EKONOMİ
03 Mayıs 2026 Pazar - 16:34 Yarım asırlık klasik otomobil 210 bin liraya yeni sahibini buldu Manisa’nın Demirci ilçesinde belediye tarafından faaliyete geçirilen 2. El Oto Pazarı, ikinci haftasında dondurucu soğuğa rağmen çevre il ve ilçelerden gelen vatandaşların akınına uğradı. Pazarda en çok ilgiyi gören ve orijinalliğiyle dikkat çeken 1974 model klasik otomobil, 210 bin TL bedelle el değiştirdi. Demirci Belediyesi tarafından Camiatik Mahallesi açık pazaryeri alanında faaliyete geçirilen 2. El Oto Pazarı, kısa sürede bölgenin otomobil ticaret merkezi haline geldi. Hafta sonu kurulan pazara Demirci’nin yanı sıra; Köprübaşı, Selendi, Gördes, Salihli ve Kütahya’nın Simav ilçesinden çok sayıda vatandaş katılım sağladı.  Pazarın en çok dikkat çeken aracı, Salihli ilçesinden getirilen turkuaz mavisi rengindeki 1974 model Renault R12 oldu. Sadece 100 bin kilometrede olan ve orijinalliğiyle göz kamaştıran klasik otomobil, otomobil tutkunlarını başına topladı. Yapılan sıkı pazarlıkların ardından antika değerindeki otomobil, Demircili esnaf Şenol Budak tarafından 210 bin TL’ye satın alındı. Salihli’den oto pazarına gelen Serkan Sepetçi, "Demirci’ye araba pazarı açıldı. Geldik gördük, ticaretler gayet güzel. 1974 model değişensiz, 100 bin kilometrede R12 otomobil getirdim pazara" dedi. 2 haftada 60 araç satıldı Dondurucu soğuğa rağmen yoğunluğun eksik olmadığı pazarda, alıcı ve satıcılar arasında sıkı pazarlıklar yaşandı. Pazarın kurulduğu ilk iki haftalık süreçte toplamda 60’a yakın aracın satışı gerçekleştirilerek bölge ekonomisine ciddi bir girdi sağlandı.  Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımızın taleplerini değerlendirerek hayata geçirdiğimiz 2. El Oto Pazarımız, hamdolsun kısa sürede çevre il ve ilçelerden gelen misafirlerimizle dolup taştı. Sadece Demirci’ye değil, bölge ekonomisine hitap eden bir merkez oluşturduk. İkinci haftamızda soğuk havaya rağmen ilginin artarak devam etmesi ve 60 aracın el değiştirmesi projemizin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Amacımız Demirci’yi ticaretin merkezi haline getirmek ve esnafımızın yüzünü güldürmektir. Tüm halkımızı her hafta sonu pazarımıza bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Oto pazarında araç yoğunluğu olduğunu belirten vatandaşlardan İsa Göllü ise, "Demirci ve bölge ekonomisine katkıda bulunacak bir girişim oldu. Belediye Başkanımız Erkan Kara’ya teşekkür ederiz" şeklinde konuştu. Demircili galerici esnafı Şenol Budak da, "Demirci’miz için bir ilk oldu. Havanın soğuk olmasına rağmen insanlarımız geldi. Çevre ilçelerden yoğun bir katılım oldu" dedi. Pazara araçlarını getiren vatandaşlar, çevre ilçelerin bir noktada buluşmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.
