EKONOMİ
Alaşehir’de 10 bin üreticiye 300 bin yerli fide desteği 10 Mayıs 2026 Pazar - 09:16:12 Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Alaşehir Belediyesi iş birliğinde yürütülen proje kapsamında 10 bin üreticiye 300 bin yerli sebze fidesi dağıtıldı. Killik Mahallesi’nde düzenlenen törende konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Amacımız çiftçimizin ve köylümüzün çok daha iyi şartlarda yaşaması" dedi. Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen proje kapsamında Alaşehir’in Killik Mahallesi’nde fide dağıtım töreni düzenlendi. Törende üreticilere 100 bin domates, 100 bin biber ve 100 bin patlıcan fidesi olmak üzere toplam 300 bin fide dağıtıldı. Bölgenin iklim ve toprak yapısına uygun yerel çeşitlerden seçilen fidelerle hem kadın emeğinin üretime katılması hem de yerel tohumların korunması hedefleniyor. Fide dağıtımı için Killik Mahallesi’ne gelen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ile Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, mahalle girişinde traktör konvoyları ve meşalelerle karşılandı. Vatandaşları traktör üzerinden selamlayan başkanlar, daha sonra üretici kadınlara fideleri teslim etti. Törende konuşan Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, yerel çeşitlerin önemine dikkat çekerek, "Büyükşehir Belediye Başkanımızın desteğiyle yerel çeşitlerimizi sizlerle buluşturuyoruz. Sizlerden ricam, bu ürünlerin tohumlarını üretmeniz ve bu mirası gelecek nesillere aktarmanızdır" dedi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ise kırsal kalkınmaya yönelik çalışmaları anlatarak, "Sizlere hizmet etmek bizim için bir onurdur. Kooperatiflere destek oluyor, sulama boruları döşüyor, sondajlar açıyor ve Ziraat Odalarımıza iş makineleri tahsis ediyoruz. Bugün ise 10 bin çiftçimize 300 bin fide ulaştırıyoruz. Bahçelerinizden bereketli ve doğal ürünler alın istiyoruz. Bizim tek amacımız Manisa’nın zenginleşmesi ve güzelleşmesi" ifadelerini kullandı. Programın ardından Başkan Dutlulu ve Başkan Öküzcüoğlu mahalle sakinleriyle sohbet ederek taleplerini dinledi, pazaryerini ziyaret ederek esnaf ve vatandaşlara hayırlı işler diledi.
Rönesans Enerji ilk batarya yatırımını başlattı
22 Nisan 2026 Çarşamba - 11:34 Rönesans Enerji ilk batarya yatırımını başlattı Rönesans Holding ve TotalEnergies ortaklığıyla faaliyet gösteren ve Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji şirketinden biri olma hedefiyle yatırımlarını sürdüren Rönesans Enerji, enerji depolama alanındaki ilk yatırımını hayata geçiriyor. Şirket, Alarko Gotion Green Enerji ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında, Sibel Rüzgar Enerji Santrali (RES) için batarya enerji depolama sistemi (BESS) tedarikine yönelik sözleşme imzaladı. Yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarını çeşitlendirerek güçlendiren Rönesans Enerji, bu adımıyla üretim süreçlerini daha esnek, verimli ve öngörülebilir hale getirmeyi hedefliyor. Rönesans Enerji portföyünde yer alan, İzmir’de bulunan 88 MWm kurulu güce sahip Sibel RES bünyesinde kurulacak batarya sistemi sayesinde, rüzgar enerjisinin doğası gereği oluşabilen üretim sapmalarından kaynaklanan dengesizlik maliyetlerinin azaltılması hedefleniyor. Üretim profilinin daha esnek ve kontrol edilebilir hale gelmesini sağlayacak bu yatırımla, şirketin toplayıcılık portföyünün daha etkin, öngörülebilir ve optimize edilmiş bir şekilde yönetilmesi mümkün olacak. Enerji depolama sisteminin devreye alınmasıyla birlikte, piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalardan faydalanılarak