SAĞLIK - 04 Şubat 2024 Pazar 09:47

İl Sağlık Müdürü Polat, “Dünyada her yıl yaklaşık 19 milyon kişi kansere yakalanmaktadır”

A
A
A
İl Sağlık Müdürü Polat, “Dünyada her yıl yaklaşık 19 milyon kişi kansere yakalanmaktadır”

Dünya genelinde yaklaşık her 6 ölümden birinin kanser yüzünden olduğunu belirten İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Cahit Polat, “Ülkemiz için ise her 5 ölümden birinin kanser nedeniyle gerçekleştiği görülmektedir. Dünyada her yıl yaklaşık 19 milyon kişi kansere yakalanmakta, 9.9 milyon kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybetmektedir” dedi.


Elazığ İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Cahit Polat, 4 Şubat Kanser Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Kanserin, nedeni bilinen ölümler sıralamasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer aldığını aktaran Prof. Dr. Polat, “Görülme sıklığı her geçen yıl daha da artan kanserin öldürücülüğü yanında bıraktığı sakatlıklar ve tedavisindeki yüksek maliyetler nedeniyle iş gücünde ve ülke ekonomisine de çok ağır kayıplar vermektedir. Ölüm nedenlerine bakıldığında dünya geneli için yaklaşık her 6 ölümden birinin, ülkemiz için ise her 5 ölümden birinin kanser nedeniyle gerçekleştiği görülmektedir. Dünyada her yıl yaklaşık 19 milyon kişi kansere yakalanmakta, 9.9 milyon kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Benzer seyir devam ettiği takdirde, 2040 yılında 30 milyon yeni vaka ortaya çıkması beklenmektedir. En sık görülen kanser türleri sırası ile meme, akciğer, kalınbağırsak, prostat, mide olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kanser türleri ülkemizde de ilk sıralarda yer almaktadır. Türkiye Kanser İstatistikleri Raporuna göre, bir yıl içerisinde 211.273 kişiye kanser tanısı konulmuştur. Erkeklerde görülme oranı kadınlara göre daha fazla olan kanser, ileri yaşlarda görülme sıklığı da artmaktadır” diye konuştu.


Kanserden korunma ve risk faktörlerine de değinen Polat, “Kanser başlıca; tütün kullanımı, yüksek kilo ve obezite, meyve ve sebze tüketmeme, yetersiz beslenme, yetersiz fiziksel aktivite ve alkol tüketimi gibi başlıca beş davranışsal ve beslenme ile ilgili risk faktöründen kaynaklanmaktadır. Tütün kullanımı, kanser gelişimi yönünden en önemli risk faktörü olup kansere bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 22’sinden sorumludur. Akciğer kanserinin yanı sıra özefagus, mesane, böbrek, pankreas, mide, serviks (rahim ağzı) kanserlerinden de sorumlu olduğu bilinen tütün kullanımı, hangi yaşta olursa olsun terk edildiğinde kişinin yaşam kalitesi ve yaşam süresi üzerinde anlamlı bir fark oluşturmaktadır” şeklinde konuştu.


