Son Dakika
|
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor
Borsa İstanbul’da yeni rekor
CHP Kurultayı davası 1 Temmuz’a ertelendi
Artvin’de Sarp Sınır Kapısı yolunda heyelan
'rüşvet alma', 'rüşveti temin etme', 'irtikap
Yardım derneğine 72 milyon liralık vurgun operasyonu: 21 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
İlkay Akkaya konserinde bayraklı protestoda bulunan öğrencilere saldırı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’u karşıladı
İçişleri Bakanı Çiftçi, subay ve astsubay adaylarıyla bir araya geldi
İran Meclis Başkanı Galibaf’tan halka birlik çağrısı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Ferhan’ı kabul etti
Plan-S ve Türk Telekom’dan uydu tabanlı mobil haberleşme ağları için stratejik Ar-Ge iş birliği
Bakan Gürlek, Çağla Tuğaltay’ın ailesiyle bir araya geldi
EKONOMİ
KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu: "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır, Türkiye Cumhuriyeti için vardır"
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 22:07:36
Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti (KKTC) Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır" dedi. Ankara’da EkoAvrasya Vakfı, Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Türk Dünyası Sivil Toplum İşbirliği Derneği paydaşlığında, "Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik İlişkilerin Güçlendirilmesi" başlıklı toplantı düzenlendi. Toplantıda konuşan KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, özellikle ifade etmek isterim ki ekonomisinden önce konumuyla alakalı; Akdeniz’in ortasında 3355 kilometrekarelik bir Türk toprağında, 1974’ten sonra, Türkiye Cumhuriyeti kurduktan sonra verilen savaş sonrasında, ilk kez ve son kez verilen savaş. Şehit kanlarıyla, mücahit kanlarıyla kazanılan 74 savaşından sonra büyük bir zaferin sonucunda kurulan 17. Türk devletidir. Türklük devletine devam edilen, işte biraz önce de ifade edildiği gibi bütün izolasyonlara ve ambargolara rağmen ayakta duran, 195 ülkenin tanımadığı, 155 ülkenin tanımadığı, dünyanın tanımadığı ama Türkiye’nin tanımasıyla hayatta var olan, var olmaya devam edecek olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Özellikle ifade etmek isterim, Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: ’Bir Türk dünyaya bedeldir, bir Türkiye dünyaya bedeldir" ifadelerini kullandı. Bölgedeki savaşın Kıbrıs adasının önemini gösterdiğini ifade eden Amcaoğlu, "Yaklaşık 2 buçuk aydır süren savaşın ortaya çıkardığı acı gerçekler var ki, işte Kıbrıs adasının ne denli önemli olduğu. 1937’de Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi, Kıbrıs Türk idaresinde bir sıkıntı yaşamaması konusunda Millet Meclisinde kendi milletvekillerini uyarırken; ’Oradaki Kıbrıs Türkünün bir sıkıntı yaşamaması, aksi takdirde İskenderun Körfezinden dışarı çıkamazsınız, bütün ikmal yollarınız tıkanır’ dediği noktada olduğu gibi gerçekleri yaşıyoruz. Buradaki nöbet sadece o 3355 kilometrekarelik topraklarda yaşayan Kıbrıs Türkünün, 455 yıl önce 1571’de oraya varan Osmanlı’nın torunlarının, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı bir sorumluluk değildir. Oradaki nöbet ve sorumluluk, 300 milyonluk Türk nüfusunun ve başta Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle sorumluluk alanı içerisinde var olma mücadelesinden başka bir şey değildir" şeklinde konuştu. Kıbrıs’ın ekonomik hedeflerinden bahseden Amcaoğlu, "Ölçeğine baktığınızda, hedefleri olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden bahsederken; şu an 30.000 yatak kapasitesiyle 50.000 yatak kapasitesine ulaşmayı 2030’a kadar hedefleyen, yıllık 2 milyon turisti ile yaklaşık 4 milyonluk turisti hedefleyen, şu anki 88.000 yükseköğrenim öğrencisiyle birlikte 150.000 yüksek eğitim öğrencisi bilişim ve inovasyonla buluşturmayı hedefleyen ve bunun yanında da şu an 160 milyon dolarlar civarında olan ihracatını önümüzdeki 2030 yılına kadar 1 milyar dolara çekme hedefiyle Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte omuz omuza mücadele veren bir Kıbrıs Türk halkından rahatlıkla bahsedebiliriz" diye konuştu. "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır" Ticaret Bakanlığının KKTC’ye katkılarından bahseden Amcaoğlu, şunları kaydetti: "Burada bulunmuşken özellikle ifade etmek isterim ki, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığının yıllardır vermiş olduğu katkılar ortada. Ama özellikle Profesör Doktor Ömer Bolat’ın da yönetimindeki Türkiye Ticaret Bakanlığının son 2022 yılından ötürü ve beridir vermiş olduğu destek çok açık ve bariz bir şekilde ortada. Ve ülkemizin sadece turizmle değil, yaklaşık 4 milyar dolarlık ithalatın karşılığında dış ticaret açığını sağlayan turizmle değil, yüksek eğitimle değil; kendi kendine yetebilen bir sanayi ile, kendi alanlarındaki ihtiyacını üretebilen bir üreticisiyle, sanayicisi ve ticaret adamıyla birlikte var olma savaşı başarıyla devam etmektedir. Birkaç rakam vermek istiyorum. 2021’de yaklaşık 128 milyon dolar olan ihracatının 38 milyon dolarını Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamıyla yapabilen bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin şu anki geldiği nokta; 157 milyon dolarlık ihracatının 68 milyon dolarlık kısmını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamında Türkiye’ye yapabiliyor. Ve özellikle son birkaç yıldır pozitif anlamdaki gayretleriyle sayın Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın sadece Ocak-Mart ayındaki rakam 41 milyon dolara tekabül edebiliyor 3 aylık sürede. Neden? Uzun gayretler ve görünebilir olması konusunda Kıbrıs Türkünün izolasyon ve ambargolarla yaşarken oradaki hayatını devam ettirebilmesi ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomik çarkı hazırlayabilmesi için, bu desteklerin daha da aşağılara ulaşabilmesi için hedefler bu doğrultudaydı. Özellikle şunu ifade etmek isterim ki; oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır." Konuşmanın ardından Bakan Amcaoğlu’na plaket takdim edildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:49
Başkan Dutlulu Saruhanlı’da toplu ulaşım esnafıyla buluştu