gelir optimizasyonu sağlanması, kesinti (curtailment) kaynaklı üretim kayıplarının ve dengesizlik maliyetinin azaltılması, genel portföy kârlılığı ile operasyonel verimliliğin artırılması hedefleniyor. Bu adım, yenilenebilir enerji üretiminin piyasa koşullarına daha uyumlu ve yönetilebilir hale gelmesine katkı sağlayan yeni nesil enerji yönetimi yaklaşımının önemli bir örneğini oluşturuyor. Depolamalı yatırımların portföydeki ağırlığı artacak Rönesans Holding Enerji Grup Başkanı Emre Hatem, enerji depolama yatırımlarının önümüzdeki dönemde portföy içinde daha geniş yer tutacağını belirterek, şunları söyledi: "Önümüzdeki beş yılda önceliğimiz enerji depolama yatırımları olacak. Kapasite artışı bizim için kritik önem taşıyor. Bu kapsamda temiz ve yenilenebilir enerji yatırımlarımıza da devam edeceğiz. Bunun yanı sıra türbin yenileme yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Depolamalı rüzgar ve güneş projeleri öncelik verdiğimiz alanlar arasında yer alıyor. Ayrıca hibrit santrallere yönelik yatırımlarımız da devam edecek. Bu süreçte dijitalleşme ve yapay zeka destekli bakım ve işletme çözümlerine odaklanıyoruz. Amacımız aynı altyapıdan daha fazla, daha verimli ve daha esnek üretim sağlamak. Bugün itibarıyla kurulu gücümüz 577 MW seviyesinde. İki yılda kurulu gücümüzü 3.5 katına çıkardık. Proje portföyümüz ise 1.400 MW’a ulaşmış durumda. 2027 yılında kurulu gücümüzü 1.000 MW’a, 2028 yılında ise 2.000 MW’a çıkarmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki iki yılda yatırımlarımız ağırlıklı olarak rüzgar, güneş, depolamalı ve esnek üretim içeren projelerde yoğunlaşacak. Güvenilir enerjiyi esnek üretim çözümleriyle birleştirip entegre enerji üretimi sağlamayı amaçlıyoruz." Söz konusu yatırım, şirketin enerji üretimini ileri teknoloji çözümlerle destekleyerek daha entegre ve esnek bir yapıya dönüştürme stratejisinin önemli bir adımı olarak öne çıkıyor.
Ardahan teşvik programı iş dünyasına tanıtıldı
22 Nisan 2026 Çarşamba - 11:30 Ardahan teşvik programı iş dünyasına tanıtıldı Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA), Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında yatırımcıları bilgilendirmek ve bölgeye yeni yatırımlar kazandırmak amacıyla Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğiyle Ardahan’da bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Demirci ve Serhat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Nurullah Karaca’nın iştirakleriyle gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısı, yerel iş insanlarını ve kamu yetkililerini geniş kapsamlı bir platformda buluşturdu Programda, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’nın kapsamı, başvuru süreçleri ve sağlanan destek mekanizmaları hakkında detaylı bilgilendirme yapıldı. Ardahan’a yönelik yatırım fırsatları kapsamında; entegre büyükbaş hayvancılık, kaz yetiştiriciliği ve işleme tesisi, konaklama yatırımları ve mobilya ürünleri üretimine yönelik yatırım konuları paylaşılırken yatırımcılara; vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği, faiz/kâr payı desteği, KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti ve yatırım yeri tahsisi gibi teşvik unsurları teknik ayrıntılarıyla aktarıldı. Bilgilendirme sunumlarının ardından, katılımcıların soruları yanıtlanarak yatırım süreçlerine ilişkin karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı ile illerin potansiyeline uygun yatırımların hayata geçirilmesi, yerel üretim kapasitesinin artırılması ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlanması hedeflenmekte.
