EKONOMİ
08 Mayıs 2026 Cuma - 17:19 Bakan Yumaklı, Marmara Su Ürünleri Denetim ve Kontrol Merkezi’ni açtı Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Yalova’da Marmara Su Ürünleri Denetim ve Kontrol Merkezi’nin açılış programında yaptığı konuşmada, "Türk balıkçılığı artık sadece kendi karasularında değil, Atlantik’ten Hint Okyanusuna kadar dünyanın dört bir tarafında varlık gösteriyor. Bu kabiliyete de sahibiz, bu kapasiteye de sahibiz" dedi. Bir dizi program için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, Dereağzı mevkiinde yapımı tamamlanan Marmara Su Ürünleri Denetim ve Kontrol Merkezi’nin açılış törenine katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, "Denizde ilk olacak bir tesisin açılışında beraberiz. Bu sadece bir tesis olmaktan öte aynı zamanda üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin aslında balıkçılıkta ne aşamaya geldiğini gösteren önemli namzetlerden bir tanesi. Dolayısıyla bu tesisin Marmara Su Ürünleri Kontrol ve Denetim Merkezi’nin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnşallah buradan yetişecek olan kardeşlerimiz de bu merkezin eğitim yönüyle Türkiye’nin balıkçılığına, su ürünlerine katkısı anlamında önemli bir yer edinecektir" dedi. Dünyanın hem iklim değişikliği hem de konjonktürel konularda gıda arz güvenliği açısından büyük bir riskle karşı karşıya olduğunu belirten Yumaklı, "Bütün ülkeler gibi bizler de artık bunu bir stratejik konu olarak ele alıyoruz. Bu sadece bugünün konusu değil elbette ama bundan sonra dünyadaki bütün ülkelerin birinci konusu olacak en önemli gündem maddesi olacaktır. Denizlerimiz, iç sularımız ve yetiştiricilik kapasitemiz ülkemizin bu anlamda da su ürünleri yetiştiriciliği ve avcılığı anlamında da önemli bir gücünü teşkil etmekte. Son 23 yılda özellikle su ürünlerinde veya bu sektörde önemli değişimlere de imza attık. Tabii bu başarı da devletimizin, hükümetimizin çok kararlı adımlarının yanı sıra ve düzenlemelerinin yanı sıra aynı zamanda sektörün de bizlerle beraber buna uyum sağlama adına göstermiş olduğu çabanın çok büyük önemi var. Hep söylüyoruz, bütün işlemlerimizi, bütün kararlarımızı sektörümüzle birlikte gerçekleştiriyoruz" diye konuştu. "Potansiyelimizi sonuna kadar kullanma arzusunda ve kararlılığındayız" 23 yıldan bugüne kadar sektörde yaşanan gelişmelere değinen Bakan Yumaklı, "600 bin ton üretimimiz bugün 1 milyon tonu aşmış durumda. Özellikle yetiştiricilik üretimimiz aynı dönemde 625 bin tonun üzerine çıkarak 10 kattan daha fazla büyümüş durumda. Bu rakamlar her ne kadar istatistik gibi dursa da aslında gelişim anlamında nereden nereye gelindiğini ve çok önemli potansiyelin kullanıldığını gösteriyor. Biz burada duracak mıyız? Hayır. Kullanma ve koruma dengesini gözeterek hem bitkisel üretimimizde hem hayvansal üretimimizde hem de su ürünleri üretimimizde potansiyelimizi sonuna kadar kullanma arzusunda ve kararlılığındayız. Türk somonu, levrek ve çupra gibi ürünlerimiz artık Avrupa’dan Asya’ya kadar çok geniş bir coğrafyada sofralarda yer almakta. Bugün su ürünleri yetiştiriciliği konusunda bunu büyük bir memnuniyetle söyleyebilirim ki artık ülkemiz Avrupa’nın lider ülkelerinden bir tanesidir. Su ürünleri sektöründe ortaya koyduğumuz bu başarı sadece bizler tarafından değil, uluslararası kuruluşlar tarafından da teyit edilmekte. Uluslararası kuruluşların raporlarında nasıl geçiyor Türkiye’nin adı? Üretimiyle, lider bir ülke. Eskilerin güzel bir sözü var. Marifet iltifata tabidir. Dolayısıyla biz de bu başarıya katkıda bulunan hangi seviyede, hangi kademede, hangi pozisyonda, hangi noktada olursa olsun herkese hiç ayırt etmeden size canı gönülden teşekkür ediyorum. Bu başarı elbette takdir gördükçe büyüyecek bu emek değer buldukça da güçlenecek. Türkiye Akdeniz ve Karadeniz’i kapsayan CFCM bölgesinde deniz balıkçı filosunun yüzde 17.4’üne sahip. Deniz avcılığında ise payı yüzde 31.4. Ben bu oranların özellikle son dönemde Türkiye’nin başarılarını konuşmak ve bununla gurur duymak yerine konuyu farklı yerlere çekip dezenformasyonu öne çıkaranların gözlerine ve kulaklarına hitap eder şekilde tekrar etmek istiyorum. Türkiye’nin CFCM yani Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu bölgesindeki filo oranı yüzde 17.4, deniz avcılığında ise yüzde 31.4, deniz yetiştiriciliğinde ise yüzde 43’lük payla birinci sırada. Bu tablo gerçekten ülkemizin ne kadar büyük güçlü ve stratejik bir balıkçılık ülkesi olduğunun da en somut göstergesi. Ayrıca ülkemiz Uluslararası Atlantik Tonbalıklarını Koruma Komisyonu nezdinde de etkin bir temsil gösterdi. Özellikle son iki yılda arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Bu konuda gerçekten çok ciddi bir lobi faaliyeti yürüttüler. Ve mavi yüzgeçli orkinos kotamız yaklaşık yüzde 20 arttırılarak 3 bin 95 tona yükseldi. Bugün ve yarın balıkçı gemilerimiz orkinos avı için denizlere açılacak. İçlerinde Yalovalı balıkçı kardeşlerimiz de olacak. Şimdiden bütün balıkçılarımıza, bütün reislerimize buradan rastgele diyelim. Denizleri bereketli, kazançları da bol olsun inşallah" diye konuştu. "İhracatı 3 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" Uluslararası balıkçılık yönetim organizasyonlarında Türkiye’nin elde etmiş olduğu başarılara paralel olarak temsil kabiliyeti konusunda da belli bir takvimi takip ettiklerini kaydeden Yumaklı, şöyle konuştu: "Örneğin Uluslararası Balinacılık Komisyonuna Türkiye tam üye oldu. Hint Okyanusu Tonbalıkları Komisyonu’na ise gözlemci üye olarak kabul edildi. Şimdi diyeceksiniz ki bunların arasındaki konu nedir? Türk balıkçılığı artık sadece kendi karasularında değil, Atlantik’ten Hint okyanusuna kadar dünyanın dört bir tarafında varlık gösteriyor. Bu kabiliyete de sahibiz, bu kapasiteye de sahibiz. Attığımız bu güçlü adımların sonucu Türkiye, su ürünleri yetiştiricilik üretiminde Avrupa’da 2., dünyada ise 15.sıraya yükselmiş durumda. Biz dediğim gibi mevcut başarıları kafi gören bir ülke değiliz. Önümüze daha yeni daha büyük hedefler koyuyoruz. İnşallah 2028 yılında 750 bin tonu yetiştiricilikten olmak üzere toplam üretimimizi 1 milyon 200 bin tona çıkarmayı su ürünleri ihracatımızda ise 2 milyar doları bulmuştuk, 3 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Şimdiden bütün sektöre de bu hedefi vermiş olalım. Herhalde sektör paydaşlarımız da buna hayır demeyecektir. Kıymetli katılımcılar söylediğim gibi koruma kullanma dengesi özellikle sucul biyolojik çeşitlilik açısından son derece önemli ve kritik. Biz denizleri bugünün değil, gelecek nesillerin de bize emaneti olarak görüyoruz. Bu nedenle üretirken koruyoruz, avlanırken sürdürülebilirliği de esas alıyoruz. Hakikaten son üç yılda balıkçılık sektörümüzle birlikte buna dair hangi konuyu gündeme getirsek biraz da denizin getirdiği karakterle sert mizaçlı olarak kabul edilen sektör paydaşlarımızın hepsi bunların tamamını bizlerden daha fazla sahiplenerek uyguladılar. Kendilerine teşekkür ediyorum." 2025 yılındaki denetim faaliyetleriyle ilgili bilgi veren Yumaklı, "2025 yılında 207 bin denetim yapıldı. Yasa dışı avcılıkla mücadele kapsamında 550 bin ton ürüne el konuldu. Mevzuata aykırı faaliyet gösterenlere ise idari para cezaları kesildi. 