GENEL - 05 Mart 2012 Pazartesi 19:30

BAKANLAR KURULU SONA ERDİ

A
A
A
BAKANLAR KURULU SONA ERDİ

Bakanlar Kurulu sonrasında açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, sabah saatlerinde Başbakanlık yakınlarında patlayan bombayla ilgili olarak faillerin yakalanması için kamera kayıtlarının incelendiğini ve görgü tanıklarının ifadelerine başvurulduğunu kaydetti. Arınç, Genelkurmay’ın da MİT gibi Başbakanlığın iznine bağlanması konusunda ise bir çalışma olmadığını söyledi.
Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığında Başbakanlık Merkez binasında toplanan Bakanlar Kurulu, 5.5 saatlik toplantının ardından sona erdi. Bakanlar Kurulu sonrasında açıklama yapmak üzere kameralar karşısına geçen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu’nun 30 Ocaktan sonra yapılan ilk toplantı olduğuna dikkat çekti. Bazı kanun taslaklarının toplantıda gündeme geldiğini belirten Arınç, bu taslakların sunumundan sonra bazı bakanların kendi alanlarıyla ilgili sunum yaptıklarını
söyledi.
Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandıran Arınç, bir gazetecinin Başbakanlık yakınlarında sabah saatlerinde bir patlamanın meydana geldiğini ve bu konudaki son bilgilerin ne olduğunu sorması üzerine, "Bakanlar Kurulumuzun başlamasına yakın bir saat de meydana geldi. Bina olarak da çok yakın bir yerdeyiz. İçişleri Bakanımız olayla ilgili tahkikatın devam ettiğini ifade etti. Patlayıcı söz konusu, ses bombası olarak ifade ediliyor" diyerek, MOBESE kayıtlarından ve görgü tanıklarının
ifadelerine başvurulacağının Bakan İdris Naim Şahin tarafından kendilerine söylediğini belirtti.
Arınç, ’Bu patlamanın yerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle mi bu yer seçildi?’ şeklindeki bir soruya ise, "Bu hareketli bir yer, bulvar üzerindeyiz, Başbakanlık var, Yargıtay var, Bakanlıklar var... Özel olarak bu yer mi seçilmiştir? Bunu ancak tahkikat sonuçlandığında bunu anlayabiliriz. Ankara’nın birçok yerinde hatta İstanbul’un her sokağında, caddesinde buna benzer eylemler yapılabilir. Bu konuda ön alıcı bir takım tedbirler getirilmekte ama maalesef bazıları gerçekleşmektedir. Bu günkü
tesellimiz de şüphesiz bir Yargıtay çalışanının hafif düzeyde yaralanmasıdır. Çok güçlü bir düzenek ve patlayıcı olmadığı anlaşılıyor. Yerin bu şekilde seçilmiş olmasında doğrusu bir yorum yapmak durumunda değilim" diyerek cevap verdi.
JANDARMA, İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA BAĞLANACAK İDDİASI
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Jandarma Genel Komutanlığı’nın İçişleri Bakanlığı’na bağlanması konusu gündeme geldi mi? Teşvik Yasası hakkında bir gelişme var mı?" şeklindeki bir soruya ise şu cevabı verdi:
"Bakanlar Kurulu gündemimiz de bu konu yoktu. İlgili bakan arkadaşlarımız yapıyorsa çalışmalarını bitirdikten sonra belki Bakanlar Kurulu’na sunabileceklerdir. Diğer konuyla ilgili olarak da Jandarma Bakanlar Kurulu gündemine gelmedi. Jandarma, İçişleri Bakanlığımızla, Jandarma Genel Komutanlığımızla ve hatta valilerle irtibat şeklindeki bir kurum ve kuruluştur. Dolayısıyla iç güvenlik alanında da kullanıldığını biliyoruz. Cezaevlerinden başlayarak diğer kolluk güçlerinden birisi olarak da görevine devam
ediyor. Bununla ilgili olarak, Milli Savunma Bakanlığımızın veya İçişleri Bakanlığımızın bir ortak çalışması varsa, bu konu gündeme gelmiş değil. Dolayısıyla konunun detayları veya kapsamı içerisinde bir konuyu Bakanlar Kurulu’nda görüşmedik."
GENELKURMAY’IN BAŞBAKAN’IN İZNİNE BAĞLANMASI
Bir gazetecinin MİT mensuplarının herhangi bir soruşturma durumunda Başbakan’ın iznine bağlanması durumunun Genelkurmay içinde geçerli olup olmayacağını sorması üzerine, "Söylediğiniz bilgi sadece dün ve bugün bir gazetemizde yayınlanıyor. Gazetemiz böyle bir çalışmanın olabileceğinden bahsediyordu. Doğrusu Bakanlar Kurulu’nda bunu görüşmüş değiliz. Ancak merak ettiğim için hem İçişleri Bakanımıza, hem Adalet Bakanımıza hem de Milli Savunma Bakanımıza sordum. Böyle bir talebin olmadığını, üzerinde de bir
çalışma yapılmadığını ifade ettiler" şeklinde cevap verdi.
Arınç, Bakanlar Kurulu’nda ayrıca sözleşmelilerin kadroya alınması konusunun da Bakanlar Kurulu’nda gündeme gelmediğini kaydetti.
POZANTI ÇOCUK CEZAEVİ
Başbakan Yardımcısı Arınç, Bakanlar Kurulu’nda Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in Pozantı Cezaevi’nde olduğu iddia edilen konularla ilgili bilgi verdiğini belirterek, cezaevinin 1989 yılında açıldığını, 2010-2011 yılına ait izleme kurulu raporlarına göre cezaevinde herhangi bir taciz, tecavüz veya kötü muamele konusunda bir tespit bulunamadığını kaydetti. Arınç, konuyla ilgili olarak, "Bu konuda çalışmaların devam ettiği, infaz ve tutukevlerinin çocuk yaştakilere zarar vermeyecek şekilde yeniden
örgütlenildiği ve bir takım imkanlarla donatıldığı anlatılıyor" diye konuştu.
"FRANSA İÇİN ALINAN YAPTIRIMLAR DEVAM EDECEK"
Bir gazetecinin, Suriyeli general Harmuş’un, Hatay’daki kamptan alınarak Suriye’ye geri teslim edilmesiyle ilgili olarak Adana Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği’nin 4 MİT mensubu hakkında soruşturma için Başbakan Erdoğan’a mektup yazacakları konusunun gündeme gelip gelmediğini sorması üzerine, Arınç bu konunun görüşülmediğini ve gündeme de gelmediğini söyledi.
Arınç ayrıca bir soru üzerine Fransa Anayasa Konseyi’nin inkar yasasını iptal etmesi konusuyla ilgili bir soru üzerine ise, bu kararın her açıdan sevindirici olduğunu belirterek, "Sayın Dışişleri Bakanımız Fransa’ya karşı önceden ilan edilen yaptırımların ve önlemlerin aynen devam edeceğini, devam etmesi gerektiğini ifade etti" diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ardahan Bülbülan Yaylası’nda evler kara gömüldü Kışın yoğun kar ve fırtınanın etkisiyle tamamı karla kaplanan Ardahan’ın 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası’ndaki ev ve iş yerleri nisan ayında hala kara gömülü. Ardahan-Artvin sınırındaki yüksek rakımlı Bülbülan Yaylası’nda etkili olan yoğun kar yağışı, yayla evlerini adeta yuttu. Zorlu kış şartlarına rağmen bölgede oluşan manzaralar ise görenleri hayran bıraktı. Ardahan-Artvin arasındaki yaklaşık 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası, nisan ayında metreleri aşan kar kalınlığıyla dikkati çekiyor. Kışın yoğun kar ve tipinin etkisiyle tamamı karla kaplanan Ardahan’ın 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası’ndaki ev ve iş yerleri nisan ayında kara gömülü. Ardahan ile Artvin’in Ardanuç ilçesi sınırında yer alan ve yazın yaylacıların kullandığı yaklaşık 300 haneli, 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası’ndaki evlerin kara gömüldüğü görüldü. Kış boyunca yağan kar nedeniyle görünmez hale gelen Bülbülan Yaylası’nda kar kalınlığı yer yer 3 metreyi buluyor. 2 bin 581 yüksek rakımlı Bülbülan Yaylası’nda evler kar altında kalınca kartpostallık görüntüler ortaya çıktı. Yaklaşık 4 ay boyunca kar ve tipi nedeniyle kapalı bulunan Ardahan-Ardanuç kara yolunun 2 bin 581 rakımlı Bülbülan Geçidi’nde karla mücadele sona erdi. Yol ulaşıma açılırken Bülbülan Yaylası’nda kar kalınlığı tek katlı evlerin çatılarına kadar ulaştı ve evlerin kara gömüldüğü görüldü. Şu anda bin 581 rakımlı Bülbülan Yaylası’nda bulunduklarını söyleyen Ünsal Akbulut, "Buranın o kadar harika bir doğal coğrafi yaşantısı şekli var ki, insanlar buraya gelmek için can atıyor. Bülbülan bu bölgenin nefesi, can damarı. Kışın ayrı bir güzel, yazın ayrı bir güzel. Yazın burası yemyeşil oluyor ve bu baraka tarzındaki evler yayla olarak kullanılıyor. Ayrıca burada iş yerleri de bulunmakta. Ve bu iş yerlerinde kuzu çevirme, sac kebap, cağ kebap yapılıyor ve enfes oluyor. Neden? Çünkü bu bölgede, bu el değmemiş coğrafyada beslenen kuzuların etinden yapılmakta. Bu gölgeye ülkemizin çeşitli yerlerinde ve tüm dünyadan insanlar geliyor. Burayı herkese tavsiye ederim. Çünkü Ardahan’ın en güzel yerlerinden bir tanesi de burasıdır. İşte kar var, Ardahan’da kış var öldük bittik gibi düşünceler çok yanlış. Asla öyle bir şey yok, herkes keyfini alıyor. Ardahan’ın coğrafi güzelliğinin yani kışının ayrı güzelliğini, yazının ayrı güzelliğini insanlar farklı farklı mevsimlerde tatmak istiyor" dedi. Bülbülan Yaylası’nda karın oluşturduğu bu eşsiz manzara, kışın tüm zorluklarına rağmen doğanın sunduğu etkileyici güzelliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Eskişehir Dünyanın ilk enfeksiyonlu bölgeye uygulanabilen yapay kemiği Eskişehir’de geliştirildi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ve Anadolu Üniversitesi’nin 20 yıllık ortak çalışması sonucu, enfeksiyonlu alanda kullanılabilen antibakteriyel yapay kemik grefti geliştirildi. Prof. Dr. Nusret Köse, "Bizim geliştirdiğimiz teknolojinin en büyük özelliği, enfekte ortamda kullanılabilir olması. Bu yönüyle dünyada bir ilk" dedi. ESOGÜ Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı’nda 33 yıl görev yapan ve bu yıl emekliliğe ayrılan Prof. Dr. Nusret Köse, yürüttükleri çalışmanın detaylarını paylaştı. Geliştirilen yapay kemik greftlerinin değişik boyutlarda yapılabildiğini söyleyen Prof. Dr. Köse, "Kalsiyum fosfat malzemesinden yapılmış bu yapay kemik greftinin insan vücudunda mikrobu öldürme özelliği vardır. ESOGÜ ve Anadolu Üniversitesi birlikte, antimikrobiyal özellikli yapay kemik grefti üretilmesi ve implant ilişkili enfeksiyonların ortadan kaldırılması için ortopedide kullanılan metalik implantların yüzeylerine uygulayabileceğimiz antimikrobiyal özellikli seramik kaplamalar geliştirdik. Biz bu çalışmaları önce laboratuvar düzeyinde Anadolu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aydın Doğan hocayla birlikte yaptık. Bu çalışmalar yaklaşık 20 yıl önce başladı" şeklinde konuştu. "Çok başarılı sonuçlar aldık" Laboratuvarın ardından hayvanlar üzerinde çalışma yaptıklarını belirten Köse, "Antimikrobiyal özellikli yapay kemik greftlerinin hayvan denemelerinde başarıya ulaşması üzerine daha sonra TÜBİTAK projelerine başvurduk. TÜBİTAK’ın desteğiyle insanlarda bu geliştirdiğimiz teknolojiyi ve yapay kemik greftini ürettikten sonra hastalarda kullandık ve çok başarılı sonuçlar aldık. Bu aldığımız başarılı sonuçları uluslararası dergilerde makale olarak da yayınladık. Tabii implant malzemeleri geliştirilmesi uzun yıllar süren, oldukça detaylı çalışmalar gerektiren bir iş alanı. Bizim neredeyse 20 yıl sürdü. Bu süreçte bu teknolojiyi ve bu ürünleri geliştirirken 2 adet doktora tezi, 4 tane tıpta uzmanlık tezi geliştirildi ve nihayetinde ürünleri insanda kullanılabilir hale getirdik. Ancak tabii bu ürünleri bizim ticari olarak pazarlayabilmemiz için belgelendirme işlemlerini tamamlamamız gerekiyor. Hem Avrupa’da hem Türkiye’de son yıllarda MDR süreçleri başladı. Eskiden CE olarak alınan belgeler şimdi MDR süreçlerine tabidir. Bu MDR süreçleri hem oldukça detaylı hem de oldukça masraflı bir süreç. Biz de şu anda onları tamamlamaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. "Dünyada da benzer bir ürün bulunmamaktadır" Geliştirilen yapay kemik greftinin 78 hastada kullanıldığını dile getiren Köse, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kemik enfeksiyonu olan veya implant uygulanan tüm alanlarda, kemik ilişkili alanlarda bunu kullanabiliyoruz. Türkiye aslında son yıllarda havacılık ve bu savunma sanayiindeki gösterdiği başarının bir diğer örneğini tıbbi sektörde yapmakta. Türkiye’de üretilen, geliştirilen pek çok tıbbi cihaz yurt dışına pazarlanabilmektedir. Yapay kemik greftleri yönünden bakacak olursak Türkiye’de bunun çok başarılı üreticileri var. Hem Türkiye pazarına hem yurt dışı pazarına bu ürünleri gönderiyorlar ve hastalarda, gereken hastalarda kullanılıyor. Ancak bizim geliştirdiğimiz teknolojinin en büyük özelliği enfekte ortamda kullanılabilir olması. Bu yönüyle dünyada bir ilk. Dünyada da benzer bir ürün bulunmamaktadır."
Mersin Mersin’de engelsiz yaşam için kapsamlı destekler sürüyor Engelli vatandaşların hayatın her alanına aktif katılım sağlaması amacıyla projeler hayata geçiren Mersin Büyükşehir Belediyesi, sunduğu hizmetlerle takdir toplamaya devam ediyor. Engellerin kaldırılması için birçok birimle iş birliği içinde çalışan Engelliler Şube Müdürlüğü, engelli vatandaşların yanı sıra ailelerine yönelik destekleri de sürdürüyor. Özel gereksinimli veri tabanına kayıtlı 29 bin 197 yurttaşa yönelik hizmet sunan Büyükşehir Belediyesi; atölye çalışmaları, eğitim programları, kurslar ve spor aktiviteleri ile aktif bir yaşam imkanı sağlıyor. Engelli bireylerin ve ailelerinin ihtiyaçları düşünülerek hayata geçirilen Engelsiz Yaşam Merkezlerinde; kurslar, atölyeler ile sanatsal ve sportif faaliyetler gerçekleştiriliyor. Merkezlerde verilen Mola Evi hizmeti sayesinde aileler kendilerine zaman ayırma fırsatı bulurken, engelli bireyler de uzman eğitmenler eşliğinde eğitim alıyor ve sosyalleşiyor. Piknik, gezi, sinema ve tiyatro gibi sosyal etkinliklerle de bireylerin toplumsal yaşama katılımı destekleniyor. Merkezlerde yemek atölyesi, bağımsız hareket becerileri kursu, Braille alfabesi eğitimi, seramik, el sanatları ve dikiş kursları veriliyor. 7-12 yaş aralığındaki bedensel, zihinsel, işitme ve görme engelli bireylere sportif beceri ve koordinasyon eğitimi sunulurken, 18 yaş üstü özel gereksinimli bireyler için fitness ve spor eğitimleri düzenleniyor. Sabah saatlerinde belediyeye ait araçlarla evlerinden alınan bireylerin yemek ve eğitim ihtiyaçları ücretsiz karşılanırken, gün sonunda güvenle evlerine bırakılıyor. Engelliler ve aileleri için yaşam alanı haline gelen Engelsiz Yaşam Parkında da çeşitli sanatsal ve sportif faaliyetler gerçekleştiriliyor. Parkta ebeveynlere yönelik nefes terapi, pilates, tığ örücülüğü ve makrome kursları verilirken; dans evi, yüzme havuzu, bocce sahası ve atölye alanlarında özel gereksinimli bireyler için çeşitli eğitimler sunuluyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Uygulama Evi ile engelli bireylerin günlük yaşam becerileri destekleniyor. Ev ortamına uygun şekilde düzenlenen alanda bireylere yatak toplama, sofra kurma, yemek hazırlama ve kişisel temizlik gibi beceriler kazandırılıyor. Otizm Aile Danışma Merkezinde ise 0-72 ay arası otizm tanılı çocuklara özel eğitim, duyu bütünleme, psiko-sosyal destek ve aile danışmanlığı hizmetleri veriliyor. Alanında uzman ekip tarafından yürütülen çalışmalarda birebir eğitimler, grup aktiviteleri ve gelişim değerlendirmeleri gerçekleştiriliyor. Büyükşehir Belediyesi ayrıca Medikal Malzeme Bakım Onarım Hizmeti ile tekerlekli sandalye ve hasta yataklarının bakımını yaparken, Özel Gereksinimli Transfer Aracı Hizmeti ile ulaşım desteği sunuyor. Akülü Sandalye Şarj İstasyonları, medikal malzeme yardımları, işaret dili tercümanlığı ve evde bakım hizmetleri de özel gereksinimli yurttaşların yaşamını kolaylaştırıyor. Öte yandan dünyada ilk kez Mersin’de düzenlenen Dünya Paralimpik Plaj Oyunları da kentin erişilebilirlik vizyonunu ortaya koydu. 5 kıta ve 26 ülkeden 350 sporcunun katıldığı organizasyonda Büyükşehir Belediyesi ulaşım, altyapı ve organizasyon süreçlerinde aktif rol üstlendi. Uluslararası değerlendirme sonucunda Mersin’in 2025 Dünya Paralimpik Plaj Oyunları ve 2026 Dünya Gençlik Oyunları’na ev sahipliği yapması oy birliğiyle kabul edildi.