YEREL HABERLER - 26 Nisan 2012 Perşembe 11:23

DİVAPAN GENEL MÜDÜRÜ ZENGİN`DEN İŞLETME VE İŞLETMECİLİK KONFERANSI

A
A
A
DİVAPAN GENEL MÜDÜRÜ ZENGİN`DEN İŞLETME VE İŞLETMECİLİK KONFERANSI

Divapan A.Ş Genel Müdürü Hakan Zengin, bir işletmenin başarısının kurumsal adaletle doğru orantılı olduğunu, adil, sayılabilir ve hesap verebilir şekilde yönetilen işletmelerin krizlerden etkilenmeden nesilden nesile başarılı bir şekilde faaliyetlerini sürdürebileceğini söyledi.
Zengin, Akçakoca Turizm İşletmecilik ve Otelcilik Yüksekokulu`nda ``İşletme ve İşletmecilik`` konulu konferans verdi.
Hakan Zengin, geniş öğrenci katılımlı konferansta, ekonominin bir zamanlar Üreten-Satan bir modelde olduğunu belirterek `` Ancak şimdilerde ise tüketenin şekillendirdiği, en büyük işletmeler bile pazarı belirleyemez oldu. Pazar yakasında çok hızlı bir değişim . Bu değişimin riskleri beraberinde getirdi. Riskler de ancak bilgi ile yönetilebilir`` dedi.
Hakan Zengin, konuşmasında sanayinin yıllardın ülkemize önemli değerler katamadığını, büyük firmaların kendi büyüklüklerini ispatlamak için farklı ve bilmediği, uzman olmadığı iş kollarına girerek başarısız olduklarını, zarar ettiklerini ve ülkenin değerlerini ve çalışanların umutlarını heba ettiklerini belirtti. 2000`li yıllardan sonra ekonomide başlayan ``Öz İş`` devrimi ile toparlanma sürecine girdiklerini ancak dünya markası olabilmek ve küresel firma olabilmek için çok geç kalındığını savunan Zengin, ``Geçmişte Türkiye ekonomisinde ne üretirseniz üretin pazar tarafından satın alınırdı. Bu yüzden eski şirketlerin hemen hemen hepsi faaliyetlerini pazardan başlatan firmalar olamadılar. Markalaşma konusunda dünya devleri arasına giremediler. 2000`li yıllardan sonra bu ekonomi trendi farklılaştı`` diye konuştu.
Zengin, bilgi çağının günümüzdeki önemine değinerek, ``Bilgi hızla büyüyor. Her 3 yılda bir ikiye katlanıyor. Riskler bilgiyle birlikte azalabiliyor. Bundan sonraki süreç en iyi şekilde bilgiyi yönetmek olmalıdır. Ben 2007 yılında DİVAPAN AŞ Genel Müdür olduğumda firmamız zorlu bir dönemden geçiyordu. Sıkıntılı bir süreçti. Biz ekip olarak bir takım ruhu içinde o günlerde hemen her gün stratejik değişim toplantıları yaparak, yinelerle değil yenilerle ayakta durabileceğimizin farkına vararak, tüm ekibimizi inovatif düşünce tarzı ile çalışmalarını motive ederek, kar eden bir kuruluş haline geldik. Bağlı bulunduğumuz Holdingimizin kuruluşları arasında son iki yıldır en başarılı şirket beratı alıyoruz. Ve tüm çalışanlarımıza prim dağıtıyoruz. Beraber çalıştığımız takım arkadaşlarımıza sorumluluklar vererek başarıyı yakaladık. Bu hedeflere bilgiyle, çok çalışmakla ve prensipli çalışmakla ulaştık`` diye konuştu.
Dünya ekonomisi ve yaşanan küresel krizlerle ilgili bilgiler veren Zengin, "Dünyanın ekonomik büyüklüğünün iki katı sanal bir ekonomi yaratıldı. Dolayısıyla türev ürünler üzerindeki bu sanal ekonomi sebebiyle her an krizlere hazırlıklı olmalıyız. Deprem nasıl bir gerçekse, krizler de artık birer gerçek. Nasıl deprem insan öldürmüyorsa, krizler de firma batırmıyor. Bu sebeple krizlere dayanıklı şirket olabilmenin tek yolunun da düşey ve dikey karlılığın en iyi yönetildiği, hızlı ve dinamik, adil, şeffaf ve ölçülebilir olmakla mümkün olabilecek`` şeklinde konuştu.
Zengin, Genel Müdür olduğu günlerde ve öncesinde çeşitli ülkelerde yaşadığı ilginç olayları ve yaşadıklarını öğrencilerle paylaştı. Zengin, öğrencilere şu tavsiyelerde bulundu: ``Çok kitap okumalısınız, her geçen gün kendinizi yenileyerek bilgili olmalısınız. Hayatınızın her alanında hazır olmayı bilmelisiniz. Güvensiz olmamalısınız. Hiç kimseye güvenmeyen kendinden şüphe etmelidir. Sadece şu soruyu sorun; Kim sizin katladığınız paraşütle 10.000 m. den atlar? Ya da siz o paraşütle atlar mısınız?`` dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale 28 Şubat zamanı başörtülü öğrencileri derse alan öğretim görevlisi üniversitede mobbinge uğradı 28 Şubat sürecinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde (ÇOMÜ) öğretim görevlisi olan Bünyamin Nami Tonka, başörtülü öğrencileri derse aldığı için üniversitede mobbinge uğradı 28 Şubat sürecinde ÇOMÜ’de Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim görevlisi olarak görev yapan Bünyamin Nami Tonka, 1998 yılında sınıfında başörtülü öğrencilerin bulunması sebebiyle birçok kez soruşturmadan geçti. 1998’de eğitim-öğretimin başladığı ilk hafta basın mensupları ÇOMÜ Rektörlüğü’ne hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Bir sınıftan da görüntü almak isteyen basın mensupları, Bünyamin Nami Tonka’nın dersine girerek çekimler yaptı. Görüntülerde birçok başörtülü kız öğrencinin görülmesi üzerine rektörlük tarafından Tonka hakkında arka arkaya soruşturmalar açıldı. Kısa süre sonra üniversite ile ilişiği kesilen Tonka, bir süre Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde görev yaptıktan sonra emekliye ayrılmak zorunda kaldı. Türk kadınının kılık ve kıyafeti bizi ilgilendirmez Cumhuriyet döneminde meydana gelen birkaç önemli olaydan bir tanesinin ise 28 Şubat olduğunu belirten Bünyamin Nami Tonka, "Cumhuriyet döneminde çok önemli olaylar gerçekleşti. Bunlardan bir tanesi 27 Mayıs daha sonra 12 Eylül ardından 28 ve son dönemde de çok daha olumsuz bir kalkışmayı görmüş olduk. Ben bunların hepsini bir ömür içerisinde yaşamış oldum. Tabii bu olayların içinde en önemli ve içinde fail olarak da bulunduğum 28 Şubat dönemidir. Bu döneminde ben Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dil ve Edebiyatı Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyordum. O dönemdeki siyasi erk öğrencilerin başörtüleri sınıfa girmelerine engelliyordu. Ben de Türk kadınının kılık ve kıyafeti bizi ilgilendirmez onlar zaten erdemiyle gerekeni yapar, önemli olan geleceğimizin annesi olan bu kızlarımızı yetiştirelim ve onlar kaliteli olsun gelecek nesilleri iyi yetiştirsinler. Bu yüzden fakültelere gelmiş olan kızlarımızın her biri bizim milletimizin son derece önemli kişilerdir diye baktım ve onların başörtülü olmalarına veya farklı kıyafetin olması beni hiç ilgilendirmedi" dedi. Nami Tonka basın mensuplarının ders sırasında aldığı görüntüde aralarında başörtülü öğrencilerin olduğunu gören üniversite yönetiminin mobbing yapmaya başladığı süreci şu sözlerle anlattı: "97 yılından 98’e geldiğimizde eğitim yılının başlaması ile ilgili basın mensupları Çanakkale’de bir görüntü almak istiyor. Öğrencilerin de benden 1 saat bile ders alacağı yoktur, ben de ilk gün ilk saat ders yapıyorum. Soruyorlar işte hangi sınıftan görüntü alabiliriz diyorlar. İşte hoca ilk gün hiç sektirmez mutlaka ders yapar oradan alabilirsiniz. Ders esnasında kapı birden açıldı ben de yine böyle heyecan ve şevkle yeni gelen çocuklara istikballe ilgili bazı anlatımlar yapıyorum. Kapı açılınca içeri basın mensupları girdi kameralar ile sınıfı çektiler ve sınıfta en az 15-20 tane başörtülü kızlar da var. Bunlar da çekildikten sonra işte bana sorular sordular ben de cevaplar verdim, yine orada da hiç aklıma bile gelmiyor herhangi bir olumsuzluk çünkü bu çocukların hepsi bizim çocuklarımız. Bir müddet sonra hemen bana soruşturmalar gelmeye başladı, üniversitenin içinde benimle ilgili tesettürlü çocuklara tolerans gösteriyor diye ve arkasından da eften püften bir çok olaylarla bana hep mobbing uygulamaya başladılar." Üniversite ile FETÖ iş birliği yaptı Bünyamin Tonka, üniversitede atılması için mahkemede yer alan FETÖ üyeleri ve üniversite yönetiminin iş birliği yaptığını vurgulayarak, "Akademik kadronun dönemdeki atamaları 2 yıl veya 2 yıl yapılıyordu bana 3 yıllık atama yapılmıştı. 3’üncü yılın sonunda tekrar atanması gerekiyor. Benim anabilim dalı başkanım atanmamı istiyor, bölüm atanmamı istiyor, fakülte yönetim kurulu atanmamı istiyor dekan atanmamı istiyor ve üniversite yönetim kuruluna geldiğimizde rektör benim görevden atılmamalı istiyor. Bu şekilde bir olduğu iki oldu arkasından ben Bölge İdare Mahkemesi’ne gittim. Mahkemede o dönemlerde terör örgütü FETÖ‘nün üç kişilik ekibinde başkan benim haklı olduğumuzu söylüyorken diğer iki üyesi de o zaman dönemin rektörü ile anlaşıyorlar bizim adamlarımız bir şey yapmazsanız sizin bu kararınız tasdik ederiz diyorlar ve tasdik ediyorlar. Ben bu şekilde üniversiteden atılmış oldum. Ben her şeyden önce belki de hayatımın en verimli dönemini o dönemde işliyorum belki de bilime en fazla katkı olacağım dönemde biz akademiden atılmış olduk" ifadelerini kullandı.
İstanbul Zorlu kalp sorunu ameliyatsız yöntemle aşıldı 9 yıl önce aort kökü ve çıkan aortası tamamen değiştirilerek hayata tutunan 45 yaşındaki Ömer Bayram, bu kez doğal aort kapağında gelişen ileri derecede yetersizlik nedeniyle yeniden ciddi bir kalp sorunu ile karşı karşıya kaldı. Daha önce geçirdiği büyük aort ameliyatı nedeniyle açık cerrahinin çok yüksek risk taşıdığı bu hastada, Memorial Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Nazmi Çalık tarafından uygulanan TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) yöntemiyle ameliyatsız tedavi başarıyla gerçekleştirildi. Literatür tarandığında Türkiye’de ikinci, dünya genelinde ise ilk 5 vaka arasında gösterilen bu özellikli olgu, ileri teknolojiyle desteklenen çok disiplinli kardiyovasküler yaklaşımın önemini bir kez daha ortaya koydu. Kalp takımı kararı: Açık cerrahi çok yüksek riskliydi Yüksek riskli ileri aort yetersizliği vakasını TAVİ yöntemiyle ameliyatsız tedavi eden Prof. Dr. Ali Nazmi Çalık, hastanın geçmiş sürecini şu sözlerle anlattı: "Hastamıza 2017 yılında, aort kökü ve çıkan aortanın tamamen çıkarılarak yerine tüp greftin konulduğu, kalp cerrahisinin en büyük ve en riskli ameliyatlarından biri olan David Prosedürü Prof. Dr. Hakan Gerçekoğlu tarafından başarı ile uygulanmıştı. Bu operasyon sonrasında yaklaşık 8 yıl boyunca tamamen semptomsuz takip edilen hastamız Ömer Bayram’a 2025 yılında göğüs ağrısı nedeniyle yapılan değerlendirmede iki koroner damarında kritik darlık saptandı ve sonrasında stent takılma işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Ancak takip eden dönemde eforla artan nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleri ön plana çıktı. Yapılan ayrıntılı incelemelerde, hastamızın doğuştan biküspit yani iki yaprakçıklı olan aort kapağında ileri derecede yetersizlik ve buna bağlı olarak kalbin sol boşluklarında belirgin genişleme olduğunu gördük. Kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi ve anestezi uzmanlarından oluşan Kalp Takımı konseyinde hastamızın durumunu ayrıntılı bir şekilde değerlendirdik. Daha önce büyük bir aort kök ameliyatı geçirmiş olması nedeniyle yeniden açık cerrahi girişimin çok yüksek risk taşıdığına kanaat getirdik. Bu nedenle, kasıktan girilerek yapılan TAVI yöntemiyle ameliyatsız olarak aort kapak değişimini gerçekleştirdik.’ Türkiye’de ikinci, dünyada ilk 5 arasında olan bir vaka "Ömer Bayram’a uygulanan tedaviyi son derece özellikli kılan birkaç önemli faktör var. Günlük pratiğimizde TAVİ, kireçlenmiş ve ileri derecede daralmış aort kapak tedavisinde uyguladığımız yaygın bir tedavi yöntemi. Fakat Ömer Bey’in aort kapağında daralma yerine ileri derece yetersizlik olması, normalde üç yaprakçıklı olan aort kapağının Ömer Bey’de biküspit yani iki yaprakçıklı olması, aort kapağının hemen üstünde yer alan aort kökünün ve çıkan aortun tamamen tüp greft ile değiştirilmiş olması ve söz konusu greftin kendi içinde yaklaşık 90 derece açı yapıyor olması vakayı son derece zor ve özellikli hale getiren faktörlerdi. İşlem öncesi ekokardiyagrafi ve bilgisayarlı tomografi ile çok ayrıntılı değerlendirmeler ve ölçümler yapıldı. Hastamıza en uygun kapak seçildi, işlem sırasında oluşabilecek tüm komplikasyonlara karşı önlemler alındı. İşlem herhangi bir komplikasyon olmadan yaklaşık 90 dakika içinde başarıyla tamamlandı. TAVI yöntemi ile takılan yeni kapak kaçak ya da darlık olmaksızın sorunsuz şekilde çalıştı. Hastamız ertesi gün servise alındı, klinik durumu hızla düzelen hastamız gerekli kontrollerin ardından şifa ile taburcu edildi. Bu başarının en önemli unsurlarından biri, Kalp Takımı’nın uyumlu çalışması ve hasta için en doğru kararın birlikte alınmasıdır. Literatür tarandığında, David Prosedürü uygulanmış, aort kökü tamamen tüp greft ile değiştirilmiş ve biküspit yani iki yaprakçıklı doğal aort kapakta ileri derecede yetersizlik nedeniyle TAVI yapılan vakaların dünya genelinde son derece sınırlı olduğu görülmektedir. Bu vakayı, Türkiye’de ikinci, dünyada ise ilk 5 vaka arasında saymak mümkündür." Yeniden ameliyat olma fikri beni korkuttu Yaşadığı süreci ve duygularını paylaşan Ömer Bayram, TAVI işlemi öncesi yaşadıklarını ve sonrasında hissettiklerini şu sözlerle anlatıyor: "2017 yılında açık cerrahi ile aort damarımın değişimi ve aort kapağımın onarımı yapılmıştı. O günden bu yana düzenli kontrollerimi sürdürüyordum. Ancak 2025 yılında özellikle tempolu yürüyüşlerde ve ani duygusal değişimlerde göğsümde sıkışma ve daralma hissetmeye başladım. Ardından halsizlik, çabuk yorulma ve nefes nefese kalma şikayetlerim arttı. Yine büyük bir sorun ile karşı karşıya kalmıştım. Tedavim konusunda da açık kalp ameliyatının çok riskli olduğu söylendiğinde yine endişelendim. Daha önce yaşadığım zorlu ameliyat süreci gözümün önüne geldi ve yeniden aynı süreci yaşama düşüncesi beni çok korkuttu." Ameliyatsız yöntemle tedavi edilmenin kendisi için büyük bir rahatlama olduğunu ifade eden Bayram, sözlerini şöyle sürdürdü: "Prof. Dr. Ali Nazmi Çalık, açık ameliyat yerine uygulanacak TAVI yöntemini bana tüm ayrıntılarıyla anlattı. Bu süreçte en önemli şeyin doktorlarınıza güvenmek olduğunu anladım. Benim için imkansız gibi görünen bir durum başarıyla çözüldü. İşlemden hemen sonra göğsümde ciddi bir rahatlama hissettim. Gün geçtikçe daha iyi olacağıma inanıyorum. Bugün net bir şekilde söyleyebilirim ki; doğru ekip, güven veren bir yaklaşım ve ileri teknolojiyle uygulanan ameliyatsız yöntemler gerçekten hayat kurtarıyor."