EKONOMİ
EGİAD, TÜRKONFED bünyesindeki GİAD’ları İzmir’de ağırladı 04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:32:55 Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), TÜRKONFED bünyesinde faaliyet gösteren Genç İş İnsanları Derneklerini İzmir’de buluşturarak, iş dünyasının dönüşüm gündemine yön veren önemli bir programa ev sahipliği yaptı. EGİAD ev sahipliğinde 3 Nisan Cuma günü gerçekleştirilen İzmir programı kapsamında, kentin önde gelen kurumlarına ziyaretler düzenlenirken, günün ana eksenini iş dünyasında ortak akıl, kurumsal dayanışma, dönüşüm vizyonu ve gelecek odaklı iş birliği oluşturdu. EGİAD ev sahipliğinde gerçekleşen İzmir GİAD Buluşması’na Adana Genç İş adamları Derneği (AGİAD), Aydın Genç İş İnsanları Derneği (AYGİAD), Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD), Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), Balıkesir Genç İş İnsanları Derneği (BAGİAD), Eskişehir Genç İş Adamları Derneği (ESGİAD), Genç Yönetici İş İnsanları Derneği (GYİAD), Manisa Genç İş Adamları Derneği (MAGİAD), Kuzey Kıbrıs Genç İş İnsanları Derneği, Genç Sanayici İş İnsanları ve Yöneticileri Derneği (GESİAD) katıldı. Program Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ve Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi’yi ziyaretlerle başladı. Gün boyunca gerçekleştirilen ziyaretlerde, İzmir iş dünyasının çatı kurumlarıyla bir araya gelinerek bölgesel kalkınma, sanayi politikaları, ihracat kapasitesi, girişimcilik ekosistemi ve dönüşüm başlıkları çok boyutlu şekilde ele alındı. BASİFED, EBSO ve EİB nezdinde yapılan temaslar, genç iş dünyası temsilcilerinin kurumsal iş birliklerini daha da güçlendirme iradesini ortaya koydu. Akşam bölümünde EGİAD Dernek Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda GİAD’ların birbirini daha yakından tanımalarına imkan sundu. Açılış konuşmaları, küresel ekonomik görünüm sunumu ve TÜRKONFED komisyonlarının tanıtım oturumu ile devam eden program, İzmir iş dünyasının kurumsal kapasitesini perçinledi. EGİAD Başkanı Kaan Özhelvacı, "Bugün rekabet gücü yalnızca üretim kapasitesiyle değil; kurumlar arası koordinasyon, ortak vizyon ve dönüşüm refleksiyle ölçülüyor. İzmir’de gerçekleştirdiğimiz bu temaslar, iş dünyasının farklı temsil alanları arasında daha güçlü bir stratejik eşgüdüm kurulmasının ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha göstermiştir" dedi. "İzmir, sadece bir ev sahibi değil, bir vizyon merkezi" Programın açılışında konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, İzmir’in tarihi ticaret birikimi, girişimcilik kültürü ve üretim gücüyle Türkiye ekonomisinin stratejik merkezlerinden biri olduğunu vurgulayarak, genç iş insanları dernekleri arasındaki temasın yalnızca kurumsal bir buluşma değil, aynı zamanda geleceği birlikte inşa etme iradesi olduğunu ifade etti. Özhelvacı, "EGİAD olarak 35 yılı aşan kurumsal geçmişimizle yalnızca üyelerimize değil, bölgemize ve ülkemize değer üreten bir sivil toplum anlayışını temsil ediyoruz. TÜRKONFED çatısı altındaki GİAD’ları İzmir’de ağırlamak, bizim için sadece bir ev sahipliği değil; ortak aklı büyütme, deneyim paylaşımını güçlendirme ve geleceğe dönük yeni iş birliği alanları oluşturma sorumluluğudur." diye konuştu. Özhelvacı, bu çerçevede iş dünyasının yeni dönemde daha çevik, daha veriye dayalı ve daha dirençli yapılara ihtiyaç duyduğunu belirterek şunları söyledi: "Küresel sistemin yeniden şekillendiği bir eşikteyiz. Bu yeni dönemde iş dünyasının en büyük ihtiyacı; belirsizlikleri doğru okuyabilen, dönüşümü tehdit değil fırsat olarak görebilen ve ortak geleceğe yatırım yapabilen bir yönetim anlayışıdır. Genç iş insanları olarak bizim sorumluluğumuz, bu değişimi yalnızca izlemek değil, yön veren aktörlerden biri olmaktır." EGİAD’dan güçlü mesaj: Gelecek, dayanışmayla inşa edilecek Programın genel değerlendirmesinde, genç iş dünyası kuruluşları arasındaki bağların kuvvetlenmesinin yalnızca temsil kapasitesini artırmakla kalmayıp, Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal dönüşümüne daha güçlü katkı sunulmasını da mümkün kıldığı vurgulandı. EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, daha fazla temas, daha fazla iş birliği ve daha fazla ortak üretimdir. Genç iş insanları dernekleri olarak bulunduğumuz her şehirde yalnızca kendi üyelerimizin değil, ülkemizin geleceğine dair sorumluluk taşıyoruz. EGİAD olarak inancımız net: Türkiye’nin ikinci yüzyılında sürdürülebilir kalkınmanın yolu; dijital, yeşil ve toplumsal dönüşümü birlikte sahiplenmekten geçiyor." Toplantıda konuşan BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş ise, Türkiye’deki GİAD’ların federasyon ve konfederasyon çatısı altında birlikte hareket etmesinin güç ve sinerji oluşturacağını belirtti. TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, "Türkiye ve bugün bizi buluşturan Ege Bölgesi, güçlü ihracat kapasitesi, girişimci kültürü ve stratejik lojistik konumuyla bu fırsatları en iyi değerlendirebilecek oyunculardan. TÜRKONFED olarak hiç durmadan mücadelemizi sürdürüyoruz. Kendi bileşenlerimiz arasında, kamuyla, özel sektörle, ulusal ve uluslararası politika yapıcılarla görüşmeler ve ortak çalışmalarla ülkemizi bu yeni düzen içinde hak ettiği yere taşımak için yeni yollar ve yöntemler geliştiriyoruz. Öte yandan şunu da biliyoruz: İstediğimiz kadar çok kaynağımız, istediğimiz kadar çok fırsatımız olsun Dünyanın en zengin ve en gelişmiş ülkeleri, girişimciliği, yatırımcılığı teşvik edenlerdir. Bu nedenle de bir ülkenin en kıymetli kaynağı insanlarıdır. Siz genç iş insanları, bu sürecin en değerli ortaklarısınız. Gençliğiniz, enerjiniz, girişimcilik şevkiniz, geleceğimizin en büyük güvencesidir" dedi. Küresel gelişmeler ışığında yeni ekonomik yol haritası TÜRKONFED bünyesinde görev yapan Ekonomi Danışmanı Can Selçuki ise, "Küresel Gelişmeler ve Ekonomik Görünüm" başlıklı sunumuyla katılımcılara dünyadaki ekonomik ve siyasal dönüşümün iş dünyasına etkilerini değerlendirme imkânı sundu. Değişen küresel dengeler, finansal görünüm, yatırım ortamı ve öngörülebilirlik başlıkları çerçevesinde yapılan değerlendirmeler, iş insanlarının önümüzdeki döneme ilişkin stratejik bakışını güçlendiren önemli bir içerik sundu. Selçuki, şunları söyledi: "11 Eylül güvenlikleşme, 2008 küresel finansal çöküş ve pandemi, İran savaşı, bunlar dünyada devletin vatandaşın hayatında rolünün daha da genişlediği, büyüdüğü bir trende doğru soktu. Bunların sonucunda üç senaryo var. İlki Soğuk Savaş, bir tarafta ABD, diğer tarafta Çin ve Rusya. Diğer senaryo imparatorluklar çağı. Aslında bizim 20. yüzyılda tesis etmeyi becerebildiğimiz uluslararası sistem, yerini 19. ve 18. yüzyılın uluslararası sistemine bırakıyor. Türkiye bu tabloda nerede? Enerji maliyetlerimiz yüzde 12 arttı. Faiz indirimi döngüsü durdu. 2026’da daha rahat bir ortam göremeyeceğiz ne yazık ki. Suriye savaşındaki gibi bir göç dalgası İran’dan beklemesek de doğalgazın yüzde 15’inin İran’dan geldiğini unutmamak gerekiyor. Ancak yapısal fırsatlarımız da var. Türkiye’nin lojistik değeri ortaya çıktı. Almanya ve İtalya’nın üretim kaybı var. Türkiye için bu bir fırsat. Türkiye için yeni ticaret koridorları açıldı. Bunun dışında Türkiye çevresindeki güvenlik yeniden şekilleniyor. Böyle bir ortamda Cumhuriyet’in kuruluş reflekslerine bir kez daha müteşekkir olmamak mümkün değil" dedi. TÜRKONFED komisyonlarıyla dönüşüm alanlarında güçlü mesaj Program kapsamında gerçekleştirilen TÜRKONFED komisyonları hakkında bilgilendirme oturumu ise, federasyon bünyesinde sürdürülen dönüşüm odaklı çalışma alanlarını görünür kıldı. Dijital dönüşümden yeşil dönüşüme, finansmana erişimden gençlik ve eğitime uzanan başlıklarda yapılan sunumlar; genç iş dünyasının yalnızca bugünün değil, yarının da ajandasını şekillendirdiğini gösterdi. Programın son bölümünde konuşmacılar, TÜRKONFED’in çok katmanlı dönüşüm yaklaşımının saha ile temas eden uygulanabilir ve sonuç odaklı yapısını ortaya koydu. TÜRKONFED Genç İş İnsanları Derneklerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Hakan Urhan, GİAD’larla yapılan istişare toplantılarının bundan sonraki süreçte daha sık yapılacağına dikkat çekerek, bu konuda çalışmaları hızlandırdıklarını ifade etti. Bir GİAD zirvesinin hazırlandığının bilgisini de paylaşan Urhan, komisyon başkanlarının verdiği katkılardan dolayı teşekkür etti. TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Dijital Dönüşüm Komisyonu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer ise, Dijital Dönüşüm Komisyonu olarak yaptıkları projeleri ve planlamalarını aktardı. Sürekli öğrenme mekanizmasının kurumlarda işletilmesi gerektiğinin altını çizerek, dijital farkındalıkla verimlilik artışı hedeflediklerini ve GİAD’larda bir kıvılcım yakmak istediklerini kaydetti. TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Finansmana Erişim Komisyonu Başkanı Kaan Kiziroğlu, "KOBİ’lerin talepleri doğrultusunda sahaya inerek odaklanılması istenen, tartışılması istenen finansman konularını masaya yatırıyor, sorunlara çözüm önerileri getirmeye çalışıyoruz. Finansal okur yazarlığı artırmaya yönelik eğitimler düzenliyor, KOBİ’leri alanlarında uzman isimler ile bir araya getiriyoruz. Yeni dönemde başlayacağımız proje ile KOBİ’lerin finansmana erişim endeksi çalışması gerçekleştireceğiz. Periyodik olarak yayınlanacak endeksin bölgesel kalkınma ve yatırım potansiyelinin artmasına destek olacağına inanıyoruz" dedi. TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Gençlik ve Eğitim Komisyonu Başkanı Feyyaz Ünal da eğitim alanında mevzuat değişikliklerini takip ederek öneriler sunduklarını vurgulayarak, "2026 yılında TÜRKONFED Akademi hayata geçiyor. İlk döneminde yönetim kurulu başkanlarına ve üye federasyonlarımızın genel sekreterlerine yönelik eğitimler planlıyor olacağız. "Çağdaş Yurttaşın El Kitabı" tamamlandı, yakın zamanda lansman ile duyurusunu yapacağız. Genç TÜRKONFED, gençlere sivil toplum bilincini aşılamak ve bir sonraki adıma hazırlamak için kurulmuş bir topluluktur. Geçlere yönelik vizyon buluşmaları ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirmekteyiz" dedi. TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, Avrupa Yeşil Mutabakatı ile hızlanmış bir süreç içinde mevzuatların Türkiye mevzuatına doğru aktarımına yönelik politika önerileri geliştirdiklerini ve bunları kamu kurumları ile paylaştıklarını dile getirdi. Ayrıca SME Climate Hub ile imzalanan iş birliği protokolünü aktaran Ünlü, birlikte Türkçe kaynaklar ve araçlar geliştirmeye başladıklarını kaydetti. Ünlü, TTGV ile hayata geçirecekleri yeni proje ile de işletmelere yönelik ücretsiz destekler vereceklerinin bilgisini paylaştı. İzmir programı, kurumsal hafızaya güçlü bir not düştü TÜRKONFED bünyesindeki GİAD’ların EGİAD ev sahipliğinde İzmir’de bir araya geldiği program, kurumsal dayanışmayı pekiştiren, fikir alışverişini büyüten ve gelecek dönem iş birlikleri için güçlü bir zemin oluşturan önemli bir buluşma olarak hafızalarda yer aldı. İzmir’in üretimden ihracata, girişimcilikten dönüşüm vizyonuna uzanan çok yönlü potansiyeli, bu program vesilesiyle bir kez daha güçlü biçimde ortaya kondu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:17 BTSO MESYEB, nitelikli dönüşümün öncüsü olmaya devam ediyor Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde faaliyet gösteren Mesleki Yeterlilik Sınav ve Belgelendirme Merkezi (MESYEB), modern teknik altyapısı ve sunduğu kapsamlı hizmetlerle mesleki dönüşüm sürecine rehberlik ediyor. Elektrikli ve hibrit araç teknolojileri ile elektro-mekanik üretim gibi geleceğin sektörlerinin zorunluluk kapsamına alınması, MESYEB’in sektörel yetkinliğini kritik bir noktaya taşıdı. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından yayımlanan son tebliğle birlikte, belge zorunluluğu getirilen meslek grubu sayısı 244’e ulaştı. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren tebliğ uyarınca; Batarya Elektrikli Araç Bakım Onarımcısı, Elektrikli Araç Montaj Elemanı, Elektro-Mekanik Montaj İşçisi, Hibrit Araç Bakım Onarımcısı, Mermer-Doğaltaş İmalat Elemanı ve Mermer-Doğaltaş Ocakçısı gibi sanayide dönüşümü sırtlayan meslek dallarıyla birlikte 40 alanda daha belge zorunluluğu başladı. Söz konusu değişiklikle birlikte, iş sağlığı ve güvenliği standartlarının en üst seviyeye çıkarılması, nitelikli iş gücü kapasitesinin artırılması ve üretim süreçlerinde hata payının minimize edilerek kalitenin sürdürülebilir kılınması amaçlanıyor. MESYEB 2026 hedeflerini büyüttü Yeni düzenlemede, özellikle teknoloji odaklı alanlarda geniş yetki kapsamına sahip olan BTSO MESYEB, sanayicinin en stratejik çözüm ortağı olarak konumunu sağlamlaştırdı. MESYEB, bu alanlardaki tecrübesiyle belgelendirme süreçlerini hızlı, etkin ve uluslararası standartlarda yönetmeyi hedefliyor. Hâlihazırda 112 ulusal yeterlilik kapsamında faaliyet gösteren MESYEB, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (DOSAB) tam donanımlı tesisinde 87 farklı meslekte sınav ve belgelendirme yapabiliyor. Sanayicinin üretim hızını kesmeden hizmet sunan merkez, 2026 yılı içerisinde portföyüne 18 yeni mesleği daha ekleyerek etki alanını genişletmeyi planlıyor. "Sanayimizin Geleceğini Nitelikli İnsan Kaynağıyla İnşa Ediyoruz" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yeni düzenlemenin sanayideki dijital ve yeşil dönüşümle tam uyum sağladığını belirterek, "Küresel rekabette gücümüzü belirleyen temel unsur, sahip olduğumuz nitelikli insan kaynağıdır. Bugün sanayi, elektrikli ve hibrit araç teknolojileri gibi yeni nesil üretim modellerine evrilirken, mesleki yeterlilik sistemi bu değişimin en sağlam zeminini oluşturuyor. MESYEB olarak bu değişimi önceden okuyor, altyapımızı her geçen gün daha ileriye taşıyoruz." dedi. Yeni düzenlemeyle kapsama alınan kritik mesleklerin büyük bir kısmında BTSO MESYEB’in yetkili olduğunu ifade eden Başkan Burkay, şöyle devam etti: "Merkezimizin bu kapsamlı yapısı Bursa iş dünyası ve ülkemiz sanayisi için büyük bir avantaj. Firmalarımızın bu geçiş sürecinde üretim kaybı yaşamadan uyum sağlamalarını desteklemeyi amaçlıyoruz. Çalışanlarımızın mesleki yetkinliklerini uluslararası standartlarla tescil ederek hem istihdam kalitesini yükseltiyor hem de güvenli bir üretim ekosistemi oluşturuyoruz. MESYEB’i, yeni meslek dallarıyla zenginleştirerek sanayicimizin yolunu açmaya devam edeceğiz."
