EKONOMİ
Ticaret Bakanlığı’ndan CHP’li bazı milletvekillerinin "İsrail ile ticaretin sürdüğü" iddialarına yalanlama 29 Mart 2026 Pazar - 18:09:08 Ticaret Bakanlığı, "Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi istatistikleri ve devlet kurumlarının açıklamalarına rağmen Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı milletvekillerinin İsrail İstatistik Kurumu’na itibar etmeyi tercih ederek ortaya attıkları ‘İsrail ile ticaretin sürdüğü’ iddiaları yalandır" açıklamasını yaptı. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti’nin 2 Mayıs 2024’te almış olduğu kararla tam 23 aydır Türkiye’den İsrail’e bütün ürün gruplarında ihracat, ithalat, serbest bölge ve transit ticaret tamamen durdurulmuştur. Hatta Türk bayraklı ve İsrail bayraklı hava ve deniz ulaştırması bile yapılmamaktadır. Gümrüklerde ve serbest bölgelerimizde İsrail ile ticaret işlemi yapılamaz. 2 Mayıs 2024’ten bu yana İsrail ile ticaret sıfırdır. Gümrük sistemi kapalıdır. 2 Mayıs 2024 tarihinden sonra ülkemizden İsrail’e yönelik ihracat ve ithalat için tescil edilmiş hiçbir gümrük beyannamesi veyahut İsrail’den ülkemize ulaşan hiçbir İsrail sevkiyatı bulunmamaktadır. İhracat ve ithalat rakamları her ay Ticaret Bakanlığımız ve Türkiye İstatistik Kurumu tarafından da şeffaf olarak yayınlanmaktadır. Diğer taraftan 7 milyona yakın Filistinli’nin ölüm kalım mücadelesi verdiği ve kutsal toprakları savunduğu, hayatta kalmaya çalıştığı bir ortamda, ihtiyaç duydukları acil ürünler için Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı’nın tek tek yazılı onay verdiği ve Filistin topraklarındaki ihtiyaçlara yönelik sevkiyat, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığımızın kontrolünde ve ancak ithalatçısı ve Filistin varışlı olduğu teyit edilerek gerçekleşmektedir. 7 Haziran 2024’te Filistin hükümeti ile varılan resmi anlaşma gereği, bu malların münhasıran Filistin tarafından kullanıldığı, Filistin Milli Ekonomi Bakanlığı tarafından da müteaddit defalar açıklanmış bulunmaktadır. Bu rakamlar Ticaret Bakanlığı gümrük verileri ve TÜİK verileri ile sabittir. Diğer taraftan, Filistin toprakları ile yapılan ve ayda 50-60 milyon dolar civarındaki ticaret de, Filistin’in limanı, gümrüğü olmadığı için İsrail’in iki limanı üzerinden yapılabilmektedir. Bu gerçeği CHP’li milletvekilleri de bilmektedirler. Filistin’e yapılması zorunlu düşük rakamlı ihracatı da İsrail’e yapılıyor diye iftira atarak, Filistin’in can damarını kesmeye çalışma çabası içindedirler" denildi. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: "Türkiye, İsrail’e ekonomik baskılar yaparak dünya ile birlikte Gazze’de ateşkesi sağlamak için 7 Ekim 2023’ten önce aylık ortalama 600-700 milyon dolar ihracat yaptığı İsrail’e ihracatından 2 yıldır feragat etmiştir. Başka bir deyişle bu iki yıllık dönemde toplam 13-14 milyar doları aşkın ihracattan Filistin davasını ve mazlum Filistinli kardeşlerimizi desteklemek için feragat etmiştir. İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırım, masum sivilleri hedef alan insanlık dışı saldırıları ve uluslararası hukuku yok sayan zulmü karşısında Türkiye devleti, hükümeti ve milleti olarak her daim Filistinli kardeşlerimizin yanında olmuştur. İsrail’e ekonomik ve ticaret ambargosu uygulayan yegane öncü ülke olmuştur. Türkiye, Gazze’ye, Gazze halkına, Batı Şeria’ya en çok yardım gönderen, tıbbi yardım sağlayan ülke olmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ülkemizin ve hükümetimizin bu ilkeli duruşu, başta Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere tüm İslam dünyasından, hatta vicdanlı diğer milletlerden takdir görmüştür ve görmektedir. CHP’li bazı milletvekilleri de bu utanılacak iddialarına ve iftiralarına sarılmak yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin bu asil ve kararlı duruşundan gurur duyabilirler. Defaeten açıklandığı üzere çarpıtma haberler ve CHP’li bazı milletvekillerinin zaman zaman yaptığı bu açıklamalar, ’Türkiye sanki halen İsrail’e ihracat yapıyormuş’ algısı oluşturmaya yönelik bir iftira mahiyetindedir. Bu yalanların Türkiye’nin, hükümetimizin İsrail’in soykırımlarına karşı politika ve tedbirlerini itibarsızlaştırmayı ve düpedüz İsrail’in çıkarlarına hizmet etmeyi amaçladığı açıktır. Filistinli vatandaşların yaralarının sarılması, temel ihtiyaçlarının karşılanması ve Gazze’ye insani yardımın kesintisiz ulaştırılması için tüm imkanlarımızı seferber etmeye, bu çerçevede hem İsrail’in manipülasyonları hem de ona hizmet eden içerideki iftiracılarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Tarih ve toplumsal vicdan, kimlerin mazlum Filistinlilerin yanında olduğunu, kimlerin de İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğini kaydetmektedir. Bu itibarla hükümetimizin, Ticaret Bakanlığımızın bu konudaki resmi, gerçek ve istatistiki verilere dayalı açıklamalarına itibar edilmesi, İsrail’e hizmet eden, İsrail istatistikleri ve istihbaratından beslenen yalanlara, çarpıtma haberlere itibar edilmemesi hususunu kamuoyumuzun dikkatine saygılarımızla sunarız."
