SAĞLIK - 02 Nisan 2026 Perşembe 11:45

Enfeksiyon Uzmanı Kaygusuz: "Besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden biri yiyeceklerin yeterince pişirilmemesidir"

A
A
A
Enfeksiyon Uzmanı Kaygusuz: "Besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden biri yiyeceklerin yeterince pişirilmemesidir"

Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden birinin yiyeceklerin yeterince pişirilmemesi olduğunu belirterek özellikle et, tavuk ve deniz ürünlerinin iyice pişirilerek mikroorganizmalardan arındırılması gerektiğini söyledi.


Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, artan gıda zehirlenmeleri hakkında açıklamalarda bulundu.


Gıda zehirlenmesinin genellikle bakteri, virüs, parazitler ve onların ürettiği toksinlerle kirlenmiş yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi sonucunda ortaya çıktığını aktaran Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, "Bu mikroorganizmaların mide ve bağırsak sisteminde çeşitli düzeylerde etkilere neden oluyor. Gıda tüketimi sonrasında bulantı, kusma, karın ağrısı, ateş, ishal, baş dönmesi ve yutma güçlüğü gibi belirtiler başladığında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Sadece dışarıda hazırlanmış gıdaların değil, evde yapılan yiyeceklerin de hijyen, saklama ve pişirme şartlarına uyulmadığı takdirde zehirlenmeye yol açabilir. Kalabalık topluluklara yemek hazırlayan ve servis eden işletmeler ayrı bir öneme sahiptir. Evdeki yemekten bir kişinin zehirlenmesi dikkat çekmezken yurt, okul ve düğün gibi yerlerde yaşanan zehirlenmeler çok kişiyi etkilediği için daha önemlidir. Bu nedenle bu alanlarda yapılan denetimlerin aksatılmaması gerekiyor. Özellikle soğuk ortamda saklanması gereken mayonezli, kremalı gıdalar, süt ürünlerini içeren yiyecekler, tavuk, balık ve diğer deniz ürünlerinin tüketiminde daha dikkatli olunması gerekir. Saklama ve depolama şartları konusunda şüphe duyulduğunda restoran veya sokak satıcılarından gıda alınmaması gerekiyor" ifadelerini kullandı.


Gıda zehirlenmelerinde en sık görülen belirtileri de belirten Dr. Kaygusuz, "Bunlar, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, ishal, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, ateş ve titremedir. Belirtilerin zehirlenmeye neden olan yiyeceğin tüketilmesinden birkaç saat veya birkaç gün sonra başlayabilir. Bundan dolayı da sorumlu yiyeceği bulmak zaman zaman güçleşiyor. Besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden biri yiyeceklerin yeterince pişirilmemesidir. Özellikle et, tavuk ve deniz ürünlerinin iyice pişirilerek mikroorganizmalardan arındırılması gerekir. Bir diğer önemli faktör, yiyeceklerin oda sıcaklığında uzun süre bekletilmesidir. Tavuk, et, kremalı ve çiğ yiyeceklerin vakit kaybetmeden buzdolabına kaldırılması lazım. Gıda hazırlayan kişilerin el hijyenine dikkat etmemesinin de zehirlenmeye yol açabilir. Pişirilmemiş yiyeceklerin doğrandığı tahta, zemin, bıçak ve kaşıkların her kullanım sonrası iyice temizlenmesi gerekiyor. Et doğradığınız zeminde salata yapılmamalıdır. Pişmiş gıdaların çiğ gıdalarla temasının da zehirlenmeye yol açabilir. Mikroorganizmaların protein, şeker ve tuz içeren gıdalarda kolaylıkla çoğalır. Et, et suları, salam, kremalı yiyecekler, mayonezli salatalar ile yumurtalı salataların riskli gıdalar arasında yer alıyor. Pirinç pilavının da oda sıcaklığında uzun süre bekletildiğinde zehirlenmeye yol açabileceğini, ayrıca süt tozu, puding, vanilya sosu ve kurutulmuş sebzelerdeki bazı bakterilerin toksinleri