Zeytin hasadı başladı, Marmarabirlik’ten 70 bin tonluk alım ve 50 milyon dolarlık ihracat hedefi
08 Kasım 2025 Cumartesi - 10:28 Zeytin hasadı başladı, Marmarabirlik’ten 70 bin tonluk alım ve 50 milyon dolarlık ihracat hedefi Bursa ve ilçelerinde zeytin hasadı başladı. Çiftçiler sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bahçelerin yolunu tutup sofraları süsleyen zeytinleri ailece topluyor. Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız, bu yıl iri taneli ve kaliteli ürünlerin öne çıktığını belirterek, Türkiye genelinde sofralık ve yağlık zeytin rekoltesinin toplamda 2 milyon 450 bin ton olarak öngörüldüğünü, bunun 740 bin tonunun sofralık zeytin olduğunu ifade etti. Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız, Marmara Bölgesi’nde başlayan zeytin hasadıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, Marmarabirlik bölgesinden gelen rekolte beyannamesinin 67 bin ton olduğunu, şu ana kadar alınan ürün miktarının 8 bin ton civarına çıktığını, ortalama fiyatın ise 115 TL seviyelerinde bulunduğunu kaydetti. Bursa Valiliği, Mudanya Kaymakamlığı ve Marmarabirlik tarafından organize edilen Hasat Başlangıcı Programı Marmarabirlik’in Mudanya Kooperatifi’nin Yörükali Mahallesi’ndeki zeytin alım deposu bahçesinde gerçekleştirildi. Programa, Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Ak Parti Mudanya İlçe Başkanı Arif Bayrak, Tarım Orman İl Müdürü İbrahim Acar, Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız, Marmarabirlik Mudanya Kooperatifi Başkanı Cüneyt Soylu ile Marmarabirik ortakları zeytin üreticisi çiftçiler katıldı. Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi, çiftçiliğin zor olduğunu bildiğini ancak çiftçiliğin sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde zor olduğunu belirtti. Kaymakam Terzi, gerek zeytinde gerekse başka ürünlerde modern tarıma geçmenin şart olduğunu da sözlerine ekledi. Mudanya Kooperatifi Başkanı Cüneyt Soylu da bu sene Mudanya bölgesinden 10 bin ton civarında ürün beklediklerini belirtti. Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız da hasat programına ev sahipliği yapmaktan gurur ve onur duyduklarını ifade etti. Konuşmaların ardından kooperatife ait zeytinliklerde hasat başladı. Zeytin ağaçlarının altına serilen mavi yaygılar, gökyüzünden bakıldığında halı desenini andıran etkileyici bir görüntü oluşturdu. Ağaçlar tek tek silkelenerek düşen zeytinler kasalara toplandı. Kaymakam Ayhan Terzi ve Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız da zeytin silkeleme makineleriyle hasada katılarak üreticilere destek verdi. Üreticilerden yoğun katılım Hasat programının ardından Yörükali Mahallesi çevresindeki zeytin üreticileri, traktörlerine yükledikleri tonlarca zeytini Marmarabirlik deposuna getirerek teslim etti. Teslim alınan zeytinler, bilgisayar destekli sistemle boyutlarına göre ayrılarak özel havuzlara yerleştirildi. Drone ile görüntülenen zeytin havuzları, hasadın büyüklüğünü gözler önüne serdi. Geleneksel fermantasyon, modern teknolojiyle buluştu Toplanan zeytinler, 6 ay boyunca doğal fermantasyona bırakılıyor. Sürecin sonunda zeytinler, son teknolojiyle donatılmış steril havuzlarda yıkanıyor ve tuz eşliğinde üzerlerine taş basılarak dinlenmeye