29 Mart 2026 Pazar - 12:34 Muğla yatırım bütçesi 2 yılda yüzde 85 arttı Dünya’nın ve Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan, sahip olduğu verimli toprakları ile tarım, kültürel ve tarihi değerleri ile de kültür ve sanatın merkezi olan Muğla’da Büyükşehir Belediyesi kente değer katan yatırımlarına devam ediyor.2024 yılından sonra yatırım bütçesini ortalama yüzde 85 arttırarak 10 milyar 687 milyon TL’ye çıkaran Büyükşehir Belediyesi altyapıdan, yollara, sağlıktan tarıma birçok alanda Muğla’nın 13 ilçesinde yatırımlarına devam ediyor. 2024 yerel seçimlerinden sonra Muğla’nın 13 ilçesinin hizmet ihtiyacına göre yol haritasını belirleyen Büyükşehir Belediyesi yatırım bütçesinde artışa gitti. Alt ve üstyapıları ile modern bir şehir oluşturmak, tarımda üreten köylüye destek vermek, Muğla’nın yeşil ve mavisini korumak, sosyal belediyecilikle vatandaşların yanında olmak için Büyükşehir Belediyesi yatırım bütçesini 10 milyar 687 milyon TL’ye çıkardı. Uluslararası kredilendirme kuruluşlarından en yüksek notu alan, Büyükşehir Belediyeleri arasında borçsuz belediyelerden biri olan Muğla Büyükşehir Belediyesi Muğla için temeller atmaya, yatırımlarını hayata geçirmeye devam ediyor. Başkan Aras: "Muğla’nın parası hemşehrilerimizin için yatırıma dönüşüyor" 31 Mart Yerel seçimlerinin üzerinden geçen iki yıl içinde Muğla’da altyapıdan tarıma, sağlıktan ulaşıma birçok alanda yatırımların artarak devam ettiğini söyleyen Başkan Aras, Muğla’nın bütçesinin hemşerilerine hizmet olarak geri döndüğünü söyledi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras; "Dünya’nın ve Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri olan Muğla’mızda yaşayan, şehrimizi ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerimize en iyi hizmeti vermek için var gücümüzle çalışıyoruz. Geride bıraktığımız iki yılda seçim öncesi verdiğimiz sözlerin yanı sıra kentimizin ihtiyacı olan birçok hizmeti hayata geçirdik. 7’den 70’e vatandaşlarımızın huzur ve mutluluğu için yeni Yaşam Evleri, Gündüz Bakımevleri’nin temelini atarken üreten köylümüzü de yalnız bırakmadık. Yerel tohumdan, fidan desteğine, arıcılıktan büyük ve küçükbaş hayvancılık desteklemelerine kadar her kalemde üreten köylümüzün elinden tuttuk. Muğla’mızın kıyılarını korumak, yeşil ve mavimizi gelecek nesillere tertemiz bırakmak için 7 atık alım teknemizle denizlerde hizmet verdik. Bu hizmetimizi tüm kıyılarımızda yaygınlaştırmak için tekne sayımızı 12’ye çıkarıyoruz" dedi. "Muğla herkes için önemli bir şehir" Muğla’nın altyapısına ve yollarına da büyük yatırım yaptıklarını söyleyen Başkan Aras, 13 ilçede 435 kilometre yeni, güvenli yolu vatandaşların hizmetine sunduklarını belirtti. Başkan Aras; "Muğla sadece üzerinde yaşayanların değil, dünyanın her yerinden gelen misafirleri ağırlayan, herkesin hayatında en az bir kere ziyaret etmek istediği bir şehir. Bu şehir için modern ve güvenli yolların yanı sıra güçlü bir altyapı yapmak için de yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bodrum’dan Fethiye’ye dünyanın en önemli turizm markalarını yeni sezona hazırlamak, önem ve aciliyet sırasına göre eksikliklerini gidermek için var gücümüzle çalışıyoruz. Muğlalı hemşehrilerimizin huzuru ve mutluluğu için Muğla’mızın bütçesini şehrimize hizmetlere harcıyoruz" diye konuştu.
29 Mart 2026 Pazar - 11:14 Bozkırın sarı devleri hasat için bakıma alındı Yozgat’ın Yerköy ilçesinde biçerdöver ustaları, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde başlayacak hasat sezonu öncesinde yoğun mesaiye başladı. İlçede hummalı bir çalışma yürütülürken, bakımı tamamlanan biçerdöverler tırlara yüklenerek hasat için yola çıkmayı bekliyor. Yozgat’ın Yerköy ilçesinde biçerdöver tamircilerinin bakım mesaisi başladı. Türkiye’nin birçok noktasında hasat yapacak olan vasıtalar, ustaların elinden geçti. Biçerdöver tamircisi Güner Kozan, sezon öncesi yapılan bakımın hayati önem taşıdığını belirterek, "Biçerler sezon başlangıcında gelirler, biz bakımlarını yaparız. Sanayideki işlemleri bittikten sonra tekrar tırlara yüklenerek güneydoğu sezonuna gider. Gitmeyen arkadaşlar da buradaki sezondan başlarlar. Biz bütün işlemini yapıyoruz. Kayışları, kasnakları, bilyaları, bıçakları. Tam periyodik bakım yapıyoruz. Yani check up gibi bir şey. Bizden sonraki bakımı da bittiği zaman şanzıman, motor. Yani bu bakımlar olmadan da zaten bu biçer araziye gidemez" dedi. "Sezonda yüzün üzerinde biçere kaporta boya yapıyoruz" Kaporta ve boya ustası Ramazan Türkmen ise biçerdöverlerin dış aksamlarının da yenilendiğini ifade ederek, "Biçerdöver tablasını boyuyoruz şu an. Sarı kısmını bitirdik. Şimdi siyahına geçtik, tırmığı boyayacağız. Azami boya aksamı ve kaporta yenileme yapıyoruz. Öyle yani bakım aksamını arka karşıdaki arkadaşlar yapıyor. Devrik, yanık biçerleri biz yapıyoruz burada. Sezonda yüzün üzerinde biçer kaporta boya yapıyoruz" dedi. "Yerköy’de biçerdöveri olmayana kız vermezler" Yıllardır sektörde çalışan Mustafa Türkmen de Yerköy’ün biçerdövercilikte önemli bir merkez olduğunu vurgulayarak, "12 yaşından 54 yaşıma kadar bu biçer sektöründe yoğuruldum. Biçer pirini bilirim ben. Ben kendim de çalışıyorum vatandaşlara da yardımcı oluyorum. Bu aylarda güneydoğuya, Hatay’a, Urfa’ya, Mardin’e, Kızıltepe’ye güneydoğunun her iline biçer gönderiyoruz. Bundan 20 gün sonra başlarlar. Oradan dönüşte bir şeyden çoğu arızalanıyor. Çoğu devriliyor, kimi yanıyor. Yine benim dükkana geliyor yapılıp geri işe devam ediyorlar. Bu şekilde uğraşıyoruz. 3 bin 500 tane biçer var. Bizim Yerköy’de biçerdöveri olmayana kız vermezler" ifadelerini kullandı. Hasat sezonunun başlamasına sayılı günler kala Yerköy’deki ustaların yoğun mesaisi sürerken, bakımı tamamlanan biçerdöverler Türkiye’nin dört bir yanında ekin biçmek için gün sayıyor.