Alaşehir’de "3K Bağcılık" ile kalıntısız üretim başladı
22 Nisan 2026 Çarşamba - 11:24 Alaşehir’de "3K Bağcılık" ile kalıntısız üretim başladı Manisa’nın Alaşehir ilçesinde başlatılan "Birlikte 3K (Kontrollü-Kaliteli-Kalıntısız) Bağcılık" projesiyle Sultaniye üzümünde kalite artışı, pestisit kalıntısının azaltılması ve sürdürülebilir üretim hedefleniyor. Alaşehir ilçesinde üretilen dünyaca ünlü sofralık Sultaniye üzümünde kaliteyi artırmak, pestisit kalıntısını azaltmak ve sürdürülebilir üretimi yaygınlaştırmak amacıyla Türkiye’de ilk kez "Birlikte 3K (Kontrollü-Kaliteli-Kalıntısız) Bağcılık" projesi hayata geçirildi. Zafer Kalkınma Ajansı tarafından finanse edilen proje; Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Alaşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, Alaşehir Ziraat Odası Başkanlığı, Manisa Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumların iş birliğiyle Alaşehir’e bağlı Caberfakılı Mahallesi’nde başlatıldı. Proje ilk etapta 272 dekarlık bağ alanında, 9 üretici ile taze meyve sebze ihracatçısı Cena Dış Ticaret ve Tarım Ürünleri Sanayi A.Ş. arasında imzalanan sözleşmeli üretim modeliyle uygulanmaya başladı. Caberfakılı Mahallesi’nde düzenlenen toplantıda üreticilere proje hakkında teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Toplantıya; Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Tarık Memiş, Alaşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürü Bilgin Sarısu, Alaşehir Ziraat Odası Başkanı Özer Demir, Alaşehir Tariş Kooperatifi Müdürü Yasin Uysal ile teknik personel ve üreticiler katıldı. Amaç kontrollü ve izlenebilir üretim Projeyle biyolojik preparat kullanımının artırılması ve birlikte zirai mücadele yöntemiyle kontrollü üretim modelinin oluşturulması hedefleniyor. Bu sayede çoklu aktif madde kullanımının azaltılması ve pestisit kalıntısından kaynaklı sorunların önüne geçilmesi planlanıyor. Sözleşmeli üretim modeli kapsamında tüm üretim süreçleri kayıt altına alınarak izlenebilirlik sağlanacak. Üretim faaliyetleri tarım danışmanları rehberliğinde yürütülürken, sahadaki uygulamalar yetkinliği belgelendirilmiş profesyoneller tarafından gerçekleştirilecek. Proje alanına kurulan erken uyarı istasyonları sayesinde hastalık ve zararlı gelişimi anlık olarak izlenecek. Elde edilen veriler doğrultusunda oluşturulacak ilaçlama takvimi ile gereksiz ilaçlamaların önüne geçilmesi ve doğru zamanda doğru dozda müdahale edilmesi sağlanacak. Proje kapsamında ayrıca 5 adet elektrostatik pulverizatör, 2 adet dron ve bir adet erken uyarı sistemi temin edildiği belirtildi. Modern teknoloji ile daha az kimyasal Projede kullanılan Low Volume Elektrostatik İlaçlama sistemi hakkında bilgi veren Ziraat Mühendisi Hayri Türkeş, "Damlacıklara elektrik yükü veriyoruz. Bitki nötr olduğu için ilaç mıknatıs gibi yaprağa tutunuyor. Daha az su, daha az kimyasal ve daha az yakıt kullanılıyor. Amaç daha fazla ilaç atmak değil, doğru miktarı doğru hedefe ulaştırmak" dedi. Sistem sayesinde su ve ilaç tüketiminin azaldığını anlatan Türkeş, yaprak altı dahil homojen kaplama sağlandığı, çevresel yayılımın düştüğü ve kalıntısız üretimin desteklendiğini ifade etti. İhracatta rekabet gücü artacak Alaşehir Tariş Kooperatifi Müdürü Yasin Uysal ise projeden beklenen verimin alınması halinde bölgedeki üzümlerin dünya pazarında daha güçlü yer bulacağını belirterek, "Üreticimizin emeğini işleyip dünya piyasasına sunmak bizim için gurur olacaktır" diye konuştu. Üreticilerden İbrahim Zengin, projenin kalıntısız ve kaliteli üretim açısından önemli bir başlangıç olduğunu ifade ederken, Osman Gündüz ise Avrupa standartlarında üretim hedeflediklerini ve projenin yaygınlaşmasını istediklerini söyledi. Toplantının ardından üretici Osman Gündüz’e ait bağda elektrostatik ilaçlama sistemi uygulamalı olarak gösterildi. Demonstrasyon sırasında üreticilerin soruları yanıtlanırken, çiftçiler uygulamanın hem ekonomik hem de çevreci bir yöntem olduğunu dile getirdi.