nedeniyle zehirlenme gelişebilir. Ev yapımı konservelerde bilinen en güçlü toksinlerden birinin oluşabilir. Özellikle sebze konservelerinin ölümcül risk taşıyor. Konserve zehirlenmelerinde görme bozukluğu, ışığa hassasiyet, yutkunma güçlüğü, halsizlik, bulantı, kusma ve konuşma bozukluğu gibi belirtilerin görülebilir. Bu veriler genellikle 18-36 saat sonra başlar, ancak günler hatta haftalar sonra da ortaya çıkabilir. Hastalarda ilerleyen süreçte güç kaybı ve felç yaşanabilir. Besin zehirlenmeleri hastanın bağışıklık durumuna ve tüketilen etkenin miktarına bağlı olarak ölümcül olabilir. Korunma için yiyeceklerin iyi pişirilmesi, ısıtma işleminin 60-70 derece üzerinde yapılması, önceden pişirilmiş yemeklerin düşük derecede tekrar ısıtılması ve uzun süre bekletilmesi zehirlenmeyi kolaylaştırıyor. Bu nedenle yemekler soğuduktan hemen sonra buzdolabına kaldırılması ve yalnızca bir kez ısıtılması lazımdır. Ayrıca sebzelerin bol suyla iyice yıkanmasına özen gösterilmesi ve kirli olduğundan şüphe edilen suların kesinlikle içilmemesi gerekiyor" cümlelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Erzurum’da otizm farkındalığı için mavi balonlar gökyüzüne bırakıldı Erzurum’da 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte otizmli bireyler, hem sanatsal faaliyetlerle keyifli anlar yaşadı hem de gökyüzüne bıraktıkları mavi balonlarla farkındalık mesajı verdi. Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından Aziziye Engelli Aktif Yaşam Merkezi’nde düzenlenen programda, otizmli bireyler okuma-yazma ve müzik atölyelerinin yanı sıra resim, çini ve boyama etkinliklerine katıldı. Etkinlik boyunca renkli ve anlamlı görüntüler oluşurken, çocuklar otizmi simgeleyen boyalı tabaklara ellerini batırarak hazırlanan panoya el izlerini bıraktı. Program kapsamında pasta da kesildi. Çocukların gökyüzüne bıraktığı mavi balonlar ise günün en dikkat çekici ve anlamlı anlarından biri oldu. Mavi balonlarla, otizme yönelik toplumsal farkındalığın artırılması hedeflendi. Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü vesilesiyle özel gereksinimli bireyler ve aileleriyle bir araya gelerek farkındalık oluşturmak istediklerini belirtti. Otizmli bireylerin hayatın her alanında daha görünür, daha güçlü ve daha anlaşılır bireyler olarak yer alabilmesi için çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Aykut, "Çok coşkulu atölye ve sanat çalışmaları yaptık. Biz her zaman ailelerin ve otizmli bireylerin yanındayız. Otizmli bireylerin kişisel becerilerini geliştirme ve onları destekleme noktasında, rehabilitasyon süreçlerinde çalışmalarımız devam ediyor." dedi. Gökyüzüne bırakılan mavi balonların umut, anlayış ve toplumsal dayanışmanın simgesi olduğunu vurgulayan Aykut, bu etkinlikle otizmli bireylere yönelik empatiyi artırmayı amaçladıklarını kaydetti. Programın sonunda ise engelli bireyler ile otizmli bireyler halaylar eşliğinde eğlenerek günün coşkusunu hep birlikte yaşadı. Renkli görüntülere sahne olan etkinlik, birlik, beraberlik ve dayanışma mesajlarıyla sona erdi. Palandöken Otizm Derneği Başkanı Nazan Yaşarbaş da her yıl bu özel günde farklı etkinliklerle farkındalık oluşturmaya çalıştıklarını belirterek, destek veren kurum müdürlerine ve il protokolüne teşekkür etti. Aziziye Kaymakamı Muhammet Tugay, Türkiye Sakatlar Derneği Erzurum Şube Başkanı Sadullah Efe, Zihinsel Engelliler Derneği Başkanı Şaban Hepekbiç ve kurum müdürlerinin katıldığı programda, otizmli bireyler ve ailelerine hediyeler verildi, ikramda bulunuldu.
