EKONOMİ
KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu: "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır, Türkiye Cumhuriyeti için vardır" 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 22:07:36 Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti (KKTC) Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır" dedi. Ankara’da EkoAvrasya Vakfı, Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Türk Dünyası Sivil Toplum İşbirliği Derneği paydaşlığında, "Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik İlişkilerin Güçlendirilmesi" başlıklı toplantı düzenlendi. Toplantıda konuşan KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, özellikle ifade etmek isterim ki ekonomisinden önce konumuyla alakalı; Akdeniz’in ortasında 3355 kilometrekarelik bir Türk toprağında, 1974’ten sonra, Türkiye Cumhuriyeti kurduktan sonra verilen savaş sonrasında, ilk kez ve son kez verilen savaş. Şehit kanlarıyla, mücahit kanlarıyla kazanılan 74 savaşından sonra büyük bir zaferin sonucunda kurulan 17. Türk devletidir. Türklük devletine devam edilen, işte biraz önce de ifade edildiği gibi bütün izolasyonlara ve ambargolara rağmen ayakta duran, 195 ülkenin tanımadığı, 155 ülkenin tanımadığı, dünyanın tanımadığı ama Türkiye’nin tanımasıyla hayatta var olan, var olmaya devam edecek olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Özellikle ifade etmek isterim, Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: ’Bir Türk dünyaya bedeldir, bir Türkiye dünyaya bedeldir" ifadelerini kullandı. Bölgedeki savaşın Kıbrıs adasının önemini gösterdiğini ifade eden Amcaoğlu, "Yaklaşık 2 buçuk aydır süren savaşın ortaya çıkardığı acı gerçekler var ki, işte Kıbrıs adasının ne denli önemli olduğu. 1937’de Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi, Kıbrıs Türk idaresinde bir sıkıntı yaşamaması konusunda Millet Meclisinde kendi milletvekillerini uyarırken; ’Oradaki Kıbrıs Türkünün bir sıkıntı yaşamaması, aksi takdirde İskenderun Körfezinden dışarı çıkamazsınız, bütün ikmal yollarınız tıkanır’ dediği noktada olduğu gibi gerçekleri yaşıyoruz. Buradaki nöbet sadece o 3355 kilometrekarelik topraklarda yaşayan Kıbrıs Türkünün, 455 yıl önce 1571’de oraya varan Osmanlı’nın torunlarının, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı bir sorumluluk değildir. Oradaki nöbet ve sorumluluk, 300 milyonluk Türk nüfusunun ve başta Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle sorumluluk alanı içerisinde var olma mücadelesinden başka bir şey değildir" şeklinde konuştu. Kıbrıs’ın ekonomik hedeflerinden bahseden Amcaoğlu, "Ölçeğine baktığınızda, hedefleri olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden bahsederken; şu an 30.000 yatak kapasitesiyle 50.000 yatak kapasitesine ulaşmayı 2030’a kadar hedefleyen, yıllık 2 milyon turisti ile yaklaşık 4 milyonluk turisti hedefleyen, şu anki 88.000 yükseköğrenim öğrencisiyle birlikte 150.000 yüksek eğitim öğrencisi bilişim ve inovasyonla buluşturmayı hedefleyen ve bunun yanında da şu an 160 milyon dolarlar civarında olan ihracatını önümüzdeki 2030 yılına kadar 1 milyar dolara çekme hedefiyle Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte omuz omuza mücadele veren bir Kıbrıs Türk halkından rahatlıkla bahsedebiliriz" diye konuştu. "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır" Ticaret Bakanlığının KKTC’ye katkılarından bahseden Amcaoğlu, şunları kaydetti: "Burada bulunmuşken özellikle ifade etmek isterim ki, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığının yıllardır vermiş olduğu katkılar ortada. Ama özellikle Profesör Doktor Ömer Bolat’ın da yönetimindeki Türkiye Ticaret Bakanlığının son 2022 yılından ötürü ve beridir vermiş olduğu destek çok açık ve bariz bir şekilde ortada. Ve ülkemizin sadece turizmle değil, yaklaşık 4 milyar dolarlık ithalatın karşılığında dış ticaret açığını sağlayan turizmle değil, yüksek eğitimle değil; kendi kendine yetebilen bir sanayi ile, kendi alanlarındaki ihtiyacını üretebilen bir üreticisiyle, sanayicisi ve ticaret adamıyla birlikte var olma savaşı başarıyla devam etmektedir. Birkaç rakam vermek istiyorum. 2021’de yaklaşık 128 milyon dolar olan ihracatının 38 milyon dolarını Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamıyla yapabilen bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin şu anki geldiği nokta; 157 milyon dolarlık ihracatının 68 milyon dolarlık kısmını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti kıyı ticareti kapsamında Türkiye’ye yapabiliyor. Ve özellikle son birkaç yıldır pozitif anlamdaki gayretleriyle sayın Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın sadece Ocak-Mart ayındaki rakam 41 milyon dolara tekabül edebiliyor 3 aylık sürede. Neden? Uzun gayretler ve görünebilir olması konusunda Kıbrıs Türkünün izolasyon ve ambargolarla yaşarken oradaki hayatını devam ettirebilmesi ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomik çarkı hazırlayabilmesi için, bu desteklerin daha da aşağılara ulaşabilmesi için hedefler bu doğrultudaydı. Özellikle şunu ifade etmek isterim ki; oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Mavi Vatan için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, Türkiye Cumhuriyeti için vardır. Oradaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte varsa, 300 milyonluk Türk ulusu için vardır." Konuşmanın ardından Bakan Amcaoğlu’na plaket takdim edildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:49 Başkan Dutlulu Saruhanlı’da toplu ulaşım esnafıyla buluştu Saruhanlı ilçesinde toplu ulaşım esnafıyla bir araya gelen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından toplu ulaşım esnafına sağlanan yıllık 1,2 milyar liralık desteğin Türkiye’ye örnek olduğunu vurguladı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, toplu ulaşım esnafıyla bir araya gelerek sektörün taleplerini dinledi. Büyükşehir Belediyesi’nin toplu ulaşım esnafına sağladığı yıllık 1,2 milyar liralık desteğin Türkiye’ye örnek olduğu vurgulandı. Saruhanlı Belediyesi Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen programda, CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste ve Tüm Özel Halk Otobüsleri Kooperatifleri Birliği Genel Başkanı Kurtuluş Kara ile şehir içi taşıma yapan kooperatiflerin temsilcileri yer aldı. "İlk düzeltmeye çalıştığı işlerden bir tanesi oldu" Ulaşım kooperatif başkanıyla sorunları konuştuklarını belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Onlar dertlerini anlatıyordu. Biz de bize gelen sıkıntıları anlatıyorduk. Ferdi Başkan daha aday olmadan önce, biz Ferdi Başkan ile de bu konuları konuştuk. O zamanlardan çalışmaya başlandı. Güzel de bir ekip kurarak belediye başkanı seçilir seçilmez ilk düzeltmeye çalıştığı işlerden bir tanesi oldu" diye konuştu. "Yıllık 1,2 milyar liralık destek" Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesini halkın ve esnafın refahı için kullandığını belirten Başkan Besim Dutlulu, şu detayları paylaştı: "Ulaşım esnafına aktardığımız tutar aylık 100 milyon, yıllık ise 1,2 milyar liraya ulaştı. 