Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Sobaya dökülen tinerin parlamasıyla ağır yaralanan genç hayatını kaybetti
Sakarya’da karaya oturan gemi havadan görüntülendi
İsrail'in Küresel Sumud Filosunda alıkoyduğu Türkler bugün İstanbul'a dönecek
Van Gölü Havzası’nda yağış bereketi: Etkisi 2027 yılına kadar sürecek
Çocukların silahla oyunu faciayla bitti
İsrail, Sumud Filosu’nda gözaltına alınan 175 kişiyi Yunanistan’a teslim edecek
Yaklaşık 7 yılın ardından ABD-Venezuela arasında yolcu uçuşları yeniden başladı
EKONOMİ
Salihli’de Aile Destek Merkezi açıldı
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:48:23
Manisa’nın Salihli ilçesinde, vatandaşlara yönelik sosyal destek hizmetlerinin güçlendirilmesi amacıyla kurulan Aile Destek Merkezi (ADEM) düzenlenen törenle hizmete açıldı. Salihli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı bünyesinde hayata geçirilen merkezin açılışına Kaymakam Ali Güldoğan, İlçe Emniyet Müdürü Bircan Baycan, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Doğukan Karaaslan, Mütevelli Heyeti üyeleri ve kursiyerler katıldı. Açılış programında konuşan Kaymakam Ali Güldoğan, ADEM’in özellikle kadınların mesleki beceriler kazanmasına katkı sağlayacağını belirterek, "Merkezimiz, kadınların sosyal hayata daha aktif katılım göstermesine ve aile yapısının güçlenmesine önemli destek sunacak" dedi. Konuşmaların ardından merkezin açılışı gerçekleştirilirken, Kaymakam Güldoğan ve beraberindeki protokol üyeleri merkezini dolaşarak yürütülecek faaliyetler hakkında yetkililerden bilgi aldı. Salihli’de hizmete giren Aile Destek Merkezi’nin, ilçedeki sosyal dayanışmayı artırması ve birçok vatandaşa katkı sağlaması bekleniyor.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:02
Bilecik’te konaklama sektörü durma noktasına geldi
Bilecik’te otel işletmecileri, yangın güvenliği raporu alma sürecinde Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nün ’imar mevzuatı’ engeline takıldıklarını belirterek, duruma tepki gösterdi. Bilecik’te faaliyet gösteren oteller, itfaiye uygunluk raporu alamadıkları için kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduklarını belirtti. Türkiye’nin diğer illerinde yangın güvenliği odaklı yapılan denetimlerin Bilecik’te imar mevzuatı üzerinden yürütüldüğünü savunan işletmeciler, bu durumun hem şehir ekonomisini hem de istihdamı tehdit ettiğini açıkladı. Ortak bir bildiri yayımlayan otelciler, acil çözüm bekliyor. "Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür" Bilecik’te otel işletmeciliği yapan Serkan Işık, "Yangın güvenliği tedbirleri kapsamında otellerin 31 Mayıs tarihine kadar ibraz etmesi gereken itfaiye uygunluk raporunu almak için yapılan başvurular sonucunda Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimler nedeniyle ilimizdeki otellerin büyük bölümü rapor alamaz hale gelmiştir. Birçok işletme yangın güvenliğiyle ilgili tüm eksiklerini gidermek için ciddi yatırımlar yapmış, gerekli tedbirleri almış ve mevzuata uyum sağlamak için büyük maliyetlere katlanmıştır. Buna rağmen denetimlerin yangın güvenliğinden ziyade imar mevzuatı üzerinden yürütülmesi nedeniyle işletmelere itfaiye uygunluk raporu verilmemektedir. Türkiye’nin birçok ilinde ve Bilecik’e bağlı ilçelerde yapılan uygulamalarda itfaiye denetimleri öncelikli olarak yangın güvenliği kapsamında yapılmakta, işletmelerin eksikleri giderildikten sonra gerekli raporlar verilmektedir. Ancak Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür. Bugün gelinen noktada Bilecik’te faaliyet gösteren ve sayısı zaten sınırlı olan otellerin büyük kısmı işletme ruhsatlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu durum yalnızca işletmecileri değil, otellerde çalışan onlarca kişiyi, Bilecik’e gelen misafirleri, turizm faaliyetlerini ve şehir ekonomisini doğrudan tehdit etmektedir" dedi. "Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır" Işık, "Yangın güvenliği elbette herkes için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Ancak yangın güvenliği tedbirlerini yerine getiren işletmelere dahi rapor verilmemesi, uygulamanın amacını aşan ve işletmeleri tamamen faaliyet dışı bırakabilecek bir noktaya ulaşmıştır. Aynı mevzuatın Türkiye’nin farklı şehirlerinde farklı şekillerde uygulanması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu uygulama hukukun temel ilkelerinden biri olan eşitlik ilkesini zedelemekte ve Bilecik’teki işletmeleri haksız bir mağduriyetle karşı karşıya bırakmaktadır. Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır. Bunun sonucu olarak hem çalışanlar işsiz kalacak hem de Bilecik’in turizm ve ekonomik hayatı ciddi zarar görecektir. Bilecik’te faaliyet gösteren otel işletmecileri olarak yetkili kurumları bu soruna acilen çözüm bulmaya davet ediyor, yangın güvenliği açısından gerekli tedbirleri yerine getiren işletmelerin mağdur edilmemesi gerektiğini kamuoyunun dikkatine saygıyla sunuyoruz" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:01
Bosch Bursa’da bin 400 çalışanı işten çıkarma hazırlığında
Bursa’daki dev üretim tesisine sahip Bosch, önümüzdeki yıllarda ciddi bir küçülme planı açıkladı. Şirketin mevcut durumda yaklaşık 5 bin mavi yaka ve 900 beyaz yaka çalışanı bulunuyor. Ancak 2027 yılı sonuna kadar bin 150 mavi yaka, 2030 yılı sonuna kadar ise 250 beyaz yaka çalışan ile yollarını ayırması bekleniyor. Bu rakamlar, toplam çalışanların yaklaşık yüzde 25’inin işten çıkarılacağına işaret ediyor. Bosch yetkilileri, kararın ekonomideki daralma ve buna bağlı küçülme süreci nedeniyle alındığını belirtti. Bursa’daki otomotiv ve sanayi sektöründe önemli bir istihdam sağlayan fabrikanın bu adımının, kent ekonomisi ve iş gücü piyasasında olumsuzluğu yol açacağı bildirildi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:01
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır"
Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz" dedi HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü; Bursa ili Gökdere Meydanı’nda kutladı. 1 Mayıs temasını "Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır" olarak belirleyen HAK-İŞ’in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı. Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan’da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı. HAK-İŞ’in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi. Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan ’Grup Şantiye’ tarafından verilen konser ile başladı. "Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz" Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi. Bu çerçevede Sudan’daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, "Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF’un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz’dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay’daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye’nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim" şeklinde konuştu. "İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze’ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu’na selam gönderen Arslan, "Gazze’deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu’nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze’nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin’de, Gazze’de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" ifadelerine yer verdi. "Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır" HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa’da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, "Bursa’ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa’yla kucaklaşmak, Bursa’yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa’da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs’ı Bursa’da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız" açıklamasında bulundu. Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi. "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır" HAK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye’nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah’a şükür. Bugün Türkiye’nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs’ta Taksim’deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77’nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı." "Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" Arslan, 1 Mayıs’taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, "Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz" Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, "Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya’daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya’daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20’lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27’lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40’lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye’nin acilen kavuşmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, "Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı’na gittik. Çalışma Bakanı’na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki ’bu adaletsizliği görün.’ Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" dedi. "Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor" Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, "Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye’ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; ’Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin’" çağrısında bulundu. "125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık" Arslan, Türkiye’deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, "Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye’de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz" dedi. "12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz" Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, "Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye’ye yakışmıyor" şeklinde konuştu. "Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz" Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, "Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti. Arslan, Türkiye’de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, "Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye’nin ekonomik gücünün Türkiye’nin imkanlarının Türkiye’nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 11:29
Diyarbakır OSB Yönetim Kurulu Başkanı Fidan: "İstihdamdaki hedefimiz 55 bine ulaşmak"
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 09:50
Sakarya Gaz Sahası’ndan bugüne kadar 6 milyar metreküp doğal gaz üretildi
3
24 Nisan 2026 Cuma- 10:51
İzmir’de kuyumculukta suistimalleri önlemek için ’Mavi Kart’ zorunluluğu getirildi
4
28 Nisan 2026 Salı- 12:43
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Teknik Bilimler MYO öğrencilerinden sektörel çıkarma
5
29 Nisan 2026 Çarşamba- 23:16
Bakan Bolat: "Hollanda, Türkiye’nin AB üyesi ülkeler arasındaki en önemli ticaret ortaklarındandır
16 Kasım 2025 Pazar - 11:00
Edremit Ticaret Odası İstanbul’daki Avrasya Pencere, Kapı ve Cam Fuarlarına katıldı
Balıkesir’in Edremit ilçesinde Edremit Ticaret Odası heyeti, İstanbul Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Avrasya Pencere, Kapı ve Cam Fuarlarına katılım sağladı. Edremit Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin, Yönetim Kurulu Üyesi Fahri Şık, Meclis Üyesi Bekir Uyanık ile oda üyeleri Erdoğan Ünlü ve Osman Demir’den oluşan heyet, gerçekleştirilen fuarda yapı sektörünün önde gelen üreticileri ve tedarikçileriyle bir araya geldi. Fuarda pencere, kapı ve cam endüstrisine yönelik yenilikçi ürünler, teknolojik gelişmeler ve sektörel trendler yerinde incelendi. Oda heyeti, firmalarla yapılan görüşmelerde bölgesel iş birliği imkânlarını değerlendirdi. Ayrıca yeni ticaret bağlantıları ve üyelerine değer sağlayacak sektör gelişmeleri hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.