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:01 Şehitkamil Belediyesi uygun fiyatlı baklava üretip satarak her ay bir şehit yakınına ev alacak Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, hayata geçirilen uygun fiyatlı baklava satışı projesine yönelik eleştirilere yanıt verdi. Yılmaz, elde edilen gelirle her ay bir şehit ailesine ev alacaklarını açıkladı. Gaziantep’in dünyaca ünlü ve Avrupa Birliği tescilli baklavasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefleyen Şehitkamil Belediyesi, sosyal sorumluluk ve yerel kalkınmayı bir araya getiren "Baklava Projesi"ni hayata geçirdi. Projenin kısa bir süre içerisinde ilgi görmesiyle birlikte satışlarda büyük artış yaşandı. Vatandaşlar tarafından olumlu dönüş alan proje, siyasette ise eleştirilere neden oldu. "Her ay bir şehit yakınına ev alınacak" Projeye yönelik eleştirilere yanıt veren AK Parti Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, projenin ticari değil sosyal amaçlı olduğunu vurgulayarak, "Bu baklavaları üretip satıyoruz ve elde edilen gelirin tamamını şehit ve gazilerimize ayırıyoruz. Allah izin verirse her ay bir şehidimizin ailesine ev alacağız" dedi. Hayata geçirilen baklava projesinden elde edilen ilk gelirle, 10 güne kadar şehit ailesine ev alınacağını belirten Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, "Cumhurbaşkanımızın bize çok büyük bir tavsiyesi var. Şehit ve gazileri unutmayacaksınız dedi. Biz de Gaziantep’te ne yapabiliriz? Şehit ve gazilerimize nasıl yardımcı olabiliriz dedik ve bir baklava projesi ortaya çıkardık. Biz bu baklavaları üretip satıyoruz ve bu baklavaların gelirinin tamamını şehit ve gazilere ayırdık. Yani Allah izin verirse biz 15 gündür baklava satışındayız. Bir hafta 10 güne kadar inşallah bir şehidimize ev alacağız. Yani bu satışlarda her ay bir şehidimize biz bir ev alacağız. Bunun gururu ve mutluluğu içerisindeyiz" dedi. "Büyük baklavacılar bir araya gelip kentte baklavanın fiyatını belirleyemez" Baklavanın Gaziantepli vatandaşlar için bir tatlı değil, bir kültür olduğunu ifade eden Yılmaz, büyük firmalarının bir araya gelerek baklava fiyatlarını belirleyemeyeceğini ifade etti. Yılmaz, "Ben bu işin bu kadar patlayacağını hesap etmedim. Gaziantep’te bu kadar baklava hassasiyeti olacağına bende çok dikkat etmedim. Fakat şöyle bir durum vardı. Bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Baklava fiyatları gerçekten Bodrum plajları gibi olmaya başlamıştı ve Gaziantep’te can sıkıcı hal almaya başlamıştı. Bir baklava 2 bin ila 2 bin 200 liraya satılır hale gelmişti. İngiltere, Almanya’daki, Fransa’daki fiyatları da 34 Euro, 39 Euro arasındadır. Elimde bu konuda bilgiler, belgeler var. Ama ben baklavanın başkenti Gaziantep’te baklavanın çıktığı yerde bu fiyatları doğru olmadığını hep dile getirdim ve büyük baklavacılardan bir adım atmasını bekledim. Büyük baklavacıların 4-5 tanesi bir araya gelip kentte baklavanın fiyatını belirleyemez. Baklava bizim için bir tatlı değil, bir kültür, bir paylaşım aracıdır. Bizler eskiden cenazelere giderken iki tepsi ya da bir tepsi baklava alır giderdik. Hadi şimdi gidin alın bir tepsi baklavayı da gidin bir taziyeye. Bugün 2,5-3 kiloluk bir baklava tepsisinin fiyatı 6-7 bin lira civarındadır. Tabi biz Şehitkamil Belediyesi olarak Türkiye’de sosyal belediyeciliğin en iyi örneklerinden birisiyiz. Biz 660 liraya şu anda baklava üretip maliyetine satıyoruz. Geliriyle de her ay Allah izin verirse bir şehidimize ev alabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Bazı kesimler projemizden rahatsız oldu" Projeye bazı kesimlerin STK’ları ve muhalif partileri kullanarak haksız saldırılarda bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Baklavanın fiyatlarının çok yüksek olması doğru değildi. Biz 660 liraya bunu sattığımızda bazı kesimler rahatsız oldu. Bu kesimlerde, bazı STK ve muhalif partileri kullanarak bizim üzerimize haksız bir şekilde saldırdılar. 10 gündür bu tartışmamız var. Gaziantep’te baklavanın B’sini ağzına alanı halk linç ediyor. 3 bine yakın yorum var. Yüzde 98’i gerçekten inanılmaz derecede, bana moral ve destek verdi. Çünkü biz o baklavada kazanç elde etmeyeceğimizi, bu baklava satışının bir sosyal proje olduğunu ilk başta lansmanımızda anlatmıştık" ifadelerine yer verdi. "Şehit ve gaziler bize tam destek verdi" Şehit ve gazi yakınlarının projeye destek verdiğini aktaran Yılmaz, "Bu baklavayla biz bütün şehitlere her ay bir şehit ev alacağız. Her yıl şehit ve gazilerimize 12 ev almış olacağız onların hakkı asla ödenmez. Bizim onlara vefa borcumuz var. Ben bir iş yaptığıma inanıyorum. Ben haksız bir iş yapmadım. Ama haksız bir şekilde eleştirilmek ağrıma gitti. Bugün 40’a yakın şehit ve gazi yakını moral için yanıma geldi. Çok duygulandım, gözlerim doldu. ’Biz Aslan’ı kediye boğdurmayız’ dediler. Çünkü burada harika bir proje var" dedi. "Gaziantep’te baklava baronları var" Gaziantep’te baklava baronlarının olduğunu ve projeden rahatsız olduklarını dile getiren Yılmaz, "Burada bir baklava baronları var. Burada bir de baklava piyasasından rahatsız olan insanlar var. Bir de bize siyasi kimlik olarak karşı olan insanlar var. Fakat ben hep söylüyorum, bugün de söylüyorum. Bu siyasi bir mevzu değil, buna karışmayın. Bana zaten her türlü hakareti, her türlü iftirayı atıyorsunuz. Bana atın hiç önemli değil. Ama ne olursunuz bu bir proje. Daha fazla konuşmayın. Bakın, biz bu baklavayı nereye harcayacağımızı açıkça anlatmışken, lütfen bu projeye zarar vermeyin" şeklinde konuştu. "Açtığımız 5’e yakın satış noktasında kuyruklar var" Uygun fiyata baklava satışı sonrası vatandaşlardan olumlu dönüş aldıklarını belirten Yılmaz, "Açmış olduğumuz 4-5’e yakın baklava satış yeri var. Kuyruklar var. Gidin burada bir geçerken, rastgele birine bir girin. Kuyruklar var. İnsanlar bana şunu söylüyor. ’Allah sizden razı olsun, biz o 2 bin 200 lira satan baklava kalitesindeki baklavayı 660 liraya evimize götürüyoruz’ diyorlar. Eleştirenler ise, 300 liraya da baklava var diyorlar. Bunu savunan insanlar Gaziantep’in önde gelen STK’sı. Sen 300 liralık baklavayı evine giderken, akşam durup da alıp çocuğuna yedirdin mi" dedi. "Gölbucks kafelerin gelirlerini SMA ve MS hastalarına bağışlayacağız" Gölbucks projesine de değinen ve projeden elde edilen gelirlerin SMA ve MS hastalarına bağışlanacağını açıklayan Yılmaz, "Bakın biz Gölbucks’ları açtık. Gölbucks’ları bazı Amerikan kafelerine karşı açtık. Bizim Gölbucks’larımız şu anda günde 9-10 bin kişi alıyor ve biz de bugün sizin aracılığınızla ilan ediyoruz. Bütün Gölbucks’ların karını da Allah izin verirse SMA ve MS hastalarına bağışlayacağız. Ne kadar güzel bir şey. Şimdi buna da çıkıp bir şeyler söylüyorlar. Yani her güzel şeyin karşısına sırf siyaset olsun diye bir şey söylenilmez. Bu siyaset değil" dedi. "Gönderilen baklavaların kendi kredi kartımla ödedim" Partimin Genel merkezine belediyenin hesabından baklava gönderdiği iddialarına da yanıt veren Yılmaz, "Bakın adettir, Gaziantep’te, belediye başkanı bayramlarda meclis üyelerine tatlı ikramı yapar. Biz de çok şükür gururla kendi markamızla, baklava markasıyla meclis üyelerimize baklavaları bayram öncesi dağıttık. Aynı zamanda da ben tabii AK Parti’nin bir mensubuyum. Genel başkan yardımcılarıma ve genel merkezime baklavayı gönderdim. Muhalefetin milletvekili resimler çektirmiş, Bir baktım ki gazetelerde genel merkeze baklavalar gönderiyor diye haberler var. Yani sadece dedikodu yaparak siyaset yapılmayacağını anlatmaya çalıştık. Çünkü ben baklavayı kendi genel merkezime gönderirken de, kendi meclis üyelerimize gönderirken de faturasını kestirdim ve kendi kredi kartımla ödedim. Bunu da kalktım mecliste sunmama rağmen ’hayır göndermedin’ dedi. Şimdi milletvekilinin yapması gereken tek bir şey var. Çok güzel çıktı basın açıklaması yaptı, devamını getirmesi lazım ve bana halkı yanıltıcı bilgi ve belge gösterdiğim için dava açsın. Hodri meydan. Şehit ve Gaziler üzerinden siyaset yapılması son derece çirkin bir şeydir. Artık karışmayın baklavaya. Bu baklava satışını yapsın, her ay bir şehidimize bir ev alalım" diye konuştu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 10:44 Adanalı tespihciler ürünlerini dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor Türkiye’nin en önemli tespih üretim merkezlerinden Adana’da tespihcilerin el emeği göz nuru ürünleri, İstanbul’da düzenlenecek fuarda görücüye çıkacak. Adana’da uzun yıllardır sürdürülen tespih ustalığı geleneği, modern tasarımlarla birleşerek hem yurt içinde hem de yurt dışında yoğun ilgi görüyor. Kehribar, kuka ve çeşitli değerli taşlar, ustaların titiz çalışmasıyla tespihe dönüşüyor. Kentte faaliyet gösteren tespih ustaları tarafından hazırlanan özel koleksiyonlar, İstanbul’da düzenlenecek fuarda sergilenecek. 9-12 Nisan’da İstanbul Yenikapı’da düzenlenecek fuarda, hem klasik hem de modern tasarımların yer alacağı ürünlerin, koleksiyoncular ve tespih meraklıları tarafından yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Adanalı ustalar, fuar sayesinde hem el sanatlarını tanıtmayı hem de sektöre katkı sağlamayı hedefliyor. "Sanat, emek ve kültürel miras buluşacak" Türkiye Tespihçiler Esnaf ve Sanatkarlar Federasyonu Genel Başkanı Rezan Yılmaz, konuyla ilgili İHA muhabirine yaptığı açıklamada, çalışmaların hız kesmeden sürdüğünü anlattı. Yılmaz, "Kültürlerin buluşma noktası, dünyanın gözbebeği İstanbul’da gerçekleştireceğimiz bu büyük organizasyon ile yalnızca ülkemizden değil, dünyanın dört bir yanından tespih ve doğal taş tutkunlarını, koleksiyoncuları, ustaları ve sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Bu fuar, sadece bir ticaret alanı değil aynı zamanda sanatın, emeğin, ustalığın ve kültürel mirasın buluştuğu eşsiz bir platform olacaktır" dedi. "Güzel bir deneyim sunacak" Organizasyonun sektör açısından önemli katkılar sağlayacağını vurgulayan Yılmaz, "Bu organizasyon, sektörümüzün gelişimi, tanıtımı ve uluslararası arenada hak ettiği yere ulaşması adına büyük bir adım olacaktır. Birlik ve beraberlik içerisinde, camiamızı daha ileriye taşımak, markalaşmayı güçlendirmek ve yeni iş fırsatlarının kapısını aralamak en büyük hedeflerimiz arasındadır. Devlet büyüklerimizde tespihe çok meraklı. Protokolden de büyük bir katılım bekliyoruz. Geleneksel el işçiliğinden modern tasarımlara kadar uzanan geniş ürün yelpazesiyle bu fuar, hem koleksiyonerler hem de meraklıları için güzel bir deneyim sunacak" ifadelerini kullandı.
Zorlu Enerji, genç kadınlara liderlik yolunu açıyor
23 Aralık 2025 Salı - 09:18 Zorlu Enerji, genç kadınlara liderlik yolunu açıyor Zorlu Enerji, Turkishe ve YeniBirLider iş birliğiyle hayata geçirilen "Liderlikte Kadın Yüz’ü" Programı ile Türkiye’nin farklı bölgelerinden 100 genç kadını 8 ay boyunca mentorluk, eğitim ve rol model buluşmalarıyla liderliğe hazırlıyor. Zorlu Enerji, Turkishe ve YeniBirLider iş birliğiyle hayata geçirilen "Liderlikte Kadın Yüz’ü" Programı, genç kadınların liderlik yolculuklarını desteklemeyi amaçlayan bütünsel bir gelişim modeli sunuyor. İstanbul’da düzenlenen lansman etkinliğiyle tanıtılan program, Türkiye’nin farklı bölgelerinden 18-30 yaş aralığındaki 100 genç kadını, 8 ay sürecek yapılandırılmış liderlik yolculuğuna çıkaracak. Şirketin Akıllı Hayat 2030 vizyonu ve Eşit Bi’Hayat yaklaşımıyla uyumlu olarak tasarlanan program, genç kadınların erken yaşlarda mentorluk, rol model teması ve çok boyutlu liderlik deneyimiyle güçlenmesini hedefliyor. Program kapsamında katılımcılar; mentorluk görüşmeleri, eğitim modülleri, rol model buluşmaları ve proje geliştirme süreçlerini içeren uzun soluklu bir gelişim sürecine dahil olacak. Enerji sektöründe kapsayıcı dönüşüm Enerji sektörü, tarihsel olarak düşük kadın temsiliyle anılan alanlardan biri olmaya devam ediyor. Türkiye genelinde enerji sektöründe kadın istihdam oranı yaklaşık yüzde 12 seviyesinde bulunurken Zorlu Enerji Grubu, bu oranı kurum bünyesinde yüzde 26’ye taşıdı. Şirket, 2030 yılına kadar kadın istihdam oranını yüzde 30’un üzerine çıkarmayı hedefliyor. Zorlu Enerji CEO’su Elif Yener, programın kurumsal dönüşümle olan bağını şu sözlerle ifade etti: "Enerji dönüşümünü kapsayıcı ve eşit temsili önceleyen bir liderlik anlayışıyla, yatırımlar ve teknolojilerle birlikte ele alıyoruz. Bu bütüncül yaklaşım, dönüşümün kalıcı etkisini güçlendiriyor. ‘Liderlikte Kadın Yüz’ü’ Programı, genç kadınların potansiyellerini görünür kılmayı ve karar alma süreçlerine daha güçlü katılmalarını destekleyen önemli bir adım." Mentorluk, eğitim ve girişimcilik odağı Yapılan açıklamaya göre, programın mentorluk yapısı; C-level yöneticiler ve farklı sektörlerden liderlerin yer aldığı geniş bir mentor havuzuna dayanıyor. Eğitimler ise Mini MBA yaklaşımıyla kurgulandı. Liderlik, girişimcilik, sürdürülebilirlik, teknoloji, finansal okuryazarlık, iletişim ve kariyer tasarımı gibi başlıkları kapsayan programda, yıl boyunca ortalama 50 saatlik bir eğitim içeriği sunulacak. Girişimcilik odağı da programın ana bileşenleri arasında yer alıyor. Katılımcıların geliştirdikleri proje ve girişim fikirlerinin ekosistemle buluşturulması için mentorluk ağı ve partner kurumlarla temas imkânı sağlanacak. Etki ölçümü ve ölçeklenebilir yapı Programın sosyal etkisi, mentorluk görüşmeleri, eğitim katılımı, proje çıktıları, topluluk etkileşimi ve görünürlük artışı başlıklarını kapsayan çok boyutlu bir SROI modeliyle izlenecek. İlk yılın ardından modelin ölçeklenerek büyütülmesi hedefleniyor. Zorlu Enerji sponsorluğunda yürütülen "Liderlikte Kadın Yüz’ü" Programı, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin güçlü bir örneği olarak, genç kadın liderliğini destekleyen kapsayıcı ve sürdürülebilir bir gelecek vizyonuna katkı sunmayı amaçlıyor.
Dijitalleşen mali sistemde KURGAN süreci ETSO’da ele alındı
23 Aralık 2025 Salı - 09:18 Dijitalleşen mali sistemde KURGAN süreci ETSO’da ele alındı Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) ile Erzurum Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (SMMMO) iş birliğinde, dijitalleşen vergi sisteminin önemli bileşenlerinden biri olan Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN) kapsamında bilgilendirme semineri gerçekleştirildi. Seminere; Erzurum Defterdarı Selahattin Atabek, Erzurum SMMO Başkanı Aykut Özbek, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Başkanı Saim Özakalın, meslek mensupları ve mükellefler katıldı. Seminerde; KURGAN sisteminin işleyiş yapısı, Yapay zekâ destekli anlık analiz süreçleri, E-Fatura uygulamaları, Banka hareketleri ve beyannameler üzerinden yürütülen risk analiz mekanizmaları teknik boyutlarıyla ele alındı. Program kapsamında sunumlar, Ankara Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanı Arif Güloğlu ile Ankara Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkan Yardımcısı Fatih Tarım tarafından gerçekleştirildi. Sunumlarda, KURGAN sistemi üzerinden yürütülen analiz süreçleri ve risk göstergelerine ilişkin uygulamaya dönük bilgiler paylaşıldı. Programda konuşan ETSO Başkanı Saim Özakalın; Yapay zekâ destekli analiz sistemlerinin vergi denetiminde belirleyici hâle geldiğini, E-Fatura, banka hareketleri ve beyannamelerin entegre değerlendirilmesinin risklerin erken tespitini sağladığını, Mükelleflerin daha dikkatli ve duyarlı hareket etmesinin cezai riskleri azalttığını, Mali kayıtların şeffaflığı ve doğru beyanın sürecin temel unsurları olduğunu, Meslek mensuplarıyla sağlıklı iletişimin kritik önem taşıdığını vurguladı. Seminerin sonunda Başkan Özakalın, misafir protokol üyeleri ile sunumları gerçekleştiren konuşmacılara hediye takdiminde bulundu.
ABD Başkanı Donald J. Trump, Haydar Çolakoğlu’nu kabul etti
23 Aralık 2025 Salı - 09:18 ABD Başkanı Donald J. Trump, Haydar Çolakoğlu’nu kabul etti ABD Başkanı Donald J. Trump, Haydar Çolakoğlu’nu Washington D.C.’de kabul etti. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald J. Trump, Çolakoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Çolakoğlu’nu Washington D.C.’de kabul etti. Gerçekleşen görüşmede, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilere ait genel değerlendirmelerde bulunuldu. Görüşme sırasında Haydar Çolakoğlu, küresel ölçekte son 10 ayda 8 savaş bitiren Başkan Donald J. Trump’a, Ortadoğu’da barışın tesisi yönünde bugüne kadar en fazla katkı sunan ABD Başkanı olması dolayısıyla özel teşekkürlerini etti. Turkish American Steering Committee (TASC) Danışma Kurulu Üyesi olan Çolakoğlu, görüşmede Başkan Trump’a ABD-Türkiye ilişkilerine en fazla katkı sunan ABD başkanı olduğunu ifade etti. Çolakoğlu, Başkan Trump’ın görev süresi boyunca Türk-Amerikan ilişkilerine yönelik atılan adımların, iki ülke arasındaki diyalog ve karşılıklı anlayışın gelişmesine önemli katkı sunduğuna ilişkin kişisel değerlendirmesini paylaştı. İki müttefik ülke arasında son dönemde güçlenen olumlu atmosferin, stratejik ortaklık ruhu çerçevesinde, ekonomik ve ticari ilişkiler açısından önemli fırsatlar oluşturduğunu vurgulayan Haydar Çolakoğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda Türkiye-ABD ticaret hacminin 100 milyar ABD dolarına yükseltilmesi hedefi kapsamına yönelik özel sektör perspektifiyle yürütülen kurumsal ve bireysel çabaları aktardı. ABD Başkanı Donald J. Trump ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Türkiye’ye selamlarını iletti. Başkan Trump, Türk-Amerikan ilişkilerinin daha da güçlendirilmesine yönelik temas ve diyalogların sürdürülmesinin önemine dikkat çekerek, Haydar Çolakoğlu’nu tekrar Washington D.C.’de ağırlamaktan memnuniyet duyacağını ifade etti.
Tarımsal girdi fiyatları yıllık yüzde 33,66 arttı
23 Aralık 2025 Salı - 08:09 Tarımsal girdi fiyatları yıllık yüzde 33,66 arttı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerini açıkladı. Buna göre Tarım-GFE, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 2,04, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 29,06, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 33,66 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 32,3 artış gösterdi. Ana gruplar incelendiğinde, bir önceki aya göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksi yüzde 2,12, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi ise yüzde 1,57 yükseldi. Geçen yılın aynı ayına göre ise tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 34,79, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 27,19 artış kaydedildi. Alt gruplar bazında yıllık Tarım-GFE verilerine göre 6 alt grupta artış oranı ortalamanın altında, 5 alt grupta ise üzerinde gerçekleşti. Yıllık artışın en düşük olduğu alt gruplar yüzde 18,91 ile tarımsal ilaçlar ve yüzde 20,98 ile bina bakım masrafları olurken, en yüksek artış yüzde 64,33 ile veteriner harcamaları ve yüzde 47,39 ile gübre ve toprak geliştiricilerde görüldü. Aylık Tarım-GFE’ye göre ise 6 alt grup daha düşük, 5 alt grup daha yüksek değişim gösterdi. Ekim ayında aylık bazda artışın en düşük olduğu alt gruplar yüzde 0,09 ile enerji ve yağlayıcılar, yüzde 0,27 ile gübre ve toprak geliştiriciler olarak belirlendi. Buna karşılık, aylık artışın en yüksek olduğu alt gruplar yüzde 5,61 ile veteriner harcamaları ve yüzde 4,71 ile tohum ve dikim materyali oldu.
DTO komite ve meclis üyeleri ortak istişare toplantısında buluştu
22 Aralık 2025 Pazartesi - 17:13 DTO komite ve meclis üyeleri ortak istişare toplantısında buluştu Denizli Ticaret Odası (DTO), Meslek Komiteleri Ortak İstişare Toplantısı’nı yaptı. Meclis üyeleri ile meslek komitesi üyeleri, çalıştay da yaptı. DTO’nun tüm gün süren Meslek Komiteleri Ortak İstişare Toplantısı’nın Sorunlara Yeni Nesil Çözümler ve Fikir Üretmenin Kuralları başlıklı öğleden önceki ilk bölümü, ünlü televizyon sunucusu Ekonomist Sami Altınkaya’nın moderatörlüğünde, Yönetim Danışmanı Selma Akdoğan’ın katkılarıyla gerçekleştirildi. İkili, konferanslarının sonunda salondaki katılımcıların sorularını da yanıtladı. Denizli Ticaret Odası’nın meclis ve komite üyeleri, öğleden sonraki ikinci bölümde ise beyin fırtınası yaptı. Meclis üyeleri ile meslek komitesi üyelerinden oluşturulan karma çalışma masalarında gerek Denizli Ticaret Odası’nın gerekse Denizli’nin geleceğine katkı sağlayacak çalışmalar ve proje konuları ile öncelik verilmesi gereken faaliyet alanları hakkındaki görüşleri ortaya çıkarmak için yoğun bir fikir alışverişi vardı. "Hayallerimiz de projelerimiz de büyük" Toplantının açılış konuşmasını yapan DTO Başkanı Uğur Erdoğan, "Denizli Ticaret Odası olarak TOBB’a bağlı odalar arasında üyelerini dünyanın dört bir tarafına götüren, Denizli’mizin ve sektörlerimizin gelişimi için mücadelede eden bir yapımız var. Fuarlara gitmemizin şöyle bir özelliği de var. Bugün Avrupa Birliği ülkelerinden vize almayla ilgili sıkıntıyı bilmeyen yoktur. Ama biz bu sorunu bu şekilde, fuarlara organizasyon yaptığımız için aşmış oluyoruz. Hep şunu konuşuyoruz; katma değeri yüksek teknolojisi yüksek ürünlere geçmemiz gerekiyor diyoruz. 5 yıl önce biz bunun için yola çıktık. Teknik tekstil merkezimizi kurduk. Bu merkezimiz, Avrupa Birliği fonları ile bakanlığımızdan almış olduğumuz 10 milyon euroya yakın bütçesiyle, odaların içerisinde en büyük yatırımdır. Eğitimle ilgili projelerimiz de var. Gelişim ve değişimle ilgili birçok alanda eğitimler veriyoruz, projeler üretiyoruz. Önümüzdeki günlerde Denizli’mize kazandıracağımız 2 tane büyük yatırım var. Bin 200 dönümlük alanda 2 tane sanayi sitesi yapacağız. Bunlardan biri gıda sanayi üzerine. İkincisi ise geri dönüşüm sanayi sitesi olacak. Denizli’de hem lokasyonu itibarıyla hem de kendi sahası içerisinde üretimi, ambalajlaması, lojistik faaliyetleri ve ihracatıyla, örnek olacak ve herkesi kapsayacak. Sektörel kümelenme çalışmalarımız, yeni bir aşamaya geçmiş olacak. Avrupa’daki örnekleri gibi adeta sıfırdan güzel bir köy inşa edeceğiz; herkese örnek teşkil edecek bir projemiz olacak inşallah. Bunlar çok büyük projeler. Biz bunları niçin yapıyoruz? Amacımız şudur; öncelikle almış olduğumuz görevi birinci görevimiz yani ilk işimiz sayıyoruz. Görevimize olan sadakatimizi, namusumuz kadar değerli sayıyoruz. Biz ve ekibimiz, her zaman bu düsturla çalışıyor; yoluna bu mantık ve anlayışla devam ediyor" dedi. "2025 DTO’nun projeler yılı oldu, 2026 da onları hayata geçirdiğimiz yıl olacak" Başkan Erdoğan, Denizli Ticaret Odası olarak köklü bir gelenekten güçlü bir geleceğe hep beraber yol aldıklarını da vurguladı. Erdoğan, "Bugün, sorunlara yeni nesil çözümler ve fikirler üretmekle ilgili bir eğitim alacağız. Denizli Ticaret Odası olarak köklü bir gelenekten güçlü bir geleceğe gitmenin adımlarını hep birlikte konuşacak planlayacağız. Hep birlikte kentimizi ve sektörlerimizi istişare edeceğiz; daha büyük bir Denizli’ye nasıl ulaşabileceğimizi, ülkemize daha güçlü katkı sağlayan bir Denizli ve Denizli Ticaret Odası’nı nasıl ortaya çıkaracağımızı konuşacağız. Değerli dostlar, yeşil dönüşümle ve geri dönüşümle ilgili de projelerimiz var. 2025 yılı bizim için projeler yılı oldu. 2026 yılını da bu projelerimizi ve yenilerini hayata geçirme yılı olarak değerlendirecek, bunu da hep birlikte göreceğiz inşallah. Bugün aramızda olan ve bize güç veren, katılımlarıyla bizleri destekleyen özellikle hanım kardeşlerimize de çok teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz diyorum" diye konuştu. 10, 20 ve 30 yılı dolduran üyelere plaketle teşekkür edildi DTO’nun idari yapıları olan Meslek Komiteleri ile DTO Meclisi’ne seçilerek 10, 20 ve 30 yılı dolduran mevcut yönetimlerdeki üyelere hizmetlerinden dolayı birer teşekkür plaketi verildi. DTO Başkanı Uğur Erdoğan, "İyi ki varsınız. Şehrimize ve sektörlerimize emeklerinizden, katkılarınızdan dolayı müteşekkiriz. Uzun yıllar bu kadrolarda yer almış olan üyelerimize plaket takdim ederek teşekkür etmek istedik" dedi. Başkan Erdoğan’a, başarılı çalışmalarından dolayı plaket takdim ederek teşekkür ettiler Gerek başarılı geçen organizasyonumuz gerekse 2005’ten bu yana çeşitli görevler üstlendiğiniz Denizli Ticaret Odamızdaki çabalarınızdan ve katkılarınızdan dolayı buradaki çalışma arkadaşlarımız adına bir teşekkür ederim" diyen en eski DTO Meclis Üyesi Haluk Lenger de Başkan Erdoğan’a bir teşekkür plaketi takdim etti.
Bursa Büyükşehir’den çiftçiye ‘çevreci’ destek
22 Aralık 2025 Pazartesi - 16:01 Bursa Büyükşehir’den çiftçiye ‘çevreci’ destek Bursa Büyükşehir Belediyesi, tarımda verimliliği artıran suyu koruyan ve çevreye nefes aldıran projeleriyle örnek olmaya devam ediyor. Bursa’da her alanda çiftçiyi destekleyen projeleri hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, üretici maliyetlerinin düşürülmesi, suyun verimli kullanılması ve bereketli toprakların yeniden hayat bulması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye’ye örnek proje Parklardan ve terminalden toplanan plastik atıkları, Damla Sulama Boru Üretim Tesisi’nde (Tarım Plast Fabrikası) modern teknolojilerle işleyerek damla sulama borusu olarak çiftçinin hizmetine sunan Büyükşehir Belediyesi, geliştirdiği çevreci ve doğa dostu projelerle Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor. Hem çiftçi hem çevre dostu Tarım Peyzaj AŞ’nin hayata geçirdiği ‘Eskiyi Getir, Yeniyi Götür’ projesiyle 17 ilçede ömrünü tamamlamış plastik borular toplanarak yenisiyle değiştiriliyor. Proje çerçevesinde kilosu 10 liradan hesaplanan plastik borular, yüzde 30 fire uygulanarak yeni damla sulama hortumu alımında çiftçiye sağlanan yüzde 50 hibe desteğine ek olarak fiyattan düşülüyor. Böylece üreticilerin yeni borulara çok daha uygun ve erişilebilir fiyatlarla ulaşması sağlanıyor. 110 bin kilogram plastik geri dönüşüme kazandırıldı Böylece hem atıklar geri dönüşüm sürecine dahil ediliyor hem de üreticilere ekonomik katkı sağlanıyor. Proje kapsamında şimdiye kadar 110 bin kilogram hurda damla sulama borusu toplanarak geri dönüşüm sürecine kazandırıldı. Geri dönüşümü teşvik eden uygulamayla üreticilerde çevre bilincinin artırılması, hava ve toprak kirliliğine karşı duyarlılığın güçlendirilmesi ve modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Başkan Ali Çandır: "Tarım girdi maliyetleri ortalamanın altında arttı"
22 Aralık 2025 Pazartesi - 15:40 Başkan Ali Çandır: "Tarım girdi maliyetleri ortalamanın altında arttı" Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TÜİK’in açıkladığı Ekim ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi verilerine göre tarımsal girdi maliyetlerindeki artışın hem aylık hem de yıllık bazda uzun dönem ortalamalarının altında gerçekleştiğini, Ekim ayında üretici lehine bir tablo oluştuğunu söyledi. Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Ekim ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. Tarım-GFE’nin Ekim ayında aylık yüzde 2,04 ilan edildiğini belirten Çandır, "Bu rakam, endeksin ölçülmeye başlandığı 2015 yılından itibaren Ekim ayları ortalamasının (2,31) yüzde 15 altında ilan edilmiştir. Böylece son 5 aydır sürekli artış gösteren aylık girdi fiyatları, Ekim ayında ortalama altı yükseliş göstermiştir" dedi. Tarım-GFE’nin Ekim ayında yıllık yüzde 33,66 arttığını kaydeden Çandır, "Bu yıllık rakam, son 10 yılın Ekim ayları ortalamasının (34,22) altında kalmıştır. Son 7 ayda ise Ağustos ayı hariç yükseliş gösteren yıllık enflasyon Ekim ayında ortalama altı artmıştır. TÜİK tarafından Ekim ayı için açıklanan tarımsal girdi fiyatları maliyetleri enflasyonu, 10 yıllık Ekim ayı ortalamalarına göre aylıkta ve yıllıkta ortalamanın altında artış göstermiştir" değerlendirmesinde bulundu. Ekim’de en yüksek artış veteriner hizmetlerinde Ekim ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerine bakıldığında, tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylık yüzde 2,12, yıllık yüzde 34,79 artış olduğunu belirten Çandır, "Ekim ayları itibariyle bu rakamlar, aylıkta ve yıllıkta 2022 yılından sonraki en yüksek rakamlar olmuştur" dedi. Çandır, Ekim ayı Tarım-GFE’nin aylıkta tohumda yüzde 4,71, enerjide yüzde 0,09, gübrede yüzde -0,60, ilaçta yüzde 2,26, veteriner hizmetlerinde yüzde 5,61, yemde yüzde 3,19 ve diğer kalemlerde ise yüzde 0,51 değişim gösterdiğini kaydederken, yıllık ise tohumda yüzde 36,86, enerjide yüzde 22,30, gübrede yüzde 47,39, ilaçta yüzde 18,91, veteriner hizmetlerinde yüzde 64,33, yemde yüzde 35,53 ve diğer kalemlerde ise yüzde 38.69 artış olduğunu belirtti. Çandır, "Tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında ise aylık yüzde 1,57 ve yıllık yüzde 27,19’luk artış ilan edilmiştir" dedi. Üretici lehine seyrediyor TÜİK tarafından Ekim ayı tarımsal üretici fiyat endeksi Tarım-ÜFE’nin, aylık yüzde 4 arttığını, bu rakamın 10 yıllık Ekim ortalamasının (2,56) üzerinde olduğuna dikkat çeken Çandır, yıllıkta ise yüzde 45,40 ile 10 yıllık ortalamanın (25,29) üzerinde ilan edildiğini kaydetti. Çandır, "Tarımsal faaliyetlerde bulunanlar açısından son bir yıllık eğilim, genel olarak üretici aleyhine seyretmiştir. Ancak Mayıs, Haziran ve Eylül aylarında olduğu gibi Ekim ayında da üretici lehine gerçekleşmeler ilan edilmiştir. Bu 4 ay dışında yıllık gerçekleşmeler üretici aleyhinde olmaya devam etmiştir" dedi. Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonlarının tarım sektörünü dolaylı olarak etkilediğini belirten Çandır, yurtdışı üretici enflasyonu YD-ÜFE’nin Ekim’de aylık yüzde 0,90 ve yıllık yüzde 28,75 arttığını kaydetti. Yurtiçi üretici enflasyonu Yİ-ÜFE’nin aylık yüzde 1,63 ve yıllık yüzde 27 arttığını kaydeden Çandır, "Üretici düzeyindeki gıda kalemi ise aylık yüzde 2,87 ve yıllık yüzde 35,73 artmıştı. Bu durum, Ekim ayında da tarıma dayalı imalat sanayiindeki enflasyonun, tarımdan daha yüksek seyrettiğini göstermektedir" dedi. Manşet enflasyon yüksek Ekim ayında üretici kesimdeki bu enflasyonlara karşılık tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 2,55 ve yıllık yüzde 32,87 arttığına dikkat çeken Ali Çandır, "Son 20 yıllık Ekim ayı ortalamalarının aylıkta yüzde 2,24 ve yıllıkta yüzde 18,53 olduğu hatırlanırsa manşet enflasyonun hala ne kadar yüksek seyrettiği daha iyi anlaşılır" dedi. Makas daraldı Tüketici gıda enflasyonunun Ekim ayında aylık yüzde 3,41, yıllık yüzde 34,87 arttığını belirten Başkan Ali Çandır, "İşlenmemiş gıda enflasyonu ise Ekim’de aylık yüzde 4,52 ve yıllık yüzde 34,66 düzeyinde ilan edilmişti. Yaş meyve sebze enflasyonu ise aylık yüzde 5,49, yıllık yüzde 35,84 artmıştır. Tüketici taraftaki bu rakamlar, üreticilerin maruz kaldığı yıllık enflasyon civarında bir tüketici enflasyonu olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla aradaki makas daralmaya başlamıştır. Yani yıllık olarak yüzde 33,66 düzeyindeki tarımsal girdi maliyet artışına karşılık yüzde 45,40’lık tarım üretici fiyat artışı ve yüzde 32,87’lik tüketici fiyat artışı söz konusu olmuştur. Ekim ayında tarımsal üreticiler, aylıkta ve yıllıkta lehte rakamlarla karşılamışlardır" dedi.
Altında yükseliş beklentisi
22 Aralık 2025 Pazartesi - 14:45 Altında yükseliş beklentisi Kayseri’de sarraflık yapan Murat Polat, 2025 yılında altının tahminlerden daha hızlı yükseldiğini söyleyerek, "Altın yeni yılda da yükselmeye devam edecek diye düşünüyoruz" dedi. 2025 yılında altının beklentilerinin üzerinde yükseldiğini söyleyen Sarraf Murat Polat, "2025 yılı altın için yine zirve oldu diyebiliriz. Tahminlerimizin üzerinde Eylül ayı ile başlayan ciddi anlamda bir yükseliş oldu. Bu yükseliş her zaman oluyordu ama Eylül ayı ile olan yükselişe ekstra da diyebiliriz. Hem beklentimiz vardı hem de şaşırttı diyebiliriz. Yükselişine ciddi anlamda devam etti ve 2026’ya kadar bekliyoruz. 2026 yılı eğer 2025’teki hızı ile devam edecek mi diye düşünürsek ki öngörüler o yönde. Altının ons anlamındaki yükselişi hızla devam edecek gibi görünüyor. 2025 yılında olan bu hızını kaybetmeden daha da hızlı devam edecek diye tahminde bulunabiliriz" dedi. Polat, altına korkmadan yatırım yapılabileceğini söyleyerek, "Artıları ve eksileri ne olacak dersek de altının bu hızla yükseldiğini düşünürsek insanların eskisi gibi alım gücü yok. Altın da yükselmeye devam ettikçe bu daha da zorlaşacak. Bir çeyrek altın bugün 9 bin 500 TL bandında ve bunun 2026’da 15 binlere çıktığını düşünelim insanlar nasıl altın alacak? Bizim için iş anlamında mutlaka düşüşler olacaktır. İnsanların alım gücü düştükçe ve altında yükseldikçe bizi zor günler bekliyor diyebiliriz tabi ki. Altın suni düşüşleri mutlaka olmuştur ama reelde her zaman yükseldi. ‘Benim boşta param var, yatırım olarak bir şey almak istiyorum’ derseniz kesinlikle altın her zaman güvenli bir yatırım. Altına hiç korkmadan yatırım için devam edebiliriz diyebilirim" ifadelerini kullandı.
Rize’de satılan çay fabrikasının işçilerinin tazminat pazarlığı
22 Aralık 2025 Pazartesi - 14:24 Rize’de satılan çay fabrikasının işçilerinin tazminat pazarlığı Lipton Rize’deki çay fabrikasını Özgür Çay’a satınca işçilerle tazminat pazarlığı başladı. Geçtiğimiz aylarda Lipton’un bölgedeki çay fabrikalarını devralan Özgür Çay, çay fabrikalarında çalışan yaklaşık 220 personelin tamamını işten çıkarma kararı aldı. Edinilen bilgilere göre, Özgür Çay yetkilileri bugün Pazar ilçesinde bulunan Hamdiye Çay Fabrikası’nda işçilerle bir araya gelerek, arabulucu ve avukatlar eşliğinde iş akitlerinin feshedileceğini personele iletti. Görüşmede, işçilere doğan tazminat haklarının ise taksitler halinde ödenmesi teklif edildi. İşçiler, bu teklifi kabul etmediklerini belirterek duruma tepki gösterdi. Kararın ardından fabrika önünde toplanan işçiler, basın açıklaması düzenledi. Lipton bünyesinde 19 yıldır çalıştığını ifade eden Serdar Fatih Kabaoğlu, kendilerine işten çıkarılacaklarının bildirildiğini belirterek, "İşçilere tazminatının tek seferde ödenmesi gerekiyor ancak Özgür Çay’ın avukatları ’Şirketi kapattık, sizin haklarınızı da taksitli bir şekilde ödemek istiyoruz’ dediler. Bizimle birebir görüşüp kağıtları imzalatmak istediler. Biz de avukatlarımıza sorduk ve bilgi aldık. İmza atmamamız halinde tazminatlarımızı yıl sonuna kadar toplu şekilde almamız gerektiğini öğrendik. Arabulucular bizimle biraz tehditvari konuştular. Orada da çalışanlar biraz gerildi. Haklarımızı biliyoruz ve bu teklifi kabul etmiyoruz" dedi. Lipton’da 15 yıldır çalışan Hüseyin Baştopçu ise işten çıkarma kararının kendilerine iletildiğini belirterek, "Tazminatlarımızın 3 ila 5 taksit arasında ödenmesi teklif edildi. Aksi durumda ’mahkeme’ imasıyla karşılaştık. Bu yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Yaşanan mağduriyetin bir an önce giderilmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı. İşçiler, tazminat haklarının tek seferde ve eksiksiz ödenmesi gerektiğini vurgularken, sürecin takipçisi olacaklarını ve haklarını sonuna kadar arayacaklarını dile getirdi.
Altında yılsonu hareketliliği: Küresel belirsizlikler ve jeopolitik riskler fiyatları yükseltiyor
22 Aralık 2025 Pazartesi - 14:00 Altında yılsonu hareketliliği: Küresel belirsizlikler ve jeopolitik riskler fiyatları yükseltiyor Altın piyasası, 2025’in son haftalarına yaklaşılırken küresel belirsizlikler ve jeopolitik risklerin etkisiyle yükseliş trendini sürdürüyor. Uzmanlar, fiyat artışının yalnızca dönemsel dalgalanma olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, yatırımcıların güvenli liman arayışının altını öne çıkardığını vurguluyor. Küresel ekonomide güvenin yeniden tanımlandığı, siyasi risklerin finansal kararları etkilediği bu dönemde; para politikalarındaki belirsizlikler, jeopolitik tansiyon ve artan küresel borçluluk yatırımcıları somut ve evrensel değeri olan varlıklara yönlendiriyor. Altın, bu süreçte yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda küresel sistemdeki kırılganlıklara karşı güçlü bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, yılsonuna yaklaşılırken altın piyasasında yaşanan hareketliliğin yalnızca fiyat artışı olarak okunmaması gerektiğine dikkat çekiyor. DEMAŞ bünyesinde yapılan değerlendirmeler de, altının bu süreçte yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda küresel sistemdeki kırılganlıklara karşı güçlü bir denge unsuru olarak öne çıktığını gösteriyor. Altın, 2025’in son haftalarına yaklaşılırken küresel piyasalardaki belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin etkisiyle yükseliş trendini korumaya devam ediyor. ABD Merkez Bankası (FED) başta olmak üzere büyük merkez bankalarının faiz indirimlerine ilişkin net bir takvim açıklayamaması, yatırımcıları yeniden güvenli limanlara yönlendirirken; altın bu süreçte öne çıkan en güçlü varlık olmayı sürdürüyor. Uluslararası finans kuruluşlarının son değerlendirmelerinde; küresel büyümenin yavaşlaması, yüksek kamu borçluluğu ve artan jeopolitik tansiyonun 2026’ya sarkan bir belirsizlik dönemi oluşturduğuna dikkat çekiliyor. Özellikle Orta Doğu’daki çatışma riski, Rusya-Ukrayna hattındaki kırılgan denge ve Asya-Pasifik’te ABD-Çin rekabetinin yeniden sertleşmesi, altının yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda sistemik risklere karşı bir koruma enstrümanı olarak görülmesine sebep oluyor. Merkez bankalarının altın rezervlerini artırma eğilimi de bu tabloyu destekliyor. Küresel ölçekte rezerv çeşitlendirme politikalarının hız kazanması, doların mutlak güvenli liman olma konumunun sorgulanmasına yol açarken; altın, para sistemleri açısından yeniden stratejik bir varlık olarak konumlanıyor. Bu durum, ons altın fiyatlarının geri çekilmelerde dahi güçlü kalmasını sağlıyor. Türkiye cephesinde altın: TL bazlı fiyatlamada yapısal yükseliş Türkiye’de ise altın fiyatları yalnızca küresel ons hareketlerinden değil, aynı zamanda ülkenin makroekonomik dinamiklerinden de doğrudan etkileniyor. Yüksek enflasyonla mücadele süreci, sıkı para politikası adımları ve iç talepteki dengelenme çabalarına rağmen; Türk Lirası’nın reel değerine ilişkin soru işaretleri altının TL bazında güçlü seyrini destekliyor. Cari denge, rezerv yönetimi ve finansman ihtiyacı gibi başlıklar, yılsonuna yaklaşırken piyasaların yakından takip ettiği temel göstergeler arasında yer alıyor. Bu çerçevede altın, Türkiye’de hem tasarruf aracı hem de değer koruma refleksinin en somut karşılığı olmaya devam ediyor. Fiziki altına olan talep, düğün sezonu etkisi zayıflamış olsa dahi yatırım gayesiyle alımlarla canlılığını koruyor. "Altın, tartışmasız şekilde ön plana çıkıyor" DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Altın fiyatlarındaki yükseliş yalnızca dönemsel bir dalgalanma değil; küresel sistemin yeniden şekillendiği bir sürecin yansımasıdır. Hem dünyada hem de Türkiye’de yatırımcılar artık kısa vadeli kazançtan ziyade, uzun vadeli güven arayışına yöneliyor. Bu tabloda altın, tartışmasız şekilde ön plana çıkıyor. Gümüş, yalnızca altının alternatifi olarak değil; sanayi ve yatırım talebinin kesişim noktasında yer alan stratejik bir varlık olarak öne çıkıyor. Özellikle yenilenebilir enerji yatırımları, elektrikli araç üretimi, savunma sanayi ve yüksek teknoloji alanlarında gümüş kullanımının artması, bu metalin küresel ölçekte yapısal bir talep artışı yaşamasına neden oluyor. Uluslararası piyasalarda gümüş fiyatları yıl boyunca zaman zaman sert dalgalanmalar gösterse de, bu oynaklık uzun vadeli potansiyelin zayıfladığı anlamına gelmiyor. Aksine, küresel büyümenin sınırlı seyrettiği ancak teknolojik dönüşümün hız kazandığı mevcut konjonktürde, gümüşün orta ve uzun vadede dengeli ve yukarı yönlü bir fiyat arayışı içinde olması bekleniyor. Türkiye özelinde ise döviz kuru etkisiyle birlikte gümüş, TL bazında erişilebilirliği yüksek, altını tamamlayıcı ve portföy çeşitlendirmesinde önemli bir rol üstlenen yatırım aracı olarak öne çıkıyor" dedi. Altın ve gümüş 2025’i güçlü bir zeminle kapatıyor Altın’ın güvenli liman özelliğiyle ön plana çıktığını belirten Kitiş, "Küresel ekonomik belirsizlikler, jeopolitik riskler, merkez bankalarının temkinli duruşu ve Türkiye’nin kendine özgü ekonomik dinamikleri birlikte değerlendirildiğinde; altın ve gümüşün yılsonuna doğru güçlü seyrini koruması sürpriz olarak görülmüyor. Altın, güvenli liman özelliğiyle öne çıkarken; gümüş, hem sanayi talebi hem de yatırım potansiyeliyle bu tabloyu tamamlıyor. 2025 yılı, kıymetli metaller açısından yalnızca fiyatların değil, stratejik farkındalığın da yükseldiği bir dönem olarak kayıtlara geçerken; yatırımcılar için altın ve gümüş, belirsizlik çağında denge ve güvenin en somut karşılığı olmaya devam ediyor" diye konuştu.