24 milyarlık belediye bütçemizin yüzde 5’ini sadece sizlere ayırdık. Bu desteği verirken tek gayemiz vatandaşımızın mutluluğu. Halkımızın modern araçlarda, güler yüzlü şoförlerden hizmet almasını istiyoruz. Maddi imkanlar iyileşti; artık şoför eğitimlerine, araç bakımlarına ve klima kullanımına daha çok özen göstermenizi rica ediyorum." "Biz sizin yanınızdayız siz de Manisa halkının yanında olun" Ekonomik şartlar ve yüksek faiz oranları nedeniyle araç yenileme takvimini revize ettiklerini belirten Başkan Dutlulu, "Normalde araçları hemen değiştirmek istiyorduk ancak yüksek faizler buna engel oldu. Biz de bu bütçeyi yeni hatlar açmaya ve kendi otobüs filomuzu çoğaltmaya ayırdık. Önümüzdeki yıl faizlerin düşmesiyle birlikte özel kredi anlaşmaları ve belediye finansman desteğiyle araçları peyderpey yenileyeceğiz. Biz sizin yanınızdayız, sizden de tek ricamız Manisa halkına hak ettiği kaliteli hizmeti sunmanızdır" dedi. Programa katılan CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, özel halk otobüslerinin kamuya hizmet ettiğini ve belediyelerin direktifleri doğrultusunda çalıştığını söyledi. Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, göreve geldiklerinde ilk olarak şoför esnafına kulak verdiklerini belirtti. Cıllı, "Ana arterlerin asfaltlanması noktasında Besim Başkanımıza gittik, bizi geri çevirmedi. Kendi sorumluluk sahamızdaki yerleri biz, Büyükşehir sorumluluğundaki yerleri de Başkanımız asfaltlıyor. Sonuçta Saruhanlı ve şoför esnafımız kazanıyor. Kendisine destekleri için teşekkür ediyorum" diye konuştu. CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise, toplu ulaşım esnafı ile bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in selamlarını ileten Özalper, esnafın sorunlarını dinlemek için her zaman hazır olduklarını vurguladı. Toplantıda söz alan Tüm Özel Halk Otobüsleri Kooperatifleri Birliği Genel Başkanı Kurtuluş Kara, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı desteklerden övgüyle bahsetti. Sistemin temellerinin merhum Ferdi Zeyrek döneminde atıldığını ve Başkan Besim Dutlulu ile kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade eden Kara, "Bugün Manisa’daki bu hizmet ve destek seviyesi Türkiye’nin hiçbir yerinde yok" dedi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:39 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" dedi. Vizyon 100 Platformu’nun düzenlediği Vizyon 100 İstanbul Summit etkinliği, Türkiye’deki şirketlerin üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik, "Küresel Liderler Oturumu"na da ev sahipliği yaptı. Etkinlikte açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik mimarinin yeniden şekillendiği tarihsel bir eşikten geçildiğini gördüklerini belirterek, "Jeopolitik gerilimler derinleşirken ticaret düzeninin yeniden şekillendiği, yapay zekânın üretim ve emek piyasalarını dönüştürdüğü, iklim değişikliğinin ekonomik maliyetlerinin giderek somutlaştığı, demografik dönüşümün eş zamanlı baskı oluşturduğu bir eşikte bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. Küresel büyümenin bu gelişmelere paralel olarak hala dayanıklılık göstermiş olsa da son üç yıldır yüzde 3’ler seviyesinde seyrederek 2000-2019 ortalaması olan yüzde 3,7’nin altında gerçekleştiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Küresel mal ve hizmet ticaretinin yıllık ortalama büyüme hızı 2000-2019 döneminde yüzde 4,8’den 2020-2025 döneminde yüzde 3 seviyesine gerilemiş; ticaretin yapısı giderek daha bölgesel ve güvenlik odaklı hale gelmiştir" açıklamalarında bulundu. "Bugün bölgemizde yaşanan gerilimler bu kırılgan yapıya yeni riskler eklemektedir" diyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Orta Doğu’da yaşanan savaş; enerji fiyatlarından ulaşım maliyetlerine, finansal piyasalardan para politikası beklentilerine kadar geniş bir alanda etkisini hissettirmektedir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar petrol ve LNG arzını olumsuz etkileyerek enerji fiyatlarını yükseltmiş; artan güvenlik riskleri sigorta primlerini ve navlun maliyetlerini artırmıştır. Doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, gübre maliyetleri üzerinden gıda fiyatları için yukarı yönlü risk oluştururken, bu gelişmeler küresel enflasyon beklentilerini bozarak fiyatlar üzerinde ilave baskı meydana getirmiştir. Jeopolitik risk algısındaki artış, risk primlerini ve borçlanma maliyetlerini yükseltmiş; finansal koşullar sıkılaşmıştır." "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" IMF’nin güncel tahminlerinde 2026 yılı küresel büyüme beklentisinin yüzde 3,1’e gerilediğini ve enflasyon beklentisinin yüzde 4,4’e yükseldiğini kaydeden Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" şeklinde konuştu. "Türkiye adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda" Çatışmalardan uzak, siyasi istikrarı ve politika öngörülebilirliği ile Türkiye’nin adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda olduğunu hatırlatan Yılmaz, "2025 yılında Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarı 13,1 milyar dolara ulaşmış, aynı yıl 475 yatırım projesi için duyuru yapılmıştır. Bu projeler kapsamında yaklaşık 21 milyar dolarlık yatırım ve 47 binin üzerinde istihdam öngörülmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, nitelikli insan kaynağının Türkiye’ye çekmeye yönelik teşviklerin, Türkiye’yi yatırımcılar açısından üretim ve değer oluşturma bakımından çok daha güçlü bir merkez konumuna taşıdığımı vurguladı. Geçtiğimiz günlerde ’Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nı açıkladıklarını aktaran Yılmaz, "Bu program, Türkiye’nin yeni dönemdeki ekonomik konumlanmasını net biçimde ortaya koyan kapsamlı bir stratejidir. Meclisimizde yasal çerçevesi için çalışmaların başladığı program kapsamında üretim ve ihracat odaklı firmalar için son derece rekabetçi bir vergi yapısı oluşturuyoruz. İhracat yapan firmalar için kurumlar vergisini önemli ölçüde indirerek Türkiye’yi küresel ölçekte güçlü bir üretim üssü haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı. İstanbul Finans Merkezi’nin küresel ölçekte etkin bir finans üssü olarak konumlandırma hedefi doğrultusunda finansal piyasaların derinliğini artırdıklarını, uluslararası sermaye ile entegrasyonu güçlendirdiklerini kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Küresel ekonominin yönünün yeniden belirlendiği böyle bir dönemde, doğru konumlanan ülkelerin önümüzdeki yılların kazananları olacağı açıktır. Türkiye, güçlü makroekonomik temelleri, stratejik konumu, nitelikli insan kaynağı ve kararlılıkla uyguladığı politikalarla bu yeni dönemin merkezinde yer almaya devam edecektir."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:01 Denizli OSB ve KalDer sosyal sorumluluk ile kalite dönüşümünde buluştu Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Denizli Şubesi Yönetim Kurulu Denizli Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu ve Yönetim Kurulu’na tebrik ziyaretinde bulundu. Denizli OSB Yönetim Kurulu Üyeleri İbrahim Onur Yıldırım, Sevde Şensöz Çelik, Orhan Tahtalı ve Bölge Müdürü Ahmet Taş’ın da yer aldığı ziyarette, kurumlar arası iş birliği ve kalite odaklı çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaret kapsamında KalDer Denizli Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Ateş tarafından, LÖSEV Anne Üretim Atölyeleri’nde lösemili çocukların anneleri tarafından hazırlanan "Umut Bebeği", Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu’na takdim edildi. "Kalite odaklı dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam edeceğiz" Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "KalDer’in ülkemizde kalite kültürünün yaygınlaşmasına yönelik yürüttüğü çalışmalar, sanayi ekosistemimizin sürdürülebilir gelişimi açısından önem taşımaktadır. Kurumlar arası güçlü iş birliklerinin, Bölgemizin rekabet gücünü artırmada belirleyici olduğuna inanıyoruz. Öte yandan, LÖSEV Anne Üretim Atölyeleri’nde büyük emek ve duyarlılıkla hazırlanan bu anlamlı hediyenin bizlere takdim edilmesi, sosyal sorumluluğun üretim ve dayanışma ile nasıl bütünleştiğinin somut bir göstergesidir. Denizli OSB olarak hem kalite odaklı dönüşüm süreçlerini hem de toplumsal fayda sağlayan projeleri desteklemeyi kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Ziyaret günün anısına çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.
Manisa’da su hasadı dönemi başladı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 08:41 Manisa’da su hasadı dönemi başladı Manisa Büyükşehir Belediyesi, Gördes’in Malaz Mahallesi’nde 35 bin metreküp kapasiteli göletle hem üreticiye sulama imkanı hem de orman yangınlarına karşı su güvencesi sağladı. Göletin, kış aylarında yağan yağmur ve kar sularını da hasat ederek su kıtlığının yaşandığı dönemlerde üreticilere can suyu olacağı açıklandı. Manisa Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınma yatırımları kapsamında Gördes ilçesine bağlı Malaz Mahallesi’nde 35 bin metreküp su tutma kapasiteli tarımsal sulama göletini tamamlayarak hizmete sundu. Proje, sadece tarımsal üretimi desteklemekle kalmayıp, kış aylarında yağan yağmur ve kar sularını hasat ederek su kıtlığının yaşandığı dönemlerde üreticilere can suyu olacak. Ayrıca, besi ve yaban hayvanlarının su ihtiyacını karşılayacak ve orman yangınlarında müdahale kapasitesini artıracak. Malaz Mahalle Muhtarı Kadir Doğruyol, göletin mahalle ekonomisi için büyük bir kazanç olduğunu vurgulayarak, "Biz salatalık ve kiraz üretimi yapıyoruz. Bu ürünlerin sulamasız yetişmesi mümkün değil. Bu gölet sayesinde sulu tarıma geçeceğiz. Ekonomimize çok büyük katkı sağlayacak. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımıza olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan proje, tamamen Büyükşehir Belediyesi’nin öz kaynaklarıyla hayata geçirildi. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Jeoloji Yüksek Mühendisi Bozkurt İbrim, göletin herhangi bir dış kaynağa ihtiyaç duymadan kış yağışlarıyla dolacağını belirterek, "Gölet, tarımsal sulama için inşa edildi ancak aynı zamanda besi ve yaban hayvanlarının da su ihtiyacını karşılayacak. Gördes ve Salihli’de geçtiğimiz yıllarda yaşanan yangınlar, bu tür göletlerin önemini bir kez daha gösterdi. Göletlerimiz, yangın helikopterlerinin de su alabileceği önemli kaynaklar oluşturuyor" dedi. Mahalle sakini Mehmet Aracı da göletin uzun yıllardır beklenen bir yatırım olduğunu ifade ederek, "Suyumuz olmasa biz açız. Bu gölet bizim 20-30 senemizi kurtardı. Artık 7/24 su elimizin altında olacak. Büyükşehir Belediyesi’ne hakkını ödeyemeyiz, Allah razı olsun" şeklinde konuşurken, muhtar azalarından Hasan Yıldırım ise projeye katkı sunanlara teşekkür ederek, "Sulama yapamıyorduk, mahsul kaldıramıyorduk. Şimdi hem üretim yapacağız hem de geleceğe güvenle bakacağız. Besim Başkanımıza bize verdiği destek için teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Ticaret Bakan Yardımcısı Ağar: "Ankara, inşaat sektöründe ülke genelinde ikinci sırada"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 00:09 Ticaret Bakan Yardımcısı Ağar: "Ankara, inşaat sektöründe ülke genelinde ikinci sırada" Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi 2025 listesinde yer alan Türk firma temsilcileri, Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından düzenlenen etkinlikte ATO Congresium’da bir araya geldi. Engineering News Record (ENR) dergisi tarafından açıklanan listede yer alan firmalar, Ankara’da düzenlenen programda buluştu. Etkinliğe Ticaret Bakan Yardımcısı Volkan Ağar, Ankara Valisi Vasip Şahin, ATO Başkanı Gürsel Baran ve Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren katıldı. Ticaret Bakan Yardımcısı Volkan Ağar, konuşmasında Ankara’nın inşaat ve gayrimenkul sektörlerinde ikinci sırada yer aldığını belirterek, "Yurt dışı müteahhitlik ve teknik müşavirlik hizmetlerinde şehrimiz yüksek bir potansiyele sahip. Ankara, inşaat sektörü hasılasında yüzde 10,3, gayrimenkul faaliyetlerinde ise yüzde 7,8 payla ülke genelinde ikinci sırada bulunuyor" ifadelerine yer verdi. Türkiye’nin 1972’de başlayan yurt dışı müteahhitlik yolculuğunun bugün 137 ülkede 12 bin 674 proje ile 546,8 milyar dolar değere ulaştığını kaydeden Ağar, sektörün büyümeye devam ettiğini açıkladı. Ankara Valisi Vasip Şahin ise, "Ülkemiz sizlerin sayesinde hedeflediğimiz seviyelere ulaşacaktır. Ankara, eğitim kenti olmasının sağladığı insan kaynağıyla sizler için önemli bir potansiyele sahip" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran da bu yıl listede 45 Türk firmasının yer aldığını belirterek, "Çin’den sonra ikinciyiz. Bu tablo sadece müteahhitlik başarısı değil, Türk mühendisliğinin ve yönetim kabiliyetinin de bir göstergesi. 45 firmadan 22’sinin merkezi Ankara’da. Bu da başkentimizin üretim ve mühendislikteki gücünü ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren ise, yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin inşaat sektörü ihracatına doğrudan etki ettiğini belirterek, "Ne kadar fazla iş üstlenirsek, o oranda ihracatımız da artıyor" dedi.
Penta Teknoloji önceki yıla göre cirosunu yüzde 33 arttırdı
04 Kasım 2025 Salı - 21:00 Penta Teknoloji önceki yıla göre cirosunu yüzde 33 arttırdı Bilişim teknolojilerinin öncü şirketlerinden Penta Teknoloji, bu yılın ilk dokuz ayında konsolide cirosunu önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 33 artırarak, 22,3 milyar TL’ye ulaştırdı. Penta Teknoloji, 2025’in üçüncü çeyreğinin sonunda brüt cirosunu açıkladı. 35’inci yaşını kutladığı dönemde şirket, yılın ilk 9 aylık dönemine ilişkin sonuçlarını Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Yılın üçüncü çeyreğinin sonunda şirketin konsolide cirosu yüzde 33’lük artışla 22,3 milyar TL, brüt kârı ise yüzde 29’luk artışla 1,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Şirketin FAVÖK’ü (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr) yüzde 17 artarak 798,6 milyon TL’ye ulaştı. FAVÖK marjı yüzde 3,6 olan şirkette vergi öncesi kâr ise 169,9 milyon TL olarak gerçekleşti. "35 yıldır kazandığımız deneyim ve güven ile değer üreten bir marka haline geldik" Şirketin kuruluşunun 35’inci yılındaki başarılı finansal sonuçlarının sürdürülebilir büyüme hedefiyle uyumlu olduğunu belirten Penta Teknoloji Genel Müdürü Fatih Erünsal, "Güven, bilgi ve yenilik üzerine inşa ettiğimiz güçlü ekosistemimizle dünyanın önde gelen teknoloji markalarının yenilikçi ürün ve çözümlerini Türkiye pazarına sunuyoruz. Geniş ürün yelpazemiz, güçlü lojistik ağımız ve katma değerli hizmetlerimizle paydaşlarımıza uçtan uca değer sağlarken, Türkiye’nin dijital ekosistemini güçlendirmede önemli bir rol üstleniyoruz. Bu dönemde yeni nesil teknolojilerle operasyonel verimliliğimizi artırırken, kurum içi dijital kültürün yerleşmesi için önemli adımlar attık. İş ortaklarımıza uzun vadeli değer oluşturmanın fırsatı olarak gördüğümüz dijitalleşmede ise hız kesmedik, sürdürülebilirlik stratejimiz doğrultusunda sorumluluk bilinciyle hareket etmeye devam ettik. Ayrıca Türkiye’deki iş ortaklarımıza ileri seviye, verimli ve güvenli çözümler sunmamızı sağlayan yeni marka iş birliklerini ekosistemimize dâhil ederek vizyonumuzu güçlendirdik. 35’inci yılımızda ulaştığımız bu başarılar, köklü geçmişimizden beslenen gelecek vizyonumuzun en güçlü göstergesidir. İnsanı odağına alan ve teknolojiyle şekillenen çalışmalarımızla iş ortaklarımızla birlikte değer üretmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
ASO Başkanı Ardıç: "Yüksek faiz politikası enflasyonu kontrol altına almakta başarılı olamadığı gibi reel sektörü de nefessiz bırakıyor"
04 Kasım 2025 Salı - 19:37 ASO Başkanı Ardıç: "Yüksek faiz politikası enflasyonu kontrol altına almakta başarılı olamadığı gibi reel sektörü de nefessiz bırakıyor" ANTALYA (İHA) – Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Acilen üretim ekonomisine geri dönmeliyiz. Ülkemiz ekonomisinin itici gücü üretimdir, sanayidir, ihracattır. Bu gücü korumanın yolu da ekonomik ve finansal istikrarı üretimle uyumlu hale getiren dengeli politikalardır" dedi. ASO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Antalya’da gerçekleştirildi. ASO Başkanı Seyit Ardıç’ın katılımıyla gerçekleşen toplantıda güncel ekonomik gelişmeler, ekim ayı enflasyon verileri ve sanayicilerin beklentileri ele alındı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Ardıç, ihracatçı firmalara verilen yüzde 3 oranındaki Döviz Dönüşüm Desteği süresinin Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğ ile 6 ay daha uzatıldığını ve bunun ihracatçılar için olumlu bir gelişme olduğunu söyledi. "Ekonomide belirsizlik ve öngörülemezlik artık yeni normalimiz" Ardıç, ABD’nin artan gümrük tarifelerinin sadece ticaret dinamiklerini değil aynı zamanda küresel siyaseti de etkileyerek dünyayı yeni bir dönüşüm sürecine sürüklediğini söyleyerek, ABD ve Avrupa Birliği’nin yeni tarifeler uygulamasının uluslararası bir tepkiyi tetikleyerek piyasalardaki belirsizlik ve oynaklığı arttırdığını söyledi. Ardıç, "Belirsizlik ve öngörülemezlik artık yeni normalimiz. IMF’nin verilerine göre, küresel belirsizlik tarihin en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Ekonomik aktiviteye yönelik beklentiler hala pozitif seyretse de, güven endekslerinde sert bir bozulma dikkat çekiyor. Bu tablo, modern ekonomilerin derin çelişkisini gözler önüne seriyor, Büyüme devam ediyor, ancak güven eriyor" dedi. Dijitalleşme ve yapay zekanın üretim süreçlerinden lojistiğe kadar her alanı dönüştürdüğüne vurgu yapan Ardıç, aynı zamanda iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik odaklı politikaların da ekonomilerin geleceğini şekillendirdiğine dikkati çekti. Ardıç, sanayi sektöründe teknolojinin önemine de değinerek, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, yapay zeka ve dijitalleşmenin dönüştürücü etkilerinin, bölgesel çatışmalar ve büyük güç rekabetinin ülkeleri ortak çözümleri aramaya zorladığını söyledi. "5 yıl sonra kullanılan her iki üründen biri Çin malı olacak" Çin’in üretim ritmine de vurgu yapan Ardıç, dünyanın temposunu aşmaya başladığını belirterek, otomasyon ve akıllı teknolojilerin kullanımıyla artık Çin’in tüm dünyada zirveye oynadığını dile getirdi. Ardıç, Çin’in bu tempoyla devam etmesi halinde 2030 yılında milli gelir büyüklüğünde Amerika’yı geçeceğini ve 5 yıl sonra kullanılan her iki üründen birinin Çin malı olacağına işaret etti. Ardıç, gelecek dönemde rekabetin sadece tarifelerle değil yeni teknolojiler, dijitalleşme, sürdürülebilirlik standartları ve tedarik zinciri teşvikleri üzerinden süreceğini söyleyerek, "Çin küresel ekonomide hâkimiyetini her geçen gün arttırırken; Amerika Birleşik Devletleri de korumacı önlemlerle oyunun kurallarını yeniden yazmaya çalışıyor. Yüksek korumacı tarifelerden standartlara ve tedarik mimarisine doğru evrilen ticaret savaşları kızışıyor. Bu savaşın kazananları, bu yeni dönemi erken okuyup, inovasyon, üretim, pazar üçgenini aynı anda optimize edenler olacaktır" dedi. "Yüksek faiz politikası enflasyonu kontrol altına almakta artık başarılı değil" Ekim ayı enflasyonunun aylık yüzde 2,55 olarak açıklanmasıyla yılsonu enflasyonunun Merkez Bankası ve OVP tahminlerinin üzerinde kalma olasılığı belirgin şekilde arttığını aktaran Ardıç, "Merkez Bankası, son Para Politikası Kurulu Toplantısı’nda politika faizini 100 baz puan düşürerek yüzde 39,5’e indirdi. Karar metninde ise, ‘dezenflasyon hızında belirgin bir yavaşlama’ olduğuna dikkat çekti. Fiyat istikrarını sağlamak için yaklaşık 2,5 yıldır uygulanan yüksek faiz politikası, uzun vadede maliyetleri artırarak enflasyonu yeniden besleyen bir döngüye dönüştü. Yani, enflasyonu durdurmak için kullanılan araç, ne yazık ki enflasyonun kaynağı haline geliyor. Bu süreçte üretim maliyetleri artıyor, yatırımlar erteleniyor, krediye erişim neredeyse imkansız hale geliyor. Kısacası, tek başına yüksek faiz politikası enflasyonu kontrol altına almakta başarılı olamadığı gibi reel sektörü de nefessiz bırakıyor" açıklamasında bulundu. "Mevcut dezenflasyon politikası yapısal reformlarla desteklenmediği sürece üretim yerine ithalatı daha cazip hale getiriyor" İmalat PMI endeksinin son 19 aydır 50 eşik değerinin altında kalmasının üretimde daralmayı işaret ettiğini kaydeden Ardıç, gıda hariç alt sektörlerin tamamında olumsuz seyrin kalıcı hale geldiğini söyledi. Sanayi üretim endeksinin ağustosta sınırlı yükseliş gösterse de alt sektörlerde genele yayılan bir artışın olmadığını da ifade eden Ardıç, aynı şekilde kapasite kullanım oranlarının da yüzde 73,8 seviyesiyle son 5 yılın en düşük düzeylerinde olduğunu dile getirdi. Ardıç, son açıklanan reel sektör güven endeksi içindeki yatırım harcamalarının bu yıl serinin en düşük seviyelerine gerilediğini de kaydederek, "Mevcut dezenflasyon politikası yapısal reformlarla desteklenmediği sürece, üretim yerine ithalatı daha cazip hale getiriyor. Bugün birçok sektör, üretimin değil, ithalat yapmanın daha karlı olduğu bir noktaya doğru ilerliyor. Bu tablo maalesef sürdürülebilir değildir. Sanayisizleşmeye giden bu süreci sonlandırıp, acilen üretim ekonomisine dönmeliyiz. Unutmayalım; ülkemiz ekonomisinin itici gücü üretimdir, sanayidir, ihracattır. Bu gücü korumanın yolu da, ekonomik ve finansal istikrarı üretimle uyumlu hale getiren dengeli politikalardır. Enflasyonun temel ve yapısal sebeplerine yönelik tedbirler almadan, yalnızca yüksek faiz uygulayarak halkın satın alma gücünü aşındırıp, reel sektörün üretim kapasitesini zayıflatarak sorunu çözmek mümkün değildir. Özetle sürdürülebilir fiyat istikrarı ancak talep ve arzı eş zamanlı güçlendirecek bütüncül politikalarla mümkündür" ifadelerini kullandı. "Nitelikli eğitim sistemi, sürdürülebilir kalkınmanın da temel formülüdür" Ekonomide bilgi, kültür ve kurumların önemine dikkati çeken Ardıç, "Bugün inovasyona açık bir kültür, güçlü kurumlar, bilim ve teknolojiye yatırım yapan bir eğitim sistemi ve Ar-Ge’ye dayalı üretim modeli kurmadan, dünya ekonomisinde üst sıralara çıkmamız mümkün değildir. Kurumsal bağımsızlığı koruyan, girişimcinin önünü açan ve bilimi rehber edinen yaklaşım artık bir zorunluluktur. Bugün geldiğimiz noktada sanayicinin rekabet gücünü sadece döviz kuru ya da işçilik maliyeti değil; teknoloji, Ar-Ge, fikri mülkiyet ve marka belirliyor. Sonuç olarak; güçlü kurumlar, rekabetçi piyasalar, nitelikli eğitim sistemi, yetkin insan kaynağı ve verimli Ar-Ge politikaları; sadece bir ekonomik reçete değil, sürdürülebilir kalkınmanın da temel formülüdür" şeklinde konuştu. "Teknolojiyi sanayimize entegre edemezsek, birçok firmamız ciddi ölçüde rekabet gücünü kaybedecek" Ekonomide teknolojinin önemine vurgu yapan Ardıç, "Teknolojiyi sanayimize entegre edemezsek, yakın gelecekte birçok firmamız ciddi ölçüde rekabet gücünü kaybedecek, hatta kapanma riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Ülkemiz sanayisinin güçlü bir üretim kapasitesi var ancak katma değeri yüksek üretim oranımız hâlâ arzu edilen seviyede değil. Verimliliği artırmak, enerji yoğunluğunu azaltmak ve küresel değer zincirlerinde daha üst basamaklara çıkmak için dijitalleşme, Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarına hız vermek zorundayız" değerlendirmesinde bulundu. Dünya Bankası’nın ‘sanayi sektörü işçi başına katma değer rakamlarına’ göre Türkiye AB ülkelerine göre yüzde 46, OECD ülkelerine göre ise yüzde 48 daha düşük katma değer üretiği bilgisini veren Ardıç, bu farkı kapatmanın yolunun orta ve uzun vadede Ar-Ge, inovasyon, nitelikli insan kaynağı; yani toplam faktör verimliliğinden geçtiğini kaydetti. "Ar-Ge ile ticari başarı arasındaki köprü oluşturulmalı" Ardıç, 2002 yılında 1,2 milyar dolar olan Ar-Ge harcamalarının 2024’te 20 milyar dolara çıktığını ve yaklaşık 17 kat arttığını söyledi. Son 10 yılda 10 imalat sanayiine 38,5 milyar dolar Ar-Ge harcaması yapıldığını söyleyen Ardıç, buna rağmen toplam ihracat içindeki yüksek teknoloji payının hala yüzde 3,5 seviyesinde olduğunu dile getirdi. Ardıç, sözlerine şu şekilde devam etti: "Demek ki sorun, ‘ne kadar harcadığımızda’ değil, ‘nasıl harcadığımızda’. Veriler şunu gösteriyor; Ar-Ge harcaması yapmak, teşvikler vermek, Ar-Ge merkezleri kurmak yetmiyor. Asıl gerekli olan; Ar-Ge ile ticari başarı arasındaki köprüyü kurabilmek. Ar-Ge’yi ürünleştirmek. Yani patent ve marka odaklı Ar-Ge yapabilmek. Sonuç olarak dünya ile kıyasladığımızda zaten daha düşük Ar-Ge harcaması yapıyoruz onun da karşılığını alamıyoruz." Program, Ardıç’ın konuşmasının ardından ‘Yılın Komiteleri Ödül Töreni’ ile devam etti.
Tunceli Valisi Aygöl: "İnsanların bu memlekete ilgi ve alakası var"
04 Kasım 2025 Salı - 18:54 Tunceli Valisi Aygöl: "İnsanların bu memlekete ilgi ve alakası var" Tunceli’de düzenlenen bilgilendirme toplantısında girişimcilere ve işletme sahiplerine yatırım teşvikleri, girişimcilik destekleri ve üretim odaklı projelere yönelik devlet destekleri hakkında bilgi verildi. Tunceli Valisi ve Belediye Başkan Vekili Şefik Aygöl, son dönemde Tunceli’ye yoğun bir ilgi olduğunu belirterek, Tunceli ile Elazığ arası ulaşımı kolaylaştıran feribotların doluluk oranından memnuniyet duyduğunu söyledi. Tunceli Hüseyin Güntaş İl Halk Kütüphanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen "Devlet Destekleri Bilgilendirme Toplantısı", girişimciler, işletme sahipleri ve kamu kurumları temsilcilerini bir araya getirdi. Programda farklı kurumlar tarafından sunulan yatırım teşvikleri, girişimcilik destekleri ve üretim odaklı projelere sağlanan hibeler detaylı şekilde anlatıldı. Katılımcılara güncel destek türleri, başvuru koşulları, süreç yönetimi ve uygulama örnekleri üzerine kapsamlı bilgiler aktarıldı. Toplantı, Tunceli’de üretim, istihdam ve girişimciliği teşvik eden politikaların daha geniş kesimlere ulaşması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Tunceli ile Elazığ arası ulaşımı kolaylaştıran feribotların doluluk oranından memnuniyet duyduğunu dile getiren Tunceli Valisi ve Belediye Başkan Vekili Şefik Aygöl, söz konusu doluluğun Tunceli’ye olan ilgiyi gösterdiğini belirtti. Pertek Köprüsü’nün gerekli olduğundan bahseden Vali Aygöl, "Şu anda Tunceli’de en büyük şikayet konusu ‘Pertek Köprüsü yok, büyük kuyruklar oluşuyor. 4 tane feribot yetmiyor, bunları artırmanız lazım’ şeklinde. Ben de arada ‘Alternatif yolumuz var, kullanabilirsiniz’ diyorum. Neden sıkıntı oluyor? Daha önce saatte bir feribotu kaldırmamıza rağmen dolmuyordu. Büyük bir umut var çünkü, insanlar geliyor. Bu sevinmemiz gereken bir husus. 10 kilometrelik kuyrukların bizi üzmemesi gerekiyor, mutlu etmesi gerekiyor. Çünkü insanların bu memlekete ilgi ve alakası var. Evet köprünün en iyisi lazım. Bunu hepimiz destekliyoruz, inşallah köprüyü bu memlekete kazandıracağız. Ama bu arada bu köprünün yokluğu, araç kuyruklarının varlığı bu şehre olan ilgi ve alakanın bir göstergesi" dedi. "Bundan sonra yapacağımız iş, buradan giden gençliği buraya çekmek" İlerleyen teknolojinin kentte mevcut tarımı ve hayvancığı kötü etkilediğini, köylerde nüfusların zamanla azaldığını ve buna bir çözüm bulunması gerektiğini belirten Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Hüseyin Coşkun, "Biz bu toplantının bir dönüm noktası olmasını bekliyoruz. Gerçekten dönüm noktası olmalı ve fabrika ayarlarına geri dönmeliyiz. 1980, 1990’larda teknolojinin çok az geliştiği zamanlarda her ilçemizde 60 tane köy, yaklaşık 300-400 köyümüzün her birinde 60-70 tane hane vardı. İnsanlar tarımla ve hayvancılıkla uğraşıyorlardı. Bugün geldiğimiz noktada teknoloji gelişti, iletişim alanları gelişti, yollar açıldı ama insanlar üretim yapmaktan kaçıyorlar. Dolayısıyla bizim bundan sonra yapacağımız iş, buradan giden gençliği buraya çekmek, o gençliği üretime kazandırmak" şeklinde konuştu. Tunceli Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Hıdır Belice ise, "Gelişen ve değişen dünyayla birlikte ilimizin de bölgemizde geri kalmışlığını ve kendi sorunlarıyla baş başa kalmışlığını artık bir kader olmaktan çıkarıp iyi bir kalkınma hamlesiyle, istihdamla, katma değeri sağlayacak bir kente dönüştürmek için hepimizin görevi, hepimizin omuzlarında birer yük olarak durmaktadır. Biz küçük esnaf ve sanatkarlarımızın ufkunda ve hafızasında ne kadar farkındalık oluşturabßlirsem, bu farkındalığı üretime, katma değere, istihdama kazandırıp devletin teşvik ve desteklerinden faydalandırmasını bilirsek emin olun bu ekonomimiz, gelişmişliğimiz artacak ve işin içerisinde yer alan esnaf ve sanatkarlarımız hak ettikleri yere geleceklerdir. İlimizde kadın girişimcilerimizin çok ciddi bir yeri ve rolü vardır. Odamızın üye sayısına baktığımız zaman diğer illere göre en çok kadın girişimcilerin yer aldığı bir potansiyele ve kitleye sahibiz. Yüzde 35-40 civarında kadın girişimci ve esnafın olduğu bir meslek kuruluşunun temsilcisiyiz. Dolayısıyla kadın esnaflarımızın, genç kızlarımızın desteklenmesi olmazsa olmazlarımızdan biri olmalıdır" diye konuştu.
Tunceli’de devlet destekleri kapsamlı bir şekilde anlatıldı
04 Kasım 2025 Salı - 18:42 Tunceli’de devlet destekleri kapsamlı bir şekilde anlatıldı Yatırım teşvikleri, girişimcilik destekleri ve üretim odaklı projelere yönelik devlet destekleri, Tunceli’de düzenlenen bilgilendirme toplantısında kapsamlı bir şekilde anlatıldı. Tunceli Hüseyin Güntaş İl Halk Kütüphanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen "Devlet Destekleri Bilgilendirme Toplantısı", girişimciler, işletme sahipleri ve kamu kurumlarının temsilcilerini bir araya getirdi. Programda, farklı kurumlar tarafından sunulan yatırım teşvikleri, girişimcilik destekleri ve üretim odaklı projelere sağlanan hibeler detaylı şekilde anlatıldı. Katılımcılara; güncel destek türleri, başvuru koşulları, süreç yönetimi ve uygulama örnekleri üzerine kapsamlı bilgiler aktarıldı. Toplantı, Tunceli’de üretim, istihdam ve girişimciliği teşvik eden politikaların daha geniş kesimlere ulaşması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Tunceli ile Elazığ arası ulaşımı kolaylaştıran feribotların doluluk oranından memnuniyet duyduğunu dile getiren Tunceli Valisi ve Belediye Başkan Vekili Şefik Aygöl, söz konusu doluluğun Tunceli’ye olan ilgiyi gösterdiğini belirtti. Pertek Köprüsü’nün gerekli olduğundan bahseden Vali Aygöl, "Şu anda Tunceli’de en büyük şikayet konusu ‘Pertek Köprüsü yok, büyük kuyruklar oluşuyor, 4 tane feribot yetmiyor, bunları artırmanız lazım’ şeklinde. Ben de arada ‘alternatif yolumuz var, kullanabilirsiniz’ diyorum. Neden sıkıntı oluyor? Daha önce saatte bir feribotu kaldırmamıza rağmen dolmuyordu. Büyük bir umut var çünkü, insanlar geliyor. Bu sevinmemiz gereken bir husus. 10 kilometrelik kuyrukların bizi üzmemesi gerekiyor, mutlu etmesi gerekiyor. Çünkü insanların bu memlekete ilgi ve alakası var. Evet köprünün en iyisi lazım. Bunu hepimiz destekliyoruz, inşallah köprüyü bu memlekete kazandıracağız. Ama bu arada bu köprünün yokluğu, araç kuyruklarının varlığı bu şehre olan ilgi ve alakanın bir göstergesi" dedi. "Bundan sonra yapacağımız iş, buradan giden gençliği buraya çekmek" İlerleyen teknolojinin kentte mevcut tarımı ve hayvancığı kötü etkilediğini, köylerde nüfusların zamanla azaldığını ve buna bir çözüm bulunması gerektiğini belirten Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Hüseyin Coşkun, "Biz bu toplantının bir dönüm noktası olmasını bekliyoruz. Gerçekten dönüm noktası olmalı ve fabrika ayarlarına geri dönmeliyiz. 1980, 1990’larda, teknolojinin çok az geliştiği zamanlarda her ilçemizde 60 tane köy, yaklaşık 300-400 köyümüzün her birinde 60-70 tane hane vardı. İnsanlar tarımla ve hayvancılıkla uğraşıyorlardı. Bugün geldiğimiz noktada teknoloji gelişti, iletişim alanları gelişti, yollar açıldı ama insanlar üretim yapmaktan kaçıyorlar. Dolayısıyla bizim bundan sonra yapacağımız iş, buradan giden gençliği buraya çekmek, o gençliği üretime kazandırmak" şeklinde konuştu. Tunceli Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Hıdır Belice ise "Gelişen ve değişen dünyayla birlikte ilimizin de bölgemizde geri kalmışlığını ve kendi sorunlarıyla baş başa kalmışlığını artık bir kader olmaktan çıkarıp iyi bir kalkınma hamlesiyle, istihdamla, katma değeri sağlayacak bir kente dönüştürmek için hepimizin görevi, hepimizin omuzlarında birer yük olarak durmaktadır. Biz küçük esnaf ve sanatkarlarımızın ufkunda ve hafızasında ne kadar farkındalık yaratabilirsek bu farkındalığı üretime, katma değere, istihdama kazandırıp devletin teşvik ve desteklerinden faydalandırmasını bilirsek emin olun bu ekonomimiz, gelişmişliğimiz artacak ve işin içerisinde yer alan esnaf ve sanatkarlarımız hak ettikleri yere geleceklerdir. İlimizde kadın girişimcilerimizin çok ciddi bir yeri ve rolü vardır. Odamızın üye sayısına baktığımız zaman diğer illere göre en çok kadın girişimcilerin yer aldığı bir potansiyele ve kitleye sahibiz. Yüzde 35-40 civarında kadın girişimci ve esnafın olduğu bir meslek kuruluşunun temsilcisiyiz. Dolayısıyla kadın esnaflarımızın, genç kızlarımızın desteklenmesi olmazsa olmazlarımızdan biri olmalıdır" diye konuştu. (FD-CK-
Gençlerin 10 projesine destek
04 Kasım 2025 Salı - 16:56 Gençlerin 10 projesine destek DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi öğrenci toplulukları, 3’ü ulusal, 7’si yerel olmak üzere toplam 10 proje destek kazandı. Düzce Üniversitesi bünyesinde yer alan öğrenci toplulukları, Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen, öğrencilerin kişisel, sosyal, sportif ve kültürel gelişimlerine katkı sunmak amacıyla hayata geçirilen Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında sundukları 10 projeyle destek almaya hak kazandı. Türkiye genelinde devlet ve vakıf üniversitelerinden 3 bin 764 proje başvurusu yapılırken, Düzce Üniversitesi öğrenci toplulukları, 3’ü ulusal, 7’si yerel olmak üzere toplam 10 proje ile destek kazandı. Öğrenci topluluklarının elde ettiği önemli başarı hakkında konuşan Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, Düzce Üniversitesi’nde eğitim anlayışının yalnızca akademik bilgiyle sınırlı kalmadığını, öğrencilerin sosyal, kültürel, sanatsal ve toplumsal yönlerini geliştiren bir üniversite yaşamı geçirmelerine büyük önem verildiğini ifade etti. Öğrencilerin fikirleri, enerjisi ve üretkenliği ile şekillenen projelerin çalışmalara değer kattığını dile getiren Sözbir, "Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ÜNİDES’in 5. dönem sonuçlarına göre üniversitemiz öğrenci toplulukları, 3’ü ulusal 7’si yerel olmak üzere toplam 10 projeyle desteklenmeye hak kazanmıştır. Bu sonuç, öğrencilerimizin sürdürülebilir bir başarı çizgisine sahip olduğunu ve topluluklarımızın proje kültürünü istikrarlı biçimde devam ettirdiğini göstermektedir. 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı’nda da destek sayısının katlanarak artacağına inanıyorum. Destek almaya hak kazanan değerli öğrencilerimizi ve danışman akademisyenlerimizi gönülden kutluyor, çalışmalarının üniversitemize ve ülkemize yeni ilhamlar kazandırmasını diliyorum" şeklinde konuştu. ÜNİDES 5. Dönem kapsamında desteklenmeye hak kazanan öğrenci topluluklarının arasında; Yönetim Bilişim Sistemleri Topluluğu’nun Ulusal Yapay Zeka ve Dijitalleşme Zirvesi, Yazılım ve Bilişim Topluluğu’nun Arduino ile Temel Elektronik ve Kodlama Atölyesi, Endüstri Mühendisliği Topluluğu’nun Verimlilik’26, Üniversite Artı Kariyer Topluluğu’nun Kampüslerden Filistin’e Dayanışma: Farkındalık Oluşturulması ve Duvar (Mural) Projesi, İngilizce Topluluğu’nun İngilizce Öğretmenliği Alanında Mesleki Farkındalık ve Gelişim Etkinliği, Psikoloji Topluluğu’nun Psikolojinin Perde Arkası, Teknofest Topluluğu’nun Teknofest Teknoloji Konferansı, Sigortacılık ve Sosyal Güvenlik Topluluğu’nun Sektörle Yüz Yüze 3, Robotik ve Yapay Zeka Topluluğu’nun Yapay Zeka Tabanlı Afet Erken Uyarı Sistemleri Kullanımı ve Afet Yönetimi Farkındalık Üzerine Etkilerinin Araştırılması Çalıştayı ve Gastronomi ve Mutfak Sanatları Topluluğu’nun Mutfakta Bilimsel Dönüşüm başlıklı projeleri yer almakta.
Ordu’dan İngiltere’ye 9 ton bal ihracatı
04 Kasım 2025 Salı - 16:38 Ordu’dan İngiltere’ye 9 ton bal ihracatı Ordu’dan İngiltere’ye 8 ton 827 kilogram bal ihracatı gerçekleştirildi. Ordu’da 3 bin 500 kayıtlı arıcı, 650 bin kovan varlığı ile yaklaşık 10 bin aile arıcılık sektöründen geçimini sağlıyor. Ordulu gezgin arıcılar tarafından 50’den fazla ilde üretimi yapılan ballar, Avrupa ülkeleri, Hollanda, Almanya, Belçika, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Amerika gibi ülkelerine ihraç ediliyor. Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü tarafından hazırlanan, Avrupa Birliği’nin 10 milyon avro hibe desteği sağladığı ‘Arım, Balım, Peteğim’ projesi kapsamında yapılan ve proje kapsamında kurulan Balmer Şirketi tarafından işletilen bal paketleme tesisinde paketlenen ballar tıra yüklenerek, İngiltere’ye ihraç edilmek üzere yola çıktı. Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, programda yaptığı konuşmada, emeklerinin meyvesini uluslararası alana taşımanın gururunu yaşadıklarını söyledi. Çiftçi, "İngiltere’ye toplam 8 ton 827 kilogram doğal Ordu balı ihracatı gerçekleştireceğiz. Bu ihracat, sadece bir ticari faaliyet değil, aynı zamanda Türk arıcılığının ve Ordu balının dünya çapında kazandığı güvenin bir göstergesidir. Amacımız, ülkemizin tarımsal ihracatını güçlendirmek, üreticimizin emeğini hak ettiği değere ulaştırmak ve Ordu balını dünya markası haline getirmektir. Bu süreçte emeği geçen tüm arıcılarımıza, birlik üyelerimize ve ihracat sürecinde destek veren kurumlarımıza teşekkür ediyor, bu ihracatın bölgemize, ülkemize ve tüm üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum" şeklinde konuştu. Öte yandan Ordu’dan son 5 yılda yaklaşık 300 ton bal ihracatı yapılırken, en çok bal ihracatı İngiltere, Almanya, Hollanda, Fransa, Amerika’ya gerçekleştirildi. Bal ihracatı programına, Ordu Vali Muammer Erol, İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay, Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürü Şeref Cınbırtoğlu da katıldı.