84 uygunsuz avcılık yapan gemiye el konuldu. 2 binden fazla yasa dışı av aracına da yine el konuldu. Buradan açık ve de net bir şekilde ifade etmek istiyorum. Denizlerimizin hakkını koruma anlamında hiçbir ihmale, hiçbir kaçak avcılığa ve hiçbir sorumluluğa kesinlikle müsamaha göstermeyeceğiz. Kurallara uymayanların gözünün yaşına bakmayacağız" ifadesini kullandı. Yumaklı, yapılacak çalışmalarla ilgili ise şunları kaydetti: "Açılışı yapılan merkeze bağlı olarak çalışacak Kuzey Ege Su Ürünleri Kontrol ve Denetim birimini Çanakkale’de kuracağız. Aynı şekilde Güney Ege’de ise benzer bir yapılanmayı hayata geçireceğiz. Önümüzdeki günlerde 7 kontrol gemisini de envanterimize katmış olacağız. 12 metre üzerindeki balıkçı gemilerinde kullanılan balıkçı gemisi izleme sistemi cihazlarını yenilemeye başladık, devam edeceğiz. Denizlerdeki avcılık faaliyetlerinin teknolojinin ve dijital gelişmelerinin ışığında devam etmesini istiyoruz. Bu vesileyle sürece verdikleri destekten dolayı Birleşmiş Milletler Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu Genel Sekreteri Dr. Miguel Bernal’a ve ekibine teşekkür ederim. Biz sadece balığı değil, deniz yaşamının tamamını korumayı da bir milli görev olarak addediyoruz. Bu anlayış doğrultusunda bu merkezin yanı sıra aynı zamanda sucul canlıları kurtarma ve rehabilitasyon merkezini de kuruyoruz. İnşallah proje çalışmalarını yılsonuna kadar tamamlamış olacağız. Bu merkezde sucul canlılar çeşitli nedenlerle yaralandıklarında tedavi edilecekler, rehabilite edilecekler ve yeniden doğal yaşama katılmış olacaklar. İnanıyorum ki attığımız bu adımlarla birlikte Türkiye su ürünlerinde sadece üretim gücüyle değil, denizlerini koruyan, sürdürülebilirliği önceleyen ve ekosistem yönetiminde örnek gösterilen lider ülkelerden birisi olacak. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye yüzyılını inşa ederken hem mavi vatanımızda hem yeşil vatanımızda hem de ülkemizde bütün değerlerimizi yine söylüyorum koruma kullanma dengesiyle kullanacağız, ekonomik değere dönüştüreceğiz. Ben sözlerimin sonunda kurallara uygun bir şekilde avcılık yapan, emeğiyle üretime ve ekonomiye katkı sunan bütün balıkçılarımıza, bütün sektör paydaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Marmara Su Ürünleri Kontrol ve Denetim Merkezi’nin ülkemize, sektörümüze ve dünyaya su dünyasına sucul biyolojik çeşitliliğe hayırlı olmasını diliyor." Yumaklı protokolle kurdele kesimi sonrası tesisi gezdi, suya deniz patlıcanı bıraktı.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:24 OYAK şirketi Samaş ve Tekatron’a yurt dışından stratejik yatırım OYAK ve Umman Yatırım Otoritesi (OIA) ortaklığında kurulan OYAK Turkoman Yatırım A.Ş. (TOI), OYAK iştiraki sodyum bentonit işleticisi Samaş ile hisse satın alım, sermayeye katılım ve hissedarlık sözleşmesi imzaladı. TOI ayrıca insansız kara araçları üreticisi Tekatron ile "hisse edinimi" amacıyla bağlayıcı olmayan bir mutabakat zaptı da imzaladı. Samaş ile gerçekleştirilen sözleşme ile stratejik öneme sahip sodyum bentonit üretiminin geliştirilmesi, Tekatron ile yapılan anlaşma ile de kapasite artışı, Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi ve Türkiye ekonomisine katkı sağlanması hedefleniyor. Türkiye’nin önde gelen tamamlayıcı mesleki emeklilik fonlarından Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) ve Umman Yatırım Otoritesi’nin (OIA) 2025 yılında kurduğu OYAK Turkoman Yatırım A.Ş. (TOI), OYAK iştiraki Samaş ile hisse satın alım, sermayeye katılım ve hissedarlık sözleşmesi imzaladı. OYAK Turkoman Yatırım A.Ş. ayrıca insansız kara araçları üreticisi Tekatron ile de hisse edinimi amacıyla bağlayıcı olmayan bir mutabakat zaptı da imzaladı. İstanbul SAHA Expo 2026 Fuarı’nda gerçekleştirilen imza törenine, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Aksakallı katıldı. OYAK iştiraki sodyum bentonit rezervleri işleticisi Samaş için anlaşmayı OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş ve TOI Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Al Eisri imzaladı. Yapılan anlaşmayla Samaş için toplam 30 milyon ABD Doları yabancı sermaye kazanımı elde etti. Yapılan protokol ile ortaklık için doğrudan yurt dışından sağlanacak yatırımla şirketin büyümesi, modernizasyonunun desteklenmesi ve şirket sermayesinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. OYAK, Samaş’ta çoğunluk hissedar olarak kalmaya devam edecek. TOI buna ek olarak yurt dışı bağlantılarını kullanarak Samaş’ın yeni sektör ve pazarlara girişini destekleyecek. Anlaşma Türkiye’ye duyulan güvenin bir işareti olarak görülüyor Söz konusu sözleşmeler ile stratejik öneme sahip sodyum bentonit rezervlerinin Türkiye ekonomisine daha hızlı katkı sağlaması ve bölgenin kalkınmasına destek olması için satış ağının genişletilmesi ve üretim miktarının artırılması hedefleniyor. Öte yandan, OYAK’ın çeşitli iştiraklerine son dönemde artan yabancı yatırımların, yurt dışı piyasalarda Türkiye’ye duyulan güveni ve OYAK’ın uluslararası seviyedeki kurumsal itibarını göstermesi açısından önemli olduğu değerlendiriliyor. Türkiye sodyum bentonitte rezerv zengini Dünyada bilinen en büyük sodyum bentonit rezervleri ABD ve Türkiye’de, özellikle de Samaş’ın ruhsat sahasında yoğunlaşıyor. 2024 yılında OYAK iştirakleri arasına katılan Samaş, Tokat / Reşadiye’de sahip olduğu bentonit rezervleri ve 50 yılı aşan tarihi ile sodyum bentonit madenciliği alanında dünyanın önde gelen firmalarından biri olarak faaliyet gösteriyor. Şirketin piyasaya sunduğu sodyum bentonit ürünleri farklı coğrafyalarda başta petrol sondajı, demir cevheri peletleme, kozmetik olmak üzere çeşitli sektörlerde dünyanın önde gelen firmalarının üretim süreçlerinde stratejik hammadde olarak kullanılıyor. Tekatron’a 15 milyon euro yabancı sermaye Diğer yandan TOI, insansız kara araçları üreticisi Tekatron Teknoloji A.Ş ile hisse edinimi amacıyla bağlayıcı olmayan bir mutabakat zaptı da imzaladı. Anlaşma, OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, TOI Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Al Eisri ve Tekatron’un kurucu ortağı Rıdvan Özdemir tarafından imzalandı. Yapılan anlaşma ile Tekatron için 15 milyon euro tutarında yabancı sermaye temini sağlandı. Tekatron sözleşmesiyle ilgili yapılan değerlendirmede, "Bu işlem Türkiye’nin savunma sanayiinde göstermiş olduğu atılımın bir sonucudur. Yabancı yatırımcılar ülkemizin savunma sanayi girişimlerinin geliştirdiği teknolojilere ve ülkemizin bu kapsamda sunduğu imkânlara büyük beklentilerle yatırım yapmaktadır. Belirli şartların oluşmasına ve nihai sözleşmelerin imzalanmasına müteakip sermaye sağlanacak. Taraflar arasında müzakerelerin olumlu ilerlemesi halinde bağlayıcı sözleşmelerin bu yıl Mayıs ayı içinde imzalanması planlanıyor" denildi. Tekatron insansız kara araçları alanında Türkiye’nin önde gelen savunma sanayi şirketleri arasında yer alıyor. TOI’nin Tekatron’da gerçekleştirmeyi planladığı sermaye artışı ile şirketin Türkiye’deki kapasite artış ve Ar-Ge projelerinin desteklenmesi, aynı zamanda da yurt dışında potansiyel üretim tesisi yatırımlarının finansmanının sağlanması hedefleniyor.