Alaşehir’de "3K Bağcılık" ile kalıntısız üretim başladı
22 Nisan 2026 Çarşamba - 11:19 Alaşehir’de "3K Bağcılık" ile kalıntısız üretim başladı Manisa’nın Alaşehir ilçesinde başlatılan "Birlikte 3K (Kontrollü-Kaliteli-Kalıntısız) Bağcılık" projesiyle Sultaniye üzümünde kalite artışı, pestisit kalıntısının azaltılması ve sürdürülebilir üretim hedefleniyor. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde üretilen dünyaca ünlü sofralık Sultaniye üzümünde kaliteyi artırmak, pestisit kalıntısını azaltmak ve sürdürülebilir üretimi yaygınlaştırmak amacıyla Türkiye’de ilk kez "Birlikte 3K (Kontrollü-Kaliteli-Kalıntısız) Bağcılık" projesi hayata geçirildi. Zafer Kalkınma Ajansı tarafından finanse edilen proje; Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Alaşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, Alaşehir Ziraat Odası Başkanlığı, Manisa Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumların iş birliğiyle Alaşehir’e bağlı Caberfakılı Mahallesi’nde başlatıldı. Proje ilk etapta 272 dekarlık bağ alanında, 9 üretici ile taze meyve sebze ihracatçısı Cena Dış Ticaret ve Tarım Ürünleri Sanayi A.Ş. arasında imzalanan sözleşmeli üretim modeliyle uygulanmaya başladı. Caberfakılı Mahallesi’nde düzenlenen toplantıda üreticilere proje hakkında teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Toplantıya; Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Tarık Memiş, Alaşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürü Bilgin Sarısu, Alaşehir Ziraat Odası Başkanı Özer Demir, Alaşehir Tariş Kooperatifi Müdürü Yasin Uysal ile teknik personel ve üreticiler katıldı. Amaç kontrollü ve izlenebilir üretim Projeyle biyolojik preparat kullanımının artırılması ve birlikte zirai mücadele yöntemiyle kontrollü üretim modelinin oluşturulması hedefleniyor. Bu sayede çoklu aktif madde kullanımının azaltılması ve pestisit kalıntısından kaynaklı sorunların önüne geçilmesi planlanıyor. Sözleşmeli üretim modeli kapsamında tüm üretim süreçleri kayıt altına alınarak izlenebilirlik sağlanacak. Üretim faaliyetleri tarım danışmanları rehberliğinde yürütülürken, sahadaki uygulamalar yetkinliği belgelendirilmiş profesyoneller tarafından gerçekleştirilecek. Proje alanına kurulan erken uyarı istasyonları sayesinde hastalık ve zararlı gelişimi anlık olarak izlenecek. Elde edilen veriler doğrultusunda oluşturulacak ilaçlama takvimi ile gereksiz ilaçlamaların önüne geçilmesi ve doğru zamanda doğru dozda müdahale edilmesi sağlanacak. Proje kapsamında ayrıca 5 adet elektrostatik pulverizatör, 2 adet drone ve bir adet erken uyarı sistemi temin edildiği belirtildi. Modern teknoloji ile daha az kimyasal Projede kullanılan Low Volume Elektrostatik İlaçlama sistemi hakkında bilgi veren Ziraat Mühendisi Hayri Türkeş, "Damlacıklara elektrik yükü veriyoruz. Bitki nötr olduğu için ilaç mıknatıs gibi yaprağa tutunuyor. Daha az su, daha az kimyasal ve daha az yakıt kullanılıyor. Amaç daha fazla ilaç atmak değil, doğru miktarı doğru hedefe ulaştırmak" dedi. Sistem sayesinde su ve ilaç tüketiminin azaldığını anlatan Türkeş, yaprak altı dahil homojen kaplama sağlandığı, çevresel yayılımın düştüğü ve kalıntısız üretimin desteklendiğini ifade etti. İhracatta rekabet gücü artacak Alaşehir Tariş Kooperatifi Müdürü Yasin Uysal ise projeden beklenen verimin alınması halinde bölgedeki üzümlerin dünya pazarında daha güçlü yer bulacağını belirterek, "Üreticimizin emeğini işleyip dünya piyasasına sunmak bizim için gurur olacaktır" diye konuştu. Üreticilerden İbrahim Zengin, projenin kalıntısız ve kaliteli üretim açısından önemli bir başlangıç olduğunu ifade ederken, Osman Gündüz ise Avrupa standartlarında üretim hedeflediklerini ve projenin yaygınlaşmasını istediklerini söyledi. Toplantının ardından üretici Osman Gündüz’e ait bağda elektrostatik ilaçlama sistemi uygulamalı olarak gösterildi. Demonstrasyon sırasında üreticilerin soruları yanıtlanırken, çiftçiler uygulamanın hem ekonomik hem de çevreci bir yöntem olduğunu dile getirdi.
