve defter tutma zorunluluğu getirdi. Bu durum ayrı bir maliyet artışına neden olurken sadece ilimizde onbinlerce esnaf ve sanatkar vergi ve KDV ile tanışmış oldu. 31 Aralık tarihine kadar gelir vergisi ve KDV’den muaf olan esnaf ve sanatkarımızın omuzuna yüklenen bu yeni sistemin daha adil olabilmesi bakımından Maliye Bakanlığı’nın vergilendirme diliminde ve KDV oranlarında düzenleme yapılması konusunda beklentimiz var" diye konuştu.