Türkiye, ilk 9 aylık turizm gelirinde Cumhuriyet tarihinin zirvesinde
31 Ekim 2025 Cuma - 14:10 Türkiye, ilk 9 aylık turizm gelirinde Cumhuriyet tarihinin zirvesinde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Cumhuriyet tarihinin ilk 9 aylık en yüksek turizm gelirine ulaşıldı. 2025 yılı başında koyduğumuz 64 milyar dolarlık turizm geliri hedefimizi tutturacağız" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) tarafından İstanbul’da düzenlenen Aylık Bilgilendirme Toplantısı ve Geleneksel Öğle Yemeği’ne katıldı. Bakan Ersoy burada yaptığı konuşmada 2025 yılının ilk 9 ayında turizm sektörünün yaklaşık 50 milyon ziyaretçi ağırlayarak geçen yıla oranla yüzde 1,6 oranında artış kaydettiğini, kişi başı ortalama harcamanın 103 dolara yükseldiğini ve turizm gelirlerinin ise 50 milyar doları aştığını açıkladı. Türkiye, ilk 9 aylık turizm gelirinde Cumhuriyet tarihinin zirvesinde Cumhuriyet tarihinin ilk 9 aylık en yüksek turizm gelirlerine ulaşıldığının altını çizen Bakan Ersoy, şunları kaydetti: "2024 yılında kırdığımız rekorların ardından, 2025 yılının ilk 9 ayında ülkemiz genelinde yaklaşık 50 milyon ziyaretçi ağırlanmıştır. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,6 artış yaşanmıştır. Kişi başı ortalama harcama 103 dolar seviyesine çıkarken, turizm gelirlerimiz yılın üçüncü çeyreği itibarıyla yaklaşık 50 milyar dolar seviyesini aşmıştır. 2025 yılı başında koyduğumuz 64 milyar dolarlık turizm geliri hedefimizi tutturacağız. Tüm bu rakamlar ışığında Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre, geçtiğimiz yıl ziyaretçi sayısında dünya genelinde 4’üncü sıraya yükselmiştik. Bu başarı, Türkiye olarak turizmdeki küresel bir oyuncu olduğumuz gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu hedeflerin gerçekleşmesinde siz değerli sektör paydaşlarının katkıları çok değerli ve önemli. Bu sebeple sizlere de katkı ve emekleriniz için teşekkür ediyorum." Bu rakamların yalnızca turizmdeki başarıyı değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik kalkınmasını da yansıttığını belirten Ersoy, İstanbul’un aynı dönemde 14 milyon 158 bin yabancı ziyaretçiyle dünya turizminin yükselen yıldızı hâline geldiğini ifade etti. "Türkiye, konaklama kalitesinde bir marka" Ersoy, dünya turizmindeki trendler dikkate alındığında bir destinasyonun tercih edilmesinde yalnızca doğal ve kültürel özelliklerin yeterli olmadığını, farklı parametrelerin de bu tercihleri doğrudan etkilediğini belirtti. Ziyaretçi davranışlarının konaklama kalitesinin önemini açıkça ortaya koyduğunu vurgulayan Ersoy, Türkiye’nin bu alanda hep birlikte uyum içinde yürütülen çalışmalar sayesinde bugün konaklama kalitesinde bir marka haline geldiğini ifade etti. "Sektörle geliştirilen ortak stratejiler başarıyı getirdi" Ersoy, Türk turizminin bugün dünyada bir yıldız gibi parlamasında sektörü merkeze alan yeni yaklaşımın belirleyici olduğunu belirterek, hiçbir zaman masa başında sektör gerçeklerinden uzak kararlar almadıklarını, tüm adımları sektörün içindeki aktörlerle birlikte attıklarını ifade etti. Küresel ve bölgesel krizlere karşı bağışıklığı artırmak, nitelikli turist çekmek ve gelir hedeflerini büyütmek amacıyla pazar çeşitliliğine öncelik verdiklerini vurgulayan Ersoy konuşmasını şöyle sürdürdü: "Söz konusu çeşitliliği oluşturmak için üç kademeli bir stratejiyle yol alıyoruz. Sektörle geliştirilen ortak stratejiler başarıyı getirdi. Ülkemizin mevcut ürünlerini daha fazla pazarda tanıtıyor, yeni ürünler geliştirerek ürün çeşitliliğimizi artırıyor, turizmi 12 aya ve Türkiye’nin 81 iline yayıyoruz. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla yaptığımız bütün tanıtım çalışmalarını da bu doğrultuda yürütüyoruz. 6 yıl önce kurduğumuz Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansımız sayesinde ülkemizin tanıtımını çok daha profesyonel bir biçimde gerçekleştiriyoruz. Bugün itibarıyla dünyanın en etkili ve yoğun tanıtım yapan ülkesi haline geldiğimizi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Dergi ve gazete ilanları, TV reklamları, tanıtım filmleri ve reklam çalışmalarının yanı sıra sosyal medya uygulamalarıyla; basın mensuplarına, influencer ve tur operatörlerine yönelik ağırlamalarımızla; dijital ve de konvansiyonel iletişim araçlarıyla ülkemizin köklü tarihini, doğal güzelliklerini, kültürümüzü tanıtıyoruz. 200’e yakın ülkeye ulaşan özel tanıtım kampanyaları yürütüyoruz. Bu sayede bugüne kadar ülkemizi tanıma fırsatı bulamamış insanlara da Türkiye’nin pek çok alanda görülmeye değer bir ülke olduğunu kanıtlıyoruz. Biliyorsunuz, turizmde pek çok avantaja sahibiz. Deniz-kum-güneşin yanı sıra kültür ve sanattan gastronomiye, toplantı ve inanç turizmine, arkeolojiden spor turizmine kadar geniş bir yelpazede, tüm beklentilere uygun olarak 81 ili ve 4 mevsimi hedefleyen bir turizm çeşitliliğini ön plana çıkartıyoruz. 10 dilde yayın yapan GoTürkiye internet sitesinde bugün 60’a yakın ürün mevcut. Öte yandan Go Türkiye sosyal medya hesaplarındaki toplam takipçi sayısı ise 21 milyonu aşmış durumda." "Türkiye Kültür Yolu Festivali gelecek yıl 32 şehirde düzenlenecek" Kültür turizminin, ürün çeşitliliği içinde en önemli başlıklardan biri olduğuna dikkat çeken Bakan Ersoy, 2021 yılında İstanbul Beyoğlu’nda başlatılan Kültür Yolu Festivali projesinin bu yıl 20 şehirde organize edildiğini aktardı. 5 Nisan’da Adana’da başlayan Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin, 9 Kasım’a kadar sürecek olan Antalya etabıyla tamamlanacağını belirten Ersoy, "Türkiye Kültür Yolu Festivali gelecek yıl 26, 2027 yılında ise 32 şehirde düzenlenecek." sözleriyle projeye dair genişleme planlarını paylaştı. Bu yıl Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde 5 farklı şehirde hayata geçirilen Bir Anadolu Şenliği’nin, 2026 itibarıyla 9 ile yayılacağını bildirerek, bu festivaller sayesinde kültür ile turizmin birbirini besleyen bir yapıya dönüştüğünü dile getirdi. Haydarpaşa ve Sirkeci garlarının restorasyon süreci tamamlandığında ise bu iki tarihî yapının yalnızca ulaşım noktası olarak değil, İstanbul’un her iki yakasında da kültür ve sanatın odak noktası hâline geleceğini sözlerine ekledi. Ürün çeşitliliği kapsamında gastronomi alanında da önemli çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Ersoy, 2022 yılında İstanbul’un dünyaca ünlü Michelin Rehberi’ne dahil edildiğini, ardından İzmir, Bodrum, Muğla ve Kapadokya’nın da bu listeye katıldığını hatırlattı. Kültürel tanıtımda etkili bir başka unsurun ise dizi ve film ihracatı olduğunu vurgulayan Ersoy, Türk dizilerinin bugün 170’e yakın ülkede bir milyardan fazla izleyiciye ulaştığını, bu yapımlar aracılığıyla Türkiye’nin kültürel değerleri, yaşam biçimi ve estetik anlayışının tüm dünyada tanınır hâle geldiğini söyledi. Hatta bu ilgiden ötürü Türkçeyi öğrenmeye başlayan binlerce yabancı izleyici bulunduğunu kaydeden Ersoy, Bakanlık olarak dizilerin bu etkisini uluslararası tanıtım stratejilerinin merkezine yerleştirdiklerini belirtti. Bu doğrultuda Türkiye Tanıtım ve Geliştirme Ajansı tarafından hazırlanan Antalya ve İstanbul temalı iki mini dizinin, hedef ülkelerde tanınmış oyuncularla hayata geçirilen etkileyici bir tanıtım projesi olduğunu ifade etti. "Bu yapımlar hem kültürel diplomasi hem de destinasyon tanıtımı açısından büyük ses getirdi ve toplamda 2,43 milyar gösterim, 876 milyondan fazla izlenme elde etti. Bu başarının ardından önümüzdeki dönemde farklı temalarda, yine ülkemizi ve şehirlerimizi öne çıkaran yeni projelerle dünyada ses getirmeye devam edeceğiz" diyen Ersoy, turizmi yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil, aynı zamanda kültürel bir etkileşim alanı olarak gördüklerini vurguladı. Her bir ziyaretçinin Türkiye’nin değerlerini ve misafirperverliğini temsil eden birer kültür elçisi olarak ağırlandığını söyleyen Bakan Ersoy, paylaştığı rakamların ve aktardığı çalışmaların birer başarı özeti olduğunu; esas hedeflerinin ise sürdürülebilir, yenilikçi ve kapsayıcı bir turizm ekosistemi inşa etmek olduğunu belirtti. "İnşallah geliştirdiğimiz bu güçlü vizyon ile bu yolda birlikte çalışarak hedeflerimize de ulaşacağımıza yürekten inanıyorum" diyerek sözlerini tamamlayan Ersoy, toplantının TÜROB ailesi için verimli geçmesini diledi. "Turizm sektörü ekonomimize güçlü desteğini sürdürüyor" TÜROB Başkanı Müberra Eresin ise yaptığı konuşmada turizm sektörünün zaman zaman dışsal etkenlerle sarsılsa da, Türkiye ekonomisine, istihdamına ve kalkınmasına güçlü desteğini sürdürmeye kararlı olduğunu söyledi. Eresin, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un bu sabah Atatürk Kültür Merkezi’nde yaptığı açıklamalara atıfta bulunarak, Eylül sonu itibarıyla ülkemize gelen ziyaretçi sayısındaki artışın devam ettiğini ifade etti.