Yerli muz için güçlü kooperatif mesajı
27 Aralık 2025 Cumartesi - 12:39 Yerli muz için güçlü kooperatif mesajı Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 1 No’lu Meyve ve Sebzelerin İşlenmesi ve Ticareti Meslek Komitesi tarafından düzenlenen ’Muz Üreticileri Sektör Toplantısı’nda, muz sektörünün yaşadığı sorunlar masaya yatırılarak çözüm önerileri ele alındı. Toplantıda, sektörün geleceği için kaliteli üretim, üretimde standartlaşma ve güçlü kooperatifleşme vurgusu öne çıktı. Mersin, Anamur, Alanya ve Adana’dan gelen üreticiler ile sektör temsilcileri, muz üretiminin güçlendirilmesi ve yaşanan sorunların ortak akılla çözülmesi amacıyla MTSO’da bir araya geldi. Verimli geçen toplantının ardından, sektör toplantılarının her ay farklı bir ilçede yapılması kararlaştırıldı. Toplantıya; MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Meclis Üyesi Hakan Dönmez, Anamur Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tuna, Anamur Ziraat Odası Başkanı Ahmet Şeref Gümüş ile çok sayıda üretici ve sektör temsilcisi katıldı. Üreticiler, özellikle ithal muz baskısı, kalite artışı, finansa erişim ve fiyat rekabeti konularında yaşanan sorunlara dikkat çekti. Sektörün sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiği vurgulanırken, çözümün bireysel değil örgütlü yapı ve ortak hareketle mümkün olacağı ifade edildi. Bu kapsamda, güçlü ve geniş katılımlı kooperatiflerin kurulması çözümün anahtarı olarak gösterildi. "Birlikte olursak üretici güçlenir" İthal muzun kimse tarafından istenmediğini belirten MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, "Birlikte olursak üretici güçlenir, doğru fiyat politikaları belirlenebilir. Bunun için hepimizin aynı dili konuşması gerekiyor" dedi. Anamur TSO Başkanı Mehmet Tuna ise ortak akılla hareket edilmesi halinde sorunlara akılcı çözümler üretilebileceğini ifade ederek, sektör toplantılarının düzenli şekilde devam etmesinin önemine dikkat çekti. Toplantı sonunda, sorunlar çözüme kavuşana kadar aylık sektör toplantılarına devam edilmesi kararı alındı. Toplantıda öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı: "Dövizdeki düşük kur politikası nedeniyle ithal muzla rekabet edilememesi sonucu desteklerin artırılması. Marketlerin yerli muz alımını artırmaya yönelik çalışmalar yapılması. Yerli muz üretiminde standart sağlanarak kalite artışının desteklenmesi. Üretimden markete uzanan süreçte oluşan fire oranlarının azaltılması. Meyve tüketimini artırmaya yönelik kamu spotları hazırlanması. Muz üretiminde kullanılabilecek ruhsatlı ilaç sayısının artırılması. Geniş katılımlı ve güçlü bir kooperatifin kurulması. Muz üretiminde modernizasyon için sübvansiyonlu kredi desteği sağlanması. Üretim maliyetlerini düşürmeye yönelik çalışmalar yapılması."
Mersin’e lojistik merkez kurulması kararı çıktı
27 Aralık 2025 Cumartesi - 12:11 Mersin’e lojistik merkez kurulması kararı çıktı Türkiye’nin lojistik başkenti olarak anılan Mersin’de, yıllardır gündemde olan lojistik merkez kurulmasına yönelik önemli bir adım atıldı. Lojistik potansiyeli her geçen gün artan kentte, odak kurul çalışmalarıyla sektör temsilcileri ortak akılla hareket ederek büyümenin planlı şekilde yönetilmesini ve katma değere dönüştürülmesini hedefliyor. Odak Mersin Lojistik Çalışma Kurulu aylık toplantısı, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Atölye1886’da gerçekleştirildi. Toplantı, MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır’ın moderatörlüğünde yapıldı. Toplantıya Yönetim Kurulu Üyesi Murat Aktoğ, Meclis Başkan Yardımcısı Ahmet Aktaş’ın yanı sıra Mersin Limanı, Çukurova Havalimanı, Mersin Deniz Ticaret Odası, Mersin Ticaret Borsası temsilcileri, akademisyenler ve sektör paydaşları katıldı. Toplantının ana gündemini, Mersin’in öncelikli talepleri arasında yer alan lojistik merkez kurulması oluşturdu. Bugüne kadar yürütülen çalışmaların değerlendirildiği toplantıda, gelinen noktada sürecin daha güçlü bir irade ve kararlılıkla sahiplenilmesi gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, güçlü limanı, havalimanı, kara ve demiryolu bağlantılarıyla stratejik bir konuma sahip olan Mersin’de lojistik merkez kurulmasının ertelenemez bir ihtiyaç olduğu konusunda görüş birliğine vardı. Lojistik merkezin hayata geçirilmesiyle birlikte kentin lojistik kapasitesinin artacağı, maliyetlerin düşeceği ve Mersin’in ulusal ve uluslararası rekabette daha güçlü bir konuma ulaşacağı ifade edildi. Toplantı sonunda değerlendirmelerde bulunan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, bakanlık tarafından açıklanan 4 sanayi koridorunun Mersin’de kesiştiğini hatırlatarak, hızlı tren ve güçlü liman bağlantılarının kente büyük avantaj sağladığını söyledi. Çakır, "Biz istesek de istemesek de coğrafi konumu ve gücüyle Mersin lojistikte büyüyecek. Bizim hedefimiz bir araya gelip bu gelişime doğru yönü verebilmek. Bu nedenle kentin tüm dinamiklerinin bir arada bulunması çok önemli. Mersin lojistiğinin 2050-2075 yılını birlikte planlamalı, doğru bir yol haritası oluşturmalıyız" dedi.
OYAK Çimento, BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne dahil oldu
27 Aralık 2025 Cumartesi - 11:51 OYAK Çimento, BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne dahil oldu OYAK Çimento, Borsa İstanbul (BIST) tarafından oluşturulan ve kurumsal sürdürülebilirlik performansı yüksek şirketlerin yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik ve BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne dâhil oldu. TCC Group Holdings’e ait küresel çimento şirketi Cimpor’un Türkiye çimento pazarındaki markası olan Oyak Çimento, sürdürülebilirlik odaklı büyüme stratejisi kapsamında önemli bir başarıya imza attı. Türkiye çimento sektörünün önde gelen şirketlerinden OYAK Çimento, BIST Sürdürülebilirlik Endekslerine girmeye hak kazandı. Borsa İstanbul’da işlem gören ve sürdürülebilirlik performansları üst seviyede olan şirketlerin paylarının yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik Endeksi ve Sürdürülebilirlik 25 Endeksi, şirketlere bu alandaki çalışmalarını göstermek için önemli bir platform sağlarken, ESG kriterleri doğrultusunda yatırım yapan yatırımcılar açısından da güvenilir bir zemin sunuyor. "Uzun vadeli değer oluşturma taahhüdümüzü pekiştiriyoruz" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan OYAK Çimento Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CIMPOR Global CFO’su Eralp Tunçsoy, bu başarının stratejik bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti: "Küresel ölçekte CIMPOR ile birlikte yürüttüğü ortak çalışmaların ve Türkiye çimento sektörüne yön veren yatırımların bir sonucu olarak BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’ne dahil olmamız, OYAK Çimento’nun sadece güçlü finansal performansının değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal sorumluluk alanındaki kararlılığının da somut bir göstergesi. Global çimento devi TCC Group Holding çatısı altında ‘Globalde Lokal Oyuncu’ vizyonumuzla, 2050 Net-Sıfır hedefimize yönelik attığımız yenilikçi adımlar, alternatif yakıt kullanımındaki liderliğimiz ve uluslararası standartlardaki raporlama başarımız, bizi sektörde farklılaştıran temel unsurlar. Bu başarı, tüm paydaşlarımıza olan uzun vadeli değer oluşturma taahhüdümüzü pekiştiriyor. Sürdürülebilir bir gelecek inşa etme yolculuğumuzda, tüm çalışanlarımızın ve iş ortaklarımızın katkısıyla sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz." Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan OYAK Çimento CEO’su Murat Sela şunları dile getirdi: "Şirketimizin BIST Sürdürülebilirlik Endekslerine dahil edilmesi, OYAK Çimento olarak yıllardır büyük bir titizlikle yürüttüğümüz sürdürülebilirlik yolculuğumuzun en prestijli onaylarından biri. Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim alanlarında benimsediğimiz sorumlu iş anlayışımız ve uzun vadeli değer oluşturma hedefimiz doğrultusunda sürdürülebilirlik odağımızı tüm iş süreçlerimizin merkezinde tutmaya devam edeceğiz." Finansal başarının temeli sürdürülebilirlik Ekonomik, çevresel ve sosyal faktörleri kurumsal yönetim ilkeleriyle birleştirerek uzun vadeli değer oluşturma stratejisi ile hareket eden OYAK Çimento, bu kapsamda hayata geçirdiği yenilikçi uygulamalarla sektördeki önemli konumunu güçlendiriyor. Türkiye’de sektörünün ilk Net-Sıfır hedeflerinden birini veren ve doğrulatan grup olarak, Avrupa’daki en agresif azaltım planlarından birini ortaya koyan OYAK Çimento, 2050 karbonsuz bir gelecek hedefine yönelik çalışmalarına kararlılıkla devam ediyor. Bu vizyon doğrultusunda, şirket son iki yılda küresel çapta yaklaşık 400 milyon euro tutarında sürdürülebilirlik odaklı yatırım yaparak hem çevresel etkiyi azaltmayı hem de uzun vadeli kârlılığı artırmayı hedefliyor. Çevreci yaklaşımlarının somut bir göstergesi olarak, 2024 yılı itibarıyla kullanılan toplam ısıl enerjinin yüzde 28,6’sını alternatif yakıtlardan elde eden şirket, Türkiye ortalamasının iki katından fazlasına karşılık gelen bu oranla sektörün öncüleri arasında konumlanıyor. Ayrıca 2024 yılında Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) çerçevesinde ilk raporlamasını gerçekleştiren şirket, sürdürülebilirlik stratejilerini ve iklim risk yönetimi yaklaşımlarını ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde paylaşıyor.
Türkiye’de manda popülasyonu tehdit altında
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:39 Türkiye’de manda popülasyonu tehdit altında Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bakiye Kılıç Topuz, dünyada manda popülasyonu ve manda sütü üretiminde önemli artışlar yaşanmasına rağmen Türkiye’de tam tersine ciddi bir düşüş olduğunu belirterek, Türkiye’nin dünyada manda popülasyonunun en hızlı azaldığı ülke konumunda olduğunu söyledi. Doç. Dr. Bakiye Kılıç, son 30 yıla ait verileri değerlendirdiklerini ifade ederek, "Dünyada manda popülasyonu yüzde 34 oranında artarken, Türkiye’de bu oran yüzde 53 azalmıştır. Yaptığımız analizler sonucunda manda popülasyonunun ciddi bir tehdit altında olduğunu söyleyebiliriz" dedi. Türkiye’deki manda varlığının önemli bir bölümünün Samsun’da bulunduğuna dikkat çeken Topuz, "Türkiye’de yaklaşık 162 bin manda bulunmaktadır. Bunun 80 bini süt mandasıdır ve toplam hayvan varlığı içinde yüzde 12’lik bir paya sahiptir. Samsun, Türkiye’deki manda popülasyonunun en önemli merkezidir. Samsun’daki manda varlığının yüzde 60’ı Bafra ve 19 Mayıs ilçelerinde yoğunlaşmıştır. Biz de projelerimizi bu popülasyon üzerinden yürütüyoruz" diye konuştu. "Nicelikten çok niteliğin ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz" Türkiye’nin manda sütü üretiminde dünya genelindeki payının oldukça düşük olduğunu vurgulayan Topuz, "Türkiye’nin manda sütü üretimindeki payı yüzde 0,04 seviyesindedir. İtalya ile manda sayımız benzer olmasına rağmen, manda sütü denildiğinde dünyada ilk akla gelen ülke İtalya’dır. Bunun en önemli nedeni dünyaca ünlü mozzarella peynirinin manda sütünden üretilmesidir. Burada nicelikten çok niteliğin ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Markalaşma sağlanırsa, sayı olarak az olsak bile nitelik açısından ön planda olabiliriz" ifadelerini kullandı. "Manda sütü üretim değeri sadece çiğ süt olarak 3,4 milyar TL ile 6,5 milyar TL arasında" Manda sütünün ekonomik değerine de değinen Doç. Dr. Kılıç Topuz, "Türkiye’de manda sütü üretim değeri sadece çiğ süt olarak 3,4 milyar TL ile 6,5 milyar TL arasında değişmektedir. Bu süt tereyağı, kaymak ve yoğurt gibi işlenmiş ürünlere dönüştürüldüğünde ekonomik değeri 3-4 kat daha artmaktadır. Samsun’da 19 bin 495 manda bulunmakta, bunların 11 bini süt mandasıdır. Samsun’da manda sütü üretiminin ekonomik değeri 475 milyon TL ile 900 milyon TL arasında değişmektedir" şeklinde konuştu. Mandacılığın kârlı bir hayvancılık faaliyeti olduğunun altını çizen Doç. Dr. Topuz, şunları söyledi: "Mandacılıkta maliyetler diğer hayvancılık faaliyetlerine göre çok daha düşüktür. Mandalar hastalıklara karşı daha dirençlidir ve iklim değişikliğine uyum kapasiteleri oldukça yüksektir. İnsan sağlığı açısından da manda sütü sığır sütüne göre daha avantajlıdır. Manda sütünde protein oranı daha yüksek, kolesterol oranı daha düşük ve mineral madde içeriği daha fazladır. Ayrıca manda etinin kalori değeri sığır etine göre daha düşüktür."
OYAK Maden Metalürji şirketlerinde "İş’te Dönüşüm" projesi başladı
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:18 OYAK Maden Metalürji şirketlerinde "İş’te Dönüşüm" projesi başladı OYAK Maden Metalürji şirketleri, 2030 stratejisi doğrultusunda "İş’te Dönüşüm" projesini hayata geçirdi. Yapay zekâ ve dijital teknolojileri iş süreçlerinin merkezine alan proje ile insan, teknoloji ve sürdürülebilir gelecek için yeni bir denge kurulması hedefleniyor. Türkiye demir-çelik sektörünün önde gelen şirketleri Erdemir ve İsdemir’i bünyesinde barındıran OYAK Maden Metalürji, geleceğin dünyasına hazır olma vizyonuyla "İş’te Dönüşüm" projesini hayata geçirdi. Bu kapsamda, Ofis Programlarında Yapay Zekâ Uygulamaları pilot gruplarla başlatıldı ve Gelişmiş Veri Analitiği Programı devreye alındı. Söz konusu vizyon doğrultusunda Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu kurulurken, "Cevher Sensin" adı ile uzun dönem staj programı da başlatıldı. Geleceğe hazır olmak için yalnızca yeni teknolojileri takip etmenin yeterli olmadığını vurgulayan OYAK Genel Müdürü ve Erdemir - İsdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, "Bizim için gerçek dönüşüm, yapay zekâ ve dijital araçları iş süreçlerimizin merkezine entegre ederek hem operasyonel mükemmelliğimizi güçlendirmek hem de sürdürülebilir değer oluşturmak. Bu süreç; çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmeyi, veriyi stratejik bir kaynak olarak kullanmayı ve karar alma süreçlerimizi daha hızlı, doğru ve etkin hâle getirmeyi kapsıyor" diye konuştu. Sektörde fark oluşturan, güçlü ve sürdürülebilir bir şirket olmayı amaçladıklarını ifade eden Yalçıntaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Yapay zekâ eğitimlerimizin yanı sıra verinin iş süreçlerimize entegrasyonuna yönelik attığımız her adım, geleceğin standartlarını belirleme vizyonumuzun bir parçası. Bu yolculuk, OYAK Maden Metalürji şirketlerinin vizyonunu hayata geçirmek için kritik bir adım. Sürdürülebilirlik, inovasyon ve insan odaklı yaklaşımımızla çelik endüstrisinde liderliği üstleniyor; insan, teknoloji ve gezegen için daha dengeli bir dünya inşa etmeyi hedefliyoruz." Dijitalleşme ve yapay zekâ ile yeni nesil verimlilik Yapılan açıklamaya göre, dijitalleşmeyi stratejik bir dönüşüm olarak konumlandıran şirket, yapay zekâ teknolojilerini insan kaynağının tecrübesiyle harmanlayarak iş süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Bu kapsamda, Ofis Programlarında Yapay Zekâ Uygulamaları pilot gruplarla hayata geçirildi. Robotik süreç otomasyon çözümleriyle, tekrarlanan görevler azaltılarak daha katma değerli işlere odaklanılması sağlanırken; iş süreçlerinde yenilikçilik destekleniyor. Ayrıca manuel işlem sürelerinde ve süreçlerdeki hata oranlarında da iyileşme sağlanıyor. Verinin gücüyle daha akıllı iş modelleri geliştiriliyor Şirketin üretim süreçlerindeki verileri stratejik değere dönüştürmek için Gelişmiş Veri Analitiği Programı da başlatıldı. Program ile çalışanların veri okuma ve analiz yetkinlikleri güçlendirilerek; kalite, verimlilik, enerji ve ham madde harman kullanımında optimizasyon gibi senaryolarla 2030 vizyonu doğrultusunda etkin bir maliyet yönetimi hedefleniyor. Dijital karar alma süreçlerinin yaygınlaştırılması ve sürekli iyileştirme kültürünün analitik yetkinliklerle desteklenmesi, iş süreçlerinde hız, çeviklik ve kalıcı kültürel dönüşüm sağlamasını amaçlıyor. Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu kuruldu Sürdürülebilirliği tüm iş süreçlerine entegre eden şirket, çevresel sorumluluk, sosyal etki ve güçlü yönetişim ilkelerini merkeze alarak paydaşlarına uzun vadeli değer oluşturmak amacıyla Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu kurdu. Şirket içi ve dışı tüm paydaşların beklenti ve gerekliliklerini bütüncül ve koordineli bir şekilde yönetmeyi hedefleyen grupta, şirket çalışanlarının yanı sıra sektör ve akademiden uzman katılımcılar da danışman olarak yer alacak. İş’te Dönüşüm yolculuğunun merkezinde insan yer alıyor OYAK Maden Metalürji şirketleri, uzun vadeli İş’te Dönüşüm yolculuğunun merkezine insanı koyarak insan kaynağına ve genç yeteneklere yatırımı stratejik öncelik olarak konumlandırıyor. Bu anlayış doğrultusunda, sektöre nitelikli gençlerin kazandırılması ve geleceğin profesyonellerinin güçlü bir yetkinlik setine sahip olması hedefleniyor. Bu vizyonun ilk adımı olarak, 4’üncü sınıf üniversite öğrencilerine yönelik "Cevher Sensin" adı ile uzun dönem staj programı hayata geçirildi. Program kapsamında genç yetenekler; satış ve pazarlamadan Ar-Ge’ye, finanstan insan kaynaklarına kadar birçok birimde gerçek iş deneyimi kazanma fırsatı bulacak. Başvurular 12 Ocak 2026 tarihine kadar devam ederken, toplam dört ay sürecek program boyunca deneyimli çalışanlar mentorluk desteği sağlayarak yeni nesil yeteneklerin öğrenme yolculuğunu güçlendirecek. OYAK Maden Metalürji bünyesinde 11 şirket bulunuyor Açıklamaya göre, OYAK’ın Maden Metalürji alanında faaliyet gösteren şirketleri arasında, Erdemir ve İsdemir’in yanı sıra; demir cevheri peletleme tesisine sahip Erdemir Maden, çelik kullanıcılarına ihtiyaçlarına özel ebatlandırma ve hizmetler sunan Erdemir Çelik ve Servis Merkezi, projelendirmeden devreye almaya kadar her aşamada hizmet veren Erdemir Mühendislik, ürettiği elektrik çeliğinin büyük bir bölümünü Avrupa’ya ihraç eden Erdemir Romanya başta olmak üzere 11 şirket yer alıyor.
Plastik atıkları doğaya zarar vermeden dönüştürdüler, ödülü kazandılar
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:08 Plastik atıkları doğaya zarar vermeden dönüştürdüler, ödülü kazandılar Bursa Kayapa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikasında plastik atıkları yüksek teknoloji ve yenilikçi yöntemlerle doğaya zarar vermeden dönüştürerek ham madde olarak yeniden üretime kazandıran Türkiye’nin öncü markası Burpol Polimer Plastik, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Yeşil Dönüşüm Ödülleri’nde "Sürdürülebilirlik Stratejisi" kategorisinde sektör devlerinin ardından 3.’lük ödülüne layık görüldü. Ülke genelinden sektörünün öncüsü yüzlerce firmanın değerlendirildiği yarışmada dereceye giren Burpol Polimer Plastik, böylece başarısını bir kez daha taçlandırmış oldu. 2025 yılı İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yeşil Dönüşüm Ödülleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank’ın da katılımıyla İstanbul Sanayi Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) 1995 yılından bu yana düzenlediği İSO Yeşil Dönüşüm Ödülleri; öne çıkan başarılı ürün ve projeleri ödüllendirerek sanayide yeşil dönüşüm vizyonuna öncülük ediyor. Sürdürülebilir üretim yaklaşımını yaygınlaştırmak adına atılan adımları destekleyen bu prestijli ödül töreninde "Çevre", "Enerji Verimliliği" ve "Sürdürülebilirlik" ana başlıklarında toplam 6 kategoride ülke genelindeki başarılı firmalara ödül veriliyor. Törende bir konuşma yapan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Yeşil Dönüşüm Ödülleri’nin, İSO’nun sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüme verdiği önemin en güçlü sembollerinden biri olduğunu belirterek, "Bu ödüllerle; üretim süreçlerinde olumsuz çevresel etkiyi azaltan, enerji ve kaynak verimliliğini artıran, döngüsel ekonomiye somut katkı sağlayan, yenilikçi ve öncü uygulamaları hayata geçiren firmalarımızı görünür kılıyoruz. Ödüle hak kazanarak sanayimizin geleceğine duyduğumuz güveni pekiştiren ilham verici şirketlerimizi, çevre dostu ürün ve projeleri hayata geçiren, sürdürülebilirliği kurumsal kültürün ayrılmaz bir parçası hâline getiren tüm sanayi kuruluşlarımızı ortaya koydukları değerli çalışmalar için kutluyorum" dedi. "Yeşil dönüşüm geleceğe karşı ortak bir sorumluluktur" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank ise, sanayinin rekabet gücünün artık yalnızca üretim kapasitesiyle ölçülmediğini, çevresel performans, karbon ayak izinin azaltılması ve döngüsel ekonomi uygulamalarının küresel değer zincirlerinde kalıcı bir yer edinmenin temel şartı haline geldiğini belirterek, "Bu alanlar bir tercih olmaktan çıkarak açıkça bir zorunluluk haline geldi. Bugün burada yalnızca başarılı projeleri ödüllendirmek için değil, Türkiye sanayisinin geleceğini dönüştüren güçlü bir iradeyi görünür kılmak için bir aradayız. Bugün ödüllendirilen projeler, yeşil dönüşümün sanayide nasıl somutlaştığını açık biçimde ortaya koyuyor. Atık oluşumunu azaltan, döngüsel ekonomi süreçlerini üretime entegre eden, çevresel etkileri azaltan, enerji talebini yöneten ve geri kazanım ilkelerini benimseyen çalışmalar; sanayimizin dönüşüm kapasitesini net biçimde gösteriyor. Yeşil dönüşüm yalnızca bir çevre politikası değil, geleceğe karşı ortak bir sorumluluktur. Bu dönüşümü ancak birlikte hareket ederek, sanayimizi güçlendirerek ve kimseyi geride bırakmadan başarabiliriz. Daha çevreci ve daha rekabetçi bir Türkiye hedefiyle tüm paydaşlarımızla çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu. "Gurur duyuyoruz" "Sürdürülebilirlik Stratejisi" kategorisindeki 3.’lük ödülünü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank ve İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın elinden alan Burpol Polimer Plastik Yönetim Kurulu Başkanı İlkay Yıldırım, ödüle layık görülmekten gurur duyduklarını belirterek, "Başarımızın, ulusal ölçekte bir kez daha ödüllendirilmesi ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Ödülü, Burpol markasının başarı yolculuğunda payı olan tüm çalışma arkadaşlarım adına alıyorum" diye konuştu. Yıldırım, "Sürdürülebilirlik Stratejisi Ödülü, sürdürülebilirlik yönetimi konusundaki uygulamalarının tüm yönetim kademelerinde ele alındığını, sürdürülebilirliğin karar alma süreçlerine etkisinin varlığını, sürdürülebilirlik konusunda politika, hedef ve stratejiler geliştirildiğini ve kurumsal sürdürülebilirlik anlayışının yerleştiğini, firma faaliyetlerinin topluma ve tüm paydaşlarına olumlu katkılar sağlandığını kanıtlayan firmalara veriliyor" dedi. Çağımızın üretim ve tüketim anlayışını belirleyen yeşil dönüşüm anlayışının, iklim krizi, hava kirliliği, doğal kaynakların azalması gibi çevresel problemleri çözmeye yönelik bir strateji olarak ele alındığını, sanayi açısından ise ürün, ham madde ve teknoloji seçimlerinde kapsamlı bir dönüşümün ön plana çıktığı yeni bir düzen kurulduğunu dile getiren İlkay Yıldırım, bu doğrultuda teknoloji odaklı üretimin öneminin artarken küresel anlamda rekabetçi olabilmek için sanayinin daha yeşil, daha döngüsel ve daha dijital olmasının bir gereklilik halini aldığını ifade etti. "Sürdürülebilir bir dünya için çalışmaya devam" Sürdürülebilir bir dünya için çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Burpol Polimer Plastik Yönetim Kurulu Başkanı İlkay Yıldırım, "Plastik kirliliğiyle mücadeleye ve sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunmaya ilk günkü heyecanla devam edeceğiz. Küresel bir sorun haline gelen plastik kirliliği sorununu hep birlikte çözebiliriz. Burpol Polimer Plastik olarak daha temiz ve sağlıklı bir dünya için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. Burpol Polimer Plastik, 2023 yılında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin "Türkiye’nin Girişimci Kadın Gücü Yarışması"nda "En Çevre Dostu Kadın Girişimci Ödülü"ne, 2024’te de Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı’nın (PAGÇEV) düzenlediği "Plastik Geri Dönüşüm Ödül Töreni"nde "Yılın Otomotiv, Elektrik veya Elektronik Ürünü-Otomotiv ve Elektrik Ürünlerinde Kullanılan ve Geri Dönüştürülmüş Malzeme İçeren Plastik Parçalar" kategorisinde ödüle layık görülmüştü.
Altının gram fiyatının artması Trabzon hasırının değerine değer kattı
27 Aralık 2025 Cumartesi - 09:50 Altının gram fiyatının artması Trabzon hasırının değerine değer kattı Dünyaca ünlü coğrafi işaretli Trabzon hasır bileziği, son dönemde gram altının fiyatının tarihinin en yüksek zirvesini görmesiyle birlikte değerine değer kattı. Trabzon Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Ali Yazıcı, altın gramının 6 bin 250 TL seviyesinde işlem gördüğü bu dönemde, bir takım hasır bilezik fiyatının 600 bin TL’den başladığını belirterek, "Özel siparişlere bakıldığında fiyatlar 3 milyon TL’ye, hatta 6 milyon TL’ye kadar çıkabilmektedir. Özellikle 61 sıra, 81 sıra hasır takımlar; gerdanlık, yüzük ve küpeyle birlikte değerlendirildiğinde toplam maliyetin 3 milyon TL ile 6 milyon TL arasında olduğunu ifade edebilirim" dedi. Altın yükseldiğinde alımların arttığını, altın düşmeye başladığında ise satışların daha fazla olduğunu kaydeden Yazıcı, özellikle yılsonlarına doğru, Kasım ve Aralık aylarında altın bozma işlemlerinin arttığını kaydetti. 2025 yılının kuyumcu sektörü için iç piyasada istenildiği gibi geçmediğini dış piyasada ise ihracat rakamlarının 2014’e göre daha iyi olduğunu ifade eden Yazıcı, "2025 yılı, açıkça söylemek gerekirse, iç piyasada 2024 yılına göre biraz daha kötü geçti. Dış piyasaya baktığımızda ise ihracat rakamlarımızın 2024’e kıyasla daha iyi olduğunu, daha olumlu rakamlar ortaya çıktığını söyleyebilirim. Bakanlığın bizlere verdiği bilgilere göre 2024 yılında mücevher ihracatı 7,5 milyar dolar seviyesindeyken, 2025 yılı Ekim ayı itibarıyla bu rakamın 12,5 milyar dolara ulaştığı bilgisi bulunmaktadır. Trabzon hasır bileziği açısından bakıldığında, Trabzon’daki kazaziye ve hasır bilezik ihracatında yüzde 30 payımız olduğu ifade ediliyor. Bu tabloya göre ihracatta bir miktar daha iyi durumdayız; ancak iç piyasada mücevher satışlarında bir nebze zayıflık söz konusu. Buna karşın yatırım amaçlı olarak külçe altın, Cumhuriyet altını ve çeyrek altın satışlarının arttığını, yatırımcıya daha fazla altın satıldığını söyleyebilirim" şeklinde konuştu. Yıl sonlarına doğru altın bozdurma işlemleri artıyor Özellikle yıl sonuna doğru altın bozdurma işlemlerinin arttığına dikkat çeken Yazıcı, "Altın yükseldiğinde alımların arttığını, altın düşmeye başladığında ise satışların daha fazla olduğunu zaman zaman görüyoruz. Özellikle yıl sonlarına doğru, Kasım ve Aralık aylarında altın bozma işlemlerinin arttığını gözlemliyoruz. Bunun nedeni olarak, 2026 yılında vergi usulü ve tapu devri işlemlerinde vergi artışları olacağı beklentisiyle vatandaşların ev ve araba alımı için altın bozdurması gösterilebilir. Alım tarafına bakıldığında ise Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarında daha fazla altın alındığını söyleyebilirim. Bu durum, büyük ölçüde vatandaşın ekonomik durumuyla bağlantılıdır" diye konuştu. Yaz sezonu zayıf geçti Bu yıl düğün sezonunun zayıf geçtiğini belirten Yazıcı, "2024 yılının yaz sezonu daha iyiydi. 2025 yılının yaz sezonu ise oldukça zayıf geçti. Ocak ve Şubat aylarında bir miktar hareketlilik olsa da sezonun geneline bakıldığında, özellikle Ağustos ayından sonra ciddi bir düşüş yaşandığını ifade edebilirim. Dolayısıyla 2024 yılı ile 2025 yılı kıyaslandığında yaklaşık yüzde 30’luk bir daralma olduğunu söyleyebilirim" diye konuştu. Trabzon hasırı sektörün göz bebeği Dünyaca üne sahip coğrafi işaretli Trabzon hasırının tarihinin en yüksek fiyatını gördüğünü belirten Yazıcı, "Altının 6 bin 250 TL seviyesinde işlem gördüğü bu dönemde, bir takım hasır bilezik fiyatı 600 bin TL’den başlamaktadır. İnce bir takım bu seviyedeyken, özel siparişlere bakıldığında fiyatlar 3 milyon TL’ye, hatta 6 milyon TL’ye kadar çıkabilmektedir. Özellikle 61 sıra, 81 sıra hasır takımlar; gerdanlık, yüzük ve küpeyle birlikte değerlendirildiğinde toplam maliyetin 3 milyon TL ile 6 milyon TL arasında olduğunu ifade edebilirim. Altının ons fiyatına baktığımızda ise bugün 4 bin 350-4 bin 400 dolar seviyelerinde işlem gördüğünü görüyoruz. Kırk yılı aşkın süredir bu mesleğin içindeyiz ve ilk defa ons fiyatının bu kadar yüksek seviyelere çıktığına şahit oluyoruz. Tarihi bir rekor kırıldığını söyleyebilirim" ifadelerini kullandı. Yeni yıla ilişkin beklentilerini de paylaşan Yazıcı, "İşlerimizin daha iyi olmasını umut ediyoruz. İnşallah dünyada herhangi bir kaos ya da savaş yaşanmaz. Altın piyasasına baktığımızda fiyatların bir miktar daha yukarı gidebileceğini öngörüyoruz; ancak temennimiz, fiyatların aşırı yükselmemesi ve herkesin alım gücünün korunmasıdır. İnşallah 2026 yılının daha iyi olacağına dair umutluyuz. Şu an itibarıyla ev ve araba alımlarının arttığını görüyoruz. Yatırımcıların biriktirdikleri altını, yüksek fiyatlardan bozdurarak bu ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla satış yaptıklarını söyleyebilirim. Ocak ayından sonra piyasanın daha durağan bir sürece gireceğini, bu noktadan sonra yeniden altın alımına yöneleceğini düşünüyorum" dedi.