Kanserde erken tanı ve tedavinin çok önemli olduğunu vurgulayan Polat, ” Halkımız, korku ve ihmal gibi nedenlerle zamanında hekime başvurmuyor ve böylece tanı gecikerek tedavi güçleşiyor. Kanser, tedavisi imkansız bir hastalık olarak görülmemeli. Özellikle tedavisi mümkün olan meme ve serviks kanserinin taranması sadece şikayeti olan kişilere değil, sağlıklı kişilere de ulusal bir program çerçevesinde yapmaktayız. Bu kapsamda müdürlüğümüze bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi (SHM) Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri(KETEM), Aile Sağlığı Merkezlerinde(ASM) ve Gezici Mobil Kanser Tarama Aracı ile halkımıza hizmet vermekteyiz. 40-69 yaş aralığındaki kadınlara meme, 30-65 yaş aralığındaki kadınlara rahim ağzı ve 50-70 yaş aralığındaki kadın ve erkeklere kalın bağırsak kanseri taramaları ücretsiz olarak yapmaktayız. Belirtilen yaş grubu aralığındaki tüm vatandaşlarımızı, kanser taramalarını ücretsiz yaptırabilmeleri için sağlık kuruluşlarımıza bekliyoruz” dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Sultan 2. Abdülhamid’in yadigarı yeniden ayağa kaldırılıyor Kocaeli’de Sultan 2. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25’inci yılı anısına yaptırılan ve kentin sembollerinden tarihi İzmit Saat Kulesi’nin restorasyonunda sona yaklaşıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı ekiplerince yürütülen çalışmalarda, tarihi kule özgün mimari yapısı korunarak aslına uygun şekilde restore edildi. Çalışmalar kapsamında, kulenin uzun süredir çalışmayan saat mekanizması da onarılarak yeniden işler hale getirildi. Kuleye 3 ton özel harç enjekte edildi Uzman ekiplerce yapılan incelemelerde, iç bölümünde tuğla örme, dış bölümünde ise taş kaplama bulunan kulenin taşıyıcı sisteminde zamanla deformasyon oluştuğu tespit edildi. Taş ve tuğlalar arasındaki horasan harcının işlevini yitirmesi nedeniyle oluşan boşluklar, yapının dayanıklılığını artırmak amacıyla özel harçla dolduruldu. Bu işlem için kompresörler yardımıyla tarihi yapıya 3 ton enjeksiyon uygulandı. Restorasyon kapsamında ayrıca, yıllar içinde bina yüzeyinde biriken kir ve pas tabakası kumlama yöntemiyle temizlendi. Dış cephedeki bozulmuş motifler onarılarak mermer yüzeyler parlatıldı ve taş derzleri yenilendi. Zamanla yıpranan çatı ise kurşun kaplamayla tamamen değiştirildi. "İzmit’imizin en önemli simgelerinden" Kemalpaşa Mahallesi Muhtarı Mustafa Patır, ailesinin yaklaşık 101 yıldır aynı mahallede yaşadığını belirterek, Saat Kulesi’nin hem mahalleleri hem de İzmit için çok büyük bir değer olduğunu vurguladı. Kulenin inşasına 1900 yılında başlanıp 1902’de tamamlandığını hatırlatan Patır, "O günün şartlarında iki senede böyle bir yapının inşa edilmesi büyük bir özveri ve başarıdır. Bugün ise restorasyon çalışmaları daha uzun bir sürede, ancak çok daha detaylı şekilde yürütüldü" dedi. Restorasyon sürecine de değinen Patır, "Bu çalışmaya onarım demek doğru olmaz, ciddi bir restorasyon yapıldı. Konunun uzmanları tarafından yürütülen restorasyon süreci yaklaşık 8 ay sürdü ve artık sonuna gelindi. Ancak bunun kalıcı olması için bu esere sahip çıkmamız gerekiyor. Çevre düzenlemesi, güvenlik ve gerekli tüm önlemler alınmalı" diye konuştu. "Bu eser İzmit’indir, hepimizindir" Çevre düzenlemesi çalışmalarının da yapılacağını aktaran Patır, "Restorasyonun ardından çevre düzenlemesi süreci başlayacak. Bu çalışmayı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi gerçekleştirecek. Çevresiyle birlikte ele alındığında Saat Kulesi’nin daha güvenli ve daha görünür hale geleceğine inanıyoruz. Bu eser İzmit’indir, hepimizindir" şeklinde konuştu.