Saruhanlı ilçesinde toplu ulaşım esnafıyla bir araya gelen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından toplu ulaşım esnafına sağlanan yıllık 1,2 milyar liralık desteğin Türkiye’ye örnek olduğunu vurguladı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, toplu ulaşım esnafıyla bir araya gelerek sektörün taleplerini dinledi. Büyükşehir Belediyesi’nin toplu ulaşım esnafına sağladığı yıllık 1,2 milyar liralık desteğin Türkiye’ye örnek olduğu vurgulandı. Saruhanlı Belediyesi Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen programda, CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste ve Tüm Özel Halk Otobüsleri Kooperatifleri Birliği Genel Başkanı Kurtuluş Kara ile şehir içi taşıma yapan kooperatiflerin temsilcileri yer aldı. "İlk düzeltmeye çalıştığı işlerden bir tanesi oldu" Ulaşım kooperatif başkanıyla sorunları konuştuklarını belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Onlar dertlerini anlatıyordu. Biz de bize gelen sıkıntıları anlatıyorduk. Ferdi Başkan daha aday olmadan önce, biz Ferdi Başkan ile de bu konuları konuştuk. O zamanlardan çalışmaya başlandı. Güzel de bir ekip kurarak belediye başkanı seçilir seçilmez ilk düzeltmeye çalıştığı işlerden bir tanesi oldu" diye konuştu. "Yıllık 1,2 milyar liralık destek" Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesini halkın ve esnafın refahı için kullandığını belirten Başkan Besim Dutlulu, şu detayları paylaştı: "Ulaşım esnafına aktardığımız tutar aylık 100 milyon, yıllık ise 1,2 milyar liraya ulaştı. 24 milyarlık belediye bütçemizin yüzde 5’ini sadece sizlere ayırdık. Bu desteği verirken tek gayemiz vatandaşımızın mutluluğu. Halkımızın modern araçlarda, güler yüzlü şoförlerden hizmet almasını istiyoruz. Maddi imkanlar iyileşti; artık şoför eğitimlerine, araç bakımlarına ve klima kullanımına daha çok özen göstermenizi rica ediyorum." "Biz sizin yanınızdayız siz de Manisa halkının yanında olun" Ekonomik şartlar ve yüksek faiz oranları nedeniyle araç yenileme takvimini revize ettiklerini belirten Başkan Dutlulu, "Normalde araçları hemen değiştirmek istiyorduk ancak yüksek faizler buna engel oldu. Biz de bu bütçeyi yeni hatlar açmaya ve kendi otobüs filomuzu çoğaltmaya ayırdık. Önümüzdeki yıl faizlerin düşmesiyle birlikte özel kredi anlaşmaları ve belediye finansman desteğiyle araçları peyderpey yenileyeceğiz. Biz sizin yanınızdayız, sizden de tek ricamız Manisa halkına hak ettiği kaliteli hizmeti sunmanızdır" dedi. Programa katılan CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, özel halk otobüslerinin kamuya hizmet ettiğini ve belediyelerin direktifleri doğrultusunda çalıştığını söyledi. Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, göreve geldiklerinde ilk olarak şoför esnafına kulak verdiklerini belirtti. Cıllı, "Ana arterlerin asfaltlanması noktasında Besim Başkanımıza gittik, bizi geri çevirmedi. Kendi sorumluluk sahamızdaki yerleri biz, Büyükşehir sorumluluğundaki yerleri de Başkanımız asfaltlıyor. Sonuçta Saruhanlı ve şoför esnafımız kazanıyor. Kendisine destekleri için teşekkür ediyorum" diye konuştu. CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise, toplu ulaşım esnafı ile bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in selamlarını ileten Özalper, esnafın sorunlarını dinlemek için her zaman hazır olduklarını vurguladı. Toplantıda söz alan Tüm Özel Halk Otobüsleri Kooperatifleri Birliği Genel Başkanı Kurtuluş Kara, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı desteklerden övgüyle bahsetti. Sistemin temellerinin merhum Ferdi Zeyrek döneminde atıldığını ve Başkan Besim Dutlulu ile kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade eden Kara, "Bugün Manisa’daki bu hizmet ve destek seviyesi Türkiye’nin hiçbir yerinde yok" dedi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:39
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" dedi. Vizyon 100 Platformu’nun düzenlediği Vizyon 100 İstanbul Summit etkinliği, Türkiye’deki şirketlerin üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik, "Küresel Liderler Oturumu"na da ev sahipliği yaptı. Etkinlikte açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik mimarinin yeniden şekillendiği tarihsel bir eşikten geçildiğini gördüklerini belirterek, "Jeopolitik gerilimler derinleşirken ticaret düzeninin yeniden şekillendiği, yapay zekânın üretim ve emek piyasalarını dönüştürdüğü, iklim değişikliğinin ekonomik maliyetlerinin giderek somutlaştığı, demografik dönüşümün eş zamanlı baskı oluşturduğu bir eşikte bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. Küresel büyümenin bu gelişmelere paralel olarak hala dayanıklılık göstermiş olsa da son üç yıldır yüzde 3’ler seviyesinde seyrederek 2000-2019 ortalaması olan yüzde 3,7’nin altında gerçekleştiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Küresel mal ve hizmet ticaretinin yıllık ortalama büyüme hızı 2000-2019 döneminde yüzde 4,8’den 2020-2025 döneminde yüzde 3 seviyesine gerilemiş; ticaretin yapısı giderek daha bölgesel ve güvenlik odaklı hale gelmiştir" açıklamalarında bulundu. "Bugün bölgemizde yaşanan gerilimler bu kırılgan yapıya yeni riskler eklemektedir" diyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Orta Doğu’da yaşanan savaş; enerji fiyatlarından ulaşım maliyetlerine, finansal piyasalardan para politikası beklentilerine kadar geniş bir alanda etkisini hissettirmektedir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar petrol ve LNG arzını olumsuz etkileyerek enerji fiyatlarını yükseltmiş; artan güvenlik riskleri sigorta primlerini ve navlun maliyetlerini artırmıştır. Doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, gübre maliyetleri üzerinden gıda fiyatları için yukarı yönlü risk oluştururken, bu gelişmeler küresel enflasyon beklentilerini bozarak fiyatlar üzerinde ilave baskı meydana getirmiştir. Jeopolitik risk algısındaki artış, risk primlerini ve borçlanma maliyetlerini yükseltmiş; finansal koşullar sıkılaşmıştır." "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" IMF’nin güncel tahminlerinde 2026 yılı küresel büyüme beklentisinin yüzde 3,1’e gerilediğini ve enflasyon beklentisinin yüzde 4,4’e yükseldiğini kaydeden Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" şeklinde konuştu. "Türkiye adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda" Çatışmalardan uzak, siyasi istikrarı ve politika öngörülebilirliği ile Türkiye’nin adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda olduğunu hatırlatan Yılmaz, "2025 yılında Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarı 13,1 milyar dolara ulaşmış, aynı yıl 475 yatırım projesi için duyuru yapılmıştır. Bu projeler kapsamında yaklaşık 21 milyar dolarlık yatırım ve 47 binin üzerinde istihdam öngörülmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, nitelikli insan kaynağının Türkiye’ye çekmeye yönelik teşviklerin, Türkiye’yi yatırımcılar açısından üretim ve değer oluşturma bakımından çok daha güçlü bir merkez konumuna taşıdığımı vurguladı. Geçtiğimiz günlerde ’Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nı açıkladıklarını aktaran Yılmaz, "Bu program, Türkiye’nin yeni dönemdeki ekonomik konumlanmasını net biçimde ortaya koyan kapsamlı bir stratejidir. Meclisimizde yasal çerçevesi için çalışmaların başladığı program kapsamında üretim ve ihracat odaklı firmalar için son derece rekabetçi bir vergi yapısı oluşturuyoruz. İhracat yapan firmalar için kurumlar vergisini önemli ölçüde indirerek Türkiye’yi küresel ölçekte güçlü bir üretim üssü haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı. İstanbul Finans Merkezi’nin küresel ölçekte etkin bir finans üssü olarak konumlandırma hedefi doğrultusunda finansal piyasaların derinliğini artırdıklarını, uluslararası sermaye ile entegrasyonu güçlendirdiklerini kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Küresel ekonominin yönünün yeniden belirlendiği böyle bir dönemde, doğru konumlanan ülkelerin önümüzdeki yılların kazananları olacağı açıktır. Türkiye, güçlü makroekonomik temelleri, stratejik konumu, nitelikli insan kaynağı ve kararlılıkla uyguladığı politikalarla bu yeni dönemin merkezinde yer almaya devam edecektir."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:01
Denizli OSB ve KalDer sosyal sorumluluk ile kalite dönüşümünde buluştu
Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Denizli Şubesi Yönetim Kurulu Denizli Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu ve Yönetim Kurulu’na tebrik ziyaretinde bulundu. Denizli OSB Yönetim Kurulu Üyeleri İbrahim Onur Yıldırım, Sevde Şensöz Çelik, Orhan Tahtalı ve Bölge Müdürü Ahmet Taş’ın da yer aldığı ziyarette, kurumlar arası iş birliği ve kalite odaklı çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaret kapsamında KalDer Denizli Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Ateş tarafından, LÖSEV Anne Üretim Atölyeleri’nde lösemili çocukların anneleri tarafından hazırlanan "Umut Bebeği", Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu’na takdim edildi. "Kalite odaklı dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam edeceğiz" Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "KalDer’in ülkemizde kalite kültürünün yaygınlaşmasına yönelik yürüttüğü çalışmalar, sanayi ekosistemimizin sürdürülebilir gelişimi açısından önem taşımaktadır. Kurumlar arası güçlü iş birliklerinin, Bölgemizin rekabet gücünü artırmada belirleyici olduğuna inanıyoruz. Öte yandan, LÖSEV Anne Üretim Atölyeleri’nde büyük emek ve duyarlılıkla hazırlanan bu anlamlı hediyenin bizlere takdim edilmesi, sosyal sorumluluğun üretim ve dayanışma ile nasıl bütünleştiğinin somut bir göstergesidir. Denizli OSB olarak hem kalite odaklı dönüşüm süreçlerini hem de toplumsal fayda sağlayan projeleri desteklemeyi kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Ziyaret günün anısına çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 11:18
Soma’nın geleceği masaya yatırıldı
2
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:20
Kahramanmaraş’ta kurbanlık fiyatlarında esnaftan indirim kararı
3
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 11:42
ESOGÜ’de geliştirilen yerli gres teknolojisi Nemli A.Ş.’ye devredildi
4
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:38
Köfteci Yusuf’ta insanlık dersi
5
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 12:37
Borsa İstanbul’da yeni rekor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:02
Garanti BBVA’ya 3 tasarım ödülü
Garanti BBVA, bu yıl tasarım dünyasının en prestijli yarışmalarından biri olan iF Design Awards’da iki farklı projeyle ve A’ Design Award’da bir projeyle ödül kazandı. Garanti BBVA, 1954 yılından bu yana dünyanın en iyi tasarımlarını ödüllendiren uluslararası yarışma iF Design Awards’ta, "yenilenen Garanti BBVA Mobil uygulama" projesiyle Marka ve İletişim Tasarımı kategorisinde, "Pulse App" projesiyle de Kullanıcı Deneyimi Tasarımı kategorisinde iki ödüle birden layık görüldü. Ayrıca banka, "Garanti BBVA Mobil / Evim, Aracım, Seyahatim" projesiyle de A’ Design Award’da bir ödülün sahibi oldu. Projeler; tasarım kalitesi, kullanıcı deneyimi ve yenilikçi yaklaşımlar kapsamında, alanının önde gelen uzmanlarından oluşan jüri ile değerlendirildi. "İhtiyaçları öngören, sade, erişilebilir ve kişiselleştirilmiş deneyimler sunmak için çalışıyoruz" Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik, "Teknolojiyi yalnızca bir araç değil, müşterilerimizin yaşamlarını kolaylaştıran bir köprü olarak görüyoruz. "Birlikte yaparız" anlayışımızla, kullanıcılarımızın finansal yaşamlarının her adımında onlara eşlik ediyor; ihtiyaçlarını öngören, sade, erişilebilir ve kişiselleştirilmiş deneyimler sunmak için çalışıyoruz. Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımımızla, kullanıcı geri bildirimlerini ürün geliştirme süreçlerimize doğrudan entegre ediyor, tasarımın gücüyle müşterilerimizin hayatına gerçek değer katmayı hedefliyoruz. Uluslararası arenada kazandığımız bu ödüller de kullanıcı odaklı yaklaşımımızı ve yenilikçi tasarım anlayışımızı tasdik ediyor. Aynı zamanda küresel standartlarda bir referans noktası haline getiriyor. Bu başarıda emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımı yürekten kutluyorum" dedi. "Teknolojiyi kullanıcıya dokunduğumuz önemli alanlardan biri olarak görüyoruz" Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz, "Teknolojinin genellikle soğuk ve uzak algısını, onu müşterilerimizin deneyiminde fark oluşturan bir güce dönüştürerek değiştiriyoruz. Bu nedenle tüm süreçlerimizi Garanti BBVA bünyesinde oluşturduğumuz uzman ekiplerle yürütüyoruz. Deneyim Tasarımı ekibimiz de bunlardan biri. Bankamızda yapay zekâdan ileri analitik çözümlerine, bulut teknolojilerinden güvenli veri altyapılarına kadar uzanan kapsamlı yatırımlarımızı, müşterilerimizin günlük finansal yolculuklarına değer katan tasarım odaklı çözümlerle destekliyoruz. Kazandığımız bu uluslararası tasarım ödülleri, teknoloji ve tasarımın birleşiminden doğan kullanıcı deneyiminin gücünü bir kez daha ortaya koyuyor. Tüm ekiplerimizi kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Hem son kullanıcıya hem şirket çalışanına dokunan uygulamalar Yapılan açıklamaya göre; 17.6 milyon dijital aktif müşteriye sahip Garanti BBVA, mobil uygulamasını uçtan uca yeniden tasarladı. Yeni, dinamik ve modüler tasarım yaklaşımıyla, müşterilerin ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilebilen bilgi ve işlem alanları geliştirildi. Bu sayede kullanıcılar, finansal işlemlerine her an, her yerden daha da kolay erişebiliyor. Garanti BBVA Mobil uygulamasında yer alan Evim, Aracım, Seyahatim gibi tematik alanlar ise müşterilerin günlük finansal yolculuklarına yeni bir değer kattı. Bu yaklaşım, kullanıcıların günlük yaşamlarında finansal ihtiyaçlarını sade ve kişiselleştirilmiş biçimde yönetmelerine imkân tanıyor. Pulse App ise Garanti BBVA Teknoloji ekiplerinin iç kullanımına yönelik geliştirilen bir uygulama olarak öne çıkıyor. Şirketin milyonlarca kullanıcıya hizmet veren teknoloji altyapısının anlık durumunu izlemeye olanak sağlayan uygulama, olası sorunların erken tespit edilmesini, kurumun dayanıklılığının artırılmasını ve müşteri memnuniyetinin güçlendirilmesini hedefliyor. Pulse, kurum genelinde teknolojik sistem sağlığının şeffaf ve erişilebilir bir şekilde takip edilmesini sağlayarak ekiplerin daha hızlı ve uyumlu hareket etmesine katkı sunuyor.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:00
Türk Telekom 2025 yılı üçüncü çeyrek finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı
Türk Telekom, 2025 yılı üçüncü çeyrek finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. Türk Telekom, sabit hat imtiyaz sözleşmesinin yenilenmesi ve 5G ihale süreci gibi kritik eşikleri içeren 2025 üçüncü çeyreği önemli performans ile tamamladı. Şirket, 2025’in üçüncü çeyreğinde konsolide gelirlerini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,7 artışla 59,5 milyar TL’ye yükseltti. Türk Telekom’un üçüncü çeyrekteki FAVÖK’ü yüzde 21,6’lık artışla 26,7 milyar TL’ye ulaştı. Üçüncü çeyrekteki net karı 10,2 milyar TL olan Türk Telekom, bu çeyrekte 21,7 milyar TL’lik yatırım gerçekleştirdi. Türk Telekom, 2025 yılı üçüncü çeyrek finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. 2025’in üçüncü çeyreğinde güçlü seyrini sürdürerek konsolide gelirlerini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,7 artışla 59,5 milyar TL’ye yükselten Türk Telekom’un, yılın üçüncü çeyreğindeki FAVÖK’ü yüzde 21,6 artışla 26,7 milyar TL’ye ulaşırken, FAVÖK marjı yüzde 44,9 oldu. Üçüncü çeyrekteki net karı 10,2 milyar TL olan şirket, bu çeyrekte 21,7 milyar TL’lik yatırım gerçekleştirdi. Türk Telekom’un 2025 üçüncü çeyrek itibarıyla toplam abone sayısı 56,2 milyon olurken, Türkiye’nin her köşesinde yüksek hızlı internet sunma amacıyla sürdürdüğü çalışmaların sonucunda, fiber ağının uzunluğu 514 bin kilometreye, fiber hane kapsaması 33,9 milyona ve 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı LTE baz istasyonu oranı yüzde 56’ya yükseldi. Mobil alanda tarihin en iyi çeyrek performansını sergileyen şirket, 2,3 milyon net abone kazanımıyla mobil abone sayısını 30,8 milyona yükseltti. 2025 yılı üçüncü çeyreğine dair finansal ve operasyonel sonuçlarını değerlendiren Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "Geride bıraktığımız dönem hem Türk Telekom hem de ülkemizin dijital geleceğinin inşası açısından yeni bir çağın eşiğini temsil ediyor. Öncelikle sabit hat hizmetlerine ilişkin imtiyaz sözleşmemizi ülkemizin menfaatleri çerçevesinde yeniledik. Bu kapsamda Türkiye’nin dijital omurgasını güçlendiren stratejik çalışmalarımızı sürdüreceğiz ve ekonomiye 20 milyar dolarlık doğrudan katkı sağlayacağız. Ardından 16 Ekim’de gerçekleştirilen 5G ihalesinden abone başına en yüksek bant genişliği sunmamızı sağlayan frekansları alarak istediğimiz sonuçlarla ayrıldık. 5G frekans ihalesinde elde ettiğimiz güçlü pozisyon ise geleceğin teknolojilerine yön verecek bir kapasite artışını beraberinde getirdi. Tüm bunlara ek olarak dijital geleceğe yön verecek önemli gelişmelerin yaşandığı bu dönemi olağanüstü bir çeyrek performansı ile tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. Dijital dönüşüm odaklı stratejimizin somut karşılığını ortaya koyan bu sonuçlar gerçekleştirdiğimiz yatırımların ve ülkemizi yarınlara hazırlama vizyonumuzun en önemli göstergesi. Türk Telekom olarak dijital geleceği inşa etme yolculuğunda bayrak taşıyıcı olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Mobilde tarihin en iyi çeyrek performansını kaydettik" Mobilde yılın üçüncü çeyreğinde tarihi bir performans kaydettiklerini, 5G ihalesiyle birlikte yeni bir döneme girerken, doğru yatırımların ve uzun vadeli stratejilerinin karşılığını almaya devam ettiklerini ifade eden Şahin, "Bu dönemde mobil abone sayımız 30,8 milyona ulaştı. Mobilde 2,3 milyon net abone kazanımıyla tarihi bir rekora imza attık. Mobil müşteri tabanımızı güçlendirirken, müşteri memnuniyetini merkeze alan stratejimizle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. MNT pazarında uzun zamandır sürdürdüğümüz liderliğimizi geçen çeyrekteki aranın ardından yeniden kazandık, son on iki ayda 4 milyonu aşan faturalı net abone kazanımıyla bu alanda yeni bir rekora ulaştık. 81 ili uçtan uca bağlayan fiber altyapımızı mobile entegre ederek, Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimi sunan operatör olmayı hedefliyoruz. Ülkemizin dijital dönüşümünde lokomotif rolümüzü pekiştirirken, mobil iş kolumuzu da sürdürülebilir biçimde büyütmeye devam edeceğiz" dedi. "Sabit genişbant içindeki fiber abonelerin payı yüzde 92’ye yükseldi" Türkiye’nin her köşesinde yürütülen yoğun çalışmalarla fiber altyapıyı geleceğin ihtiyaçlarına göre güçlendirmeye devam ettiklerini belirten Ebubekir Şahin, "Herkes için yüksek hızda erişim sunma gayesiyle 81 ilin her noktasında fiber ağ çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sabit genişbant tabanı üçüncü çeyrekte 15,5 milyona, fiber abone bazı ise 144 bin net abone kazanımıyla 14,2 milyona ulaştı. Fiber abonelerimizin toplam sabit genişbant aboneleri içindeki payı geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 87,9 seviyesinden yüzde 92’ye yükseldi. Sabit hat imtiyaz sözleşmemizin yenilenmesiyle birlikte stratejik yatırımlarımıza hız verdik. İkinci çeyrekte 496 bin km olan fiber ağ uzunluğumuz 514 bin km’ye yükseldi ve fiber altyapımız 33,9 milyon hane kapsamasına ulaştı. FTTC hane kapsaması 18,1 milyon, FTTH/B hane kapsaması ise 15,8 milyon oldu" diye konuştu. "Telekom sektöründeki en büyük yeşil finansman hacmine ulaştık" Türkiye’nin dijital geleceğini inşa eden yatırımlara ve çalışmalara ara vermeden devam ettiklerini belirten Şahin, "Sabit hat imtiyaz yenilemesi ve 5G frekans alımları gibi stratejik yatırımların finansmanını sağlamak için gerekli hamleleri yaptık. Eylül-Ekim 2025 döneminde, toplam 1,8 milyar dolar tutarında kapsamlı bir finansman programını başarıyla tamamlayarak, küresel ölçekte çeşitli piyasalardan uzun vadeli ve maliyet etkin kaynaklar oluşturduk. Bu kapsamda 600 milyon dolar tutarında 7 yıl vadeli yeşil eurobond ihracı gerçekleştirdik. 