16 Kasım 2025 Pazar - 10:31
Sarıgöl’de örtüaltı üzüm hasadı devam ediyor
Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde yaş üzüm kesim çalışmaları aralıksız sürüyor. Üzümün başkenti olarak bilinen Sarıgöl Ovası’nda kasım ayının ortalarına gelinmesine rağmen örtüaltı üzümlerinin kesimi hız kesmeden devam ediyor. 2025 yılı çekirdeksiz Sultaniye üzüm bağlarında hasat yoğun bir şekilde devam ederken, kesimi tamamlanan bağlardaki koruyucu örtüler de toplanmaya başlandı. Sarıgöl Ovası’nda bu yıl fiyatların üreticiyi memnun etmemesi, çiftçileri ekonomik açıdan zora soktu. Toplam 113 bin dekarlık alanda dokuz farklı üzüm çeşidinin yetiştirildiği Sarıgöl’de üreticiler, girdi maliyetlerinin yüksek, satış fiyatlarının ise düşük olmasından şikayetçi oldu. Üreticiler, iç piyasada yaş üzüm fiyatlarının 20-25 lira, ihracatlık üzümün kilosunun 25-30 lira, çıkma üzümün ise 17 lira bandında seyrettiğini ifade etti.
16 Kasım 2025 Pazar - 10:26
Sivas’ta konut satışları arttı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayında satılan konut sayılarına ilişkin istatistiki verileri paylaştı. Verilere göre geçtiğimiz yılın ekim ayında bin 86 konutun satıldığı Sivas’ta bu yılın ayını ayında bin 214 konut satıldı. Sivas’ta satılan bin 214 konutun 146’sını ipotekli satışlar, bin 68’ini ise diğer satışlar grubu oluşturdu. TÜİK; ilk satış, ikinci el satış ayrıntısına göre konut satışlarını da paylaştı. Sivas’ta ekim ayında satılan konutların 606’sını ilk el satış, 608’ini ise ikinci el satış oluşturdu.
16 Kasım 2025 Pazar - 10:18
Rekolte arttı, Satsuma mandalinası pazarda yerini aldı
İzmir’in Seferihisar ilçesinde Satsuma mandalinasının hasadı başladı. Yüksek rekoltenin beklendiği sezonda Seferihisarlı çiftçiler, mandalinayı hale 15 liradan sattıklarını, pazarda ise kilogram fiyatının ortalama 50 liraya kadar çıktığını belirtiyor. Sonbahar ve kış aylarının vazgeçilmez meyvesi olan Satsuma mandalinasının merkezi olarak bilinen Seferihisar’da hasat sezonu açıldı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bahçelere gelen kadın işçiler; gün boyunca, olgunlaşan mandalinaları ağaçlardan topluyor. Sepetlenen ürünler, erkek işçiler tarafından küfelerle taşınarak kamyonlara yükleniyor. Hasadı tamamlanan mandalinalar, sevkiyata hazırlanarak İzmir ve çevre illerdeki pazarlara gönderiliyor. Türkiye’nin narenciye üretimi ve ihracatında önemli bir yere sahip olan İzmir’de yılda ortalama 135 bin ton mandalina üretiliyor. Doğal C vitamini deposu olması, grip ve soğuk algınlığına karşı bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle bilinen Satsuma mandalinasının hasadı Ocak ayına kadar devam edecek. Rekoltenin bu yıl beklenenden fazla olduğunu kaydeden Seferihisarlı çiftçiler, mandalinanın kilogramını hale 15 liradan sattıklarını, pazarda ise fiyatının ortalama 50 liraya kadar çıktığını belirtiyor. 12 aylık serüven Mandalina yetiştirme sürecinin 12 aylık bir döngü olduğunu belirten üretici Sebahattin Çakal, "Mevsimsel işlere ilk olarak yılbaşı civarı budamayla başlarız. Budamanın ardından toprağa kimyasal ve hayvansal gübre atılır. Nisan ve Mayıs aylarında ağaçlar çiçek açar, ardından tomurcuk oluşur. Bu süreçte ilaçlama ve gübreleme işlemleri devamlı olarak yapılır. Bahar aylarında, mevsim şartlarına göre Nisan veya Mayıs gibi, sulama hortumları serilir ve sulamaya başlanır. Hasadımız Ekim ayında başlar ve bölgemizde 10-15 Ocak’a kadar sürer. Hasat, Ekim ayında olgunlaşan ve sararanların kesilmesiyle kademeli olarak yapılır. Bu iş kalabalık işçi gerektirdiği için toplama işini biz yapmayız, ürünü tüccara veririz ve onlar toplar." dedi. Çekirdeksiz ve ince kabuklu Satsuma cinsi mandalinanın özelliklerine de değinen üretici Çakal, "Çekirdeksiz ve ince kabuklu olan Satsuma cinsidir. Mandalina deyince akla bu gelmelidir. Gümüldür merkezli bölgemizin mandalinasının kalitesini hiçbir yer tutamaz; bunu yiyen bilir. Kaliteli mandalina ince kabuklu olur, yendiğinde ağızda dağılır ve iç kabuğu sert olmaz. Bu özellikler bizim bölgemizin orijinal ürünlerinde mevcuttur. Piyasada diğer cinslerin çoğalması bizi etkilese de, kalite olarak Satsuma mandalinasını tutmazlar. Ayrıca mandalina, özellikle kışın gribal hastalıklara karşı C vitamini deposu olmasıyla adeta bir ilaç ve tüketilmesi gerekir." ifadelerini kullandı. Bahçeden pazarlara Yaklaşık 28 yıldan beri mandalina toplaması ve alım-satım işleriyle uğraştığını kaydeden tarım işçisi Mustafa Kara, "Hasadımız Ekim ayında başlar; bu dönemde olmuş, iyi mandalinaları keseriz. Hasat süreci Kasım, Aralık ayları boyunca devam ederek Ocak sonuna kadar sürer. Çalışmaya sabah 7.30’da başlar, akşam 4’te bırakırız. Bu sene bahçeler iyi ürün verdi; verim ve kalitemiz güzel. Şu anda Gümüldür mandalinası diye de bilinen Satsuma cinsi mandalinayı kesiyoruz. Bu cins, tat oranı ve aromasıyla meşhurdur, çok lezzetlidir. Satsuma mandalinası ince kabuk olarak bilinir ve bu özelliğiyle çok farklıdır. Kalitesi dışarıdan bakıldığında renginden ve ince kabuğundan anlaşılır. Ayrıca iç çekirdeği olmaz; bu da yerken fark edilir. Lezzetli bir ürün olduğu için herkesin yemesini tavsiye ediyoruz. Ürünlerimiz ağırlıklı olarak İzmir üzerinden yurt dışına ihraç ediliyor. Yurt içinde ise İstanbul, Ankara ve Bursa gibi büyük şehirlere ve Türkiye’nin büyük bir bölümüne gidiyor." sözlerini kullandı. C vitamini deposu Bahçelerden mandalina toplayarak geçimini sağlayan tarım işçisi Filiz Çelik ise "Bu çalışma sisteminde arkadaş ve grup uyumu çok önemli. Herkes elinden geleni yaparak birbirini tamamlıyor. Örneğin, erkekler çoğunlukla küfeyi taşır, kiloca hafif olan arkadaşlarımız ise ağaca çıkar. Kadınlar da genelde ağacın eteklerinden, orta kısımlarından toplar. Bir ağaca başladığımızda, altından üstüne kadar tamamen temizleyip bitiriyoruz. Ayrıca Kışın hastalıklarla boğuştuğumuz bu dönemde, gribe karşı C vitamini sağladığı için herkesin bu ürünleri yemesini tavsiye ederiz" diye ekledi.
16 Kasım 2025 Pazar - 10:02
Narenciyede hasat başladı, Akdeniz meyve sineği ile mücadele hız kazandı
Adana’da narenciyede hasadın başlamasıyla birlikte, ağaç diplerine dökülen ve ağaçta kalan üründen kaynaklanan Akdeniz meyve sineği tehlikesiyle mücadele hız kazandı. Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Akdeniz meyve sineği ile mücadele kapsamında üreticilere Eylül ayı sonunda 17 bin 580 kitle yakalama tuzağı dağıttı. Dağıtılan bu tuzaklar narenciye hasadının da başlamasıyla birlikte üreticiler tarafından ağaçlara yerleştirildi. Hasadın başlamasıyla birlikte ağaçta kalan ve yere dökülen ürünlerin toplatılmaması sonucu ortalığa çıkan hastalığın önüne geçmek için Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, bahçelere giderek kontrol yaptı. Bayazıt, geçen yıl 2 milyon ton narenciye üretimiyle Türkiye birincisi olduklarını belirterek, Akdeniz meyve sineğinin narenciye üretimi için büyük tehdit oluşturduğunu vurguladı. Bayazıt, ihracatta sıfır tolerans gösterilen bu zararlıyla mücadele için entegre çalışmaların yıl boyunca devam ettiğini, 50 ekip ve 150 teknik personelin görev aldığını ifade etti. Bayazıt, dağıtılan tuzakların biyoteknik mücadeleyi teşvik ettiğini ve kalıntısız üretime katkı sağlayacağını belirterek, "Tuzakların zararlıları yakalama başarısını yerinde gözlemledik. Bu tür uygulamalar, narenciye üretiminde verim ve kaliteyi artırmada önemli rol oynuyor. Üreticilerimizin emeğine değer katmaya devam edeceğiz" dedi.
16 Kasım 2025 Pazar - 10:02
Kivi üreticilerinin İran kivisi endişesi
Her yıl Kasım ayı ortalarında başlayan kivi hasadı Trabzon’da başlarken, kivi üreticileri özellikle İran’dan gelen kivinin piyasayı olumsuz etkilediğini belirtiyor. İran kivisinin daha ucuz olduğu için büyük tüccarlar tarafından tercih edildiğini kaydeden üreticiler, İran kivisi en fazla bir ay dayanabildiğini ancak ürettikleri kivilerin ise soğuk hava deposunda üç-dört ay muhafaza edilebildiğini belirttiler. Trabzon’da bazı üreticiler, fındık bahçelerini söküp kivi bahçesine dönüştürürken, kivinin fındıktan çok daha fazla gelir getirdiğini belirttiler. Bölgede bu yıl kivi üretim rekoltesinin Yalova bölgesine göre biraz düşük olduğunu ifade eden üreticiler, yine de hasattan memnun olduklarını özellikle bahçede kokarca zararlısının görülmemiş olması memnuniyetlerini daha da artırdığını söylediler. Özellikle kuşların kiviyi gagalaması, kivinin olgunlaştığını gösterdiğini ifade eden üreticiler ölçüm cihazıyla yaptıkları kontrollerde de şeker oranının yeterli olduğunu gördüklerini söylediler. Trabzon Ortahisar ilçesi Yeniköy Mahallesi’nde kivi üreticiliği yapan Mustafa Köroğlu, bu yıl pazar konusunda sıkıntı yaşadıklarını kaydederek, "Pazar konusunda bu yıl biraz sıkıntı yaşanıyor. Özellikle İran’dan gelen kivi piyasayı olumsuz etkiledi. İran kivisinin raf ömrü uzun olmadığından ve daha ucuz fiyatlarla geldiğinden büyük tüccarlar şu anda İran kivisini tercih ediyor" dedi. Kiviyi fındığa tercih ettiler Fındık ağaçlarını sökerek yerine kivi ektiğini kaydeden Köroğlu, "Kivi bahçemiz 17 yaşında. Yaklaşık altı-yedi yıl organik tarım yaptım; ancak organik tarımdan yeterli verim alamadığım ve yeterli müşteri bulamadığım için organik üretimi bırakarak normal tarıma geçtim. Bahçemdeki fındık ağaçlarını sökerek kivi dikmiştim ve kivinin getirisi fındığa kıyasla daha yüksek. Bu yıl fındık olmadığı için değeri epeyce arttı. Normal şartlarda fındığa göre geliri en az iki-üç kat daha fazla. Pazar konusunda bu yıl biraz sıkıntı yaşanıyor. Özellikle İran’dan gelen kivi piyasayı olumsuz etkiledi. İran kivisinin raf ömrü uzun olmadığından ve daha ucuz fiyatlarla geldiğinden büyük tüccarlar şu anda İran kivisini tercih ediyor. Ancak İran kivisi en fazla bir ay dayanabiliyor. Bizim ürettiğimiz kivi ise soğuk hava deposunda üç-dört ay rahatlıkla muhafaza edilebildiği için vatandaşların ihtiyacını daha uzun süre karşılayabiliyor" şeklinde konuştu. Kuşlar kivinin şeker ölçümünde belirleyici oluyor Kuşların kivinin şeker ölçümünde belirleyici olduğuna dikkat çeken Köroğlu, " Kivi yılda bir kez hasat ediliyor. Genellikle kasım ayının 10-15’i gibi, şeker oranı 7-7,5 seviyelerine geldiğinde hasat başlıyor. Şu anda da şeker oranı bu seviyelerde. Hatta dallardaki kuşların yemesi bizim için bir ölçü oluyor. Kuşların gagalama yaptığı dönem, kivinin olgunlaştığını gösteriyor. Ölçüm cihazıyla yaptığımız kontrollerde de şeker oranının yeterli olduğunu görüyoruz. Hasat ettiğimiz kivileri sınıflandırıp pazara indireceğiz. Alıcı tüccarlarla anlaşmalar yapıldı ancak İran kivisi geldiğinden istediğimiz fiyatlara satış yapmak zorlaştı. Kiviyi uzun süre bekletme imkânı olmadığından fındık gibi piyasayı kollayamıyoruz. Daldan en fazla bir ay kadar bekletebiliyoruz; ondan sonra hepsi aynı anda olgunlaşıyor ve elde kalırsa tamamen zarar oluyor. Bu yıl İran’dan gelen ürün bizi oldukça etkiledi ancak yine de genel olarak memnunuz" diye konuştu. Kokarca kiviye bulaşmadı Özellikle fındığı önemli ölçüde zarar veren kokarcanın kiviye zarar vermediğini kaydeden Köroğlu, "Kivinin hasadı çok keyifli. Komşularımız bile sırf zevkine hasada katılmak istiyor. Fındık gibi tozu toprağı yok, zahmeti de az. Ürün verimi iyiyse bazen hiç sınıflandırma yapmadan, tümünü tek sınıf halinde kasalara doldurup pazara götürebiliyoruz. Şu anda dört dönüm arazimiz kivi bahçesi durumda. Bu, yaklaşık on dönüm fındığa denk geliyor. Fındık ağaçlarını kesip kiviye döndük. Bu yılki beklentimiz 8-9 ton civarında. Yalova taraflarına göre rekoltemiz biraz daha düşük olsa da kokarca zararlısı kiviye hiç bulaşmadı, kivide kayıp yok. Bu açıdan oldukça memnunuz" dedi. Babasına hasatta yardımcı olmaya çalışan 11 yaşındaki Ahmet Erdem Köroğlu, kivinin fındığa göre toplanması daha kolay olduğunu belirterek " Ortaokula gidiyorum. Toplaması zor değil fındıktan daha kolay. Kivi yetiştirme konusunda ileride kendimi geliştirmeye çalışacağım" diye konuşurken, Mehmet Emre Köroğlu da "Babama her sene yardım ediyorum. Okulumdan geldikten sonra özellikle hafta sonları babama yardım ediyorum. Yaklaşık 5-6 senedir kivi topluyorum. Hasadı fındığa göre pek zor değil. Kivinin toplanması bir iki günde bitiyor fındık ise bir iki hafta kadar sürüyor. Kivi toplaması daha kolay" ifadelerini kullandı.
16 Kasım 2025 Pazar - 09:22
‘Türkiye’nin en çok akla gelen lezzetleri’ listesinde Adana kebabının 3’üncü olmasına tepki
Türkiye genelindeki coğrafi işaret tescilli ürünlere yönelik yapılan araştırmada, "İlk akla gelen coğrafi işaretli lezzetler" arasında Adana kebap, Gaziantep baklavası ve Malatya kayısısının ardından 3’üncü sırada yer aldı. Listeye Adanalı kebapçılar ve vatandaşlar ‘Lobicilik’ diyerek tepki gösterdi.
15 Kasım 2025 Cumartesi - 23:14
Bilecik’te ekmeğe zam geldi
Bilecik’te 200 gram ekmeğe 2 lira 50 kuruş zam geldi. Bilecik TSO ve Bilecik Esnaf ve Sanatkarlar Odasına tarafından belirlenen yeni fiyat listesinde ekmeğe 2 lira 50 kuruş zam geldi. Bilecik’te 200 gram ekmek 12.50 TL’den satılırken, 2 lira 50 kuruş zam gelerek 15 TL oldu. Bu zamma vatandaşlar tepki gösterirken, fırıncılar da, "Özellikle elektrik, doğal gaz, mazot, işçi giderleri, SSK giderleri son zamanlarda gelen vergiler ve bunlar bizim hep maliyetimiz artıyor. Bundan ötürü gelen zam normaldir" dedi.
15 Kasım 2025 Cumartesi - 22:14
Yenilenmiş elektronik ürün satan firmaya Ticaret Bakanlığı tarafından denetim
Ticaret Bakanlığı, "Yenileme Yetki Belgesi" sahibi bir firma hakkında, tüketicilerden gelen yoğun şikayetler üzerine inceleme ve denetim süreci başlattı. Ticaret Bakanlığı tarafından yenilenmiş cep telefonu ve elektronik ürün ticareti alanında faaliyet gösteren bir firma hakkında Cumhurbaşkanlığı İletim Merkezi (CİMER) ve e-Devlet üzerinden çok sayıda başvuru yapıldığı açıklandı. Yapılan şikayet başvurularında, kullanılmış ürünlerin değerleme ve ödeme işlemlerinin mevzuattaki sürelerde tamamlanmadığı, garanti kapsamındaki hakların kullandırılmadığı ve IMEI numarası klonlanmış, kayıp, kaçak veya çalıntı ürünlerin satıldığı iddiaları yer aldı. Ayrıca, yenileme sırasında yapılan parça değişikliklerinin sertifikaya işlenmediği, sertifikasız satış yapıldığı ve ilanlarda yer alan vaatlere aykırı hareket edildiği yönünde şikayetler de Bakanlığa ulaştı. Bakanlığa bağlı birimler tarafından, söz konusu firma hakkında yürütülen denetim süreci devam ettiği belirtilirken, Söz konusu şirketin, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 57/A maddesi uyarınca "Yenileme Yetki Belgesi" sahibi olarak, "yenilenmiş ürün" ticareti alanında yetkili yenileme merkezi olarak faaliyette bulunduğu açıklandı. Bakanlığın açıklamasında, "Tüketicilerimizin haklarının korunması, piyasada güvenli ve şeffaf ticaret ortamının sürdürülmesi, yenilenmiş ürün sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin mevzuata uygun şekilde denetlenmesi hususlarında gerekli tüm adımlar kararlılıkla atılmaktadır" ifadelerine yer verildi. Bakanlık, vatandaşları yenilenmiş ürün alırken "Yenileme Yetki Belgesi" bulunan firmaları tercih etmeleri konusunda uyardı. Tüketicilerin herhangi bir mağduriyet yaşamaları durumunda ise Alo 175 Tüketici Danışma Hattı’na veya CİMER’e başvurmaları gerektiği vurgulandı.
15 Kasım 2025 Cumartesi - 14:54
Growtech Antalya katılımcılarının seyahat süreçleri tek elden koordine ediliyor
ANFAŞ Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde 18-21 Kasım’da düzenlenecek Growtech Antalya’nın resmi seyahat acentası olan turizm şirketi, dünyanın en büyük tarım fuarlarından biri için yerli ve yabancı katılımcıların tüm seyahat süreçlerini tek elden koordine ediyor. Fuar dönemlerinde otel doluluklarının zirveye ulaştığı yoğun tempoda Telgraf Turizm, konaklama, transfer ve uçuş planlamalarını eş zamanlı yönetiyor. Antalya, İstanbul ve İzmir gibi büyük fuar şehirlerinde yüzlerce firmanın süreçlerini koordine eden şirket, geliştirdiği dijital takip sistemiyle talepleri anlık olarak işleyebiliyor. "Baskıyı müşterilere yansıtmıyoruz" Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Arslan, son dakika değişimleri, uçuş planlamaları ve otel doluluklarını yönetmek için oluşturdukları dijital modelin süreçleri optimize ettiğini vurgulayarak, "Fuar dönemleri hem oteller hem firmalar için stresli. Biz bu baskıyı müşterilerimize yansıtmadan, operasyonu içimizde kontrol edilebilir hale getirdik. Growtech gibi uluslararası bir fuarın resmi acentası olmak, başarımızın kanıtı" dedi.