Bursa Ramazan’da metabolik denge uyarısı BURTOM Sağlık Grubu bünyesinde hizmet veren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, Ramazan ayının yalnızca ruhsal değil aynı zamanda metabolik bir adaptasyon süreci olduğuna dikkat çekti. Uzun süreli açlık sonrası bilinçsiz beslenmenin kan şekeri dalgalanmalarından sindirim problemlerine kadar pek çok soruna yol açabileceğini belirten Uzman Diyetisyen Kurtuluş, sağlıklı bir Ramazan için öğün planlamasının hayati önem taşıdığını vurguladı. "Ramazan ayı sadece ruhsal değil, metabolik olarak da bir adaptasyon sürecidir. Uzun süreli açlık sonrası doğru planlama yapılmazsa kan şekeri dalgalanmaları, halsizlik, baş ağrısı ve sindirim problemleri görülebilir" diyen Uzman Diyetisyen Asu Kurtuluş, özellikle sahurun atlanmaması gerektiğini söyledi. "Sahuru atlamak metabolizma hızını düşürür" Ramazan’da öğün düzeninin sahur, iftar ve ara öğün şeklinde planlanabileceğini belirten Kurtuluş, "Bu şekilde hem açlık süresini azaltmış hem de günlük alınması gereken besin öğelerini tek bir öğüne yüklememiş oluruz. Sahuru atlamak gün içinde kan şekeri düşüşlerine, kas kaybına ve metabolizma hızının yavaşlamasına neden olabilir" ifadelerini kullandı. Sahurda protein ağırlıklı besinlerin tercih edilmesini öneren Uzman Diyetisyen Kurtuluş, "Yumurta, peynir, yoğurt gibi protein kaynakları; tam buğday, siyez ekmeği ve yulaf gibi kompleks karbonhidratlar ile zeytin, ceviz ve avokado gibi sağlıklı yağlar tokluk süresini uzatır ve kan şekerini dengede tutar. Çok tuzlu ve baharatlı besinler ise gün içinde susuzluk hissini artırır" dedi. "İftarı hafif başlatın, porsiyon kontrolünü unutmayın" İftar öğününün de en az sahur kadar önemli olduğunu vurgulayan Kurtuluş, uzun süren açlık sonrası hızlı ve fazla yemek tüketiminin sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Uzman Diyetisyen Asu Kurtuluş, "Bütün gün aç kaldım psikolojisi aşırı yemeğe neden olabilir. Orucu bir çorba ile açmak ve kısa bir ara verdikten sonra ana yemeğe geçmek en uygun yöntemdir. Yüksek porsiyonlarla mideyi bir anda doldurmak ani tansiyon ve şeker yükselmelerine, hazımsızlığa sebep olabilir" diye konuştu. Pişirme yöntemlerinin de önemine değinen Uzman Diyetisyen Asu Kurtuluş, ızgara, fırınlama, haşlama ve buğulama tekniklerinin tercih edilmesi gerektiğini, kızartma ve kavurma yöntemlerinin ise gereksiz yağ alımına yol açtığını ifade etti. Su tüketimine dikkat BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, iftar ile sahur arasında en az 1,5-2 litre su tüketilmesi gerektiğini ve özellikle yoğun tempoda çalışan, fiziksel efor harcayan kişilerin sıvı alımına daha fazla özen göstermesi gerektiğini, tatlı tüketiminin de iftardan hemen sonra değil, birkaç saat sonra ara öğün olarak planlanmasını önererek, "Şerbetli tatlılar yerine meyve tatlıları veya sütlü tatlıları küçük porsiyonlarda tercih etmek daha sağlıklı olacaktır" dedi. İftar sonrası yürüyüş önerisi Sindirim sistemini desteklemek ve bağırsak hareketlerini artırmak için iftardan 1-2 saat sonra hafif tempolu yürüyüşlerin faydalı olduğunu belirten Uzman Diyetisyen Asu Kurtuluş, Ramazan ayında kilo kontrolü için öğün atlamamak, porsiyon kontrolüne dikkat etmek ve haftada 2-3 gün hafif egzersiz eklemenin önemli olduğunu vurguladı ve egzersizleri yapan kişilerin ise kas kaybını önlemek için yeterli protein alımına dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Diyabet hastaları ve gebeler dikkatli olmalı Diyabet hastalarının oruç tutup tutamayacağının kişisel sağlık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kurtuluş, "Diyabet tipi, kullanılan tedavi yöntemi, kan şekeri kontrolü ve eşlik eden hastalıklar göz önünde bulundurulmalıdır. Uzun süren açlık hipoglisemi riskini artırabileceği için özellikle insülin veya insülin salgılatıcı ilaç kullanan hastalar mutlaka doktor kontrolünde karar vermelidir" dedi. Gebelikte ise annenin ve bebeğin sağlığının öncelikli olduğunu ifade eden Uzman Diyetisyen Kurtuluş, sağlıklı ve komplikasyonsuz gebeliklerde doktor kontrolünde oruç tutulabileceğini; ancak düşük tehdidi, erken doğum riski, tansiyon problemi, kansızlık, çoğul gebelik ya da gestasyonel diyabet gibi durumlarda orucun önerilmediğini belirtti. BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, "Gebelik, artmış enerji ve sıvı ihtiyacı olan özel bir dönemdir. Karar mutlaka kadın doğum uzmanı kontrolünde verilmelidir" diyerek sözlerini tamamladı.