ASAYİŞ - 25 Nisan 2012 Çarşamba 14:27

İŞÇİLERE YEMEK GÖTÜREN GARSON BODRUMA DÜŞTÜ

A
A
A
İŞÇİLERE YEMEK GÖTÜREN GARSON BODRUMA DÜŞTÜ

Düzce`nin Gaziantep Caddesi`nde, tadilat halinde olan bir binada çalışan işçilere yemek götüren garson, bina girişindeki boşluğu fark etmeyince düşerek yaralandı.
Bir binada çalışan işçilere yemek götüren garson Serkan Arslan, bina girişinde bulunan boşluğu fark etmeyince apartman boşluğuna düştü. Çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri Serkan Arslan`a düştüğü yerde ilk müdahaleyi yaptı. Bulunduğu yerden vatandaşların yardımıyla kurtarılan Arslan, ambulansla Düzce Atatürk Devlet Hastanesi`ne kaldırıldı. Polis, olayla ilgili inceleme başlattı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sevgililer Günü’nde hayat veren bağ: Bağışladığı karaciğeriyle sevdiğine umut oldu İstanbul’da yaşayan Esra Işıl Tahtacı, ani karaciğer yetmezliği teşhisi konulan ve nakil listesine alınan sevgilisi Ömer Gökhan Karagöz’e donör oldu. Tahtacı, karaciğerinin yüzde 70’ini bağışlayarak Karagöz’e yeniden yaşam umudu verdi. İstanbul’da yaşayan Esra Işıl Tahtacı ve Ömer Gökhan Karagöz çifti, 1 sene öncesinde hayatlarının en zorlu sınavıyla karşı karşıya kaldı. Uzun yıllardır birlikte olan çiftin mutluluğu, gittikleri bir tatilin ardından yaşanan ani bir rahatsızlıkla gölgelendi. Tatil dönüşünde hastaneye başvuran Karagöz’e yapılan tetkiklerde karaciğer yetmezliği teşhisi konuldu. Karagöz, sürecin bir anda geliştiğini belirtirken herhangi bir kronik hastalık geçmişi olmadan böyle bir tabloyla karşılaşmanın şokunu yaşadı. Acil olarak organ nakli listesine alınması gereken Karagöz’e uygun donörün ne zaman bulunacağının belirsiz olması, çifti zorlu bir bekleyişle karşı karşıya bıraktı. Bu noktada Esra Işıl Tahtacı, Karagöz’e karaciğerini vermeye karar verdi. Yapılan tetkiklerin ardından donör olmaya uygun olduğu belirlenen Tahtacı; Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nde Organ Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Deniz Balcı ve ekibi tarafından yapılan operasyonla karaciğerinin yüzde 70’ini sevgilisine bağışladı. Nakil sonrası ilk Sevgililer Günü’nü birlikte kutlayan çiftin yaşadığı bu süreç, "sevgi" kavramına farklı bir anlam kazandırdı. Birlikte kurdukları hayali yarıda bırakmak istemeyen Tahtacı ve Karagöz, zorlu ameliyat sürecinin ardından adeta yeni bir hayata başlarken yaşadıkları bu deneyim, organ naklinin hayati önemini bir kez daha gözler önüne serdi. "Göbeğim var diye düşünürken karaciğerimin iflas ettiğini öğrendim" Ömer Gökhan Karagöz, başına gelen ani hastalık sürecini ve sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle açıkladı: "Karaciğerimde bir sıkıntı varmış ama biz klasik olarak ‘Karaciğerimde yağlanma vardır, göbeğim var’ gibi şeyler düşünüp geçtik. Ama öyle değilmiş, göbeğimde sıvı birikmiş. Tatildeyken bir anda bir yüzüm sarardı, bir sıkıntı geldi. Meğerse, karaciğerim maalesef iflas etmiş. Yani hiçbir belirti, hiçbir herhangi bir ekstra bir durum yokken. Dediler ki ‘Akraban var mı, yok mu?’. Annem zaten yaşlı, tek çocuğum. İki teyzem var, onlar da yaşlı. ‘Nasıl olacak?’ derken organ nakli sırasına girmemiz gerekti. Bu sıra 2 buçuk senede de gelebilir, 4 senede de gelebilir, 3 ayda da gelebilir. ‘Artık bu şekilde yaşayacaksın’ dediler. Tabii insan psikolojik olarak çöküyor. O sırada sevgilim dedi ki, ‘Ya ben vereyim mi?’. Dedim ki; ‘Bu diş çektirmeye ya da kan vermeye benzemez’. Dedi ki ‘Ben vermek istiyorum". Öyle olunca süreç de başlamış oldu." "Anlık bir karardı ve hiçbir şekilde ‘Biraz daha düşüneyim’ demedim" Karaciğerinin yüzde 70’ini sevgilisi Karagöz’e veren Esra Işıl Tahtacı, teşhis sürecinde yaşadıkları korku ve endişeye rağmen organ bağışı kararını tereddütsüz bir şekilde verdiğini dile getirerek, "İnsan başına gelmeyince hiçbir şekilde anlamıyormuş, o yüzden bizim için de çok ani oldu. Hastaneye gittik, bize dediler ‘Nakil olacak’. Biz ‘Nakil ne demek? Tamam, hadi olsun’ dedik ama aslında şey öyle değilmiş. Bizi her halükarda nakil listesine alacaklarını söylediler. Benim verdiğim karar da o andaydı. Anlık bir karardı ve hiçbir şekilde biraz daha düşüneyim demedim. Dedim ki, ‘Eğer kan grubuyla alakalı bir sıkıntı yoksa ben verebilirim, sıkıntı olmaz’. Ondan sonra tamam dediler. Bizim o arada konuşma imkânımız olmamıştı, en son hastaneden çıktıktan dedi ki, ‘Anneni ara, sor’. Çünkü bu normal ve kolay bir ameliyat değil. Ama ameliyatın zorluğunu görmüyorsunuz aslında; bir hayat kurtarıyorsun ve hele ki bu değer verdiğin bir insan olunca daha farklı oluyor, hiçbir şeyi gözün görmüyor. Anneme söylediğimde de o da kararıma saygı duydu" dedi. "O benim hayat arkadaşım, ben bunu seve seve yaptım" Organ nakli için etik kurul onayı sürecinden geçtiklerini belirten Tahtacı, şu şekilde konuştu: "İkimiz zaten bir hayatı paylaştığımız için birbirimize değer verdiğimize ve birlikte bir şeyler paylaştığımıza onları da inandırdık. Çünkü onlara bir şey sunmamız gerekiyordu ve samimiyetimizle, birbirimize olan bağlılığımızla sunduk aslında; onları da ikna ettik. Tabii ameliyat sonrasında bize çok videolar geldi özellikle de bana, mesela sokak röportajlarında soruluyor ya ‘Eşinize böbreğinizi verir misiniz, karaciğerinizi verir misiniz?’ diye. Herhangi bir evlilik durumumuz olmamasına rağmen o benim hayat arkadaşım, sonuçta bir ilişki yaşıyoruz ve ben bunu seve seve yaptım. Bazen insanlar öyle şeyler söylüyorlar ki dışarıdan, ama işte insan kendi başına gelmediği zaman anlamıyor bazı şeyleri. Karşısına geldiği zaman da gözünüz hiçbir şey görmüyor açıkçası. Değer daha önemli. Ona verdiğim değer, hayatımı paylaşmam ve onu o şekilde görmek istememem, hepsi karar vermemde etkendi." "Hiç tereddüt etmeden sağ olsun karaciğerinin yüzde 70’ini bana verdi" Son olarak Ömer Gökhan Karagöz, sevgilisi Tahtacı’nın karaciğerini vereceğini duyunca yine de inanamadığını dile getirerek, şunları söyledi: "Dediler ki ‘Sevgilin karaciğerini verecek’. Tabii ki ben bir şüpheye düştüm acaba verir mi diye. Hiç ‘tutar mı?’ diye düşünmemiştim aslında çünkü o an zaten ne olduğunu anlamıyorsunuz; yani siz de gelseniz, yan komşu da gelip ‘Ben de vereyim’ dese aynı soru; tutacak mı? Ama Esra’nın kanı tutunca bir yerden sonra artık ‘Bakalım verecek mi?’ diye tabii ki ben de düşündüm. Demek ki beni o kadar çok seviyormuş ki o da hiç tereddüt etmeden sağ olsun hemen karaciğerinin yüzde 70’ini bana verdi, yüzde 30’u da kendinde kalacak şekilde böyle bir güzellik yaptı. O yüzden doğum günüm normalde ağustos benim ama 8 Şubat’ta nakil oldum; bundan sonra her doğum günümü artık 8 Şubat’ta birlikte kutlamayı düşünüyoruz bir ömür boyunca." "Bir insanın sevdiği bir insana canından bir parçayı bağışlaması gerçekten kutsal" Bahçeşehir Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Organ Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Deniz Balcı, hastanın karaciğer nakli sürecine ilişkin detayları şu sözlerle anlattı: "Hastamızda karaciğer yetmezliği belirtileriyle bize başvurmuştu. Bu şartlar altında bu hastaların ilerleyen dönemde hızlıca nakil olmaları gerekiyor. Biz de hastamız bize başvurduktan sonra hızlıca karaciğerle ilgili tedavisine başladık. Bu tedavi sırasında da aileyi bir nakil ihtiyacı konusunda bilgilendirdik. Biliyorsunuz, 4. dereceye kadar akrabalara kadar Türkiye’de kanunen nakil yapılabiliyor. Bu genellikle kuzenlerimizi, yeğenlerimizi de içerisine alan bir kan bağı gerektiriyor. Ama hastamızın ailesi içerisinden böyle bir kan grubu uyumlu vericisi olmadı. Böyle bir durumda da sevgilisi bize başvurdu ve dedi ki ‘Ben karaciğerimi verebilirim’. Biz de kendisini bu süreç hakkında tıbbi olarak bilgilendirdik ve donör olarak uygunluğu netleştiğinde de etik kurul başvurusunu yaptık. Organ bağışçısı olabilmeniz için etik kurul ihtiyacının ortadan kalkması için 2 yıllık bir evlilik süresi var; o süre geçtikten sonra eş kapsamında verici olabiliyor kişiler. Ama böyle bir süre olmadığı için biz tıbbi hazırlığını yaptıktan sonra etik kurula başvurduk. Etik kurul değerlendirmesini yaptı, etik kurul onayını alır almaz karaciğer naklini gerçekleştirdik. Başarılı bir karaciğer naklinden sonra hastamızı hastaneden başarıyla taburcu ettik. Tabii ki organ nakli hayat kurtarıcı bir süreç. Bir insanın sevdiği bir insana canından bir parçayı bağışlaması gerçekten kutsal. İkisine de bir ömür boyu mutluluk ve sağlık diliyoruz."
Aydın Doğum yapmakta zorlandığı için ekmek bıçağı ile ameliyat edilip sezaryen yapılan inek telef oldu Aydın’ın Karpuzlu ilçesine bağlı kırsal Tekeler Mahallesi’nde doğum yapamayan bir ineği ekmek bıçağı ile ameliyat edip sezaryen yapmaya kalkan bir grup ineği telef etti. İlginç olay güvenlik kameralarına yansırken, görüntüler izleyenlerin adeta kanını dondurdu. Edinilen bilgiye göre, köyde yaşayan F.C. isimli şahıs ineğinin doğum yapmaya başladığını görünce yardım etmek istedi. İneğin doğumda zorlanması üzerine bölgedeki veteriner hekimleri arayan şahıs, veteriner hekimlerin dolu olduğunu öğrenince bu defa bölgede yaşayan ve bu işlerden anlayan bir şahsı arayarak yardım istedi. Çağrı üzerine ahıra gelen S.T. isimli şahıs kendi yöntemleri ile doğmakta olan buzağının ayaklarından ip bağlayıp ineğin doğumuna yardımcı olmak istedi. Ahırda toplanan 5 kişinin çabalarına rağmen inek normal yolla doğumunu gerçekleştiremeyince S.T. bu defa ineği ameliyat edip sezaryen ile buzağıyı almaya çalıştı. "Ekmek bıçağı ile ineği ameliyat etti" Önce ineğin sağ boşluğundaki kıllarını yülüyen S.T. daha sonra eline aldığı ekmek bıçağı ile ineği herhangi bir anestezi uygulamadan ameliyat etmeye başladı. Acı içinde inleyen ineğin sağ boşluğunu ekmek bıçağı ile kesen şahıs daha sonra buzağıyı ineğin karnından çıkardı. Güvenlik akmerası kayıtlarına yansıyan görüntüler izleyenlerin kanını dondururken talihsiz hayvan daha sonra telef oldu. İneğin sahibi F.C.’nin ineği telef olduktan sonra hayvanını ekmek bıçağı ile ameliyat yapıp sezaryen uygulayan S.T.’den şikayetçi olduğu öğrenildi.
Ankara Palandöken: "14 Şubat’ta satışlar yüzde 35-40 artıyor" Sevgililer Günü gibi özel günlerin esnaf ve sanatkarlar için umut kapısı olduğunu hatırlatan Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Satışlar yüzde 35-40 artıyor" dedi. Palandöken, "14 Şubat artık yaklaştı. Bilindiği üzere bu özel günler esnaf açısından çok olumlu. Biliyorsunuz iki tane dini bayramımız akabinde anneler günü, babalar günü, işte bu da sevgililer günü. Sevgiyi çoğaltmak için yapılacak alışverişler de esnafın yüzünü güldürüyor. Bu sefer biraz fiyatlar yükselse de ama ihtiyaçlarına göre istediğiniz şeyi siz tercih edeceksiniz veyahut onun mutlu olacağı şeyleri tercih edeceksiniz. Çiçek olur, pasta olur. Artık sevdiklerinizin ihtiyaçlarının neler olduğunu sizler daha iyi biliyorsunuz. Bu özel gün unutulmamalı" dedi. Sevgililer Günü dolayısıyla çiçekçiden kuyumcuya kadar pek çok sektörde hareketlilik başladığını ve esnafın vatandaşların taleplerine cevap vermek için hazır olduğunu belirten Palandöken, "Aynı şekilde söylediğim gibi yine sarraftan, kuyumcudan veya bijutericiden alacağınız herhangi bir şey veya giysi neyse ihtiyaçları veya imkanınız neyse daha doğrusu onları almanız onları mutlu eder. Tahmin ediyorum ki her yıl bu artarak fiyatların yükselmesinden kaynaklı. Bir de ciroları yüzde 35 yüzde 40 her yıl artırıyor. Onun için esnaf açısından özel günler olmazsa olmazımız. İnşallah ki esnafın işi iyi olur diyorum. Sevdiklerinizle birlikte olacağınız en önemli günde onların da gözlerinin içinin pırıldaması sizlere mutluluk verecek. Bu gününüz şimdiden hayırlı olsun diyorum. Bütün günlerimiz inşallah ki bu tür sevgi günleriyle dolu geçer" şeklinde konuştu.