15 Kasım 2025 Cumartesi - 14:46
Kırşehir’de soğukla birlikte kömür satışları da arttı
Kırşehir’de havaların soğumaya başlamasıyla kömür satışlarında gözle görülür artış yaşandı. Kent genelinde konutların yaklaşık yüzde 70’i doğalgaz ile ısınıyor olsa da, özellikle ısı yalıtımı olmayan ve eski yapılarda yaşayan vatandaşlar kömür kullanımına yönelmeye devam ediyor. Kömür işletmecisi Tolga Çeliker, soğuk hava dalgasının etkisini göstermesiyle birlikte satışların hızla arttığını belirtti. Çeliker, "Şehirde yüzde 70’lik bölümde doğalgaz mevcut. Ancak doğalgaz kullanımının olmadığı veya maliyet nedeniyle tercih edilmediği evlerde kömür yakımı devam ediyor. Havaların soğumasıyla birlikte kömür satışlarında ciddi artışlar yaşıyoruz" dedi. Kentte kömür fiyatlarının da sezonla birlikte netleştiğini ifade eden Çeliker, yerli kömürün ton fiyatının 7 bin TL, ithal kömürün ise 10 bin TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunulduğunu söyledi. Kış mevsiminin etkisini artırmasıyla kömür satışlarının önümüzdeki günlerde daha da yükselmesi bekleniyor.
15 Kasım 2025 Cumartesi - 14:45
Soğuk ve yağışlı hava ‘dünyanın en pahalı baharatı’nda hasat süresini uzattı
UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Karabük’ün Safranbolu ilçesiyle özdeşleşen ve kilogram fiyatı 600 bin lira olan safranda, soğuk ve yağışlı havanın etkisiyle çiçeklenme artarak hasat süresi uzadı. Yaz mevsiminin kurak geçmesi nedeniyle ekimine geç başlanılan safranda, ekim-kasım aylarında devam eden hasat bu yıl beklenenden yaklaşık 10 gün daha uzun sürecek. Ağustos ayında ekilen, boyu 15-30 santimetreye ulaştığında toplanan safran; gıda, ilaç ve kozmetik sektörlerinde yaygın kullanılırken, kanser, öksürük, astım, bronşit, cilt ve bağışıklık sorunları gibi çeşitli rahatsızlıklara iyi geliyor. Safranbolu’nun Yukarıçiftlik köyü Keten Mahallesi’nde üretim yapan İsmail Yılmaz, İHA muhabirine yaptığı açıklamada bu yıl verimden memnun olduklarını söyledi. Yağışların çiçeklenmeyi artırdığını belirten Yılmaz, şunları kaydetti: "Normalde safranı biz kasım ayının 10’u, 12-13’ü gibi biter diye bekliyorduk. Bu hafta çok güzel bir yağmur aldık. Yağmurdan sonra yeniden çiçeklenmeye başladı. İnşallah bir hafta, 10 gün daha bu çiçeklenme devam eder. Bu da bizim gibi üreticiler için çok güzel bir verim demektir." Geçen yıla göre daha yüksek üretim aldıklarını anlatan Yılmaz, sonbaharın serin ve yağmurlu geçmesinin verimi olumlu etkilediğini vurguladı. Yılmaz, "Geçen sene daha az verim almıştık. Ama bu sene muhtemelen daha fazla verim ve daha uzun süre çiçek hasat ettik" dedi. Yılmaz, yeni hasatla belirlenen fiyatlara ilişkin ise şöyle konuştu: "Safranın şu an satacağımız fiyatı 1 gram için 600 lira. Kilogram fiyatını 600 bin lira olarak düşündük. Günün şartları bunu gerektirdi." Safran tarlalarına bu yıl daha çok ilgi olduğunu ifade eden Yılmaz, bölgeye gelen ziyaretçilerin çoğunun ürün satın almak ya da tarlalarda fotoğraf çekmek için geldiğini aktardı. Safranbolu’nun safran üretimiyle adını daha fazla duyurmaya başladığının altını çizen Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Basın sağ olsun, bu işe çok sahip çıktı. Safranbolu’nun safran ürettiğini dünyaya duyurdu. Şimdi Türkiye’nin birçok yerinde safran üretilmeye başlanıyor. Safran yumrusu ve soğanı almak için bölgemize gelen çok insan var. Türkiye’de en az Safranbolu kadar şu anda çeşitli bölgelerde safran üretiliyor."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder