EKONOMİ
İş İnsanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu: "Türkiye’de ticari gayrimenkulde yeni dönem başladı"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:33 İş İnsanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu: "Türkiye’de ticari gayrimenkulde yeni dönem başladı" Now Bomonti’nin sahibi İş İnsanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu, ofis anlayışındaki değişim ile ilgili açıklamalarda bulundu. Başyazıcıoğlu, "Geleceğin ofisleri, çalışanların gitmek zorunda olduğu değil, gitmek istediği yerler olmak zorunda. Biz projeye başlarken kullanıcıların zaman baskısı hissetmeden hem çalışabileceği hem de sosyalleşebileceği bir yaşam alanı oluşturmayı hedefledik. Bu nedenle lokasyon seçiminde hem tarihi hem modern yerleşim bölgelerine yakınlığı; aynı zamanda ana ulaşım arterlerine erişimi ön planda tuttuk" dedi. Türkiye’de ticari gayrimenkul sektörü, son beş yılda pandemi sonrası değişen çalışma alışkanlıkları, dijitalleşme ve hibrit modellerin kalıcı hale gelmesiyle önemli bir dönüşüm sürecine girdi. Klasik ofis anlayışı yerini; esnek, çok yönlü, sosyal alanlarla desteklenen ve kullanıcı deneyimini merkeze alan yapılara bırakıyor. Artık ticari gayrimenkuller sadece metrekare üzerinden değil, sundukları yaşam alanı, estetik, ulaşılabilirlik ve oluşturdukları topluluk etkisiyle değer görüyor. Bu dönüşümü yakalayamayan ofislerde hem kullanım oranlarının hem de getirilerin düştüğü aktarılıyor. Reel değer kaybı ve değişen beklentiler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre ticari gayrimenkul fiyatları 2024’ün üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 arttı. Ancak bu artışa rağmen ticari gayrimenkuller reel olarak yüzde 2,4 değer kaybetti. İstanbul özelinde ise reel kayıp yüzde 4,5’i buldu. Bu tablonun, piyasanın yön değiştirdiğini ve kullanıcı beklentilerinin artık farklılaştığını ortaya koyduğu aktarıldı. Talep ‘karma kullanım’ projelere kaydı Özellikle İstanbul’da A sınıfı ofislere talep tek bir işleve sahip plazalardan çok, altında sosyal alanları, restoranları, kafeleri ve hizmet birimleri bulunan "karma kullanım" projelerine yöneldi. Şehrin merkezinde konumlanan Now Bomonti de bu dönüşümün öne çıkan örnekleri arasında yer alıyor. "Geleceğin ofisleri gitmek istenen yerler olmalı" Now Bomonti’nin sahibi İş İnsanı Şükrü Tamer Başyazıcıoğlu, ofis anlayışındaki değişimi şu sözlerle özetledi: "Geleceğin ofisleri, çalışanların gitmek zorunda olduğu değil, gitmek istediği yerler olmak zorunda. Biz projeye başlarken kullanıcıların zaman baskısı hissetmeden hem çalışabileceği hem de sosyalleşebileceği bir yaşam alanı oluşturmayı hedefledik. Bu nedenle lokasyon seçiminde hem tarihi hem modern yerleşim bölgelerine yakınlığı; aynı zamanda ana ulaşım arterlerine erişimi ön planda tuttuk." Kullanıcı deneyimini önceleyen tasarım anlayışı Başyazıcıoğlu, projede yer alan spor salonu, restoranlar ve galerilerle kullanıcıların farklı deneyimler yaşamasını amaçladıklarını, tasarımda ise şehrin enerjik yapısını yansıttıklarını belirterek, Now Bomonti’nin bu yaklaşımı sayesinde uluslararası tasarım ödülleri aldıklarını belirtti. Now markası Türkiye ve dünyaya açılacak Now Bomonti’de elde edilen yüksek doluluk oranının ardından Başyazıcıoğlu Holding, "Now" markasını hem Türkiye’nin gelişen ticaret bölgelerine hem de yurtdışına taşımayı hedefliyor. Başyazıcıoğlu, yeni yatırımlarda markanın kalite standardını korurken, projelerin bulunduğu bölgelerin yerel kültürlerini modern bir anlayışla harmanlamayı planladıklarını ifade etti. Yeni nesil çalışanlara uygun küresel perspektif Şükrü Tamet Başyazıcıoğlu, "İş dünyasının demografisi değişti. Expat’ların yanına dijital göçebeler eklendi. Bu yeni nesil çalışanlar için ofis, şehrin ruhunun hissedildiği, sosyal yaşamla iç içe bir alan olmalı. Biz de modüler ve esnek tasarım yaklaşımımızı yurtdışı projelerimize taşıyarak yerel deneyimle modern iş hayatını birleştiren küresel bir marka oluşturmayı amaçlıyoruz" açıklamasında bulundu. Ticari gayrimenkulde yeni dönemin adımları Türkiye’de ticari gayrimenkulün yeni döneminde, kullanıcı deneyimine odaklanan, esnek ve sosyal yaşamı destekleyen projelerin önümüzdeki yıllarda yatırımcılar ve şirketler tarafından daha fazla tercih edilmesi bekleniyor.
Kasım ayında İstanbul’un yıllık enflasyonu yüzde 38,28 oldu
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:32 Kasım ayında İstanbul’un yıllık enflasyonu yüzde 38,28 oldu İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) açıkladığı verilere göre, İstanbul’da Kasım ayında perakende fiyatlar aylık yüzde 1,19 artarken, yıllık bazda ise yüzde 38,28 arttı. İstanbul’un Kasım ayı enflasyonu belli oldu. Kasım ayında İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi aylık artışı yüzde 1,19 olarak gerçekleşti. 2024 Kasım ayına göre 2025 Kasım ayında İstanbul’da yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İTO 2023=100 bazlı İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi’nde yüzde 38,28 olarak gerçekleşti. Toptan Eşya Fiyatları İndeksi Toptan fiyat hareketlerini yansıtan ve 2025 Ekim ayında yüzde 1,51 oranında artan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi 2025 Kasım ayında yüzde 2,14 oranında arttı. 2025 Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı yüzde 23,12, yıllık ortalama değişim oranı ise yüzde 28,24 oldu. Kasım 2025’te Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; kimyevi maddeler grubunda yüzde 4,88, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 3,32, gıda maddeleri grubunda yüzde 1,32, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 1,86, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 1,29 ve madenler grubunda yüzde 1,03 artış gözlenirken; mensucat grubunda herhangi bir değişim gözlendi. Yıllık ortalama bazda 2025 Yılı Kasım ayı gruplar itibariyle artışlar sırasıyla; inşaat malzemelerinde yüzde 50,28, mensucatta yüzde 39,28, gıda maddelerinde yüzde 29,10, işlenmemiş maddelerde yüzde 24,42, yakacak ve enerjide yüzde 21,70, madenlerde yüzde 17,87, kimyevi maddelerde yüzde 17,84 artış gerçekleşti. Kasım ayında İstanbul Tüketici Fiyat İndeksinde; bir önceki aya göre alkollü içecekler ve tütün harcama grubunda yüzde 2,59, konut harcamaları grubunda yüzde 2,30, sağlık harcamaları grubunda yüzde 1,69, ev eşyası harcamaları grubunda yüzde 1,68, çeşitli mal ve hizmetler harcama grubunda yüzde 1,66, eğlence ve kültür harcamaları grubunda yüzde 1,41, lokanta ve oteller harcama grubunda yüzde 1,37, gıda ve alkolsüz içecekler harcama grubunda yüzde 1,28, eğitim harcamaları grubunda 0,02 artış, giyim ve ayakkabı harcamaları grubunda yüzde -1,55, ulaştırma harcamaları grubunda yüzde – 0,03 azalış izlendi. Haberleşme harcamaları grubunda ise fiyat değişimi izlendi. İstanbul’da 2025 Kasım ayı fiyat indeksinin belirlenmesinde; alkollü içecekler ve tütün harcamaları grubunda bir önceki ayda yaşanan fiyat değişimlerinin cari aya yansıması, konut, ev eşyası ve çeşitli mal ve hizmetler harcama gruplarında yer alan bazı ürün ve hizmetlerdeki fiyat değişimleri, gıda harcamaları grubunda yer alan bazı ürünlerde kış mevsimsel etkisinin devam etmesi ile giyim ve ayakkabı harcamaları ile ulaştırma harcamaları gruplarında piyasa koşullarına bağlı olarak izlenen aşağı yönlü fiyat değişimleri etkili oldu. 2025 Kasım ayında en yüksek grup artışı alkollü içecekler ve tütün harcama grubunda (yüzde 2,59), en yüksek grup azalışı ise giyim ve ayakkabı harcamaları grubunda (-1,55) izlendi.
Fırat EDAŞ, izinsiz kazıların 10 ayda 2 bin 219 elektrik kesintisine yol açtığını açıkladı
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:22 Fırat EDAŞ, izinsiz kazıların 10 ayda 2 bin 219 elektrik kesintisine yol açtığını açıkladı Fırat EDAŞ, yılın ilk 10 ayında üçüncü şahıslar tarafından gerçekleştirilen izinsiz kazı ve kontrolsüz müdahaleler sonucu enerji altyapısında toplam 2 bin 219 hasar oluştuğunu açıkladı. Söz konusu hasarlar nedeniyle bölgede geniş kapsamlı kesintiler yaşanırken, 1 milyon 602 bin 696 abone ortalama 3,4 saat süreyle enerjisiz kaldı. Doğu Anadolu Bölgesi’nde elektrik dağıtım hizmeti sunan Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (Fırat EDAŞ), izinsiz kazıların ve müdahalelerin enerji arzı üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Yılın ilk 10 ayında Fırat EDAŞ’ın sorumluluk bölgesinde üçüncü şahıslar tarafından gerçekleştirilen izinsiz kazılar ve kontrolsüz altyapı çalışmaları nedeniyle 2 bin 219 adet elektrik kesintisinin meydana geldiğini açıkladı. Bu kesintilerden 1 milyon 602 bin 696 abone etkilendi; aboneler ortalama 3,4 saat enerjisiz kaldı. En fazla şebeke hasarı bin 94 ile Malatya’da gerçekleşti ve bu hasarlardan kaynaklanan kesintilerden 1 milyon 124 bin 895 abone etkilendi; aboneler ortalama 3,26 saat enerjisiz kaldı. Malatya’yı sırasıyla 974 hasarla Elazığ (388 bin 877 abone - 3,64 saat), 95 hasarla Bingöl (82 bin 732 abone - 2,54 saat) ve 56 hasarla Tunceli (6 bin 192 abone - 2,08 saat) izledi. Yetkisiz müdahale hayati risk taşıyor Fırat EDAŞ, izinsiz kazı ve kontrolsüz müdahalelerin yalnızca şebekede fiziksel hasara yol açmadığını; hastaneler, okullar, üretim tesisleri ve haneler gibi geniş bir kullanıcı kitlesinin günlük yaşamını doğrudan etkilediğini vurguladı. Bu nedenle sahada yapılacak her çalışmanın öncesinde Fırat EDAŞ ile gerekli koordinasyonun sağlanması gerektiğini hatırlatan yetkililer, şunları söyledi: "Enerji altyapısına verilen her hasar, yüzbinlerce vatandaşımızın yaşamını doğrudan etkileyen kesintilere neden oluyor. İzinsiz kazılar, sadece şebekenin teknik bütünlüğünü zedelemekle kalmıyor; bölgedeki ekonomik faaliyetleri, hizmet sürekliliğini ve günlük yaşamı sekteye uğratıyor. Böyle hasarlar sonrası ekiplerimiz ilgili bölgeye hızla ulaşarak enerjinin en kısa sürede yeniden devreye alınması için aralıksız çalışıyor. Ayrıca izinsiz kazıların yanı sıra, şahıslar tarafından gerçekleştirilen kontrolsüz müdahaleler de şebeke bütünlüğünü tehdit etmekte birlikte ciddi düzeyde can güvenliği riski oluşturuyor. Bu çerçevede, her türlü kazı, işlem veya ihbarın 186 Çağrı Merkezi üzerinden veya kurumumuzun web sitesi aracılığıyla tarafımıza iletilmesi gerekiyor."