Başkan Dumandağ, "Amacımız  Elazığ’ı, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir"
31 Ekim 2025 Cuma - 14:05 Başkan Dumandağ, "Amacımız Elazığ’ı, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir" Besi Organize Sanayi Bölgesi projesinde çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini belirten Elazığ Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ, "Amacımız, Elazığ’ı yalnızca bölgesinde değil, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir" dedi. Elazığ Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ, AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı, Meclis Başkanı Aydın Torgut ve Genel Sekreter Murat Çiçek ile birlikte Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Ahmet Antalyalı’yı makamında ziyaret etti. Elazığ Besi Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösterecek yatırımcıların TKDK desteklerinden etkin bir şekilde yararlanabilmesi amacıyla planlanan projelerin görüşüldüğü ziyarette ayrıca TKDK desteklerinin kentteki üretim, istihdam ve ekonomik kalkınma süreçlerine katkı sunması adına karşılıklı istişarelerde bulunuldu. Ziyarette ayrıca Elazığ’ın tarım ve hayvancılık potansiyelinin geliştirilmesi, kırsal kalkınma desteklerinin üreticilere daha etkin ulaştırılması ve yatırım alanlarının çeşitlendirilmesi konuları detaylı şekilde ele alındı. "Üreticimizin emeğini koruyan projeleri önceliklendiriyoruz" Elazığ’ın tarım ve hayvancılık potansiyelini sanayiyle buluşturacak dev yatırım olan Besi OSB projesinde çalışmalar tüm hızıyla devam ettiğini aktaran Başkan Dumandağ, "Bölge hayvancılığına yön verecek modern altyapı, çevre dostu üretim modeli ve yüksek istihdam kapasitesiyle dikkat çeken projemiz Elazığ ekonomisi için stratejik bir adım. Besi OSB; üreticimizin yıllardır hayalini kurduğu, hayvancılığı planlı ve verimli hale getirecek bir projedir. Şehrimizin tarımsal üretim gücü artık daha organize, daha hijyenik ve daha yüksek katma değer üreten bir yapıya kavuşacak. Tabi bilindiği üzere Elazığ; coğrafi yapısı, hayvancılık altyapısı ve üretken insan kaynağıyla bölgesinde örnek bir şehir konumunda. Biz Ticaret Borsası olarak şehrimizin potansiyelini doğru şekilde değerlendirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Üreticimizin emeğini koruyan, istihdamı artıran ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen projeleri önceliklendiriyoruz" diye konuştu. "Amacımız, Elazığ’ı yalnızca bölgesinde değil, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir" Dumandağ, "TKDK’nın sağladığı hibe ve destekler, Elazığ’ın üretim kapasitesini katlayacak güce sahip. Biz bu desteklerin tabana yayılması, küçük ve orta ölçekli üreticilerin de bu imkanlardan faydalanması için üzerimize düşen her görevi yerine getirmeye hazırız. Amacımız, Elazığ’ı yalnızca bölgesinde değil, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir. Elazığ’ın bereketli topraklarını ve üretim gücünü daha verimli hale getirmek için kurumlarımız arasında güçlü bir iş birliğinin şart olduğu aşikar. TKDK’nın destekleriyle üreticilerimizin modern, sürdürülebilir ve katma değeri yüksek projelere imza atacağına inanıyoruz. Bizler de Elazığ Ticaret Borsası olarak bu süreçte üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye hazırız" şeklinde konuştu. Ziyarette konuşan AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı ise Elazığ’ın kırsal kalkınma projelerinde öncü illerden biri haline gelmesi için tüm desteklerin devam edeceğini ifade etti. TKDK Başkanı Ahmet Antalyalı da nazik ziyaretlerinden dolayı heyete teşekkür ederek, Elazığ’ın tarımsal üretim kapasitesini artıracak projelere kurum olarak her zaman destek vermeye devam edeceklerini söyledi.
Bakan Şimşek: "2026 yılında dezenflasyonu güçlü bir şekilde devam ettireceğiz"
31 Ekim 2025 Cuma - 14:04 Bakan Şimşek: "2026 yılında dezenflasyonu güçlü bir şekilde devam ettireceğiz" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "2026 yılında güçlü bir şekilde dezenflasyonu devam ettireceğiz. Maliye politikası, para politikası, gelirler politikası ve yapısal politikalar ona göre şekillenecek. Dolayısıyla bizim gördüğümüz resim bu. Önümüzde çok ciddi fırsatlar var. Bu fırsatları tabii ki değerlendirecek olan reel sektörümüzdür. Bunları destekleyecek olan finans sektörümüzdür. Biz de bir ekip ruhuyla bütün bu girişimcilik ve finans konularında gereken desteği tabii ki sağlayacağız" dedi. Bakan Şimşek, İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilen "Küresel Ekonomi ve Türkiye Ekonomisinin Görünümü" konulu finans zirvesine katıldı. Türkiye ve küresel ekonomiye ilişkin başlıkların ele alındığı zirvede konuşan Şimşek, "Küresel ekonomide aslında durum çok da kötü değil. Yani algı ve beklentiler nispeten pozitif. Bu iyi bir haber. Büyüme potansiyelimizi yükseltecek. Gördüğünüz gibi dünyada karşı karşıya olduğumuz yapısal tehditler var, sorunlar var. Ama hepsinde Türkiye için eğer biz doğru bir kurguyla, doğru bir modelle birlikte iş birliği yaparak doğru tespitler ve teşhislerde bulunduktan sonra birlikte çözebiliriz" dedi. "Dünyanın dört bir köşesinde sıcak çatışmalar var" Küresel gerginlikler ve çatışmaların her gün birçok ülkede görüldüğünü söyleyen Şimşek, "İnsanlık olarak arzu etmediğimiz görüntüler var. Ve dünyanın dört bir köşesinde sıcak çatışmalar var. Peki Türkiye burada nasıl konumlanmış? Birincisi biz güçlü bir savunma sanayiine sahibiz. Şu anda devam eden üzerinde 100 binden fazla kişinin çalıştığı bin 400’e yakın ve geliştirme Ar-Ge değeri 100 milyar dolar üzerinde olan bin 400 projeden bahsediyoruz. Ve bu daha yeni yeni Türkiye’nin ihracatına üretimine yansımaya başladı" ifadelerini kullandı. "Bugün Türkiye 10 milyar dolar ihracata doğru giden bir ülke konumunda" 25 yıl önce Türkiye’nin savunma sanayi ihracatının yok denecek kadar az olduğunu belirten Bakan Şimşek, "Bugün Türkiye 10 milyar dolar ihracata doğru giden bir ülke konumunda. Eylül ayı itibariyle yıllıklandırılmış ihracat 8.4 milyar doların üzerine çıktı. Türkiye eskiden dünyanın en büyük ithalatçılarından birisi iken 90’lı yıllarda rakamlar onu gösteriyor. Şu anda dünyada ihracatı ilk ona doğru hızlı yol kat ediyor. Geçen sene 11. sıradaydık. Dünya ihracat liginde savunma sanayinde muhtemelen bu sene veya önümüzdeki sene ilk 10’a girmiş olacağız. Daha yeni İspanya Türkiye’den 3 milyar doların üzerinde bir meblağla HÜRJET alımını onayladı. Gerçekten bu açıdan baktığınız zaman dolayısıyla daha bu yolun başındayız. Yani bin 400 ürün geliştirme aşamasında bunların peyderpey devreye girdiği bir dünya ve savunma sanayi harcamalarının hızla arttığı bir dünya. Dolayısıyla evet bazı sektörlerde sıkıntılarımız var. Ben yoktur demiyorum ve onlara da duyarsız değiliz" diye konuştu. "Kötümser olmak için hiçbir sebep yok" Bakan Şimşek, "Finansmanda şartlar önümüzdeki aylarda daha da iyileşecek, çünkü enflasyon düşecek. Önümüzdeki yıl bu konularda da peyderpey elimiz güçlendikçe basitleştirme ve bu makro ihtiyati tedbirleri gevşetme noktasında elimiz daha da güçlenecek. Onun için kötümser olmak için hiçbir sebep yok. Uyguladığımız program çerçevesinde bakıyorum. Giderek daha da güçleneceğimiz, giderek daha hızlı koşacağımız bir döneme gireceğimize biz inanıyoruz. Bunun şartları oluşmuş durumda. Küresel konjonktürü destekleyici programı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz" dedi. 2026 yılında güçlü bir şekilde dezenflasyonun devam edeceğini kaydeden Bakan Şimşek, "Ona göre maliye politikası, ona göre para politikası, ona göre gelirler politikası ve ona göre yapısal politikalar şekillenecek. Dolayısıyla bizim gördüğümüz resim bu. Önümüzde çok ciddi fırsatlar var. Bu fırsatları tabii ki değerlendirecek olan reel sektörümüzdür. Bunları destekleyecek olan finans sektörümüzdür. Biz de bir ekip ruhuyla girişimcilik ve finans konularında gereken desteği tabii ki sağlayacağız" ifadelerine yer verdi.
Gaziantep, THY ile dünyaya açılacak
31 Ekim 2025 Cuma - 13:58 Gaziantep, THY ile dünyaya açılacak Tarihi, gastronomisi ve doğasıyla turizmin yükselen değerlerinden olan Gaziantep, Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Valiliği ve Türk Hava Yolları işbirliğiyle ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtılacak. Hava kargo ile Gaziantep’ten 200 tonluk ihracat yapıldığını belirten THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Ahmet Bolat, "Uzun yıllardır Türkiye içindeki önemini bildiğimiz Gaziantep gibi şehirler için özel yatırımlar yapıyor, bu şehirleri stratejik şekilde konumlandırıyoruz" dedi. Köklü tarihi, 5 antik kente ev sahipliği yapması, gastronomisi ve doğasıyla turizmde yükselen değerlerden olan Gaziantep’in ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtımı için Türk Hava Yolları (THY) ile yapılacak iş birlikleri ve tanıtım stratejileri ele alındı. Kamu kurumları yetkilileri, üniversite rektörleri, STK temsilcileri ve THY yöneticilerinin katıldığı Zeugma Mozaik Müzesi Konferans Salonu’ndaki toplantıda, kentin turizm potansiyelinin artırılması, yurt içi ve yurt dışı destinasyonlarda Gaziantep markasının güçlendirilmesi, gastronomi turizminin desteklenmesi konularında fikir alışverişinde bulunuldu. Toplantıda Gaziantep merkezli 10 şehirdeki 17 kültürel varlığı kapsayan destinasyonda hedeflere ulaşılması için uluslararası tanıtım ve iş birlikleri, tematik tur paketleri, bölgesel farkındalık ve altyapı gelişimi, hedef pazarlar olan Asya, Uzak Doğu ve Amerika’dan gelecek turistlere yönelik tanıtım çalışmaları, influencer, basın ve acente iş birlikleri başta olmak üzere çeşitli konular irdelendi. Gaziantep, THY ile dünyaya ihracat yapıyor THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Ahmet Bolat, yaptığı sunumda Gaziantep için 2025 yılında yurt dışında 19 tanıtım turu yapıldığını, 2026 yılı için de 23 tanıtım turu yapılacağını belirtti. Gazi şehrin ihracatında lojistik rakamlarla THY’nin verilerini paylaşan Bolat, bu yıl ürünlerin 72 ülkeye hava kargo ile taşındığını aktardı. 323 ton dış hat kargosunun 200 tonunun Gaziantep üretimi olduğunu belirten Bolat, 110 ton gibi rekor bir taleple Avustralya’ya ürünlerin taşındığını ifade etti. Gazi şehrin sanayisi ile farklı iş ortaklıkları yürütülmesi hedefleniyor THY’nin gelecek hedefleri içinde sadece turizm ve taşıma açısından değil şehrin sanayisiyle ortak çalışmalar yapılabileceğini aktaran Bolat, üniversiteler ve Teknopark şirketleriyle projeler yürütülebileceğini söyledi. Bolat, "Türk Hava Yolları’nın geçmişine baktığımızda bir dönem sadece 65 uçağı bulunuyordu. Bunların 11’i geniş gövdeli, geri kalanı dar gövdeliydi. Ancak Cumhurbaşkanımızın havacılığa yönelik vizyonu ve ülkemizde yapılan büyük yatırımlar sayesinde Türk Hava Yolları bugün dünyanın en önemli hava yollarından biri haline geldi. Son 20 yılda Türk Hava Yolları yüzde 12 oranında büyüme sağladı. Bu oran, dünya ortalamasının yaklaşık 3,5 katı. Yani dünya ortalaması yüzde 3,5 iken, THY yüzde 12 büyüdü. 65 uçaktan bugün 515 uçağa ulaştık. Türk Hava Yolları’nın şu anda 515 uçağı bulunuyor. 2033 vizyonumuz doğrultusunda bu sayıyı 813 uçağa çıkarmayı hedefliyoruz. Bugün THY, haftada 8 bin dış hat, 4 bin 700 iç hat uçuşu gerçekleştiriyor. Dünyada 541 farklı noktaya uçuyoruz. Bu da Gaziantep gibi sanayi şehirleri için büyük bir avantaj. Çünkü Gaziantep’teki bir sanayici, THY’nin uçuş ağı sayesinde dünyanın 541 noktasına 24 saat içinde erişebiliyor. İstanbul Havalimanı üzerinden ortalama 2,5 saat içinde birçok noktaya bağlantı kurulabiliyor. İç hatlarda da pandemi öncesi dönem olan 2019’a göre yüzde 33 oranında büyüme sağladık" dedi. "Gaziantep gibi şehirler için özel yatırımlar yapıyor" Bolat, "THY’nin üç farklı markası bulunuyor. Bunlardan biri, yüzde 50 ortağı olduğumuz SunExpress. Uzun yıllardır Türkiye içindeki önemini bildiğimiz Gaziantep gibi şehirler için özel yatırımlar yapıyor, bu şehirleri stratejik şekilde konumlandırıyoruz. Uluslararası yolcu kapasitesinde dünyada üçüncü sıradayız. 2024 ile 2025 yılları karşılaştırıldığında yüzde 4 oranında büyüme bekliyoruz. Bu yılki gelirimiz, Allah nasip ederse 22 milyar dolar civarında olacak. Esas faaliyet karımız da geçen yıla benzer bir seviyede gerçekleşecek. Kredi yükümüz ise sadece 300 milyon dolar civarında. Peki, tüm bunların ülkemize katkısı ne? Bir uçak, tipine göre büyük bir ekonomik büyüklüğü temsil ediyor. Dar gövdeli uçakların her biri 55-60 milyon dolar, geniş gövdeli uçaklar ise 150-180 milyon dolar arasında. Elbette bu alımlar Airbus ve Boeing gibi firmalara kazanç sağlıyor, ancak aynı zamanda Türkiye ekonomisine de önemli katkılar sağlıyor. Türk Hava Yolları, son 16 yılın en büyük ihracatçısı konumunda. Geçtiğimiz yıl 18 milyar dolar döviz girdisi sağladı. Bunun 9 milyar doları doğrudan Türkiye’de kaldı. Yani THY, Türkiye’ye 9 milyar dolarlık cari fazla kazandırıyor. Türk Hava Yolları’nın ülke ekonomisine toplam katkısı 60 milyar dolar seviyesinde. Türkiye’nin 1,1 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasılası içinde THY’nin payı yaklaşık yüzde 6’dır. THY’nin 20 iştiraki ve 95 bin çalışanı bulunuyor. Şirketin bu yıl 44 milyar dolar döviz geliri elde etmesi, bunun da 20 milyar dolarının Türkiye’de kalması tahmin ediliyor ülkemize getirilen yüksek gelir grubundaki turistler ve iş insanları sayesinde" ifadelerini kullandı. "Bu yıl Amerika’dan 1,7 milyon turist geldi" THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Bolat, "Amacımız, kültüre, tarihe, gastronomiye ve Türkiye’nin ürettiği değerlere ilgi duyan turistleri ülkemize çekmek. Bu kapsamda 11 hedef ülke belirledik. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere bu ülkelerden gelen turistler, kişi başı 2 ila 3 bin dolar arasında harcama yapıyor. Bu yıl Amerika’dan 1,7 milyon turist geldi. Hedefimiz, bu sayıyı 5 milyona çıkarmak. Aynı dönemde Dubai’ye giden Amerikalı sayısı sadece 300 bin civarında. Bu da Türkiye’nin turizm potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Bu topraklar insanlığın ve medeniyetin doğduğu yerler. Özellikle Şanlıurfa’daki Taş Tepeler projesiyle başlayan yeni hikayemiz, medeniyet tarihini yeniden yazıyor. 