Kadın çiftçi hem üretiyor hem ihraç ediyor hem de pazarda satıyor
22 Nisan 2026 Çarşamba - 10:54 Kadın çiftçi hem üretiyor hem ihraç ediyor hem de pazarda satıyor Antalya’nın Aksu ilçesine bağlı Yurtpınar Mahallesi’nde yaşayan 38 yaşındaki kabak üreticisi Nurcan Kazıkçı, ata mesleğini sürdürerek hem üretimde hem de pazarlamada örnek bir başarı hikâyesi sergiliyor. Çocukluğundan bu yana tarımın içinde olduğunu ifade eden Kazıkçı, serasında kendi elleriyle ürettiği sebzeleri hem ihraç ediyor hem de pazarlarda açtığı tezgahlarda kendi satıyor. Seranın üç buçuk dönümlük alanında mini kabak üretimi yapan Kazıkçı, ürünlerinin büyük bölümünü Avrupa ülkelerine ihraç ettiklerini belirtti. İç piyasaya da satış yaptıklarını ifade eden Nurcan Kazıkcı, "Özellikle mini kabaklar yurt dışında yoğun talep görüyor. Arap ülkelerinde dolmalık olarak tercih edilen mini kabaklar, damak zevkine hitap etmesi nedeniyle öne çıkıyor" dedi. Serasında sadece kabak değil, farklı ürünler de yetiştiren Kazıkçı, "800 metrekare alanda patlıcanımız var, bir buçuk dönümde de domates ektik. Domatesimiz daha iki haftalık. Günlük olarak çocuklarımla birlikte seradayız, hasat yapıyoruz" şeklinde konuştu. Yoğun bir üretim temposuna sahip olduklarını anlatan Kazıkçı, haftanın büyük bölümünü tarlada ve pazarda geçirdiğini belirterek şunları söyledi: "Sabah erken saatlerde hasada başlıyoruz. Öğlene kadar toplama yapıyoruz. Ertesi gün pazara gidip ürünlerimi kendim satıyorum. Aile olarak çalışıyoruz; abim, yengem hep birlikte üretimi sürdürüyoruz." Günlük hasadın mevsime göre değiştiğini ifade eden Kazıkçı, "Kışın 10 kasa çıkan ürün, şu anda havaların ısınmasıyla 45-50 kasaya kadar yükseldi. Mini kabağın kilosu şu an 50 TL. Daha önce 80-90 TL arasındaydı ancak ürün artınca fiyatlar düştü" dedi. Üretimin zorluklarına da değinen Kazıkçı, özellikle hastalık riskine dikkat çekerek, "Kabakta ‘pürüz’ dediğimiz bir hastalık var. Eğer bu olursa sezon kısa sürüyor. Normalde hasat 35-40 günde başlar ve yaklaşık 2 ay devam eder" ifadelerini kullandı. İki çocuk annesi olan Kazıkçı, çocuklarının da zaman zaman üretim sürecine dahil olduğunu belirterek, onların geleceği için eğitimin öncelikli olduğunu vurguladı. "Kadın çiftçiler sürdürülebilirliğin temeli" Aksu İlçe Tarım Müdürü Dilek Boğatimur ise 2026’nın "Dünya Kadın Çiftçiler Yılı" kapsamında ilçede kadın üreticilere yönelik ziyaretler gerçekleştirdiklerini belirtti. Bu kapsamda Yurtpınar Mahallesi’nde Nurcan Kazıkçı’yı ziyaret ettiklerini ifade eden Boğatimur, kadın çiftçilerin tarımdaki rolüne dikkat çekti. Boğatimur, "Nurcan Hanım hem üretim yapıyor hem pazarda satışını gerçekleştiriyor hem de ihracata katkı sağlıyor. Pazara göre ürün seçmesi, Avrupa’ya yönelik üretim yapması çok değerli. Kendisi sürdürülebilir tarımın en güzel örneklerinden biri" dedi. Kadın emeğinin tarımın her aşamasında yer aldığını vurgulayan Boğatimur, "Aksu’nun her karışında kadın emeği var. Üretimde, paketlemede, satışta kadınlar aktif rol alıyor. Kadın çiftçilere verdiğimiz eğitimler tüm aileye ulaşıyor ve ciddi geri dönüş sağlıyor" diye konuştu. Tarımın zorlu bir meslek olduğuna dikkat çeken Boğatimur, sahada edindikleri gözlemleri şu sözlerle aktardı: "Bu iş yıllar süren bir emek gerektiriyor. Çocukların da küçük yaşta üretim sürecine dahil olması sürdürülebilirlik açısından çok kıymetli. Biz de çiftçilerimize teknik destek sağlamak, özellikle hastalıklarla mücadele ve doğru üretim teknikleri konusunda katkı sunmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." Kadın çiftçilerin her zaman yanında olduklarını belirten Boğatimur, üreticilerin ihtiyaç duydukları her an kendilerine ulaşabileceklerini sözlerine ekledi.
Ordu’da kraliçe arı hamlesi: Arıcılar hem üretecek hem satacak
22 Nisan 2026 Çarşamba - 10:40 Ordu’da kraliçe arı hamlesi: Arıcılar hem üretecek hem satacak Türkiye’de en fazla bal üretiminin yapıldığı Ordu’da, arıcılığın geleceğini güçlendirmek için arıcılara ana (kraliçe) arı üretim eğitimi verildi. Arıcılar, aldıkları eğitim kapsamında hem kendi ana arılarını üretecek, hem de satışını yapabilecek. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği iş birliğinde düzenlenen program kapsamında 30 arıcıya ana arı üretim kursu verildi. Teorik ve uygulamalı olarak iki aşamada gerçekleştirilen eğitimlerde kursiyerler, ana arı yetiştiriciliğinin tüm süreçlerini sahada birebir öğrenme fırsatı buldu. Eğitimlerin tamamlanmasının ardından arıcılar, kendi ana arılarını üretebilecek ve gerekli izinleri almaları halinde ticari olarak ana arı satışı da yapabilecek. Eğitim programı ile Ordu’da ana arı üretiminin artması, arıcılık sektörünün daha da güçlenmesi hedefleniyor. "Amacımız ana arı üretimini de artırarak bu gücü daha ileriye taşımak" Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, kursa 30 arıcının katıldığını belirterek, eğitimlerin hem teorik hem de uygulamalı olarak sürdüğünü söyledi. Ordu’nun arıcılıkta Türkiye’nin lider ili konumunda olduğuna dikkat çeken Çiftçi, "İlimizde yaklaşık 600 bin kovan, 3 binden fazla arıcı ve 18 bin tonun üzerinde bal üretimi bulunuyor. Amacımız ana arı üretimini de artırarak bu gücü daha ileriye taşımak. Kursiyerlerimiz edindikleri bilgilerle hem kendi ana arılarını üretecek hem de izin alarak ticari faaliyet gösterebilecek" dedi. Teorik ve uygulamalı eğitim Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürü Şeref Cınbırtoğlu ise eğitimlerin, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak yürütüldüğünü ifade etti. Türkiye genelinde benzer kursların düzenlendiğini kaydeden Cınbırtoğlu, "Ana arı yetiştiriciliği talimatnamesi kapsamında yürütülen kurslarımızda, arıcılarımıza yüksük yapımından ana arı transferine kadar tüm aşamalar hem teorik hem uygulamalı olarak öğretiliyor" diye konuştu. Kursiyerler de eğitimlerden duydukları memnuniyeti dile getirerek, aldıkları bilgiler sayesinde kendi ana arılarını üretebileceklerini ve bu durumun üretimlerine önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Ordu’da kraliçe arı hamlesi: Arıcılar hem üretecek hem satacak
22 Nisan 2026 Çarşamba - 10:35 Ordu’da kraliçe arı hamlesi: Arıcılar hem üretecek hem satacak Türkiye’de en fazla bal üretiminin yapıldığı Ordu’da, arıcılığın geleceğini güçlendirmek için arıcılara ana (kraliçe) arı üretim eğitimi verildi. Arıcılar, aldıkları eğitim kapsamında hem kendi ana arılarını üretecek, hem de satışını yapabilecek. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği iş birliğinde düzenlenen program kapsamında 30 arıcıya ana arı üretim kursu verildi. Teorik ve uygulamalı olarak iki aşamada gerçekleştirilen eğitimlerde kursiyerler, ana arı yetiştiriciliğinin tüm süreçlerini sahada birebir öğrenme fırsatı buldu. Eğitimlerin tamamlanmasının ardından arıcılar, kendi ana arılarını üretebilecek ve gerekli izinleri almaları halinde ticari olarak ana arı satışı da yapabilecek. Eğitim programı ile Ordu’da ana arı üretiminin artması, arıcılık sektörünün daha da güçlenmesi hedefleniyor. "Amacımız ana arı üretimini de artırarak bu gücü daha ileriye taşımak" Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, kursa 30 arıcının katıldığını belirterek, eğitimlerin hem teorik hem de uygulamalı olarak sürdüğünü söyledi. Ordu’nun arıcılıkta Türkiye’nin lider ili konumunda olduğuna dikkat çeken Çiftçi, "İlimizde yaklaşık 600 bin kovan, 3 binden fazla arıcı ve 18 bin tonun üzerinde bal üretimi bulunuyor. Amacımız ana arı üretimini de artırarak bu gücü daha ileriye taşımak. Kursiyerlerimiz edindikleri bilgilerle hem kendi ana arılarını üretecek hem de izin alarak ticari faaliyet gösterebilecek" dedi. Teorik ve uygulamalı eğitm Ordu Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürü Şeref Cınbırtoğlu ise eğitimlerin, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak yürütüldüğünü ifade etti. Türkiye genelinde benzer kursların düzenlendiğini kaydeden Cınbırtoğlu, "Ana arı yetiştiriciliği talimatnamesi kapsamında yürütülen kurslarımızda, arıcılarımıza yüksük yapımından ana arı transferine kadar tüm aşamalar hem teorik hem uygulamalı olarak öğretiliyor" diye konuştu. Kursiyerler de eğitimlerden duydukları memnuniyeti dile getirerek, aldıkları bilgiler sayesinde kendi ana arılarını üretebileceklerini ve bu durumun üretimlerine önemli katkı sağlayacağını ifade ettiler.
Borsa İstanbul, Birleşik Krallık Gelir ve Gümrük İdaresi tarafından ‘Tanınmış Borsa’ olarak kabul edildi
22 Nisan 2026 Çarşamba - 10:30 Borsa İstanbul, Birleşik Krallık Gelir ve Gümrük İdaresi tarafından ‘Tanınmış Borsa’ olarak kabul edildi Borsa İstanbul’un, Birleşik Krallık Gelir ve Gümrük İdaresi (His Majesty’s Revenue and Customs-HMRC) tarafından ‘Tanınmış Borsa’ (Recognised Stock Exchange) olarak kabul edildiği açıklandı. Borsa İstanbul Birleşik Krallık Gelir ve Gümrük İdaresi tarafından ‘Tanınmış Borsa’ olarak kabul edildi. Borsa İstanbul’dan yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: ’’Borsa İstanbul, Birleşik Krallık Gelir ve Gümrük İdaresi (His Majesty’s Revenue and Customs - HMRC) tarafından ‘Tanınmış Borsa’ (Recognised Stock Exchange) olarak kabul edilmiştir. Tanınmış Borsa olarak özellikle Birleşik Krallık merkezli yatırımcılar nezdinde sermaye piyasalarımızın daha görünür ve erişilebilir olmasını hedefleyen Borsa İstanbul, bu adımıyla yabancı yatırımcıların piyasalarımıza olan ilgisini de artırma çalışmalarına katkı sağlamaktadır. Borsa İstanbul’un ‘Tanınmış Borsa’ olarak kabul edilmesiyle Birleşik Krallıkta yerleşik yatırımcıların sermaye piyasalarımızda yaptıkları yatırımlardan vergi avantajı elde edebilmeleri mümkün olacaktır. Bireysel tasarruf hesabı (Individual Savings Account) sahiplerinin "Tanınmış Borsalarda" yaptıkları yatırımlarından elde ettikleri gelirler Birleşik Krallık’ta vergiden muaf tutulmaktadır. Ayrıca "Tanınmış Borsalarda" işlem gören kira sertifikaları Birleşik Krallık’ta "Alternatif Finans Yatırım Tahvili" başlığı altında değerlendirilmektedir. Bu durum, yatırımcıların karar alma ve raporlama süreçlerini basitleştirerek uyum yükünü azaltmaktadır. ‘Tanınmış Borsa" Birleşik Krallık Gelir ve Gümrük İdaresi tarafından belirli kriterleri karşılayan nitelikli borsalara atfedilen bir sınıflandırmadır. Herhangi bir borsanın "Tanınmış Borsa" olması, Birleşik Krallık vergi mevzuatı kapsamında resmi olarak tanındığı anlamına gelmektedir. "Tanınmış Borsalar" arasında "New York Borsası", "Nasdaq", "Euronext", "Londra Borsası", "Cboe Europe", "İsviçre Borsası", "Kore Borsası", "Singapur Borsası", "Hong Kong Borsası" ve "Japonya Borsa Grubu" gibi çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren önemli borsalar yer almaktadır.’’
ADASO’da yeni Yerli Malı Tebliği tanıtıldı
22 Nisan 2026 Çarşamba - 10:27 ADASO’da yeni Yerli Malı Tebliği tanıtıldı Adana’da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Adana Sanayi Odası (ADASO) iş birliğinde düzenlenen programda, 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren "Yeni Yerli Malı Tebliği" tanıtıldı. ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, yeni düzenleme ile suistimallerin önüne geçileceğini ve gerçek üretici kimliğinin ön plana çıkarılacağını vurguladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi İş Birlikleri Daire Başkanlığı ile ADASO tarafından düzenlenen bilgilendirme toplantısında, yerli malı belgelendirme süreçlerindeki köklü değişiklikler ele alındı. Küresel ticaretin yeniden şekillendiği bir dönemde yerli üretimin stratejik bir hamle olduğunu belirten ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, yerli malı belgesinin sadece bir evrak değil, ekonomik bağımsızlığın anahtarı olduğunu ifade etti. "Dijital doğrulama ile bürokrasi azalıyor" Yeni tebliğin şeffaflık ve teknoloji odaklı olduğunu belirten Başkan Kıvanç, "Dijital doğrulama ve veri entegrasyonu sayesinde bürokrasi azalırken güvenilirlik artıyor. Yerli katkı oranı hesaplamalarında daha hassas ve üretim gerçeklerini yansıtan kriterler getirildi. Ayrıca belgelendirme sonrası izlenebilirlik güçlendirilerek gerçek üretici kimliği ön plana çıkarılıyor. Bu belge, kamu ihalelerinde sağlanan yüzde 15 fiyat avantajının ötesinde, devlet desteklerinden yararlanma ve yerli üretim kapasitesinin tescili açısından kritik rol oynuyor" dedi. "Yerli ve ithal girdiler net biçimde ayrıştırılıyor" Toplantıda teknik detayları paylaşan Sanayi İş Birlikleri Daire Başkanı Mehmet Çağatay Taşkın, düzenlemenin temel amacının Türkiye’nin üretim gücünü yapısal olarak artırmak olduğunu söyledi. Taşkın, "Yeni sistemde üretimde kullanılan tüm girdiler çok daha detaylı şekilde analiz ediliyor. Yerli ve ithal girdiler net biçimde ayrıştırılıyor; işçilik, elektrik, su, doğalgaz gibi giderlerin yanı sıra fikri ve sınai mülkiyet hakları ile geri dönüşüm katkıları da hesaplamaya dahil ediliyor" şeklinde konuştu. "Çok katmanlı denetim mekanizması" Belgelendirme sürecinin artık çok daha sıkı denetlendiğini ifade eden Taşkın, "Başvuru süreci oda ve borsalar üzerinden başlıyor, teknik ve mali uzman incelemeleriyle devam ediyor. Ardından TOBB ve TESK onaylarının da dahil olduğu çok katmanlı bir değerlendirme mekanizması işletiliyor. Belirli eşik değerler ve raporlama zorunlulukları sayesinde hem standart sağlanıyor hem de suistimallerin önüne geçiliyor" ifadelerini kullandı. Toplantı, sanayicilerin yeni sisteme dair sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.