Başkan Öztürk: "Enflasyon programı kararlılıkla uygulanmalı"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:13 Başkan Öztürk: "Enflasyon programı kararlılıkla uygulanmalı" Konya Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, yüksek enflasyona dikkat çekerek, "Ekonominin yeniden dengelenmesi için para politikasındaki sıkı duruşun sürdürülmesi, bunun mali disiplinle desteklenmesi ve enflasyon programının kararlılıkla uygulanması gerekmektedir" dedi. KTO Kasım Ayı Meclis Toplantısı KTO Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. KTO Meclis Başkanı Ahmet Arıcı’nın başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş ve TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan 2025 yılı faaliyetleriyle ilgili sunum gerçekleştirirken, KTO Hizmet Binası içerisinde faaliyete başlayan Türk Ticaret Bankası Konya Şubesi Müdürü Kürşat Dayıoğlu da bankanın çalışmalarını anlattı. Sunumların ardından Kasım ayı Meclis gündemindeki konular görüşüldü. Kasım Ayı Meclis Toplantısı’nda ekonomik gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, rekabetin tanımının değiştiği bir dönemde finansmana erişimin büyük önem taşıdığını, Konya Ticaret Odası olarak finansmana erişimi kolaylaştıran tüm mekanizmaların destekçisi olmaya devam edeceklerini söyledi. "Enflasyon programı kararlılıkla uygulanmalı" Türkiye ekonomisinin en önemli gündem maddesi olan enflasyonda düşüş eğiliminin sürmesine rağmen hala yüksek olduğuna dikkat çeken Başkan Öztürk, "Dezenflasyon hızında belirgin bir yavaşlama dikkat çekmektedir. Ekonominin yeniden dengelenmesi için para politikasındaki sıkı duruşun sürdürülmesi, bunun mali disiplinle desteklenmesi ve enflasyon programının kararlılıkla uygulanması gerekmektedir. Son açıklanan verilere göre, tüketici enflasyonu 2025 yılı Ekim ayında yıllık bazda yüzde 32,87’ye gerilemiştir. Bu oran hala yüksek olsa da önceki aylara göre sınırlı bir iyileşme söz konusudur. Ekim ayı enflasyonunun aylık yüzde 2.55 olarak açıklanmasıyla yıl sonu enflasyonunun Merkez Bankası ve OVP tahminlerinin üzerinde kalma olasılığı belirgin bir şekilde arttı. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun politika faizini 100 baz puan indirdiği toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, küresel faiz indirimleriyle paralel ancak bağımsız bir şekilde, dezenflasyonun kalıcılığı teyit edilmeden ‘erken gevşeme’ adımı atılmayacağı vurgulanmaktadır. Bu görünüm, faizlerin kısa vadede reel pozitif bölgede tutulacağına, iç talepte kontrollü yavaşlama ve kredilerde seçici sıkılaşma politikasının devam edeceğine işaret etmektedir. Küresel ekonomide ise faiz indirimleri Türkiye için fırsatlar sunarken; jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve enerji fiyatlarındaki oynaklık 2025’in sonuna yaklaştığımız bu dönemde üzerinde dikkatle izlenmesi gereken başlıklar olarak karşımızda durmaktadır" dedi. "Kurullarımız konya’ya güç katıyor" Başkan Öztürk, Meclis Toplantısı’nda 2025 yılı faaliyetleriyle ilgili sunumlarını gerçekleştiren TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş’e ve TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan’a teşekkür etti. Her iki kurulun da Konya’ya değer katan çalışmalar yürüttüğünü dile getiren Başkan Öztürk; "Kadın ve genç girişimciler kurullarımız, kurulduğu günden itibaren şehrimizde girişimcilik kültürünün gelişmesine, yeni girişimlerin doğmasına ve kadın ve gençlerimizin üretim hayatına katılımına yönelik çok değerli projeler hayata geçirmiştir. Kurullarımızın ortaya koyduğu vizyon, Konya iş dünyasının dinamizmine güç katmakta; girişimcilik ekosistemimizin büyümesine önemli katkı sunmaktadır. Üstlendikleri görevleri başarıyla yerine getiren her iki icra kurulumuzu da yürekten tebrik ediyorum. Oda ve borsalarımızla birlikte her zaman yanınızda olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Başkan Öztürk ayrıca Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (KOSAM) hazırladığı "Dünya Ne Konuşuyor" ve "Konya Ticaret Odası Kasım Ayı Faaliyetleri" başlıklı sunumlar gerçekleştirerek KTO meclis üyelerine bilgi verdi.
Keçiyi meraya, çobanı yaylaya döndürecek 13 öneri
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:07 Keçiyi meraya, çobanı yaylaya döndürecek 13 öneri Antalya Tarım Konseyi, Antalya Ticaret Borsası, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğinde 19 Eylül’de düzenlenen Akdeniz Bölgesi Keçi Çalıştayı’nın sonuç raporu açıklandı. Çok sayıda akademisyen, kamu ve sivil toplum temsilcileri, birlik yöneticileri ile yetiştirici ve çobanın katıldığı çalıştayın raporunda, yüzyıllardır Anadolu kültürünün ayrılmaz bir parçası olan keçi yetiştiriciliği ve çobanlık geleneğinin ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan önemine dikkat çekildi. Keçinin, orman ekosisteminin doğal bir unsuru olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulanan çalıştay raporunda, mera sorunları, vahşi hayvan saldırıları, çobanlık mesleğinin geleceği, veteriner hizmetleri ve hastalıklar, pazarlama, örgütlenme, damızlık materyali, genç ve kadın girişimciliği gibi pek çok başlıkta sorunlar ve çözüm önerileri ortaya konuldu. "Yapılaşma keçiler için tehdit" Raporda, meraların yapılaşma, maden ve enerji yatırımları nedeniyle daraldığı, mevcut su kaynaklarına erişimin güçleştiğini, orman alanlarında otlatmaya yeterli izin verilmediği belirtilirken, yaylalarda yapılaşmanın önlenmesi, mera ıslah çalışmalarının artırılması, ormanlık alanların kontrollü otlatmaya açılması, göç yollarının düzenlenmesi gerektiği kaydedildi. Ağaçlandırmadan itibaren 10-15 yılı aşmış ormanlık alanların kontrollü olarak otlatmaya açılması ve orman alanlarında keçi otlatılmasının yangını önleme etkili olduğu vurgulanan raporda, "Mera vasfını kaybetmiş alan’ tanımı kamu tarafından kullanılmamalı, ‘mera vasfı kazandırılmış alanlar’ hayvancılığın hizmetine sunulmalıdır" ifadelerine yer verildi. Köy ve mahalle merkezlerinde hayvanların su ihtiyacının şebeke suyundan karşılanması sebebi ile su tüketim miktarının çoğalması ve tonaj fiyatlarının yüksek olması maliyetleri artırdığı kaydedilen raporda, "Köy ve mahalle merkezlerinde hayvancılıkta kullanılan suyun fiyatlandırılmasında indirim uygulanmalıdır" denildi. "Büyükşehir yasası hayvancılığı zorluyor" Büyükşehir Yasası’nın doğrudan ve dolaylı olarak hayvansal üretimi olumsuz yönde etkilediği vurgulanan raporda, "Kırsal alan ile ilgili mevzuat değişikliği yapılmalı, mahalleye dönüştürülen köylerin üretimi etkileyen gerek kavramsal ve gerekse uygulamadaki kısıtları kaldırılmalı, tarımsal üretim yapanlara öncelik tanınmalıdır" denildi. "Canavar" saldırıları artıyor Halk arasında canavar diye tabir edilen kurt saldırısından kaynaklanan sürü kaybının yetiştiricilik açısından önemli bir sorun olduğu kaydedilen raporda, "Çobanların bir kısmı bu gerekçeyle küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini terk ediyor" ifadeleri yer aldı. Domuz popülasyonundaki artışın keçiler için tehdit olduğu belirtilen raporda, yabani hayvan popülasyonunun tespit edilmesi, çoban ailelerinden oluşturulacak bölgesel kontrol mekanizmaları, başıboş köpeklerin kısırlaştırılması ve barınaklara alınması, TARSİM sigortasının yaygınlaştırılması ve devlet desteklerinin artırılması önerildi. "Çobana çeyiz desteği verilsin" Çobanlık mesleğine ve hayvancılık yapanlara karşı olumsuz algı olduğu, çobanların evlenmekte sıkıntı yaşadığı belirtilen raporda, çobanlık mesleğinin gençler ve kadınlar tarafından tercih edilmemesi, toplumsal algının olumsuz etkilenmesi en önemli sorunlardan biri olarak öne çıktı. Raporda, "Kadınlar çobanlarla evlenmek istemiyor, aileler de kızlarını hayvancılık yapanlarla evlendirmek istemiyorlar. Bu da çobanlık mesleğinin geleceğinin önündeki en büyük engellerden birisi" denildi. Çoban istihdam desteğinin artırılması, kadınların sosyal güvenlik primlerinin devletçe ödenmesi, çoban çiftlere düğün ve çeyiz desteği verilmesi, genç kadınların işletme sahibi olmasının teşvik edilmesi önerisi yer aldı. "Şap sıkıntısı" Son dönemde artan hayvan hastalıkları ve şap vakalarının pazarları olumsuz etkilediği, ilaç ve hizmet maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle yetiştiricilerin zorlandığı belirtilen raporda, koruyucu hekimliğin güçlendirilmesi, üniversitelerle ortak projeler geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. "Keçi eti kokuyor önyargısı kırılmalı" Keçi etinin koktuğuna dair bir olumsuz algının tüketimi azalttığı, restoranlarda keçi ve oğlak eti menülerinin bulunmadığı kaydedilen raporda, tadım etkinlikleri ile farkındalık oluşturulması, keçi etinin sağlık değerinin medyada anlatılması, agroturizm ve sosyal medya kampanyalarının artırılması, izlenebilirlik ve sertifikasyon sistemlerinin kurulması, "Toros Oğlağı" gibi bölgesel marka ürün geliştirilmesi önerildi. Keçi etinin sağlık değerinin yeterince anlatılamadığı kaydedilen raporda, "Görsel medyanın, özellikle sabah kuşağında, kadın ve sağlık içerikli programlarda oğlak etinin sağlık değerinin, popüler yapımcı ve hekimlerce konuşulması sağlanmalıdır" denildi. "Keçi taşımalıya takılmasın" Raporda, kırsalda yaşamın devamı için eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşımın önemli olduğu vurgulanırken, taşımalı eğitimin yeniden uygulanması gerektiği kaydedildi. Raporda ayrıca küçükbaş hayvancılıkta melezlemenin kontrol altına alınması, damızlık havuzlarının kurulması, halk elinde koruma sürülerinin artırılması, kulak küpelerinin kalitesinin yükseltilmesi, sağım makinelerinin desteklenmesi, küçük aile işletmelerine özel destek modellerinin uygulanması, kurban döneminde elde kalan hayvanların Et ve Süt Kurumu tarafından satın alınması, çobanların sosyal hayata katılımının güçlendirilmesi gibi öneriler dile getirildi. "Keçiyi yaşatacak 13 öneri" Raporda, keçi varlığının korunması, artırılması, sofraya ve ekonomiye kazandırılması için 13 öneri şöyle sıralandı: "Taşımalı Eğitim yeniden uygulanmalıdır. Küçükbaş hayvancılıkta kontrolsüz bir melezleme var. Bu konuda daha fazla yayım ve eğitim faaliyeti yapılmalıdır. İllerde damızlık havuzları oluşturulmalıdır. Halk elinde koruma sürülerinin sayısı arttırılmalıdır. Kadınların ve genç çiftçilerin işletme sahibi olması teşvik edilmelidir. Kulak küpeleri kaliteli üretilmelidir. Örgütlenme yeterli değildi. Örgütler; yetiştiricilerin, üreticilerin taleplerine odaklanmalıdır. Sağım makinelerinin kullanılması yaygınlaştırılmalı, bu konuda destek verilmelidir. Kırsalda Bereket projesine benzer bir sistemle hayvan sayısı az olan aile işletmelerinin hayvan sayısı ve ekonomik durumu desteklenmelidir. Uzun yıllar hayvancılık yapan işletmeler ile işe yeni başlayan işletmeler arasında destek ve teşvik sistemi açısından bir fark olması, uzun yıllar hayvancılık yapan işletmelere daha düşük faizlerle kredi verilmesi gereklidir. Bölgesel test istasyonları kurularak en iyi erkek materyalin seçilmesine yönelik rutine dönüştürülecek projeler yapılmalıdır. Kurban bayramlarında satılamayarak elde kalan hayvanlar kamu tarafından alınarak Et ve Süt kurumunca değerlendirilmelidir. Merkezi ve yerel yönetimlerce çobanların sosyal aktivitelere dahil edilmeleri sağlanmalı, bu konuda yetiştirici birlikleriyle ortak faaliyetler düzenlenmelidir."
Bakan Şimşek: "İlk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 11:18 Bakan Şimşek: "İlk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "İlk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti. Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,5 trilyon doları aştı" dedi. Bakan Şimşek, 2025 yılı üçüncü çeyrek gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) büyümesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "İlk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti" Türkiye ekonomisinin, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3,7, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak çeyreklik bazda yüzde 1,1 büyüdüğünü kaydeden Şimşek, "Böylece ilk 9 aydaki yıllık büyüme yüzde 3,7 gerçekleşti. Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,5 trilyon doları aştı" dedi. Şimşek, tarımın GSYH içindeki ağırlığının yüksek olduğuna dikkati çekerek, "Zirai don ve kuraklığın etkisiyle daralan tarım katma değeri büyümeyi belirgin şekilde sınırlarken tarım dışı büyüme yıllık yüzde 5,6 oldu. Sanayi katma değeri yüzde 6,5 artarken, bu artışta özellikle yüksek teknolojili üretim öne çıktı. Deprem bölgesinin yeniden imarına yönelik çalışmaların katkısıyla inşaat sektöründeki güçlü büyüme sürdü" ifadelerine yer verdi. Tüketim ve yatırımlar yılın ilk yarısında olduğu gibi dengeli bir görünüm sergilediğini söyleyen Şimşek, inşaat yatırımlarındaki olumlu seyrin yanı sıra üretim kapasitesi açısından kritik önemde olan makine ve teçhizat yatırımlarının da yüzde 11,3 arttığını dile getirdi. Bu dönemde küresel ticaretteki görece zayıf seyrin etkisiyle net dış talebin ise büyümeyi 1 puan sınırladığını ifade eden Şimşek, cari açığın milli gelire oranında yüzde 1,3 ile sürdürülebilir seviyede kalmaya devam ettiğini vurguladı. "Büyümenin 2025 yılında Orta Vadeli Program’ın sınırlı üzerinde gerçekleşmesini öngörüyoruz" Büyümenin son çeyrekteki seyrine ilişkin de konuşan Şimşek, şunları kaydetti: "Büyümenin son çeyrekte ılımlı seyretmesini ve 2025 yılında Orta Vadeli Program’ın sınırlı üzerinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. Daha elverişli finansal koşullar ve destekleyici küresel konjonktür sayesinde ekonomik aktivitedeki artışın 2026’da bu yıldan daha olumlu olmasını bekliyoruz. Ayrıca, büyümenin enflasyondaki düşüşü desteklemeye devam edeceğini değerlendiriyoruz. Dezenflasyon sürecini de olumsuz etkileyen kuraklık ve don gibi arz yönlü şokların etkilerini azaltmak amacıyla; verimliliği artıracak, sulama altyapısını güçlendirecek ve kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlayacak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle emek yoğun sektörlerde zayıf seyreden üretimi canlandırmak ve istihdamı korumak amacıyla reel sektöre yönelik desteklerimize devam ediyoruz." "Ekonomide verimliliği ve rekabet gücünü artıracak yapısal reformları hayata geçiriyoruz" Fiyat istikrarını merkeze alan, sürdürülebilir yüksek büyüme ve kalıcı refah artışını hedefleyen programlarını kararlılıkla uyguladıklarının altını çizen Şimşek, "Bu program sayesinde son iki yılda elde edilen kazanımları kalıcı hale getirecek ve ekonomide dönüşümü sağlayarak verimliliği ve rekabet gücünü artıracak yapısal reformları hayata geçiriyoruz" ifadelerini kullandı.
Kocaeli’de kırsal kalkınmaya "kanatlı" destek
01 Aralık 2025 Pazartesi - 11:17 Kocaeli’de kırsal kalkınmaya "kanatlı" destek Kocaeli’de yürütülen yüzde 50 hibeli "Doğal Salma Yumurta Tavukçuluğu Projesi" kapsamında üreticilere bu yıl yüzde 50 hibeli 16 bin Atak-S cinsi tavuk ile kümes ekipmanları desteği sağlandı. Yerli üretimi teşvik etmek amacıyla Kocaeli Büyükşehir Belediyesince yürütülen "Doğal Salma Yumurta Tavukçuluğu Projesi" ile çiftçilere yüzde 50 hibeli destek sürüyor. Proje kapsamında 16 bin Atak-S cinsi tavuğun daha üreticilerle buluşturulmasıyla, son 6 yılda dağıtılan toplam tavuk sayısı 75 bini geçti. "Güzel bir proje" Yuvacık Kazlıbahçe Tesisleri’nde tavuk üretimi yapan Ziya Şenoğlu, desteklerin üretime büyük katkı sağladığını belirterek, "Burada tavuk üretimi yapıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın destekleriyle güzel bir proje oldu. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi. "Hatta öyle bir hale geldik ki, yumurta talebine yetiştiremiyoruz" Tavuk desteğiyle birlikte yem desteği de aldığını söyleyen Şenoğlu, "Bunun sayesinde istihdam da sağlıyoruz. Çevre illerden ve diğer yerlerden gelen misafirlerimize organik yumurta sunuyoruz. Çocuklarıyla bu deneyimi yakalıyorlar. Aynı zamanda da satın alıyorlar. Hatta öyle bir hale geldik ki, yumurta talebine yetiştiremiyoruz. Çok da lezzetli bir yumurta oluyor. Tavukları çayırda, çimende organik ve doğal haliyle beslemeye çalışıyoruz" diye konuştu. "Günde 80-90 tane yumurta alıyorum" Kartepe Eşme’de 250 tavukla üretim yapan Enver Yazıcı ise yüzde 50 hibeli destekten faydalandığını belirterek, "Şu anda 250 tavuğum var. Bunları Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği yüzde 50 hibeyle aldık. Allah razı olsun. Tavuklarımız çok güzel. Günde 80-90 tane yumurta alıyorum. İnşallah ileride bu sayı artacak" şeklinde konuştu. "Bağımız, bahçemiz değerleniyor" Gölcük Yeni Ferhadiye Mahallesi’nden Erhan Kayabay ise 200 tavuğu bulunduğunu söyleyerek, şöyle konuştu: "Şu an günlük yumurta verimimiz 160-170 civarını buluyor, gayet başarılı. Bize de bir ek gelir oluyor. Evimizin ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Komşularımıza ve mahalleliye yumurta satıyoruz. Bu da bizim için bir ev bütçesine artı değer oluyor. Onun haricinde bağımız ve bahçemiz değerleniyor. Bize destek olan ve bu projeyi başlatan Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın’a teşekkürlerimizi sunuyoruz."
Marmaris turizminde yeni dönem başladı
01 Aralık 2025 Pazartesi - 11:10 Marmaris turizminde yeni dönem başladı Marmaris’in İçmeler koyunda yıllarca atıl kalan yatırımın tamamlanması ile hayata geçen Kızılbük Thermal Wellness Resort ile böğe turizminde yeni bir dönem başladı. Yaklaşık 465 milyon dolarlık yatırım ile hayta geçirilen tesisler hem başta içmelerin olmak üzere Marmaris ve çevresinde turizme hareket getirdi. Yıllarca atıl durumda kalan tesislerin Kızılbük GYO tarafından Kızılbük Thermal Wellness Resort adıyla tamamlanıp turizme kazandırılması ile Marmaris içmeler bölgesini dört mevsim yaşayan bir destinasyona dönüştü. Marmaris’e yeni bir destinasyon kimliği kazandırmak, bölgenin doğal kaynaklarını daha üst düzey bir turizm deneyimiyle buluşturmak ve Türkiye’de örneği az görülen kapsamlı bir dönüşüm modeli oluşturmak amacıyla çıktıkları yolda başarıya ulaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten projenin geliştiricileri, "Kızılbük’ün bulunduğu alan yaklaşık 30 yıl boyunca atıl, metruk bir görünüme sahipti. Bugün ise termal kaynakların gücünü wellness, sağlıklı yaşam ve ikinci ev konseptiyle birleştiren, yılın 365 günü turist ağırlayan modern bir turizm ekosistemi oluşturulmuş durumda. Kızılbük, yalnızca yaz sezonuna sıkışmış tatil anlayışını kırarak Marmaris’i her yaş grubuna, her ilgi alanına hitap eden yeni bir destinasyon seviyesine taşıyor. Bu dönüşümün Marmaris’in ekonomik ve sosyal yapısını değiştiren bir kaldıraç etkisi oluşturdu" diyerek tesis henüz açılış aşamasında olmasına rağmen kış ayında yaşanan yoğunluğun memnuniyet verici olduğunu belirttiler. Kış ayında olunmasına rağmen Kızılbük’te yaşanan bu hareketliliğin bölgeyi de hareketlendirdiği belirtildi. Bu yıl geçen yıllara oranla kış mevsiminin daha hareketli olduğu belirtilirken bazı restoran ve organizasyonların Kasım ayında açık kaldığı Aralık ayı için de rezervasyonları olduğu öğrenildi.