12 bin yıl öncesine uzanan bu topraklarda, o dönemde bile 10 bin kişilik yerleşimler bulunduğunu görüyoruz. Bu da bölgenin tarihi önemini ortaya koyuyor. Türk Hava Yolları’nın 19 iştiraki arasında TGS, THY Teknik ve Turkish Cargo gibi önemli firmalar var. Bunlardan biri de BayiDek. Bu şirketimiz, kapıdan kapıya teslimat yapan bir lojistik firması. Örneğin, Gaziantep’teki bir esnaf, internet üzerinden tanıttığı bir ürününü Frankfurt’taki bir müşteriye göndermek isterse BayiDek devreye giriyor. Ürünü esnafın dükkanından alıp ertesi sabah Frankfurt’taki adrese teslim ediyor. Türk Hava Yolları, geçmişte olduğu gibi bugün de sadece bir hava yolu şirketi değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik, kültürel ve turistik kalkınmasına yön veren stratejik bir markadır" ifadelerine yer verdi. "Tanıtım deyince bizim en önemli tanıtım ayağımız, tanıtım mekanizmamızdan bir tanesi Türk Hava Yolları" Toplantıda konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise, kentin OECD Şampiyon Şehir, EBRD Yeşil Şehir ve Avrupa Ödülü sahibi olduğunu belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli markası olan Türk Hava Yolları’nı bugün üst düzey yöneticilerini şehrimizde ağırlıyoruz. Misafirlerimiz bizi markalaştıran, Türk Hava Yolları’nı dünya markası haline getiren çok özel misafirler. Bunun en önemli sermayesi beşeri sermaye, yetişmiş insan gücü. Bugün vizyonlarıyla, ufuklarıyla, stratejileriyle bu önemli çalışmada ülkemizin en önemli marka değerini yöneten sizler bizim için en kıymetli hazinesiniz. Kültürel mirasımız da diğer önemli hazinemiz. Bugün iki hazineyi bir araya getirdik ve birleştirdik. Bir taraftan ortak geçmişimiz var. Geleceğe emin adımlarla ilerliyoruz. Geçmişimizde büyük medeniyet var. Cumhuriyet Dönemi’nin en güzel eserleri burada ve bunların tanıtılmaya ihtiyacı var. Tanıtım deyince bizim en önemli tanıtım ayağımız, tanıtım mekanizmamızdan bir tanesi elbette ki Türk Hava Yolları" dedi. "Dünyada da Türk Hava Yolları bizim bu şekilde sesimiz olacak" Gaziantep Valisi Kemal Çeber de önemli bir heyeti misafir ettiklerini vurgulayarak, "Biz Gaziantep ile ilgili belki bundan sonra ‘Türk Hava Yolları’ndan önce, Türk Hava Yolları’ndan sonra’ diye konuşabiliriz. Gaziantep’in muhteşem bir potansiyeli var. Bunu Türk Hava Yolları’nın profesyonelliğiyle birleştirmek istiyoruz. Dünyada da Türk Hava Yolları bizim bu şekilde sesimiz olacak. ‘Buraya bir ek sefer daha koymaktansa burayı dünyada çok daha iyi tanıtmak bize çok daha fayda sağlar denildi’. Bu gerçekten güzel bir vizyondur, ekiptir. Ben şahsım ve şehrim adına teşekkür ediyorum böyle güzel bir kadroyla, geniş bir kadroyla buraya geldiği için ve şimdiden hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum" diye konuştu.
Bakan Yumaklı: "Türkiye kovan varlığında 3’üncü, bal üretiminde de Çin’den sonra 2’inci sırada"
31 Ekim 2025 Cuma - 13:54 Bakan Yumaklı: "Türkiye kovan varlığında 3’üncü, bal üretiminde de Çin’den sonra 2’inci sırada" Türkiye’nin arıcılık sektöründe önemli bir yere sahip olduğunu aktaran Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Türkiye kovan varlığında 3’üncü, bal üretiminde de Çin’den sonra 2’inci sırada" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Tunceli’ye geldi. İlk olarak valiliği ziyaret eden Bakan Yumaklı, ardından ‘Yeni Kovan, Yeni Umut Projesi’ kapsamında arı kovanı dağıtım töreni katıldı. Burada üreticilerle bir araya gelen Yumaklı, açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin arıcılık sektöründe önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Bakan İbrahim Yumaklı, "Verilere göre, Türkiye kovan varlığında 3’üncü sırada, bal üretiminde de Çin’den sonra 2’inci sırada. Çini’de zorladığımızı ifade etmek istiyorum. Her köşesi cennetten bir parça olan bu vatanımızın özellikle yaşamın devamı konusunda bilimsel verileri de önümüze koyduğumuzda arıların ve arıcılığın bu manada getirmiş olduğu faydaları, ekonomik sonuçlara dönüştürmek son derece kıymetli olacak. Dünyada bilinen ballı bitkiler florasının da yüzde 75’i ülkemizde bulunuyor. Ne kadar önemli bir hazinenin üzerinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Son 23 yılda çalışmalarımız hep buna dönük oldu. Türkiye’de arıcılık haritası oluşturduk. Şuanda yapılmış ve yapılacak olan projelerin bilimsel bir temeli olduğunu ifade etmek istiyorum. 1 milyon dekar alana sahip 900 bal ormanı tesis edildi. Balda markalaşma yönünde önemli mesafeler almış durumdayız. Eğer dünyadan üretmiş olduğunuz ürünlerin bir yere sahip olmasını istiyorsanız diğer bir başlıkta markalaşmadır. 35 coğrafi işaret tescili almış balımız mevcut. Bu kadar çok coğrafi işaret almak faydalı mı diye düşünmeyin bu bir sinerji oluşturuyor. Birisi diğerini tetikliyor. Bu sadece arıcılık işletmesi sayısı 5 kat artışla 98 bine çıkmış durumda. Arılı kovan varlığımız yüzde 115 artışla 9 milyon adete çıkmış durumdadır" diye konuştu. Bakan Yumaklı, "Son dönemde arıcılık ürünlerinin üretimiyle alakalı emeğe haksızlık ve saygısızlık eden, haksız kazanç elde etmek için her yolu deneyenlerle yoğun bir mücadelemiz var. Denetimlerimizi ve arkasından tespitlerimizi gerçekleştirdiğimizde 15 milyona kadar ceza ve faaliyet durdurmada yanın da gerçekleştiriyoruz. Amacımız üreticilerimizin emeğini korumaktır. Çiftçimizin emeği ve halkımızın sağlığıyla oynayanların yanına kar kalmayacağını bundan hiçbir toleransımızın olmadığını buradan tekrar ifade etmek istiyorum. Bu kapsamda biz 2025 yılının ilk 10 ayında yaklaşık 2 bin denetim gerçekleştirdik. Bunların sonucunda da 142 firmaya idari yaptırımda bulduk. Bu zaman kadar yapılanlarla belli oranlarda iyileşmeler sağlanmış durumda. Bitkisel üretimde üretim miktarımız yüzde 85, küçükbaş hayvan varlığımız yüzde 76 ve arılı kovan varlığımız yüzde 97 artmış. 27 kat artışla 2. 6 milyar liralık bir tarımsal hasılaya ulaştık. Yeter mi yetmez" şekliden konuştu.
Muğla Büyükşehir’den Kırsal Kalkınmaya 330 tonluk yem tohumu desteği
31 Ekim 2025 Cuma - 13:46 Muğla Büyükşehir’den Kırsal Kalkınmaya 330 tonluk yem tohumu desteği Muğla Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimi desteklemek, üreticilerin girdi maliyetlerini azaltmak ve yerel üretimi güçlendirmek amacıyla 13 ilçede bin 500 üreticiye toplam 330 ton yem bitkisi tohumu desteği sağlıyor. Tritikale, arpa ve yulaf tohumlarından oluşan bu destekle 13 bin 200 dekar alanın yem bitkisi üretimiyle buluşması hedefleniyor. ‘Verimli Topraklarıyla Tarım Kenti Muğla’ vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi, bugüne kadar Yatağan, Milas, Menteşe, Fethiye ve Seydikemer ilçelerinde dağıtım gerçekleştirdi. 31 Ekim 2025 Cuma günü Ula ilçesinde yapılacak dağıtımla destekleme programı devam edecek. Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen yem bitkisi tohumu desteklemesi, hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Büyükşehir Belediyesi, bu destekle üreticilerin hem yem maliyetlerini azaltmayı hem de kırsal bölgelerde üretimi teşvik etmeyi amaçlıyor. Yeni Bağyaka Mahalle Muhtarı Günay Sarıoğlu, "Bu proje çok güzel. Gerçekten çok güzel. Çok teşekkür ediyoruz. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras başta olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ederiz" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Dairesi Başkanı Buket Kallem, "Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın ‘Verimli Topraklarıyla Tarım Kenti Muğla’ sloganı tarım projelerimize rehber olmaktadır. Bugün dağıtımını yapacağımız tohumlar, hem hayvancılığımızın sürdürülebilirliği açısından, hem de tarlalarımızın bereketlenmesi açısından çok büyük önem arz etmektedir. Bizim için önemli olan, kırsalda üretimin sürmesi, köylerin yeniden canlanması ve gençlerimizin tarıma olan güveninin artmasıdır" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz, "Bugün burada Menteşe ilçemizde ortalama 413 civarında üreticimizin katılımıyla yaklaşık 394 ton civarında yem tohumu bitkisinin ücretsiz olarak Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından dağıtımını gerçekleştirip Muğla genelinde de tarıma, hayvancılığa, kırsal kalkınmaya destek veriyoruz. Ve bu desteğin aslında Muğla’nın sadece tarımsal veya kırsal veya hayvancılık anlamında değil, Muğla’nın geleceğine yönelik bir destek olduğuna inanarak, güvenerek yapıyoruz. Beraberinde toplamda 330 ton yem bitkisi tohumunun Muğla Belediyenize maliyeti KDV’de 20 milyon civarında olup, yaklaşık 14 bin dekar alan, tarımsal alan bu manada etkin hale getirilip, dikimi gerçekleştirip hem tarıma hem de hayvancılık noktasında bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Muğla, sadece turizmiyle, deniziyle, güneşiyle olan bir kent değil. Beraberinde tarım da hem ekonomik anlamda, hem de kültürel manada önemli bir yer tuttuğuna inanıyoruz. Ve bunun da gereğini büyükşehir olarak üzerimize düşen noktada yapmaya çalışıyoruz. Tabi bu desteklere göre hem üretimine, Muğla’nın geleceğine yatırım yapmak amacı da hem de tarımsal girdi maliyetlerinin gerçekten ciddi boyutlara ulaşması noktasında, özellikle üreticinin, çiftçinin her zaman yanında olarak ortaya, ülke çapında çıkan bu açığı, bu dezavantajlı durumu yerel yönetim olarak bir mevzu olsun, katkıda bulunmak istiyoruz. Bundan sonra da katkıda bulunmaya devam edeceğiz" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın geleceğini toprakta ve üreticisinde gördüklerini, üreten bir Muğla, kendi ayakları üzerinde duran, doğasıyla, insanıyla, emeğiyle güçlü bir Muğla demek olduğunu, bu anlayışla Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak üreticilerin yanında olmaya, onların emeğini değerli kılacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerini açıkladı.
Buldan’da elma hasadı yüz güldürüyor
31 Ekim 2025 Cuma - 13:14 Buldan’da elma hasadı yüz güldürüyor Denizli’nin Buldan ilçesinin yüksek kesimlerinde elma hasadı başladı. Bu yıl yetiştirilen elmalar, verim ve kalitesiyle üreticilerin yüzünü güldürüyor. Buldan ilçesinde 2 bin 103 dekar alanda yaklaşık bin 514 ton elma üretiminin gerçekleştiğini dekar başına ortalama 720 kilogram verim alınan bölgede en çok Starking, Golden ve yerel elma çeşitleri yetiştirildiği belirtildi. Denizli’nin Buldan ilçesinde Şubat-Mart aylarında başlayan budama çalışmalarının ardından sulama ve ilaçlama işlemleri tamamlandı ve elma hasadı başladı. Bu yıl yağışların ve hava şartlarnın elma üretimi için elverişli geçtiğini belirten üreticiler, sabahın erken saatlerinden itibaren aileleri ve işçileriyle birlikte bahçelerinde elma topluyor. Buldan’ın Süleymanlı, Kovanoluk, Yayla, Kaşıkçı ve Alandız mahallelerinde yoğun bir şekilde süren hasatta, toplanan elmalar kasalara doldurularak soğuk hava depolarına taşınıyor. Üreticiler, 1100 rakımlı bölgenin toprak yapısı ve ikliminin elmalara özgün tat, aroma ve dayanıklılık kazandırdığını ifade ediyor. Buldan’da toplam 2 bin 103 dekar alanda yaklaşık bin 514 ton elma üretimi gerçekleştiriliyor. Dekar başına ortalama 720 kilogram verim alınan bölgede en çok Starking, Golden ve yerel elma çeşitleri yetiştiriliyor. "Bu yıl iklim elma üretimi açısından çok güzel geçti" Buldan Yayla Mahallesinde elma üreticiliği yapan Mehmet Çetinkaya, bölgenin elma yetiştiriciliği için elverişli olduğunu belirterek; "Bu yıl iklim elma üretimi açısından çok güzel geçti. Yaklaşık yirmi bir dönüm arazimizde Süperchleff, Arap Kızı, Fuji, Golden, Grand Simit cinsi elma üretimi yapıyoruz. Topladığımız elmaları kasalara doldurarak buzhanemize koyuyoruz. Gelen alıcılara verdiğimiz gibi pazarlarda da satıyoruz. Allah bereketini versin" dedi.
Bakan Bolat: "2025 yılının ilk dokuz ayında İsviçre ile ticaret hacmimiz 12 milyar dolara ulaştı"
31 Ekim 2025 Cuma - 13:10 Bakan Bolat: "2025 yılının ilk dokuz ayında İsviçre ile ticaret hacmimiz 12 milyar dolara ulaştı" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "İsviçre ile güçlerimizi birleştiriyor, iş dünyalarımıza yeni fırsatlar sunuyor, ikili ilişkilerimizden güç alan işbirliğimizi bölgesel bir perspektifle geliştiriyoruz. 2025 yılının ilk dokuz ayında ticaret hacmimiz 12 milyar dolara ulaşarak, 2024 yılının toplam seviyesini şimdiden yakalamıştır. Türkiye’de 1.000’den fazla İsviçre şirketi faaliyet göstermekte olup, yatırımları 10,6 milyar doları bulmaktadır. Türkiye’nin İsviçre’deki yatırımları ise yaklaşık 1 milyar dolardır" dedi. 19. Türkiye-İsviçre Ekonomi Forumu başladı. Forumda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, küresel ölçekte yaşanan tüm zorluklara rağmen, Türkiye ekonomisinin son yıllarda dikkate değer bir performans sergilediğini söyledi. Bakan Bolat, 2024 yılı itibarıyla Türkiye’nin, dünya ekonomileri arasında 17’nci sırada yer aldığını ve satın alma gücü paritesine göre ise 12’nci sırada yer aldığının altını çizdi. Son yirmi yılda Türkiye ekonomisinin yıllık ortalama yüzde 5,4 oranında büyüme kaydettiğine dikkat çeken Bakan Bolat, "2002 yılında 238 milyar dolar olan millî gelir, 2024 yılı itibarıyla 1,5 trilyon dolara yükselirken; kişi başına düşen gelir ise 3 bin 600 dolardan yaklaşık 17 bin dolara çıkmıştır. Toplam ticaret hacmimiz 600 milyar doları aşmış, hizmet ihracatımız ise 117 milyar dolara ulaşmıştır. Bu rakamı kısa sürede 150 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. 2025 yılı Eylül ayında ihracatımız 22,6 milyar dolara ulaşarak, Cumhuriyet tarihinin en yüksek Eylül ayı ihracatı olmuştur" dedi. "Türkiye’deki doğrudan yabancı yatırım stoku 275 milyar dolara ulaşmıştır" Türkiye’nin; Avrupa, Asya ve Afrika’nın kesişim noktasında güvenilir ve rekabetçi bir yatırım merkezi olarak öne çıktığını aktaran Bakan Bolat, "Genç ve nitelikli iş gücü, gelişmiş lojistik altyapısı ve Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği ilişkisi sayesinde yabancı yatırımcılar; ülkemize olan güvenlerini güçlü bir şekilde sürdürmektedir. 2024 yılı sonu itibarıyla Türkiye’deki doğrudan yabancı yatırım stoku 275 milyar dolara ulaşmıştır" ifadelerini kullandı. "2025 yılının ilk dokuz ayında İsviçre ile ticaret hacmimiz 12 milyar dolara ulaştı" Bakan Bolat, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye ile İsviçre arasındaki ekonomik ortaklık, karşılıklı fayda temelinde gelişmeye devam etmektedir. EFTA ülkeleriyle imzalanan Revize Serbest Ticaret Anlaşmamız, bu başarının temel taşlarından birini oluşturmaktadır. İsviçre ile güçlerimizi birleştiriyor, iş dünyalarımıza yeni fırsatlar sunuyor, ikili ilişkilerimizden güç alan işbirliğimizi bölgesel bir perspektifle geliştiriyoruz. 2025 yılının ilk dokuz ayında ticaret hacmimiz 12 milyar dolara ulaşarak, 2024 yılının toplam seviyesini şimdiden yakalamıştır. Türkiye’de 1.000’den fazla İsviçre şirketi faaliyet göstermekte olup, yatırımları 10,6 milyar doları bulmaktadır. Türkiye’nin İsviçre’deki yatırımları ise yaklaşık 1 milyar dolardır. Türkiye’nin Kafkasya, Türk dünyası ve Asya’ya açılan kapı konumu, İsviçreli yatırımcılara geniş ve yeni pazarlara erişim imkânı sunmaktadır. İsviçreli şirketlerin mühendislik uzmanlığını ve finansal gücünü, Türk müteahhitlerin uluslararası deneyimi ve kanıtlanmış başarısıyla birleştirmek, hem İsviçre’de hem de üçüncü ülke pazarlarında önemli bir başarı hikayesi yazacaktır. Bizler devlet olarak, ülkelerimiz arasında ticaret diplomasisi yoluyla tüm olası diyalog kanallarını açmaya çalışıyoruz. Bu çerçevede, Serbest Ticaret Anlaşması, Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması ile Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşmasını imzaladık. Ülkelerimiz arasındaki Yüksek Düzeyli Danışma Toplantıları da ortak çabalarımız için önemli bir araçtır. İsviçre ile 100 yıllık dostluğumuzu ve güçlü işbirliğimizi üçüncü ülkelere taşıyoruz." "Forum sırasında imzalanacak Türk Eximbank ile SERV arasındaki Mutabakat Zaptı, kurumlarımız arasında yakın iş birliğini öngörmekte; üçüncü ülkelerdeki projelere ihracat imkanlarını artırmayı ve ikili ticaret ile yatırımları güçlendirmeyi hedeflemektedir" diyen Bakan Bolat, "Türkiye ayrıca, Müteahhitlik Hizmetlerinde Üçüncü Ülkelerde İş Birliği Konusunda bir Mutabakat Zaptı imzalamaya da hazırdır. Özel sektör liderleri olarak sizlerin girişimlerini, ticaret ve yatırım ortaklığımızı derinleştirme yolunda sabırsızlıkla bekliyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.
Yalova’da kadınların atık kağıttan ürettikleri sepetler ilgi görüyor
31 Ekim 2025 Cuma - 13:07 Yalova’da kadınların atık kağıttan ürettikleri sepetler ilgi görüyor Yalova’nın kaplıcalarıyla ünlü Termal ilçesinde kurulan kooperatifin üyesi kadınların atık kağıttan ürettikleri sepetler yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Ortanca Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi üyeleri başta atık gazetelerden olmak üzere kağıttan geri dönüşüm yaparak sepet üretimi gerçekleştiriyor. Kadınlar hem aile ekonomilerine hem çevre hem de ilçe turizmine katkı sağlıyor. Koperatif Başkanı Banu Günay, turizmin ön plana çıktığı ilçede kurulan kooperatif ile kadınlara destek sağlamak istendiğini söyledi. Kooperatifin üretim sürecinin tamamen el emeğine dayandığını söyleyen Günay, sepet üretimiyle ilgili verdiği bilgide, "Ham kâğıt, önce şeritler hâlinde kesiliyor, ardından ince demir çubuklarla sarılarak pipet formuna getiriliyor. Bu pipetler boyanıp vernikleniyor ve kuruduktan sonra örüme hazır hâle geliyor. Üretim süresi tamamıyla boyutuna bağlı. Küçük bir sepet 15 dakikada çıkarken, büyük olanlar bazen iki gün sürüyor. Her bir ürünümüz farklı bir emek, farklı bir sabır istiyor" dedi. Ürettikleri sepetlerin hem estetik hem de dayanıklı olduğuna vurgu yapan Günay, "Kâğıttan yapılmasına rağmen, bakanlar asla kâğıt olduğunu anlamıyor. Biz söyleyince şaşırıyorlar. Zaten amacımız da bir dönüşümün mümkün olduğunu göstermekti. Atıl bir kâğıdın, işlendikten sonra nasıl değerli bir ürüne dönüşebileceğini kanıtlamak istedik" diye konuştu.
CW Enerji’ye Kariyer.net’ten ’İnsana Saygı Ödülü’
31 Ekim 2025 Cuma - 12:50 CW Enerji’ye Kariyer.net’ten ’İnsana Saygı Ödülü’ Güneş enerjisi sektörünün öncülerinden CW Enerji, insan kaynakları alanında sergilediği yenilikçi, sürdürülebilir ve örnek uygulamalarıyla sektörde fark oluşturmaya devam ediyor. Çalışan memnuniyetini, sürekli gelişimi ve insan odaklı kurum kültürünü öncelik haline getiren CW Enerji, bu vizyoner yaklaşımıyla Kariyer.net tarafından verilen ve iş dünyasında saygın bir yere sahip olan ‘İnsana Saygı Ödülü’nün sahibi oldu. İşe alım süreçlerinde adaylara sağladığı hızlı ve şeffaf geri bildirim, çalışan gelişimine yönelik yaptığı sürekli yatırımlar ve işveren markası iletişiminde samimiyeti ön planda tutması sayesinde ödüle layık görülen CW Enerji, insan kaynakları stratejilerinin merkezine insanı koyduğunu bir kez daha kanıtladı. "’Her şey insanla başlar’ ilkesiyle hareket ediyoruz" Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, ’İnsana Saygı Ödülü’nün kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. Sarvan, "Bu prestijli ödül insan odaklı kurum kültürümüzün, aday deneyiminde gösterdiğimiz özenin ve her bireye değer verme anlayışımızın somut bir yansımasıdır. ’Her şey insanla başlar’ ilkesiyle hareket ediyoruz. Sürdürülebilir başarının ancak mutlu, gelişime açık ve şirketine değer katan çalışanlarla mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda attığımız adımların Kariyer.net gibi saygın bir platform tarafından takdir edilmesi bizleri çok mutlu etti. Bundan sonra da çalışma arkadaşlarımızın deneyimini en üst seviyede tutmaya, insan kaynakları alanındaki örnek uygulamalarımızı sürekli geliştirmeye devam edeceğiz" dedi. "Başarılarımızın temelinde insan var" Bu ödül ile insana değer veren yönetim anlayışlarını bir kez daha tescillemiş olduklarına dikkat çeken Sarvan, "İnsana Saygı Ödülü’nü almak bizim için büyük bir onur. Çünkü biz biliyoruz ki, başarılarımızın temelinde insan var. Çalışanlarımızın mutluluğunu ve gelişimini sürdürülebilir başarımızın anahtarı olarak görüyoruz. Bu ödül insan odaklı kurum kültürümüzün, aday deneyiminde gösterdiğimiz özenin ve her bireye değer verme anlayışımızın bir yansımasıdır. Bu ödülü almamızda emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" diye konuştu. Sarvan, insan kaynakları süreçlerinde aday deneyimini güçlendirmeye, çalışan bağlılığını artırmaya ve insan odaklı uygulamalarla sektörde fark oluşturmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi.