EKONOMİ
İZTO ile PTT’den önemli iş birliği 03 Mayıs 2026 Pazar - 09:55:16 İzmir’in ticari hayatına 105 bini aşkın üyesiyle yön veren İzmir Ticaret Odası, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT AŞ) ile önemli bir anlaşmaya imza attı. İzmir Ticaret Odası üyelerinin tamamını kapsayan anlaşma ile, ihracat yapmak isteyen İzmirli firmalara 2026 yılı bitene kadar sabit tarife güvencesi sunan indirimli fiyatlar sağlanacak, tüm yurt dışı gönderi türlerinde indirimli fiyatlar sunulacak, zaman ve maliyet avantajı elde edilecek ve çevrim içi entegrasyon çözümleri ile operasyonel verimlilik artırılacak. Ayrıca, İzmir Ticaret Odası’na tahsis edilecek kurumsal müşteri numarası sayesinde üyeler, tüm PTT iş yerlerinde bu avantajlardan kolaylıkla faydalanabilecek. Yüksek hacimli gönderim yapan üyeler için, ilave indirim ve özel çözümler sunulacak. İzmir Ticaret Odası ve Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT AŞ) arasında "Yurt Dışı Kargo, Kurye Taşıma ve Teslim Sözleşmesi" iş birliği protokolü imzalandı. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve PTT 2. Bölge Müdürü Avni Oruçlu’nun imzasıyla yürürlüğe giren protokolün imza törenine PTT 2. Bölge Müdür Yardımcısı Murat Gültaç, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyeleri İsmail Kahraman ve Serdar Gökhan Arıkan, Meclis Başkan Yardımcıları Mehmet Tahir Özdemir ve Nevzat Artkıy, PTT 2. Bölge Müdürlüğü Pazarlama ve Satış Müdürü Onuralp Özalp, Pazarlama ve Satış Memuru Özlem Korkmaz, İzmir Ticaret Odası Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Tanyeri ile Genel Koordinatör Pınar Karayılanoğlu katıldı. Özgener: "KOBİ’lerin rekabet gücünün artırılması için kritik" Ülkemizin köklü kurumlarından biri olan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT AŞ) ile önemli bir iş birliğinin ilk adımını atmaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "Küresel ticaretin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiği; jeopolitik riskler karşısında alternatif güzergâhların arandığı ve lojistik süreçlerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri haline geldiği günümüzde, güvenilir, hızlı ve maliyet avantajı sağlayan taşıma çözümleri önemli bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle KOBİ’lerimizin uluslararası pazarlara erişiminde lojistik maliyetlerin düşürülmesi ve operasyonel süreçlerin sadeleştirilmesinin, rekabet güçlerinin artırılması açısından kritik olduğu kanaatindeyiz" dedi. Stratejik bir adım PTT AŞ ile gerçekleştirilen iş birliğinin yalnızca bir lojistik hizmet anlaşmasından ibaret olmadığına dikkat çeken Özgener sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu protokolü; üyelerimizin ihracatını destekleyen, yeni pazarlara erişimini kolaylaştıran ve ticari faaliyetlerini sürdürülebilir şekilde büyütmelerine katkı sağlayan stratejik bir adım olarak görüyoruz. Küçük numune paketlerinden büyük kolilere kadar uzanan geniş yelpazedeki uluslararası gönderilerin sorunsuz şekilde dünya pazarlarına ulaştırılmasını ve ihracatın teşvik edilmesini amaçlayan bu iş birliği kapsamına tüm üyelerimizin istisnasız şekilde dahil edilmesini son derece kıymetli buluyor başta PTT 2. Bölge Müdürümüz Avni Oruçlu olmak üzere, tüm PTT AŞ yöneticilerine teşekkür ediyoruz." Oruçlu: "Uluslararası piyasada rekabet avantajı" Türkiye ekonomisinin saygın ve güçlü kurumlarından İzmir Ticaret Odası ile birlikte hizmete sunulan iş birliği protokolünün İzmir iş dünyasına sağlayacağı katkıdan mutluluk duyduğunu belirten PTT 2. Bölge Müdürü Avni Oruçlu, "Şirketimizin uluslararası posta ve kargo hizmetlerindeki deneyimi, yaygın hizmet ağı ve farklı ihtiyaçlara yönelik seçenekleri sayesinde İzmir Ticaret Odası üyeleri, gönderilerinin niteliğine ve hedef pazara uygun çözümlere daha kolay erişebilecektir. Böylece firmalar hem maliyetlerini daha etkin yönetebilecek hem de dış ticaret süreçlerinde güvenilir bir kamu hizmet altyapısından yararlanabilecektir" dedi. Türkiye’nin ihracat hedeflerine katkı sağlamak için ilk adım İzmir Ticaret Odası üyelerinin ülkemiz ihracatındaki payının artırılmasına yönelik bir hizmetin devreye alınmasına dikkat çeken Oruçlu "PTT olarak, Türkiye’nin ihracat hedeflerine katkı sunacak, firmalarımızın uluslararası pazarlardaki etkinliğini artıracak ve dış ticaret süreçlerini kolaylaştıracak iş birliklerini hayata geçirmeye devam ediyor; İzmir Ticaret Odası ile gerçekleştirilen bu protokolün İzmir iş dünyasına, ihracatçılarımıza ve uluslararası pazarlara açılmak isteyen tüm işletmelere hayırlı olmasını diliyoruz." ifadelerini kullandı.
03 Mayıs 2026 Pazar - 09:51 Orta Doğu’da çatışmaya rağmen ülkede ’Terörsüz Türkiye’ süreci: Diyarbakırlı iş adamı kentinde milyarlık yatırımı sürdürüyor Diyarbakırlı iş adamı Mustafa Çubuk, Orta Doğu’daki çatışma sürecine rağmen Türkiye’deki sürece ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a güvenerek şehrinde başlattığı milyarlık yatırım projesini devam ettirip, herkese de yatırım çağrısında bulunuyor. Bağlar ilçesi kırsal Oğlaklı Mahallesi ve Karacadağ bölgesinde, bin dönüm arazi üzerinde 10 milyar TL’lik bütçe ile inşa çalışmaları devam eden İmalat ve Geri Dönüşüm Toplu İşyeri Projesi’nde; hastane, spor tesisleri, idari binalar, otel, cami ve bin 200 ticari iş yeri yer alıyor. Orta Doğu’da İran-ABD-İsrail arasında başlayan çatışma ateşkes süreciyle dururken, küresel düzeyde yatırımcıları da etkiliyor. Türkiye’nin yurt içinde ’Terörsüz Türkiye’ politikası, Orta Doğu’da ise taraflar arasındaki barışçıl politikası iş adamlarına güven veriyor. Diyarbakırlı iş adamı Mustafa Çubuk ise kentinde başlattığı milyarlık yatırımını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği mesajlar ve yürüttüğü dengeli politikaya güvenerek sürdürüyor. SMC Yıkım Hafriyat Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çubuk, İran-Amerika-İsrail savaşının bütün dünyayı, petrol, mazot ve bütün ürünleri etkilediğini söyledi. Ülkeler arasında en az etkilenenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu değerlendiren Çubuk, iş adamları olarak yurt dışındaki yatırımcılarla da yaptıkları değerlendirmelerde Türkiye’nin eskisi gibi olmadığını ifade etti. Çubuk, Türkiye’nin burada yatırım için en güvenli liman olduğunu dile getirerek, "Cumhurbaşkanımızın dik duruşu, barışçıl politikasıyla Türkiye; en güvenilir ülkedir. Eskiden insanlar Avrupa’ya, yurt dışına giderdi. Oralarda yatırım yaparlardı. Bakıyoruz artık tam tersine döndü. Avrupa’dan, yurt dışından Türkiye’ye gelmek isteyen o kadar iş adamı var ki. Irak, İran, Suriye’den, Dubai’den, Katar’dan, her yerden buraya gelip yatırım yapmak isteyen insanlar var. Buraya gelme sebeplerinden biri de, Türkiye’nin her yeri güveniliridir. Ama eskiden Doğu, Güneydoğu’da bir sıkıntı vardı. Barış olmasaydı ben dahil kimse bu bölgeye gelip yatırım yapmazdı. Diyarbakır’da yatırım yapıyorum. Buraya geldik, iyi ki de geldik, herkesi buraya davet ediyorum" dedi. 10 milyar liralık yatırımları olduğunu kaydeden Çubuk, "Bunu durup dururken yapmadık. Barış süreciyle de yaptık. Eskiden turist sayısı azdı. Çok şükür Diyarbakır’ımızda, Sur’da turistlerden geçilmiyor. Eskiden insanlar Antalya, yurt dışına giderlerdi. Artık herkes Diyarbakır’a geliyor, Doğu, Güneydoğu’yu geziyor. Amerika-İsrail-İran savaşı hepimizi derinden etkiledi. Hem vicdani, hem de ekonomik olarak. İlk etapta çok tedirgin olduk. Dünyaya baktığımız zaman en güvenilir liman Türkiye oldu. Türkiye’de çok güvenilir bir şekilde yatırımlarımıza devam ediyoruz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı’ndan bir ricaları olduğunu belirten Çubuk, "Dünya lideri olarak bu konuya el atarak güzel bir barış süreci de Orta Doğu’da olursa, işlerimiz daha da güzel olur. İş adamları olarak her iki yerde de yatırım yapmak istiyoruz. Şu an Türkiye’de yapıyoruz. Dünyaya açılmak istiyoruz, Orta Doğu’ya açılmak istiyoruz. İnsan, bir şey yaparken inanmalı. Kırsal bir bölgede on binlerce insana iş imkanı sağlayacağız. Burada fabrikalar, geri dönüşüm tesisleri kuruyoruz. Bir iş adamı olarak ne büyük hayalim burada, bu bölgede bu yatırımı yapmak. Bin 200 dükkan yapıyoruz" şeklinde konuştu.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:01 Ticaret Bakanı Bolat: "Nisan ayında ihracat 25,4 milyar dolara yükseldi" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Nisan ayında ihracat rakamlarının geçen yıla göre yüzde 22,3 artarak 25,5 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Çeşitli programlara katılmak üzere Ordu’da bulunan Bakan Ömer Bolat, Ordu Üniversitesi Ceren Özdemir Konferans Salonu’nda düzenlenen 2026 yılı Nisan ayı dış ticaret verileri basın toplantısına katıldı. Burada yaptığı açıklamada Türkiye’nin dünyadaki enerji krizleri, sıcak savaşlar ve ekonomik durgunluk gibi faktörlere rağmen dirençli bir ekonomiye sahip olduğuna değinen Bakan Bolat, son 22 çeyrektir, 2020 yılının ikinci çeyreğinden sonra Türkiye’nin sürekli büyüyen bir üretim ve ekonomik güce sahip olduğuna değindi. "İşsizlik oranı son 38 ayın en düşüğü" Türkiye’nin 2025 yılı sonu itibarıyla dünyanın 16. büyük ekonomisi büyüklüğüne ulaştığına dikkat çeken Bolat, "2002’de dünyada 21. sıradaydı ve Avrupa’nın da 6. büyük ekonomisi konumuna ulaştık. Toplam milli gelirimiz 1,6 trilyon dolara, kişi başı milli gelirimiz de 18 bin 40 dolara yükseldi. Mart ayı verileri açıklandı, yüzde 8,1 işsizlik oranı; son 38 ayın en düşük oranları ve son 38 aydır tek hanede seyrediliyor. İstihdam rakamımız 32 milyon 425 bin civarında. İşsizlik rakamımız da 2 milyon 830 bin civarında, 3 milyonun altını seyretmektedir" dedi. "Nisan ayında ihracat rakamı yüzde 22,3 arttı" Nisan ayında ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artarak 25,4 milyar dolara yükseldiğini ifade eden Bakan Bolat, "Nisan ihracat artışları, hem oran olarak hem mutlak değer olarak son 53 ayın Kasım 2021’den bu yana en fazla ihracat artışı sağlanan ay oldu. Ve Nisan ayı itibarıyla yıllıklandırılmış son 12 ayda 275,8 milyar dolara ulaşarak 276 milyar dolara yaklaşmış olduk, bu da bir rekordu. Mal ve hizmet ihracat toplamımız Nisan itibarıyla yıllık bazda 398 milyar dolara yükseldi. Emtialardaki ocak ve şubat ayındaki müthiş artışlara rağmen ve enerji krizine rağmen, enerji maliyetlerindeki büyük artışlara rağmen, yanı başımızdaki yaklaşık 12 ülkeyi olumsuz etkileyen Körfez Savaşı’na rağmen ihracatta, ihracatçılarımızın ve bakanlığımızın yoğun çalışmaları ile elde edilen Nisan ayı sonuçları hamdolsun yüz güldüren sonuçlar olarak tarihe geçti. Nisan ayının ihracat rakamı 25,4 milyar dolar olarak gerçekleştirildi. Aralık ayındaki 26,3 milyar dolardan sonra en büyük artış. Bu artışımız yüzde 22,3. Geçen yıl Nisan ayında 20 milyar 800 milyon dolar olan ihracatın 25,4 milyar dolar olmasıyla nette 4,6 milyar dolar artış sağladık, bu büyük bir rakam" şeklinde konuştu. Programa Ordu Valisi Muammer Erol, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, siyasi parti temsilcileri ve ilgililer katıldı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:01 Olivtech Fuarı’nda Ege’nin gastronomik mirası keşfe çıkıyor İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech Fuarı, Ege’nin zengin gastronomik mirasını keşfetmek isteyenleri bir araya getiriyor. Yerel yönetimler, üreticiler ve uzmanların katıldığı panellerde, kaliteli üretimden sürdürülebilirliğe kadar pek çok başlık ele alınırken, Mutfak Atölyesi’nde Ege mutfağının özgün tatları şefler tarafından benzersiz tariflerle sunuluyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen fuar, ortaya çıkardığı ticari hacmin yanı sıra birbirinden farklı konuların ele alındığı geniş programıyla sektördeki güncel başlıkları ele alıyor. Fuar kapsamında düzenlenen ve yerel yönetim, kamu ile kooperatif temsilcilerini bir araya getiren, "Zeytinin Yolculuğu: Kalite, Verim ve Gelecek" başlıklı panelin moderatörlüğünü, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür üstlendi. Bademli Kooperatif Başkanı Hurşit Nallı, Gödence Kooperatif Başkanı Çağatay Özcan Kokulu ile Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu konuşmacı olarak yer aldı. Zeyin Konseyi kuruldu Bülent Üngür, zeytinciliğin İzmir için stratejik bir üretim alanı olduğuna dikkat çekerek, "Zeytin sadece bir tarım ürünü değil, bu coğrafyanın kültürü, ekonomisi ve geleceği. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üreticiyi güçlendiren, kooperatifleri destekleyen ve yerel kalkınmayı önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Kooperatiflerimizin daha güçlü hale gelmesi, üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önemde. Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz Zeytin Konseyi’nde, İzmir’in ve Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında güçlü bir konumda olduğu, ancak asıl hedefin katma değerli üretimi artırmak ve markalaşmak olduğu net şekilde ortaya kondu. En önemli başlıklardan biri de sektör genelinde kalite standardizasyonunun sağlanması" dedi. Büyükşehir’den tarıma dev destek İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sağlanan tarımsal destekler ve kooperatiflerden yapılan alımlara da dikkat çeken Üngür, "İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi olarak 2026 yılında tarıma ayırdığımız destekler 1,4 milyar TL’yi buluyor. Bununla da yetinmedik; üretim, hastalık ve zararlılarla mücadele ile sulama desteklerinin yanı sıra İZTARIM tarafından bu yıl 22’ncisi açılan İZMAR şubeleri aracılığıyla 2025 yılında doğrudan kooperatiflerden yaklaşık 694 milyon TL’lik alım gerçekleştirildi" diye konuştu. "İzmir Büyükşehir Belediyesi tarımda adeta bir bakanlık gibi çalışıyor" Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çağatay Özcan Kokulu, "Gödence’de, tarımsal amaçlı kooperatiflerin yerel yönetimlerle birlikte hareket etmesinin ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledik. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu noktada adeta bir bakanlık gibi çalışıyor. Üreticiye dokunan, sahayı bilen ve çözüm üreten bir yaklaşım sergiliyor. Zeytinin anavatanı Türkiye’dir ve özellikle Kuzey Ege, Edremit bölgesi bu anlamda çok özel bir yere sahiptir. Bu değeri koruyarak geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğu" dedi. "Hasat, kaliteyi belirleyen en kritik aşama" Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu, zeytinyağında kaliteyi belirleyen en önemli unsurların başında hasadın geldiğini vurgulayarak, "Zeytin kesinlikle yere düşmeden, mümkün olduğunca elle hasat edilmeli. Hasadın erken ya da geç yapılması da doğrudan kaliteyi etkiler. Bu nedenle doğru zamanda hasat, büyük önem taşıyor. Zeytin ve zeytinyağında taklit ve tağşişe karşı güçlü bir altyapıya sahibiz. Tüm bu süreçlerin doğru yönetilmesi kaliteyi güvence altına alıyor" ifadelerini kullandı. "İmalat süreçleri de en az üretim kadar önemli" Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hurşit Nallı, zeytin ve zeytinyağı üretiminde yalnızca bahçe bakımının yeterli olmadığını vurgulayarak, "Bir üreticinin sadece bahçesindeki iyi bakım artık yeterli değil, imalat süreçleri de en az üretim kadar önemli. Zeytinyağında kaliteyi yükseltmek için tüm zincirin doğru yönetilmesi gerekiyor" dedi. "Bu yapı Türkiye’ye örnek olmalı" "Süt ve Peynir Üretiminde Değer Zinciri" başlıklı panelin moderatörlüğünü, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Raşit Uysal yaptı. Uysal, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üretici kooperatiflerine verdiği desteğin altını çizerek, bunun ekonomik değerinin yanı sıra aynı zamanda gıda güvenliği açısından da kritik olduğunu belirtti. Uysal, "İzmir’de belediye ve kooperatif iş birliğiyle uzun yıllardır uygulanan süt dağıtım projeleri hem üreticiyi güçlendirdi hem de toplumun sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimini artırdı. Bu yapı doğru bir yapı ve tüm ülkeye örnek olmalı" dedi. "Kaliteli ürünün temeli kaliteli hammadde" Panelde konuşan Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Akpınar, değer zincirinin çiftlikte başladığını vurgulayarak, kaliteli ürünün temelinin kaliteli hammadde olduğunu belirtti. "Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz" Tire Süt Kooperatifi Genel Müdür Yardımcısı Fatih Karataş ise değer zincirinin üreticiyle başladığını vurgulayarak, "Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz. Planlı üretim ve sürecin doğru yönetilmesi bu işin temeli. İzmir’de ortaya çıkan model Türkiye için önemli bir örnek; belediyeler kooperatiflere sahip çıktığında üretici, kooperatif ve yerel yönetim aynı hedefte buluşuyor ve bu da sahada karşılığını buluyor" dedi. Belediyelerin ve kooperatiflerin kurduğu market yapısına da değinen Karataş, ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştığını belirterek, "Aracısız yapı hem üreticiye hem tüketiciye katkı sağlıyor. İnsanlar doğduğu topraklarda üretmek ve yaşamak istiyor. Bu modeli güçlendirdikçe üretim de refah da artacak" diye konuştu. "Değer zinciri bütüncül bir yapı ile ele alınmalı" Pınar Süt İmalat Müdürü Hüseyin Önel ise süt ve süt ürünlerinde değer zincirini süt temininden lojistiğe, işleme süreçlerinden ambalajlamaya ve dağıtıma kadar bütüncül bir yapı içinde ele aldıklarını belirterek, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve katma değerli ürünlerin sektörün geleceğini şekillendirdiğini ifade etti. Fonksiyonel ve yüksek proteinli ürünlere talebin arttığını belirten Önel, bu doğrultuda geliştirdikleri yeni ürünlerle hem farklılaştıklarını hem de katma değer oluşturduklarını söledi. Bağdan şişeye kalite yolculuğu konuşuldu "Bağdan Şişeye: Terroir, Teknoloji ve Trendler" başlıklı bir diğer oturumunun moderatörlüğünü ise Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Altındişli üstlendi. Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Yücel, Usca Bağcılık ve Şarapçılık Kurucusu ve Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak ile Danışman Önolog Işık Gülçubuk konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, kaliteli şarabın temelinin bağda atıldığı ve terroirin belirleyici rolü vurgulanırken, Türkiye’nin zengin üzüm çeşitliliğinin korunmasının önemi, iklim şartlarının üretime etkisi ve gıda teknolojisinin üzümden şaraba uzanan süreçte kaliteyi belirleyen temel unsurlardan biri olduğu ifade edildi. Mutfak Atölyesi’nde Ege lezzetleri ziyaretçi ile buluşuyor Fuar kapsamında düzenlenen Mutfak Atölyesi, Ege mutfağının özgün tatlarını ziyaretçilerle buluşturuyor. Türk mutfağının önemli temsilcilerinden Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde gerçekleştirilen atölyede, alanında uzman isimler özel reçetelerini paylaşıyor. DoubleTree by Hilton Executive Chef’i İlhami Dinç, Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak ve öğrencileri ile birlikte, Ege’nin zengin bitki çeşitliliğini benzersiz bir tarifle yorumladı. Atölyede hazırlanan "Çağla bademli ballı Ege otları harmanı", bölgenin doğallığını ve lezzet mirasını yansıtan özel bir sunum olarak öne çıkarken katılımcılardan büyük beğeni kazandı.
İnşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 23,18 arttı
11 Kasım 2025 Salı - 10:04 İnşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 23,18 arttı Eylül ayında inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 23,18 arttı, aylık yüzde 0,87 arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül ayı İnşaat Maliyet Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, inşaat maliyet endeksi, 2025 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 0,87 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,18 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 0,90 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,82 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 19,32 arttı, işçilik endeksi yüzde 30,99 arttı. Bina inşaatı maliyet endeksi yıllık yüzde 22,75 arttı, aylık yüzde 0,96 arttı Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 0,96 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,75 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,06 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,80 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 18,82 arttı, işçilik endeksi yüzde 30,47 arttı. Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 24,60 arttı, aylık yüzde 0,57 arttı Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 0,57 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,60 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 0,43 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,87 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 20,91 arttı, işçilik endeksi yüzde 32,86 arttı.
Havalar soğudu, cevizli pekmezli sucuk satışları arttı
11 Kasım 2025 Salı - 09:43 Havalar soğudu, cevizli pekmezli sucuk satışları arttı Türkiye genelinde havaların soğumasıyla beraber sağlıklı ve yöresel lezzetlerden olan cevizli pekmezli sucuğa talep arttı. Ülke genelinde havaların soğuması ve kış mevsiminin gelmesiyle birlikte tatlı tercihleri de değişti. Kimi yörelerde ismi köme, orcik veya şıra olarak bilinen cevizli pekmezli sucuk; doğallığı ve sindirim rahatlığı ile şeker, çikolata ve baklavaya alternatif lezzet sunuyor. Faydaları saymakla bitmeyen ceviz ve doğal üzüm pekmezi içermesiyle tüketilmesi önerilen cevizli pekmezli sucuk hala geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor. Hem sağlıklı hem de enerji verici bir ürün olan cevizli pekmezli sucuğun önde gelen imalatçılarından birisi de Adana’da uzun yıllardır faaliyet gösteren Musko Kuruyemiş. Toptan ve perakende olarak ürünün satışını yapan firma, ayrıca online satış ile tüm Türkiye’ye ve yurtdışına gönderim sağlıyor. "En güzel, doğal, birinci sınıf üzüm pekmezini kullanıyoruz" İhlas Haber Ajansı’na konuşan firmanın Müşteri Temsilcisi Muhammed Ali Özbek, geleneksel yöntemlerle cevizli pekmezli sucuk yapımını sürdürdüklerini anlatarak, "Cevizli pekmezli sucuk bizim kendi ürettiğimiz; toptan, perakende ve online olarak satışını yaptığımız bir ürün. Her sene eylül ayından itibaren bu ürüne çok yoğun talep oluyor. Kullandığımız ceviz ve pekmezin kalitesiyle ürünümüz çok beğeniliyor. Türkiye’nin dört bir yanına ve yurt dışına toptan satış ile gönderim sağlıyoruz. Bu sene ürüne talep geçen yıllara göre daha da fazla. Kendi mağazalarımızda perakende müşterilerimiz de bu ürünü çok beğenerek alıyorlar. Ayrıca online satış ile direkt fabrikamızdan müşterilerimizin adresine taze taze gönderim yapıyoruz. ’muskoshop.com’ online alışveriş sitemiz üzerinden tüm Türkiye’den ve yurt dışından cevizli sucuk ve diğer tüm ürünlerimiz için sipariş almaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Güvendiğimiz yerden ürünü alıyoruz" Cevizli pekmezli sucuk almaya gelen müşterilerden Hasan Şahin, "Cevizli sucuk severek tükettiğimiz bir ürün. Hem geleneksel hem de sağlıklı. Ürünü bildiğimiz güvendiğimiz yerden almak için Musko’ya geldik" şeklinde konuştu.
Temiz enerjide en doğru seçenek jeotermal
11 Kasım 2025 Salı - 09:29 Temiz enerjide en doğru seçenek jeotermal Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır hedeflerine ulaşmasında jeotermal santrallerin kritik rol oynadığını belirtti. Kındap, iletim ve dağıtım altyapısına yatırım yapılması ve baz yük enerji kaynaklarının desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücü Ekim ayı sonu itibarıyla 121 bin Megavat (MW) sınırını geçerken, yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu güç içerisindeki payı yüzde 61 seviyesinde. Yenilenebilir kaynaklardan yapılan üretimin 7 gün 24 saat ve yüksek kapasite faktörü ile tüketim noktalarına yakın yerlerde üretilmesi, iletim ve dağıtım şebekesinin sürdürülebilirliği için de kritik önem taşıyor. Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin başta jeotermal olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımlarda tüm dünyanın dikkatini çeken başarı öyküsü yazdığını belirterek, aynı başarının sürdürülebilir olmasının iletim ve dağıtım altyapısında yapılacak yatırımlarla mümkün olacağına işaret etti. 365 gün 24 saat hazır kaynak Jeotermal dışındaki yenilenebilir enerji kaynaklarının, depolama sistemleri ile desteklenmesine rağmen baz yük işlevi göremeyeceğini hatırlatan Kındap, şebeke güvenliği için hem temiz ve yenilenebilir kaynak kullanan hem de baz yük olan santrallere ihtiyacın tüm dünyada arttığını söyledi. Türkiye’deki jeotermal enerji santrallerinin tümünün, Ege Bölgesi’nde ve tüketim noktalarına çok yakın yerlerde konumlandığına vurgu yapan Kındap, "Bu denklemde çözüm hem baz yük olarak yüksek kapasite faktörü ile hem de yenilenebilir ve temiz enerji üretecek kaynak bulmakta. Bu noktada tüm dünyada uygulanan en doğru çözüm, jeotermal enerji santralleridir. ‘365 gün ve 24 saat göreve hazırım’ diyen santrallerimiz; dünyada şebekelerin en çok sevdiği, güvendiği, öngörülebilirliği en yüksek santrallerdir. Jeotermal santraller ayrıca, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır vizyonuna giden yolda karbon salımı ve iklim hedefleri için tek ve en doğru seçenektir" dedi. "İletim ve dağıtımda eksiklerimiz var" Enerjiyi üretmek kadar iletim ve dağıtım şebekesinin yüksek kalitede olması gerektiğine de dikkat çeken JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: "Enerjiyi temiz ve yenilenebilir kaynaklarla üretmek kadar önemli olan, frekans düşüklüğüne izin vermeden kesintisiz şekilde arz etmektir. Ülkemizin bu iki alanda eksikleri olduğunu görmekteyiz. Özellikle bölgeler arasındaki iletimde yaşanan sıkıntıların çözüm beklediğini görüyoruz. İletim ve dağıtım sistemlerine daha fazla yatırım yapılması, şebekenin güçlendirilmesi ve baz yük işlevi gören santrallerin sayısının artırılması gerekiyor. Tüm dünyada olduğu gibi depolama sistemlerine ülkemizde de ilginin arttığını gözlemlemekle birlikte, depolamanın tek başına çözüm olmadığını biliyoruz. Hidroelektrik santrallerimiz baz yük olmakla birlikte, son yıllarda etkisini daha çok hissettiğimiz kuraklık ve iklim değişikliğinden en fazla etkilenen yapılar arasında. Bu tesislerin bir çoğu sulama ve içme suyu amaçlı olarak da kullanıldığı için enerji üretimlerindeki payları değişkenlik gösterebiliyor." "Jeotermal kaynağı her arayan bulamaz ama bulanlar arayanlardır" JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) tarafından jeotermal kaynak arama faaliyetlerine hız verilmesinden mutluluk duyduklarını kaydederken; jeotermal kaynak zenginliğinde dünyanın 4’üncü Avrupa’nın lider ülkesi olan Türkiye’nin, bu alanda keşfi tamamlanmış potansiyelinin 62 bin MW olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin potansiyelinin yeni keşiflerle bu seviyenin çok üzerinde olduğunun anlaşılacağını sözlerine ekleyen Kındap, Cumhurbaşkanlığı’nın 2026 Yıllık Programı’nda bu jeotermal aramalarına özel vurgu yapıldığının altını çizdi. Ali Kındap, "Jeotermal kaynaklar ayaklarımızın altında ve enerji üretiminden seracılığa, turizmden konut ısıtmasına kadar pek çok alanda değer oluşturmaya hazır. O kaynağı bulmak ve ondan değer oluşturmamız gerekiyor. Elbette bu kaynağı her aramada bulamayabilirsiniz. Ama bulanların arayanlar olduğunu da unutmamalısınız" diye konuştu. Rakamlarla Türk jeotermal sektörü - Türkiye ve Anadolu coğrafyası, dünyanın en zengin jeotermal kaynaklarını barındırıyor. - Bin 500’ün üzerinde doğal jeotermal çıkış noktası olan Türkiye’de Ekim 2025 sonu itibarıyla jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücü 1750 Megavat (MW) seviyesinde. - Jeotermal enerjinin diğer kullanım alanları olan termal turizm, jeotermal seracılık, konut ısıtması, sebze ve meyve kurutma gibi alanlardaki kullanım ile birlikte düşünüldüğünde; Türkiye’nin 7 bin Megavat’ın biraz üzerinde tüketimi bulunuyor. - Bu tüketim, Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) tarafından keşfi yapılmış potansiyel olan 62 bin MW’ın yüzde 11’i seviyesinde. - Türkiye bu düşük kullanımla dahi jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi.
Honaz ekonomisi Tarım ve Alışveriş Festivaliyle canlandı
11 Kasım 2025 Salı - 09:23 Honaz ekonomisi Tarım ve Alışveriş Festivaliyle canlandı Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, yoğun katılımla gerçekleşen Honaz Tarım, Kültür, Sanat ve Alışveriş Festivalinin ilçenin tanıtımına ve ekonomisine büyük katkı sağladığını belirtti. Denizli’nin Honaz ilçesinde düzenlenen "Honaz Tarım, Kültür, Sanat ve Alışveriş Festivali" yoğun katılımla devam ediyor. İlçe halkı ve çevre bölgelerden gelen ziyaretçiler, festival alanında hem alışverişin hem de eğlencenin keyfini çıkarıyor. Festival kapsamında tarım ürünlerinden el sanatlarına, tekstil ürünlerinden yöresel lezzetlere kadar birçok ürün vatandaşlarla buluştu. Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, festivalin ilçenin tanıtımına ve ekonomisine büyük katkı sağladığını söyledi. "Bu tür etkinlikler ilçemizin hem tanıtımına hem de ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Vatandaşlarımız alışveriş için merkeze gitmeden ihtiyaçlarını buradan karşılayabiliyor. Aynı zamanda bu organizasyonlar sosyal bir buluşma noktası haline geliyor," diyen Başkan Kepenek, festivali sezonluk bir gelenek haline getirmek istediklerini söyledi. Kepenek, kiraz ve cennet elması festivallerinin ardından tarım festivalinin de başarılı bir şekilde gerçekleştirildiğini belirterek, önümüzdeki yıl "Üzüm Festivalini" de programa dahil edeceklerini açıkladı. Festivalde yer alan esnafların sayısının beklentilerin üzerinde olduğunu belirten Başkan Kepenek, farklı ilçelerden ve Denizli Merkez’den çok sayıda katılımcının ilgisinin kendilerini memnun ettiğini dile getirdi.
Rönesans Holding’ten Ceyhan’a 2 milyar dolarlık yatırım
11 Kasım 2025 Salı - 09:08 Rönesans Holding’ten Ceyhan’a 2 milyar dolarlık yatırım Rönesans’ın 2 milyar dolarlık Ceyhan Polipropilen (PP) Üretim Tesisi ve Sıvı Yük Limanı yatırımı hızla ilerliyor. Petrokimya üretimiyle cari dengeye yıllık 300 milyon dolarlık katkı sağlayacak tesis, Türkiye’de özel sektörün bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük ağır sanayi yatırımlarından biri olacak. Dünyanın önde gelen Türk mühendislik ve yatırım gruplarından biri olan Rönesans’ın Adana’daki Ceyhan Polipropilen (PP) Üretim Tesisi ve Sıvı Yük Terminali’nden oluşan toplam 2 milyar dolarlık yatırımı hızla ilerliyor. Türkiye’de, özel sektörün bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük ağır sanayi yatırımlarından biri olacak tesisin, petrokimya alanında dışa bağımlılığı azaltırken, Türkiye’nin cari dengesine yıllık 300 milyon dolar katkı sağlayacağı belirtildi. Yatırıma ilişkin son bilgileri paylaşan Rönesans Holding Onursal Başkanı Dr. Erman Ilıcak, "Şirket olarak 32 yıldır yurtdışında en zor ve en rekabetçi koşullarda çalışıyoruz. 93 yılında Rusya’da temellerimiz atıldı; bugün 30’dan fazla ülkede operasyonu olan global bir şirketiz. Yaklaşık 35 bin kişiyi istihdam ediyoruz. Gelirlerimizin yarısından fazlasını yurt dışından elde ediyoruz. Dünyanın bu en zorlu pazarlarında kazandığımızı, Türkiye’nin geleceğine yatırıyoruz" dedi. Cari açığın kapatılmasına yıllık 300 milyon dolarlık katkı Rönesans’ın bugün alanında dünyanın en büyük ilk 50, Avrupa’nın ise en büyük ilk 10 uluslararası taahhüt şirketi arasında konumlandığını belirten Ilıcak, "Kendi sektörümüzde, dünyanın bilinen ve itibarlı markalarından biri haline geldik. Yurtdışında 50 milyar dolarlık projeyi başarıyla tamamladık. Ülkemizde son 20 yılda yaklaşık 10 milyar dolar tutarında yatırım yaptık. Bu yatırımları ülkemize getirdiğimiz yabancı sermaye ve uluslararası finansman ile birlikte gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Altyapı ve PPP projelerinin yanı sıra yenilenebilir enerji ve ticari gayrimenkul tarafında da aynı modelle yatırımlara devam ettiklerini açıklayan Ilıcak, şöyle devam etti: "Bunun en yeni örneğini Ceyhan’da hayata geçirmeye hazırlanıyoruz. 1,3 milyar doları uluslararası finansman olmak üzere 2 milyar dolarlık bu yatırımla 472 bin 500 ton kapasiteli bir polipropilen üretim tesisi ve sıvı yük terminali kuruyoruz. PDHPP tesisi için Cezayirli Sonatrach, sıvı yük terminali için Norveçli Stolt-Nielsen ile ortaklık kurduk. Ortaklarımızla birlikte 700 milyon dolar öz sermaye yatırımı yaptık. Proje kapsamında 12 farklı milletten, 30’dan fazla firmayla birlikte çalışıyoruz. Bu sürecin arkasında 6 yıllık bir geliştirme ve finansman yolculuğu bulunuyor. Yaklaşık 1 yıl önce, tamamı uluslararası finansörler tarafından sağlanan en büyük özel sektör finansmanlarından birini elde ettik ve inşaata başladık." "Sanayimizin rekabet gücünü artıracak" Türkiye’nin bugün yılda 8 milyon ton plastik hammadde ithal ettiğinin altını çizen Ilıcak, "Bu miktarla, Çin’den sonra dünyanın en büyük plastik hammadde ithalatçısı konumundayız. Polipropilen ve polietilen, dış ticaret açığımızda en büyük paya sahip ürünler arasında. Polipropilenin yalnızca yüzde 4’ü yerli üretimle karşılanıyor; yüzde 96’sı ithalatla geliyor" diye açıkladı. Bu durumun sanayiciye stok yükü, tedarik ve vade riski getirdiğini belirten Ilıcak, "Rekabet gücümüzü azaltıyor, ihracatımızı zorlaştırıyor. Bu yatırım, Türkiye’nin ithalata bağımlılığını azaltacak, sanayimizin gelişimini hızlandıracak" dedi. Yatırımın yer aldığı bölgenin denize kıyısı sayesinde güçlü lojistik avantajı, hammaddeye erişimi, Gaziantep, Adana ve Kayseri gibi tüketimin yoğun olduğu pazarlara kısa mesafede oluşunun avantajlarına da değinen Ilıcak, "Sonatrach ile uzun vadeli propan tedarik anlaşması imzalayarak hammaddeyi güvence altına aldık. Sıvı yük terminalinde ise Norveçli Stolt-Nielsen ile ortaklık kurduk. Yatırımlarımızın 2027 yılı sonunda tamamlanmasını hedefliyoruz" diye konuştu. 3 yılda toplam yatırım 14 milyar dolara ulaşacak Son 15 yılda Türkiye’de 500 milyon doların üzerinde büyüklüğe sahip yaklaşık 20 milyar dolarlık sanayi yatırımı gerçekleştiğini hatırlatan Ilıcak, "Daha ileri gitmek istiyorsak, yerli ortaklıklarımızı yabancı ortaklarla güçlendirmeli, yüksek katma değerli ve yüksek teknoloji ürünleri ülkemizde üretmeliyiz. Biz, kendi adımıza, yurtdışında kazandığımızı ülkemize yatırmaya devam edeceğiz. Devam eden yatırımlarımızla birlikte, önümüzdeki üç yıl içinde Türkiye’deki toplam yatırımımızı 14 milyar dolara çıkaracağız. Ülkemize inanıyoruz. Üreterek, yatırım yaparak ve istihdam oluşturarak Türkiye’nin geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz" dedi. Bölge yabancı yatırımcı çekiyor Bu yatırım öncesi, Port of Rotterdam’a ve Singapur’daki Jurong Adası’na gidip incelediklerini ve dünyadaki en iyi örneklerden yola çıkarak Ceyhan’da entegre bir endüstri bölgesi ve liman yapısını tasarladıklarını da açıklayan Ilıcak, "PP tesisimizin de içinde yer alacağı Doğu Akdeniz Petrokimya Kümelenmesi ve Limanı (DAPEK), Türkiye’nin en büyük endüstri bölgelerinden birine dönüşme potansiyeline sahip. Biz bir ‘altyapı belediyesi’ gibi elektrik, doğalgaz, su, tren yolu bağlantısı gibi kritik altyapılar oluşturulmasına öncülük ediyoruz. Ayrıca endüstri bölgesine 1 ila 1.5 milyar dolar arasında ek yatırım yapmak üzere fizibilite çalışmalarına da başladık. Türkiye’nin bu stratejik endüstri bölgesinde yatırım yapmak isteyen herkes için kapımız açık" dedi. DAPEK’in 15 ila 20 milyar dolar büyüklüğünde bir endüstri bölgesine dönüşmesini amaçladıklarını aktaran Ilıcak, "Altyapısı, lojistik imkanları, teknolojisi, hatta teşvik imkanlarıyla hazır bir bölge Yatırımcıların uzaklara bakmalarına gerek yok. Bu işi, küresel iş ortaklarıyla birlikte beraber büyüteceğiz. Bu bölge, Adana ve çevresi başta olmak üzere Türkiye’nin petrokimyada üretim ve istihdam üssüne dönüşsün" çağrısında bulundu. Ilıcak, yapılan diğer çalışmaları şöyle açıkladı: "Sadece stratejik değil ‘iyi’ bir yatırım" Enerjide iki güçlü kaldıraç kullanıyoruz: Proses yan ürünü 25 bin ton hidrojeni doğal gaz ikamesi olarak değerlendiriliyor, yeşil enerji üretimi ile tüm tesisin elektriğinin yüzde 100’ünü yenilenebilir kaynaklardan sağlıyoruz. Böylece muadil tesislere göre karbon emisyonunu yüzde 60 düşürüyoruz. Toplam istihdamın yüzde 65’ini bölgeden sağlıyoruz. Ceyhan Kaynakçı Okulu’ndan 2022’den bu yana 400’e yakın mezun verdik. 9 bin yeşil deniz kaplumbağasını güvenle denize ulaştırdık; nesli tehlikedeki ‘hoşnergis’ türünden 2 bin 600+ bitkiyi koruma altına aldık. Kurallar yol gösterir; biz gerçekten iyi olmak için her zaman fazlasını yapmayı seçiyoruz. "Türk işçisini götürmediğimiz yere gitmiyoruz" "Geçen yılı yaklaşık 4 milyar euro ciroyla kapattık. Gelirlerimizin yaklaşık yüzde 50’si yurtdışından geliyor. Dünyada 30’dan fazla ülkedeyiz; sırf Afrika’da 5 tane ülkedeyiz. Hollanda’da, Almanya’da, İsviçre’de çok ciddi operasyonlarımız var. Dünyanın en derin, Avrupa’nın ise en uzun tünelini; yine Avrupa’nın en yüksek binasını biz yaptık. Şimdi Orta Asya ülkelerindeyiz. Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan büyük pazarlarımız. Tek kriterimiz var o da Türk mühendislerini ve işçilerini götürebileceğimiz destinasyonlar seçmek. Onlar olmadan başarılı olmamız mümkün değil." "Global iş ortaklarımızla büyüyoruz" Başarı modelimiz inovasyon, geliştirme ve iş ortaklıkları üzerine kurulu. Bunun onlarca örneği var. En başta Dünya Bankası iştiraki IFC, holdingimize ortak olarak bize güvenini gösterdi. Singapurlu GIC, gayrimenkul şirketimize ortak oldu. Ticari gayrimenkul alanında, Türkiye’nin en büyük yatırım platformunu oluşturduk. Bu şirketimizi geçen sene halka arz ettik. Sağlık yatırımlarımızda Japon Sojitz, Koreli Samsung C&T ve Fransız Meridiam ile birlikteyiz. Bu yabancı gruplar, ülkemize ve projelerimize güvenerek yatırım yaptılar. Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz şehir hastaneleri, deprem ve pandemi dönemlerinde ne kadar stratejik ve hayati yatırımlar olduğunu bir kez daha gösterdi. Enerji tarafında ise TotalEnergies bizimle ortak. "Sağlıktaki mühendislik ve finansman standartları uluslararası model oluyor" Rönesans, Türkiye’nin sağlık dönüşümünde en büyük oyunculardan. Toplam 18 şehir hastanesinin 6’sı Rönesans tarafından Meridiam, Sojitz, Samsung C&T gibi ortaklarla yürütüldü. Bunlardan Elazığ projesi yeşil bono ile finanse edildi. Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz şehir hastaneleri, deprem ve pandemi dönemlerinde ne kadar stratejik ve hayati yatırımlar olduğunu bir kez daha gösterdi. Yaptığımız tüm mühendislik projelerinde, Türk ve dünya şartnamelerinde mecbur kılınan kuralların ve limitlerin üzerine çıkarak projelerimizi tamamlıyoruz. Öyle ki sağlıkta getirdiğimiz mühendislik ve finansman standartlarını bugün Kazakistan’a taşıdık. Farklı bölgelerde de bunun model olacağına inanıyoruz."
Aksa Enerji’den 9 Ayda 10 milyar TL FAVÖK
11 Kasım 2025 Salı - 09:06 Aksa Enerji’den 9 Ayda 10 milyar TL FAVÖK Aksa Enerji, 9 aylık konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. Yurtiçi ve yurtdışı operasyonlarında güçlenen performansıyla şirket, yılın ilk 9 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla FAVÖK’ünü yüzde 39 artırarak 10 milyar TL’ye ulaştı. 7 ülkedeki 11 santral operasyonu ve 3 bin MW üzeri kurulu gücüyle global bir enerji şirketi konumuna ulaşan Aksa Enerji, 2025 yılının üçüncü çeyreğinde operasyonel karlılığını artırdı. Şirket, yılın ilk 9 ayında 31 milyar TL ciro, 10 milyar TL FAVÖK elde ederken, FAVÖK marjı yıllık 7 puan artışla yüzde 25’ten yüzde 32’ye yükseldi. Bu sonuçlarla birlikte şirketin, sürdürülebilir yüksek büyüme hedefine kararlılıkla ilerlediği belirtildi. Şirket, 2026 yılında 10 santrali eş zamanlı olarak ticari işletmeye alarak 975 MW ek kurulu güç oluşturmayı; 2028 itibarıyla ise kurulu gücünü mevcut 3 GW’dan 5 GW’a; FAVÖK’ünü ve FAVÖK marjını ise sırasıyla 660 milyon dolara ve yüzde 42’ye yükseltmeyi hedefliyor. "Hem bugünün hem yarının enerjisini şekillendiriyoruz" Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cemil Kazancı, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Yılın üçüncü çeyreğinde güçlü operasyonel kârlılık elde ettik. Yatırım takvimimiz planlandığı şekilde ilerliyor. Gabon gibi yeni ülkelere açılarak coğrafi çeşitliliğimizi güçlendirmeye devam ediyoruz. 2026 yılı içerisinde devreye alacağımız santrallerimizle büyüme ivmemizi güçlendireceğiz. Bu süreçte hem operasyonel mükemmeliyet hem de sürdürülebilir yüksek büyüme odağımızı koruyoruz. Önümüzdeki dönemde de enerji dönüşümünün liderlerinden biri olma hedefiyle, finansal dayanıklılığımızı ve global rekabet gücümüzü daha da pekiştireceğiz" Afrika’da yeni bir adım: Gabon yatırımı Aksa Enerji, Afrika’daki büyüme stratejisini yeni bir yatırımla pekiştirdi. Gabon’un başkenti Libreville ve Port Gentil’de toplam 145 MW kurulu güce sahip doğalgazlı santral projelerine ilişkin sözleşme ağustos ayında imzalandı. Yerel doğal gaz kaynaklarını kullanacak santrallerin Haziran 2026’da devreye alınması ve ülkenin enerji arz güvenliğini güçlendirmesi hedefleniyor. Yenilenebilir enerji ve yerli kaynak çeşitliliği, yatırımların merkezinde Yapılan açıklamaya göre, şirketin yeni dönem yatırımlarının odağında, düşük karbon salımlı doğal gaz santralleri, yenilenebilir enerji projeleri ve kaynak çeşitliliği yer alıyor. Şirket, Türkiye’nin ilk depolamalı yenilenebilir enerji üretim lisansını alarak bu alandaki öncü pozisyonunu güçlendirdi. 2026’da beşini devreye almak üzere, 11 ilde 14 farklı yatırım planlanıyor. Aynı zamanda, Aksa Enerji’nin yüzde 100 bağlı ortaklığı konumundaki Aksa Göynük Enerji Üretim A.Ş. ile Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) arasında, Bolu Göynük’teki 270 MW kurulu güce sahip yerli linyit kömürü santralinden üretilen elektriğin, 75 ABD Doları/MWsaat fiyatla alım garantisiyle satışına ilişkin sözleşme imzalandı. 31 Aralık 2029 tarihine dek geçerli olacak sözleşme kapsamında, 2025’te 198 bin 61 MWs, 2026-2029 döneminde ise her yıl 1 milyon 417 bin 500 MWs elektrik EÜAŞ tarafından satın alınacak. Bu anlaşma, şirketin garantili gelir üretimini güçlendirirken; Türkiye’nin cari açık oluşturmayan yerli kaynak kullanımına da destek oluyor. Kurumsal yönetimde kadın temsili güçlendi Aksa Enerji’nin Yönetim Kurulu’na yapılan yeni atamalarla kadın üye oranı yüzde 33’e yükseldi. Bu oranla, SPK Kurumsal Yönetim Tebliği’nde öngörülen yüzde 25 seviyesinin ve Aksa Enerji’nin kendi politika hedefinin üzerinde bir başarı sağlandı. Sürdürülebilirlikte yeni dönem: TSRS uyumlu ilk rapor Açıklamaya göre şirket, ağustos ayında ilk TSRS uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Raporda finansal ve finansal olmayan performans göstergeleri bütüncül biçimde sunulurken; emisyon azaltımı, yenilenebilir enerji yatırımları, yerel istihdam, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kurumsal yönetişim alanlarında kaydedilen ilerlemeler paylaşıldı.
Besler’in konsolide cirosu 2025’in ilk 9 ayında 22,4 milyar TL oldu
10 Kasım 2025 Pazartesi - 22:32 Besler’in konsolide cirosu 2025’in ilk 9 ayında 22,4 milyar TL oldu Dondurulmuş gıda, konserve, mutfak ve yağ kategorilerinde faaliyet gösteren gıda sektörünün öncü şirketlerinden Besler’in 2025 yılı 9 aylık döneminde konsolide cirosu 22,4 milyar TL olurken, aynı dönemde 2 milyar TL’lik ihracat geliri elde etti. Dondurulmuş gıda, konserve, mutfak ve yağ kategorilerinde faaliyet gösteren Besler, 2025 yılı 9 aylık dönemine ait finansal sonuçlarını Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) açıkladı. 57 marka ve 1500’ü aşkın ürünle dondurulmuş gıda ve konserve kategorisinde SuperFresh, donuk fırıncılıkta DFU, yağ kategorisinde ise Bizim Yağ, Terem, Luna, Yayla, Sabah, Halk markalarını tüketicilerle buluşturan Besler’in 9 aylık cirosu 22,4 milyar TL oldu. Yüzde 7,4’lük artışla brüt kârını 5,2 milyar TL’ye yükselten şirket, 2,6 milyar TL Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr (FAVÖK) elde etti. FAVÖK marjını önceki yılın aynı dönemine göre 1,8 puanlık artışla yüzde 11,5 seviyesine çıkaran Besler’in ihracat geliri ise 2 milyar TL olarak gerçekleşti. Dondurulmuş gıda pazarı son 3 yılda tonajda yüzde 50 ve ciroda 4 kat büyürken, sektörün öncü markası SuperFresh, perakende kanalında yüzde 37’lik payıyla, lider konumunu güçlendirdi. Türkiye’nin en sevilen dondurulmuş gıda markası olan SuperFresh, sürdürülebilirlik ve yenilikçi marka iletişim çalışmalarında elde ettiği başarılarla, 2025’in ilk 9 ayında 23 prestijli ödül kazandı. Bu dönemde 20 yeni ürün tanıtımı ve relansmanı gerçekleştiren markanın, yeni ürünlerinin toplam perakende kanalı cirosuna katkısı yüzde 18’e ulaştı. Tarımda fırsat eşitliğine odaklanan sosyal sorumluluk projesi Tarımın Kadın Yıldızları, "Ege’den Hasat" bezelyesi ile somut bir ürüne dönüşürken, Michelin 2025 Tavsiye Listesi’ndeki bir restoranın menüsünde yer aldı. Proje kapsamında ayrıca gençlere ilham vermek ve tarım sektöründe istihdamının sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla staj programı ilk kez hayata geçirildi. Avrupa Birliği ve TÜBİTAK ortaklığında yürütülen SAFER (Smart Agriculture Fields in the European Region) projesiyle tarımda dijital dönüşümün öncülüğünü üstlenen SuperFresh, sürdürülebilir tarım alanında örnek uygulamalarından biri olan bu projesine, Avrupa’nın en büyük gıda inovasyon topluluğu olan EIT Food’dan 2,8 milyon Euro hibe desteği aldı. Dondurulmuş unlu mamul pazarının en güçlü şirketlerinden Donuk Fırıncılık Ürünleri (DFU), otel, restoran ve kafelerden oluşan geniş müşteri portföyüne yenilikçi ürün seçenekleri sunarak yaz sezonunda elde ettiği güçlü performansı yılın geri kalanına da taşıdı. Margarin markaları açık ara lider Yıllık yaklaşık 505 bin ton üretim kapasitesiyle Bizim Yağ, Terem, Luna, Ona, Ustam ve Evet markalarını üreten Besler, perakende kanalında yüzde 67’lik ciro payıyla, açık ara sektör liderliğini sürdürdü. Türkiye’nin margarin ihracatının yüzde 35’ini tek başına üstlenen Besler, 5 kıtada 50’den fazla ülkeye ulaşarak küresel ölçekteki gücünü pekiştirdi. En çok tercih edilen margarin markalarından Bizim Yağ bu yıl 30.yılını kutlarken, Terem ise Türkiye’de en çok haneye giren margarin markası oldu. Yağ kategorisindeki başarılı iletişim çalışmaları, bu dönemde Besler’e 9 prestijli ödül kazandırdı. 2025’in 9 ayına ilişkin finansal performansları hakkında açıklamalarda bulunan Besler CEO’su Mert Altınkılınç, "Sektörlerinin lideri markalarımız, verimli üretim anlayışımız ve inovatif ürün portföyümüzle sürdürülebilir büyüme hedefimize kararlılıkla ilerliyoruz. Hem Türkiye’de hem de global pazarlarda varlığımızı güçlendirirken, paydaşlarımızla kurduğumuz uzun vadeli, karşılıklı değer oluşturan iş birlikleriyle etki alanımızı genişletiyoruz. Önümüzdeki dönemde inovasyonu işimizin merkezinde tutarak yeni pazarlara açılmaya, ürün portföyümüzü geliştirerek tüketicilerimize kaliteli ve erişilebilir çözümler sunmaya devam edeceğiz. Amacımız, Türkiye’nin gıda sektöründeki liderliğini dünya sahnesine taşıyarak, gıda ekosisteminin geleceğinde öncü bir rol üstlenmektir" diye konuştu.