EKONOMİ
Uzmanı değerlendirmelerde bulundu: "Yastık altında bulunan tonlarca altın üretime kazandırılmalı" 30 Mart 2026 Pazartesi - 22:01:31 Türkiye’de yastık altında tutulan altın miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu ifade eden Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, bu büyük birikimin ekonomiye kazandırılamamasının üretim, istihdam ve yatırım açısından önemli bir kayıp olarak değerlendirdiğini ifade etti. Türkiye’de vatandaşların geleneksel tasarruf aracı olarak gördüğü altın, son dönemde artan jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizliklerle birlikte yeniden gündemin en önemli başlıklarından biri haline geldi. Ülkede yastık altındaki altının miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu belirtilirken, bu birikimin ekonominin dışında kalması dikkat çekiyor. Küçük miktarlarda dahi kolayca alınabilmesi ve güvenli liman olarak görülmesi nedeniyle vatandaşlar, ellerine geçen birikimleri çoğunlukla altına yönlendiriyor. Finansal okuryazarlığın sınırlı olması ve yüksek enflasyon ortamı da bu eğilimi güçlendiriyor. Son dönemde artan küresel gerilimler ve bölgesel çatışmaların da etkisiyle altına olan talebin daha da yükseldiği gözlenirken, krediye erişimin zorlaşması ve konut fiyatlarının artması da vatandaşların küçük birikimlerini altına yönlendirmesine neden oluyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, söz konusu altın birikiminin ekonomiye kazandırılması halinde büyük ölçekli yatırımların yapılabileceği, milyonlarca kişiye istihdam sağlanabileceği ve özellikle enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılabileceğini söyleyerek, "Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli. Bununla ilgili doğru, güvene dayalı ve istikrar sağlayıcı politikalar uygulanmalıdır. Reel sektöre kazandırılan bu kaynaklar doğru yatırımlarda kullanılarak insanların daha da fazla kazanmasına sebep olmalıdır. Yani insanları buna inandırmak gerekir. Bu şekilde bu kaynaklardan faydalanabiliriz" dedi. Yalman, yastık altında tutulan altın miktarının değeri ile alakalı bilgiler de vererek, "Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Bunu örneklendirecek olursak bazı makalelerde, bu konuda çalışmalarda yaklaşık 8 bin 500 fabrika, 4 milyon insanın üzerinde istihdam veya enerji sektörüne bu parayla yatırım yapıldığı zaman Türkiye’nin cari açığının kapanması demek. Yani paranın büyüklüğünü ifade etmek için bu örnekleri veriyorum" diye konuştu. "Reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp" Türkiye’deki yastık altı altın miktarının Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkarabilecek enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam olduğunu söyleyen İlkay Noyan Yalman, "Türkiye’de son dönemlerde özellikle savaşın da çıkmasıyla beraber altın çok konuşulan bir konu oldu ve buna paralel olarak yastık altındaki altınımız çok konuşuluyor. Bu da gayet doğal çünkü gerçekten çok büyük bir hacim, yaklaşık 4 bin ton ya da 5 bin ton altından bahsediliyor. Bunun ekonominin dışında olması, reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp. Çünkü Türk halkı altını seven bir halk. Özellikle düğünlerde, özel günlerde altınla hediyeleşme gelir seviyesi en düşükten en yükseğe kadar altın edinmek de aslında kolaydır. Bölünebilir olduğu için 1 gramdan tutun da külçe altına kadar herkes altın edinebiliyor. Eline birkaç kuruş para geçse onu altına hemen yatırıyor, yöneltiyor. Çünkü enflasyon yüksek, diğer finans araçları konusunda belki tam haberdar değil, finansal okuryazarlık oranı da Türkiye’de çok yüksek değil. Onu da saklaması kolay. Gerçi çok fazla tehdit de var tabii çalınması ile ilgili ama yine de biz buna yastık altı diyoruz. Bazı kaynaklarda bu 8 bin tona kadar çıkıyor. Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Enerji sektörüne yöneltildiği zaman bu altın, Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkaracak enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam. Şimdi böyle ciddi bir rakamın hala yastık altında duruyor olması, tabii ki bunun en önemli sebebi ekonomide güven ve istikrar eksikliği" dedi. "Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke" Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesini çokta kolay olmadığını söyleyen Yalman, "Güven ve istikrar kronik bir hale geldi. Çünkü Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke. Son yıllarda, son 20 yılda tek rakamlı haneye düştüğü dönemler oldu enflasyonun ama o da tekrar yukarı çıktı. Enflasyonun olduğu dönemlerde Türk parasından, daha doğrusu ulusal paradan kaçış olur ve güvenli limanlara yönelim başlar. Burada da en önemli güvenli liman Türkiye için, Türkiye gibi benzer ülkeler için altındır. Mesela bu konuda Hindistan’ı da örnek verebiliriz. Türkiye’de 5 bin ton gibi bir yastık altı altın hacminden bahsederken Hindistan’da bu miktar 25 bin ton civarında olarak ifade ediliyor. Yani orada da ekonomiye duyulan istikrarın ve güvenin eksikliğinden kaynaklı bir durum söz konusu. Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesi de çok kolay değil açıkçası" diye konuştu. "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde" Amerika, İsrail ve İran savaşının Türkiye ekonomisine yansımalarından bahseden Yalman, "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde, bunu hepimiz biliyoruz dünyaca. Yakın zamanda başlayan Amerika, İsrail ve İran savaşı Türkiye için hem güvenlik açısından hem ekonomik açıdan çok ciddi bir tehdit. Bu sadece güvenliği değil, tabii ki ekonomiyi de olumsuz yönde etkiliyor. Biz bunun etkisini hemen altınla ölçüyoruz, yani altının fiyatı ne olacak diye herkes altını takip ediyor. Çünkü herkesin az da olsa çok da olsa altını var. Son dönemlerde yastık altı altının arttığını görüyoruz. Bu aslında konut fiyatlarının da artmasına sebep oldu. Çünkü konut alımında krediye ulaşmak zorlaştığı için insanlar büyük yatırım yapamıyorlar, yani bir ev alamıyorlar. Çünkü evin fiyatları yüksek. Ev alamayınca da insanlar küçük ölçekli tasarruflarını yine altın alarak yastık altına aktarıyorlar. Böylece bir yandan yastık altı altınlar artarken ev fiyatları da yükseliyor. Yani emlak piyasasını da olumsuz etkileyen bir sonuç ortaya çıkıyor. Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli" şeklinde konuştu.
30 Mart 2026 Pazartesi - 19:49 İran’daki savaş Zengezur Koridoru’nun stratejik önemini artırdı ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları nedeniyle bölgede yaşanan güvenlik kaygıları, Türkiye ile Türk dünyasını birbirine bağlayacak Zengezur Koridoru’nu yeniden gündeme taşıdı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası artan güvenlik riskleri, Güney Kafkasya’daki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Bu süreçte Azerbaycan ile Nahçıvan arasında doğrudan bağlantı kurmayı hedefleyen Zengezur Koridoru’nun önemi daha da belirgin hale geldi. Türkiye’nin Orta Asya ile kesintisiz ulaşımını sağlayacak proje, sadece ulaşım değil enerji ve ticaret açısından da kritik bir rol üstleniyor. Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesiyle birlikte bölgesel ticaretin canlanması ve ekonomik entegrasyonun hız kazanması bekleniyor. Gelişmelerin yakından takip edildiği bölgede, Zengezur Koridoru’nun geleceği yalnızca iki ülkeyi değil, geniş bir coğrafyadaki siyasi ve ekonomik dengeleri etkileyecek kritik bir unsur olarak öne çıkıyor. Türkiye’yi Nahçıvan ve Azerbaycan’a bağlayacak Zengezur Koridoru’nun önemli bir parçası olan 224 kilometre uzunluğundaki Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu demir yolu hattında da çalışmalar sürüyor. Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve başkan adayı iş insanı Abdullah Atalar, bölgedeki ihracatçıların çok cesur olduğunu ve alternatif bölgeler bulabildiğini söyleyerek, "İran’daki gerilim gerçekten ihracatçımızı zor durumda bırakıyor. Buradaki ticaret yapan arkadaşlarımızı, bölgedeki arkadaşlarımızı da zor durumda bırakıyor. Gümrük kapılarımızdan Dilucu Gümrük Kapımız şu anda yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyor. İran’daki gerilimden dolayı burada bir yoğunluk var. Orada bir rahatlatmayla ilgili girişimlerimiz olacak. Gürbulak Kapısı ise bu gerilimden dolayı şu anda sıkıntılı. Iğdır’daki Dilucu’nda da bir yoğunluk söz konusu. Zaman içerisinde belki bu durum, Iğdır esnafımızın ve ihracatçımızın ticaretini artırabilmesi açısından daha iyi sonuçlar doğurabilir. Sınır kapımızda yığılmalar olabilir. Bütün doğuya açılan kapımızın burası olduğunu biliyorsunuz. Bu nedenle Zengezur Koridoru’nun ehemmiyeti de İran’daki bu gerilimden dolayı biraz daha önemli hale geldi. Gerek demir yolu hatlarımızın gerekse kara yolu hattımızın hızlı bir şekilde tamamlanması çok çok önemli hale geldi. Bizim ihracatçımız gerçekten çok cesur ve alternatif bölgeler bulabiliyor. Burada Iğdır’daki sahayı gezdim, baktım. Iğdır’daki arkadaşlarımız ve bölgede Doğubayazıt’taki arkadaşlarımız dünyanın her tarafına ihracat yapıyorlar. Ancak özellikle Dilucu Gümrük Kapısı’ndaki ve sınır ticaretindeki ihracatımızın İran’daki gerilimden sonra çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Ama tüccarımız, esnafımız, ihracatçımız her zaman kendisine bir çıkış yolu buluyor. Çok cesur bir tüccarımız ve ihracatçımız var" dedi. Iğdırlı iş insanı Selahattin Çaylı ise, Zengezur Koridoru’nun Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturduğunu söyleyerek, "Zengezur Koridoru, biliyorsunuz Türkiye ile Azerbaycan’ı birbirine bağlayacak ve Ermenistan topraklarından geçen bir koridoru ifade ediyor. Ermenistan’dan geçerken de hiçbir kontrol noktasına takılmadan, Türkiye’den veya dünyanın neresinden olursa olsun geçiş güzergahı olarak kullanılan bir hattır. Bu hatla ilgili çalışmalar devam etmektedir. Gerekli görüşmeler de iyi ilerlemektedir. Kısa zamanda bu hattın açılması, Türkiye ile bütün Türki Cumhuriyetler arasında bir bağ oluşturacak bir hat olarak ülkemiz açısından, şehrimiz açısından son derece önemli bir güzergah olacaktır. Biliyorsunuz Zengezur Koridoru son dönemde gelişen savaş olaylarından sonra son derece önemli hale gelmiştir. Bu tarafta oluşabilecek bir tıkanıklığın açılması, sadece Zengezur üzerinden olacaktır. Bu açıdan da Zengezur, bölge dinamikleri açısından, bölge ticareti açısından, ihracat açısından, tacir, tüccar ve turizmci açısından önemli bir noktadır. Bunun açılması artık elzem olarak karşımızda durmaktadır. İran’daki sınır kapılarımızdan geçişler, ticari faaliyetler açısından neredeyse durma noktasına gelmiştir. İnsanlar güven duymuyor. Güvenin olmadığı yerde ticaret olmaz. Ticaret, tacir ve tüccar esasen güveni tercih eder. Güven olmadığı için ticaret de durma noktasına gelmiştir. Bu sadece buradaki sınır kapımızı değil, dünya ticaretini etkileyen bir noktaya gelmek üzeredir. Kısa sürede inşallah bu savaşın da sulh yoluyla çözüleceğini bekliyoruz" dedi.
30 Mart 2026 Pazartesi - 17:04 Fırat Kalkınma Ajansı’ndan KOBİ’lere 235 Milyon TL’lik yeşil dönüşüm finansmanı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Fırat Kalkınma Ajansı, 2026 Yılı Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Geri Ödemeli Finansman Destek Programı’nı ilan etti. Malatya, Elazığ, Bingöl ve Tunceli illerini kapsayan TRB1 Bölgesi’nde faaliyet gösteren KOBİ’lere yönelik hazırlanan programla, işletmelerin yeşil dönüşüm odaklı yatırım ve uygulamalarının desteklenmesi hedefleniyor. Program kapsamında, Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş (SoGreen) Projesi öncelikleri doğrultusunda faizsiz geri ödemeli finansman sağlanacak. Programın, işletmelerin çevresel sürdürülebilirlik kapasitesini güçlendirmesi, rekabetçiliğini artırması ve bölgede kapsayıcı kalkınmaya katkı sunması bekleniyor. Programın temel çerçevesini; çevre dostu üretim süreçlerinin yaygınlaştırılması, kaynak verimliliğinin artırılması, döngüsel ekonomi uygulamalarının desteklenmesi ve çevresel etkilerin azaltılması oluşturuyor. Bu kapsamda özellikle imalat sanayi ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin yüksek katma değerli, sürdürülebilir ve dönüşüm odaklı yatırımlarının desteklenmesi amaçlanıyor. Bunun yanında kadınlar, gençler ve diğer kırılgan gruplar için istihdam oluşturma potansiyeli taşıyan projeler de programın öncelikleri arasında yer alıyor. Başvurularda, iklim değişikliğinin azaltılması ve iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve kontrolü ile biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ve restorasyonu gibi çevresel hedeflere katkı sunan proje teklifleri öncelikli olarak değerlendirilecek. Kadınlar ve gençler tarafından yönetilen işletmeler, kadınlar ve gençler başta olmak üzere kırılgan gruplar için istihdam oluşturan projeler, sosyo-ekonomik olarak daha az gelişmiş ilçelerde uygulanacak yatırımlar ve sürdürülebilirlik alanında kapasite geliştirmeyi içeren yaklaşımlar değerlendirme sürecinde avantaj sağlayacak. Toplam 235 milyon TL bütçeye sahip program kapsamında, proje başına asgari 2 milyon 600 bin TL, azami 7 milyon 500 bin TL destek sağlanacak. Proje uygulama süresi azami 6 ay olarak belirlenirken, geri ödeme süresi 6 ay geri ödemesiz dönem sonrasında 24 ay eşit taksit olmak üzere toplam 30 ay olacak. Programa başvurular, Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi (KAYS) üzerinden 25 Mart 2026 tarihinde başladı. Son başvuru tarihi 8 Mayıs 2026 saat 23.59 olarak belirlenirken, taahhütnamelerin Ajansa teslimi için son tarih 15 Mayıs 2026 saat 18.00’dir.Programın tanıtımı ve başvuru sürecine ilişkin bilgilendirme toplantısı 7 Nisan 2026 Salı günü saat 14.00’te çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Ayrıca potansiyel başvuru sahiplerine yönelik proje hazırlama eğitimleri de düzenlenecek. Bu eğitimlerle, başvuru sahiplerinin proje fikirlerini program öncelikleriyle uyumlu hale getirmeleri ve teknik-mali açıdan daha nitelikli proje teklifleri hazırlamaları amaçlanıyor. Programdan yararlanmak isteyen KOBİ’lerin, Ajansın protokol imzaladığı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.’nun TRB1 Bölgesi’ndeki bir şubesinden kredi uygunluk belgesi almaları gerekiyor. Başvuru şartları, uygun maliyetler, değerlendirme ölçütleri ve diğer detaylara Fırat Kalkınma Ajansı’nın web sitesinde (www.fka.gov.tr) yayımlanan başvuru rehberinden ulaşılabiliyor. Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, programa ilişkin değerlendirmesinde yeşil dönüşümün yalnızca çevresel bir tercih değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Budancamanak, "Bu destek programı ile bölgemizde faaliyet gösteren KOBİ’lerin rekabet gücünü artırmayı ve sürdürülebilir üretim modellerine geçişlerini hızlandırmayı hedefliyoruz. Kadınlar ve gençler için istihdam oluşturan, yenilikçi ve yüksek katma değerli projeleri öncelikli olarak destekleyeceğiz. TRB1 Bölgesi’nin yeşil kalkınma sürecinde öncü ve güçlü bir yapıya kavuşmasını amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 16:51 Yıldız Holding’de üst düzey atama Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanlığı’na, 2005 yılından bu yana Holding’in gıda ve uluslararası operasyonlarında farklı sorumluluklar üstlenen, pladis Orta Doğu ve Kuzey Afrika operasyonlarında görev yaptığı dönemde yeni pazarlara açılım, distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve farklı coğrafyalarda operasyonel etkinliğin artırılmasına liderlik eden ve 2022 yılından bu yana Besler CEO’su olarak görev yapan Mert Altınkılınç atandı. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, yaptığı açıklamada, "Sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedeflerimiz doğrultusunda, Yıldız Holding’in gıda ve uluslararası operasyonlarında uzun yıllardır önemli sorumluluklar üstlenen ve başarılara imza atan Mert Altınkılınç’ın liderlik kadromuzda bu önemli görevi üstlenmesinden memnuniyet duyuyorum. Mert Altınkılınç’ın sahip olduğu deneyim ve birikimle, gıda alanındaki faaliyetlerimizin daha bütüncül ve etkin bir yapıyla yönetilmesine ve stratejik hedeflerimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Yıldız Holding, sürdürülebilir ve güçlü büyüme hedefleri doğrultusunda ve odaklanma stratejisi kapsamında gıda alanındaki faaliyetlerini daha bütüncül ve etkin bir yapıyla yönetmek amacıyla Gıda Grubu Başkanlığı’nı oluşturdu. Bu kapsamda, 2005 yılından bu yana Grup bünyesinde farklı görev ve sorumluluklar üstlenen Besler CEO’su Mert Altınkılınç, Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı olarak atandı. Mert Altınkılınç liderliğindeki Gıda Grubu Başkanlığı ile Yıldız Holding’in gıda kategorilerindeki operasyonlarını daha bütüncül bir yapı altında yönetmesi ve stratejik önceliklerini daha etkin şekilde hayata geçirmesi hedefleniyor. Bu yapı ile üretimden tedarik zincirine, inovasyondan ihracata uzanan süreçlerde entegrasyonun artırılması ve küresel pazarlardaki rekabet gücünün daha da güçlendirilmesi amaçlanıyor. Yıldız Holding’deki kariyerine 2005 yılında başlayan Mert Altınkılınç, Holding’in yurt içi ve yurt dışındaki şirketlerinde farklı yöneticilik görevleri üstlendi. Teközel, Eksper Gıda ve İstanbul Gıda’daki görevlerinin ardından pladis Orta Doğu ve Kuzey Afrika Managing Director olarak görev yaptı. Bu dönemde yeni pazarlara açılım, distribütör yapılarının güçlendirilmesi ve farklı coğrafyalarda operasyonel etkinliğin artırılmasına önemli katkılar sağladı. 2022 yılından bu yana Besler CEO’su olarak görev yapan Altınkılınç, güçlü marka portföyü ve çok kategorili yapısıyla şirketin stratejik dönüşümüne liderlik etti; özellikle dondurulmuş gıda ve yağ kategorilerinde ürün çeşitliliği ile üretim kapasitesinin artmasına ekipleri ile önemli katkı sundu. Aynı zamanda Donuk Fırıncılık Ürünleri operasyonunun Besler bünyesine dahil edilmesi ve Kerevitaş’tan Besler’e dönüşüm sürecinde yürütülen kurumsal çalışmalara öncülük etti. Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunu olan Altınkılınç, aynı alanda yüksek lisans yaptıktan sonra ABD’de MBA eğitimini tamamladı.
Teknogirişim ortaklarının yüzde 12,9’u kadın girişimci
24 Aralık 2025 Çarşamba - 10:19 Teknogirişim ortaklarının yüzde 12,9’u kadın girişimci Teknogirişimlerin kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortaklarının yüzde 87,1’ini erkekler, yüzde 12,9’unu kadınlar oluşturdu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı Teknogirişim Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Buna göre, teknogirişimlerin kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortaklarının yüzde 87,1’ini erkekler, yüzde 12,9’unu kadınlar oluşturdu. Cevaplayıcılar en yüksek eğitim seviyesi ve cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerin yüzde 46,0 ile lisans mezunu olduğu görülmektedir. Bunu yüksek lisans (yüzde 23,5) ve doktora veya eşdeğeri (yüzde 19,7) mezuniyet düzeyleri izliyor. Kadınlarda ise en yüksek pay lisans mezunlarında (yüzde 36,1) olup, bunu doktora veya eşdeğeri (yüzde 28,5) ve yüksek lisans (yüzde 24,6) takip etmektedir. Genel olarak, her iki cinsiyette de teknogirişimlerin kurucu ortakları ağırlıklı olarak lisans ve üzeri eğitim düzeyine sahiptir; kadınlarda lisansüstü eğitimin payının görece daha yüksek olduğu dikkat çekmektedir. Teknogirişim ortaklarının yüzde 49,7’si mühendislik, imalat ve inşaat eğitim alanından mezun oldu Teknogirişimlerin kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortaklarının lisans düzeyinde ilk üç eğitim alanı sırasıyla; mühendislik, imalat ve inşaat (yüzde 49,7), iş, yönetim ve hukuk (yüzde 12,7), bilişim ve iletişim teknolojileri (yüzde 11,8) oldu. Teknogirişim ortaklarının iş deneyimlerinde özel sektör ve girişimcilik öne çıktı Teknogirişimlerin kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortakları daha önceki iş deneyimlerine göre incelendiğinde, cevaplayıcıların yüzde 81,4’ünün özel sektörde ücretli olarak çalıştığı, yüzde 46,5’inin girişimci olduğu ve yüzde 31,4’ünün serbest meslek deneyimine sahip olduğu görüldü. Cevaplayıcıların yüzde 30,3’ü kamu sektöründe çalıştığını,yüzde 24,4’ü akademisyen olduğunu belirtirken yüzde 3,9’ü ise ilk iş deneyimi olduğunu belirtti. Teknogirişim öncesinde girişimcilik deneyimine sahip olanların ise yüzde 31,4’ünün 0-2 yıl,yüzde 27,3’ünün ise 3-5 yıllık girişimcilik deneyimleri olduğu tespit edildi. Teknogirişim ortaklarının yüzde 37,4’ü yurt dışında eğitim veya iş deneyimine sahip Teknogirişimlerin kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortaklarının yurt dışında eğitim veya iş deneyimine sahip olma oranının yüzde 37,4 olduğu gözlendi. Bunların içerisinde; yurt dışında eğitim alanların oranı yüzde 70,9 oldu. Bunu sırası ile yurt içinde yerleşik şirket tarafından yurt dışında görevlendirilenler (yüzde 41,3), yurt dışında ücretli çalışan olarak istihdamda yer almış olanlar (yüzde 41,3) ve yurt dışında girişimcilik deneyimine sahip olanlar (yüzde 35,7) takip etti. Anne ve babaların en yaygın meslek grubu kamu çalışanı Teknogirişim kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortaklarının babalarının en yaygın meslek grubu, yüzde 32,9 ile kamu çalışanı oldu. Bunu takip eden meslek grupları ise sırasıyla, serbest meslek sahipleri (yüzde 27,0), özel sektörde ücretli çalışanlar (yüzde 25,5), girişimciler (yüzde 12,5) ve akademisyenler (yüzde 1,7) oldu. Teknogirişim kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortaklarının annelerinin yüzde 66,6’sının ev işleri ile meşgul olduğu görüldü. Annelerin meslek grupları incelendiğinde, en yaygın meslek grubunun yüzde 16,4 ile kamu çalışanları olduğu, bunu sırasıyla, özel sektörde ücretli çalışanlar (yüzde 8,8), serbest meslek sahipleri (yüzde 4,0), girişimciler (yüzde 3,2) ve akademisyenlerin (yüzde 0,9) takip ettiği görüldü. Teknogirişim personeli içerisinde kadın personel oranı yüzde 31,0 Teknogirişimlerde çalışan personelin yüzde 69,0’ını erkekler, yüzde 31,0’ını kadınlar oluşturmaktadır. Eğitim seviyesi ve cinsiyete göre incelendiğinde, erkek personelin en yüksek oranla lisans mezunu olduğu (yüzde 66,5) görülmektedir. Bunu yüksek lisans (yüzde 10,0), lise ve dengi (yüzde 9,1), meslek yüksekokulu (yüzde 7,7), doktora veya eşdeğeri (yüzde 4,4) ve diğer (yüzde 2,2) eğitim seviyeleri takip etmektedir. Kadın personelde ise en yüksek pay yine lisans mezunlarına ait olup, bu oran yüzde 68,7’dir. Kadın çalışanlarda yüksek lisans mezunları yüzde 11,2 ile ikinci sırada yer almakta, bunu lise ve dengi (yüzde 7,6), meslek yüksekokulu (yüzde 6,3), doktora veya eşdeğeri (yüzde 3,2) ve diğer (yüzde 3,0) takip etmektedir. Uzmanlık sahibi personel işe almayı deneyen teknogirişimlerin yüzde 34,1’i güçlükle karşılaştı Teknogirişimlerin yüzde 48,5’i 2024 yılı içerisinde Ar-Ge, yenilik, tasarım, yazılım, pazarlama vb. stratejik konularda uzmanlık sahibi bir personeli işe aldı veya almayı denedi. Bu teknogirişimlerden yüzde 34,1’i bu pozisyonları doldurmakta zorluk yaşadı. Teknogirişimlerin personel işe alım sürecinde yaşadığı zorluklar incelendiğinde, başvuru sahiplerinin yüksek ücret beklentisi öne çıkarken; bunu ilgili alanda gerekli niteliklere sahip olunmaması ve başvuru sahiplerinin ilgili iş deneyimine sahip olmaması takip etti. Teknogirişimlerin en önemli finansman kaynağı kendi sermayesi/özkaynakları oldu Teknogirişimlerin kuruluş döneminde ve 2024 yılı içerisinde en önemli finansman kaynakları ayrı ayrı incelendi. Teknogirişimler için kuruluş döneminde kendi sermayesi/özkaynakları yüzde 89,7 ile en önemli finansman kaynağı olurken, bu oran referans dönemde yüzde 79,0 oldu. Teknogirişimler için en önemli engelleyici faktör yüzde 80,8 ile yüksek maliyetler oldu Teknogirişimin kuruluşundan itibaren gerçekleştirdiği faaliyetlerde en önemli engelleyici faktör olarak yüksek maliyetler yüzde 80,8 ile ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 54,2 ile özkaynakların yetersizliği, yüzde 52,1 ile kredi veya girişim sermayesi/özel sermaye yetersizliği, yüzde 50,3 ile kamu hibeleri ya da sübvansiyonlarına ulaşım sağlayamama takip etti. Teknogirişimlerin yüzde 54,4’ü yeni finansman arayışında bulundu Yeni finansman arayışında bulunan teknogirişimlerin payı yüzde 54,4 olurken bu teknogirişimlerin yüzde 72,2’si gelen yatırım tekliflerini yetersiz buldu. Yeni finansman arayışında bulunan teknogirişimlerin zorluk yaşadığı diğer alanlar; yüzde 55,2 ile yatırımcının girişimden beklenenden fazla katılım payı talep etmesi, yüzde 44,2 ile sunulan sözleşme hükümlerinin kabul edilebilir olmaması, yüzde 40,8 ile karar alma özerkliğinin olumsuz yönde etkilenmesi oldu. E-satış yapan teknogirişimlerin oranı yüzde 22,2 Teknogirişimlerin yüzde 22,2’si, 2024 yılında İnternet (web siteleri ya da mobil uygulamalar) ve/veya Elektronik Veri Alışverişi (EDI) aracılığı ile e-satış yaptı. Bu girişimlerin yüzde 20,4’ü web sitesi ya da mobil uygulamalar üzerinden web satış yaptı. Web sitesi ya da mobil uygulamalar üzerinden mal veya hizmet satışı yapan teknogirişimlerin yüzde 88,9’u kendi web siteleri ya da mobil uygulamalarını kullanırken yüzde 31,2’si farklı girişimlerin de satış yapabildiği çevrimiçi mağazalar ve pazar yerleri ile mobil uygulamalarını kullandı. Teknogirişimlerin yurt dışına gerçekleşen e-satışlarında ilk sırayı Avrupa Birliği aldı Teknogirişimlerin 2024 yılında İnternet (web siteleri ya da mobil uygulamalar) aracılığı ile gerçekleştirdikleri e-satış oranları coğrafi bölge dağılımına göre incelendiğinde; e-satış yapan teknogirişimlerin yüzde 94,9’u yurt içine e-satış yaptığını ifade etti. Bunu; yüzde 28,4 ile Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, yüzde 22,5 ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD), yüzde 20,0 ile diğer ülkeler, yüzde 17,8 ile Yakın ve Orta Doğu ülkeleri ve yüzde 14,9 ile Türk Cumhuriyetleri takip etti. Ar-Ge faaliyeti yürüten teknogirişimlerin yüzde 25,6’sı ihracat yaptı Teknogirişimlerin yüzde 22,8’i 2024 yılında piyasaya sunduğu mal veya hizmetler için ihracat gerçekleştirdi. 2020?2024 yılları arasında herhangi bir yılda Ar-Ge faaliyeti yürüten teknogirişimlerin oranı yüzde 74,4’tür. İhracat performansı ile Ar-Ge faaliyetleri arasındaki ilişki incelendiğinde, Ar-Ge faaliyeti yürüten teknogirişimlerin yüzde 25,6’sının ihracat yaptığı, Ar-Ge faaliyeti yürütmeyen teknogirişimlerde ise bu oranın yüzde 12,9 olduğu görüldü. 2024 yılında en fazla ihracat yapılan coğrafi bölge AB oldu İhracat yapan teknogirişimlerin yüzde 66,2’si AB ülkelerine, yüzde 41,5’i diğer ülkelere, yüzde 40,1’i ABD’ye, yüzde 36,3’ü Yakın ve Orta Doğu ülkelerine ve yüzde 26,6’sı Türk Cumhuriyetleri’ne ihracat gerçekleştirdi. Lojistik maliyetlerin yüksekliği ihracatta karşılaşılan en önemli zorluk oldu 2024 yılında ihracat gerçekleştiren teknogirişimlerin yaşadığı zorlukların başında yüzde 29,9 ile lojistik maliyetlerin yüksekliği geldi. Bunu; yurtdışına satılan ürünlerin teslim edilmesinin veya iade edilmesinin yüksek maliyeti (yüzde 27,6), online ödeme sistemi ile ilgili zorluklar (yüzde 22,2), gümrükleme işlemlerinde yaşanan sorunlar (yüzde 20,5) ve standart ve regülasyonlara uyumluluk sorunu (yüzde 19,9) izledi. Teknogirişimler en önemli rekabet avantajının yenilikçi teknoloji sunmaları olduğunu ifade etti Teknogirişimler 2022-2024 döneminde, ekonomik performanslarını artırmada en etkili stratejinin yüzde 77,5 ile yenilikçi teknoloji sunmaları olduğunu ifade etti. Bunu yüzde 76,0 ile iyi müşteri ilişkileri ve yüzde 66,2 ile alanda deneyimli, güçlü bir ekibe sahip olma takip etti.