3 katın üzerinde talep gören yeşil eurobond ihracımız yeşil finansman portföyümüzü 1,1 milyar dolar büyüklüğe taşıyarak telekom sektöründeki en büyük yeşil finansman hacmini oluşturdu. Ayrıca; üçü ECA garantili ve biri ikili kredi olmak üzere toplam 612 milyon dolar eşdeğerinde dört uzun vadeli kredi anlaşması ve 600 milyon dolar tutarında 5 yıl vadeli sukuk ihracı yaptık. Uluslararası finansal kurumların Türk Telekom’un güçlü temellerine ve disiplinli bilanço yönetimine duyduğu güvenin önemli bir yansıması olan bu işlemlerle, duyurulan uzun vadeli yatırım taahhütlerimizin önemli bir bölümünü finanse edecek kaynakları güvence altına almış bulunuyoruz" dedi. "5G’de abone bazında en yüksek kapasiteye sahip operatör Türk Telekom" 16 Ekim’de gerçekleştirilen 5G frekans ihalesinde güçlü sonuçlar elde ettiklerini vurgulayan Şahin, "5G frekans ihalesinde güçlü sonuçlar elde ederek mobildeki oyun kurucu rolümüzü pekiştirecek değerli frekansları güvence altına aldık. Bu sayede 5G geçiş sürecinde daha hızlı ve daha güvenilir mobil hizmetler sunma yeteneğimizi artırdık. İhalenin ardından, hem 3,5 GHz bandında hem de toplam kapasite bazında abone başına en yüksek kapasiteye sahip operatör konumuna ulaştık ve toplam spektrum portföyümüzü 315 MHz’e genişlettik. LTE baz istasyonlarımızın yüzde 56’sının fiber bağlantılı olması, bizi küresel 2030 hedeflerinin üstüne taşıyor. 5G’nin Nisan 2026’da planlanan ticari lansmanı, güçlü altyapımız ve geniş fiber omurgamız sayesinde müşteri deneyimini daha da ileri taşıyacağımız ve Türkiye genelinde yenilikçi dijital hizmetlere açıldığımız yeni bir dönemin başlangıcını temsil edecek. Sağlık, tarım, ulaşım, spor ve turizm gibi alanlarda yürüttüğümüz öncü 5G çalışmalarımız, hem ağ kabiliyetlerimizi hem de yeni nesil teknolojileri etkin biçimde uygulama yetkinliğimizi açıkça gösteriyor. İletişimin her döneminde olduğu gibi 5G çağında da öncü rolümüzü sürdüreceğiz" diye konuştu.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:54
AXA Türkiye’den ‘Empati Güvencesi’ yaklaşımı
AXA Türkiye, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlediği Acenteler Toplantısı’nda bini aşkın acentesiyle buluştu. Katılımcılar, şirketin 2025 üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını, güven anlayışını yeniden tanımlayan ‘Empati Güvencesi’ yaklaşımını, bu doğrultuda geliştirilen yeni ürünleri, teknoloji yatırımlarını ve 2026 yol haritasını birinci ağızdan dinledi. Türkiye’nin önde gelen sigorta şirketlerinde AXA Türkiye, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde acenteleriyle bir araya geldi. Toplantıda sunum yapan AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, 2025 yılı üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını paylaşarak şirketin neredeyse tüm branşlarda pazar payını artırdığını ve sektör ortalamasının 10 puan üzerinde büyüme kaydettiğini açıkladı. Ölken, bu güçlü performansın AXA Grubu’nun global sonuçlarıyla paralel ilerlediğini, dayanıklılık ve müşteri odaklı ürün geliştirmenin finansal başarıda belirleyici rol oynadığını vurguladı. Yıllardır sürdürebilirliğe yatırım yapan, dayanıklılık odağında ilerleyen, acenteleri ve müşterileriyle kurduğu güven ilişkisini uzun zamandır koruyan şirket, empati güvencesi tanımıyla sigortacılığı yalnızca risk yönetimi değil, insanı merkeze alan güçlü bir bağa dönüştürmeyi hedefliyor. Empati Güvencesi: Güvene odaklanan yepyeni bir yaklaşım Yapılan açıklamaya göre, şirketin empati güvencesi yaklaşımı, sigortayı hasar anında devreye giren bir poliçe olmanın ötesine taşıyarak müşterinin işine, sağlığına ve günlük yaşamına temas eden bütünsel bir güvence modeline dönüştürüyor. Şirkette bu yaklaşım, şirketin sigortacılığı insan ve güven odaklı bir deneyime dönüştürme vizyonunun en somut örneklerinden biri olarak öne çıktı. Toplantıda konuşan AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, empati güvencesi stratejisinin yalnızca finansal sonuçlarda değil, müşteri deneyimi ve memnuniyetinde de gözle görülür olumlu sonuçlar ürettiğini vurgulayarak şu mesajı verdi: "2026 yılında büyüme kararlılığımız hız kesmeden sürecek. Teknolojiyi, inovasyonu ve büyük veriyi bugüne kadar yalnızca süreçleri iyileştirmek için değil; acentelerimizin ve müşterilerimizin hayatını kolaylaştırmak için kullandık. Şimdi bu yaklaşımı bir adım ileri taşıyor, tüm operasyonlarımızın merkezine empati güvencesini yerleştiriyoruz. Empati güvencesi; AXA Türkiye’yi bir sigorta şirketi olmanın ötesine taşıyan, sigortacılık sistemine değil insani güvenceye odaklanan yepyeni bir iş modeli anlayışını ifade ediyor. Müşteri davranışlarını daha iyi anlayacağımız, sadakati ve yenilemeyi yeniden tanımlayacağımız bir döneme giriyoruz. Çünkü bizim işimizin merkezinde riskler değil, insanlar ve onların kendilerini güvende hissetmesi var. 2030 tutkumuz doğrultusunda ilerliyoruz: Gücümüzü empatiyle birleştiriyor ve empati güvencesi olma konusundaki kararlılığımız ile sigortacılığın geleceğini şekillendiriyoruz." AXA Türkiye’den bugünün ve geleceğin dikkat çeken gelişmeleri Açıklamaya göre, müşteri beklentilerini ve değişen yaşam koşullarını yakından takip eden şirket, yenilikçi ürün ve hizmetleriyle sigorta sektöründe öne çıkıyor. Değişen ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilen çözümler, bireylerden KOBİ’lere, esnaftan çiftçilere kadar geniş bir kesimin güvence ihtiyacına yanıt veriyor. Bu kapsamda; esnaf ve mikro işletmelere yönelik geliştirilen Esnaf Sağlığım Tamam, tarım gelirini iklim risklerine karşı koruyan Çiftçi Koruma Paketi, modüler teminat yapısıyla KOBİ’lere özel tasarlanan Siber Riskler Sigortası ve çok yakında bireylerin dijital varlıklarını güvence altına alacak Bireysel Siber Riskler Sigortası ürünü gibi yenilikçi ürünler acentelerle paylaşıldı. Teknoloji yatırımları, inovasyon ve yeni fikirlerin şirketteki dönüşüme etkileri Toplantıda şirketin teknoloji yatırımları da öne çıkan başlıklar arasındaydı. Sigortacılık iş, süreç ve deneyimini sürekli öğrenen, kurum içinde "YAVER" ekosistemi olarak adlandırılan AXAGPT’nin, iş süreçlerine entegre edilmesiyle birlikte veriye dayalı bilgilere daha hızlı ve etkin şekilde ulaşılmasını, kullanıcı deneyiminin üst seviyelere taşınmasını sağlayan bir platform olarak geliştirildiği aktarıldı. YAVER, şirketin dijital dönüşüm yolculuğunda önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Ölken, yapay zeka destekli sistem YAVER’in yalnızca satış ekiplerine raporlama yapmakla kalmadığını, aynı zamanda acentelerin iş verimliliğini önemli ölçüde artırdığını belirtti. Ölken, YAVER’in son iki ayda 50 milyon TL’nin üzerinde ek satış hacmi oluşturduğunu vurgulayarak, platformun hem ticari hem operasyonel anlamda güçlü bir değer ürettiğini ifade etti. YAVER’in çok yakında AXATek platformu üzerinden acentelerin kullanımına da açılacağını aktaran Ölken, bu sayede hem çalışan deneyimini hem de acente deneyimini eş zamanlı olarak güçlendirmeye devam edeceklerini söyledi. Satış ve servis süreçlerinde önemli verimlilik artışı sağlamayı hedeflediklerini belirten Ölken, 2026 yılı itibarıyla YAVER’i tüm acentelerin büyüme ve gelişimini destekleyen bir "empati güvencesi platformu" haline getirmekte kararlı olduklarını dile getirdi. Konuk konuşmacı Bengisu Avcı’dan ilham veren hikâye Toplantının diğer bölümünde, dünyanın en zorlu açık su parkurlarından oluşan Ocean’s 7’yi tamamlayan Türk sporcu olarak tarihe geçen Bengisu Avcı, cesaret, azim ve kararlılık odaklı ilham veren hikâyesini acentelerle paylaştı. Biyoçeşitliliğe, iklim değişikliğine ve küresel ısınmaya da dikkat çeken milli yüzücünün engelleri aşma, hedefe odaklanma ve pes etmeden ilerleme temalarını merkeze alan konuşması, toplantının dikkat çeken bölümlerinden biri oldu. Şirketle aynı vizyonu paylaşmaktan duyduğu gururu dile getiren Değerler Ortağı Bengisu Avcı’nın ilham verici konuşmasında, şirketin "Gelecek Neden Bir Risk Olsun ki?" yaklaşımıyla örtüşerek, insan potansiyeline duyulan güvenin geleceğe umutla bakmanın en güçlü teminatı olduğu bir kez daha vurgulandı. Şirket, yalnızca finansal ve operasyonel başarılarıyla değil, sürdürülebilir bir gelecek oluşturmaya yönelik kararlılığıyla da sigorta sektöründe fark oluşturmaya devam ediyor. İklim risklerinin azaltılması, toplumsal dayanıklılığın artırılması ve doğal kaynakların korunması odağında yürütülen projeler; yeşil enerji yatırımlarından düşük karbonlu sigortacılık çözümlerine, biyoçeşitliliği destekleyen değer ortaklıklarından farkındalık projelerine kadar geniş bir alana yayılıyor. Şirketin 2018’de ‘Sigorta 4.0’ vizyonuyla başlayan yolculuğu, sonraki yıllarda "ödeyenden çözüm ortağına dönüşüm" hedefiyle güçlendi. "İnsanlığın gelişmesi adına insanlar için değerli olanı korumak" misyonundan beslenen bu dönüşüm, bugün 2030 tutkusunda empati güvencesi yaklaşımıyla devam ediyor.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:38
Çorum’da hamsinin kilosu 40 liraya düştü: Metrelerce uzunlukta kuyruk oluştu
Çorum'da kilogramı 40 TL'ye düşen hamsiden satın almak isteyen vatandaşlar balıkçı önünde metrelerce uzunlukta kuyruk oluşturdu.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:34
Serbest piyasada döviz fiyatları
Dolar 42,0870 liradan, euro ise 48,4050 liradan güne başladı. İstanbul Kapalıçarşı’da 42,0850 liradan alınan dolar 42,0870 liradan, 48,4030 liradan alınan euro ise 48,4050 liradan satılıyor. Son kapanışta dolar 42,08 liradan, euro ise 48,40 liradan satılmıştı.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:34
TRAKON LITE’a, Mavi Vatan’ı koruma görevi
UNIROBOTICS tarafından geliştirilen TRAKON LITE (Naval) Uzaktan Komutalı Silah Sistemi, CANiK M2 QCB ağır makineli tüfek ile SALVO Silahlı İnsansız Deniz Aracı üzerinde Türk Deniz Kuvvetleri envanterine girdi. Samsun Yurt Savunma (SYS Grup) şirketlerinden UNIROBOTICS ve CANiK, DEARSAN Tersanesi tarafından inşa edilen SALVO Silahlı İnsansız Deniz Aracı (SİDA) projesinde önemli bir başarıya imza attı. TRAKON LITE Uzaktan Komutalı Silah Sistemi (UKSS) ve CANiK M2 QCB ile donatılan SALVO SİDA, TCB 1401 borda numarasıyla Türk Deniz Kuvvetleri envanterine resmen girdi. Bu entegrasyon, UNIROBOTICS ve CANiK’in yerli ve milli teknolojilerle geliştirdiği çözümlerin, modern muharebe sahasındaki insansız deniz platformlarının ihtiyaçlarını karşılamadaki etkinliğini bir kez daha kanıtladı. DEARSAN Tersanesi’nin tasarlayıp ürettiği SALVO SİDA, 14,79 metre uzunluğa, 3,83 metre genişliğe ve 0,75 metre drafta sahip bulunuyor. SALVO SİDA, dizel motor opsiyonlarına göre 35+ knot (+64.8 km/sa) hıza ulaşabiliyor. UNIROBOTICS’in TRAKON LITE UKSS’si ile entegre edilen araç, 12,7 mm CANiK M2 QCB 12.7x99 mm ağır makineli tüfeğin yanı sıra isteğe bağlı olarak 5,56 mm, 7,62 mm makineli tüfek veya 40 mm bomba atar ile donatılabiliyor. Marmara Denizi’ndeki testlerde sistem, 11 km mesafedeki sahil kontrol istasyonu üzerinden hedefi başarılı şekilde vurdu - operasyonel kabiliyet doğrulandı. UNIROBOTICS, kuruluşundan bu yana deniz platformlarına yönelik özel çözümler geliştirerek sektörde fark oluşturuyor. Daha önce Türk Deniz Kuvvetleri’nin HİSAR sınıfı Açık Deniz Karakol Gemileri’ne entegre edilen TRAKON TARGAN UKSS’nin başarısının ardından, insansız deniz araçları (İDA/SİDA) için de öncü bir çözüm oluşturuyor. Günümüz muharebe sahasında insansız deniz araçlarının yoğun kullanımı göz önüne alındığında, TRAKON LITE’ın yapay zeka tabanlı üstün yazılım mimarisi, haberleşme kesintilerinde dahi görevin emniyetli şekilde sürdürülmesini sağlayarak operasyonel süreklilik sunuyor. Hafif ve kompakt tasarımıyla farklı platformlara uyumlu olan sistem, stabilizasyon, hedef angajman doğruluğu ve açık arayüzler sayesinde entegrasyon kolaylığı sağlıyor. CANiK M2 QCB 12.7x99 mm ağır makineli tüfek ise sahada kanıtlanmış performansı, düşük dağılım ve yüksek güvenilirliği ile TRAKON LITE’ın caydırıcılığını üst seviyeye çıkarıyor. Denizdeki zorluklara özel çözüm UNIROBOTICS Genel Müdürü Ömür Baç, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Deniz sistemleri, kuruluşumuzdan bu yana yoğun mesai harcadığımız stratejik bir alan. Deniz tipi UKSS’ler doğaları gereği zorlu çevre şartlarına dayanacak şekilde tasarlanır; insansız deniz sistemleri ise kara platformlarından farklı olarak uzun menzillerde kesintisiz görev icra eder. Bu nedenle yalnızca donanımda özel çözümler sunmak yetmez; aynı zamanda yapay zeka destekli gelişmiş yazılımlar da şarttır. UNIROBOTICS bu noktada fark oluşturuyor. SİDA’ların değişken taşıma kapasitelerine rağmen hafif ve kompakt UKSS ihtiyacı kritik; TRAKON LITE (Naval) tam da bu ihtiyaca cevap vermek üzere geliştirildi. Bilindiği üzere daha önce Türk Deniz Kuvvetleri’nin HİSAR sınıfı Açık Deniz Karakol Gemileri’nde TRAKON TARGAN ile yerimizi almıştık. Şimdi ise SALVO SİDA ile envantere insansız bir platform üzerinden dahil olmak bizim için büyük bir onur. Önümüzdeki dönemde insansız deniz sistemlerinin ihracatta güçlü bir ivme oluşturacağına yürekten inanıyoruz" dedi.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:27
Erdemir’in yürüttüğü altın arama çalışmalarında Sivas’ta 424 bin ons mümkün kaynak tespit edildi
Türkiye’nin önde gelen entegre çelik üreticilerinden Erdemir, madencilik alanındaki büyüme hamlesinde önemli bir keşfe imza attı. Şirketin bağlı ortaklığı Ermaden uhdesinde bulunan Sivas-Alacahan Köyü mevkiinde yürütülen arama faaliyetleri sonucunda, 424 bin ons altın tespit edildi. Şirket, Türkiye’nin yer altı zenginliklerinin ekonomiye kazandırılması için yeni kaynak arama ve sondaj çalışmalarına devam edecek. Erdemir’in Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden yaptığı açıklamada, Erdemir’in bağlı ortaklığı Erdemir Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Ermaden) tarafından, Sivas ili Kangal ilçesi Alacahan Köyü mevkiinde yürütülen arama faaliyetleri kapsamında, Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu (UMREK) ve Australasian Joint Ore Reserves Committee (JORC) standartlarına uyumlu olarak hazırlanan "Mümkün Kaynak" düzeyinde, yaklaşık 14,9 milyon ton cevherde ortalama 0,89 g/t altın tenörüyle 424 bin ons altın içeriği tespit edildiğini açıkladı. "Yerli üretim gücümüzle Türkiye’nin geleceğine yatırım yapıyoruz" OYAK Genel Müdürü ve Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu değerlendirmede bulundu: "Çelik sektöründeki gücümüzü madencilik alanında da stratejik bir büyüme hamlesine dönüştürmüş durumdayız. Ülkemizin yer altı zenginliklerini sürdürülebilir bir yaklaşımla ekonomiye kazandırmak bu stratejimizin en önemli parçasını oluşturuyor. Ermaden, Sivas-Alacahan sahasında yürüttüğü titiz ve aralıksız sondaj çalışmaları neticesinde, 424 bin ons gibi çok kıymetli mümkün kaynağını ortaya çıkardı. Bu keşfi, doğru strateji ve kararlı çalışmalarımızın ilk ve önemli bir meyvesi olarak görüyoruz. Aynı bölgede yeni kaynak arama faaliyetlerimize devam ederken, bu yerli kaynağı katma değere dönüştürerek hem sanayimizin geleceğini güçlendirmeyi hem de ülke ekonomisine uzun vadeli katkı sağlamayı hedefliyoruz. Mevcut 5 bin 804 hektarın şimdilik 45 hektarlık alanında yaptığımız çalışma sonucunda, JORC ve UMREK standartlarına uygun 424 bin ons mümkün kaynak tespit ederek hedefimize doğru ilk adımımızı atmış olduk. Önümüzdeki yıl 2. çeyrek sonuna kadar söz konusu bölgede dolgu sondajlarımızı hızlıca bitirip, mümkün kaynağımızı ölçümlenmiş rezerv haline getirmeyi hedefliyoruz. Rezerv raporumuz ile ekonomik işletilebilir değerimizi ortaya çıkarmamız çok önemli. Eş zamanlı olarak sahamızın toplam potansiyelini artırmak için 45 hektar dışında kalan alanda da arama ve kaynak tespiti sondajlarımıza devam edeceğiz." Sondaj ve arama çalışmalarına devam ediyor Ermaden tarafından Alacahan sahasında yapılan çalışmalar, 5 bin 804 hektarlık ruhsat sahasında bugüne kadar 45 hektarlık alanda yürütülen sondaj faaliyetleriyle gerçekleştirildi. Toplam 360 adet karotlu sondajda 96 bin 649 metre delme işlemi tamamlandı ve 96 bin 533 adet ateş analizi sonucu elde edildi. Analizler, uluslararası geçerliliğe sahip Bureau Veritas Ankara Laboratuvarı tarafından yürütüldü. Ermaden, mevcut modelleme alanında dolgu sondajlarına devam ederken, sahanın henüz sondaj yapılmamış potansiyel bölgelerinde de yeni arama çalışmaları planladı. Dolgu sondajları ve devam eden kaynak artırımı çalışmaları sonrasında, yeni veriler doğrultusunda kaynak sınıflandırmasının güncellenmesi ve rezerv hesaplamalarına yönelik fizibilite çalışmalarına geçilmesi planlanıyor.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:26
Tropikleşen Çukurova’nın ürünleri sergilendi
Adana’da buğday, pamuk ve narenciye gibi geleneksel ürünler yerine yetiştirilen ejder meyvesi, mango, avokado ve muz gibi tropikal ürünler sergilendi. Tropikal meyveleri tadan ziyaretçiler, ürünlerin Adana’da yetiştiğini öğrenince şaşırdıklarını ifade etti. Türkiye’nin en önemli buğday, pamuk ve narenciye üretim merkezlerinden Adana’da iklim değişikliğiyle birlikte ürün çeşitleri de çoğaldı. Bir zamanlar pamuk ayağıyla ünlü şehirde artık binlerce dönüm narenciye bahçeleri, binlerce dönüm buğday tarlalarının yanı sıra tropik ürünler de yer alıyor. İklim değişikliğinin en büyük etkilerini yaşayan kentte, seralarda üretilen avokado, muz, ejder meyvesi, mango, yaban mersini gibi ürünler tarım fuarında Yüreğir Ziraat Odası standında görücüye çıkartıldı. Stantta bulunan tropikal ürünler ve narenciye ürünleri, ziyaretçilere ikram edildi. Tropikal ürünlerin Adana’da yetiştiğini duyan vatandaşlar şaşırdı. "Pamuk ağaları eskiden gündeme gelirdi, o devir kapandı" İhlas Haber Ajansı’na konuşan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Çukurova’nın tropikleştiğini anlatarak, "Adana’nın ürün çeşitliliği çok fazla. Türkiye narenciye üretiminin yüzde 40’ı Adana’da üretiliyor. Tropikal ürünlerin son yıllarda üretimi arttı. Adana’da her geçen gün sera ekimi artmakta. Pamuk ağaları eskiden Adana’da gündeme gelirdi ancak o devir kapandı. Adana yavaş yavaş tropikal ürünlere dönüyor, bu ürünlerin Adana’da yetiştiğini görenler şaşırıyor" ifadelerini kullandı. Vatandaşlardan Melek Didem Demirci ise tropik ürünlerin Adana’da yetiştiği bilmediğini belirterek, "Adana’da normalde narenciye ünlüyken böyle tropik ürünleri görmek beni şaşırttı. Tatlarına da baktım ve çok beğendim. Adana’da yetiştiğini bilmiyordum, şimdi öğrendim" diye konuştu.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:19
Kilosu etle yarışıyor: Japonların gözdesi sedir mantarı çıktı
Adana’nın Feke ilçesinde orman köylüleri, kilosu bin liraya kadar yaklaşan "Sedir (Katran) mantarı" için sabah ezanıyla birlikte ormanlara gitmeye başladı. Geçen yıl kuraklık nedeniyle çok çıkmayan sedir mantarı, bu yıl son zamanlardaki yağışların etkisiyle yeniden yüz güldürürken, Japonya’ya ihraç edildiği bildirildi.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:18
Başkan Kıvanç: "Adana sanayisi zorluklara rağmen ihracatta direncini koruyor"
Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Adana’nın Ekim ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,3 azalışla 264 milyon 659 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini açıkladı. Başkan Kıvanç, 2025 yılının Ocak-Ekim döneminde ise Adana’nın toplam ihracatının yüzde 0,3 artışla 2 milyar 468 milyon dolara ulaştığını belirtti. Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan Ekim 2025 ihracat verilerini değerlendirdi. Başkan Kıvanç, küresel ticarette yaşanan daralma, artan maliyetler ve jeopolitik risklerin ihracatçıları zorladığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Sanayicilerimiz bütün zorluklara rağmen üretmeye, istihdam sağlamaya ve ihracatla katma değer oluşturmaya devam ediyor. Ekim ayında yaşanan sınırlı düşüşü geçici görüyoruz. İlk 10 aylık dönemde ihracatımızı artırmayı başarmamız, Adana sanayimizin dayanıklılığı ve rekabet gücünün en güçlü göstergesidir. Hedefimiz yılın son iki ayında daha güçlü bir performans ortaya koymak." "Irak ilk sırada yer aldı" Ekim ayında Adana’dan en fazla ihracat yapılan ülke 20,7 milyon dolarla Irak olduğunu belirten Başkan Kıvanç, "Irak’ı 19,7 milyon dolarla İspanya, 15,1 milyon dolarla İtalya izledi. Ocak-Ekim dönemine bakıldığında da 183,3 milyon dolarlık ihracat ile Irak ilk sıradaki yerini korurken, 164,6 milyon dolarla İspanya ve 152,9 milyon dolarla Almanya öne çıktı" diye konuştu. "Kimya sektörü liderliğini sürdürüyor" Ekim ayında Adana’dan en fazla ihracat yapan sektörün 46,8 milyon dolarla Kimyevi Maddeler ve Mamulleri olduğunu söyleyen Başkan Kıvanç, "Bu sektörü 46,3 milyon dolarla Tekstil ve Hammaddeleri, 33,7 milyon dolarla Otomotiv Endüstrisi takip etti. Yılın ilk 10 ayında ise Kimyevi Maddeler ve Mamulleri 508,2 milyon dolar ile birinci, Tekstil ve Hammaddeleri 417,3 milyon dolar ile ikinci, Otomotiv Endüstrisi 291,9 milyon dolar ile en çok ihracat gerçekleştiren sektörler oldu" ifadelerini kullandı. "Adana’nın ihracat potansiyeli çok daha yükseğe çıkacak" Sözlerini sürdüren Başkan Kıvanç, Adana’nın stratejik bir merkez olduğuna vurgu yaparak, "Adana, lojistik açıdan stratejik bir merkez, nitelikli iş gücüne sahip ve sektörel çeşitliliği güçlü bir şehir. Sanayicilerimizin azmi ve üretim kabiliyeti sayesinde ihracatımızı daha da yukarı taşıyacağımıza inanıyoruz. Kentimizin ihracat başarısında emeği bulunan tüm firmalarımıza, iş insanlarımıza ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum"diyerek sözlerini tamamladı.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:15
Van OSB’den çevreye duyarlı büyüme hamlesi
Van Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Memet Aslan, çevreyle uyumlu sanayi anlayışını güçlendirmek amacıyla endüstriyel arıtma tesisi kurulumu için gerekli başvuruların yapıldığını ve uygulama projelerinin tamamlanmak üzere olduğunu söyledi. Van’ın istihdam ve üretim üssü olarak bilinen Van OSB’de çalışmalar hummalı bir şekilde devam ediyor. Sanayi bölgesinin hem altyapı hem de istihdam kapasitesinde büyük bir dönüşüm yaşanıyor. OSB’nin fiziki altyapısında kapsamlı yenileme çalışmaları yürütüldüğünü dile getiren Başkan Memet Aslan, Van OSB’nin yalnızca üretimi değil, çevreyi de merkeze alan bir sanayi modeli inşa ettiğini vurguladı. Aslan, "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın destekleriyle endüstriyel arıtma tesisi için resmi sürecimizi başlattık. Şu anda uygulama projeleri tamamlanmak üzere. Bu tesis, bölgemizin çevresel sürdürülebilirliği açısından büyük bir dönüm noktası olacak" dedi. Van OSB Başkanı Aslan, kurulacak tesisin yalnızca çevreyi korumakla kalmayacağını, aynı zamanda OSB’nin üretim kapasitesini de çeşitlendireceğini belirtti. Aslan, "Endüstriyel arıtma tesisimiz sayesinde kimyasal atık ve tekstil boyahanesi gibi ağır sanayi üretim hatlarını güvenli şekilde bölgemize kazandırabileceğiz. Bu, hem istihdam hem de ihracat açısından Van için önemli bir sıçrama anlamına geliyor" diye konuştu. Başkan Aslan, Van OSB’nin hayata geçirmeyi planladığı arıtma tesisinin sadece sanayi alanı için değil, Van Gölü Havzası’nın korunması açısından da kritik bir rol oynayacağını vurguladı. Aslan, "Van Gölü bizim ortak mirasımız. Sanayileşmeyi çevreye zarar vermeden gerçekleştirmek zorundayız. Bu bilinçle, temiz üretim anlayışını tüm işletmelerimize yaymayı hedefliyoruz. Bundan dolayı Van Organize Sanayi Bölgesi olarak son dönemde enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve çevre projeleriyle Doğu Anadolu Bölgesi’nin en çevreci OSB’lerinden biri olma yolunda ilerliyoruz. Yeni endüstriyel arıtma tesisi tamamlandığında ise bölgedeki sanayi faaliyetleri doğaya zarar vermeden sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam edecek" şeklinde konuştu.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:12
Pidenin bu kez elmalısını yaptılar
Karadeniz’le özdeşleşmiş Trabzon pidesi elma ile buluşunca ortaya çok farklı bir lezzet çıktı. Pide ustası Abdulkadir Bektaş, daha önce bölgenin simge lezzetlerinden hamsiyi, kuymağı pideyle buluşturduklarını hatırlatarak şimdi de sıra dışı bir projeye imza atarak Trabzon’un coğrafi işaretli Yomra elması ile pide yaptıklarını söyledi. Yaklaşık 40 yıldır baba mesleğini sürdüren Bektaş, Yomra Belediyesi’nin sosyal sorumluluk projesine destek vererek yöresel bir lezzeti yeniden yorumladı. Sürekli yenilik içerisinde olduklarını kaydeden Bektaş, "1984 yılından beri baba mesleğini sürdürüyoruz. Biz pideciyiz ancak sürekli araştırma ve yenilik içindeyiz. Daha önce hamsiyi pideyle buluşturmuştuk. Yomra Belediye Başkanımız Mustafa Bıyık, çok güzel bir sosyal proje başlattı. Normalde Yomra’nın kendine özgü bir elması vardır; tarihsel bir öneme sahip olmasına rağmen bugüne kadar çok ön plana çıkmamıştı. Şimdi bu elma coğrafi işaret aldı. İnsanları teşvik etmek için belediyemiz hem Yomra elmasının fidesini yetiştirip vatandaşlara dağıtıyor hem de üretilen elmayı para karşılığında geri alıyor. Biz de bu sosyal sorumluluk projesine katkıda bulunmak istedik. Önce elmalardan komposto yaptık, müşterilerimize ikram ettik. Sonrasında ise elmayı pideyle buluşturduk. Bizim eskiden ’fış fış’ dediğimiz, yokluk zamanlarının bir tatlısı vardır. Elma ve armutları toplar, kuzine sobalarda ya da ev fırınlarında pişirirdik; o lezzet bambaşka olurdu. Biz de bu geleneği yaşatmak istedik ve elmayı üç farklı şekilde müşterilerimize sunduk. Çok güzel geri dönüşler aldık, şu anda da elma kompostomuzu ikram etmeye devam ediyoruz" dedi. İlk kez biz yaptık ortaya çok farklı lezzet çıktı Elmayı ilk kez pideyle buluşturduklarını belirten Bektaş, "Elmadan yapılan pideyi ilk kez biz yaptık ve ortaya gerçekten çok farklı, çok lezzetli bir ürün çıktı. Bana göre böyle bir lezzet yok; insanlar bunu tatmadan tahmin edemez. Pidede elmanın tadı harika bir şekilde ortaya çıkıyor. Artık bu ürünü menümüze ekleyeceğiz; müşterilerimiz isterse onlara da sunacağız. Bu çalışmayla bir farkındalık oluşturmak istedik. Örneğin, masada beş kişi oturduğunda bir kişi merak edip ’Ben bir tane elmalı pide denemek istiyorum’ dediğinde, onu da sunabileceğiz inşallah. Bu lezzetin geleceği olduğuna inanıyorum; araştırılması, tanıtılması gerekiyor. Çünkü bu bizim kültürümüz ve biz bu kültürü yaşatmak zorundayız" diye konuştu. Daha önce bölgenin yöresel tatlarından kuymak, hamsiyi pideyle buluşturduklarını hatırlatan Bektaş, "Bizim için pazar günleri pide kültürdür, amacımız da bu kültürü yaşatmak. Günümüzde çocuklar fast food alışkanlığıyla büyüyor; hazır gıdalara yöneldiler, evlerde artık tencere kaynamıyor. Biz bu değerleri yeniden hatırlatmak istiyoruz. Ben araştırmacı bir pideciyim. 15 yıl önce kuymağı pideye koydum, ardından hamsiyi pideyle buluşturdum. Şimdi de elmayı pideye ekledim. Bundan sonra da yeni projeler üzerinde çalışmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder