GÜNDEM - 09 Ekim 2025 Perşembe 10:20

Gazze filosu aktivisti Akılotu: "İsrail’de Türk pasaportu taşıyan çifte vatandaşlar askerlik yapıyor"

A
A
A
Gazze filosu aktivisti Akılotu: "İsrail’de Türk pasaportu taşıyan çifte vatandaşlar askerlik yapıyor"

Küresel Sumud Filosu’nda yer alan, Gazze’ye insani yardım götürmek isterken İsrail güçlerince alıkonulan Elazığlı aktivist Sinan Akılotu, "Biz orada İsrail ordusunda görev yapan, memur olarak çalışan Türk pasaportu taşıyan Yahudi çifte vatandaşlarla karşılaştık" dedi.


İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’nda yer alan Elazığlı aktivist Sinan Akılotu, yaşadıklarını geldiği memleketinde anlattı. Elazığ Havalimanı’nda karşılanan Sinan Akılotu, "Biz Gazze’ye ulaşamadık. Ambargo kırılmadı, gerçek bu. Bu teveccüh bize değil, Gazze’ye olan sevdanın, sorumluluğumuzun bir yansıması" dedi. Öte yandan, Akılotu, alıkonulma sürecinde karşılaştıkları kişilerin arasında Türkiye pasaportu taşıyan Yahudi çifte vatandaşların da bulunduğunu açıkladı.



"Bu süreci Gazze’nin veya Filistin’in yıllardır yaptığı şeylerin önüne geçirip bir şeymiş gibi konuşmamız hadsizlik değil midir"


Gazze’de ablukanın devam ettiğini ifade eden Akılotu, " Cenab-ı Hak burada toplandığımız gibi özgür Mescid-i Aksa’da, özgür Gazze’de, toplanmayı, saf tutmayı, cümlemize nasip eylesin. Allah şahittir, böyle tevazu ile falan değil, bütün açıklıkla şunu ifade etmek istiyorum. Bu, dün İstanbul’daki hadise de bugün buradaki hadise de çok abartılı bir hadise, onu söyleyeyim. Sebebi şu, biz buruk geldik. Yani biz Gazze’ye ulaşamadık. Ambargo da kırılmadı. Gerçek bu yani. Bu, sizlerin bu teveccühü, medyanın bu teveccühü, bu bize olan değil, Gazze’ye olan sevdanın. Gazze’ye birikmiş olan yükümlülüklerimizin, yapamamamızın getirdiği bir yükümlülük sevdası, Gazze sevdası, sorumluluklarımız, ben bunun farkındayım. Allah sizden razı olsun. Cenab-ı Hak böyle burada attığımız adımların, yaptığımız duaların, inşallah katında kabul buyurup, bir gün buradaki heyecanın, Gazze’deki ablukanın kırıldığı günlerde, Gazze’nin imarı için olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum" diye konuştu.



"Kalkıp bu süreci Gazze’nin veya Filistin’in yıllardır yaptığı şeylerin önüne geçirip, bir şeymiş gibi konuşmamız hadsizlik değil midir"


Alıkonulma sürecinde 49 farklı ülkeden 497 aktivistin bulunduğunu belirten Akılotu, "21 günlük yolculuğun tamamı işkence olsa, sadece size şunu soruyorum. İki yıldır bombalar altında inim inim inleyen, kolonlar altında kalan yavrusunu kurtarmak için kazma kürekle günlerce mücadele eden, Filistin’in çektiği acının binde biri eder mi? Ben size soruyorum. 4,5-5 gün süren alçak İsrail’in kaçırılması neticesinde bir hapishane süreci var. Bununla ilgili de çok teferruat var. Sadece bir tanesini ifade etmek için söylüyorum. Yemekleri böyle çok özür dileyerek, buradaki ortamdan da özür dileyerek ifade edeyim. Yani kimse yemek yemedi zaten. Herkes açlık grevinde, onların bir lokmasını yemedi. Ama böyle yemekleri ite, yalatır gibi atıp, yani böyle anlatılmayacak derecede teferruata girmeye gerek yok şeyleri vardı. Bize 49 farklı ülkeden 497 içerisinde milletvekilleri olan, yani bizim koğuşta İspanya milletvekili, İskoç dünya çapında çok büyük bir komedyen vardı. İlginç olduğu için, burada bir anekdot olduğu için ifade edeyim. Kendisi Yahudi olup 2 milyon takipçisi olan Amerikalı bir Tony isimli bir genç vardı. Ondan aldığım bilgiyi aktarıyorum. Dedi ki, hocam yani böyle Yahudilerin maalesef yüzde 90’ı siyonisttir. Ama geriye kalan yüzde 10’un Yahudi toplumunun önemli bir kısmı da siyonizme karşı mücadele veriyor. Bunu da bizim de unutmayın dedi. Yani hapishane sürecinde bizi bunu yapan, 100 yıldır ümmetin bizlerin sahipsiz bıraktığı Filistinli mahkumlara neler yapıyordur? Bizim şimdi kalkıp bu süreci Gazze’nin veya Filistin’in yıllardır yaptığı şeylerin önüne geçirip böyle bir şeymiş gibi konuşmamız hadsizlik değil midir sizce. Gazze’ye karşı yapmamız gerekip de atmadığımız fiili adımların mahcubiyetinin bir tezahürü. Unutulmaması gereken bir süreç şu, şu anda Gazze’de ambargo kırılmadı, devam ediyor. Zulüm devam ediyor ve şu anda konuştuğumuz anda bile bomba yağmaya devam ediyor. Bizim yapmamız gereken çok şey var. Bakın bizim içerisinde tutulduğumuz hapishane Gazze’ye 10 kilometre uzaklıktaydı. Biz oradan bomba yağdıran uçakların sesini duyuyorduk" şeklinde konuştu



"Türk pasaportu taşıyan siyonistler askerlik yapıyor, memurluk yapıyor"


Alıkonuldukları süreçte dikkat çeken bir duruma da vurgu yapan Akılotu, "Türk olan değil, bak bu yanlış anlaşılmış. Avrupa’da da farklı lanse edilmiş. Türk olan değil, Yahudi olup çifte vatandaş olan. Yıllardan beri bunun, hele ki son süreçte de hep bunu dile getirdik. vurguladığım gibi yüzyıllarca Yahudiler bizim emanımız altında serbestçe yaşadılar. Osmanlı dahil tüm İslam coğrafyalarında biz, onları İspanya’nın zulmünden onları kurtarmış da 1500’lü yıllarda getirmiş, burada bakmış insanlarız. Dolayısıyla Yahudileri kastederek söylemiyorum. Ama Siyonizm adına şu anda İsrail’de memurluk yapan, askerlik yapan, benim de burada teferruatını anlatmadığım, kısıtlı zamandan dolayı anlatamayacağım, bir tane var. Ben bunu yetkilileri teferruatıyla ifade ettim. Orada bizim ülkemizin pasaportunu taşıyan Yahudi olan çifte vatandaş olup da orada askerlik yapan, memurluk yapan insanlarla karşılaştık. Ben bunun altını size söyleyerek söylüyorum, Türk değil bunlar. Yahudi, çifte vatandaşlıkla bizim pasaportumuzu taşıyor. Her gelen aktivist buna vurgu yaptı. Yani karşılaştık. İnşallah bundan sonraki süreçte siyonistlerin vatandaşlıktan çıkartılıp ve bunlarla ilgili hukuki sürecin başlaması konusunda bundan sonraki süreçlerde ilgilerimiz daha somut adım atarlar" ifadelerini kullandı.



Gazze filosu aktivisti Akılotu: "İsrail’de Türk pasaportu taşıyan çifte vatandaşlar askerlik yapıyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tekirdağ İlkokul öğrencileri, çilek fidelerini toprakla buluşturdu Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde ilkokul öğrencileri, okul bahçesinde 120 çilek fidesi dikerek hem tarımı öğrendi hem üretmenin mutluluğunu yaşadı. Kapaklı ilçesinde bulunan Büyükşehir Belediyesi İsmet İnönü İlkokulu 1-O sınıfı öğretmeni Ayşe Aslan ve öğrencileri, 5 Mayıs Salı günü okul bahçesinde anlamlı bir etkinliğe imza attı. "Doğa İçin Bir Adım" projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmada, öğrenciler 120 adet çileği toprakla buluşturdu. Etkinliğe veliler ve öğretmenler de eşlik etti. Okul Müdürü Murat Bekdaş, okul bahçesinin yıllar içindeki dönüşümünü anlattı. 2017 yılında göreve başladığında alanın inşaat atıklarıyla dolu olduğunu belirten Bekdaş, yapılan çalışmalarla buranın bir uygulama bahçesine dönüştürüldüğünü ifade etti. Bugün ise öğrencilerin aktif olarak üretim yaptığı bir alana dönüştüğünü vurgulayan Bekdaş, "Çocuklarımız hem öğreniyor hem yaşıyor. Meyve ve sebzelerin nasıl yetiştiğini birebir deneyimliyorlar" dedi. Sınıf öğretmeni Ayşe Aslan, etkinliğin amacının çocuklara doğa sevgisi kazandırmak ve çevre bilinci oluşturmak olduğunu söyledi. Öğrencilerin çileklerin büyüme sürecini gözlemleyerek sabretmeyi, sorumluluk almayı ve üretmenin değerini öğreneceğini belirtti. Aslan, doğa ile kurulan bu bağın çocukların gelecekte daha duyarlı bireyler olmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Çilek şiiri okudu Etkinliğe katılan öğrenciler de yaşadıkları deneyimi heyecanla paylaştı. Özel eğitim öğrencisi Mert Naci Köklükaya, çilek dikmenin çok eğlenceli olduğunu belirtirken, etkinlikte "çilek" şiiri de okudu. Öğrencilerden Kerim Gödek, doğanın önemini öğrendiklerini ve bitkilerin büyümesini merakla beklediklerini söyledi. Belinay Yılmaz ise doğaya iyi bakıldığında onun da karşılığını verdiğini ifade ederek herkesi doğayı sevmeye davet etti. Okul bahçesinde yıl boyunca mevsimine göre sebze ve meyve yetiştirildiği belirtilirken, öğrencilerin bu süreçte aktif rol aldığı vurgulandı. Bu tür etkinliklerin, çocukların doğayla bağ kurmasını sağladığı ve teorik bilgilerin pratiğe dönüşmesine katkı sunduğu ifade edildi.
Ankara E-imza davasında mütalaa açıklandı: Ziya Kadiroğlu hakkında 120 yıla kadar hapis cezası istendi Bazı kamu kurumlarındaki yöneticilere ait elektronik imzaların taklit edilerek sahte belge düzenlendiği iddiasıyla açılan davada, savcılık esas hakkındaki mütalaasını sundu. Örgütün kurucusu ve lideri olduğu değerlendirilen Ziya Kadiroğlu için 120 yıl hapis cezası talep edildi. 264 sanık hakkında mahkumiyet, 22 sanık hakkında beraat istendi. Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmada ‘Hoca’ lakaplı örgüt elebaşı Ziya Kadiroğlu, Gökay Celal Gülen, Zeynep Karacan ile bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Hakim, dosyaya gelen evrakı okumasının ardından sanıkların dinlenmesine devam edileceğini bildirdi. Hakimin söz vermesi üzerine konuşan Kadiroğlu, elektronik imzaları çıkaran kişilerin serbest bırakıldığını öne sürerek, "Ben bu elektronik imzalar nasıl çıkartılır bilmiyorum. Ben kimsenin yerine elektronik imza çıkartmadım. Çıkartılması için talepte de bulunmadım" dedi. Kadiroğlu savunmasına şöyle devam etti: "Herhangi bir örgüt kurmadım. Benim bir kod adım yok. Örgüt kurmakla yargılanıyorum. Kurduğum iddia edilen örgütte ailem ve birkaç arkadaşım var. Adı geçen kişilerle örgüt kurmadım, yönetmedim. Sanıkların çoğunu tanımıyorum." Kadiroğlu mahkemeden tahliyesini talep etti. Diğer tutuklu ve tutuksuz sanıklar da önceki beyanlarını tekrar ettiklerini ve üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini ifade ederek mahkemeden tahliyelerini talep etti. Kadiroğlu hakkında 120 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi Beyanların ardından Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Mütalaada, dosya kapsamında yargılanan toplam 286 sanıktan 264’ü hakkında mahkumiyet, 22’si hakkında ise beraat talep edildi. Suç örgütünün kurucusu ve lideri olduğu değerlendirilen sanık Ziya Kadiroğlu hakkında ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘ÖSYM Kanunu’na muhalefet’, ‘Resmi belgede sahtecilik’, ‘Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme’, ‘Elektronik İmza Kanunu’na muhalefet’ ve ‘Bilişim sistemindeki verileri bozma yok etme, erişilemez kılma, sisteme veri yerleştirme’ gibi birçok suçtan toplam 120 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Örgüt kapsamında çeşitli suçlardan yargılanan sanıklardan Gökay Celal Gülen, Zeynep Karacan, Mıhyeddin Yakışır, Yalçın Maraşlı ve Ali Çiçekli hakkında 85’er yıl hapis cezası talep edildi. Taner Dağhan için 43 yıl, Yaren Özkarakaş için 38 yıl, Halil Erkoç için 37 yıl, Gülseren Üstün için 33 yıl, Oğuzhan Ercan, Ayhan Ateş ve Enver Yılmaz için 30’ar yıl, Fuat Tanış Arslan için 28 yıl, Oğuz Deniz için 23 yıl, İbrahim Akyüz ve Özge Baydemir için ise 22’şer yıl hapis cezası talep edildi. Ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuksuz sanık olan Ali Çiçekli’nin tutuklanmasına, diğer sanıkların da mevcut halinin devamına hükmetti. Sonraki duruşma 20 Mayıs’a ertelendi.