BTÜ mavi ekonomi politikalarının etkilerini araştıracak
24 Aralık 2025 Çarşamba - 10:16 BTÜ mavi ekonomi politikalarının etkilerini araştıracak BTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun, COST kapsamındaki "RethinkBlue" başlıklı projeye, çalışma grubu üyesi olarak seçildi. Prof. Dr. Ceyhun, mavi ekonomi politikalarının; kıyı toplulukları, insan refahı ve sosyo-ekolojik sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini araştıracak. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) akademisyenleri, geliştirdikleri projeler ve yer aldıkları uluslararası araştırma ağlarıyla, hem sektöre hem de bilim dünyasına katkı sunmaya devam ediyor. Bu kapsamda BTÜ Denizcilik Fakültesi Denizcilik İşletmeleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun, Avrupa Bilim ve Teknoloji İşbirliği (COST) kapsamındaki "Mavi Ekonomiyi Yeniden Düşünmek: Sosyo-ekolojik Etkiler ve Fırsatlar (RethinkBlue)" başlıklı eyleme, çalışma grubu üyesi olarak seçildi. RethinkBlue COST Eylemi, mavi ekonomi politikalarının, deniz odaklı ekonomik faaliyetlerin ve bunlara ilişkin yönetişim süreçlerinin, kıyı toplumları üzerindeki sosyal, ekonomik ve çevresel etkilerini yeniden değerlendirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda, insan refahı, sosyal eşitlik, kıyı bölgelerinde ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik, gıda güvenliği ve iklim değişikliği gibi kritik konular, disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınacak. Atölyeler, seminerler, konferanslar düzenlenecek Prof. Dr. Ceyhun, RethinkBlue COST Eylemi kapsamında 1 Numaralı çalışma grubunda yer alıyor. RethinkBlue kapsamında; toplantılar, araştırma atölyeleri, çevrimiçi seminer serileri, eğitim okulları ve uluslararası konferanslar aracılığıyla, mavi ekonomi alanında çalışan araştırmacılar ve paydaşlar arasında bilgi alışverişi ve kapasite geliştirme faaliyetleri yürütülecek. Uluslararası uzmanlar aynı platformda buluşuyor Avrupa’da bilimsel ve teknolojik araştırmaları destekleyen, araştırmacılar arasında iş birliğini teşvik eden uluslararası bir organizasyon olan COST Birliği, farklı ülkelerden bilim insanlarını aynı platformda buluşturarak bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendiriyor. COST çalışma grupları, belirli tematik alanları derinlemesine incelemek üzere kurulan uluslararası araştırmacı ağları olarak faaliyet gösteriyor. Her çalışma grubu, kendi alt tema ve odak alanında uzmanlaşmış akademisyen ve araştırmacılardan oluşuyor. Rektör Çağlar’dan tebrik BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Prof. Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun’u tebrik ederek, "Üniversite olarak, akademisyenlerimizin küresel araştırma ağlarında etkin rol almasını son derece değerli buluyoruz. Prof. Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun’un RethinkBlue COST Eylemi’nde çalışma grubu üyesi olarak yer alması, üniversitemizin bilimsel kapasitesinin ve uluslararası görünürlüğünün bir göstergesidir. Mavi ekonomi, sürdürülebilirlik ve kıyı toplumlarının geleceği gibi stratejik alanlarda yürütülecek çalışmaların, hem ülkemize hem de bilim dünyasına önemli katkılar sunacağına inanıyorum" dedi.
Marmarabirlik’ten üreticisine müjde
24 Aralık 2025 Çarşamba - 10:13 Marmarabirlik’ten üreticisine müjde Türkiye genelinde 8 kooperatifi ve 30 bin ortağı aynı çatı altında buluşturan Marmarabirlik, 2026 sezonu için ortaklarının üretimine katkı koymak adına, hazırladığı dev kredi desteğini müjdeledi. Marmarabirlik, uzun bir aradan sonra yeniden ortak merkezli oluşturduğu planlamada, üretime destek vermek için üreticisine 1 milyar 200 milyon TL’lik ayni kredi limiti tahsis ettiğini açıkladı. Marmarabirlik, bu kredi limitiyle üreticisine kompoze gübre, organik gübre ve zirai ilaç desteğinde bulunacak. Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, bu destek çerçevesinde ortak başına hesaplanan en az kredi tahsis limitinin 25 bin lira, en fazla kredi limitinin ise 140 bin lira olacağını bildirdi. Tahsis edilen kredi limitlerinin belirlenirken ortakların son üç yıllık teslimat ortalamasının dikkate alındığını belirten Yıldız, dağıtılacak gübrenin peşin ya da peşin fiyatına ürün alacağına mahsuben veya gelecek ürün alım sezonuna vadeli olarak verileceğini, gübrenin hem peşin hem de vadeli fiyatının uygun olacağını ifade etti. Yıldız, "Kredi limitleri 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren ortakların hesabına tanımlanacak. Kompoze ve organik gübrelerin sevkiyatlarına ise en geç Ocak ayının ikinci haftasından itibaren başlanacak. Ortaklar sezona vadeli kredi limitlerini Marmarabirlik’ten başka yere uğramadan, sadece bir kefil ve bir imzayla alabilecekler" bilgilerini paylaştı. Güçlü ortak, güçlü Marmarabirlik Başkan Yıldız, toplamda 1 milyar 200 milyon TL değerinde olan bu ayni kredi desteği ile üreticinin yeni sezona daha güçlü hazırlanacağını söyleyerek, "Yönetim bilincimiz tamamen güçlü ortaklarıyla büyüyen güçlü Marmarabirlik’i desteklemek üzerine kuruludur. Attığımız bu adım da bu anlayışın en önemli göstergelerinden biridir. Bu üretim odaklı çalışmalarımız ilerleyen zamanlarda daha farklı desteklerle de devam edecektir" dedi. Yıldız, Marmarabirlik’in ortak üreticisinin refahı için canla başla çalışmaya devam ettiğini, kurum hakkında ortaya atılan asılsız iddialara itibar edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Yıldız, "Verilemeyecek hiçbir hesabımız yok. Tek işimiz Marmarabirlik ve üreticilerimizin menfaatidir" ifadelerini kullandı.
Çeşme’de yılbaşı öncesi otellerde doluluk oranı yüzde 85’e ulaştı
24 Aralık 2025 Çarşamba - 10:12 Çeşme’de yılbaşı öncesi otellerde doluluk oranı yüzde 85’e ulaştı Türkiye’nin turizm merkezlerinden İzmir’in Çeşme ilçesinde, yılbaşı öncesi konaklama tesislerindeki doluluk oranları yüzde 85 seviyesine ulaştı. Yılbaşı tatilini değerlendirmek isteyen vatandaşlar Ege’nin kıyı ilçelerine yöneldi. Çeşme’de kış sezonu için hazırlıklar tamamlanırken, otel ve pansiyonlarda doluluk oranları artmaya başladı. Bölgedeki yoğunluğun yılın son gününde üst seviyeye çıkması bekleniyor. Ayrıca bu hareketlilik, ilçenin simgesi haline gelen taş evler ve dar sokaklara da yansıyor. Yılbaşı süslemeleriyle farklı bir görünüme bürünen sokaklarda, kapı girişlerine yerleştirilen ışıklandırmalar, yılbaşı figürleri ve çeşitli süslemeler ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Kış atmosferiyle bütünleşen tarihi mimari, tatilcilere alternatif bir yılbaşı deneyimi sunarken, işletme sahipleri talebin yüksek olduğunu ve doluluk oranlarının önümüzdeki günlerde tam kapasiteye ulaşacağını öngörüyor. Doluluk oranlarında artış Çeşme Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (ÇEŞTOB) Başkanı Orhan Belge, ilçedeki yılbaşı hazırlıklarına ilişkin İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Rezervasyonların geçen yıla oranla çok daha hızlı ilerlediğini belirten Belge, "Yılbaşı için oteller, Aralık ayının başından itibaren tüm hazırlıklarını tamamladı. Fiyatlar belirlendi, süslemeler yapıldı; hem çocuklara hem de ileri yaş gruplarındaki misafirler için tüm planlamalar hazır. Çeşme Belediyesi tarafından yol ve meydanlardaki süsleme çalışmaları devam ediyor. Hareketli bir yılbaşı bekliyoruz. Şu anda açık olan otellerde doluluk oranı yüzde 85’e ulaşmış durumda. Önümüzde yaklaşık bir hafta var ve bu oranın yüzde 90’ı aşacağına inanıyorum. Talepler bu yıl oldukça erken başladı; yaklaşık bir aydır sürüyor ve geçen yıla kıyasla çok daha hızlı bir giriş yaşandı. Bu durum hem esnafımız hem otelcilerimiz hem de bölgemiz için sevindirici bir tablo ortaya koyuyor" dedi. Her bütçeye uygun tatil İmkanı Çeşme’nin her bütçeye uygun seçenekler sunduğuna ve yüksek hizmet kalitesine dikkat çeken Belge, "Çeşme’de yılbaşında herkes için yapılabilecek çok şey var. Çocuklar için özel olarak hazırlanan mini kulüpler, gençler için sokak partileri ve Alaçatı’nın kendine özgü atmosferi öne çıkıyor. Orta yaş ve üzeri misafirler ise otellerde düzenlenen gala programlarını tercih ediyor. Amacımız dolu dolu bir yılbaşıyla 2026’ya güçlü bir giriş yapmak ve önceki yılları aratmayacak bir yoğunluk yakalamak. Erken rezervasyonlar kasım başında başladı ve geçen yıla göre daha hızlı ilerliyor. Ayrıca Çeşme’de her bütçeye uygun tatil imkanı bulunuyor; iki kişilik odalarda 5 bin liradan 15-20 bin liraya kadar farklı seçenekler mevcut. ’Çeşme’de kişi başı 30 bin liradan başlayan fiyatlar var’ algısı gerçeği yansıtmıyor. Otellerimizin tamamı temiz, hizmet kalitesi yüksek ve kullanılan ürünler güvenilir. Çeşme; havası, suyu, insanı ve doğasıyla pırlanta gibi bir yer ve bu değeri doğru anlatmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
KOBİ’ler 2024 yılında toplam girişim sayısının yüzde 99,6’sını oluşturdu
24 Aralık 2025 Çarşamba - 10:11 KOBİ’ler 2024 yılında toplam girişim sayısının yüzde 99,6’sını oluşturdu KOBİ’ler 2024 yılında toplam girişim sayısının yüzde 99,6’sını oluşturdu. Sanayi ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren 3 milyon 928 bin girişim KOBİ sınıfına giriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı Küçük ve Orta Büyüklükteki Girişim İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, KOBİ’ler 2024 yılında toplam girişim sayısının yüzde 99,6’sını oluşturdu. Buna karşılık; istihdamın yüzde 68,5’ini, personel maliyetinin yüzde 43,5’ini, cironun yüzde 44,1’ini, üretim değerinin yüzde 39,8’ini ve faktör maliyetiyle katma değerin yüzde 41,2’sini oluşturdu. KOBİ’ler en fazla ticaret sektöründe faaliyet gösterdi Ekonomik faaliyetlerin istatistiki sınıflamasına göre, 2024 yılında KOBİ’lerin; yüzde 35,1’i toptan ve perakende ticaret, motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarımı sektöründe faaliyet gösterirken, yüzde 15,3’ü ulaştırma ve depolama sektöründe, yüzde 12,1’i ise imalat sanayi sektöründe faaliyet gösterdi. KOBİ istihdamı içindeki en yüksek oran imalat sanayi sektöründe oldu 2024 yılına ilişkin olarak; imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren KOBİ’lerin istihdamının toplam KOBİ istihdamı içindeki oranı yüzde 25,4 olurken, personel maliyeti için bu oran yüzde 33,5, ciroda yüzde 25,5, faktör maliyetiyle katma değerde yüzde 34,9 ve üretim değerinde ise yüzde 41,2 olarak gerçekleşti. Orta ölçekli girişimlerde çalışan başına katma değer 2024 yılında 969 bin TL olarak gerçekleşti KOBİ girişimleri için 2015 yılında çalışan başına ortalama katma değer 26 bin TL iken, 2024 yılında bu değer 479 bin TL oldu. KOBİ grupları içerisinde 2015 ve 2024 yılları için en yüksek çalışan başına katma değer sırasıyla 46 bin TL ve 969 bin TL ile orta ölçekli girişimlerde gerçekleşirken, aynı yıllar için bu değerler küçük ölçekli girişimler için sırasıyla 31 bin TL ve 558 bin TL, mikro ölçekli girişimler için ise 12 bin TL ve 175 bin TL olarak gerçekleşti. KOBİ’lerde çalışan başına personel maliyeti 2024 yılında 253 bin TL olarak gerçekleşti 2015 yılında KOBİ girişimleri için çalışan başına ortalama personel maliyeti 17 bin TL iken, 2024 yılında bu değer 253 bin TL oldu. KOBİ grupları içerisinde 2015 ve 2024 yılları için en yüksek çalışan başına personel maliyeti sırasıyla 27 bin TL ve 439 bin TL ile orta ölçekli girişimlerde gerçekleşirken, aynı yıllar için bu değerler küçük ölçekli girişimler için sırasıyla 20 bin TL ve 310 bin TL, mikro ölçekli girişimler için ise 8 bin TL ve 121 bin TL olarak gerçekleşti. İmalat sanayindeki 3 bin 790 KOBİ yüksek teknoloji sınıfında üretim yaptı İmalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren KOBİ’ler teknoloji düzeylerine göre sınıflandırıldığında, yüzde 54,8’i düşük teknoloji sınıfında üretim yaparken, büyük ölçekli girişimlerde bu oran yüzde 41,5 oldu. KOBİ büyüklük gruplarına göre incelendiğinde; mikro ölçekli girişimlerin yüzde 56,2’si düşük teknoloji sınıfında üretim yaparken, yüzde 32,1’i orta-düşük teknoloji, yüzde 11,0’ı orta-yüksek teknoloji ve yüzde 0,7’si yüksek teknoloji sınıfında üretim yaptı. Buna karşılık küçük ölçekli girişimlerde bu oranlar sırasıyla yüzde 48,3, yüzde 32,7, yüzde 17,9 ve yüzde 1,1 iken, orta ölçekli girişimlerde yüzde 47,7, yüzde 31,0, yüzde 19,8 ve yüzde 1,5 oldu. KOBİ’lerin 2024 yılında doğum oranı yüzde 15,9 oldu 2023 yılında doğan KOBİ girişim sayısının, 2023 yılındaki aktif KOBİ girişim sayısına oranı (girişim doğum oranı) yüzde 15,3 ve 2023 yılında doğan KOBİ girişimlerindeki istihdamın, 2023 yılındaki aktif KOBİ’lerin toplam istihdamı içindeki payı yüzde 6,9 iken, 2024 yılında bu oranlar girişim doğum oranında yüzde 15,9 ve istihdam payında ise yüzde 7,0 olarak gerçekleşmiştir. KOBİ’lerin 2024 yılında en yüksek doğum oranı yüzde 17,3 ile mikro ölçekli girişimler olurken bunu sırasıyla yüzde 4,7 ile küçük ölçekli ve yüzde 4,2 ile orta ölçekli girişimler takip etmiştir. Yine doğan girişimlerin istihdam içindeki oranlarında en yüksek oran yüzde 12,4 ile mikro ölçekli girişimler olurken, bunu yüzde 2,7 ile küçük ölçekli ve yüzde 1,9 ile orta ölçekli girişimler takip etmiştir. KOBİ’ler toplam ihracatın yüzde 29,6’sını gerçekleştirdi 2024 yılına ilişkin toplam ihracatın yüzde 29,6’sı, ithalatın ise yüzde 15,9’u KOBİ’ler tarafından gerçekleştirildi. 2024 yılı toplam ihracatında; mikro ölçekli girişimlerin payı yüzde 2,4 iken, küçük ölçekli girişimlerin payı yüzde 10,7, orta ölçekli girişimlerin payı ise yüzde 16,5 oldu. Büyük ölçekli girişimlerin payı ise yüzde 70,4 olarak gerçekleşti. KOBİ’lerin ihracatının yüzde 59,4’ü ticaret sektöründe gerçekleşirken, yüzde 34,3’ü ise imalat sanayi sektöründe gerçekleştirildi. KOBİ’lerin ithalattaki payı yüzde 15,9 oldu 2024 yılı toplam ithalatında; mikro ölçekli girişimlerin payı yüzde 0,9, küçük ölçekli girişimlerin payı yüzde 5,2, orta ölçekli girişimlerin payı ise yüzde 9,8 oldu. Büyük ölçekli girişimlerin payı ise yüzde 84,1 olarak gerçekleşti. KOBİ’lerin ithalatının yüzde 65,6’sı ticaret sektöründe gerçekleşirken, yüzde 25,8’i ise sanayi sektöründe gerçekleştirildi. KOBİ’lerin 2015 yılında 49 milyar dolar olan ihracat değeri 2024 yılında 76 milyar dolara yükseldi. İthalatta ise 2015 yılında 36 milyar dolar olan değer, 2024 yılında 51 milyar dolara yükseldi. KOBİ’lerin toplam ihracatının yüzde 48,0’ı Avrupa ülkelerine yapıldı KOBİ’ler tarafından 2024 yılında yapılan ihracatın yüzde 48,0’ı Avrupa ülkelerine, yüzde 34,3’ü Asya ülkelerine gerçekleştirildi. KOBİ’ler ithalatının yüzde 48,1’ini Avrupa ülkelerinden, yüzde 42,9’unu ise Asya ülkelerinden yaptı. KOBİ’lerin ihracatının yüzde 91,1’ini imalat sanayi ürünleri oluşturdu KOBİ’lerin 2024 yılı ihracatında başka yerde sınıflandırılmamış makine ve ekipmanların payı yüzde 12,6, giyim eşyası sektörünün payı yüzde 10,8 olurken tekstil ürünlerinin payı yüzde 7,5 oldu. KOBİ’lerin 2024 yılı ithalatında ise öne çıkan ürünler, yüzde 16,0 ile başka yerde sınıflandırılmamış makine ve ekipmanlar, yüzde 14,9 ile ana metaller, yüzde 12,5 ile kimyasallar ve kimyasal ürünler oldu. KOBİ’ler Ar-Ge harcamalarının yüzde 28,8’ini gerçekleştirdi Mali ve mali olmayan şirketlerin 2024 yılına ilişkin toplam gayri safi yurtiçi Ar-Ge harcamasının 119 milyar 151 milyon TL’sini KOBİ’ler gerçekleştirmiştir. Bu harcama mali ve mali olmayan şirketler Ar-Ge harcamasının yüzde 28,8’ini oluşturmaktadır. Tam Zaman Eşdeğeri (TZE) cinsinden mali ve mali olmayan şirketlerde toplam 203 bin 518 kişi Ar-Ge personeli olarak çalıştı. TZE cinsinden bu personelin yüzde 43,7’si KOBİ’lerde istihdam edilmiştir. KOBİ’lerin 615 patenti tescil edildi 2024 yılında KOBİ’lerin toplam patent başvuru sayısı bin 417 olurken, aynı yıl 615 patent tescil edilmiştir. KOBİ ölçeklerinde ise patent başvurusunda 494 patent başvurusu ile küçük ölçekli girişimler ilk sırada yer alırken patent tescilinde 237 patent tescili ile orta ölçekli girişimler ilk sırada yer almıştır.
Samsun’da bitkisel ve hayvansal üretim destekleniyor
24 Aralık 2025 Çarşamba - 10:07 Samsun’da bitkisel ve hayvansal üretim destekleniyor Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, bitkisel ve hayvansal desteklerin aralıksız devam ettiğini, alınan ürünlerin dar gelirli ailelere ücretsiz verildiği sözleşmeli üretim modelinin de yeni yılda artacağını söyledi. Büyükşehir Belediyesi, tarım arazileri ve ovaları ile ön plana çıkan Samsun’da tarımsal üretimi artırmak ve üreticilere destek olmak adına çeşitli projeleri hayata geçiriyor. Tohum, fide, fidan, sulama sistemi, depo ve mali desteklerle çiftçilere destek olmaya devam eden belediye, bu desteklerin yanı sıra tarımda sürdürülebilir üretimi teşvik etmek ve sosyal dayanışmayı güçlendirmek amacıyla bazı ilçelerde sözleşmeli üretim modeli uyguluyor. Bu model kapsamında üretilen ürünler belediye tarafından satın alınarak ihtiyaç sahibi ailelere ücretsiz olarak ulaştırılıyor. Başkan Doğan, sözleşmeli üretim modeline yeni yılda da devam edeceklerini ifade etti. Bitkisel ve hayvansal üretime desteklerin artarak süreceğini dile getiren Başkan Doğan, "Hem hayvancılık hem de tarıma önemli destekler sağlıyoruz. Amacımız, organize sanayi bölgeleri ile genç nüfusun Samsun’da kaldığı ve desteklerimizle Samsun’da üretim yaptığı bir süreci yaşamak. Bu kapsamda Alaçam’da çilek üretimi başladı. Kasım ayı sonuna kadar çilek üretildi. Bir dönümden 1 ton çilek üretildi. Üreticiler, çileklerini bahçeden çıkmadan bahçe kapısında sattı. Ladik’te sözleşmeli tarım kapsamında kuru fasulye üretimi yaptırdık. Üretilen ürünleri biz satın aldık. Bu bölgelerde geçen senenin iki katı kadar talep geldi. Şimdi de bunu planlıyoruz. Buralarda sözleşmeli üretim modeline geçiyoruz" dedi. Öte yandan Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Aralık ayına kadar 18 bin 960 dekar alanda 2 bin 720 üreticiye 43,2 ton silajlık mısır tohumu, 8,6 ton yonca tohumu ve 7 ton çim desteği sağlandı. Bin 525 dekar alanda 563 üreticiye 11,3 ton fasulye tohumu, 200 bin adet çilek fidesi, 5 bin 330 adet maviyemiş fidanı ve 70 ton patates tohumu desteği verildi. 4 dekar alanda 10 üreticiye 50 bin adet nergis soğanı desteği sağlandı. 30 dekar alanda 26 üreticiye 150 bin adet çilek fidesi, 26 adet damla sulama sistemi ve 4 adet su deposu desteğinde bulunuldu. 4 dekar alanda 2 üreticiye de 12 bin adet gül fidanı desteği sağlandı.
Samsun İŞKUR 2025’te 24 bin 900 kişiyi iş sahibi yaptı
24 Aralık 2025 Çarşamba - 09:58 Samsun İŞKUR 2025’te 24 bin 900 kişiyi iş sahibi yaptı Samsun Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürlüğü, 2025 yılı Aralık ayı verilerini açıkladı. Yıl boyunca yürütülen yoğun çalışmalar sonucunda yaklaşık 25 bin vatandaşın işe yerleşmesine aracılık eden Samsun İŞKUR, eğitim ve öğretim kurumlarına yönelik danışmanlık faaliyetlerinde ise Türkiye birincisi oldu. Samsun İŞKUR, işveren ile iş arayan arasında kurduğu güçlü bağ sayesinde 2025 yılı Aralık ayı itibarıyla toplam 24 bin 900 kişinin istihdam edilmesini sağladı. İşe yerleştirilenlerin 24 bin 784’ü özel sektörde, 116’sı ise kamu kurumlarında iş başı yaptı. İstihdamın cinsiyet dağılımında 14 bin 310 erkek ve 10 bin 590 kadın iş gücüne kazandırıldı. Sektörel dağılıma bakıldığında hizmet sektörü 12 bin 868 kişiyle ilk sırada yer alırken, sanayi sektörü 8 bin 170 kişilik istihdam ile ikinci sırada yer aldı. Eğitim kurumu ziyaretlerinde Türkiye birinciliği Samsun İŞKUR, meslek danışmanlığı hizmetleri kapsamında 2 bin 733 eğitim ve öğretim kurumu ziyareti gerçekleştirerek, bu alanda Türkiye genelinde birinci olma başarısını elde etti. Kurum personeli yıl boyunca iş arayanlarla 66 bin 522 bireysel görüşme yaparken, 28 bin 594 iş yeri ziyareti ile sahadaki çalışmalarını sürdürdü. İmalat sektörüne nitelikli iş gücü desteği Aktif İşgücü Programları çerçevesinde 654 İşbaşı Eğitim Programı düzenlenirken, bu programlardan bin 778 kişi faydalandı. Ayrıca 38 farklı Meslek Edindirme Kursu ile 720 kişi meslek sahibi oldu. İşbaşı Eğitim Programlarında 312 program ile imalat sektörü ilk sırada yer alırken, toptan ve perakende ticaret sektörü onu izledi. Samsun, bu alanda Türkiye genelinde en fazla program açan 5 il arasında yer aldı. Dezavantajlı gruplara yönelik çalışmalar kapsamında ise İş Kulübü Liderleri aracılığıyla 2 bin 45 kişiye özgeçmiş hazırlama, mülakat teknikleri ve iş arama becerileri konularında eğitim verildi. 32 bin açık iş ilanı yayınlandı 2025 yılında Samsun İŞKUR tarafından 32 bin 299 açık iş ilanı yayınlandı. Bu ilanların 32 bin 211’inin özel sektörden gelmesi, reel sektörün kuruma duyduğu güveni ortaya koydu. Açık iş ilanları, İŞKUR internet sitesi üzerinden iş arayan vatandaşlarla buluşturulmaya devam ediyor. Mevcut durumda Samsun İŞKUR kayıtlarında toplam kayıtlı işgücü sayısı 172 bin 511 olarak açıklandı. Gençler İçin 406 milyon TL’lik proje Öte yandan, 10 Kasım 2025 – 30 Haziran 2026 tarihleri arasında yürütülecek olan "Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Samsun Üniversitesi İŞKUR Gençlik Programı" kapsamında 406 milyon 530 bin TL’lik kaynak tahsis edildi. Üniversite öğrencilerine iş deneyimi ve mesleki yetkinlik kazandırmayı hedefleyen proje ile iki üniversitede toplam 3 bin 619 gence doğrudan destek sağlanması hedefleniyor.
SOCAR Türkiye, GAMA Enerji’nin Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’ni satın aldı
24 Aralık 2025 Çarşamba - 09:40 SOCAR Türkiye, GAMA Enerji’nin Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’ni satın aldı SOCAR Türkiye ile GAMA Enerji arasında yürütülen görüşmeler sonucunda, Kırıkkale’de bulunan İç Anadolu Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin satışı tamamlandı. SOCAR Türkiye ve GAMA Enerji A.Ş. arasında akdedilen satış sözleşmesi, Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımlarıyla, 23 Aralık tarihinde Bakü’de düzenlenen 2’nci Azerbaycan-Türkiye Yatırım Forumu kapsamında düzenlenen törende imzalandı. Sözleşme kapsamında, taraflar arasında Türkiye’nin Kırıkkale şehrinde bulunan İç Anadolu Kombine Çevrim Doğal Gaz Elektrik Santrali’nin alım-satım süreci tamamlandı. 870 MW üretim kapasitesine sahip İç Anadolu Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali, Türkiye’nin stratejik enerji merkezlerinden biri olarak, elektrik arz güvenliği açısından büyük önem taşıyor. Şirket bu satın almayla mevcut enerji tedarik ve ticaret faaliyetlerini güçlendirerek, üretim faaliyetleriyle entegre, sürdürülebilir ve rekabetçi bir değer zinciri oluşturma hedefini kararlılıkla sürdürüyor. SOCAR Başkanı Rovshan Najaf konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Şirket dost ve kardeş Türkiye’deki yatırım kararlarımızın tamamını uzun vadeli stratejik hedefler ve sürdürülebilir değer oluşturma ilkesi doğrultusunda şekillendiriyoruz. Gerçekleştirdiğimiz bu satın almanın, şirketimizin piyasa dayanıklılığını uzun vadede artıracağına inanıyoruz. Bu yatırım sayesinde doğal gazdan elektrik üretimi stratejimiz kapsamında önemli bir adım atarak, doğal gazın hem Türkiye ekonomisine katkı sağlamasını hem de grup şirketimiz için daha verimli bir yapıya kavuşturulmasını hedefliyoruz." Yapılan açıklamaya göre, bu yatırımla birlikte SOCAR Türkiye’nin enerji piyasasındaki konumunun, üretimden son kullanıcıya kadar uzanan değer zinciri kapsamında güçlendirilmesi öngörülüyor. Aynı zamanda portföy yönetimi, operasyonel gereksinimler ve ölçek ekonomilerinde optimizasyon sağlanması hedefleniyor.