alınıyor. Bu yöntemle elde edilen ürünler, hem lezzet hem de kalite açısından öne çıkıyor. "Şu ana kadar 67 bin ton rekolte beyanından ortalama 115 TL’ye 8 bin tonu alındı" Programın ardından hasat yerinde İHA muhabirinin sorularını cevaplandıran Marmarabirlik Başkanı Ali Yıldız, Marmara Bölgesi’nde başlayan zeytin hasadıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Yıldız Marmarabirlik Bölgesi’nden gelen rekolte beyannamesinin 67 bin ton olduğunu, şu ana kadar alınan ürün miktarının 8 bin ton civarına çıktığını, ortalama fiyatın ise 115 TL seviyelerinde olduğu bildirildi. Yeni depolama tesisi, ihracat hedefi Marmarabirlik’in gelecek hedeflerine de değinen Yıldız, 30 bin ton kapasiteli yeni bir depolama tesisi planladıklarını ve 70 bin ton zeytin alım hedefi koyduklarını açıkladı. İhracat alanında ise 50 milyon dolarlık bir hedefe odaklandıklarını belirten Yıldız, özellikle sofralık siyah zeytin için iç ve dış pazarda daha etkili bir pazarlama stratejisi geliştirdiklerini söyledi. Yeni ürünler ve işleme tesisleriyle ilgili çalışmaların sürdüğünü ifade eden Yıldız, bu yatırımların Marmarabirlik’i ve ortak yapısını daha da güçlendireceğini dile getirdi. Kuraklık rekolteyi etkiliyor Yıldız, Marmara Bölgesi’nde yaklaşık altı aydır yağış görülmediğini ve bu kuraklığın özellikle suyla üretim yapılmayan bölgelerde rekolteyi olumsuz etkilediğini belirtti. Son yağışların ürün kalitesine katkı sağladığını ifade eden Yıldız, daha fazla yağmurun daha kaliteli ürünler getireceğini söyledi. Tüketim ve tağşiş uyarısı Türkiye’nin sofralık siyah zeytin tüketiminde dünya lideri olduğunu belirten Yıldız, buna rağmen Avrupa’da yeşil zeytinin daha fazla tercih edildiğini aktardı. Yıldız, zeytinyağı tüketiminde ise Türkiye’nin kişi başı 2-2,5 kilo ile Avrupa’nın 13 litre seviyesinin oldukça gerisinde olduğunu vurguladı. Marmarabirlik’in doğal fermantasyonla ürettiği ürünlerin 8-9 ay mahzenlerde olgunlaştığını hatırlatan Yıldız, iç tüketimin artmasının üreticiye ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Son olarak zeytinyağında artan tağşiş üretimine dikkat çeken Yıldız, merdiven altı üretimlerin hem üreticiye hem de tüketiciye zarar verdiğini belirterek, vatandaşları güvenilir markaları tercih etmeleri konusunda uyardı. Tarım ve Ticaret Bakanlıklarının denetimlerinin arttığını da sözlerine ekledi.
Şapa karşı en radikal koruma aşı: Aşılamayı ihmal etmeyin
08 Kasım 2025 Cumartesi - 10:02 Şapa karşı en radikal koruma aşı: Aşılamayı ihmal etmeyin Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezgin Şentürk, şap hastalığına yol açan virüsün, diğer viral etkenlerden çok farklı bir yapıya sahip, çok hızlı bir şekilde kendisini değiştirebilen ve güncelleyen bir virüs olduğunu belirterek, "Şu anda eğer aşıları zamanında ve uygun serotiple yapılmasına rağmen hastalık oluşuyorsa tahminimiz yeni varyantlarla karşı karşıya kalmış olabiliriz açıkçası" dedi. Şentürk, yaptığı açıklamada, Türkiye’deki şap hastalığının Afrika kökenli Sat-1 ve Sat-2 serotiplerinden meydana geldiğini ve şu anda Sat-1’in aktif durumda olduğunu belirtti. Şapın 7  serotipinin bulunduğunu dile getiren Şentürk, diğer serotiplerin yol açtığı hastalıklarla Türkiye’nin yıllardır mücadele ettiğini anlattı. Hayvanlar ilk kez karşılaşınca etkisi ağır oldu Afrika kökenli serotiplerin ülkeye ilk kez girmesiyle hastalığın etkisinin şiddetli hissedildiğine dikkati çeken Şentürk, "Sat-1 adını verdiğimiz bu serotiplerle hayvanlarımız daha önce karşı karşıya kalmamışlardı. Dolayısıyla hastalığı şiddetli son derece şiddetli oluşmaya başladı ve hayvanların bir çoğunda özellikle kuzu ve buzağılarda kalp kasında meydana gelen hasara bağlı ani ürünler gözüktü" dedi. Hayvanların birçoğunda ağızdaki, ayaktaki ve memelerdeki lezyonlara takiben de şiddetli bir şekilde hayvanlarda verim kayıpları oluştuğunu vurgulayan Şentürk, tırnaklarda meydana gelen bu lezyonlara takiben kalıcı topallık ve zorunlu kesimlerin görüldüğünü söyledi. Aşı hastalık yapıcı değil aksine koruyucu Bunların hepsinin üreticiler için büyük bir ekonomik yıkım meydana getirdiğini belirten Şentürk, şöyle konuştu: "Şap hastalığıyla ilgili son günlerde aşı tartışmaları yaşanıyor. ’Aşı yapıldı hayvan öldü, aşı yapıldı ama yine hasta oldu’ gibi iddialar, tartışmalar oluyor. Şap hastalığının virüsünü alan bir hayvanda hastalığın bir kuluçka devresi olur. Bu 3 ile 6 günlük bir dönemi kapsar bazen 14 günden 21 güne kadar uzayabilir açıkçası. Aşı yapıldığı esnada hayvanlar virüs almış olabilir ama klinik belirtil göstermemiş olabilir ve aşı yapıldıktan birkaç gün sonra da klinik belirtiler oluşmaya başlar. Hayvan sahipleri genellikle bunu aşıdan sonra oluştu diye bir düşünceye sahip olabilir. Bu düşünce çok doğru bir yaklaşım değildir. Aşılama hastalıktan korunmada veya hafif atlatmada son derece önemlidir." Şentürk, ilk doz aşı yapıldıktan 10 gün sonra kısmi bir koruma meydana geleceğini dile getirerek, üç hafta da dört hafta sonra yapılan ikinci doz aşıdan sonra bile 21 gün sonra tam bir bağışıklık koruyuculuk oluşmaya başlayacağını söyledi. Alt varyant endişesi Kendilerine üreticilerden ’Ben hayvanımı aşılattım, uygun zaman ve aralıkta yaptırdım ancak iki ay sonra üç ay sonra şapla karşı karşıya kaldık, 1-2 ay sonra hayvanlar hastalandı’ gibi şikayetler aldıklarını vurgulayan Şentürk, şöyle devam etti: "Bunun da muhtemel en büyük nedenlerinden bir tanesi alt varyant olabilir yada hayvanlarda var olan immunsistemi zayıflığına neden olan sorunlar beklenilen bağışıklığı oluşturmamış olabilir. Şap hastalığına yol açan virüs, maalesef diğer viral etkenlerden çok farklı bir yapıya sahip ve çok hızlı bir şekilde kendisini değiştirebilen hastalık yapıcı yapılarını değiştirebilen ve güncelleyen bir virüs. Şu anda sahada muhtemelen düşüncemizi o yönde; alt varyant dediğimiz değişik varyantlarla karşı karşıya kalmış olabiliriz. Şap hastalığında bir serotipe karşı ya da bir varyanta karşı yapılan aşılama maalesef yeni bir varyanta karşı koruyuculuk meydana getirmiyor." Kendini sürekli yeniliyor Şentürk, "Sürekli kendisini yeni şartlara göre yenileyen bir virüsle karşı karşıyayız. Bu konuda ülkeye gelen kuşak enfeksiyon virüsüne karşı daha etkin mücadele edilmesi gerekiyor" dedi" dedi. Hastalıkla ilgili sektör içindeki tüm ilgililerin taşın altına elini koyması gerektiğini belirten Şentürk, hayvan hareketlerinden, salgının boyutuna, gözlemlerden kontrole kadar geniş çaplı çalışma yürütülmesinin önemli olduğuna işaret etti.
Palandöken: "Basit usul kararı esnafı hazırlıksız yakaladı"
08 Kasım 2025 Cumartesi - 09:03 Palandöken: "Basit usul kararı esnafı hazırlıksız yakaladı" Basit usulde alınan kararların sahadaki esnafı hazırlıksız yakaladığını belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Basit usul kapsamındaki esnafların birçoğu için artık gün yaklaşıyor. Ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar" dedi. Basit usulde vergilendirilen esnafın yaşadığı sorunlara dikkat çeken Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Zaten sermayeleri buna müsait değil. Üstelik mevsim itibarıyla da zor bir dönemdeler. Enflasyonu düşürmenin yöntemi bence bu değil. Esnaf ayakta kalabilsin ki en azından devlete yük olmasın. Bu insanların sosyal güvenlik primleri yılda yaklaşık 120 bin lira civarında. Eğer basit usulde vergi mükellefi olan bu kişiler yükümlülüklerini yerine getiremezlerse, sosyal devlet olarak bu yükü devletin üstlenmesi gerekecek. Bu nedenle, söz konusu düzenlemelerin en azından bu işin muhatabı olan Konfederasyonumuzla ve ilgili meslek Odalarıyla görüşülerek, ortak bir akılla hayata geçirilmesi gerekir. ‘Ben yaptım oldu’ anlayışıyla yapılan düzenlemeler, özellikle vergi alanında, insanları tedirgin ederek piyasalardaki durgunluğun temel nedenlerinden biri haline geliyor" şeklinde konuştu. "Sık sık vergi düzenlemesi yapmak esnafın lehine değil" Esnafın ekonomik yük altında zorlandığını ve mevcut uygulamaların sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Palandöken, "Artık enflasyon karşısında esnafın rahat bir nefes alabilmesini sağlayacak tedbirler alınmalı. Esnafın desteklenmesi, ekonomiye çok daha büyük katkı sağlar. Aksi halde bu insanlar, 250 ila 300 bin arasında iş yerini kapatmak zorunda kalacak. Yaptıkları genel hasılata bakıldığında gerçekten kazanç elde edemedikleri görülüyor. İş yerlerindeki sermaye durumları da bunu açıkça gösteriyor. Ama onlar, ‘Ne yapalım, bir başkasının yanında çalışmaktansa burada kendi ailemizi geçindirirsek ne mutlu bize’ diyorlar. Ancak geçim sıkıntısı ve ek gelir ihtiyacıyla ayakta durabiliyorlar. Vergi düzenlemelerinde yapılan sık değişiklikler esnafın lehine değil. Cumhurbaşkanımızın 840 bin esnafı bu kapsamdan muaf tutmasının nedeni de buydu. Esnaf ve sanatkâr, düzenin koruyucusudur; aynı zamanda kendi kendine istihdam oluşturan önemli bir kesimdir" diye konuştu. "E-Haciz uygulaması esnaf için büyük bir handikap" E-haciz uygulamalarının esnafı bunalıma sürüklediğini söyleyen Palandöken, "E-haciz uygulaması ise büyük bir handikap. Bütün mal varlığına, arazisine, evine, işine, bankadaki parasına ve alacağına haciz geliyor. Üstelik borcun miktarı kadar değil, tüm varlığına uygulanıyor. Bu adaletsiz uygulama nedeniyle insanlar borcunu ödemek istese bile hesaplarına yatan paraya anında haciz geliyor. Esnaf ürününü satıyor, parasını bekliyor ama e-haciz nedeniyle o paraya ulaşamıyor. Çeklerin, senetlerin vadesi geliyor, ödeyecek para bulamıyor. ‘Gayrimenkulümü satayım, arabamı satayım, borcumu ödeyeyim’ diyor ama her tarafta haciz var. İnsanlar bunalıma giriyor, ‘Bu parayı nereden ödeyeceğiz?’ diye düşünüyor" dedi. "Esnafın eline para geçmeden haciz konuluyor" Esnafın eline para geçmeden haciz konulduğunu hatırlatan Palandöken, "Esnaf en azından, ‘Gayrimenkulümün birini satıp borcumu ödeyeyim’ diyor ya da ‘Bankaya havale geliyor, onunla borcumu kapatacağım’ ama para eline geçmeden haciz konuluyor. Bunun bir çözüm yolunun olması gerekir. İnsanlar çok sıkışıyor, bunalıma giriyor. Ellerinde imkân varken imkânsız hale düşüyorlar. Birçok esnaf bu yüzden ne yapacağını şaşırmış durumda, ‘Acaba bir düzelme olur mu?’ diye bekliyor. Aksi takdirde insanlar artık iş yapamaz hale gelecek. Başkasının yanında işe girse bu kez maaşına haciz gelecek" ifadelerini kullandı.
Bakan Bayraktar: "Yaklaşık 97 bin maden ruhsatın iptalini sağladık"
08 Kasım 2025 Cumartesi - 07:25 Bakan Bayraktar: "Yaklaşık 97 bin maden ruhsatın iptalini sağladık" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Türkiye’nin maden sahalarıyla alakalı şu anda yaklaşık 97 bin ruhsatın iptalini sağladık. Sadece 8 bin tane ruhsat var" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2026 yılı bütçe görüşmelerinin ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Türkiye’nin madenlerini vakit kaybetmeden çıkarması gerektiğini söyleyen Bakan Bayraktar, Türkiye’nin madende hala net ithalatçı ülke olduğunu ancak dünyanın 7. büyük maden zenginliğine sahip konumda bulunduğunu söyledi. Madenlerin yerin altında kalmasının ekonomiye hiçbir katkısının olmadığının altını çizen Bayraktar, "TBMM bu yıl tarihi bir madencilik kanununu geçirdi. Kanunu kurgularken yatırımları cazip hale getirmemiz lazım dedik. Maden sahalarının rehabilitasyonuyla ilgili bütçeleri neredeyse 2 katına çıkardık. Altın fiyatları 4 bin dolarları aşan bir noktaya geldi. Altında devlet hakkını yüzde 25’e çıkardık. Türkiye’de altın madeni işletecekseniz, yerli veya yabancı fark etmez, ürettiğiniz altının yüzde 31,25’ini, üçte birini neredeyse, devlet hakkı olarak vereceksiniz. İstihdama katkınıza baktığınızda son derece önemli bir düzenleme olduğunu vurgulamak istiyorum" açıklamasında bulundu. "Yaklaşık 97 bin maden ruhsatın iptalini sağladık" Bayraktar, Türkiye’nin tamamının maden sahası haline getirildiği ilişkin eleştirilere de yanıt verdi. Söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyleyen Bakan Bayraktar, "Maden ruhsatlarıyla alakalı da çok kısa bir şey ifade etmek istiyorum. Yine bu kanuni düzenlemede çok önemli bir şey vardı. Çünkü yıllardır biz efendim Türkiye’nin tamamı maden sahası. Hiç öyle bir şey yok. Bakın Türkiye’nin maden sahalarıyla alakalı şu anda yaklaşık 97 bin ruhsatın iptalini sağladık. Sadece 8 bin tane ruhsat var. Ülkemizin yüz ölçümünün 780 bin kilometre karenin sadece 2,7’sine bu denk geliyor. Ve fiilen kazı yapılan ocak alanı ise binde sadece bir. Yani 783 kilometre kare. Dolayısıyla ‘ülkemizin tamamı öyle maden sahası her şeyi mahvediyorsunuz’ iddialarını asla kabul etmiyoruz. "Biz nükleer enerji yapmaya kalkınca maalesef bu tehlike konusu oluyor" Nükleer enerjinin iklim hedeflerine ulaşmada önemli bir kaynak olduğuna değinen Bayraktar, hiçbir gelişmiş ülkenin nükleer enerji yatırımı yapmadığı eleştirilerinin doğru olmadığını söyleyerek, "Türkiye’nin doğusunda yürüme mesafesinde Metsamor, Ermenistan’da nükleer santral var. Bulgaristan’da, Romanya’da, Macaristan’da, Slovakya’da var. Avrupa’nın ortasına, Fransa’da, Paris’in göbeğinde, Fransa’nın ihtiyacı olan elektriğin yüzde 75’ini sağlayan nükleer enerji. Dünyadaki yaklaşık 416 reaktörde tehlike yok. Biz yapmaya kalkınca maalesef bu tehlike konusu oluyor. Uranyum bağımlılığı olacak mı? Evet. Uranyum bağımlılığını aşmak için yakıtla alakalı da gerek şu anda çalıştığımız ülkeyle gerek şu anda yeni proje olarak konuştuğumuz ülkelerle de konuşuyoruz" ifadelerine yer verdi. "Nadir toprak elementinde ilk 5’e gireceğiz " Türkiye’nin nadir toprak elementleriyle ilgili çalışmalarına 2011’de başladığını da vurgulayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, "Beylikova’da 694 milyon ton nadir toprak elementini tespit ettik ve yıllardır şunu söylüyoruz: ’Nadir toprak elementleri konusunda biz ülke olarak dünyanın ilk beş ülkesi arasına gireceğiz.’ Bunun için çalışıyoruz. Bunun için pilot tesis kurmaya niyet ettik." ifadelerini kullandı. Bayraktar, Türkiye’nin ürettiği nadir toprak elementlerinin ABD’ye satıldığı iddialarına ilişkin de "ABD’ye nadir toprak elementleri falan vermedik. Biz nükleerle ilgili bir anlaşma yaptık. Zaten nadir toprak elementleriyle alakalı bir şey olsa bunu da açıklarız. Bundan çekinecek bir şey yok" diye konuştu.
Simav Sera Organize Tarım Bölgesi’nde yeni sondaj
07 Kasım 2025 Cuma - 21:13 Simav Sera Organize Tarım Bölgesi’nde yeni sondaj Kütahya’nın Simav ilçesi Sera Organize Tarım Bölgesi’nde (OTB) yeni bir jeotermal sondaj çalışması başlatıldı. Simav Sera Organize Tarım Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline yeni bir enerji kaynağı kazandırılması amacıyla jeotermal sondajı devreye alma törenine Kütahya Valisi Musa Işın, AK Parti İl Başkanı Ceyda Çetin Erenler, AK Parti Kütahya Milletvekilleri Adil Biçer, İsmail Çağlar Bayırcı, Mehmet Demir, Kaymakam Bünyamin Karaloğlu, Belediye Başkanı Kübra Tekel Aktulun, il protokolü, kurum müdürleri, teknik personel ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kütahya’nın doğal kaynaklar bakımından çok güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirten Vali Musa Işın, "Allah bu coğrafyayı bereketli kıldı. Bizim görevimiz, bu bereketi en doğru şekilde değerlendirmektir. Simav Sera Organize Tarım Bölgesi, Kütahya’nın tarımsal kalkınmasında önemli bir rol oynayacaktır. Jeotermal kaynakların devreye alınmasıyla birlikte üretim kapasitemiz artacak, enerji verimliliği sağlanacaktır. İnşallah önümüzdeki yazdan itibaren ilk ürünleri almaya başlayacağız. Projede emeği geçen tüm kurumlara, teknik ekiplere ve yatırımcılara teşekkür ediyorum" dedi. Yapılan duaların ardından konuklar kuyunun başında incelemelerde bulundu. Yetkililer, 555 metre derinlikte 109 derece sıcaklık ve 85 litre saniye debiye sahip yeni kuyu ile bölgenin jeotermal potansiyelinin daha da güçlü hale geleceğini belirtti.