ASAYİŞ - 09 Mart 2012 Cuma 13:49

DİYARBAKIR POLİSİNDEN ÖZEL REHABİLİTASYON MERKEZİNE BASKIN

A
A
A
DİYARBAKIR POLİSİNDEN ÖZEL REHABİLİTASYON MERKEZİNE BASKIN

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü ekipleri, engelli çocukların rehabilite edilmesi için açılan merkezlere baskın düzenledi. Yapılan baskınlarda 1 yıl önce ölen engelli çocuğun kayıtlarda bulunduğu ve eğitim almaya devam ettiği öğrenildi.
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü’nde gazetecilerle bir araya gelen Diyarbakır Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam konu ile ilgili açıklamalarda bulundu. Sağlam, Kaçakçılılık Şube Müdürlüğü Mali Suçlarla Büro Amirliği görevlilerince Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde özürlü vatandaşlara hizmet veren özel eğitim rehabilitasyon merkezinin kamu zararına dolandırıcılık faaliyetlerinde bulunduğu bilgisinin edinilmesi üzerine, yapılan çalışmalarda, kurum çalışmalarının derse
katılmayan öğrencileri derse katılmış gibi gösterdiğini, kurum öğretmenlerinin derse katılmadıkları halde derse girmiş gibi evrak düzenlendiğini, özürlü vatandaşlarımızın eğitiminin yapılmadığı halde, yapılmış gibi gösterildiğini söyledi. Hayatını kaybetmiş olan öğrenciyi dahi sanki yaşıyormuş da derse devam ediyormuş gibi göstererek bunun üzerinde rant sağladıklarını belirten Sağlam, "Oraya hiç gelmeyen öğrencileri, eğitimi yapılıyormuş gibi gösterip, devletin verdiği kişi başı 450 lirayla rant sağladılar
ama maalesef bunun bir kısmını belki velilere verilerek aralarında beraber paylaştılar. Değilse bir veli buna nasıl razı olur. Özürlü vatandaşımızın eğitimi bitmiş ama bitmemiş gibi gösteriyor ve devam ettiriyor. Bu yolla da evraklar düzenliyorlar. Konu ile ilgili olarak 8 Mart 2012 günü eş zamanlı olarak yapılan operasyonda iki kurum ortağı 7 öğretmen 4 kurum çalışanı yakalanarak gözaltına alınmıştır" dedi.
"ÇOCUKLARIMIZI 3 5 KURUŞ UĞRUNA BU EĞİTİMLERDEN MAHRUM BIRAKIP DA ÖMÜR BOYU MAĞDURİYETLER YAŞATMAYALIM"
Bunların dışarıda görevlendirdiği elemanlar vasıtası ile de mağdur çocukları özürlü vatandaşları tespit ettiklerini kaydeden Sağlam, "Bu şekilde suç örgütü oluşturarak rant elde ediyorlar. Yapılan operasyonun sonucunda gözaltına alınan şahıslar hakkında suç işlemek için örgüt kurma, kurulan örgüte üye olma, resmi belgede sahtecilik, kamu zararına nitelikli dolandırıcılık suçlarından yasal işlem başlatılmıştır. Söz konusu yöntemleri kullanarak devleti zarara uğratarak haksız kazanç sağlayan özürlü
vatandaşlarımıza daha sonra telafisi mümkün olmayan mağduriyetler yaşatan şahıs ve organizasyonların deşifresine yönelik çalışmalarımızı devam ediyor. Bundan sonra bu gibi kuruluşların böyle bir şey yapmasına müsaade etmeyeceğiz ve nefesimiz enselerinde diyorum. Bir kurumun 3 aylık gelirlerini gözetleyebildik. Tabi minareyi çalan kılıfını hazırlıyor. Bir kurumun haksız kazancı 3 ayda 10 bin lira tutarında. Ama bu şekilde çok yerler var. Şu an bir özel rehabilitasyon merkezi üzerinde çalıştık. Bu
çocuklarımızın bir kısmı eğitilebilir düzeyde, bir kısmı belli bir seviyede eğitilebilecek düzeyde ve bu çocuklar belli bir seviyeye kadar eğitim alırlarsa belki sonrasında ayaklarının üzerinde durabilir hayatlarını idame ettirebilirler. Onun için çocuklarımızı 3 5 kuruş uğruna bu eğitimlerden mahrum bırakıp da ömür boyu mağduriyetler yaşatmayalım diyorum" ifadelerini kullandı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Çocuklara müezzinlik öğretme tartışmasında imama yumruklu saldırı Isparta’da bir camide iddiaya göre çocuklara müezzinlik öğretilmesi sebebiyle yaşanan gerginlik namaz sonrası yumruklu saldırıya dönüştü. Bir vatandaş tarafından saldırıya uğradığını iddia eden cami imamı darp raporu alarak saldırgan hakkında şikayetçi olduğunu bildirildi. Isparta’da Yılmazlar camisinde çocuklara müezzinlik öğretilmesi sırasında yaşanan tartışma, namaz sonrası yumruklu saldırıya dönüştü. Edinilen bilgiye göre, yaklaşık 2 ay önce faaliyete geçen caminin yapılışında, gönüllü olarak yardım eden bir vatandaş ile cami imamı Yasin Veli Doğan, arasında son zamanlarda tartışma yaşanmaya başladı. Cami açıldıktan sonra çocukları camiye alıştırmak ve müezzinlik öğretmek amacıyla çalışma yürüten Doğan, Pazar akşam namazında çocuklara müezzinlik öğrettiği sırada heyecanlanan küçük yaştaki bir çocuğun mikrofonunun elinden alınması üzerine ortamda gerginlik yaşandığını söyledi. Pazartesi günü ise cübbesini çıkardığı sırada daha önce üzerine yürüyen bir kişinin bağırarak hakaret ettiği ve ardından yumruklu saldırıda gözünden darbe aldığını iddia eden Doğan için 112 Acil Servis ekipleri çağrıldı. Hastaneye kaldırılan Doğan’ın darp raporu aldığı ve saldırgan hakkında şikâyetçi olduğu bildirildi. "Kendisi hazmedemiyorsa, dinlemek istemiyorsa veya rahatsızsa gidebilir" Doğan, caminin yapımında gönüllü yardımcı olan kişiyle ilk başta çok iyi geçindiklerini ancak son zamanlarda işin farklı boyutlara gittiğini belirterek, "Bu abimizle aslında çok güzel geçiniyorduk. Onu dolduranlar var muhakkak. Bir de abimizin ’yapma, etme, kılma’ gibi şeyleri çoktu. Aslında çoğu işi de onunla başardık. Tabii bugünkü sabah namazına gelinceye kadar. Bizim cami derslerimiz var, Diyanetimizin uyguladığı. Bu dersleri namaz öncesi veya namaz sonrası 5–10 dakika da olsa uygulamamız lazım. Yalnız bu abimiz ilk şuradan başladı: ’Sohbetleri kısa kes, burada dinleyen mi var, cemaatin sayısını azaltırsın, cemaati dağıtırsın’ gibi şeyler söyledi. Halbuki cemaat ’Allah razı olsun’ diyor. Kendisi hazmedemiyorsa, dinlemek istemiyorsa veya rahatsızsa gidebilir. Bu abimiz mesela caminin giriş bölümünü gençlik merkezi olarak yazdırmama da karıştı. Gençlerimizi ve çocuklarımızı buraya çekmek için bu alanı gençlik merkezi olarak yazdırdım. İlk önce levhalara karışmaya başladı. ’Gençlik merkezine ne gerek var, bunu niye yazdırıyorsun, caminin girişindeki levhaları niye yazdırıyorsun’ gibi şeyler söyledi" dedi. "Kekeme olan kardeşimiz de çok süper okudu" Olay gününü anlatan Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dünkü hadisede, müezzinliği hem büyükler yapmak istiyor, ben de orada çocukları öğretmek adına koro hâlinde müezzinlik yaptırıyorum. Dün çocuklar 3–4 kişiydi. En son ’Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber’ bölümüne geldiğimiz zaman çocuklarımızdan biri ’Sübhanallah’ dedi. Ortadaki kardeşimiz biraz küçüktü. O abimiz mikrofonu elinden alıp diğer çocuğa verdi. Şimdi orada ben ortadaki çocuğu düşünmüştüm; çünkü o biraz heyecanlıydı, heyecanının giderilmesi gerekiyordu. O da sıra kendisine geldiği için umutlanmıştı. Abimiz böyle yapınca ben orada yanlış bir şey söylemedim. ’Abi, müdahale etmeseniz; burada ben zaten anlatıyorum, çocuk tekrar ediyor’ dedim. Abimiz buradan darılmış olmalı ki karışmadı. Sonra ortadaki çocuğa mikrofonu verdik ve sonuna kadar çocuk benim öğretmemle çok güzel okudu. Kekeme olan kardeşimiz de çok süper okudu. Namazdan sonra şunu söyledim: ’Muhterem cemaatimiz, bu çocuklarımız zaten cumartesi pazar geliyorlar. Bu çocukları okutmayalım demeyelim.’ Zaten ben yatsı namazından sonra sohbete başlayınca kalkıp gittiler. ’Mikrofonu o çocuğa ver’ dedim ya, herhalde darıldılar, gittiler" ifadelerini kullandı. "Kendimi savundum çünkü orada üzerime daha fazla gelecekti" Mikrofon meselesinin başka bir vatandaşla olduğunu ifade eden Doğan, "Tam burada cübbemi çıkarırken ’Sen akşam bizim arkamızdan konuşmuşsun’ dedi. Bağıra bağıra, öyle bir öfkeyle konuşuyordu ki ben dondum kaldım, bayağı sustum. Müezzin bir kardeşim ve cemaatten birkaç kişi vardı, onlar da dinliyordu. Bana sürekli bağırınca suskunluğumu bozdum. ’Bu çocuklar cumartesi pazar geliyorlar. Bu çocuklar burada müezzinlik yapacak. Çocuklara mani olunmayacak. Sen namazını kıl, bu konuşmalara karışma’ deyince yumruğu gözüme patlattı. Yanımızdaki kişiler ilk önce bizi ayırmadı. Ben de ’Bana vuramazsın’ dedim. İlk önce iteleme oldu, durdurma olmadı. Ses tonunu iyice yükseltmeye başlayınca ben de onu iteledim. Kendimi savundum çünkü orada üzerime daha fazla gelecekti. Durum bundan ibaret. İlk başta yumruk attığı gözümün altı çok acıyordu. 112’yi aradım, ambulans geldi. Tedavi oldum, darp raporu aldım. Şikayetçi oldum" dedi.
Düzce Bu meyveler aşerenler için Singapur’dan geliyor Düzce’de kış mevsiminde bulunması zor olan yaz meyveleri, hamileler için özel olarak Singapur’dan getiriliyor. Tanesi 250 lirayı bulan erik ve 5 tanesi bin liraya satılan kiraz, özellikle aşeren anne adaylarından yoğun talep görüyor. Kentte manavlık yapan Seyfi Oral, özellikle hamilelik döneminde aşeren kadınların taleplerini karşılamak amacıyla Singapur’dan mevsim dışı meyveler getiriyor. Kış ortasında tezgahları süsleyen erik ve kiraz, fiyatlarıyla dikkati çekiyor. Gümrük maliyetleri ve lojistik süreçler nedeniyle ürünlerin etiket fiyatları yükseliyor. Seyfi Oral, fiyat tarifesini şöyle anlattı: "Gümrükten kendimiz alıyoruz. Bu aylarda aşeren müşterilerimiz oluyor, onlar için getiriyoruz. Fiyatı biraz yüksek. Kirazı 5’li paketler halinde bin liradan satıyoruz. Tanesine göre fiyat değişebiliyor, tanesi 200 ila 300 lira arasında. Erik ise 3 tanesi 750 lira. Tanesi yaklaşık 250 liraya geliyor" dedi. "Fazlasıyla talep var" Fiyatların yüksek olmasına rağmen talebin yoğun olduğunu dile getiren Oral, "Bu ürünler pahalı ama talep var. Hatta fazlasıyla talep oluyor. Neredeyse hiç ürün kalmıyor" diye konuştu. Düzce’de 12 ay boyunca bulunmayan meyveleri müşterilere sunmayı hedeflediklerini belirten Oral, "Müşterilerimiz her sezon Düzce’de bulamadığı her çeşit meyveyi bizde bulabilirler. Kışın erik, yazın da farklı meyveler getiriyoruz. Zahmetli oluyor ama her şeyi bulunduruyoruz" ifadelerini kullandı. Kış ortasında karpuz keyfi İthal ürünlerin yanı sıra Antalya’dan getirilen karpuzun da ilgi gördüğünü aktaran Oral, "Karpuzun tadı yaz aylarına göre daha lezzetli diyebiliriz. Şu anda kilosu 150 lira, bazen 100 liraya düşüyor. En fazla 150 liradan satıyoruz. Tanesi 700-800 liraya geliyor, bazıları 1000 lirayı buluyor. Yazın ise kilosu 10-15 lira arasında değişiyor" şeklinde konuştu.