İzmir İzmir’de ‘81 İl İnsan Hakları Başkanlığı İstişare Toplantısı’ gerçekleştirildi AK Parti İnsan Hakları Başkanlığı’nca düzenlenen 81 İl İnsan Hakları Başkanlığı İstişare Toplantıları’nın Ege Bölgesi ayağı İzmir’de gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, "Bornova Belediyesi, kentin kaynaklarını Uşak Belediye Başkanı’nın sevgilisine aktarmış" dedi. AK Parti İzmir İl Başkanlığında düzenlenen toplantıya AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, AK Parti İzmir İl İnsan Hakları Başkanı Tuğbanur Atılğan, AK Parti MKYK Üyesi ve İnsan Hakları Başkan Yardımcısı Arzu Silin Günaydın, partililer ile basın mensupları katıldı. Toplantıda açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, "Artık CHP’li belediyeler sadece icraat eksikliğiyle gündeme gelmiyor. Şehirleri geri bırakmalarının ötesinde yeni skandallara imza atıyorlar. Son olayları hepimiz utanarak izliyoruz. Şehrin kaynaklarını kişisel çıkarları için kullandıklarını ve kendi şirketlerine aktardıklarını başta İstanbul olmak üzere birçok örnekte gördük. Bunun son örneği Uşak’ta yaşanan ve hepimizi utandıran olay oldu. Bir yolsuzluk soruşturmasına takılan CHP’li Uşak Belediye Başkanı’nın görüntüleri insanlık adına utanç vericiydi. Kendi çalışanı olan, kendisinden 30 yaş küçük bir kişiyle otel odasında yakalanacak kadar raydan çıkmış bir belediye sorunuyla karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı. "Sistemli bir yapıya dönüşmüş" Olayların örgütlü bir yapıya dönüştüğünü ve Uşak ile Bornova belediyeleri arasındaki ilişkinin bunun kanıtı olduğunu belirten Yalçın, "Olay sadece bundan ibaret değil, bu durum sistemli bir yapıya dönüşmüş. Gördüğümüz kadarıyla bazı belediye başkanları, diğer başkanlarla örgütlü şekilde bu ahlaksızlıkların parçası haline gelmişler. Ülkemiz için son derece utanç verici bir manzara var. En son Uşak Belediyesi ile Bornova Belediyesi arasındaki ilişkiyi hepimiz duyduk. Soruşturmada adı geçen kişilerden biri, Uşak Belediye Başkanı’nın referansıyla Bornova Belediyesi’nde işe girmiş ve işe dahi gitmemiş. Bornova Belediyesi, kentin kaynaklarını Uşak Belediye Başkanı’nın sevgilisine aktarmış. Bunlar gerçekten utanç vericidir. Sadece şehirleri geri bırakmakla kalmıyor, kaynakları tüketiyor ve genç kadınları bu örgütlü ahlaksız ilişkilerin parçası yapıyorlar. Bugün İzmir’de en fazla dile getirilmesi gereken konu budur. Biz bunları konuşurken utanıyoruz ama onlar savunmaktan utanmıyorlar" şeklinde konuştu. Yargı sürecinin takipçisi olunacak Bornova Belediye Başkanı’nın konuyu hafife alan açıklamalarını eleştiren Yalçın, "Yaşananlar Türkiye ve Cumhuriyet Halk Partisi adına utanç verici manzaralardır. Sürecin tüm ayrıntılarıyla kamuoyunun önüne dökülmesini ve suçluların bedelini ödemesini bekliyoruz. Elbette kimseyi haksız yere yargılayacak değiliz ancak Bornova Belediye Başkanı’nın meseleyi hafife alarak ’Maliyeti neyse cebimden karşılarım’ gibi üst perdeden ifadeler kullanması son derece rahatsız edicidir. Ortada bir kayırmacılık varken bu tür ifadelerle durumu geçiştiremezsiniz. Yapılan hatayla yüzleşmek yerine kibirli bir tavır sergilenmesi yargıda ve kamuoyunda mutlaka takip edilmelidir. İl başkanlığımız ve teşkilatlarımız da bu konunun üzerinde duracaktır. Genel merkez olarak kamu zararı oluşturan tüm durumlarda vatandaşımızın yanında yer alarak haklarını savunmaya devam edeceğiz" dedi. Uluslararası siyasette insan hakları ihlalleri Yakın coğrafyalardaki çatışmalara da dikkat çeken Yalçın, "Böylesi bir dönemde insan hakları meselesinin gündemde olması şaşırtıcı değil. Yakın coğrafyalarımıza baktığımızda birçok bölgede insanların yaşamını derinden etkileyen savaşların, çatışmaların ve terör olaylarının gerçekleştiğini görüyoruz. Son dönemde uluslararası siyasette insan hakları meselesi ayaklar altına alınmış durumda ve uluslararası hukuk göz ardı ediliyor. Uzun yıllar boyunca sınırımızda, Suriye’de yüz binlerce insan yaşamını yitirdi, milyonlarca insan evini terk ederek sığınmacı konumuna düştü. Gazze’de bir soykırım suçu işleniyor. Büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 75 bin sivil, İsrail rejiminin saldırılarında hayatını kaybetti. Son olarak komşumuz İran’da devam eden savaşın kurbanları yine siviller oldu ve bir okula yapılan saldırıda en az 150 kız çocuğu yaşamını yitirdi. İnsan hakları uzun yıllardır konuşuluyor olmasına rağmen bugün dünya siyasetinde gereken değeri ve karşılığı bulamıyor" diye konuştu. "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın şiarıyla hareket ediyoruz" Türkiye’nin kriz dönemlerindeki vizyonunu anlatan Yalçın, "Birçok devlet kendi dar menfaat kaygılarıyla sivil insanların yaşamını umursamadan ve bazen doğrudan onları hedef alarak dünya tarihini insan yaşamının güçleştiği bir döneme soktu. Bu süreçte Türkiye olarak, AK Parti iktidarları döneminde her zaman olduğu gibi ’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ şiarıyla hareket ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde insan hak ve özgürlüklerini savunmaya devam edeceğiz. Sadece kendi ülkemizde değil, bize sığınan Suriyeliler, sahip çıktığımız Gazze ve İran’daki siviller meselelerinin her birinde insan haklarına sahip çıkıyoruz. Dünya siyasetinin içinden geçtiği bu karmaşık dönemde, sivil insanların yaşam kaygısı taşıdığı bir süreçte Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hem bölgenin hem de küresel siyasetin parlayan yıldızı olmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi bir huzur adası olarak gelecek yüzyıla, Türkiye Yüzyılı’na hazırlamayı sürdüreceğiz" dedi. "Savunma sanayisine yatırım yapmayı hiç ihmal etmedik" Savunma yatırımlarına ve sanayisinin önemine vurgu yapan Yalçın, "Cumhurbaşkanımızın ’Türkiye Yüzyılı’ ifadesini sadece bir seçim sloganı olarak kullanmadığını son gelişmeler hepimize gösterdi. Birçok ülke güvenlik endişesini yakından hissederken, inşa edilen dış politika ve güvenlik perspektifi sayesinde Türkiye’nin en güvenli ülkelerden biri olduğunu biliyoruz. Kendi güvenliğini başka ülkelere emanet eden devletlerin yaşadığı endişeyi hep beraber görüyoruz. Türkiye olarak sınırımızdaki sorunlarla uğraşırken, Cumhurbaşkanımız yoğun diplomatik mesaisiyle Türkiye’nin güvenli ortamını tesis etmek için çaba gösterdi. Birçok ülkeye saldırı ihtimali yükselirken biz Türkiye’de daha güvendeyiz çünkü savunma sanayisine yatırım yapmayı hiç ihmal etmedik. Birileri füze denemeleri nedeniyle denizdeki balıkların uykusuz kaldığı gibi gayriciddi ifadeler kullanırken, biz füze inşa ederek Türkiye’yi güvenli tutmanın yollarını arıyorduk" ifadelerini kullandı. "Muhalefetin bu konuların ciddiyetini kavramasını beklemiyoruz" Muhalefetin günübirlik siyaset yaptığını savunan Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, "Muhalefetin bu konuların ciddiyetini kavramasını beklemiyoruz. AK Parti olarak Türkiye’yi zor dönemlerden daha güçlü şekilde çıkarmanın yollarını aramaya devam edeceğiz. 24 yıllık AK Parti iktidarına karşılık muhalefet partilerinin Türkiye’ye yönelik herhangi bir alternatif ortaya koyamadıklarını biliyoruz. Başı sonu belli olan bir dış politika, ekonomi veya terörle mücadele perspektifini fikir olarak dahi vatandaşın önüne koymadılar. Sadece gündelik ve demagojik tartışmalarla vakit geçirdiler. Yalnızca AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığından beslenmeye çalışıyorlar" şeklinde konuştu.
Kayseri Başkan Büyükkılıç’tan kırsala, kendi kendini büyüten model: 150 bin küçükbaş artışı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın kırsalda vizyoner projesi ‘Koyunlar Artıyor, Meralar Şenleniyor’ kapsamında 5 yıl önce dağıtılan 4 bin 300 koyunla yaklaşık 150 bin başlık küçükbaş artışı sağlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tarım ve hayvancılıkta üretimi güçlendirmeye yönelik ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda, Kayseri Büyükşehir Belediyesi de sahada somut ve sürdürülebilir projeler üretmeye devam ediyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi’nin tarım ve hayvancılık alanında hayata geçirdiği örnek projelerden biri olan "Koyunlar Artıyor, Meralar Şenleniyor", kırsal kalkınmada sürdürülebilir ve kendi kendine yeten bir modeli başarıyla ortaya koydu. 2021 yılında başlatılan proje ile Kayseri’nin 16 ilçesinde küçükbaş hayvancılık yeniden ivme kazandı. Her yıl yeni üreticiler sisteme dâhil edildi Proje kapsamında 2021 yılında 1100, 2022 yılında ise 3 bin 200 olmak üzere toplam 4 bin 300 koyun üreticilere teslim edildi. Ancak projeyi benzerlerinden ayıran en önemli unsur, sürdürülebilir geri dönüş sistemi oldu. Dağıtımın ikinci yılında üreticilerden 5’er koyun, dördüncü yılın sonunda ise yeniden 5’er koyun geri alınarak başka üreticilere verildi. Böylece destek yalnızca ilk etapta faydalanan işletmelerle sınırlı kalmadı, her yıl yeni üreticiler sisteme dâhil edildi. Küçükbaş hayvan varlığında büyük artış Bu döngüsel model sayesinde Kayseri genelinde küçükbaş hayvan varlığında yaklaşık 150 bin başlık artış sağlandı. Meraların daha etkin kullanılmasıyla birlikte et ve süt üretim kapasitesinde de önemli bir yükseliş kaydedildi. Kırsalda üretim zinciri güçlenirken, ailelerin gelir yapısı da daha sürdürülebilir hale geldi. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, projeye ilişkin değerlendirmesinde, "Biz yalnızca hayvan dağıtmadık; üretimi büyüten bir sistem kurduk. Üreticimizin emeğini çoğaltan, kendi kendini yenileyen bir model oluşturduk. Meralarımızı yeniden üretimin merkezi haline getirdik" ifadelerini kullandı. Üreticilerden Başkan Büyükkılıç’a teşekkür Projeden faydalanan üreticiler de sağlanan destekler dolayısıyla Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a ve Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı ekiplerine teşekkür ederek, uygulamanın hem ekonomik hem de sosyal açıdan kırsala canlılık kazandırdığını vurguladılar. Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği bu model, üretimi esas alan kalkınma anlayışının Kayseri’deki güçlü ve başarılı yansımalarından biri olarak dikkat çekiyor. Başkan Büyükkılıç’ın öncülüğünde yürütülen projeyle ilçelerdeki besiciler hem sürdürülebilir hayvancılık yapma imkânı buluyor hem de kırsal ekonominin yeniden canlanmasına katkı sağlıyor.
Manisa Çam ormanlarında ’Kese kurdu’ alarmı Manisa’nın Sarıgöl ilçesine bağlı Dadağlı Mahallesi’nde çam ağaçlarında hızla yayılan kese kurduna karşı biyolojik ve mekanik mücadele başlatıldı. Vatandaşların kese kurtlarına bilinçsiz şekilde müdahale etmemeleri gerektiği, temasın ciddi kaşıntılara yol açabileceği uyarısı yapıldı. Manisa’nın Sarıgöl ilçesine bağlı Dadağlı Mahallesi’nde çam ağaçlarında son dönemde artış gösteren çam kese böceğine karşı Orman İşletme ekipleri tarafından kapsamlı mücadele başlatıldı. Çam ağaçlarında görülen kese kurdu yoğunluğunun artması üzerine bölgede biyolojik ve mekanik yöntemlerin birlikte uygulandığı bildirildi. Yetkililer, vatandaşların kese kurtlarını bilinçsiz şekilde toplamaya çalışmamaları gerektiğini belirterek, bu canlılarla temas edilmesi durumunda ciddi kaşıntı ve sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceği konusunda uyarıda bulundu. Sarıgöl İlçe Orman Şefi Emin Şıvka, yürütülen çalışmalar hakkında yaptığı açıklamada çam kese böceğiyle mücadelede etkili yöntemlerin devreye alındığını belirtti. Şıvka, "Çam ağaçlarındaki kese kurduyla etkin mücadele başlatıldı. Bu kapsamda doğaya özel böcekler salındı. Halk arasında ‘profesör böcek’ olarak bilinen bu faydalı böcekler, kese kurdu larvalarını yiyerek popülasyonu azaltıyor. Mücadele tüm çamlık alanlarda uygulanmaya başlandı ve oldukça etkili bir yöntemdir" dedi. Şıvka ayrıca biyolojik mücadelenin yanı sıra mekanik yöntemlerin de uygulandığını belirterek, bazı bölgelerde tel kafes yöntemiyle de mücadele yürütüldüğünü ifade etti. Orman ekipleri, çamlık alanlarda hem biyolojik hem de mekanik mücadele çalışmalarının belirlenen program çerçevesinde devam edeceğini bildirdi.