EKONOMİ
Manisa kendi enerjisini üretecek 25 Mart 2026 Çarşamba - 19:07:36 Manisa Büyükşehir Belediyesi, enerji sektöründe önemli bir adım attı. "Yeşil Dönüşüm" hareketinin öncüsü olması hedeflenen Manisa Enerji AŞ’nin lansmanı, geniş bir katılımla yapıldı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Manisa’nın geleceğini aydınlatacak, doğayla barışık ve teknolojiyle örülmüş yeni bir dönemin meşalesini yakıyoruz. Manisalı hemşehrilerimize etiket fiyatlarından 1 yıl boyunca yüzde 10 indirim yapıyoruz" dedi. Manisa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir enerji yatırımlarına bir yenisini ekleyerek Manisa Enerji AŞ’yi kamuoyuna tanıttı. Lansman öncesi CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in tebrik mesajı okundu; ardından Manisa Enerji’nin vizyonunu anlatan tanıtım videosu gösterildi. Manisa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, şirketin vizyonunu ve hedeflerini yaptığı sunumla anlattı. İstanbul Enerji AŞ Genel Müdürü Yüksel Yalçın da İstanbul’da hayata geçirdikleri enerji projeleri ile ilgili bir konuşma yaptı. Manisa Enerji AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Aksoy, yaptığı sunumda şirketin kuruluş felsefesini anlattı. Merhum Ferdi Zeyrek’in vizyonuyla temelleri atılan bu hayali gerçeğe dönüştürmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Aksoy, "Bu hayalin gerçeğe dönüşmesinde Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Besim Dutlulu’nun ortaya koyduğu vizyon ve güçlü destek bizlere yol gösterdi. Manisa artık yalnızca enerjisini tüketen değil, enerjisini üreten bir şehir olma yolunda kararlı adımlar atıyor. Doğanın gücünü geleceğin vizyonuyla buluştururken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanet ettiği değerlere sahip çıkarak ilerliyoruz" dedi. "Küresel vizyon 2050’de net-sıfır emisyon" Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, konuşmasında Manisa Enerji AŞ’nin stratejik önemine vurgu yaptı. Şubat ayında imzalanan "Belediye Başkanları Küresel İklim ve Enerji Sözleşmesi (GCoM)" ile Manisa’nın dünyanın en büyük kentsel iklim koalisyonuna dahil olduğunu hatırlatan Başkan Dutlulu, şu ifadeleri kullandı: "Bugün burada sadece bir şirketin tanıtımını yapmıyoruz; Manisa’nın geleceğini aydınlatacak, doğayla barışık ve teknolojiyle örülmüş yeni bir dönemin meşalesini yakıyoruz. Attığımız bu imza, evlatlarımıza iklim krizine karşı dirençli, havası temiz ve doğası canlı bir Manisa bırakacağımıza dair verdiğimiz bir sözdür. 2050 yılındaki ‘Net-Sıfır Emisyon’ hedefimiz doğrultusunda Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planımızı (SECAP) şehrimizin anayasası olarak güncelliyoruz. Valiliğimizden üniversitemize, sanayi odalarımızdan sivil toplum kuruluşlarımıza kadar tüm paydaşlarımızın katılımıyla Manisa’nın iklim kırılganlıklarını ve risk haritalarını ortak akılla belirliyoruz" "Dirençli bir şehir inşa ediyoruz" Dirençli bir şehir modeli inşa etmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Dutlulu, "Belediyemiz bünyesinde kurduğumuz İklim Değişikliği Komitesi ile çalışmalarımızı kurumsal bir yapıya kavuşturduk. Bilimsel veriler ışığında; tarımdan sanayiye, enerji verimliliğinden yeşil bina uygulamalarına kadar her alanda dirençli bir şehir modeli inşa etmeyi hedefliyoruz. İklim krizinin en somut etkisi olan su stresiyle mücadele kapsamında MASKİ Genel Müdürlüğümüz organizasyonunda DSİ ile stratejik iş birliğimizi güçlendiriyoruz. Şehrimizde yağmur suyu hasadı ve gri su kullanımını yaygınlaştırıyor, su kaynaklarımızı korumak adına geçirgen yüzey malzemeleri ve modern sulama tekniklerini hayata geçiriyoruz. Şehrimizin dört bir yanına kazandırdığımız ve sayısını her geçen gün artırdığımız su göletleri ile tarımsal sulamada can suyu oluyoruz. Yalnızca su depolamakla yetinmiyor; suyun her damlasını kıymetli kılan modern sulama tekniklerini ve yağmur suyu hasadı uygulamalarını hayata geçiriyoruz. Belediyemize ait tüm taşınmazlarda enerji verimliliği taraması başlatarak kamu binalarımızı "Yeşil Bina" sertifikasyon sürecine hazırlıyoruz. Sokak aydınlatmalarımızı modern ve tasarruflu sistemlerle yenilerken, projelerimizi uluslararası fon ve hibe programlarıyla destekleyerek şehrimize artı değer katıyoruz" dedi. "Manisa’nın parası Manisa’da kalsın istiyoruz" Manisa Enerji’nin kuruluş amacını ve vizyonuna değinen Başkan Dutlulu, "Dünya değişiyor, iklim krizi artık kapımızda değil, hayatımızın tam merkezinde. Bizler bu değişim karşısında sadece bugünü kurtaran değil, evlatlarımızın geleceğini teminat altına alan bir belediyecilik anlayışını savunuyoruz. İşte Manisa Enerji, tam da bu sorumluluk bilinciyle güvenin, sürdürülebilirliğin ve hizmetin adı olarak doğdu! Peki, neden Manisa Enerji? Çünkü Manisa Enerji, sadece bir enerji tedarikçisi değil, şehrimizin enerji ekosistemini dönüştüren teknolojik bir merkezdir. Dünyanın en gelişmiş şehirlerinde hangi teknoloji varsa, Manisa Enerji ile bizim sokaklarımızda da o olacak. 48,4 milyon kilowatt-saat seviyelerine ulaşan tedarik hacmimizle kamu kurumlarından işletmelere kadar devasa bir ağa kesintisiz güç sağlıyoruz. Çünkü biz istiyoruz ki; Manisa’nın parası Manisa’da kalsın! İstiyoruz ki; bu şehrin sanayicisi, esnafı ve kamu kurumları enerjisini Manisa’nın öz kaynaklarından, Manisa’nın güneşinden alsın. Biz sadece elektrik tedarik etmiyoruz; biz Manisa’nın ekonomik gücünü tahkim ediyor, şehrimizin çevresel geleceğine doğrudan imzamızı atıyoruz" dedi. "Güneşin gücünü her eve her işletmeye taşımaya kararlıyız" Başkan Dutlulu, "Manisa Enerji, sadece bir tabela değil, topyekün bir ‘Yeşil Dönüşüm’ hareketidir. ‘Elektrik faturanı güneş ödesin’ diyerek yola çıktık. Çatılardan büyük ölçekli projelere kadar güneşin gücünü her haneye, her işletmeye taşımaya kararlıyız. Ücretsiz keşif ve fizibilite çalışmalarımızla süreci başlatıyor; projelendirmeden resmi onay takibine kadar her adımı uçtan uca yönetiyoruz. Buradan tüm hemşerilerimize sesleniyorum: Evinizin çatısına kuracağınız her panelde Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin imzası ve güveni var. Sadece kurulum değil, hibrit depolama çözümlerimizle de kesintisiz enerjiyi kapınıza getiriyoruz. Ancak bizim vizyonumuz sadece çatılarla sınırlı değil; biz bu enerjiyi toprağın bereketiyle birleştiriyoruz" dedi. Manisalı üreticilere yönelik önemli çalışmalar yaptıklarını belirten Başkan Dutlulu, "Çiftçimizin en büyük maliyet kalemi olan enerji ve su kullanımını optimize etmek adına, damlama sulama sistemlerine yönelik çok güçlü bir destek süreci başlattık. Modern sulama sistemlerine geçişi teşvik ederek hem su tasarrufu sağlıyor hem de enerji verimliliğini tarlalarımıza taşıyoruz. Manisa’nın üreticisi artık daha az maliyetle daha modern yöntemlerle toprağını işleyecek" dedi. Manisa’nın sürdürülebilir enerji stratejileriyle artık küresel ölçekte takip edilen bir ‘dünya şehri’ kimliği kazandığını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, şehrin dijital ve çevreci dönüşümünü şu sözlerle özetledi: "Şehrimizin dört bir yanını çevre dostu şarj istasyonlarıyla donatıyor, Manisa’yı elektrikli araç çağına hazırlıyoruz. Yapay zeka destekli izleme platformlarımızla operasyonel süreçlerde yüksek verimlilik sağlıyor; reaktif güç takibi ve akıllı alarm mekanizmalarıyla işletmelerimizin maliyet risklerini en aza indiriyoruz. Manisa Enerji AŞ, sanayi kuruluşlarımıza ISO 14064 standartlarıyla uyumlu dijital altyapı çözümleri sunarak karbon ayak izi yönetiminde rehberlik ediyor. Biz burada sadece enerji üretmiyoruz; Manisa’nın yarınlarını küresel standartlarla mühürlüyoruz" Başkan Dutlulu’dan indirim müjdesi Şeffaf ve izlenebilir bir yönetim modelini şehirde kurumsallaştırdıklarını ifade eden Başkan Dutlulu, büyük vizyonda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ederek konuşmasını şu müjdeyle tamamladı: "Manisa artık sadece tarımı ve sanayisiyle değil, sürdürülebilir enerji stratejileriyle de parlayan bir yıldızdır. Bu devasa vizyonun en güçlü kalesi olan Manisa Enerji AŞ’nin tüm hemşerilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu büyük adımın sevincini paylaşmak adına, Manisalı hemşerilerimize enerji etiket fiyatları üzerinden bir yıl boyunca yüzde 10 indirim uygulanacağının müjdesini veriyorum." Lansman programı, protokol üyeleri ve katılımcıların günün anısına çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi. Törenin ardından Manisa Enerji AŞ yetkilileri, şirketin faaliyet alanları ve hedefleri hakkında konuklara bilgiler verdi. Lansman toplantısına Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun yanı sıra, CHP Manisa Milletvekili Selma Aliye Kavaf, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper Kırkağaç Belediye Başkanı Üstün Dönmez, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, CHP ilçe başkanları, Türkiye Enerji Platformu temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.
25 Mart 2026 Çarşamba - 18:58 Kastamonu’da defne üretimi 3 bin hektarın üzerine çıktı Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, Kastamonu’da yürütülen proje sayesinde defne üretiminin 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktığını ve 70 ailenin geçimini defneden sağladığını söyledi. Kastamonu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde Orman Fakültesi ile "Toprağın Hekimleri" adlı televizyon programı iş birliğinde gerçekleştirilen "Tarımda Geleceği Savunmak" konulu konferansta tarım ele alındı. İlahiyat Fakültesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programda, alanında uzman isimler tarımın geleceğini masaya yatırdı. "Toprağın Hekimleri" programı sunucusu Harun Göksel’in moderatörlüğünü yaptığı programda, tarımda sürdürülebilirlik, kırsal kalkınma, biyoçeşitlilik ve hayvancılık konuşuldu. "Defnenin üretimi, ekonomiye kazandırma projesiyle 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktı" Programın açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, "Kastamonu Üniversitesi, özellikle ihtisaslaştığı ormancılık ve tabiat turizminde gerek iline gerek de bölgesine katma değerli üretim ve işbirlikleri noktasında önemli hizmetler vermektedir. Üniversitemiz özellikle kamu kurumları, kooperatifler, STK’lar, iş dünyasıyla beraber sektörel programlar kapsamında başta girişimcilik olmak üzere, akabinde nitelikli iş gücü eğitimi, devamında beraber ortaklaşa proje geliştirme kültürü noktasında önemli çalışmalara imza atmış, sahada karşılık bulmuş ve bunları devam ettirmektedir. Özellikle kırsal kalkınmada ormancılıkta önemli bir yere sahip olan odun dışı orman ürünlerinin ekonomiye kazandırılması ve katma değerli ürünlere dönüştürülmesi noktasında Orman Genel Müdürlüğümüzün destekleri, Rektörümüz Ahmet Hamdi Topal’ın bu noktadaki işbirliğiyle beraber Cide’de başlatılan defnenin üretimi, ekonomiye kazandırma projesiyle 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıkmış ve ilerleyen süreçte daha da artırılması hedeflenmektedir. Orman Bölge Müdürlüğü’nün envanter verilerine baktığımızda sadece 3-4 yıl içerisinde bu bölgede üretilen defne yaprağının üretiminin 300 tondan 3 bin tona çıktığını görüyoruz. Bu ciddi bir gelişme ve yaklaşık 70 civarında ailenin burada istihdam edilip, gelir elde ettiğini görüyoruz. Kırsal kalkınma noktasında önemli çalışmalardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Tabiat turizmi noktasında 60’ın üzerinde projeyi hayata geçirdik" Kastamonu ile özdeşleşen kestane balının da tescil edildiğini belirten Küçük, "Bunun katma değere dönüştürülmesi noktasında Merkezi Araştırma Laboratuvarı’nda uluslararası akredite noktasında analizler yapılarak, kamuoyuna, sektöre kazandırılması ve ticari değerinin hakikaten ekonomik olarak kat kat artması noktasında vesile oldu. Coğrafi işaretlerin alınmasında, bazı kadın girişimci derneklerin kurulmasında yine paydaşlarımızla iş birliği içerisinde bunlara destek olmaya çalıştık. Ormancılık ve tabiat turizmi adına sadece bunlar değil, orman emniyeti sektöründe sektörel iş birlikleriyle beraber, diğer taraftan da tabiat turizmi noktasında paydaşlarımızla iş birliğiyle 60’ın üzerinde projeyi hayata geçirdik. Bu projelerin olmazsa olmaz şartlarından bir tanesi de paydaşlarla iş birliğinin bu projenin içerisinde olmasıdır. Bunların yavaş yavaş sahada yansımasını görüyoruz. Kastamonu Üniversitesi olarak sadece kampüs sınırlarında değil, bütün paydaşlarımızla her daim sahada olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "250’ye yakın endemik bitkinin bulunduğu bir coğrafyada yaşıyoruz" Orman Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney ise, "Kastamonu’da bir şey üretmek isterseniz elinizde avantajlı bir alan var. Türkiye’de her yetişen bitkinin bulunduğu bir coğrafyaya sahibiz. Türkiye’de 600 tane soğanlı süs bitkisi var peyzajda kullanılabilecek. Bunların bir kısmı bizim kendi coğrafyamızın içerisinde. Tarım ve Orman Bakanlığımız belirli endemik türlerin üretilmesine müsaade etmiş. Belirli türleri koruyarak, rezerve alanı gibi düşünerek bu konuda çeşitli koruma tedbirleri almış. Amaç sadece korumak, kollamak mevzusu değil. Bunlardan yerli ve milli belli bir üretim potansiyelini oluşturmaya çalışmak. Türkiye’de 160’a yakın olan salep türü bölgemizde 50 civarındadır. Dolayısıyla da bu noktada hem biyokaçakçılığa hem kontrolsüz toplamaya sebebiyet verecek durumlar söz konusu. Niye salepten girdik konuya; çünkü ekonomik anlamda ciddi bir potansiyele sahip" şeklinde konuştu. "Kenevir bitkisinin sadece lif teknolojisi üzerinden değil, ilaç ham maddesi üretiminde kullanılması gerekiyor" Yüzde 67’si ormanlık olan Kastamonu’da orman köyünün fazla olduğunu belirten Güney, "Gelir seviyeleri ormandan istifade edebilmeyi şu anda yeterli kılmıyor. Yani sadece tomruk üzerinden odunu değerlendirme noktası. Burası için çok yetersiz kalan bir ekonomik yaklaşım tarzı. Bizim odun dışı orman ürünleri dediğimiz, bu tomruğun dışında kalan ürünleri biraz önce kaynak değerleri açısından sınıflandırılan noktalarda da değerlendirme olanağımız var. Biz kırsalı nerede görüyoruz; pazar yerinde görüyoruz. Topladıkları yenebilen bitki türleriyle, kendi yetiştirdikleri ürünlerle ama bu ürünler aradaki zincir durumu çok fazla olduğunda üreticiye bir şey bırakmıyor. O yüzden de üretici ile son tüketici arasındaki aracıları mümkün olduğunca kaldırıp, direkt olarak bir üretim modeli geliştirmek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Evcin de, insan ile yaban hayatı arasındaki ilişkiye değindi. Canlıların yaşam alanlarının giderek daraldığını belirten Doç. Dr. Evcin, yaban hayatının insan yaşamını destekleyen önemli bir unsur olduğunu hatırlatarak, bu dengenin korunmasının ortak sorumluluk olduğunu söyledi. Doç. Dr. Evcin, ayrıca insan ve yaban hayatının aynı coğrafyayı daha uyumlu nasıl paylaşabileceği sorusunun güncelliğini koruduğunu ifade etti. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği (KÖYKOOP) Başkanı Erol Akar ise kooperatifleşmenin önemine değindi. Kastamonu Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adem Canbaz da küçükbaş hayvancılığın orman ekosistemiyle ilişkisiyle ilgili konuşarak, doğru yönetildiğinde küçükbaş hayvancılığın doğaya zarar vermediğini dile getirdi. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından katılımcılara teşekkür plaketlerinin takdim edilmesiyle sona erdi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 18:40 Kastamonu’da defne üretimi 3 bin hektarın üzerine çıktı Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen "Tarımda Geleceği Savunmak" konulu programda konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, Kastamonu’da yürütülen proje sayesinde defne üretiminin 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktığını ve 70 ailenin şu anda geçimini sağladığını söyledi. Kastamonu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, Orman Fakültesi ile "Toprağın Hekimleri" televizyon programı iş birliğinde gerçekleştirilen konferansta tarım ele alındı. İlahiyat Fakültesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programda, alanında uzman isimler tarımın geleceğini masaya yatırdı. "Toprağın Hekimleri" programı sunucusu Harun Göksel’in moderatörlüğünü yaptığı programda, tarımda sürdürülebilirlik, kırsal kalkınma, biyoçeşitlilik ve hayvancılık konuşuldu. "Defnenin ekonomiye kazandırma projesi 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıktı" Programın açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, "Kastamonu Üniversitesi, özellikle ihtisaslaştığı ormancılık ve tabiat turizminde gerek iline gerek de bölgesine katma değerli üretim ve işbirlikleri noktasında önemli hizmetler vermektedir. Üniversitemiz özellikle kamu kurumları, kooperatifler, STK’lar, iş dünyasıyla beraber sektörel programlar kapsamında başta girişimcilik olmak üzere, akabinde nitelikli iş gücü eğitimi, devamında beraber ortaklaşa proje geliştirme kültürü noktasında önemli çalışmalara imza atmış, sahada karşılık bulmuş ve bunları devam ettirmektedir. Özellikle kırsal kalkınmada ormancılıkta önemli bir yere sahip olan odun dışı orman ürünlerinin ekonomiye kazandırılması ve katma değerli ürünlere dönüştürülmesi noktasında Orman Genel Müdürlüğümüzün destekleri, Rektörümüz Ahmet Hamdi Topal’ın bu noktadaki işbirliğiyle beraber Cide’de başlatılan defnenin ekonomiye kazandırma projesi 800 hektardan 3 bin hektarın üzerine çıkmış ve ilerleyen süreçte daha da artırılması hedeflenmektedir. Orman Bölge Müdürlüğü’nün envanter verilerine baktığımızda sadece 3-4 yıl içerisinde bu bölgede üretilen defne yaprağının üretiminin 300 tondan 3 bin tona çıktığını görüyoruz. Bu ciddi bir gelişme ve yaklaşık 70 civarında ailenin burada istihdam edilip gelir elde ettiğini görüyoruz. Kırsal kalkınma noktasında önemli çalışmalardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Tabiat turizmi noktasında 60’ın üzerinde projeyi hayata geçirdik" Kastamonu ile özdeşleşen kestane balının tescil edildiğini belirten Küçük, "Bunun katma değerlerine dönüştürülmesi noktasında Merkezi Araştırma Laboratuvarında uluslararası akredite noktasında analizler yapılarak kamuoyuna, sektöre kazandırılması ve ticari değerinin hakikaten ekonomik olarak kat kat artması noktasında vesile oldu. Coğrafi işaretlerin alınmasında, bazı kadın girişimci derneklerin kurulmasında yine paydaşlarımızla iş birliği içerisinde bunlara destek olmaya çalıştık. Ormancılık ve tabiat turizmi adına sadece bunlar değil, orman emniyeti sektöründe sektörel iş birlikleriyle beraber diğer taraftan da tabiat turizmi noktasında paydaşlarımızla iş birliğiyle beraber 60’ın üzerinde proje hayata geçirmektedir. Bu projelerin olmazsa olmasının şartlarından bir tanesi de belki de bu programın mihenk taşı oluşturacak olan muhakkak paydaşlarla iş birliğinin bu projenin içerisinde olmasıdır. Bunların yavaş yavaş sahada yansımasını görüyoruz. Kastamonu Üniversitesi olarak sadece kampüs sınırlarında değil, bütün paydaşlarımızla her daim sahada olmaya beraber olduk, devam edeceğiz" diye konuştu. "250’ye yakın endemik bitkinin bulunduğu bir coğrafyada yaşıyoruz" Orman Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney ise, "Kastamonu’da bir şey üretmek isterseniz elinizde avantajlı bir alan var. Türkiye’de her yetişen bitkinin bulunduğu bir coğrafyaya sahibiz. Türkiye’de 600 tane soğanlı süs bitkisi var peyzajda kullanılabilecek. Bunların bir kısmı bizim kendi coğrafyamızın içerisinde. Tarım ve Orman Bakanlığımız belirli endemik türlerin üretilmesine müsaade etmiş. Belirli türleri koruyarak, rezerve alanı gibi düşünerek bu konuda çeşitli koruma tedbirleri almış. Amaç sadece korumak, kollamak mevzusu değil. Bunlardan yerli ve milli belli bir üretim potansiyelini oluşturmaya çalışmak. Türkiye’de 160’a yakın olan salep türü bölgemizde 50 civarındadır. Dolayısıyla da bu noktada hem biyokaçakçılığa hem kontrolsüz toplamaya sebebiyet verecek durumlar söz konusu. Niye salepten girdik konuya, çünkü ekonomik anlamda ciddi bir potansiyele sahip" şeklinde konuştu. "Kenevir bitkisinin sadece lif teknolojisi üzerinden değil, ilaç ham maddesi üretiminde kullanılması gerekiyor" Yüzde 67’si ormanlık olan Kastamonu’da orman köyünün fazla olduğunu belirten Güney, "Gelir seviyeleri ormandan istifade edebilmeyi şu anda yeterli kılmıyor. Yani sadece tomruk üzerinden odunu değerlendirme noktası. Burası için çok yetersiz kalan bir ekonomik yaklaşım tarzı. Bizim odun dışı orman ürünleri dediğimiz, bu tomruğun dışında kalan ürünlerin biraz önce kaynak değerleri açısından sınıflandırılan noktalarda da çok sayıda değerlendirme olanağımız var. Biz kırsalı nerede görüyoruz, pazar yerinde görüyoruz. Topladıkları yenebilen bitki türleriyle, kendi yetiştirdikleri ürünlerle ama bu ürünler aradaki zincir durumu çok fazla olduğunda üreticiye bir şey bırakmıyor. O yüzden de üretici ile son tüketici arasındaki aracıları mümkün olduğunca kaldırıp direkt olarak bir üretim modeli geliştirmek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özkan Evcin de, insan ile yaban hayatı arasındaki ilişkiye değindi. Canlıların yaşam alanlarının giderek daraldığını belirten Doç. Dr. Evcin, yaban hayatının insan yaşamını destekleyen önemli bir unsur olduğunu hatırlatarak, bu dengenin korunmasının ortak sorumluluk olduğunu söyledi. Doç. Dr. Evcin, ayrıca insan ve yaban hayatının aynı coğrafyayı daha uyumlu nasıl paylaşabileceği sorusunun güncelliğini koruduğunu ifade etti. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği (KÖYKOOP) Başkanı Erol Akar ise kooperatifleşmenin önemine değindi. Kastamonu Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Adem Canbaz da küçükbaş hayvancılığın orman ekosistemiyle ilişkisiyle ilgili konuşarak, doğru yönetildiğinde küçükbaş hayvancılığın doğaya zarar vermediğini dile getirdi. Etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından katılımcılara teşekkür plaketlerinin takdim edilmesiyle sona erdi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 17:39 Tarsus’ta topraksız tarımda ilk çilek hasadı yapıldı Tarsus Belediyesi tarafından kurulan topraksız tarım serasında yetiştirilen çileklerin ilk hasadı gerçekleştirildi. Hasat edilen çilekler vatandaşlara ikram edilirken, programa katılan öğrenciler de hasada eşlik etti. Çağlayan Mahallesi’nde 2 bin 165 metrekarelik alanda kurulu serada yetiştirilen çileklerin olgunlaşmasının ardından ilk hasat yapıldı. Topraksız tarım yöntemiyle kokopit ortamında yetiştirilen yaklaşık 30 bin kök çilek bitkisinden elde edilen ürünler toplanarak konuklara ve vatandaşlara dağıtıldı. Tarım lisesi öğrencilerinin de katıldığı hasatta, katılımcılar serayı gezerek üretim süreci hakkında bilgi aldı. Hasadın ardından açıklamalarda bulunan Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, başarılı bir üretim süreci geçirdiklerini belirterek, "Bu sene ilk defa ürünlerimizi hasat ediyoruz. 30 bin kök çilek bitkisinden elde ediyoruz. Topraksız kokopitlerde yetiştirilmiştir" dedi. Seradan bu yıl önemli miktarda ürün beklediklerini kaydeden Boltaç, "Bugün iki bin metrekarenin üzerinde olan topraksız çilek seramızın içerisindeyiz. Buradan bu yıl yaklaşık 10 ila 12 ton arasında meyve almayı planlıyoruz. Bu meyvelerimiz hormonlu değil; tam tersine iyi tarım uygulamalarıyla yetiştirilmiştir. İnşallah ilk hasadımızı hemşehrilerimizin boğazından geçirecek, onlara güzel çilekler tattıracağız" diye konuştu. Üretimin devam edeceğini vurgulayan Boltaç, "Bundan sonra burada ürettiğimiz ürünlerin satışı gerçekleştirilecek. Bu satıştan elde ettiğimiz gelir sayesinde seramızdaki üretim kapasitesini artırmayı planlıyoruz. Bu nedenle biz sadece üretmeyi değil, aynı zamanda ürettiğimizi değerlendirmeyi de önemsiyoruz. Tarsus Belediyesi olarak üretimin içinde olduk, üretimin nasıl yapılacağını gösteren bir belediye olmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Program sonunda Başkan Boltaç, öğrencilerle birlikte hasat edilen çilekleri konuklara ikram etti.
Karsan yeni nesil teknolojileri ile Las Vegas sahnesine çıkmaya hazırlanıyor
02 Ocak 2026 Cuma - 11:58 Karsan yeni nesil teknolojileri ile Las Vegas sahnesine çıkmaya hazırlanıyor Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markası olan Karsan, teknoloji dünyasının önde gelen fuar organizasyonlarından CES 2026’ya katılmaya hazırlanıyor. Fuarda Karsan AI (Autonomous Intelligence) vizyonu dünyaya tanıtılacak. "Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde" olma vizyonuyla dünyada toplu taşımanın dönüşümünde önemli rol oynayan Karsan, teknoloji dünyasının en son yeniliklerinin ve trendlerinin sergilendiği Consumer Electronics Show (Tüketici Elektroniği Fuarı - CES) 2026’ya çıkartma yapmaya hazırlanıyor. Karsan, Amerika Birleşik Devletleri’nin Las Vegas şehrinde 6-9 Ocak 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan fuarda, yeni nesil otonom modellerinin sahada kanıtlanmış deneyimleri ile Karsan AI (Autonomous Intelligence) vizyonunu dünyaya tanıtacak. "Karsan global ölçekte mobilitenin geleceğini şekillendiriyor" Şirket için, otonom vizyonunu, sahada kanıtlanmış teknolojik yetkinliğini ve küresel mobilite yaklaşımını dünyaya aktardığı stratejik bir platform olan fuar, yenilikçi Karsan AI (Autonomous Intelligence) vizyonunun dünyaya tanıtımına ev sahipliği yapacak. Şirketin "Electric Evolution" yolculuğunda geldiği noktayı bir adım ileri taşıyan Karsan AI, akıllı mobilite çağını temsil eden bütünsel bir yaklaşımı ifade ediyor. Karsan AI’yi, algılayan, anlık karar veren ve sürekli öğrenen bir mobilite zekâsı olarak konumlandırdıklarını söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, "Sektörün geleceği yalnızca elektrikli değil, aynı zamanda akıllı. Bu yaklaşım, şirketimizin yalnızca sıfır emisyonlu araçlar üretmekle yetinmeyip, otonom ve akıllı ulaşım çözümleriyle şehirlerin geleceğini tasarlama vizyonunu ortaya koyuyor. Şirket olarak otonomdaki başarımızın sırrı güçlü iş birlikleri ve uçtan uca çözüm yaklaşımımız" dedi. CES yenilikçi Karsan teknolojileri için küresel bir vitrin CES’e katılımın global marka olma yolunda güçlü ve stratejik bir teknoloji hamlesi olduğunu vurgulayan Okan Baş, "CES 2026 ile dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilere, Karsan AI ile mobiliteye yaklaşım felsefemizi aktarmış olacağız. Fuar bizim için, markamızın yeteneklerini teknoloji dünyasının kalbinde konumlayan küresel bir vitrin anlamını taşıyor. Burada biz, Karsan AI felsefemizi insanlara anlatırken, CES’teki alanımızı adeta bir vitrin gibi kullanmayı hedefliyoruz" diye konuştu.
BTSO’nun UR-GE gücü Bursa’yı küresel pazarlara taşıyor
02 Ocak 2026 Cuma - 11:42 BTSO’nun UR-GE gücü Bursa’yı küresel pazarlara taşıyor Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttüğü Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) ve Hizmet Sektörü Rekabet Gücünün Artırılması (HİSER) projeleriyle Bursa iş dünyasının ihracat kapasitesini istikrarlı bir şekilde güçlendiriyor. BTSO’nun öncülüğünde hayata geçirilen projeler, firmaların küresel pazarlara daha planlı, sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıyla açılmasını sağlayan güçlü bir kümelenme modeli sunuyor. BTSO, Türkiye genelinde UR-GE projeleri yürüten 98 kurum arasında, bugüne kadar hayata geçirdiği 48 UR-GE projesiyle lider konumda bulunuyor. Bu projelerin 31’i başarıyla tamamlanırken, 17 UR-GE projesi aktif olarak devam ediyor. UR-GE ve HİSER projeleri kapsamında bugüne kadar yaklaşık bin 700 firma ortak hedefler doğrultusunda bir araya gelerek ihracat yetkinliklerini geliştirdi. Kümelenme yaklaşımıyla yürütülen çalışmalar sayesinde firmalar, uluslararası pazarlara bireysel çabaların ötesinde, birlikte hareket etmenin avantajlarını kullanarak açıldı. UR-GE projelerinde yer alan firmaların ihracat performanslarının Türkiye ortalamasının üzerinde seyretmesi, bu modelin sahadaki başarısını da ortaya koydu. Bursa iş dünyası küresel pazarlarda Projeler kapsamında firmalara yüzde 75’e varan devlet destekleriyle yurt dışı pazarlama faaliyetleri, alım heyeti organizasyonları, uluslararası fuar katılımları ile eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunuldu. Bugüne kadar gerçekleştirilen 114 yurt dışı pazarlama faaliyetiyle Bursa’nın üretim gücü dünyanın dört bir yanındaki stratejik pazarlara taşınırken, 35 farklı ülkeye yapılan ziyaretlerle Bursa sanayisi küresel ticaret ağlarına entegre edildi. UR-GE projeleri kapsamında bugüne kadar 83 alım heyeti organizasyonuyla binlerce yabancı alıcı Bursa’da firmalarla birebir iş görüşmelerinde buluşturuldu. UR-GE projeleri yalnızca saha faaliyetleriyle sınırlı kalmadı; ihracat yetkinliklerini artırmaya yönelik 155 teknik eğitim ve kurumsallaşma odaklı 70 stratejik danışmanlık çalışmasıyla firmaların dönüşüm süreci desteklendi. BTSO’dan en iyi uygulama örnekleri BTSO’nun UR-GE ve HİSER projelerinde ortaya koyduğu proje kalitesi, ulusal ve uluslararası düzeyde de takdir gördü. Tekstil, bebe-çocuk konfeksiyonu, otomotiv yan sanayi ve sağlık sektörlerinde yürütülen projeler Ticaret Bakanlığı tarafından "Türkiye’nin En İyi Uygulama Örnekleri" arasında gösterildi. Ayrıca JUNIOKIDS kümelenmesi, Avrupa Kümelenme Mükemmelliği Bronz Marka Sertifikası’nı alarak yönetim ve organizasyon kabiliyetini uluslararası alanda tescilledi. Sanayiden hizmet sektörüne kadar geniş bir yelpazede yürütülen UR-GE ve HİSER projeleri; makine ve otomasyondan tekstil ve konfeksiyona, otomotiv ve savunma sanayisinden gıda, sağlık, turizm, mobilya ve inşaat sektörlerine kadar birçok alanda Bursa iş dünyasının küresel rekabet gücünü artıran bir yapı oluşturdu. 2025 yılında da yoğun dış ticaret trafiği BTSO, 2025 yılında da bu birikimi sahaya yansıtan yoğun bir performans sergiledi. Yıl içerisinde 21 yurt dışı pazarlama faaliyeti ve 10 alım heyeti organizasyonu gerçekleştirildi. Japonya, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Cezayir ve Gana gibi stratejik pazarlarda düzenlenen programlar kapsamında Bursalı firmalar; Tokyo, Londra, Dubai, Riyad, Chicago, Los Angeles ve Akra gibi küresel ticaret merkezlerinde yeni iş bağlantıları kurma imkânı buldu. 2025 yılı faaliyetleri, firmaların pazar çeşitliliğini artırırken ihracat ağlarını da daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirdi. Bursa yerli ve milli üretim kapasitesiyle gücünü artıracak BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ölçekte yaşanan belirsizliklerin üretim ve ihracat kapasiteleri üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, bu sürecin firmaları daha katma değerli üretime ve yeni pazarlara yönelttiğini söyledi. Dünya ticaretinde rekabetin her geçen gün daha da yoğunlaştığını ifade eden Burkay, bu ortamda güçlü bir ihracat performansının ancak doğru stratejiler ve ortak hareket kabiliyetiyle mümkün olduğunu vurguladı. UR-GE projelerinin bu dönüşüm sürecinde firmalar için önemli bir kaldıraç görevi üstlendiğini kaydeden Burkay, "Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle bugüne kadar hayata geçirdiğimiz 48 UR-GE projesi, firmalarımızın küresel pazarlara açılmasını sağlarken, yerli ve milli üretim kabiliyetimizi uluslararası arenada daha görünür hale getiriyor. Kümelenme modeliyle oluşturduğumuz bu yapı, firmalarımızın bilgi, deneyim ve ihracat vizyonunu ortak bir zeminde buluşturuyor" dedi. "Yeni UR-GE projelerimizle sektörlerimize destek vermeyi sürdüreceğiz" BTSO olarak firmaları birlikte hareket eden güçlü bir yapı içinde desteklediklerini ifade eden Burkay, bu yaklaşımın küresel rekabette kalıcı başarı sağladığını belirterek, "UR-GE projeleriyle üyelerimizin üretim gücünü, katma değerli üretim anlayışını ve ihracat potansiyelini dünya pazarlarına taşıyoruz. Bu süreçte başta Ticaret Bakanlığımız olmak üzere katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu. Sektörlerin ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda yeni UR-GE projelerini hayata geçirmeye devam edeceklerini kaydeden Burkay, "Amacımız, Bursa iş dünyasının dünya pazarlarında çok daha güçlü, etkin ve sürdürülebilir bir konumda yer almasını sağlamak. BTSO olarak, üyelerimizin küresel ticarette rekabet gücünü artıracak her türlü çalışmayı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Hepsiburada, Türkiye’nin 2025 alışveriş tercihlerini açıkladı
02 Ocak 2026 Cuma - 11:38 Hepsiburada, Türkiye’nin 2025 alışveriş tercihlerini açıkladı E-ticaret platformu Hepsiburada, 2025 yılı boyunca platformunda gerçekleşen milyonlarca siparişi analiz ederek Türkiye’deki alışveriş alışkanlıklarına ilişkin verileri paylaştı. Açıklanan veriler, kullanıcıların alışveriş tercihlerinde teknolojinin güçlü konumunu koruduğunu gösterdi. Hepsiburada, 2025 yılı boyunca platformunda verilen milyonlarca siparişi inceleyerek Türkiye’deki alışveriş alışkanlıklarına dair kapsamlı veriler paylaştı. Yıl boyunca teknoloji kategorisinde cep telefonu, tablet ve oyun konsolu en çok ilgi gören ürünler arasında yer aldı. Küçük ev aletleri kategorisinde robot süpürge, espresso makinesi ve halı yıkama makineleri öne çıktı. Giyim kategorisinde blazer ceket, gömlek ve çorap yıl boyunca tüketicilerin en çok tercih ettiği ürün grupları arasında yer aldı. Kozmetik kategorisinde ise nemlendirici krem, maskara ve güneş kremi 2025’in öne çıkan ürünleri oldu. Kullanıcıların platformdaki arama davranışları incelendiğinde; klima, tablet, cep telefonu, robot süpürge, televizyon ve erkek spor ayakkabı yıl boyunca en çok arananlar arasında yer aldı. E-ticaret platformunda verilen siparişlerin yüzde 82’si iş ortakları tarafından karşılandı. Küçük ev aletlerinde yeni gözde: Halı yıkama makinesi Hayatı kolaylaştıran çözümler sunan küçük ev aletleri, 2025 yılında da kullanıcıların alışveriş listelerinde üst sıralardaki yerini korudu. Bu kategorinin favori ürünleri olan robot süpürgeler ve espresso makineleri geçtiğimiz yıllardaki popülaritesini sürdürürken, bu yılın dikkat çeken çıkışını halı yıkama makineleri yaptı. Tüketicilerin ev bakımına yönelik artan ilgisiyle birlikte halı yıkama makineleri, kategorinin en çok tercih edilen yeni ürünlerinden biri olarak öne çıktı. Teknolojide liderlik cep telefonunda 2025 yılı boyunca teknoloji, kullanıcıların en çok yöneldiği kategorilerden biri oldu. Yıl genelinde teknoloji alışverişlerinde cep telefonu, tablet ve oyun konsolu ürün grupları öne çıktı. Bu tabloya bakıldığında, kullanıcıların bu kategorideki tercihlerini hem günlük kullanım hem de eğlence ve çalışma ihtiyaçlarına yönelik ürünlerde yoğunlaştırdığı görüldü. Moda ve kozmetikte günlük tercihler öne çıktı 2025 yılı boyunca Hepsiburada’da giyim ve kozmetik kategorileri kullanıcıların alışverişlerinde öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Geçen yıl rahatlık odaklı tercihler belirleyici olurken, bu yıl formal giyim ürünlerine olan ilginin arttığı görüldü. Giyim kategorisinde blazer ceket, gömlek ve çorap gibi ürünler yıl boyunca yüksek talep gördü. Kozmetik kategorisinde ise kullanıcı tercihlerinin ağırlıklı olarak günlük bakım rutinlerinde kullanılan ürünlerde yoğunlaştığı gözlemlendi. Nemlendirici krem, maskara ve güneş kremi en çok tercih edilen ürünler arasında yer aldı. Geçtiğimiz yıl ile kıyaslandığında, güneş kremleri popülerliğini korurken; maskara ve nemlendirici kremler tüketicilerin öne çıkan yeni ilgi alanları oldu. Türkiye’nin 2025 alışveriş alışkanlıkları Yıl genelinde platform üzerinden en fazla alışveriş yapan iller, üç büyük ilin ardından Bursa, Kocaeli ve Antalya oldu. Satış performansı açısından bakıldığında ise yine üç büyük il dışında Kocaeli, Çorum ve Bursa yıl boyunca en yüksek satış hacmine ulaşan şehirler olarak dikkat çekti. 2025 yılı boyunca Hepsiburada’da sipariş hacminin belirli dönemlerde yoğunlaştığı görüldü. En yüksek sipariş hacmi Kasım ayında gerçekleşirken, bu ayı Ekim ve Eylül izledi. Kullanıcıların alışverişlerini ağırlıklı olarak 20.00-23.00 saatleri arasında gerçekleştirdiği görüldü. Yıl boyunca en çok sipariş verilen gün 11.11 olurken, yıl ortalamasında siparişlerin en yoğun olduğu gün pazartesi oldu. 2025 yılının ilk siparişi İstanbul’dan verilirken sipariş edilen ürün kadın cüzdanı oldu. Premium üyeler alışveriş hacminin merkezinde E-ticaret platformunun ekosisteminin merkezinde yer alan premium üyeler, 2025 yılındaki tüm siparişlerin yüzde 70’ine imza atarak platformun itici gücü oldu. Diğer kullanıcılara kıyasla yüzde 68 daha sık alışveriş yapan Premium kullanıcıları ayrıca yıl boyunca toplamda 4 milyar TL’nin üzerinde tasarruf etti. Premium’luların favori kategorileri ise sağlık ve güzellik, giyim ve temel tüketim olarak ön plana çıktı. HepsiJET: Türkiye’nin dört bir yanında kesintisiz operasyon HepsiJET, 2025 yılı boyunca yaklaşık 120 milyon kargoyu sahiplerine ulaştırdı. Hız kesmeden devam eden operasyonda, bir günde en fazla 735 bin sipariş teslim edilirken; yılın en hızlı teslimatı ise sadece 39 dakikada tamamlandı.
"Türkiye’nin dijital geleceğini, güçlü fiber altyapı ve 5G odaklı yerli teknolojilerle bugünden inşa ediyoruz"
02 Ocak 2026 Cuma - 11:16 "Türkiye’nin dijital geleceğini, güçlü fiber altyapı ve 5G odaklı yerli teknolojilerle bugünden inşa ediyoruz" Türk Telekom, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları, öncü 5G çalışmaları ve teknoloji üretme vizyonuyla tamamlarken, 2026’yı 5G ile iletişimde dönüşümün yılı haline getirmek üzere stratejik adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Türk Telekom, Türkiye’nin her köşesini yeni nesil altyapılarla birbirine bağlarken, yerli ve milli ürün ve projeler geliştirmeyi sürdürüyor. Yeni yıla girerken değerlendirmelerde bulunan Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, 2025 yılını güçlü altyapı yatırımları ile tamamladıklarını, 2026’yı ise 5G ile iletişimde dönüşümün yılı yapma vizyonuyla hareket edeceklerini belirterek şu açıklamada bulundu: "Ülkemizin her köşesini fiberle birbirine bağlayarak dijital geleceği bugünden inşa ediyoruz" "Şirket olarak köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye hedefiyle milli kalkınmanın lokomotifi olmayı sürdürüyoruz. 2025 yılı, ülkemizin dijital geleceği açısından kritik eşiklerin aşıldığı bir yıl olurken; ağustos ayında, 2026 yılı Şubat ayında dolacak olan sabit hizmetler imtiyazımızın 2050 yılına kadar uzatılmasıyla stratejik bir adım attık. Bu tarihi imza, Türkiye’nin dijital dönüşümünü tamamlama hedefimiz doğrultusunda en büyük güvencemizdir. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar fiber erişimimizi 37 milyon haneye, fiber abone sayımızı 17 milyona yükseltmeyi ve bağlantı hızımızı 7 kat artırmayı hedefliyoruz. İmtiyaz sözleşmesi süresince Türkiye ekonomisine sağlayacağımız 20 milyar dolarlık doğrudan katkının yanı sıra; bu yatırımların teknoloji tabanlı tüm endüstriler üzerindeki çarpan etkisi çok daha yüksek ölçekte hissedilecektir. 2005 yılından bu yana Türkiye’nin dijitalleşmesi yolunda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar 22 milyar doları aştı. Bugün 81 ilimizi uçtan uca saran ve 535 bin kilometreye ulaşan fiber altyapımız, 34,3 milyon hane kapsamasına (FFTH/B ve FTTH/C) ulaştı. Fiberle bağlı baz istasyonu oranımızı yüzde 58 seviyelerine taşıyarak, dünya için 2030 hedeflerini şimdiden geçmiş durumdayız. Güçlü altyapımız ve fiber istasyonlarımız, 5G’ye geçiş sürecinde ülkemizin dijital omurgasını oluşturuyor. Uzun yıllardır 5G ile sağlıktan tarıma, ulaşımdan sanayiye, spordan sanata kadar tüm alanlarda öncü çalışmalar gerçekleştirdik. 5G ile ilk çevrimiçi uzaktan ameliyat, 5G ile akıllı tarım, 5G ile limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşım, 5G Haptic (Dokunsal) Eldivenli VR Kukla Tiyatrosu, 5G ile ilk canlı maç yayını, ilk milli endüstriyel 5G şebeke, 5G altyapısı ile Atatürk Kültür Merkezi’nde VR gözlükle yenilikçi sanat deneyimi gibi çeşitli uygulamalar hayata geçirdik. Hem altyapımız hem de uygulamadaki deneyimimiz ile Türkiye’yi her yönüyle 5G çağına hazır hale getirmiş bulunuyoruz." "5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yerli çözümler geliştirdik" 5G’yi yalnızca daha hızlı internet değil; üretimde, sağlıkta, eğitimde ve yaşamın her alanında verimliliği artıracak stratejik bir dönüşüm olarak gördüklerinin altını çizen Şahin, "Mobil Numara Taşıma pazarındaki lider konumumuzu sürdürürken, 5G frekans ihalesinde istediğimiz frekansları alarak mobildeki abone başına en yüksek kapasiteye sahip operatör konumumuzu pekiştirdik. Aldığımız kapsamlı frekanslarla ise ülke ekonomisine 1 milyar doların üzerinde ek katkı sunacağız. Elde ettiğimiz bu güçlü pozisyon ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı baz istasyonu oranımızla Nisan 2026’dan itibaren Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Yerli teknolojilerimiz ve Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin 5G’de de öncü ülkelerden biri olması için çalışıyoruz. Uzun yıllardır yürüttüğümüz saha testleri, pilot uygulamalarımız ile yerli ve millî teknoloji üretme vizyonumuzla 5G ekosisteminde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik çözümler geliştirdik. İştirak şirketlerimiz Argela ve Netsia’nın geliştirdiği yenilikçi çözümler ile 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunuyor. Dünyaya kazandırdığımız yeni teknolojilerle ülke ekonomisine katma değer sağlıyoruz. Silikon Vadisi’ndeki şirketimiz Netsia ile geliştirdiğimiz SEBA ve RIC gibi ileri teknolojileri küresel pazara taşıyarak ülkemizin teknoloji üretme ve ihraç etme vizyonuna katkı sunuyoruz. Şirket olarak 2026 yılında fiber yatırımlarını büyütmeyi, 5G’nin günlük yaşama entegrasyonunu hızlandırmayı ve Türkiye’yi kendi teknolojisini üreten ve ihraç eden bir dijital güç haline getirme hedefiyle yolumuza devam edeceğiz" dedi.
Antalya Ticaret Borsası, aralık ayı hal endeksini açıkladı: "Meyvede fiyat arttı, sebzede geriledi"
02 Ocak 2026 Cuma - 11:03 Antalya Ticaret Borsası, aralık ayı hal endeksini açıkladı: "Meyvede fiyat arttı, sebzede geriledi" Antalya Ticaret Borsasınca açıklanan 2025 yılı Aralık ayı hal endekslerine göre, domates ve sebzede işlem miktarı artarken, meyvede miktar geriledi. Yıllık bazda meyve fiyat endeksinde yüzde 50,96’lık artış dikkat çekerken, sebze fiyat endeksi yüzde 7,34 azaldı. Antalya Ticaret Borsası, 2025 yılı Aralık ayına ilişkin hal endekslerini açıkladı. Antalya hallerinde işlem gören domates, meyve ve sebzeye ait işlem miktar ve fiyat endeksleri, hem bir önceki aya hem de geçen yılın aynı ayına göre farklı yönlerde değişim gösterdi. Buna göre, domates miktar endeksi yıllık bazda yüzde 4,94 artarken, fiyat endeksi yüzde 16,04 yükseldi. Meyvede işlem miktarı yıllık yüzde 10,34 azalmasına rağmen, fiyat endeksi yüzde 50,96 artış gösterdi. Sebzede ise işlem miktar endeksi yıllık yüzde 19,81 artarken, fiyat endeksi yüzde 7,34 oranında geriledi. Aylık bazda miktar arttı Aralık ayında miktar endeksi aylık bazda domateste yüzde 5,21, meyvede yüzde 4,59 ve sebzede yüzde 2,61 artış kaydetti. Yıllık bazda ise domates ve sebzede artış görülürken, meyvede azalış yaşandı. Aralık ayı yıllık miktar endeksleri domates ve meyvede ortalama seviyelerde, sebzede ise ortalamanın üzerinde gerçekleşti. Yıllık fiyat endeksleri domates ve meyvede ortalama civarında, sebzede ise ortalamanın altında kaldı. Miktar-fiyat dengesi dikkat çekti Aralık ayında domates fiyat endeksi yıllık bazda yüzde 16,04 artış gösterdi. Bu artış, işlem miktarındaki yüzde 4,94’lük artışa rağmen gerçekleşti. Meyvede ise işlem miktarındaki yıllık yüzde 10,34’lük düşüş, fiyat endeksinin yüzde 50,96 oranında yükselmesinde etkili oldu. Sebzede yıllık bazda işlem miktar endeksinin yüzde 19,81 artmasına karşılık, fiyat endeksinin yüzde 7,34 düşmesi, arz artışının fiyatları baskıladığını ortaya koydu. Son yedi yıl ortalamasıyla karşılaştırma Son yedi yılın aralık ayı verileri dikkate alındığında, domates, meyve ve sebzede satış miktar endekslerinin ortalama civarında seyrettiği görüldü. Aynı dönemde domates fiyat endeksi ortalamanın üzerinde gerçekleşirken, meyve ve sebze fiyat endeksleri ortalama seviyelerde kaldı. Aylık bazda dikkat çeken değişimler Aralık ayında domates işlem miktar endeksi aylık yüzde 5,21 artarken, işlem fiyat endeksi yüzde 49,75 yükseldi. Bu artış, son yedi yılın aralık ayları içinde işlem miktarında dördüncü, işlem fiyatında ise ikinci en büyük artış olarak kaydedildi. Meyvede işlem miktar endeksi aylık yüzde 4,59 artış gösterirken, işlem fiyat endeksi yüzde 4,48 düşüş yaşadı. Bu sonuçla, işlem miktarı son yedi yılın aralık ayları içinde altıncı en büyük artış, işlem fiyatı ise ikinci en büyük azalış olarak kayıtlara geçti. Sebzede ise aralık ayında işlem miktar endeksi aylık yüzde 2,61, işlem fiyat endeksi ise yüzde 39,72 arttı. Son yedi yılın aralık ayları dikkate alındığında, sebzede işlem miktarı beşinci en büyük artış, işlem fiyatı ise ikinci en büyük artış olarak gerçekleşti.
Turizmcilerden, "Alsancak Limanı kruvaziyer ve yolcu taşımacılığına ayrılsın" talebi
02 Ocak 2026 Cuma - 10:52 Turizmcilerden, "Alsancak Limanı kruvaziyer ve yolcu taşımacılığına ayrılsın" talebi İzmirli turizmciler, Alsancak Limanı’nın, kent merkezinde konteyner sahaları, ağır lojistik faaliyetler, trafik yoğunluğu ve çevresel etkilerle yaşam kalitesini düşürdüğünü, bu haliyle şehrin ve turizmin geleceğini olumsuz etkilediğini savunarak hizmet karakterinin değiştirilmesini istediler. Sektörün konuyla ilgili görüşlerini açıklayan Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler, yük taşımacılığına dayalı faaliyetlerin kent dışında bulunan ve yeni yapılan limanlara verilmesini, Alsancak limanının sadece kruvaziyer ve yolcu taşımacılığı hizmetlerinde değerlendirilmesini talep ettiklerini dile getirdi. Alsancak Limanı’nın geleceğine ilişkin tartışmaların kentin uzun vadeli ihtiyaçları, yaşam kalitesi ve turizm potansiyeli çerçevesinde ele alınmasının önemine dikkat çeken İşler, şehir merkezinde yoğun yük taşımacılığına dayalı liman faaliyetlerinin, modern kent planlaması ve turizm vizyonu ile uyumlu olmadığını söyledi. Mehmet İşler; "İşler, İzmir gibi tarihi, kültürel ve turistik kimliği güçlü bir kentte, kıyı alanlarının daha çok yolcu odaklı ve kente değer katan kullanımlarla değerlendirilmelidir. Şehrin merkezinde yer alan yük limanı faaliyetleri, trafik yoğunluğu, kentsel hareketlilik ve çevresel etkiler açısından çeşitli sorunlar oluşturmaktadır. Bu sorunlar kentin büyümesine paralel olarak her geçen zaman diliminde daha da büyümektedir. İzmir Akdeniz çanağında kruvaziyer turizminden daha fazla pay alabilecek şehirler arasında yer almaktadır ve bu anlamda önemli bir potansiyele sahiptir. Turizm sektörü açısından bakarsak, şehir merkezindeki kıyı alanlarının; konteyner sahaları ve ağır lojistik faaliyetler yerine, yolcu trafiğini destekleyen, kentle bütünleşen ve İzmir’in marka değerini yükselten işlevlerle değerlendirilmesi daha uygun olacaktır. Yük limanı faaliyetleri açısından ise İzmir çevresinde güçlü ve uygun alternatifler bulunmaktadır. Aliağa, Nemport ve Çandarlı Limanları lojistik altyapı, kara ve demiryolu bağlantıları ile şehir trafiğinden bağımsız çalışma imkânları sayesinde yük taşımacılığı için daha elverişli alanlardır. Turizm sektörü olarak beklentimiz, İzmir kent merkezinin ağır yük taşımacılığı baskısından arındırılması, kıyı alanlarının turizm ve sosyal yaşamla daha fazla bütünleşmesidir. Hedef, İzmir’e değer katan bir liman modelidir. Talebimizin, bir karşıtlık değil, İzmir’in geleceğine yönelik yapıcı bir arayış olarak görülmesi gerekir. Liman kullanımına dair kararlar, kentin sürdürülebilir kalkınma hedefleri, turizm potansiyeli ve yaşam kalitesi dikkate alınarak şekillendirilmelidir. Bu, İzmir’e uzun vadede önemli katkılar sağlayacaktır. " diye konuştu.
Garanti BBVA’dan melek yatırımcılık eğitimi
02 Ocak 2026 Cuma - 10:43 Garanti BBVA’dan melek yatırımcılık eğitimi Garanti BBVA’nın hayata geçirdiği First Venture eğitimleri, startup yatırımcılığına adım atmak isteyen müşterilerini kapsamlı bir eğitim programında buluşturdu. Özellikle melek yatırımcılık odağında yapılandırılmış bu eğitimi hayata geçiren banka, katılımcılara deneyimli uzmanlardan yatırımcı bakış açısını güçlendiren uygulamalı içerikler sundu. Garanti BBVA’nın, melek yatırımcılığa ilgi duyan ve yatırımcılık çerçevesine uygun müşterileri için hayata geçirdiği ‘First Venture: Melek Yatırımcılığı Eğitimi’ başarıyla tamamlandı. Sınırlı kontenjanla kurgulanan program, katılımcılara birebir etkileşim ve derinleşme imkânı sundu. Dört hafta süren programda, startup yatırımcılığına ilgi duyan katılımcılar, melek yatırımcılığın temel ve ileri seviye dinamikleri hakkında teorik ve pratik bilgi alma fırsatı buldu. Hibrit formatta tasarlanan First Venture eğitimleri boyunca ilham veren konuşmalar, vaka analizleri ve startup ekosistemi katılımcılara bütüncül bir bakış açısıyla aktarıldı. Ayrıca her oturumun kaydı, katılım sağlayamayan katılımcılarla da paylaşıldı. Startup ekosisteminde yatırımcı perspektifi ve girişimcilik deneyimiyle tanınan Günce Önür’ün eğitmenliğinde gerçekleşen programda, katılımcılara yatırım stratejisi oluşturmadan portföy yönetimine uzanan kapsamlı bir içerik sunuldu. Dört haftalık melek yatırımcılık eğitimleri Programın ilk haftasında global ve yerel startup ekosisteminin gelişimi ile yatırım stratejilerinin temelleri ele alındı. İkinci haftada yatırım sürecinde kullanılan hukuki yapılar, dealflow yönetimi ve due diligence süreçleri aktarıldı. Üçüncü hafta, yatırım inceleme ve karar süreçlerine odaklanıldı. Programın son haftasında ise portföy yönetimi, değer katma mekanizmaları ve büyüme destek süreçlerine mercek tutuldu. Eğitimin yüz yüze gerçekleşen oturumları Garanti BBVA ev sahipliğinde Ferko Signature, Feriye Palace ve Kolektif House Levent’te düzenlendi. Program, sertifika töreni ve networking etkinliği ile tamamlandı. Startup dünyasıyla doğrudan temas First Venture, Garanti BBVA’nın girişimcilik ve inovasyon ekosistemine verdiği desteğin önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Girişimcilik ekosisteminin en kritik ihtiyaçlarından biri olan yatırımcı tarafını güçlendirmeyi hedefleyen program, Garanti BBVA’nın bu alanda aldığı stratejik inisiyatiflerden biri olarak hayata geçirildi. Eğitimler kapsamında girişimler için yetkin, küresel dinamikleri okuyabilen yatırımcıların yetiştirilmesi hedeflenirken, aynı zamanda Garanti BBVA müşterilerinin startup yatırımları konusunda bilgi ve farkındalık kazanmaları amaçlandı. Bu sayede katılımcıların, konvansiyonel yatırım araçlarının ötesinde farklı bir yatırım perspektifiyle tanışmaları hedeflendi. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, startup ekosistemiyle daha yakın temas kurmalarını sağlayan Global Expansion Day etkinliğine davet edildi; eğitimlerin ardından planlanan takip ve devam buluşmasıyla da yatırım yolculuklarının desteklenmesi ve edinilen kazanımların pekiştirilmesi amaçlandı. Yapılan açıklamaya göre; banka, First Venture eğitimleriyle müşterilerine finansal ürün ve hizmetlerin ötesine geçen, bilgi paylaşımı ve network odağında kurgulanmış bir değer önerisi sunuyor. Banka, bu program aracılığıyla startup yatırımcılığı alanında bilinçli ve uzun vadeli değer oluşturmaya odaklanan bir yatırımcı kitlesinin oluşmasına katkı sağlamayı ve girişimcilik ekosisteminin sürdürülebilir gelişimini desteklemeyi hedefliyor.
Yerli üretimi korumak için ithalata yönelik birçok düzenlemeyi devreye alındı
02 Ocak 2026 Cuma - 10:34 Yerli üretimi korumak için ithalata yönelik birçok düzenlemeyi devreye alındı Ticaret Bakanlığı, yerli üretimin korunması ve teşviki amacıyla bu yıla yönelik önemli ithalat düzenlemeleri yaptı. Ticaret Bakanlığı, yerli üretimin korunması, haksız rekabetin önlenmesi, istihdamın artırılması ve cari açığın azaltılması amacıyla iç ve dış piyasalardaki gelişmeler dikkate alınarak ithalat politikalarının güncellenerek 2026 yılında uygulanması yönünde yürürlüğe girdiğini açıkladı. Bu çerçevede 2026 yılına yönelik yapılan çeşitli düzenlemelerin Resmi Gazete’de yayımlandığı belirtilen açıklamada, İthalat Rejimi Kararında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar’ın, tarım ve sanayi sektörlerinin ihtiyaçları ve talepleri dikkate alınarak hazırlandığı bildirildi. Açıklamada, İthalatta İlave Gümrük Vergisi Uygulanmasına İlişkin Karar’da Değişiklik Yapılmasına Dair Karar’ın da yerli üretimin desteklenmesi hedefiyle uluslararası mevzuat kapsamında çok taraflı ve ikili anlaşmalardan doğan yükümlülüklere göre hazırlanarak yürürlüğe girdiği kaydedildi. Bu yıl geçerli olmak üzere hazırlanan "İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Türk Gümrük Tarife Cetveli" doğrultusunda İthalat Rejimi ve İlave Gümrük Vergisi kararlarında düzenlemeler yapıldığı belirtilen açıklamada, her sene başında yayımlanan ve bazı eşyanın ithalatında tatbik edilecek hususları belirleyen tebliğlerin de gözden geçirilerek yürürlüğe girdiği duyuruldu. Açıklamada, bazı sanayi ürünlerinin ithalatında tarife kontenjanı uygulanması hakkında kararların ve tebliğlerin yayımlandığına da dikkat çekilerek, "Sanayicilerimizin rekabet gücünü desteklemek amacıyla ülkemizde yerli üretimi olmayan girdi mahiyetinde ham madde ve ara mamullerin gümrük vergileri, yılda iki defa Avrupa Birliği (AB) ile eş zamanlı olarak düşürülmekte, yerli üretimin tüketimi karşılamadığı girdilerde ise gümrük vergisiz ulusal tarife kontenjanı açılmaktadır. Bu kapsamda Sanayi Ürünleri İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında kararlar ile 35 eşyada tarife kontenjanı açılmış, ayrıca söz konusu tarife kontenjanlarının dağıtımı, yönetimi ve uygulanmasına ilişkin hazırlanan tebliğler yayımlanmıştır. Bazı Ürünlerin İthalatında Ek Mali Yükümlülük Uygulanmasına Dair Karar kapsamında ise altından mücevherci eşyası ithalatında uygulanan yüzde 20 ek mali yükümlülük, aynı oranda ilave gümrük vergisi olarak uygulanmaya devam edecektir. Düzenlemeyle amaçlanan, vergi oranlarında değişiklik yapılmaksızın uygulamanın mevzuat bütünlüğü ve idari uyum çerçevesinde yeniden yapılandırılmasıdır" ifadelerine yer verildi. İhracatçı kayıt formunun geçerlilik süresi 3 yıl oldu İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ’lerde ise 47 ürün grubuna dair düzenleme yapıldığına işaret edilen açıklamada, halihazırda gözetim uygulaması bulunan 24 ürün grubunda gözetim birim fiyatlarının güncellendiği, 23’ünde ise gözetim kıymeti ihdas edildiği, böylelikle Bakanlıkça uygulanan söz konusu tebliğ sayısının 184’e yükseldiği belirtildi. Açıklamada, ihracatçı kayıt formunun geçerlilik süresinin 1 yıldan 3 yıla çıkarıldığı da kaydedildi. Yerli üretici firmaların başvurularına istinaden, bazı ürünlerin ithalatına yönelik korunma önlemi soruşturmaları başlatılmasına ilişkin tebliğlerin yayımlandığı da bildirilen açıklamada, "Söz konusu tebliğlerle, ’pet resin’, ’tereftalik asit’ ve ’muhtelif karton türleri’ tanımlı ürünlerin ithalatının yerli üretici üzerinde ciddi zarar veya ciddi zarar tehdidi oluşturduğu gerekçesiyle korunma önlemi alınması için Bakanlığımıza yapılan başvuruya istinaden soruşturma açılmıştır. Bakanlığımızca bu ürünlere ilişkin yürütülecek soruşturmalarda, başvuruda iddia edildiği şekilde ithalatta artış olup olmadığı, ithalat artışının ve ithalatın gerçekleşme şartlarının yerli üretici üzerinde ciddi zarar veya tehdit oluşturup oluşturmadığı incelenerek sonucuna göre önlem tesis edilecektir. Bakanlığımız, üretici ve tüketici faydasını birlikte dikkate alarak yerli üretimin korunması ve teşviki için gerekli adımları kararlılıkla atmaya devam edecektir" bilgileri paylaşıldı.
Bakan Işıkhan: "Engelli ve eski hükümlü vatandaşlarımıza yönelik uyguladığımız hibe desteğini artırdık"
02 Ocak 2026 Cuma - 10:33 Bakan Işıkhan: "Engelli ve eski hükümlü vatandaşlarımıza yönelik uyguladığımız hibe desteğini artırdık" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Engelli ve eski hükümlü vatandaşlarımıza yönelik uyguladığımız hibe desteğini artırdık. Başvurular bugün itibarıyla başlıyor" dedi. Bakan Vedat Işıkhan, engelli ve eski hükümlülere yönelik uygulanan hibe desteğine ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Işıkhan, engelli vatandaşların kendi işlerini kurmasını teşvik etmek için 735 bin liraya kadar, eski hükümlü bireylerin ise iş hayatına yeniden kazandırılması için 550 bin liraya kadar hibe desteği açılacağını açıkladı. Ayrıca iş gücü piyasasında çalışma imkanı kısıtlı olan engellilere yönelik korumalı iş yerlerinin kapasitesini arttırmak amacıyla çalışmalar yaptıklarını belirten Bakan Işıkhan, bu çerçevede 905 bin liraya kadar kuruluş sermayesi desteğinin sağlanacağını aktardı. İş hayatına ve sosyal hayata katılımını güçlendirdiklerini aktaran Bakan Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "Engelli ve eski hükümlü vatandaşlarımıza yönelik uyguladığımız hibe desteğini artırdık. Başvurular bugün itibarıyla başlıyor. Son gün 16 Ocak. Yeni yılda da istihdama ve üretime tam destek olmaya devam edeceğiz. Erişilebilir ve etkin hizmetlerimiz ile dezavantajlı grupların hem iş hayatına hem de sosyal hayata katılımını güçlendiriyoruz."
Akbank, ADB’den sağladığı ilk krediyle uluslararası fonlama tabanını güçlendirdi
02 Ocak 2026 Cuma - 09:25 Akbank, ADB’den sağladığı ilk krediyle uluslararası fonlama tabanını güçlendirdi Akbank, Asya Kalkınma Bankası (ADB)’den, 100 milyon ABD Doları tutarında 5 yıl vadeli kaynak sağladığını duyurdu. Akbank, Asya Kalkınma Bankası (ADB)’den, 100 milyon ABD Doları tutarında 5 yıl vadeli kaynak sağladı. Bu işlem, bankanın ADB’den aldığı ilk kredi olmasının yanı sıra, ADB Yönetim Kurulu tarafından Türkiye’de özel sektör için onaylanan ilk işlem olma özelliğini taşıyor. Söz konusu kaynak, KOBİ’lere, kadın KOBİ’lere, depremden etkilenmiş ve kapsayıcı büyüme odağında desteklenen bölgelerdeki KOBİ’lere kullandırılacak. Böylelikle banka hem kadınların finansal fırsatlara erişimini artıracak hem de kapsayıcı büyüme odağındaki bölgelere finansman desteği sağlayacak. ADB ile olan iş birliği KOBİ’lerin finansal olarak güçlenmelerine katkıda bulunmak amacıyla faaliyet gösteren Akbank Dönüşüm Akademisi’ni de destekleyerek uzun vadeli sürdürülebilirliğin sağlanmasında rol oynayacak. Konuya ilişkin yaptığı açıklamada Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, "Asya Kalkınma Bankası ile hayata geçirdiğimiz 100 milyon ABD doları tutarındaki, 5 yıl vadeli bu finansman işlemini; Akbank’ın kapsayıcı ve sürdürülebilir büyüme vizyonunun somut bir yansıması olarak görüyoruz. Fonların en az yüzde 50’sini sermayesinin en az yüzde 51’i kadınlara ait olan KOBİ’lere, yüzde 25’ini ise kapsayıcı büyüme odağında desteklenen ve depremden etkilenen bölgelere tahsis ederek, kadın girişimciliğini desteklemeyi ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Bu işlem, bankamızın güçlü iş birlikleri aracılığıyla finansal erişimi artırarak ekonomik büyümeyi destekleme konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor" dedi.