EKONOMİ
Bin 800 rakımlı dağlardan toplanıp kilosu bin 500 liradan satılıyor 12 Nisan 2026 Pazar - 10:27:34 Antalya’nın Akseki ilçesinde, doğada kendiliğinden yetişen ve halk arasında "göbek" olarak bilinen kuzugöbeği mantarı sezonu başladı. Toros Dağları’nın yüksek kesimlerinde yetişen ve nadir bulunmasıyla dikkat çeken kuzugöbeği, bölge halkı için önemli bir gelir kapısı olmayı sürdürüyor. Taze kuzugöbeğinin kilogramı ise bin 500 liradan alıcı buluyor. Akseki’de her yıl nisan ayının ilk haftalarında başlayan kuzugöbeği sezonu, bu yıl da bahar yağmurlarının etkisiyle erken açıldı. Yağışların devam etmesi halinde hasadın mayıs ayı sonuna kadar sürmesi bekleniyor. İlçede özellikle sedir ve ladin ağaçlarının bulunduğu nemli ve yüksek rakımlı bölgelerde yetişen kuzugöbeği, diğer mantar türlerine göre daha değerli olmasıyla öne çıkıyor. "7’den 70’e herkes dağlarda" Sezonun başlamasıyla birlikte Aksekililer sabahın erken saatlerinde dağların yolunu tutuyor. Çoluk çocuk, genç yaşlı demeden herkesin katıldığı kuzugöbeği mesaisi, adeta ilçede hayatı durma noktasına getiriyor. Toplayıcılar, gün boyu dağ taş gezerek mantar ararken, bir kişinin günlük ortalama 1 ila 5 kilogram arasında ürün bulabildiği belirtiliyor. "40 yıldır topluyorum" 52 yaşındaki Fatma Kara, yaklaşık 40 yıldır kuzugöbeği topladığını belirterek sezonun heyecanını şu sözlerle anlattı: "Bu mantarın zamanı gelince sabah erkenden eşim ve çocuklarımla birlikte dağlara çıkarız. Karış karış gezeriz. Bazen 1 kilo, bazen 5-6 kilo bulduğumuz olur. İlk çıktığında kilosu 4 bin liraydı, şimdi bin 500 liraya düştü". "Akseki’nin kuzugöbeği daha lezzetli" Toros Dağları’nın bin ila bin 800 rakımları arasında yetişen kuzugöbeğinin daha etli ve lezzetli olduğunu ifade eden Kara, sahil kesimlerinde yetişen mantarlarla arasında ciddi tat farkı bulunduğunu söyledi. Dağlarda her gün kuzugöbeği mantarı toplamaya giden Mehmet Kara ise Toros Dağları’nda nisan yağmurlarının başlamasıyla birlikte kuzugöbeği mantarının çıkmaya başladığını belirterek, "Kuzugöbeği mantarı her yerde çıkmaz. Güneş gören, karlı, sedir ve ladin ağacı olan bölgelerde çıkar. Kuzugöbeğini toplamak oldukça zahmetli bir iştir. Sabahtan akşama kadar ağaçların dibini gezerek kuzugöbeği arıyoruz" dedi. Akseki kuzugöbeğinin bu özelliği nedeniyle daha çok tercih edildiği ve yüksek fiyatlardan alıcı bulduğu vurgulanıyor. "Kışlık erzak da hazırlanıyor" Toplanan kuzugöbeklerinin bir kısmı satılarak gelir elde edilirken, bir kısmı ise kurutularak kış ayları için saklanıyor. Yöre halkı, kurutulan mantarı özellikle etli yemeklerde ve nohutla birlikte tüketerek sofralarını zenginleştiriyor. "Kuzugöbeği toplamak bir tutku" Kuzugöbeği toplamanın kendileri için adeta bir alışkanlık haline geldiğini söyleyen Kara, "Evde otursak aklımız hep dağda kalır. Elin de belin de ağrısa hep dağlara çıkmak istersin. Bir tane bile bulsak çocuklar gibi seviniriz. Bazen bulamayınca üzülürüz ama yine de vazgeçemeyiz. Bu iş biraz hastalık gibi" dedi. Akseki’de kısa süren ancak yoğun geçen kuzugöbeği sezonu, bölge halkı için hem ekonomik hem de kültürel bir değer olmayı sürdürüyor. Kuzugöbeği Akseki’de kuzugöbeği mantarı sezonu, genellikle nisan ayı ortasında başlar ve mayıs ayı sonlarına kadar devam eder. Bahar yağmurları ve sedir/ladin ağaç dipleri (özellikle 8-12 derece toprak sıcaklığı) en verimli dönemleri belirler. Toroslar’da bu değerli mantar, bahar aylarında yoğun olarak toplanır. Doğada yalancı kuzugöbeği denilen zehirli türleri de bulunduğundan, toplama ve tüketim aşamasında dikkatli olmak gerekir. Bu mantarın Latince adı ’Morchella esculenta’dır. Genellikle ilkbahar aylarında, özellikle yağışlı dönemlerden sonra ormanlık alanlarda, ağaç diplerinde ve yanmış bölgelerde bulunur. Kuzugöbeği mantarının dünyada yaklaşık 40 çeşidi bulunmakta. Türkiye’de ise 10 ila 15 türü doğal olarak yetişmektedir. Toroslardan başlayarak Akdeniz, Ege, Karadeniz ve Doğu Anadolu ormanlarından toplanır. Özellikle Ege ve Akdeniz Bölgelerinde yaygın olarak tanınan, tüketilen ve pazarlarda satılan ve nadir bulunan bir mantar türüdür.
12 Nisan 2026 Pazar - 10:17 Antep fıstığının sürgün gelişiminde karagöz kurdu ve kabuklu bit riski Bu yıl Şanlıurfa’da yaşanan yoğun yağışlardan sonra Antep fıstığı ağaçlarında sürgünler çıkıp filizlenmeye başladı. Çiftçiler, Antep fıstığında verimi arttırmak için gübreleme, ilaçlama ve budama çalışmalarına başladı. Ağacın gelişimi için çok büyük bir önem taşıyan bahar bakımı, yanlış yapıldığında ise ciddi bir zarara yol açıyor. Şanlıurfa’da Antep fıstığı üretiminde kritik dönemlerden biri olan ilkbahar uyanış sürecinde, karagöz kurdu, kabuklu bit ve budama artıklarının oluşturduğu riskler tekrar gündeme geldi. Fıstık bahçelerinde incelemelerde bulunan Ziraat Mühendisi Mehmet Bilgin, özellikle Antep fıstığında görülen karagöz kurdu zararlısının ağaçların dallarında ciddi tahribata yol açtığını belirterek, zararlının sürgün gelişimini olumsuz etkilediğini ve ilerleyen dönemlerde önemli verim kayıplarına neden olduğunu ifade etti. Bilgin, bu zararlıya karşı bakanlık tarafından belirlenmiş mücadele ve kontrol programlarının bulunduğunu da hatırlattı. Bilgin ayrıca karagöz kurdunun kış aylarında zayıf ve kuru dalların içerisinde veya bahçede bırakılan budama artıklarının içinde gizlenerek kışı geçirdiğini, bu nedenle budama sonrası bahçe temizliğinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Budanan dallar tuzak olarak kullanılabilir Budama döneminde bahçede bırakılan artıkların da önemli bir risk unsuru olduğuna dikkat çeken Bilgin, budama atıklarının bahçe içerisinde gelişigüzel bırakılması yerine Şubat ve Mart döneminde demetler halinde bahçe içerisine yerleştirilerek tuzaklama amacıyla kullanılabileceğini, ancak bu materyallerin Nisan ayı itibarıyla mutlaka toplanarak bahçeden uzaklaştırılması gerektiğini ifade etti. Fotosentezi engelliyor Ayrıca kabuklu bit zararlısının da bu dönemde aktif hale gelerek ağaçlarda zayıflamaya yol açtığını belirten Bilgin, salgıladığı tatlımsı sıvı ile fumajin oluşumuna neden olduğunu ve bu durumun yapraklarda fotosentezi engelleyerek sürgün ve dal gelişimini olumsuz etkilediğini söyledi.
12 Nisan 2026 Pazar - 10:13 Bin 800 rakımlı dağlardan toplanıp kilosu bin 500 liradan satılıyor Antalya’nın Akseki ilçesinde, doğada kendiliğinden yetişen ve halk arasında "göbek" olarak bilinen kuzugöbeği mantarı sezonu başladı. Toros Dağları’nın yüksek kesimlerinde yetişen ve nadir bulunmasıyla dikkat çeken kuzugöbeği, bölge halkı için önemli bir gelir kapısı olmayı sürdürüyor. Taze kuzugöbeğinin kilogramı ise bin 500 liradan alıcı buluyor. "Toroslar’da bereketli sezon başladı" Akseki’de her yıl nisan ayının ilk haftalarında başlayan kuzugöbeği sezonu, bu yıl da bahar yağmurlarının etkisiyle erken açıldı. Yağışların devam etmesi halinde hasadın mayıs ayı sonuna kadar sürmesi bekleniyor. İlçede özellikle sedir ve ladin ağaçlarının bulunduğu nemli ve yüksek rakımlı bölgelerde yetişen kuzugöbeği, diğer mantar türlerine göre daha değerli olmasıyla öne çıkıyor. "7’den 70’e herkes dağlarda" ezonun başlamasıyla birlikte Aksekililer sabahın erken saatlerinde dağların yolunu tutuyor. Çoluk çocuk, genç yaşlı demeden herkesin katıldığı kuzugöbeği mesaisi, adeta ilçede hayatı durma noktasına getiriyor. Toplayıcılar, gün boyu dağ taş gezerek mantar ararken, bir kişinin günlük ortalama 1 ila 5 kilogram arasında ürün bulabildiği belirtiliyor. "40 yıldır topluyorum" 52 yaşındaki Fatma Kara, yaklaşık 40 yıldır kuzugöbeği topladığını belirterek sezonun heyecanını şu sözlerle anlattı: "Bu mantarın zamanı gelince sabah erkenden eşim ve çocuklarımla birlikte dağlara çıkarız. Karış karış gezeriz. Bazen 1 kilo, bazen 5-6 kilo bulduğumuz olur. İlk çıktığında kilosu 4 bin liraydı, şimdi bin 500 liraya düştü". "Akseki’nin kuzugöbeği daha lezzetli Toros Dağları’nın 1000 ila bin 800 rakımları arasında yetişen kuzugöbeğinin daha etli ve lezzetli olduğunu ifade eden Kara, sahil kesimlerinde yetişen mantarlarla arasında ciddi tat farkı bulunduğunu söyledi. Dağlarda her gün kuzugöbeği Mantarı toplamaya giden Mehmet Kara ise Toros Dağları’nda nisan yağmurlarının başlamasıyla birlikte kuzugöbeği mantarının çıkmaya başladığını belirterek, "Kuzugöbeği mantarı her yerde çıkmaz. Güneş gören, karlı, sedir ve ladin ağacı olan bölgelerde çıkar. Kuzugöbeğini toplamak oldukça zahmetli bir iştir. Sabahtan akşama kadar ağaçların dibini gezerek kuzugöbeği arıyoruz" dedi.Akseki kuzugöbeğinin bu özelliği nedeniyle daha çok tercih edildiği ve yüksek fiyatlardan alıcı bulduğu vurgulanıyor. "Kışlık erzak da hazırlanıyor" Toplanan kuzugöbeklerinin bir kısmı satılarak gelir elde edilirken, bir kısmı ise kurutularak kış ayları için saklanıyor. Yöre halkı, kurutulan mantarı özellikle etli yemeklerde ve nohutla birlikte tüketerek sofralarını zenginleştiriyor. "Kuzugöbeği toplamak bir tutku" Kuzugöbeği toplamanın kendiler için adeta bir alışkanlık haline geldiğini söyleyen Kara, "Evde otursak aklımız hep dağda kalır. Elinde, belinde ağrısa hep dağlara çıkmak istersin. Bir tane bile bulsak çocuklar gibi seviniriz. Bazen bulamayınca üzülürüz ama yine de vazgeçemeyiz. Bu iş biraz hastalık gibi" dedi. Akseki’de kısa süren ancak yoğun geçen kuzugöbeği sezonu, bölge halkı için hem ekonomik hem de kültürel bir değer olmayı sürdürüyor. "Kuzugöbeği" Akseki’de kuzugöbeği mantarı sezonu, genellikle Nisan ayı ortasında başlar ve Mayıs ayı sonlarına kadar devam eder. Bahar yağmurları ve sedir/ladin ağaç dipleri (özellikle 8-12 derece toprak sıcaklığı) en verimli dönemleri belirler. Toroslar’da bu değerli mantar, bahar aylarında yoğun olarak toplanır. Doğada yalancı kuzugöbeği denilen zehirli türleri de bulunduğundan, toplama ve tüketim aşamasında dikkatli olmak gerekir. Bu mantarın Latince adı Morchella esculenta’dır. Genellikle ilkbahar aylarında, özellikle yağışlı dönemlerden sonra ormanlık alanlarda, ağaç diplerinde ve yanmış bölgelerde bulunur Kuzugöbeği mantarının dünyada yaklaşık 40 çeşidi bulunmaktadır. Türkiye’de ise 10 ila 15 türü doğal olarak yetişmektedir. Toroslardan başlayarak Akdeniz, Ege, Karadeniz ve Doğu Anadolu ormanlarından toplanır. Özellikle Ege ve Akdeniz Bölgelerinde yaygın olarak tanınan, tüketilen ve pazarlarda satılan ve nadir bulunan bir mantar türüdür. (AÇ-
Çorum’da jandarma ve emniyete tahsis edilen 123 yeni araç törenle teslim edildi
12 Aralık 2025 Cuma - 17:58 Çorum’da jandarma ve emniyete tahsis edilen 123 yeni araç törenle teslim edildi Çorum’da, İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğüne tahsis edilen 123 yeni araç, düzenlenen törenle ekiplere teslim edildi. İçişleri Bakanlığı tarafından ülke genelinde kullanım ömrünü tamamlamış 10 yaş ve üzeri araçların yenilenmesi üzerine toplamda Jandarma, Emniyet ve Sahil Güvenlik Teşkilatlarına 9 bin 200 araç tahsis edildi. Bu kapsamda Çorum İl Emniyet Müdürlüğü’ne 98, İl Jandarma Komutanlığına da 25 olmak üzere toplam 123 yeni araç teslim edildi. Tahsis edilen araçlar, Fuar Alanında düzenlenen törene Çorum Valisi Ali Çalgan, AK Parti Çorum Milletvekili Yusuf Ahlatcı, Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, İl Emniyet Müdürü Arif Pehlivan, İl Jandarma Komutan Vekili Albay Talip Kurt, protokol üyeleri, polis ve jandarma ekipleri ve vatandaşlar katıldı. Çorum Valisi Ali Çalgan, "Bu araçların güvenlik birimlerimiz tarafından görev sırasında kazasız belasız kullanılmasını, teşkilatlarımızda hayırlı olmasını teşkilatlarımızın buradaki görevlerinde hepimizin huzur ve refahına huzur ve asayişine önemli katkılar sağlamasını diliyorum" dedi. AK Parti Çorum Milletvekili Avukat Yusuf Ahlatçı ise, "Huzurumuzun, güvenliğimizin teminatı olan hem polisimiz hem jandarmamız için ne kadar hizmet etsek, işlerini kolaylaştırsak o kadar az diye düşünüyorum. Bu araçları kullanacak değerli polis memurlarımıza, jandarma güçlerimize sağlıklı sıhhatli günler diliyorum. Tekerlerine taş değmesin inşallah" diye konuştu. Araçların hayırla kullanılmasını dileyen Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın da, "Hem Emniyet Teşkilatımızın hem Jandarma Teşkilatımızın ayağına değil taş, toz bile değmesin. Biz de hem devlet kurumlarımızla hem sivil toplum kuruluşlarımızla hem de iş insanlarımızla her zaman yanlarında durmaya, arkalarında olmaya, onlarla beraber müreffeh yarınlara devletimizi, milletimizi taşımaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. İl Jandarma Komutan Vekili Albay Talip Kurt ise, "Çorum’da emniyet ve asayiş hizmetlerinin daha hızlı ve daha etki sağlanması halkın huzur ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik hizmet kalitesinin artırılmasında büyük katkı sağlayacak olan bu araçlar İçişleri Bakanlığımızın, Çorum Valiliğimizin kamu kurumlarımız ve hayırsever iş insanları ile vakıf üyelerimizin destekleriyle bugün envanterimize dahil edilmektedir. Araçlarımızın başta teşkilatlarımıza ve ilimize hayırlı olmasını temenni ediyor, tüm kolluk kuvvetlerine kazasız ve hayırlı vazifeler diliyorum" ifadelerini kullandı. Hizmetlerin yeni araç filosuyla daha da güçlendiğini kaydeden Çorum İl Emniyet Müdürü Arif Pehlivan, "Teşkilatımız toplumda huzur ve güveni sağlama, vatandaşın can ve mal güvenliğini koruma, kanun hakimiyetini ve devlet otoritesini sağlama noktasında çağdaş ülkelerin kullandığı araç gereç ve yöntemleri kullanmayı kendine amaç edinmiş dünyada ortaya çıkan teknolojik gelişmelere ve toplumsal talep ve dinamiklere göre sürekli kendini yenilemiştir. Sağlanan imkanlarla amacımız Çorum ilimizin huzur ve güvenlik açısından örnek gösterilen iller arasına taşımak olacaktır" dedi. Konuşmaların ardından, araçların anahtarları ekiplere teslim edildi.
Çorum’da jandarma ve emniyete tahsis edilen 123 yeni araç törenle teslim edildi
12 Aralık 2025 Cuma - 17:47 Çorum’da jandarma ve emniyete tahsis edilen 123 yeni araç törenle teslim edildi Çorum’da, İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğüne tahsis edilen1 23 yeni araç, düzenlenen törenle ekiplere teslim edildi. İçişleri Bakanlığı tarafından ülke genelinde kullanım ömrünü tamamlamış 10 yaş ve üzeri araçların yenilenmesi üzerine toplamda Jandarma, Emniyet ve Sahil Güvenlik Teşkilatlarına 9 bin 200 araç tahsis edildi. Bu kapsamda Çorum İl Emniyet Müdürlüğü’ne 98, İl Jandarma Komutanlığına da 25 olmak üzere toplam 123 yeni araç teslim edildi. Tahsis edilen araçlar, Fuar Alanında düzenlenen törene Çorum Valisi Ali Çalgan, AK Parti Çorum Milletvekili Yusuf Ahlatcı, Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, İl Emniyet Müdürü Arif Pehlivan, İl Jandarma Komutan Vekili Albay Talip Kurt, protokol üyeleri, polis ve jandarma ekipleri ve vatandaşlar katıldı. Törende konuşan Çorum Valisi Ali Çalgan, "Bu araçların güvenlik birimlerimiz tarafından görev sırasında kazasız belasız kullanılmasını, teşkilatlarımızda hayırlı olmasını teşkilatlarımızın buradaki görevlerinde hepimizin huzur ve refahına huzur ve asayişine önemli katkılar sağlamasını diliyorum" dedi. En son olarak konuşmasını tamamlayan AK Parti Çorum Milletvekili Avukat Yusuf Ahlatçı, "Huzurumuzun, güvenliğimizin teminatı olan hem polisimiz hem jandarmamız için ne kadar hizmet etsek, işlerini kolaylaştırsak o kadar az diye düşünüyorum. Bu araçları kullanacak değerli polis memurlarımıza, jandarma güçlerimize sağlıklı sıhhatli günler diliyorum. Tekerlerine taş değmesin inşallah" diye konuştu. Araçların hayırla kullanılmasını dileyen Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın da, "Hem Emniyet Teşkilatımızın hem Jandarma Teşkilatımızın ayağına değil taş, toz bile değmesin. Biz de hem devlet kurumlarımızla hem sivil toplum kuruluşlarımızla hem de iş insanlarımızla her zaman yanlarında durmaya, arkalarında olmaya, onlarla beraber müreffeh yarınlara devletimizi, milletimizi taşımaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. İl Jandarma Komutan Vekili Albay Talip Kurt ise, "Çorum’da emniyet ve asayiş hizmetlerinin daha hızlı ve daha etki sağlanması halkın huzur ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik hizmet kalitesinin artırılmasında büyük katkı sağlayacak olan bu araçlar İçişleri Bakanlığımızın, Çorum Valiliğimizin kamu kurumlarımız ve hayırsever iş insanları ile vakıf üyelerimizin destekleriyle bugün envanterimize dahil edilmektedir. Araçlarımızın başta teşkilatlarımıza ve ilimize hayırlı olmasını temenni ediyor, tüm kolluk kuvvetlerine kazasız ve hayırlı vazifeler diliyorum" ifadelerini kullandı. Hizmetlerin yeni araç filosuyla daha da güçlendiğini kaydeden Çorum İl Emniyet Müdürü Arif Pehlivan, "Teşkilatımız toplumda huzur ve güveni sağlama, vatandaşın can ve mal güvenliğini koruma, kanun hakimiyetini ve devlet otoritesini sağlama noktasında çağdaş ülkelerin kullandığı araç gereç ve yöntemleri kullanmayı kendine amaç edinmiş dünyada ortaya çıkan teknolojik gelişmelere ve toplumsal talep ve dinamiklere göre sürekli kendini yenilemiştir. Sağlanan imkanlarla amacımız Çorum ilimizin huzur ve güvenlik açısından örnek gösterilen iller arasına taşımak olacaktır" dedi. Konuşmaların ardından, araçların anahtarları ekiplere teslim edildi.
Demirci’de atıl araziler tarıma kazandırılıyor
12 Aralık 2025 Cuma - 17:20 Demirci’de atıl araziler tarıma kazandırılıyor Manisa’nın Demirci ilçesinde belediye tarafından, ilçede tarımsal üretimi desteklemek ve belediye kaynaklarını daha verimli kullanmak amacıyla örnek bir projeyi hayata geçirdi. Proje kapsamında atıl durumdaki araziler tarım arazisine dönüştürülüyor. Manisa’nın Demirci ilçesinde belediyeye ait arazilere zeytin, ceviz ve badem fidanları dikilerek uzun vadeli, sürdürülebilir bir tarım üretim modeli oluşturulmaya başlandı. Toprak yapısına uygun olarak seçilen zeytin, ceviz ve badem fidanları hem ekonomik değeri yüksek ürünler olması hem de bölge iklimine uyum sağlaması nedeniyle tercih edildi. Proje ile birlikte hem belediye gelirlerinin artırılmasının hem de ilçede tarımsal çeşitliliğin desteklenmesinin hedeflendiği belirtildi. Ağaçların büyümesiyle birlikte elde edilecek ürünlerin belediye hizmetlerinde değerlendirilmesi ve yeni sosyal projelere katkı sunması planlanıyor. Çalışmalar kapsamında ilk dikim ilçeye bağlı Kuzuköy Mahallesinde Salman Mevkiindeki 23 dönüm tarlaya 400 zeytin fidanı ile gerçekleştirildi. Demirci’de tarıma verilen önemin her geçen gün arttığını vurgulayan Belediye Başkanı Erkan Kara, "Demirci Belediyesi olarak toprağımıza sahip çıkmayı, atıl durumda bekleyen belediye arazilerini üretime kazandırmayı önemsiyoruz. Zeytin, ceviz ve badem gibi bölgemize uygun, ekonomik değeri yüksek ürünlerle uzun vadeli, sürdürülebilir bir yatırım modeli oluşturuyoruz. Bu fidanlar sadece bugün için değil, Demirci’nin yarınları için dikiliyor. Bu projeyle hem belediyemizin gelir kaynaklarını çeşitlendirmeyi hem de ilçemizde tarımsal üretimin gelişmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Zamanla büyüyen her fidan, Demirci’nin bereketine bereket katacak. Biz, toprağa atılan her tohumu geleceğe atılan bir adım olarak görüyoruz. İnşallah bu çalışmalarımız önümüzdeki yıllarda hem ilçemize ekonomik katkı sağlayacak hem de örnek bir belediyecilik anlayışının güzel bir yansıması olacak. Demirci’mizin her karışına değer katmak için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Demirci Belediyesi tarafından, önümüzdeki günlerde ise Şehreküstü Mahallesi Parsamaz Mevkiinde bulunan 36 dönüm araziye ise ceviz ve badem fidanlarının dikilmesi için çalışmalara başlandığı bildirildi.
Sürdürülebilirlik ödülleri sahiplerini buldu
12 Aralık 2025 Cuma - 17:12 Sürdürülebilirlik ödülleri sahiplerini buldu Sürdürülebilir tarım ve üretim uygulamaları ile Türkiye’de tarımın ve tarıma dayalı endüstrilerin gelişimine öncülük eden Penguen Gıda, Türkiye’nin ve Bursa’nın bir kez daha gururu oldu. Yaptığı yatırımlarla ülke ekonomisine büyük katkı sağlayan firma, Bursa Sürdürebilirlik Ödül Töreninde Başarı Ödülünü almaya hak kazandı. Türkiye Kalite Derneği Bursa Şubesi (KalDer) ve Bursa Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BUSİAD) iş birliğinde Bursa Büyükşehir Belediyesi destekleriyle; kurumsal ve bireysel sürdürülebilirlik bilincini artırmak, sektörde çevresel ve ekonomik farkındalık oluşturmak amacıyla alanın uzmanlarının katıldığı 2. Sürdürülebilirlik Konferansı, Bursa Merinos AKKM’de gerçekleştirildi. Üretim süreçlerinin çevresel etkilerini azaltma ihtiyacı, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkileri ve küresel beklentiler doğrultusunda sürdürülebilirliği kurumsal bir strateji haline getiren Penguen Gıda; bu kapsamda yenilenebilir enerji kullanımı, su ve enerji verimliliği, atık yönetimi ve sosyal sorumluluk alanlarında kapsamlı projelere yatırım yaparak, bugün sürdürülebilirliği tüm iş modellerine entegre edilmiş temel bir yönetim yaklaşımı ile çalışmalarını sürdürmektedir. GES yatırımları sayesinde yenilenebilir enerji kullanım oranlarını artırarak, atıkların geri kazanımı konusunda verimli süreçler oluşturarak, operasyonel maliyetlerini de düşüren Penguen Gıda, üretim verimliliğini de arttırarak sözleşmeli tarım uygulamaları ile tedarik zincirinin sürdürülebilirliğini güçlendirirken, ürün kalitesini ve izlenebilirliğini artırarak ulusal ve uluslararası pazarlarda marka güvenilirliğini de pekiştirmektedir. Penguen Gıda Mali İşler Müdürü Aycan Anlamaz konuyla ilgili yaptığı açıklamada; "Sürdürülebilirlik çalışmalarımızı paylaşmak ve bu alandaki farkındalığa katkıda bulunmak, bizim için büyük bir mutluluk. Bu ödülü almak, ülkemiz ve Bursamız için büyük bir onur. Katkısız ürünlerimiz ve çevreye duyarlı üretim süreçlerimiz ile, hem tüketicilerimize hem de paydaşlarımıza değer katmayı sürdüreceğiz. Bu başarı, 10 bine yakın çiftçimiz, tedarikçilerimiz ve tüm ekip arkadaşlarımızın katkıları ve özverileri sayesinde mümkün oldu. Başta KalDer, BUSİAD ve Bursa Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, emeği geçen herkese şükranlarımızı sunuyoruz. Penguen Gıda olarak, gelecekte de sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir gıda üretimini önceliğimiz olarak sürdürmeye devam edeceğiz" dedi.
Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar: "Zeytinyağında lisanslı depoculuk hayata geçmeli
12 Aralık 2025 Cuma - 17:11 Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar: "Zeytinyağında lisanslı depoculuk hayata geçmeli Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, zeytinyağında lisanslı depoculuğun hayata geçmesi gerektiğini söyledi. Uçar, kişi başı zeytinyağı tüketiminde Türkiye’nin 2 kilogram tüketimle İspanya, Yunanistan, İtalya gibi zeytinyağı üretiminde rakip ülkelerin çok gerisinde olduğunu ifade ederek, artan rekolteye rağmen iç tüketimin artmayıp stok devirlerle birlikte uygun saklama şartları olmadığı için kalan yağların bozulduğunu ve değer kaybına uğradığını, bunun için de ihracatın canlandırılması gerektiğini belirtti. Son 20 yıl içinde devletin destek ve teşvikleriyle ülkemizdeki zeytin ağacı sayısı 200 milyonu aştı ve önümüzdeki dönemde 300 milyon zeytin ağacı sayısı hedefleniyor. Balıkesir zeytinyağı üretiminde yıllara göre 3. ve 4. sırada yer alırken üretimin yüzde 95’i Ayvalık, Gömeç, Burhaniye, Edremit ve Havran’ı içine alan Edremit Körfezi bölgesinde yapılıyor. Bölgede 350’ye yakın zeytinyağı işletmesi bulunurken, ambalajlı ve dökme ihracat yapan birçok da büyük ölçekli firma bulunuyor. Türkiye zeytinyağı üretiminde dünyanın en güçlü üreticilerinden biri olurken, zeytinyağı ihracatındaki sorunlar da sektörü hedeflerinden geri plana itiyor. Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Bakan Yardımcılarımızın katılımlarıyla, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde Ankara’da düzenlenen TOBB Müşterek Konsey Toplantısı’nda açıklamalarda bulunan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, "2022/23 sezonunda 421 bin ton üretim rekoltemizin 135 bin tonunu ihraç ederek 765 milyon dolar ihracat getirisi, 2023/24 sezonunda 185 bin ton üretim rekoltemizin 75 bin tonunu ihraç ederek 505 milyon dolar ihracat getirisi, 2024/25 sezonunda 475 bin ton üretim rekoltemizin 55 bin tonunu ihraç ederek 252 milyon dolar ihracat getirisi elde ettik. Açıklanan verilerden de görüldüğü üzere kur, uygulama ve artan maliyetlerin de etkisiyle her yıl 250 milyon dolar kayıp ile zeytinyağında ihracat ayağımız sıkıntılı görünmektedir. Yine bu yıl için rekoltemiz 310 bin ton olarak açıklanmış olup zeytinyağı ihracatında öngörülmeyen bir piyasa ve ortam mevcuttur" dedi. Kişi başı zeytinyağı tüketiminde Türkiye’nin 2 kilogram tüketimle İspanya, Yunanistan, İtalya gibi zeytinyağı üretiminde rakip ülkelerin çok gerisinde olduğunu ifade eden Uçar, artan rekolteye rağmen iç tüketimin artmayıp stok devirlerle birlikte uygun saklama şartları olmadığı için kalan yağların bozulduğunu ve değer kaybına uğradığını, bunun için de ihracatın canlandırılması gerektiğini belirtti. "Zeytinyağında lisanslı depoculuk hayata geçmeli" diyen Uçar, ihracatta markalı ambalajlı ürün oranının yaklaşık yüzde 30 olduğunu ve zeytinyağında taklit, tağşiş ve sahteciliğin hızla arttığını ifade ederek, piyasanın desteklenmesi için şu önerilerde bulundu: "İhracat kotası, kısıtlaması, fon uygulaması gibi ihracatçımızı yurt dışı piyasalarda sıkıntıya sokabilecek habersiz uygulamalardan kaçınılarak yıllık dökme ihracat üst sınırının rekolte ve iç tüketime bağlı olarak sezon başında belirlenmeli. Ambalajlı ürün ihracatının arttırılmasıyla ilgili kota, kısıtlama ve fon uygulaması yerine toptan dökme ihracat yapan firmalara, ambalajlı ürün destek miktarı tanımlanmalı. Ambalajlı ihracata kg başına devlet desteği verilmeli, ambalajlı coğrafi işaretli zeytinyağları desteklenmeli. Zeytin-zeytinyağı ile ilgili verilen destekler, piyasalarda oluşan şartlara bağlı olarak değişken olmalı. Hedef piyasa tespiti ve fuar, tanıtım, reklam faaliyetleri, yarışma katılımları desteklenmeli, markalaşma ve tanıtım destekleri artırılmalı, yurt dışında markalaşma ve şirketleşme çalışmaları desteklenmeli, zeytin-zeytinyağı sektöründeki kooperatif ve KOBİ’lere yönelik düşük faizli ihracat kredileri sağlanmalı. Turquality ve UR-GE gibi programlarda zeytinyağı özelinde yeni kaynak tahsisi yapılmalı. Gümrük Birliği Anlaşması çerçevesinde AB tarafından ülkemize tanınan gümrük vergisiz zeytinyağı ihracatının yıllık 100 ton düzeyinden ülkemiz rakiplerinde ilk sırada yer alan Tunus’un kotasına çıkarılması için çalışmalar yapılmalı. Zeytinyağında lisanslı depoculuk sistemi desteklenmeli ve bir an önce hayata geçmeli. İç tüketimi arttırıcı çalışmalar yapılmalı. İç piyasada taklit-tağşiş ve sahtecilikle etkin mücadele edilmesi için sistemde değişiklik yapılmalı. Taklit ve tağşişin önlenmesi için ürünlerin tarladan sofraya ürün izlenebilirliğini sağlamak üzere Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi (ÜDTS) yazılımı güncellenmeli ve uygulanmalı. Etiket yönetmeliğinin değiştirilerek duyusal analiz sonuçlarının da ambalaj üzerinde yer almasını sağlanmalı."
SOCAR Türkiye ve ODTÜ iş birliğiyle yeni bir gelişim programı başlıyor
12 Aralık 2025 Cuma - 17:00 SOCAR Türkiye ve ODTÜ iş birliğiyle yeni bir gelişim programı başlıyor SOCAR Türkiye, enerji sektöründeki dönüşümü hızlandırmak ve nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlamak amacıyla Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) iş birliğiyle yeni bir gelişim programını hayata geçiriyor. Türkiye’nin önde gelen doğrudan dış yatırımcılarından ve entegre endüstri gruplarından SOCAR Türkiye tarafından Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) iş birliğiyle düzenlenen "Enerjide Dönüşüm ve Stratejik Gelişim Sertifika Programı"nın lansmanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan, Azerbaycan Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Dr. Rashad Mammadov, SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov ve ODTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Tülin Gençöz’ün katılımlarıyla 11 Aralık 2025 tarihinde Ankara’da gerçekleştirildi. "Enerjide Dönüşüm ve Stratejik Gelişim Sertifika Programı", enerji dönüşümü, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında çalışan veya bu alanlarda uzmanlaşmak isteyen kamu sektörü çalışanlarına yönelik geliştirildi. Sertifika programı ile katılımcılara enerji dönüşümü, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yapay zeka, veri yönetimi, enerji güvenliği, yeşil finans ve karbon yönetimi gibi başlıklarda güncel ve bütüncül bir perspektif kazandırılması amaçlanıyor. Toplam 32 saat sürecek programın eğitimlerinin yüzde 90’ı çevrim içi, yüzde 10’u ise açılış ve kapanış etkinliklerinden oluşan fiziki oturumlarla gerçekleştirilecek. Eğitimler, ODTÜ akademisyenleri ve SOCAR Türkiye’nin uzman yöneticileri tarafından verilecek. Üniversite ve özel sektör iş birliğinin yenilikçi bir örneği olarak öne çıkan program, Türkiye’de özel sektör tarafından kamu çalışanlarına yönelik hazırlanan enerji odaklı ilk sertifika programlarından biri olma özelliği taşıyor. Enerji sektörünün hızla değişen dinamiklerine uyum sağlayabilecek yetkin insan kaynağı yetiştirmeyi hedefleyen program, güncel bilgi setleriyle desteklenen kapsamlı bir öğrenim modeliyle yeni nesil yetkinlikler kazandırmayı hedefliyor. "Enerji sektörünün geleceğine yapılan bir yatırım" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan, gerçekleştirdiği konuşmada programla ilgili şunları söyledi: "Bakanlık olarak enerji sektörünün farklı alanlarında düzenlenen çok sayıda etkinliğe katılıyoruz; ancak bugün burada gerçekleştirilen bu programın bizim için ayrı bir anlamı var. Bir ülkenin doğal kaynaklara, madenlere ya da enerji potansiyeline sahip olması elbette kıymetlidir; fakat en değerli unsur, tüm bunları geleceğe taşıyacak olan beşeri sermayedir. İnsan kaynağı tıpkı yer altı zenginlikleri gibi işlenmeyi, geliştirilip geleceğin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmeyi gerektirir. Bu doğrultuda nitelikli insan kaynağının yetkinliklerini artırmak, sektörün dönüşümüne katkı sağlayacak bilgi ve becerilerle donatılmasını sağlamak bizim için stratejik bir öneme sahiptir. Bu programı da, kamu çalışanlarımızın enerji dönüşümü, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik gibi kritik alanlarda gelişimine katkı sunan, ülkemizin geleceğine yönelik değerli bir yatırım olarak görüyoruz." SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov ise yaptığı konuşmada, "Sertifika programını yalnızca bir gelişim çalışması olarak görmüyoruz. Enerji sektörünün dönüşümüne, kamu ve özel sektörün ortak bilgi üretimine ve Türkiye’nin nitelikli insan kaynağının güçlenmesine yönelik stratejik bir adım niteliği taşıyor. Bu programı, enerji sektörünün geleceğine yapılan bir yatırım olarak değerlendiriyoruz. Programın, enerji dönüşümü, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve veri yönetimi gibi kritik alanlarda çalışan kamu sektörü profesyonellerinin bilgi birikimini güçlendireceğine ve hepimize yeni bakış açıları kazandıracağına inanıyorum" dedi. ODTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Tülin Gençöz de gelişim programıyla ilgili olarak şunları söyledi: "Hızla dönüşen dünyada enerji dönüşümü sadece teknolojik bir yenilenme süreci değil; çok değişkenli, veri yoğun ve disiplinler arası bir optimizasyon problemidir. Bu nedenle üniversitelerin rolü, sadece bilgi üretmekten çıkıp, bu dönüşümün gerektirdiği analitik altyapıyı ve sistem düşüncesini topluma kazandırmak gibi daha stratejik bir misyona dönüşmüştür. Bu bağlamda, ODTÜ olarak bu sertifika programını, enerji verimliliği, şebeke esnekliği, dijital ikiz teknolojileri, karbon yönetimi ve enerji güvenliği gibi alanlarda kamu çalışanlarının yetkinliklerini güçlendirmek üzere tasarladık. Bu program kapsamında yürüttüğümüz iş birliği, sektördeki dönüşümü yalnızca takip eden değil, dönüşümün parametrelerini tanımlayan bir insan kaynağı yetiştirmeyi amaçlıyor. Enerji ekosisteminin geleceği; doğru veri yönetimi, doğru modelleme yaklaşımları ve bilimsel temelli politika üretimiyle şekillenecek. Bu program, tam da bu unsurları merkezine alan bütünleşik bir eğitim modeli sunuyor" diye konuştu. Lansman etkinliğinde, açılış konuşmaları ertesinde düzenlenen "Enerjide Dönüşümde Liderlik Paneli"nde ise SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov ve GAMA Enerji Yönetim Kurulu Üyesi & Genel Müdürü Tamer Çalışır konuşmacı olarak yer aldı.
Adana’da mesleki eğitim konferansı
12 Aralık 2025 Cuma - 16:53 Adana’da mesleki eğitim konferansı Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, dijital dönüşüm ile birlikte artık mavi yaka kavramının yeniden tanımlandığını belirterek, "Yapay zeka ve otomasyon, iş gücünü azaltan değil, yeni becerilere olan ihtiyacı artıran bir dönüşüm oluşturuyor" dedi. TOBB, TOBB ETÜ ve TEPAV’ın ortaklığında yürütülen Avrupa Öğrenme Deneyimi Platformu (EULEP) Projesi kapsamında düzenlenen "Adana Mesleki Eğitim Konferansı", Adana Sanayi Odası (ADASO) ev sahipliğinde Adana Sanayi Kampüsü’nde gerçekleştirildi. İş dünyasının temsilcileri ve eğitimcilerin bir araya geldiği toplantıda, dijital dönüşüm, yapay zeka ve yeşil dönüşüm sürecinde mesleki eğitimin yeri konuşuldu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, oda olarak 8 ülkeden 20 kurumun yer aldığı EULEP projesinin iştirakçisi olduklarını belirtti. İş dünyasındaki dönüşümün sadece teknolojiyle sınırlı kalmadığını ifade eden Başkan Kıvanç, "Günümüz iş dünyasında yaşanan dönüşüm; iş yapma biçimlerimizi, meslekleri ve iş gücünün yetkinliklerini tamamen yeniden şekillendiriyor. Bugün hepimiz biliyoruz ki dijital dönüşüm ile birlikte artık mavi yaka kavramı bile yeniden tanımlanıyor. Yapay zeka ve otomasyon, iş gücünü azaltan değil, yeni becerilere olan ihtiyacı artıran bir dönüşüm oluşturuyor. Yeşil dönüşüm ise üretim süreçlerimizi, tedarik zincirimizi ve işe alım tercihlerimizi yeniden gözden geçirmemizi zorunlu kılıyor. Dijital okuryazarlık, artık tüm mesleklerde temel bir gereklilik haline geldi. Bu nedenle mesleki eğitimin geleceği, dijital ve yeşil dönüşüme uyum sağlama hızımızla belirlenecek. ADASO olarak, EDİH Anadolu projesinde üstlendiğimiz koordinatörlük göreviyle işletmelerimizin dijital dönüşüm yolculuğuna katkı sunuyoruz" dedi. "Mesleki eğitim bir kalkınma stratejisidir" TOBB Reel Sektör AR-GE ve Uygulama Dairesi Başkanı Mustafa Kemal Günay ise TOBB’un en önemli misyonunun üyelerinin sorunlarını karar alıcılara ileterek çözüm üretmek olduğunu vurguladı. Nitelikli eleman ihtiyacının her zaman öncelikli sorunlar arasında yer aldığını belirten Günay, "Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu, mesleki eğitimin sadece bir eğitim politikası değil, bir kalkınma stratejisi olduğunu her fırsatta vurgulamaktadır. Bu vizyonla Milli Eğitim Bakanlığı ile 2019 yılında imzaladığımız protokol kapsamında 129 okul, oda ve borsalarımızla eşleştirildi. Yeni protokolümüzle tarım meslek liseleri de iş birliği kapsamına dahil edildi. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile yapılan protokol çerçevesinde ise 390 meslek yüksekokulu oda ve borsalarımızla eşleşti. Amacımız; sanayi, ticaret ve teknolojide başarının olmazsa olmazı olan tekniker ve teknisyenlerin günümüz teknolojilerine uygun yetiştirilmesidir" diye konuştu. "Eğitim sınıflarla sınırlı kalamaz" Seyhan İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Çelik de konuşmasında "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"ne değindi. Bu modelin bir zihniyet dönüşümü olduğunu ifade eden Çelik, "Adana, üretimin ve yenilikçiliğin merkezidir. Eğitimi yalnızca sınıflarla sınırlı görmüyor, sektörün ihtiyaçlarını doğru okuyarak öğrencilerimize çağın gerektirdiği becerileri kazandırmayı hedefliyoruz. Üretim ve teknolojiyle iç içe, yenilikçi bir ekosistem oluşturmak için iş dünyasıyla güçlü ortaklıklara ihtiyacımız var"ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından etkinlik, teknik sunumlar ve panellerle devam etti. TOBB ETÜ Sürekli Eğitim Merkezi (SEM) Müdürü Prof. Dr. Ramazan Aktaş ve İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nden Doç. Dr. Ahmet Fatih Karakaya; EULEP projesi, yapay zeka, sosyal dönüşüm ve sanal gerçeklik konularında sunumlar gerçekleştirdi. Program, Mesleki Yeterlilik Kurumu’ndan Gamze Atmaca ve Adana Sanayi Odası Mesleki Eğitim ve Belgelendirme Direktörü Çiğdem Yüzgeç’in katılımlarıyla düzenlenen "Dijital Dönüşüm Çağında Mesleki Eğitim Paneli" ile sona erdi.
Murzioğlu: "Yapay zeka destekli yeni denetim dönemine giriyoruz"
12 Aralık 2025 Cuma - 16:39 Murzioğlu: "Yapay zeka destekli yeni denetim dönemine giriyoruz" Samsun’da yapılan "KURGAN Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi Semineri"nde, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede yapay zekâ destekli yeni denetim döneminin sinyalleri verildi. Seminerde konuşan Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, klasik yöntemlerin yerini hız ve doğruluk sağlayan dijital analiz araçlarına bıraktığını belirterek, "Kayıt dışı mücadele artık klasik yöntemlerle sınırlı kalınmayan, teknoloji; özellikle de yapay zekâ destekli analiz sistemleriyle denetimin şeklinin ve hızının tamamen değiştiği bir döneme giriyoruz" dedi. Dijitalleşen mali sistemde yeni dönemin denetim mekanizmalarının ele alındığı KURGAN Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi Semineri, Samsun TSO ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Seminerde konuşmacı olarak yer alan Ankara Vergi Kaçakçılığı-2 Denetim Daire Başkanı Arif Güloğlu, Ankara Vergi Kaçakçılığı-2 Denetim Daire Başkan Yardımcıları Fatih Tarım ve Orhan Öztürk, KURGAN sisteminin işleyişini, mali verilerde yapay zekâ destekli risk analiz süreçlerini, e-fatura ve banka hareketlerine ilişkin denetim mekanizmalarını ve meslek mensuplarının dikkat etmesi gereken kritik noktaları anlattı. Murzioğlu: "Yapay zekâ destekli yeni denetim dönemine giriyoruz" Programın açılış konuşmasını yapan Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, mali denetim süreçlerinde yapay zekâ ile başlayan yeni döneme dikkat çekerek, "Kayıt dışı mücadele artık klasik yöntemlerle sınırlı kalınmayan, teknoloji; özellikle de yapay zekâ destekli analiz sistemleriyle denetimin şeklinin ve hızının tamamen değiştiği bir döneme giriyoruz. KURGAN sistemiyle mali süreçlerde; para transferleri, hesap hareketleri, beyan–nakit akış uyumu ve işlem analizlerinin artık yapay zekâ destekli olarak çok daha hassas takip edileceğini biliyoruz. Bu yeni denetim yapısında kurum yükümlülükleri ve dikkat edilmesi gereken noktaların ele alınacağı hususları bugün ilk ağızdan dinleyeceğiz. Şüphesiz bu süreçte siz değerli meslek mensuplarının bu dönüşümde oynayacağı rol hayati önem taşımaktadır. Bu vesileyle programa katkı sunan tüm kurumlarımıza, değerli konuşmacılarımıza ve katılımınızla bu süreci anlamlı kılan sizlere teşekkür ederim" diye konuştu. Samsun Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanı Osman Arslan’ın da bir konuşma yaptığı programa Samsun Defterdarı Halil İbrahim Temiz ve iş adamları katıldı.
Bakan Kacır: ‘‘4 yeni sanayi koridoru oluşturacağız’’
12 Aralık 2025 Cuma - 16:30 Bakan Kacır: ‘‘4 yeni sanayi koridoru oluşturacağız’’ Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ‘‘Planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 155 bin hektardan 350 bin hektara yükselteceğiz. Samsun-Mersin, Mersin-Şırnak, Sivas-Iğdır ve Trabzon-Şırnak olmak üzere 4 yeni sanayi koridoru oluşturacağız" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır 6’ncı MÜSİAD Sanayi ve Teknoloji Buluşması programına katıldı. Bakan Kacır programda yaptığı konuşmada imalat sanayinin katma değerinin 23 yıl önce 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Türkiye’nin sanayi yapılanmasına ilişkin master plan çalışmalarını da aktaran Kacır, ‘‘Planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 155 bin hektardan 350 bin hektara yükselteceğiz. Samsun-Mersin, Mersin-Şırnak, Sivas-Iğdır ve Trabzon-Şırnak olmak üzere 4 yeni sanayi koridoru oluşturacağız. Master Planın ilk faz çalışmaları kapsamında, Samsun-Mersin hattında 13 ilde 16 yeni yatırım alanı belirledik’’ dedi. Bakan Kacır, Türkiye’nin son 23 yılda sanayi, teknoloji ve ihracat alanlarında gerçekleştirdiği dönüşüme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kacır, "23 yıl önce 36 milyar dolar olan yıllık ürün ihracatımızı, 270 milyar dolara yükselterek Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaştık" sözlerini ifade etti. Kacır, imalat sanayiinde sağlanan gelişmeye dikkat çekerek, "İmalat sanayimizin katma değeri 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükseldi. Dünya sıralamasında 21’inci iken 14’üncülüğe çıktık. Bu süreçte geriden gelen hiçbir ülke bizi geçemedi" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin birçok alanda bölgesel ve küresel liderlik pozisyonuna yükseldiğini belirten Kacır, "Askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada; ticari araç, güneş paneli, otobüs, düz cam, beyaz eşya, tekstil, ağaç ürünleri çimento ve çelik üretiminde Avrupa’da birinciyiz" dedi. Kacır, alüminyum, seramik, plastik mamul, motorlu taşıtlar ve rüzgâr türbini bileşenlerinde de Avrupa’nın önde gelen üreticileri arasında yer alındığını ifade etti. Bakan Kacır, Türkiye’nin ihracat çeşitliliğine dikkat çekerek, "Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta en fazla çeşit ürünü rekabetçi şekilde en fazla ülkeye ihraç edebilen ülke konumundadır" diye konuştu. Avrupa’daki sanayi gerilemesine karşın Türkiye’nin pozitif ayrıştığını vurgulayan Kacır, "Sanayi üretim endeksi pandemi öncesi döneme göre Almanya’da yüzde 11,4, İtalya’da yüzde 5,5, Fransa’da yüzde 3 geride seyrediyor. Bizim ise aynı dönemde sanayi üretimimiz yüzde 26,5 arttı" dedi. Ar-Ge ve inovasyon kapasitesinin güçlendiğini belirten Kacır, "Özel sektörümüz bünyesindeki bin 700’ü aşkın Ar-Ge ve tasarım merkezi, ekonomimizin teknoloji ve yenilik odaklı dönüşümünü destekliyor. 113 teknoparkımızda, 12 binden fazla firmamız inovasyon odaklı çalışmalar yürütüyor" açıklamasını yaptı. Ar-Ge harcamalarının 23 yılda 16,5 katına çıktığını belirten Kacır, "Ar-Ge harcamalarımızı 19,9 milyar dolar seviyesine taşıdık. Ar-Ge insan kaynağı havuzumuzu 11 kat artırarak, 311 bine yükselttik" dedi. Kacır, yüksek teknolojili üretim yatırımlarını teşvik eden programlara değinerek, "HIT-30 Programıyla elektrikli araç, güneş hücresi ve biyoteknoloji sektörlerinde 4,5 milyar dolarlık ileri teknoloji yatırımını ülkemize kazandırmak üzere adım attık" ifadelerini kullandı. Program kapsamında veri altyapısının güçlendirilmesi, yapay zekâ destekli dönüşümün hızlanması ve kuantum teknolojilerinin ekosisteme entegre edilmesi için yeni çağrıların açıldığını aktardı. Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı ile 397 milyar liralık yatırımın önünü açtıklarını belirten Kacır, Hamle Programı kapsamında da 69 yeni projenin desteklendiğini söyleyerek, "224 yatırım tamamlandığında dış ticaret dengemize yılda 11,4 milyar dolarlık katkı sağlayacağız" dedi. Kacır, emek yoğun sektörlere verilen desteklere ilişkin olarak, "İstihdamı Koruma Programı ile tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi sektörlerde faaliyet gösteren KOBİ’lerimizi destekliyoruz. Programımızdan faydalanan 15 bin KOBİ’de 416 bin kişilik istihdamı koruduk ve ilave 22 bin kişilik istihdam oluşturduk" bilgisini paylaştı. Yeni dönemde program kapsamının genişletildiğini belirten Kacır, "1 milyondan fazla istihdamı korumayı hedefliyoruz" dedi. ‘‘Samsun-Mersin, Mersin-Şırnak, Sivas-Iğdır ve Trabzon-Şırnak olmak üzere 4 yeni sanayi koridoru oluşturacağız’’ Türkiye’nin sanayi yapılanmasına ilişkin master plan çalışmalarını da aktaran Kacır, "Planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 155 bin hektardan 350 bin hektara yükselteceğiz. Samsun-Mersin, Mersin-Şırnak, Sivas-Iğdır ve Trabzon-Şırnak olmak üzere 4 yeni sanayi koridoru oluşturacağız" ifadelerini kullandı. İlk fazda Samsun-Mersin hattında 13 ilde 16 yeni yatırım alanı belirlendiğini belirten Kacır, buralarda mega endüstriyel bölgeler inşa edileceğini söyledi.
Ford Otosan ve Tohum Otizm Vakfı’ndan nöroçeşitlilik odaklı Destekli İstihdam Programı
12 Aralık 2025 Cuma - 16:23 Ford Otosan ve Tohum Otizm Vakfı’ndan nöroçeşitlilik odaklı Destekli İstihdam Programı Sürdürülebilirlik yaklaşımının merkezine toplumsal faydayı ve kapsayıcı çalışma kültürünü yerleştiren Ford Otosan, Tohum Otizm Vakfı ile nöroçeşitlilik odaklı Destekli İstihdam Programı’nı başlattı. Ford Otosan, kapsayıcı istihdam alanında sektöre örnek olacak yeni bir toplumsal yatırım adımı atıyor. Tohum Otizm Vakfı ile birlikte yürütülen Destekli İstihdam Programı, otizmli bireyler başta olmak üzere nöroçeşitli bireylerin çalışma hayatına katılımını desteklemek amacıyla hayata geçirildi. Proje, nöroçeşitlilik odaklı istihdam modeliyle Türkiye’de ve otomotiv sektöründe ilklerden biri olma özelliğini taşıyor. Yapılan açıklamaya göre, sürdürülebilirlik yaklaşımının merkezine toplumsal faydayı ve kapsayıcı çalışma kültürünü yerleştiren şirket, özel gereksinimli bireylere istihdam imkânı sunarken aynı zamanda nitelikli iş gücünün gelişimine de katkı sağlıyor. Programın ilk istihdam dönemine ilişkin imza töreni, Ford Otosan’ın Kocaeli Fabrikası’nda bulunan Vehbi Koç Vakfı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Törene Ford Otosan Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Lideri Burçak Türkeri, Ford Otosan İnsan Kaynakları ve Dönüşüm Lideri Osman Özdemir, Tohum Otizm Vakfı Başkanı Aylin Sezgin, Tohum Otizim Vakfı İstihdam ve Kariyer Direktörü Elif Karabulut, Tohum Otizm Vakfı Kurumsal İletişim ve Kaynak Geliştirme Direktörü Nihan Güney ve İŞKUR Gölcük Şube Müdürü Vekili İş ve Meslek Danışmanı Ersin İngeç ve İŞKUR İş ve Meslek Danışmanı Nida Elitaş İngeç katıldı. "Şirket olarak, nöroçeşitliliğe dayalı bu istihdam modelini ölçeklendirerek iş dünyasında kalıcı bir dönüşüm başlatmayı hedefliyoruz" Ford Otosan Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Lideri Burçak Türkeri, proje hakkında şunları söyledi: "Şirketimizin sürdürülebilirlik yaklaşımı, insana ve topluma değer oluşturmayı önceliklendiriyor, toplumsal yatırımlarımızda kapsayıcılığı ve eşit fırsatları odağımıza alıyoruz. Tohum Otizm Vakfı ile hayata geçirdiğimiz bu program, otomotiv sektöründe nöroçeşitli bireylerin nitelikli istihdamına yönelik ilk adım olma niteliği taşıyor. Amacımız, bu modeli ölçeklendirerek sektörümüzde ve iş dünyasında kalıcı bir dönüşüm başlatmak." Tohum Otizm Vakfı Başkanı Aylin Sezgin ise, "Şirket ile yürüttüğümüz bu çalışma, nöroçeşitli bireylerin çalışma hayatına katılımı konusunda ülkemizde örnek oluşturan bir uygulamadır. Destekli İstihdam Modeli, otizmli bireylerin güçlü yönlerine uygun görevlere yerleşmesini sağlarken; iş yerlerinde kapsayıcı süreçlerin gelişmesine de önemli katkı sunuyor. Projenin İŞKUR’un Destekli İstihdam Programı kapsamında sağlanan hibelerle desteklenmesi, hem işverenler için teşvik edici bir mekanizma oluşturuyor hem de farklı sektörlere uygulanabilecek sürdürülebilir bir model oluşturuyor. Bu yaklaşımın, uzun vadede hem bireyler hem de iş dünyası için değer oluşturan, kapsayıcı istihdamın yaygınlaşmasına öncülük eden bir örnek olacağına inanıyoruz" dedi. Destekli İstihdam Projesi Açıklamaya göre, İŞKUR tarafından başlatılan Destekli İstihdam Projesi, ülkemizde serebral palsi, otizm, down sendromunun yanı sıra zihinsel ve duygusal engelli bireylerin iş hayatına katılımını desteklemeyi hedefliyor. Proje kapsamında engelli bireylerin çalışabileceği iş yerlerinin sayısının artırılması, bu işletmelerin sürdürülebilir şekilde desteklenmesi ve istihdamın kalıcı hale getirilmesi amaçlanıyor. Şirket, bu iş birliğiyle sadece üretim ve teknoloji alanında değil, toplumsal kapsayıcılıkta da sektöründe öncü olmayı sürdürüyor. Şirket, nöroçeşitliliğe dayalı istihdam modelini yaygınlaştırarak iş dünyasında katılımı ve sosyal dayanışmayı destekleyen bir kültürü güçlendirmeyi hedefliyor. Ford Otosan, Tohum Otizm Vakfı ile Haziran 2025 itibarıyla başvuruya açılan projede ilk adımı attı. Projede görev alacak iş koçları, eğitimlerini Tohum Otizm Vakfı Okulu’nda başarıyla tamamladı. Projenin ilk aşamasında Ford Otosan’ın Gölcük, Yeniköy, Eskişehir Fabrikaları ve Sancaktepe Ar-GE Merkezi’nde toplam altı engelli iş koçu ve 18 nöroçeşitli birey istihdam edilecek. Proje kapsamında işe başlayan bireylerin uyum ve gelişim süreçleri proje kapsamında görev alan iş koçları tarafından desteklenecek.